• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

     www.sakli-sifa.com      www.sakli-sifa.com
                                İlaçlar kadar Bitkilerde zehirlidir tavsiye ile kullanılmaz                                                                             
                                      Doğa ile Savaş Halindeyiz Kazanırsak Kaybedeceğiz    
                              "İlacınız" Sebzeler Temizleyici Meyveler Besleyici   
                         Yaratanın yaratmış olduğu evrendeki Dengeyi yakalamak                                                   
Site Menusu
Site Haritası
Takvim
SAKLI ŞİFA ZOR YOLCULUK SIRLAR KİTABI EYLÜLDE O YERİ ARIYORUM...














SAKLI ŞİFA ZOR YOLCULUK SIRLAR KİTABI EYLÜLDE O YERİ ARIYORUM...

58 yıl önce Tarsus köşk gibi bir ev 4 yaşlarında yaramaz bir çocuk bir gün kaybolur, ev hali aramaktan umudu keser tüm Tarsus bu çocuğu ara durur ,ne yazık bulamazlar ,umudu kesilen ev halkı yüklükten bir ses gelir, anne sesi hemen bakarlar kaybolan çocuk ,bu raya nasıl çıkar düşünmeden sarılırlar bulduklarına sevinir ağlarlar...Bu çocuk yüklüğe nasıl çıkmıştı nasıl biz aradığımız halde bulamadık hayrete düşerler...Evet çocuk bulunmuştur...Çocuk uyuya kaldığı süre rüya görmüş bir yerde güzel aylar günler geçermiş bu zaman perdesine geri gönderilmiştir...

Hayatı boyunca da o yeri aramakla geçeceğini o yaşta aklına getirmeden...
Kısa yıl sonra babasının işi nedeniyle Konya Ereğli’ye göç ederler....Sanki o yere gidiyormuş gibi sevinen çocuk....Neşe mutlu hayatının devamı süreceği yıllara yelken açmış vardığı yerde o güzel yere gelmek istercesine coşmakta neşelenmektedir...Sonunda Ereğli’ye gelmiş orada da şato gibi eve yerleşmişler bazıları perili ev derler çocuk hayal ettiğim ev ama aradığı yer değildir...

Okul yılı başlamış 1 re gitmeye başlamış ama aklı hep o yerdedir...okumayı ve yazmayı bildiği halde bilmezliğe gelmekte düşüncesi aklı o hayal ettiği yaşadığı yer değildi...Bir gün baba çiftliğinde işler için beni de gezmeye götürmüşler yorgunluktan at arabası altına yatırarak orada baygınlık yüksek ateş arasında yaşamla mücadele ederken ,beni şehir’e getirerek soğuk buz teknesine yatırmışlar orada günlerce yatan kendini bilmeksizin bir den tren istasyonuna koşmuşum zorla tutmuşlar ve tekrar ateşli hastalık basmış sanki dünya büyük ben ondan büyükmüşüm gibi yakın tarihte bulunan arcturus,sirius,pistol star ,yıldızları gibi parlak Renğarenk o yeri arı yoncasına, dünyanın öbür tarafını aramak hayaller içinde günlerce yatmış bir sabah kalktığım da o zaman yaşamı yaptıklarımı anlattıklarında o ben miyim dercesine şaşkın....

Yıl geçerken Atası ölmüş ve sanki bu yer gidiyormuş hayaliyle oradan bir haber getirecekmiş düşüncesiyle ,Annesi 6 çocuğuyla İstanbul’a göç ederler...Sanki gideceğim yere bir istasyondan obur istasyona kadar geçen bir zaman var hayaliyle İstanbul’a yerleşirler..

Tekrar burada geçici gelmiş gibi okula yazdırırlar okula gider ,burada da okul ona göre değilmişçesine oraya gitmek için buralardan geçer misali vakit geçse de boşa geçen zamanmış gibi, artık bıkar hayata kazanarak gideceğini düşünen çocuk o yere gitmek için yeni bir hayata başlar.. Artık çocuk ama oraya gitmek için büyümüştür...
Gece gündüz gazete satar çocuk yaşta gazete büfesi açarak açsa da daha yol almak için daha çalışmak var casına Sirkeci de bir işe girerek ilk sigortalı işe gir semde ilk hastalanmanda kontrole gittiğinde bir kutu aspirinle gönderilmek ve aspirini çöp kutusuna atıp .”rabbim şifayı verende sensin bulduranda”...

Der bir saat geçmeden o ben miyim halsiz, o ben miyin, bezgin. Asla ...iki yıl boyunca seyahatlerim hem iş hem de 0 yeri aramaktı....Yıllar kovalarken arkadaşım Orhanla denize gitmek Dolaşmak yediğimi içtiğimiz ayrı gitmeyen dostluk kardeşlik vardı...Günlerden bir gün Pazar Yeşilköy polis plajına her zamanki gibi gider yüzerdik ,deli dolu maceralı paramız olduğu halde trenler kaçak biner ölümcül yarışa dalar, aptalca heyecanlar aradık.. İçimizde güven ve korkusuzluk vardı...Sonradan da Geçmiş zaman ola ki. Sonradan geçmişi hatırlasak ta ne aptalmışız der sohbetlerimiz oldu bu yerde artık büyümüş arkadaşım Fransa Paris’e gitmiş ben de avrupayı gezerken bir sürpriz ziyaret yapmıştım.. o günleri hatırladık ..

Evet o korkusuzluk o gün plaj sakindi erken saatleri bize yakın gemiye gitmekti yüzmeyi as bilsen de arkadaşıma güveniyor o beni yarı yolda bırakmaz der ve yüzmeye başladık biz yüzdükçe gemi sanki bizden uzaklaşıyordu arkadaşıma seslenerek Orhan geri dönelim ben gidemeye cem der ,peki dercesine döneriz aman Allah kıyı sanki görünmez oldu bu kadar yüzdük mü orhan der bende panik başlamış telaş düşmüş ben nasıl geri giderim der orhan dan yardım isterim ,orhan seslenir bana sadece önümde iki kulaç önde git yaklaşma panik senide alır kurtulamayız sen sadece denizi yar ben sırt üstü bana yardımcı ol yeter ama uzaklaşma ne fazla uzaklaş nede yaklaş sadece denizi yar...

Evet bu şekilde kıyıya vardık ben bitmiş bir şekilde kumun üzerine atmış ,arkadaşımda gençlerin giydiği siyah gömlekleri aklınca gölge olsun diye yüzüme atarak ben dinlenmek için yanız bırakır...Sat ler sonra beni merak eder hala yattığımı görü kontrol eder bir bakar her taraf mosmor olmuş hemen beni orada kilerle giydirir beni ev veya hastaneye götürme çabasına girer.. VE yolda sadece şu ihtiyar erik uzatıyor bana ver der dururmuşum.. 
Ben kendimden geçmiş bir vaziyette benim hayal ettiğin ihtiyar eriği uzatır yemeğe başlarım erik güzel ekşiymiş ihtiyar der der dururmuşum...Yolda geçenler bu yaşta içki içmiş derlermiş yollara istifra eder dururmuşum .bir arada ihtiyar erik beni kusturdu der yollarda bir hal olur gider ve nasıl trene bindiğimi nasıl eve geldiğimi nasıl günlerce yattığımı hatırlamaz sadece o yer der dururmuşum...Ve ayıldıktan sonra hayatım tamamen değişerek Anadolu seyahatlerine daha çok önem vererek ve hafta sonları o hayal ettiğim yeri aramak için dağları ovaları gezer yanız başıma bir şeyleri aramak bulacakmış gibi her hafta sonunu iple çekerdim. .

Orhan arkadaşımı ve arkadaşlarımı son kez görmüş o mahalleden aşağı mahalleye taşınmış yakında olsa arkadaşları son görüşümdü...Evet yeni bir zaman perdesine girmiş gibiyim.. O kalacağım zaman perdesinde farklı olabilirdim.. Ama şimdi daha başka zaman içindeydim.. Sanki geçmiş ben değilmiş gibi bir durumdu. Çok farklı bir yapıya durunmuş aklım hep o yeri aramakta idi...Artık tamamen Anadolu seyahatleri ve evden uzak bir yaşantımla insan yüzlerini okuma hastalık teşhislerinde farklı farklı yüzlerde farklı hastalık belirtileri ve bazen otobüste bazen hastanelerde insan beden konuşma dillerini örenerek geliştirdiysem de, kimseyle tartışmıyor sadece incelemeyle hal ve hareketleri örenim eksikliğinde yaşarken öğrenmek istercesine çaba gösterirken zaman geçer ,askerlik hayatı başlaması ve gelişim beni gene başka zaman perdesine sokarak daha farklı bir hayata tutundum...

İş hayatı girmiş ama başaramamış oluşun beni doğa bilimleriyle bitki ve diğer canlı üretimlere farklı iş alanlarına soksa da o yer hiç aklımdan çıkmaz o yeri bulmak için çaba göstererek hem iş hem yurt dışı seyahatlerime çıkışım ,Avrupa’yı karış karış gezsem de atlama yeri olarak Afrika kıtasını ,oradan Asya gez dur sanda o yerlerde gelişimleri gözlemiş ,bir yandan da o yeri aramak bulamamak beni yıldırmamış daha çok hırs vermişçesine bedenim ruhuma borçlu oluşu daha çok işler yapacağımın kanıtı gibi daha çok üretici projeler sunsan da izin vermeyişleri, onların zaman perdesinde olmadığımdan onlar sadece kendilerine yontan torna tezgahları gibi çalışmakta esaret içinde yaşamamı istercesine işlerimi hep retle alışım beni yıkmadı..

Zaman geçmiş ve o yeri bulamamış olman beni gene yıldırmadı tabi bu arada hayat perdeleri içinde dram aksiyon ,yalnızlık, iftira ,hatta hırsız, hatta dolandırıcı demedikleri kalmayan kendilerini doğruluk abidesi gibi gösteren yüzler maska altında sahtekarlıklarını gizleyenler ,iş yapacağız diye dolandıranlar, şu ürünü yapalım diyerek kandıranlar bitki toplatıp sonradan çayanlar, işler için rüşvet isteyenler ,Kitap yazacağız deyip korsan yazarlar ,aşk ,sevgi ,ihanet, öfke hırs ,bitki dilleri, hastalıklar, şifalar, ama hepsi.. Kanunlar, kanun içinden çıkar için bir günlük kanunlar yalaka ,yalaka üzerine ticari iş kuranlar sahtecilikle faturalar kesip devleti dolandıranlar ,hayali vergi alanlar, üç kuruşa akıl düşüncelerini satanlar, bir delinin peşine koşanlar, Bu kitapta...

BUNLARI ÇOK KISA YAZMAKTAYIM AMA BİR GÜN ZOR YOLCULUK SIRLAR KİTABINDA OKURSUNUZ KİTAB SONU YOK SONSUZ  ”  internet kitabin da". Uzun aradan sonra gecikmiş yazılan sayfaları atmak eylülde Biter mi çuvallar dolusu notlar benden sonrada devam edecek..... ”

Evet o yeri bulamadım ama aramaktayım çok yaklaştım sadece bir son zaman perdesini bekler dururum...Beden ruha borçlu oluşu nedeniyle şimdi dağlara gelecek nesiller için tohum atmakla ve bildikleri mi gördüklerimi yaşadıklarım not almakla yazmaktayım eğri olmayan sadece doğruları yazmaktayım...Son Treni beklerim ..” Esaret içinde yaşadığınızı anladığınız gün en derindeki cesaretiniz ortaya çıkarıp zafer ,huzur ,barış, getireceksiniz kendinizde “.Selçuk uysal Çoban saklı şifa.”. 

Şu ana kadar yazılan sayfa 45 bin bir kısmı yayınlanan bir kısmı yayınlanmayan  bu sayfalar adedi bitmeyen sonsuzluk ve sonsuz devam...

 

 

Paylaş |                       Arşiv     
12 kez okundu

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam324
Toplam Ziyaret1002017
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN Yatırın Karanlık Dünyada Kağıtların Önemi yok olur
AlışSatış
Dolar5.78805.8112
Euro6.50886.5348
Hava Durumu
Anlık
Yarın
5° 0°