• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

S - P - R - Ş BİTKİ İSİMLERİ ve ŞİFALARI (H)

                                PELİN (-OTU):
                                     PELİN OTU

Latince Adı: Arthe­misia absinthium

Diğer Adları Acı pe­lin, Ak pelin, Acı yavşan

      Bileşikgiller famil­yasındandır. Ülkemiz­de Kuzey, İç ve Güney Anadolu’da yabani ola­rak yetişen çokyıllık da­yanıklı otsu bitkidir. Pe­linin, ince tüylerle kaplı gövdesi kokulu, kabarık çizgili ve gri-yeşil renkli­dir. Çok ince tüylerle kaplı grimsi ya da beyazımsı yeşil, altı gri renkli ve ko­kulu olan yaprakları çok parçalı ve almaşık dizilidir. Temmuz-ağustos ayların­da açan açık sarı küçük çiçekleri salkımlar oluşturur. Silindirik yapılı yassı, kü­çük ve gri renkli meyvelerinin içinde kahverengimsi gri minik tohumları bu­lunur. Pelin döktüğü tohumlarıyla çoğalır ya da sonbaharda alınan gövde ka­lemleriyle çoğaltılır.

    Pelinin küçük yapraklı dalları özel kokulu ve çok acı lezzetlidir. Uçucu yağ, absintin gibi acı maddeler, flavon ve pineni içerir.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Bitkinin, içerdiği acı maddeler nedeniyle vücu­du uyarıcı, iştah açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı etkileri vardır. Sindirim salgıla­rının miktar ve etki yönünden yetersiz kaldığı durumlarda kullanılır. Yüksek a­teş ve enfeksiyon durumlarında güçlü bir iyileştiricidir. Vücudu güçlendirici to­nik etkisi vardır. İdrar söktürücüdür.

   Bu durumlar için, pelinin yaprakları ve çiçek açmış salkımları, çiçekleri sol­duğu dönem olan yaz ortası ve sonbahar başı arasında toplanıp gölgelik ve ha­vadar yerde kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı kuru karışım üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10-15 dakika süreyle demlendirilmeye bırakılır. Böylece hazırlanan infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak olarak içilebilir.

Yaprağı güveleri kaçırmak üzere, tozu ya da çay gibi demlenınişi kullanılır.

Yaprağı Çay gibi demlendirilip filitle sıkılan suyu soğan ve havuç sinekleri­nin bu bitkilere konmalannı caydırır.

Lahana kelebekleri ve meyve ağaçlarının güvelerini caydırmak için de, bu bitkilerin yakınına acı pelin dikilir. Pelin yaprağı çay gibi demlendirilip kuvvet ilacı (tonik) olarak içilir.



                                 PİREOTU:
                                       PİRE PTU

Latince Adı: Tanace­tum coccineum

Diğer adları: Gümüş­düğme, yavşan, Oltuotu

     Bileşikgiller familya­sındandır. Yaklaşık 80 tü­rü vardır. Ülkemizde Er­zurum yaylalarında yetiş­mektedir. Pembemsi çi­çekli çokyıllık otsu bir bitkidir. Ortada sarı tüp­sü ve yanda soluk ya da koyu pembe dilsi çiçekleri papatyanınkine benzer. Bu çiçeklerin bileşiminde uçucu yağ ile sabit yağ, reçine ve piretrin adlı madde bu­lunur. Piretrin; pire, kene vb. kan emici hayvanlar için çok zehirli; insan, kedi, köpek vb. için az zehirlidir. Piretrin kan emici hayvanlara değince öldürücü et­kisini gösterir. Bu nedenle pireotunun çiçekleri toplanır ve kurutulur. Ayrıca, uçucu ve sabit yağ ile reçine içerir. Çiçeklerinin eğer fazla tüketilirse zehir et­kisi yaptığı söylenir.

      Faydaları ve Kullanım Şekli: pire otu; adet düzenleyici ve ateş düşürücü ola­rak, baş ağrısı, kulak çınlaması ve baş dönmesine karşı ve doğumlarda karşıla­şılan güçlüklere karşı kullanılmaktadır. Yapılan kimyasal, klinik ve biyolojik ça­lışmalar sonucunda bu bitkinin antimigren, iltihap önleyici, antitümör, antiül­ser, antimikrobiyal, böcek öldürücü özellikler gösterdiği kesinlik kazanmıştır. Pire otu, antimigren etkisiden dolayı bugün ilaç olarak satılmakta olup kanserli hücrelerin büyümesini belirgin olarak engellediği görülmüştür. Bit, pire, tahta­kurusu, hamamböceği, karasinek, sivrisinek, kene, yaprak biti, örümcek ve ka­rınca gibi zararlılardan kurtulmaya yardımcı olur. Sivilce ve kaşıntılı deri hasta­lıklarına karşı da faydalıdır. Çiçekli bitki kurutulup toz haline getirildikten son­ra kullanılır. Yavşan adıyla bilinen bitkinin yaprakları yakılıp külü vücuda sü­rülerek uyuza karşı kullanılmaktadır. Halk arasındaki adı “marsuvan otu” olan tür vücuda sürülerek uyuza karşı kullanılmaktadır. Ayrıca çiçekli dalları halk a­rasında idrar arttırıcı olarak, midevi rahatsızlıklara karşı ve safra kesesi taşları­nı düşürücü olarak, çay halinde kullanılmaktadır.

Uyarı: Diğer böcek ve balıkların öldürülmesine de yardımcı olur,

Alerjilere neden plmasın diye çiçeğinden tozu alınırken ya da uzun süren iş­lemler yapılırken eldiven giyilir.


KULLANIMI;

DEKERASYONDA;

Kesme çiçek olarak uzun ömürlü çiçek düzenlemelerinde kullanılır.

SOFRADA;

Çiğ olarak salatalara konur.Ya da iyice karıştırılıp kızartılarak yenir.Bu çin mutfağının yenilebilen kasımpatısıdır.Doğunun pek çok yemek tarifinde yer alır.

EVDE;

Kurumuş çiçekleri şu böcekleri öldüren tozu elde etmek üzere sallanır ve dökülen toz toplanır.Tahta kurusu,hamam böceği,karasinek,sivrisinek,kene yaprak biti,örümcek ve karıncalar.

DİKKAT;

Diğer böcek ve balıkların öldürülmesinede yardımcı olur.Alerjilerre neden olmasın diye çiçeğinden tozu alınırken ya da uzun süren işlemler yaparken eldiven giyilmelidir.



      Pterocarpus angolensis (KANLI AĞAÇ)
                     KANLI  AĞAÇ

    Güney Afrika kaynaklanan ahşap bir türüdür. Bu sıradışı "kan kereste" de çeşitli isimler Kiaat, Mukva ve Muninga tarafından bilinmektedir. Ayrıca Bloodvood ağacı (kelimenin İngilizce sürümü) denir. Nevjerovetne koyu kırmızı meyve suyu. Çünkü Wood Bu isimle çağrıldı gövde, dal, ya da hasar ağacı giderirken kırmızı sıvı, hayvan ve insanın kanı inanılmaz anımsatan! sızmaya başlar "kanama"Aksi takdirde kırmızı suyu, Pterocarpus angolensis Ve geleneksel olarak hayvansal yağ ve yüz ve vücut için doğru güzellik ürünleri dışarı karıştırılır boya maddesi olarak kullanılmıştır. Ayrıca, bu "kan kereste" görünüşte çünkü kan onun yakın benzerliği, kan güçlendirmek için sihirli özelliklere sahip olduğuna inanılmaktadır. Kereste ayrıca sokması, göz problemleri, sıtma, ateş, mide problemleri gibi birçok tıbbi koşulları tedavi etmek için kullanılır hamileyken anne sütünü artıran bu "kanayan ağacın" Kimden çok kvalitatan mobilya yapılır. Doğa ağacında "kanama ağaç" 8 ila 12 metre yüksekliğe kadar büyüyebilir ve çok güzel sarı çiçekleri vardır edebilirsiniz. Ancak, son yıllarda kontrolsüz kesim yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.  



                                 RAVENTLER:
                          raventler

Latince Adı: Rheum türleri


 

Diğer adları: Ravend-i Hindi, Ravendiyye, Iş­gın, Işkın

     Karabuğdaygiller fa­milyasındandır. Serin ve dağlık yerleri seven çok­yıllık otsu bitkilerdir. Ül­kemizde Doğu Anadolu bölgesi’nde yetişen Işkın ya da Işgın denilen ravent türü, böbrek biçiminde yaprakları, küçük beyaz çiçekleri ve kazık kökü olan bir türdür. Çiçek sapları ilkbaharda kesilip kabukları soyularak çiğ olarak yenilir. Peklik verici ve müs­hil etkisi olan köklerinden, yukarıda tıbbi raventte anlatıldığı şekilde faydalanı­lır. Tıbbi ravent 60 cm. kadar boylanabilen bitkinin kaba yaprakları bitkinin ta­banında toplanmış ve sarı çiçekleri bitkinin tepesinde başak şeklini almış du­rumdadır. Bitkinin önemli bölümü rizomlarıdır (kökgövde). Bunlar çok eski zamanlardan beri tıbbi amaçlar

Kökleri ekim-kasım aylarında sökülür temizlenir, küçük parçalara ayrılır, güneşte veya soba üzerinde hafif ateşte kurutulduktan sonar karton kutularda ya da cam şişelerde saklanır.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Siroz ve vereme, bağırsak tembelliğine, sin­dirim sistemini düzene koymaya, iştah açmaya, uyarıcı olarak, mide-bağırsak gaz ve şişkinliklere, karaciğer hastalıklarına, egzamaya, sedef ve kurdeşene, ro­matizmaya, siyatik ve mafsal ağrılarına, kulunçlara ve kuvvet vermeye iyi ge­lir. Müshil olarak da kullanılır. Az miktarda alındığında peklik verici ve sindiri­mi kolaylaştırıcı etki yapar. Çok alınırsa bu kez müshil etkisi gösterir. Böylece bağırsaklar iyice temizlenmiş olur. Ayrıca bitkinin vücudu güçlendirici (tonik) etkisi vardır. Bu etkileri sağlamak üzere, raventinin rizom parçalarından 1/2-1 kaşığı 1 bardak su içinde önce kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra ateş kısı­larak 10 dakika daha ısıtılması sürdürülür. Böylece hazırlanan dekoksiyon, sa­bah ve akşamları olmak üzere, günde iki kez birer bardak içilir.

 

Mideyi rahatlatır ve sindirimi kolaylaştırır.

Kusmayı önler.

Şeker ve tansiyon hastalarına çok iyi gelir.

Kabız rahatsızlığının geçmesini sağlar.

Astım ve nefes darlığı çeken insanlara iyi gelir.

İshal, hemoroid, ülser gibi hastalıkların iyileşmesini sağlar.

Grip, soğuk algınlığı, yüksek ateş gibi rahatsızlıklara karşı birebirdir.

Yorgunluk, uykusuzluk, stres gibi durumlara karşı son derece başarılıdır.

Kan şekerinin dengede kalmasını sağlar.

İştah açıcı bir özelliğe sahiptir.

Tüketen kişinin zinde ve dinç kalmasını sağlar.

Hamilelikte oluşan lekeleri yok eder.

Kolesterolü düşürücü özelliği vardır.

Kalp rahatsızlıklarını engeller.

Cildi yeniler, kırışıklıkları yok eder.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

 Uyarı: Ravent kökü, idrarı sarı ya da kırmızı renge boyayabilir



                                      REZENE:
                               REZENE

Latince Adı: Foenicu­lum vulgare

Diğer Adları Raziyane

      Maydanozgiller famil­yasmdandır. çokyıllık ot­su bitkidir. Ülkemizde fa­kir topraklarda doğal ola­rak yetiştiği gibi, Ege ve Akdeniz bölgelerinin ılı­man yerlerinde bahçeler­de kültürü de yapılmakta­dır. Hoş kokulu, gri-açık yeşil renkte, ince uzun ipliksi görünüşlü yaprakları sonbaharda bronz renge döner. Gene hoş kokan küçük ve sarı çiçekleri yaz or­tasında açar ve çiçek salkımları bileşik şemsiye görüntüsü kazanır. Aslında bi­rer meyve olan hoş kokulu, küçük, silindir yapılı, üzeri çıkıntılı kıvrık tohum­ları yeşil-kahverengidir.

     Bitkinin tohumları yapışkan bitki sıvısı, şeker, nişasta, tanen, sabit ve uçu­cu yağlar içerir. Uçucu yağları tohuma anason kokusu verir ve tohumu, anason yerine salata ve yemeklere çeşni katmak üzere az miktarda kullanılır.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Mide ve bağırsak hastalıklarında rahatlatıcı­dır. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İştah açıcıdır. Emziren annelerde, sü­tü artırıcıdır.

    Günde 7.5 g drog ya da buna eşdeğer ekstre solunum yollan rahatsızlıkla­rında balgam söktürücü ve sindirim güçlüğünde kullanılmaktadır. Bronşitte ve öksürük nöbetlerinde rahatlatıcı etkisi vardır. Öksürük ilaçlarına tat vermek­te de kullanılır.

    Saf uçucu yağın iltihap giderici etkisi de bulunmaktadır. Bütün bu amaçlar­la bitkinin ikinci yılının sonbaharında olgunlaşıp yarılan tohumları toplanıp ka­bukları tarakla temizlenerek gölgede hafifçe kurutulur. İnfüzyon hazırlanacağı zaman bu tohumlar biraz ezilir, 1 tatlı kaşığı tohumun üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10 dakika süreyle bu tohumlar demlendirilir. Yukarıda sayılan du­rumlar  için bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

    Ağız kokusunu gidermek üzere, tohumları çiğnenir. Yüzü derinden temiz­lemek üzere, ezilmiş tohumları yüz maskelerinin formülüne katılır. Vücudu i­yice temizlemek üzere, ezilmiş tohumları sıcak banyo suyuna eklenir.

Bebek ve çocuklarda gaz ve öksürük giderici ve uyku verici olarak granüle çayları kullanılmaktadır.

  Tohum ve yaprağı yüze buhar banyosu uygulamakta ya da bedeni iyice te­mizlemek üzere banyo suyuna katılarak kullanılır.

Uyarı: Rezene, vücuda aşırı dozlarda alınmamalıdır.

                        SPİRULİNA BİTKİSİ

                          spirulina

   Spirulina %100 doğal ve oldukça besleyici mikro tuzlu su bitkisidir.Doğal alkali göllerde Güney Amerika ve Afrikada keşfedildi.Bu spiral şekilli yosun zengin bir besin kaynağıdır.Uzun birsüre için (yüzyıllar) bu algler birçok toplulukların diyetin önemli bir bölümünü oluşturmuştur.1970 yılından bu yana,Spirrulina iyi bilinmektedir ve bazı ülkelerde yaygın bir besin takviyesi olarak kullanılır.Spirulina zengin bitkisel protein içerir.(60 - % 63 balık veya eti daha 3- 4 kat daha yüksek) çoklu vitaminler özellikle vejetaryen diyet eksik olan,(B12 vitamini hayvan karaciğerinde  3-4 kat daha fazladır.)Bu hücreler koruyan beta karoten yüksek ses (havuç 5 kat daha fazla,ıspanak 40 kat daha fazla ),yüksek hacimli (demir,potasyum,magnezyum,sodyum, fosfor,kalsiyum v.b dahil) minareller geniş bir yelpaze içerir.Gama linolein asit.(kolestrol düşürmek ve kalp hastalığı önlemek olabilir.)Ayrıca Spirulina sadece bulunabilir.Phycocyanin içerir.



                       SABUNOTU (-ÇİÇEĞİ):
                          sabun_otu_ciceg

Latince Adı: Sapona­ria officinalis

Diğer Adları Çöveno­tu, Kargasabunu, Köpür­gen

       Karanfilgiller famil­yasındandır. Ülkemiz­de özellikle Karadeniz Bölgesi’nde sıkça görül­mektedir. bir veya çok yı­lık dayanıklı otsu ya da yarı otsu bitkidir. Sabu­notu (ya da Sabun çiçeği) bitkisinin gövde, yaprak, çiçek sapı, çiçek ve en çok da köklerinde saponin ad­lı madde ile ayrıca zamk, reçine, uçucu ve sabit yağlar bulunur, içerdiği sapo­nin nedeniyle bitkinin kök ve diğer kesimleri suyla çalkalandığında sabun gi­bi köpürür.

Faydaları ve Kullanım Şekli: sabunotu eski ve değerli, özellikle yünlü ku­maşların temizlenmesinde kullanılır.

   Ortadoğu’da sabunotu uzun zamandan beri hem temizleme öğesi hem de bazı cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılmışmaktadır. Bu özelliklerinin yanı sıra özellikle karaciğerdeki zehirleri yok etmeye yardımcı olur.

    Terleticidir. İdrar söktürücüdür. Bronşit ve kuru öksürükte balgam söktü­rücüdür. Safra taşları üzerinde etkili olduğu ileri sürülmektedir. Bu durumlar i­çin, sabunotunun gövde, sap, yaprak ve çiçekleri yaz ortasından sonbahara ka­dar toplanır. Gölge ve havadar yerde kurutulur. Bu kurumuş karışımdan 2 tat­lı kaşığı alınır. Bir bardak suda iyice kaynatılır. Elde edilen dekoksiyondan gün­de üç-dört bardak içilebilir.

   Ayrıca sabunotu egzama, ciltteki enfeksiyon ve çıbanlara karşı etkilidir. Yu­karıda hazırlanan dekoksiyon böyle yerlere temizleyici olarak günde birkaç kez dışta kalır.

                                    KULLANIMI

SOFRADA;

Çiçeği  yeşil salata ve meyve salatalarında karıştırılır.

EVDE;

Yaprağı ,gövdesi,kökü bunlar yağmur suyu yada sert olmayan sulara bastırılır.30 dakika süreyle kaynatılır.Sonra meydana gelen köpüklü sıvı özellikle eski ve duyarlı kumaşları bir mucize yaratarak temizlem işinde kullanılır.

KOLU YAPIMINDA;

Çiçeği odalar sabunotunun buketleriyle parfüm gibi güzel kokutulur.

DİKKAT;Sabuotu kökü zehirliir.Dahilen kullanılmamalıdır.

 


 

                                    SAFRAN:
                                   SAFRAN OTU

   Safran bitkisinin Türkiyemizde İzmir, Kastamonu (Safranbolu). Adana ve Urfa (birecik) mıntıkalarında yetiştirilmektedir üretimi ülkemizde az olduğun­dan türkiyede üretilen safran çok pahalıdır .

    Yumru soğanlı çok yıllık otsu bir bitkidir, üzeri koyu kahverengi pullarla kaplıdır. Çiçek­ler soluk menekşe ren­ginde olup üzeri daha koyu damarlarla alacalı­dır.

    Meyve örgeri dilcik­lidir. Bunlar çiğ kalktık­tan hemen sonra topla­nır. Gölgede veya 45 de­receye kadar ısılı fırınlar­da kurutulur. Kuru drog portakal kırmızı veya kahve kırmızı renktedir. Biber kokusunu andıran bir kokuya sahiptir. Tadı az acıdır. İyice kapatılmış kaplara konur ve karanlık yerlerde muhafaza edilir.

  Satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar:

    Tarımı çok zahmetli bir bitkidir,1000 m2 alandan en çok 100 gram safran elde edilir. bir kilogram drog için 20.000 dolayında dilcik (bir tel safran) gerek­lidir. Safran çok pahalı bir bitkidir. Bunun için ekseriya aynisafa çiçeği dağ ö­küzgözü ve yabani safran aspur ve çiçekleri karıştırılarak sahtekarlığının yapıl­dığı bilinir.

   Yemeklerde tatlandırıcı ve renklendirici olarak kullanılır.Kendine has tadı ve kokusu vardır

   Karışıksız orijinal safran çayı yapmak için, 200 ml yani bir bardak suyu 3-4 tel safran koyup rengini ve kokusunu saldıktan sonra gün içinde iki üç bardak tüketiniz. Tatlandırması bal ile yapılmalıdır.

   500 gram bala 10-20 gram safran konarak 1 hafta bekletildikten sonra tüke­tilmesi tavsiye edilir. Burada kıvam artırmak ve zerdeçalın etkilerinden fayda­lanmak için 50 gram da zerdeçal kullanılmasını tavsiye ederiz.

    Bitkinin idrar söktürücü, midevi, ağrıları dindirici ve sinirleri sakinleştiri­ci tesiri vardır.

 mide düşüklüğünde, kahkahalı histeri, göz ve kirpik­lerin oynaması, uyku hastalığı, baş dönmesi, kanla balgam çıkmasında, rahim kanamaları, burun kanaması ağrılı adet halleri, gazlar vs. gibi hallerde kullanı­lır. Cinsel performansı artıran özelliğe de sahiptir

   Alkol içerisine karıştırılan dilcikler 7 gün bekletilir, tentür linfatik şişlerde e­zik yaralara, emzikli annelerin meme uçları iltihaplarında karşı kompres olarak kullanılır. Tatlıcılık sanayiinde yeri de önemlidir.

 

                            SANTOLİNA:

                                9/File/santolina.j

Latince adı Santolina Chamaecyparissus

Diğer adı: Kıbrısotu

    Birleşikgiller familyasın­dan, yer örtücü bir bitkidir. Güneşi seven, yazın fazla suyla karşılaşınca kuruyup giden bir bitkidir. Gri renk­teki görüntüsünü beyazım­sı gri renkli küçük ve koku­lu yapraklarından alır. San­tolina bahar aylarında baş­layıp sonbahara kadar çi­çeklenmesini devam ettirir.

    Yaprakları keskin kokulu, düzgün bölümlü, gümüş gri renklidir, kışın dö­külmez. Her sap üzerinde tek, parlak sarı renkli düğmeye benzeyen çiçeği yaz ortası ile sonu arasında açar. Santolina çok hızlı büyüyen ve yayılan bir bitkidir. Açık renkli bir yer örtücü olarak hem ev bahçelerinde, hem de çime  alternatif olarak çok geniş yüzeylerin bitki ile kaplanmasında kullanılabilir.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Sinirleri teskin eder ve zamanla kuvvetlenme­sini sağlar. Melankoli, migren, baş ağrısı ve baş dönmesi hallerinde çok fayda verir. Kalbi kuvvetlendirir ve çarpıntıları giderir. Tansiyonu düşürür, sınav ve­ya konuşma sırasındaki heyecanını yenmek için çok fayda sağlar. Aşırı heye­canı giderir.

   Çiçek ve yaprağı kaynatılıp elde edilen özünün bağırsak kurtlarını öldürdü­ğü ve kadınlarda aybaşı akıntısım hızlandırdığı düşünülür. Yaprağı sarıpapatya ve öksürükotu ıle birlikte faydalı ot tütününe karıştırılır.

   

               SANTOLİNA (2) Bileşikgiller
                              santolina_bitkisi.j

Uzun zamandan beri pamuk lavantası diye bilinmesine karşın b\yararlı ot bir lavanta türü değil, papatyalar takımımı bir üyesidir. Tüm bitki çok keskin ve güzel kokuludur ve yüzyıllardır Akdeniz bölgesinde havayı thth kokutmakta kullanılmıştır. Olasılıkla on altıha yüzyılda pek popüler olan ve çizgileri kesişen bahçeleri yaratmada beceri sahibi Fransız Huguenot bahçıvanları tarafından İngiltere’ye getirilmiştir. Üç renkli formlarıyla şimdi de bahçe bordürlerini onışturmada bu bitki pek tutulmaktadır.

KULLANIMI;

Dekorasyonda

TÜM BİTKİ Bahçe bordürlcrmde ve çizgüeri kesişen bahçelerde ekilir. Üç farklı renkli formlarıyla güzel şekiller oluşturabilir.

Evde 

DALI Güve ve diğer böcekleri kaçırmak üzere dolaplara, hah altlarına serilir. Giysi odacıklarına asılır ve kitapların arasına konulur.

Koku yapımında

YAPRAĞI Güzel koku veren potbori tabağına konur.

Tıpta

ÇİÇEK ve YAPRAĞI Kaynatüıp elde edilen özünün bağırsak kurtlarım öldürdüğü ve kadınlarda aybaşı akıntısını hızlandırdığı düşünülür. YAPRAĞI San papatya ile öksürükotu ile birlikte yararlı ot tütününe karıştırılır.


                               SARISABIR:
                                  /sarisabir

Latince Adı: Aloe vera

   Zambakgiller familyasındandır. Ülkemizde Güneybatı ve Güney bölgeleri­mizdeki sıcak yörelerde yabani olarak yetişmekte, kimi yerlerde de süs bitkisi olarak kültürü yapılmaktadır. 

Kenarları testere gibi küçük dikenli, soluk yeşil renkli ve üzerinde daha açık renk lekeler bulunan etli yaprakları toprağın üzerinde rozetler oluşturarak yük­selir. Yaz mevsiminde açan çiçekleri, dik ve sık salkımlar halinde, sarı ve ba­zen kırmızı renkli olur. 

   Sarısabır karbonhidrat, mu­kopoli- sakkarit, aminoasitler ve minarellerce zengin olduğu sap­tanmıştır. Antrakinonlar (barba­loin, izobarbaloin, emodin gibi glikozitler; aloe-emodin, antra­nol, krizofanik asit gibi serbest antrakinonlar), reçine, aloesin, flavonoidler başta olmak üzere birçok etkin madde içerir.

    Sarısabırın yapraklarının için­de saydam, jöleye benzeyen bir özsu bulunur. Serbest ya da glikozit halde ant­rasen türevleri (aloin ve aloemodin adlı maddeler), uçucu yağ ve reçine içe­rir. Sarısabırdan çıkarılan bu özsu, kozmetik ve ilaç endüstrilerinde kullanıl­maktadır.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Kaşıntı, kızarıklık ve iltihaplanma gibi deri has­talıklarında, Kabızlık gibi durumlarda ishal yapıcı olarak kullanılır. Mide ve Sindirim sorunlarını çözmede etkilidir. Safra söktürücüdür.

  Diyabet, astım, yüksek ateş, epilepsi, depresyon, multipl skleroz, varis gi­bi çeşitli rahatsızlıklarda tedavi veya tedaviye destek amaçlı olarak kullanılır.

Topikal olarak kullanıldığında hem nemlendirici hem antiseptik hem de besleyici ve rahatlatıcı etkileri vardır.

İltihap giderici, protein sentezini engelleyici etkisi bulunmaktadır.

  Körpe yapraklarının ezilmesi ya da dilimlenmesiyle elde edilen bitki özü ya­ra lapası olarak yanık cilde, egzama ve deri iltihapları için uygulanır. Bir sarısa­bır yaprağınının ezilip küçük yanıklara sürülmesi faydalıdır.

    Sarısabır yapraklarından elde edilen özler ve ekstreler; yanıklar, yaralar, de­ri iltihapları, egzama, alerji, sedef gibi cilt hastalıklarının tedavisinde, güneş ya­nıklarını soğuktan kaynaklanan tahrişler ve böcek sokmalarını iyileştirir.

   Bitki özü özellikle kuru ciltler için rahatlatıcı ve iyileştirici özelliklere sahip kremlerin yapımında kullanılır; bu kremler cildi nemlendirir, rahatlatır.

  Yanık ve yaralarda güneşten koruyucu etkisinden faydalanılmaktadır. Gü­neş ışınlarını süzen koruyucu krem ve losyonların ve parlaklık verici olarak da saç şampuanlarının bileşimine girmektedir.

   Kadınlarda aybaşı kanamasını artırarak aybaşı dönemini kolaylaştırır. Böy­le durumlarda, etkisinden faydalanmak üzere sarısabırın yaprakları kesilerek ya da çizilerek çıkan özsu alınır. Ancak, çok küçük bir dozu, yeterli olur. Hamile kadınlarda rahim kasılmalarına ve emzikli annelerde bebekte ishale neden ola­cağı için, bu gibi kişiler sarısabırı dâhilen kullanmamalıdır.

Uyarı: Büyük yanıklarda kullanılmamalı, hemen uzman doktora başvurul­malıdır.


                           SARI PAPATYA

                        sari_papatya.
Mısırlılar sarı papatyayı güneşe adayıp iyileştirici niteliklerden ötürü ona  tüm yararlı otlardan daha çok saygı gösterirken Eski Yunanlı doktorlar ateşli yangınlar ve kadın hastalıklarının iyileşmesi için onu hastalıklarına salık verirlerdi.Zorlu durumlarda kullanılan enerji için de bir atasözüne esin kaynağı olmuştu.:Sarı papatya tarhı gibi ayak altında çiğnendikçe daha çok yayılacaktır.Sarı papatya ayrıca tatlı ,elma kokulu yaprağı için değerlendirildi.1638 yılında William Lawson popüler bahçivanlık kitabinda şöyle yazmıştı:Teseyadaki tapınağın korusunda geniş ve uzun yolların yanında uzanan tarhdaki sarı papatyalar akla tüm zevkleri ve bedene sağlığı getirirler.Bu çiçeğin gevşetici kokusu enfiye ya da sigara gibi derin derin solunursa astımlıları rahatlatır ve uykusuzluğu iyileştirir.Güzellik salonlarında
sarı papatya  çoğu kez yüz kaslarını rahatlatmak için kullanılır.

KULLANIMI;

BAHÇEDE:

Bu uzman yararlı ot hastalanmış bitkileri canlandırmak üzere yakınlarına dikilir.Çay gibi demlendirilerek bitki yapraklarındaki mantar hastalığını önlemek ve  dökülmüş  bitki  yapraklarının çürüyüp gübre oluşumunu hızlandırmak üzere üstlerine püskürtülür. 

KOZMETİKTE:

Çay gibi demlendirilerek yüze buhar banyosu uygulanması ya da elin içine sokulup yumuşatılması ve ağartılması işlemleri için kullanılır.Yorgunluktan gözde oluşan lekeleri yok etmek için göz banyosu da yine bununl yapılır.

KOKU YAPMINDA:

Çiçeği ve yaprağı odalara güzel koku veren potbori tabağına  yada lavanta torbasına katılır.

TIPTA:

Çay gibi demlendirilen çiçekleri kuvvet ilacı  ve yatıştırıcı olarrak içilir.Güneş yanığı deriyi rehatlatmak için banyo suyuna katılır. 




                              SELAMOTU:
                         SELAM OTU

Latince adı: Levisti­cum officinale

Diğer adı:

    Maydanozgiller famil­yasından çok yıllık bir bit­kidir. Türkiye’nin hemen her yöresinde yetişir. Ça­tallı, gövde boru gibi içi boş ve gövde ile kök ara­sında bir önceki yılın yap­rak sapları bulunur. Kar­şılıklı olarak dizilmiş ana yapraklar ve yan yapraklardan oluşur. Yan yapraklarda tekrar parça yaprak­lardan meydana gelir. Çiçekleri bir şemsiyecikler demetinden meydana gelir. “Şifalı Selam otu”, “Kafkas Selam otu”, “Pers Selam otu”olmak üzere üç tü­rü vardır.

   Kökü çay ve natürel ilaç yapımında kullanılır ve nadiren de köklerinden e­ter yağı elde edilir.

Ancak iki yıllık bitkinin kökleri sökülerek temizlenir, kurutulur ve özel kap­larda muhafaza edilir.

   İçeriğinde Eter yağı türevleri Alkylphthalitler, Butylphthalid ve ayrıca Cis-trans-butylidenphthalidButyl-dihydropthalid Pinen, Citronellal, -Phellandren, Pentylbenzol ve Pentylcyclohexadien Kumarinler; Cumarin ve Umbelliferon 2) Furokumarinler; Bergapten ve Psoralen Polyacetylenler; Falcarindiol Orga­nikasitler; Ferul asit, benzoe asit, angalica asit ve izovalerian asit bulunur.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: İdrar söktürücü, hazmettirici, mikropları öl­dürücü ve iltihap-ları önleyicidir. Başta idrar yolları iltihaplanması olmak üze­re böbreklerdeki kum oluşmasını önleyici,  nadiren de olsa mide rahatsızlıkları­na karşı ve kanı temizleyici olarak kullanılır.

   Selam otu eter yağı karaciğer ve safra rahatsızlıkları ve de mide asidi fazlalı­ğına karşı kullanılır. Bütün bu şifalarını bulmak için iki tatlı kaşığı selam kökü demliğe konur ve üzerine 2-3 bardak su ilave edilerek 5-10 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.

   Selamotu kökü: Kramp giderici ve idrar artırıcı etkisi vardır. Kullanım sü­resince günde 2-3 litre su içilmelidir. İnce kıyılmış veya dövülmüş 1-2 çay ka­şığı kök fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı ka­palı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Çayı taze hazırlanarak günde   2-3 defa içilir. Mikrop öldürücü ve idrar artırıcı diğer bitkisel ilaçlarla birlik­te kullanılabilir.

Tohumu, yaprağı veya kökü koku giderici ve romatizmaya karşı rahatlatıcı olarak çay gibi demlenip uygulanır,

   Aromaterapisi: Selam otu kökü su buharı ile damıtılarak eter yağı elde edi­lir ve bu yağdan günde 3-5defa 1-2damla bir parça ekmek veya şekere damla­tılarak alınır.

  Ekstresi: Selam kökü etanol ve su ile ekstraksiyonu yapılarak ekstresi elde e­dilir ve bu ekstre natürel ilaç yapımında kullanılır.

   Öğütülüp ekmek ve hamur işi yemeklere eklenir. Tohumu; salata, pilav ve patates püresine serpilir. Yaprağı; etsuyu, güveç ve peyniriere konur, salatalara katılır. İştah açıcı olarak demlenip içilir. Kökü Hafıfçe soyulup pişirilir.

  Uyarılar: Fakat aşırı veya uzun süre kullanılması halinde ışınlara karşı duyar­lı olduğundan kaşıntı ya

                           SELAMOTU (2): 

                          SELAM OTU


                          SEDEFOTU:

                        SEDEF OTU

Latince Adı: Ruta gra­veolens

Diğer Adı: Bahçe se­defotu

   Sedefotugiller famil­yasının örnek bitkisidir. Yaz-kış yeşil kalan sede­fotu ülkemizde bazı bah­çelerde sevilerek üretil­mektedir. Yuvarlak kesit­li, mavi-yeşil renkli göv­desi bitkinin ikinci yılın­da odunsulaşır. Parçalara bölünmüş, küçük ve yuvarlak yaprakları da mavi-yeşil renkli, acı tatlı ve koku­lu, içerdiği yağ benekleri nedeniyle benekli görünüşlüdür. Bitkinin yeşilimsi sa­rı renkli gösterişli çiçekleri yaz sonuna doğru açar. Olgunlaşan çiçekleri siyah renkli ve hilal biçimli tohumlara dönüşür.

   Sedefotu bitkisinin topraküstü bölümleri uçucu yağ, alkaloitler, tanen, reçi­ne, rutin adı verilen glikozit ile pektin içerir. Tohum ve yaprakları az miktarlar­da tüketilmek koşuluyla bazı ülkelerin mutfağında yer alır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Mide dostudur. İştahı açar ve sindirimi kolay­ laştırır. Gaz söktürücüdür. Yatıştırıcıdır. Spazmları çözer. Spazmla oluşan ök­sürüğü keser. Kalp çarpıntısı ve endişeden doğan sorunları azaltır, isteri duru­munu yok eder.

   Âdet söktürücüdür. Kadınlarda aybaşı dönemini kolaylaştırır ve düzene so­kar. Uyarıcıdır. Terleticidir. Solucan (kurt) düşürücü etkisi vardır.

    Bütün bu etkileri sağlamak üzere, sedefotunun topraküstü kesimleri, bitki yazın çiçek açmadan önce toplanır ve gölgede kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı kuru­tulmuş ot alınıp 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir. Aynı infüzyon dıştan yor­gun gözlere pamukla uygulanırsa göz yorgunluğunu giderir.

   Ayrıca sedefotu romatizma ve karın ağrılarına karşı da etkilidir.

   Bu etkilerden faydalanmak için, taze sedefotu yaprakları parçalanıp elde e­zilerek zeytinyağının içine konulur. Birkaç saat bekletilir. Böylece elde edilen e­riyik daha sonra dıştan elle ovuşturularak şikâyetli yerlere uygulanır.

Sedefotunun taze yapraklarından birkaçı ağızda çiğnenirse, yüksek tansi­yondan oluşan baş ağrısını geçirir.

   Sedefotunun yaprakları suda kaynatılıp dekoksiyonu yapıldıktan sonra bi­raz sulandırılıp cilde uygulanırsa faydalı ve temizleyici olur. Ancak bazı kişile­rin cildini kızartabileceği unutulmamalıdır.

  Uyarılar: Sedefotu hamilelikte kullanılmamalıdır, çünkü çok etkili bir ço­cuk düşürücüdür.

Yüksek dozda alınırsa zehirlenmelere yol açabilir.

  Sedefotu, antiseptik ve böcek kovucu etkiler de taşır. Bunun için kurutul­muş yaprakları evlerde mutfak ve kilerin uygun yerlerine serilir



                 Sedefotu/Bahçe sedefotu

                           SEDEF OTU

Ünlü sanatçılar Leonardo da Vinci ile Michehangelo görüş yeteneği ve yaratıcı iç alemlerini bu yararlı otun metafizik gücüne borçlu olduklarını ileri sürmüşlerdi. Sedefotunun dallan Katolik kiliselerinde yapılan şarap ve ekmeğin kutsanması töreninde ayine katılanlann üzerine kutsal suyu

serpmek için kullanılırdı. Aynca bu otun vebaya karşı inşam koruduğuna inanılırdı. Veba salgınında ölenleri soyan hırsızlar kendilerini sedefotu ile korumaya çakşırdı. Sedefotu, iskambil kâğıdı destelerinde sinek adı verilen takımının simgesi olarak desenlemesine esin kaynağı olmuştu.

KULLANIMI;

Dekorasyonda

TÜM BİTKİ (R.g. ‘Jackman’s Blue’ türü) Çizgileri birbirlerini düğüm gii kesen bahçelerde alçak boylu bordür bitkisi olarak ekilir. YAPRAĞI Küçük çiçek demetleri ve elde taşman çiçek buketlerine konulur.

Sofrada

TOHUMU Selamotu ve naneyle birlikte çay gibi demlendirilip keklik etini yumuşatmakta kullanılır.

YAPRAĞI Tadı acıdır. Ancak küçük miktarda konularak krem peyniri, yumurta ve balık etine değişik misk kokusu verir. Mürdüm eriği ve şarap ile karıştırılarak çok lezzetli bir et sosu elde edilir.

Kozmetikte

YAPRAĞI Yorgun gözleri dinlendirmek üzere çay gibi demlendirilir.


                             SEMİZ OTU:
                               SEMİZ OTU

Latince ismi: Portulaca oleracea

    Semizotu, Semizotugiller familyasından bir bitki olup yaprakları salata ola­rak, ya da ıspanak gibi pişirilerek yemeklerde kullanılan bir sebzedir. Ülkemi­zin hemen hemen her bölgesinde yetişir. Sebzeler arasında en fazla Omega-3 içerdiği anlaşılmıştır.

Faydaları ve Kullanım Şekli:

   Lapa haline getirilip başa konursa baş ağrısını keser, yanık ve apselere ko­nursa iyileşmesini kolaylaştırır. Semizotu, içerdiği yüksek oranlı lifiyle peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelir. İdrar söktürür. İdrar yanmasını giderir. Böbrek kumlarını ve taşlarını dökmeye yardımcı olur.

Yaşlı, hasta ve diyet yapan kişiler için çok uygun bir sebzedir.

Semizotunun içerdiği omega 3 doymamış yağlar, balıklarınki ile kıyaslana­  SAKLI ŞİFA

bilecek düzeydedir. Gut hastalığına, baş ağrısı ve bedendeki diğer ağrılara iyi gelir.

    Semizotu, kanama hastalıklarında çok fay­dalıdır. Kanın pıhtılaş­masını kolaylaştırıcı etki­si özellikle iç kanamaları durdurmakta faydalıdır. bol idrar söktürür. Kanı, üre ve benzeri atıklardan temizler, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirir, uykusuzluğa iyi gelir böbrekteki kum ve taşı döker.

    Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azaltır, kilo sorunun çözü­münde faydalıdır. semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olur.

Sayılan bütün bu etkileri için semizotu, diyete katılıp bolca yenilmelidir.

   Mide ve bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Bağırsakları yumuşatır ve mide yanmasını giderir. Dalak şikâyetlerini azaltır. Bronşları açarak bronşite iyi gelir. Kandaki şeker oaranını düşürür. Ayrıca, solucanları dökmeye de yardımcı olur.

   Semizotu genellikle etli yemeği, böreği ya da salatası yapılarak tüketilir. Ay­rıca, yoğurt ile birlikte de farklı bir lezzet oluşturur.


                                           

                                           SİYAH HAVUÇ
   ŞİMDİ ZAMANI SİYAH HAVUÇ SALATASI  VE ( ŞALGAM  EVDE BİLE YAPABİLİRSİNİZ)

 

  Siyah havuç, kökü sebze olarak kullanılan bir bitkidir. Yaprakları çok parçalı, çiçekleri ise şemsiye biçiminde bir arada, küçük, beyaz ve sıktır. Siyah havucun derin, yumuşak ve kumlu topraklarda iyi yetiştiği tarım uzmanlarınca gözlenmiştir. Türkiye'de havucu  yakın verimlilikle üreten bölge İç Anadolu ve Konya  yöresidir. Siyah havuç üretiminde ise Konya'da bulunan Ereğli ilçesi Türkiye genelinde üretimiyle öncü konumdadır.

 

  Siyah havuç kasım ve aralık aylarında hasat edilir. Siyah havuç çiğ olarak tüketilebileceği gibi (salata ve turşularda) yemeklere de kullanılabilir. Özellikle Türkiye'de genel olarak bilinen, Doğu Anadolu ve Güney-Doğu Anadolu bölgelerinde sıkça tüketilen içecek türü olan Şalgam’ın ham maddesidir. Siyah havuca rengini içindeki anthocyanin maddesi ve az miktarda bulunan alfa karoten vermektedir. Vücut bu pigmenti A vitamine dönüştürür. Bu vitamin cilt ve göz hastalıkları için faydalı olmasının yanında kalp hastalıkları ve kansere karşı da direnci arttırır. Siyah havucun içinde bulunan anthocyanin adı verilen mor pigmentler ise antioksidan işlevi görür. Siyah Havucun Yararları: Maydonozgiller den uzunca koni şeklinde ve etli olan kökünden dolayı sebze olarak yetiştirilen bir çeşit bitkidir. Terkibinde şeker, A vitamini ve karatin vardır.

 

  Siyah havucun faydalarından bazıları aşağıdaki gibidir: Müzmin kabızlığı giderir. Çocuk ishallerini keser. Bağırsak iltihaplarını giderir. Kansızlığı giderir. Cilde canlılık verir. Anne sütünü artırır.   Cilt ve göz hastalıklarını önler. Astım, bronşit, ses kısıklığında göğsü yumuşatır, rahatlık verir. Verem hastalığında da faydalıdır. Mide ve on iki parmak ülserinde şikâyetleri giderir. Kalp hastalıkları ve damar sertliğinin önlenmesinde faydalıdır. İdrar ve bağırsak söktürür. Sarılıkta faydalıdır. İştah açar. Yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz ve boyun kırışıklarını giderir. Görme gücünü artırır.

 

 








                           SIĞIRKUYRUĞU:
                      SIĞIR KUYRUĞU

Latince Adı: Verbascum thapsus

Diğer Adları Yünotu

    Sıracagiller familyasındandır. Faydaları Antik çağlarda da bilinen ve adı Homer’in destanlarında da geçen bir bitkidir. Ülkemizde de yol, bahçe ve tar­la kenarlarında sıkça görülür. İki yıllık dayanıklı otsu bitkidir. Sarımsı renkli ve yuvarlak kesitli, dayanıklı, ince tüylerle kaplı, dik ama dallara ayrılmayan yapı­daki gövdesi ve bitkinin birinci yılında, tabanında rozet şekli oluşturan, ikin­ci yılında gövdesinden de uzayan iri yaprakları vardır. Sığırkuyruğu birinci yı­lını çiçeksiz geçirir. İkinci yılının yaz ortasından başlayarak, sonbahara kadar, gövdenin ucunda başaklar oluşturan parlak sarı renkli çiçekler açar. Bu çiçek­ler olgunlaşınca içinde tohumlarını taşıyan iki gözlü kapsülü olan meyvele­re dönüşür.

Sığırkuyruğunun yaprak ve çiçekleri, yapışkan bitki sıvısı, saponinler, uçu­cu yağ ve verbaskosit adı verilen flavonitler ile glikozitleri içerir. Bol miktarda nektar içeren çiçekleri, bal arılarını bitkiye çeker.

    Sığırkuyruğunun yaprakları yaz or­tasında kahverengileşmeden önce top­lanıp özenle kurutulur. Çiçekleri ise, yaz ortasından sonbahar başlarına ka­dar kuru havada toplanır gölge yerde ya da 40 dereceden sıcak olmayan ya­pay ısıtmalı yerde kurutulur. Bitki nem­li yerde kalırsa tıbbi etkilerini yitirir.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Balgam söktürücüdür. Göğsü yumuşatır. Bron­şit ve kronik öksürük durumlarında i­yileştiricidir. Solunum yolları mukoza­sının enfeksiyonlarında iyileştirici etki­ler yapar. Sesin boğuklaşması ve ses kı­sıklığı durumunda iyileştiricidir. Mide üşütmesinde oluşan karın ağrısını ge­çirir. İdrar söktürücüdür. Sakinleştiri­cidir. Bu etkileri sağlamak üzere, kuru­tulmuş ve saklanmış olan yaprak-çiçek karışımından 1 tatlı kaşığı alınıp 1 bar­dak kaynar suda demlendirilerek elde edilen infüzyondan, günde üç kez bi­rer bardak içilir.

   Sığırkuyruğu, ayrıca etkili bir yara iyileştiricidir. Ciltteki yangıları da geçirir. Bunun için, körpe yaprak ve çiçekleri ezilerek bir yara lapası hazırlanır. Bu la­pa şikâyetli yerlere dıştan uygulanır.

Sığırkuyruğunun taze çiçekleri banyo suyuna katılırsa cildi yumuşatır ve sa­rı saçları parlaklaştırır.

Uyarı: Çiçeği dışında sığırkuyruğunun tüm bölümleri hafif zehirlidir.

    Sığır kuyruğu bitkisi  2

Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’nın güneşli bölgelerinde doğal olarak yetişen sığır kuyruğu otu (Verbascum thapsus) pek çok sağlık sorunu için tedaviye yardımcı bitkisel tedavi reçetesinde kullanılmaktadır.

2-3 metre uzunluğa kadar büyüyebilir ve yaprakları 15-20 cm uzunluğa kadar ulaşır. Sarı yapraklar bitki ekildikten iki yıl sonra bitkinin üst kısımlarında, yaz aylarında açar. Sığır kuyruğu otu daha çok iltihap önleyici, aneljezik ve antiviral özellikleri ile bilinmektedir. Yaprakları ya da yağı hastalıkların tedavisinde kullanılır.

 

Sığır kuyruğu otu pek çok farklı şekillerde kullanılabiliyor. Yapraklardan hazırlanan çay solunum zorlukları için, şurubu uyku bozuklukları ve stresi azaltmak için, yine yapraklardan hazırlanan püresi ya da yaprağın kendisi cilt hastalıkları için kullanılabilir. Yapraklardan hazırlanan ve ebegümeci köküyle karıştırılan çayın ses kısıklığına iyi geldiği ve balgamın sökülmesine yardımcı olduğu biliniyor.

Sığır Kuyruğuyla Çay Nasıl Hazırlanır Bir yemek kaşığı kurutulmuş yaprağı demliğe atın ve üstüne içeceğiniz bardak kadar kaynar su ekleyin. Yapraklar 5 dakika kaynar suda kaldıktan sonra ateşten alın ve 10 dakika kadar demlenmesini bekledikten sonra içebilirsiniz.

Solunum bozuklukları, bronşit tedavisine yardımcı olur

Kulak ağrısını geçirmek için kullanılır

Güneş yanıklarını hafifletmek için kullanılır

Kuru öksürük tedavisinde kullanılır

Astım semptomlarını azaltır

Küçük kesiklere uygulanır

İdrar söktürücü olarak kullanılır

Balgam söktürücü olarak kullanılır

Karaciğer ve dalak hastalıkları tedavisinde kullanılır

 

                             SU KAZAYAĞI:
                                  SU KAZAYAĞI

Çinlilerin yemek pişirmede kullandığı güzel kokulu yenebilen bu yararlı ot Doğu'ya giden 2 tacirler tarafından  getirilmiş ve  öyle değerle benimsenmiştir ki Roma imparatoru Tiberüs su kazayağından övgüyle söz etmişti Onaltıncı yüzyılda Kuzey Avrupa'ya bitki,en lezzetli kök sebzesi olarak tanıtılmıştı.Çok yıllık  dayanıklı ot olarak hızla çoğaldığından köylüler için pahabiçilmez bir üründü.1699 da John Evelyn  bu yararlı otu şu sözlerle övüyordu;"Fazlasıyla besleyici ,sağlığa yararlı nefis bir kök sebzesi...Çok iyi kök,tüm damar tadlarına uygun.


KULLANIMI;

SOFRADA:

Buğulanır yada çevrilerek kızartılıp yenir.Kökü hafifçe ovularak yıkanır.Buğulanır yada kaynatılır.Tereyağı ve terbiye veya beyaz sosla servis edilir.Püresi yapılarak tereyağı ve küçük hindistan cevizi ile yenir.Güveçte pişirilir.Sebzeli çöreklere yada  Çin mutfağında kızartılmış sebze yemeklerine konur.

TIPTA:

Yararlı ot uzmanı Culpepere göre su kazayağı sağlığa çok yararlı bir besin olup sindirim sistemini temizliyen kolay sindirilen ve idrar sökücü bir bitkidir. 


                             SWEET JOE PYE:

Latince Adı: Eupatorium purpureum

yaz sonunda bir faydalı ot bahçesinin yarattığı görkemli

etkiyi Sweet Joe Pye bitkisinin güçlü mor gövdesi ve

kırmızı-pembe çiçeklerinin görüntüsü daha da artırır. Bu

bitkiye A.B,D. ‘nin kuzeybatı bölgesinde tifüse tutulan ilk

göçmenleri iyileştirdiği için gönül borcu ile anılan

Kızılderili Joe Pye’ın adı verilmiştir. Kızılderililer bu faydalı olu, insanı ter­letip ateşini düşürdüğü için ateşli hastalarını iyileştirmelete kullanırdı. Eupa­torium’Latince adı, birinci yüzyılda faydalı otlan beceriyle kullanan Pers Kra­  SAKLI ŞİFA

lı Eupator’dan gelmiş­tir. Bu bitki takımının di­ğer türleri olan sıtmao­lu (E, cannabinum) ve E. peıfoliatum’un görüntüsü yukarda anlatılan türünkü­ne çok benzer ve bunların da tıbbi özellikleri vardır,

Faydalı ot bahçeleri­ne pek görkemli bir bor­dür örneği oluşturur, Da­yanıldı gövdeleri - fırtına­lara karşı dirençlidir.

kurutulmuş yapraklan bir odada yakılırsa yabanansı ve sinekleri kovar

Kurumuş kökü küçük dozlar hıalinde,kullanılınca terlerneyi etkileyip artırır.

Çay gibi demlenmişi Boyu damar büzücü tonik ve uyancı olarak kullanılır



           ŞEKER HASTALARI BİLE ÖZLEMLE YİYEÇEK VE İÇEÇEK

 

STEVİA Rebudıana Şeker otu

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, "Kadın Çiftçiler Tarımsal Yayım Projesi" kapsamında Türkiye'de şeker otu üretimi yaygınlaştırıldığı bildirir.Siz bayanlar ilk adim içecek yiyeçeklerınizde şeker otu varmi sorusu ile başlar saniz bilinki var olacak.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, "Kadın Çiftçiler Tarımsal Yayım Projesi" kapsamında  şeker otu üretiminin yaygınlaştırıldığı bildirildi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Kadın Çiftçiler Tarımsal Yayım Projesi" kapsamında şeker otu üretiminin arttırılmasının hedeflendiği ifade edildi.

Projeyle kadın üreticilerin birçok ilde şeker otu (Stevia) bitkisi üretimine yöneldiğine işaret eden açıklamada, projenin aynı zamanda istihdama da katkı sağlayacağı bildirildi.

Proje kapsamı altında  kadın çiftçilerin şeker otunu "Tarladan Sofraya Doğal Gıda" temasıyla ürettiklerinin belirtildiği açıklamada, Türkiyedeki üreticiler için çilek, nane, biberi ve aspir yetiştiriciliğine alternatif olan şeker otu yetiştiriciliği kadın çiftçiler tarafından büyük ilgi gördü. De Türkiyede 5-6 yıllık bir geçmişi olan şeker otu bitkisinin yaygınlaşmasıyla kadın çiftçiler için şeker otu önemli bir gelir kaynağı haline geldi" ifadesi kullanıldı.Şeker otu çok eskiye tarihlere dayanir.

Doğal olarak şekerden 300 kat daha tatlı olan şeker otunun kalori ve karbonhidrat içermediğinin vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:Tatlı ve kek tariflerinde şeker yerıne kullanmak 0 şeker.

"Dünyanın birçok ülkesinde 100'den fazla çeşit yiyecek ve içeceğin tatlandırılmasında kullanılıyor. Kadın çiftçiler, ürünü işleyen tesislerinte kurulmasıyla bölgede alternatif ürün olma yolunda ilerleyeceğini ifade ediyor. Önemli geri dönüşler alan kadın çiftçiler, organik lokum üreten bir işletme ile sıfır şekerli organik lokum üretimi için çalışmalara da başladı."Hatta Osmanl içeçeklerı bile üretilmeye başladı.Adım adım sağlikli içeçek ve yiyeçekle.                                                                                                                                     

                                     
             
Güney amerikada  yetişen bir bitkidir. 1887  
  'de Paraguay yerlilerinin kullandığı şifalı bitkiler üzerinde inceleme yapan Güney Amerikalı bilim adamı Antonia Bertoni tarafından keşfedilmiştir. Paraguay kızılderilileri tarafından "Tatlı ot" ve "Ballı yaprak" ismiyle anılan ve tatlandırıcı olarak kullanılan stevianın sırrını çözmek için, 1931'de Bridel ve Lavieille adında iki Fransız kimyacı bitkinin yapraklarından elde ettikleri ekstre  üzerinde çalışmaya başladı. Onların çalışmaları sonucunda beyaz kristal yapıda ve "Stevioside" adı verilen saf bir ürün elde edildi ve bu maddenin normal rafine şekerden 100 ile 300 kat daha tatlı olduğu fark edildi. 1971'de Çinli araştırmacı Dr.Tei-Fu-Chen Paraguay'ı ziyaretinde ilgisini çeken Stevia bitkisi üzerinde çalışmalar yaparak, kimyasal olmayan doğal yöntemlerle Stevia ekstresi  elde edilmesinde ve yapraklarda bulunan keskin tadın kaldırılmasında başarılı oldu. 

güney amerıkadada yüzyıllardan beri tatlandırıcı ve tedavi edici özellikleri nedeniyle kullanılan stevia (şeker otu) , Japonya'da da otuz yılı aşkın bir süredir milyonlarca kişi tarafından tatlandırıcı ve gıda katkısı olarak kullanılmaktadır. Bu bitkiden elde edilen özütün, kan şekerini düzenleyici etkileri olduğu kabul edilmektedir. Stevia'nın insülin duyarlılığını ve hatta salınımını arttırıcı etkilerinin olduğunu gösteren bazı araştırmaların varlığı diyabet tedavisinde kullanımını destekler niteliktedir.
Diyet yapan,formuna dikkat eden,sağlıklı yaşamı tercih eden, çeşitli kronik hastalıklarından dolayı beslenme programına dikkat eden(Diyabet, Kalp hastalıkları, Obezite, Sindirim sistemi bozuklukları) kişiler güvenle kullanabilir.

Sıcak – soğuk tüm içeceklerde Reçel,komposto, muhallebi vs gibi kaynatılarak pişirilen tüm yiyeceklerde direkt olarak katılarak, Pasta, kek, kurabiye, gibi fırında yüksek ısıda pişirilen tüm unlu gıdaların içerisine direkt olarak katılarak kullanılabilir.               

                                 SOĞAN
 

                                 SOĞAN

Latince Adı: Allium türleri

     Zambakgiller famil­yasındandır. Şifalı etki­leri yaklaşık 4000 yıl ön­ce Çin’de bilinen ve ka­yıtlara geçen soğan, “Bü­yük inci” ve “sebzeler a­rasındaki mücevher” ola­rak anılır. Dünyanın pek çok yöresinde olduğu gi­bi, Türkiye’de de yoğun biçimde üretilip tüketil­mektedir. Toprağı kazılıp sökülen başlara kuru soğan adı verilir. Olağanüstü ö­zellikleri ve şifa gücü vardır. Kokuları güçlendikçe iyileştirici özellikleri de ar­tar.

   Soğanın bileşiminde uçucu ve sabit yağ, şekerler, fermentler, aminoasitler, demir, A, B ve bol miktarda C vitamini bulunur. Uçucu yağının içinde bulu­nan propil alliin maddesi, gözleri yakar ve yaşartır. Yeşil ya da kuru soğan, çeş­ni vermek üzere salatalara, yemeklere, peynir ve sandviçlere katılır. Ayrıca so ğan çorbası ve yahnisi gibi yemekleri yapılır. Türk mutfağının vazgeçilmez bir ögesidir.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: İdrar söktürücüdür. Bedendeki toksinlerin a­tılmasında ve kanın temizlenmesinde etkili olur. Terlemeye yardımcı olur, şe­keri düşürür, kurt düşürücüdür, çok etkin bir antiseptiktir. Suyu; küçük kesik­lerin ve hafif yanıkların iltihaplanmasını engeller, ergenlik sivilcelerine iyi ge­lir. Pişmiş soğanın yumuşatıcı, gerginlikleri giderici, öksürük ve astım krizleri­ni yatıştırıcı etkisi vardır. Nezle ve anjinlerde çok faydalıdır. Çiğ soğan; böcek, örümcek, sokmaları ve köpek ısırmalarına karşı iyidir. Kalp ve damar hastalık­ları, pıhtılaşmayı sağladığı için, kanamaların durdurulmasında etkilidir. Zayıfla­mak isteyenler bol miktarda yiyebilirler.

   Mide dostudur. İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Hafif müshil etkisi var­dır. Vücudun savunma sistemini güçlendirir. Soğuk algınlığının atlatılmasında ve yüksek ateşin düşürülmesinde etkilidir.

   Soğanın kalbi güçlendirdiği ve koroner damarları genişlettiği konusunda görüşler vardır.

   Bütün bu etkilerinden faydalanabilmek için, yeşil ya da kuru soğan, çiğ ya da pişmiş olarak ve günlük diyete katılarak olabildiğince bol yenmelidir.

   Çıbanların baş vermesini ve iyileşmesinin hızlanmasını sağlar.

    Arı ve böcek sokmalarında, önce sokma yerinde iğne varsa çıkarılır ve sok­ma yerine kesik kuru soğan dilimleri bastırılır. Çıbanların başına da yarım ku­ru soğan bastırılır. Böylece soğan buralardaki yangı ve şişkinliği geçirir, iyileş­meyi hızlandırır.


                                        SOĞAN;
                                             SOĞAN RESMİ

Soğanlar Zambakgiller

Yemeklere çeşni katan en popüler ve yaygın tatlandıncılardan biri, soğan familyasıdır. Soğanların değeri, Latince’deki “bir büyük inci” anlamına gelen ve Çince’deki “sebzeler arasındaki mücevher” deyişleriyle yansıtılır. Soğanların aynca olağanüstü sağlık verici nitelikleri vardır. Kokulan kuvvetlendikçe iyileştirici güçleri daha etkili hale gelir. Piramitleri yapan işçiler ve zorlu yürüyüşlere çıkan Romalı askerler günlük sarımsak tayınıyla beslenirdi. Günümüzde de sarımsak pek çok iilke mutfağında başlıca tatlandıncılardan biridir.

Bazı metinlerde Çin’de 4.000 yıl önce frenksoğanmm kullanıldığı yer almış ve Marko Polo da bunu anlatmıştır. Ünlü gezgin, Çinlilerin çok sevdiği bu besini bildirince frenksoğanı Batı’da

 

vazgeçilmez duruma gelmiştir. Çinlilerin frenksoğanı, sarımsak kokusu taşır. Onlar bu soğanı birkaç amaçla yetiştirirler: Biri, yaprakları için; İkincisi, “yumuşak kazık” dedikleri çiçek sapları için (kızartılır ya da garnitür olarak kullanılır), üçüncüsü, ağartıcı olarak (porselen kapları temizlemekte). Çin’de, frenksoğanları trenlerde ve sokaklarda servis edilen yemeklerde çokça yenilir: Küçük parmak uzunluğunda kesilmiş parçaları pirinç ve domuz, eli ile pişirilir ve Çinlilere özgü bir çift yemek yeme çubuğu ile yenilir.

Çin ve Japonya’da yetiştirilen bir başka önemli soğan türü, “Yabancı” soğanı adım taşır. Yıl boyunca kuru ve yeşil soğanın (soğan yaprağmın) yenmesini sağlamaktadır.

 

KULLANIMI

Sofrada

ÇİÇEĞİ (Frenksoğanı) ufak çiçekleri salataya serpilir. YAPRAĞI (F. soğanı) Salata, çorba ve sandiviçlerde yenir. Garnitür olarak kullanılır. Tereyağ ve krem peynire katılır. Kmusumı tazelemek için salata terbiyesi ve limon suyu kullanılır,

DİŞİ (Sarımsak) Rendelenmiş ya da tane olarak pek çok yemekte kullanılır.


Evde

TÜM BİTKİ (F. soğanı) Yaprak biti, bitki yaprağı hastalıkları ve küflere karşı engelleyicidir.


Tıpta

Tüm soğan türleri, biraz demirle vitaminleri içerir.

(F. soğanı) iştah açmak ve sindirime yardımcı olmak üzere yemeklere serpilir. (Sarımsak) Kam temizlemek, kataraktı açmak ve soğuk algınlığını engellemek için tüketilir.

 





                             SOLUCANOTU:

                                     SOLUCAN OTU

Latince Adı: Tanacetum vulgare

    Bileşikgiller familyasındandır. Ülkemizde İç Anadolu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yabani olarak yetişmektedir. Çokyıllık dayanıklı otsu bit­kidir. Kabarık çizgili, yuvarlak kesitli ve üzerinde kırmızı lekeler bulunan yeşil renkli gövdesi; hafif ama hoş kokulu, tadı acı, kenarları dişli ve derin girintili koyu yeşil renkli yapraklan vardır. Gene hafif ama hoş kokulu ve tadı acı, har­dal sarısı çiçekleri yaz başından sonbaharın başına kadar sık salkımlar oluştu­rarak açar. Bu çiçeklerin olgunlaşmasıyla yeşilimsi beyaz renkli dikdörtgen bi­çimli minik tohumları meydana gelir.

      Antik kültürlerde solucanotunun çürümeyi engellediği düşünülmüş, anti­septik özelliklerinden dolayı, bitki ölü bedenleri korumakta, mumyalama işin­de kullanılmıştır.

   Yaprakları potasyum yönünden zengindir. Bu nedenle çürütülüp kompozit gübre yapılan bitkilerin arasına katılır. Gene bitkinin yaprakları sinekleri ko vmak üzere evde bazı yer­lere asılır. Kurumuş ince dalları halıların altına ko­nulur. Karınca ve fareleri kaçırmak üzere mutfakve kilerde uygun yerlere ya­yılır.

Solucanotunun top­raküstü kesimleri uçucu yağ, acı glikozitler, lakton­lar, flavonitler ve tanen i­çerir.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Vücudu güçlendirici toniktir. Sindirim sistemi­ni uyarır, iştah açar. Hazımsızlığı en aza indirir. Kadınlarda aybaşı dönemini kolaylaştırır. Sindirim organlarındaki kurtlardan kurtulmak için etkili bir ilaçtır. Uyuz hastalığında dıştan kullanılan faydalı bir losyon olur. Bu etkileri sağlamak üzere, solucanotunun çiçek ve yapraklan bitki çiçekli iken yaz başı ile sonba­har başı arasındaki devrede toplanıp özenle kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş yaprak-çiçek karışımı 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika süreyle demlendiri­lerek elde edilen infüzyon, günde iki kez birer bardak içilir. Uyuz durumunda aynı infüzyon şikâyetli yerlere dıştan uygulanır.

Uyarı: İçerdiği maddelerden dolayı yüksek dozda ve sürekli olarak alınma­sı tehlikeli olabilir.

Hamilelikte soluncanotu alınmamalıdır.

Yukarıda anlatılan Solucanotu ile Anadolu’da aynı adla ve kısmen benze­ri amaçlarla kullanılan ve yabani ıtır da denilen Solucanotu bitkisi karıştırılma­malıdır.

 

                  Solucanotu Bileşikgiller
                             SOLUCAN OTU

Çürümeyi durdurduğuna inanılan solucanotunun bitkibilimdeki adı Eski Yunanca’da ölümsüzlük anlamana gelen aîharıotos sözcüğünden alınmışt.

Bazı eski kültürlerde bu otun güçlü antiseptik niteliğinden ölüleri saklamakta yararlanılmış ve klasik bir efsaneye göre, solucanotundan yapılan bir içki ölümsüzleştirilmek istenen yakışıklı genç adam Ganymedes’e içirilmişti.

İsviçre’deki 1.100 yıllık St. Gali manastın bahçe planında solucanotu öp bitkileri bölümünde gösterilmişti. İmparator Büyük Karl’ın en sevdiği yçr burasıydı. Bu bahçede yetişen tüm yararlı ot türlerinin diğer bahçelerinde de yetiştirilmesi yolunda buyruklar çıkarmıştı. Solucanotu böcek öldürücü ve dezenfekte edici madde olarak pek popülerdi. Paskalya yortularında solucanotundan kremalı bir muhallebi yapılırdı. 1699 yılında John Evelyn bu otla yapılan bazı yemeklerin en leziz besin olduklarım yazılarında belirtmişti.

KULLANIMI;

Dekorasyonda

ÇİÇEĞİ Uzun süre aynı görünümlü kalan çiçeği kurutulur.

Sofrada,

YAPRAĞI Ravend bitkisi ile birlikte güveçte pişirilir. Biberiyeninkine benzeyen çeşni elde etmek üzere, etin üzerine konup oğuşturalur.

Evde

YAPRAĞI Sinekleri kaçırmak için evin iç kesimine asılır. İnce kum dallan halı altlarına konur. Böcek kovucu koku torbasına katılır. Karınca ve farelerden korunmak üzere gerekli yerlere yayılır. İçerdiği potasyumdan yararlanılmak üzere çürütülüp gübre yapılacak çeşitli yaprakların arasına katılır.

Dikkat: Zehirli olduğundan dikkatle ve çok hafif dozlarda kullanılmalıdır. Gebelik sırasında kesinlikle alınmamalıdır.

 

                             ŞAHTERE OTU:

                                 ŞAHTERE OTU

Latince Adı: Fumaria officinalis L.

Diğer adları: Safra Otu, Sarılık Otu, Yer Çiçeği, Tilki Kişnişi, Yer safrası,

Tavuk Ayağı otu

     Familyası; Gelincikgillerden bos tarlalarda yetişen bir yıllık otsu bir bitkidir. Gaziantep, Antalya, Ankara, Erzurum, İzmir, Samsun, Kastamonu, Bolu, İs­tanbul, Tekirdağ başta olmak üzere pek çok ilimizde yetişir. Şahterenin bilinen 50 türü mevcuttur ve bunlardan sadece “şifalı şahtere” tıbbi amaçla kullanılır.

     Şahtere; parçalı yapraklı, pembe çiçekli, bos tarlalarda yetişen çok yıllık bir bitkidir. Şahtere, farsça “sebzelerin şahı” manasına gelir. Tarihte M.Ö baş­ta Safra ve Karaciğer ra­hatsızlıklarına karşı kulla­nılmış ve günümüzde ya­pılan araştırmalarda etkisi ispatlanmıştır.

   Mavimsi yeşil renkte, çok çatallı ve dallarını ta­şıyamayacak yerlere doğ­ru eğilir. Yaprakları; A­na yaprakları saplı üzerin­de dizili yan yapraklardan oluşur ve geriden kanat yaprak görünümünü an­dırır. Çiçekleri sapların üst kısmında topluca bir arada salkım şeklinde bulu­nurlar. Kupası 2-3mm büyüklüğünde yumurta veya mızrak şeklinde mavimsi yeşil renkte, taçları borucuk şeklinde 5-10mm uzunluğunda pembe veya kan kırmızısı uç kısmı ise koyu kırmızıdır. Meyveleri küre şeklinde yeşil renkli 2- 2,5mm çapında ve 3-4mm uzunluğunda bir sapı vardır.

Mayıstan Ekime kadar Şahtere otu toplanarak gölgede kurutulur ve kaldı­rılır, şayet tentürü

yapılacaksa taze olarak işlenir.

Bileşiminde alkolitler, organik asitler, glikozitler, reçine, tanen, minerallr ve vitaminler bulunmaktadır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Nedeni belli olmayan veya tedavi edilemeyen allerjiler genellikle karaciğer kaynaklı olduğu için şahtere otu daha çok karaci­ğer üzerinde çok etkili bir bitkidir. Özellikle karaciğer tıkanıklığının tedavisin­de çok faydalıdır.

Tonik olarak cilde faydaı vardır.

    Mide dostu bir bitkidir. Özellikle kronik kabızlık problemi olanlar için ide­aldir. Kronik kabızlık için, şahtere otunu diğer uygun şifalı bitkiler ile karıştı­rarak kullanabilirsiniz.

   Safra yollarında meydana gelen spazmlar ile, mide, ve bağırsaklarda meyda­na gelen spazmların giderilmesinde çok şifalıdır. Alerjiler için şahtere otu ça­yı içilebilir.

   Vücudu terleterek zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Damar sertliğinde faydalıdır. Mide ağrısı ve mayasılda da şikâyetleri giderir.

   Şahtere otu, az kekik ile beraber demletilip balla tatlandırılarak soğuk olarak uzun süre içilmeye devam edilirse egzama, kaşıntı sorunlarını giderir.

Şahtere demletilip kınayla merhem yapılıp uyuzlu yerlere sürülürse fayda­

sı görülür. 

 

                              ŞERBETÇİ OTU:
                                  ŞERBETÇİ OTU

Latince Adı: Humulus lupulus

Diğer adları:

    Kendirgiller familyasındandır. Bilecik ve Bursa yörelerinde bira endüstrisin­de kullanılmak üzere üretilmekte, ayrıca Karadeniz Bölgesi’nde kendi kendi­ne doğada yetişmektedir. Yaz sonunda açan kozalakçığa benzeyen sarımsı yeşil renkli dişi çiçek tomurcuklan olgunlaşınca irileşir ve kâğıdımsı bürgülere dö­nüşür. Bitkinin erkek çiçekleri ayrı bitkide açar.

    Şerbetçiotu bitkisi uçucu yağ, acı maddeler (humilon, lupulon), reçine, ta­nen ve mum içerir. Dişi çiçekleri strobili lupuli adlı bir maddeyi oluşturur.

   Bu madde en az 1200 yıl­dan beri bira yapımında kullanılmaktadır. Şerbet­çiotunun genç sürgünle­ri bazı ülkelerde soyulup kuşkonmaz gibi pişirile­rek yenir.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Hafif bir yatıştırı­cıdır. İştahı açar, sindiri­mi kolaylaştırır, sindirim sorunlarını giderir. İdrar söktürücüdür. Vücudu güçlendirici toniktir. Bu etkileri sağlamak üzere, olgunlaşmamış çiçek kozalak­çıkları yaz sonu ile sonbahar başında toplanıp gölgeli, havadar bir yerde özen­le kurutulmuş çiçeklerden 1 tatlı kaşığının üzerine 1 bardak kaynar su dökü­lerek 10-15 dakika demlendirilip infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde bir bardak içilir. Şerbetçiotu çiçeği çay olarak hazırlanırken kaynatılmamalıdır. 

   Kadınların adet dönemlerinde çekmiş oldukları sıkıntıları engeller,adet ka­namasının erken başlamasını sağlar.

    Kalp damar hastalıklarında diş ağrısında ve hafif ülserlerin tedavisinde kul­lanılır. Şerbetçiotu, merkezi sinir sistemi üzerindeki yatıştırıcı etkisiyle aynı za­manda iyi bir uyku ilacı etkisi yapar.

   Bazı kişilerde şehveti yok edici (anafrodizyak) etki gösterir. Böyle durum­lar için yukarıda verilen infüzyon tarifinden, yatmadan birkaç saat önce 1 bar­dak içilir.

Uyarı: Depresyon geçiren kişiler, durumu ağırlaştırabileceği için, şerbetçi­otu almamalıdır.

 

                            ŞEVKETİBOSTAN:
                                 ŞEVKETİ BOSTAN

Latince Adı: Cnicus benedictus

Diğer Adları Akkız, Bostanotu, Mübarekdikeni, Şevketotu

     Bileşikgiller familyasındandır. Ülkemizde Marmara, Ege ve Akdeniz bölge­lerindeki tarla kenarı, bahçe ve kırlarda yabani olarak yetişen, bir yıllık otsu bit­kidir. Bol tüylü iri yapraklarının kenarlarında da çok sayıda diken bulunur. Yap­rakların alt yüzündeki damarları beyaz olur. Yaz boyunca açan sarı renkli bile­şik çiçekleri vardır.

    Topraküstü kesimleri körpeyken kesilip toplanan bitki, iyice soyulup diken­lerinden arındılarak Ege ve Akdeniz bölgesindeki pazarlarda Şevketibostan ya da kısaca Şevketotu ad­larıyla satılır. Sebze olarak pişirilip tüketilir.

Şevketibostan, tadı acı olan sinisin adlı madde i­le flavonid, uçucu yağ ve yapışkan bitki sıvılarını i­çerir.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: İdrar söktürücüdür. Sindirim ve safra salgıları­nı artırır. İştahı artırır. Ba­ğırsaklardaki aşırı gazları söktürür. Karın ağrılarıyla birlikte görülen sindirim güçlüğünü giderip rahatla­ma sağlar. Doku ve damar büzücü niteliği nedeniyle kanamaları durdurur; he­moroid ve ishali iyileştirmekte etkili olur.

   Bu durumlar için, şevketibostan bitkisinin yaprak ve çiçekli sürgünleri bit­kinin çiçekli olduğu yaz boyunca toplanır. Gölgede özenle kurutulup parçala­ra bölünür. Tohumlan da sonbaharda olgunlaştığında toplanır. Bütün bu kuru­muş parçalar ve tohumlar karıştırılır. Bunlardan 1-2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek bir infüzyon elde edi­lir. Böylece hazırlanan infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

Ayrıca şevketibostan bitkisi yaralari temizlemekte ve iyileştirmekte etkilidir. Bu etkisinden faydalanmak üzere, yukarıda tarifi verilen infüzyonla günde bir­kaç kez yaralar yıkanıp temizlenir.

                                          HUŞ AĞACI

 

                                 SAKLİ SİFA

  Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa’nın yüksek bölgelerinde sık görülen ve kuzey yarımkürede pek çok ülkede yetişen bir ağaç türü olan huş ağacının kabuğu, yaprakları ve tomurcukları çeşitli hastalıklara karşı halk arasında bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır. Çeşitli türleri bulunan huş ağacı genellikle orta uzunluktadır. Ilıman iklimlerde ve dağlık bölgelerde, nemli ve asitli toprakta yetişen ağaç birçok katmandan oluşan, soyulan beyaz kabuğuyla tanınır. Huş ağacı sağlam yapısıyla ve yumuşak, parlak dokusuyla mobilya sektöründe sık olarak kullanılır.

Eklem iltihabı ağrılarına iyi gelir

Kas ağrılarını hafifletir

İdrar yolu iltihaplanması tedavisinde kullanılır

Melanom tedavisine yardımcı olur

Fazla suyun atılmasını sağlar

Kansere karşı koruma sağlar

İdrar söktürücüdür

Börek taşı dökmek için yardımcıdır

İshale iyi gelir




                        Huş Ağacı Çayı Nasıl Hazırlanır 

 Huş ağacı çayını hazırlamak için ağacın yapraklarını ya da kabuğunu kullanabilirsiniz. Eğer yapraklardan yapacaksanız 2-3 çay kaşığı kurutulmuş huş ağacı yaprağını kaynamış suya atarak 10 dakika kadar bekleyin. Huş ağacının kabuğundan çay yapacaksanız 1 çay kaşığı kurutulmuş huş ağacı kabuğu tozunu 1 fincan kaynamış suya atıp 15 dakika demledikten sonra içebilirsiniz. Tavsiye edilen oran günde 2-3 bardak tüketmenizdir.

Huş Ağacının Faydaları


 Huş ağacı kabuğunda bulunan betulin ve betulinic asit’in kansere karşı koruma sağladığı üzerine bazı araştırmalar bulunmaktadır. Ayrıca iyi huylu tümör oluşumunu da engellediği yönünde bazı klinik çalışmalar var.    HIV’in vücuda etkisi yavaşlattığı yönünde açıklama yaptılar   

Harici kullanımda egzama, siğil ve diğer cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Huş çayı dahili olarak bir diüretik veya hafif bir sedatif olarak romatizma, gut ve böbrek taşları için bir tedavi olarak kullanılabilir. Halk arasında yapraklarından hazırlanan maskeler saç dökülmesine ve kepeğe karşı kullanılmaktadır.
Özellikle Avrupa’daki salgınlar sırasında ishal tedavisi, dizanteri ve koleraya karşı kullanılmıştır. Huş ağacı kabuğu ve yaprakları anti bakteriyel bileşenler içerdiği için idrar söktürücü olarak idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisine yardım amacıyla kullanılabilir.
Toksinlerin ve fazla suyun vücuttan atılmasına yardımcı olduğu için selülit tedavisinde etkili olduğu söylenmektedir.
 
Huş Ağacının Yan Etkileri
 
 Huş ağacının yan etkileri üzerine klinik bir araştırma bulunmamaktadır. Ancak aspirin ile benzer bileşikler içerdiğinden kan inceltici ilaç kullananların tüketmesi tavsiye edilmez. Herhangi bir kalp ya da böbrek rahatsızlığı bulunanların ya da bu hastalıklar nedeniyle düzenli ilaç alanların huş ağacı çayı içmeye başlamadan önce doktora danışması gerekir. Emziren ve hamile kadınlar huş ağacı çayı ve diğer ürünlerini kullanmamalıdır. Diğer bitkilerde olduğu gibi bazı kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilir. Beklemediğiniz bir etki gördüğünüzde mutlaka doktorunuza danışın.

 

DEVAM EDEÇEK

  Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..

  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.

  Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır.

  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 


NOT:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam650
Toplam Ziyaret737778
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV