• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

GELENEKSEL ELEMET TIP TESTİ

  
  sakli şifa  distile sakli şifa  sakli şifa
                          
     
GELENEKSEL TIP                                           

     Geleneksel Tıp, başlangıcı insanlık tarihi kadar eski, kadim bilgiler üzeri­ne kurulu bir ilimdir. Bu ilim binlerce yıl boyunca filozof hekimler tarafından geliştirilmiştir. Yaklaşık 2500 yıl önce Anadolu topraklarında Hipokrat, hoca­sı Alkmaion’dan öğrendiği tabiat felsefesini geliştirmiş, tıbbı felsefeden ayrı bir bilim olarak tanımlamıştır.

    Modern tıbbın kurucusu Hipokrat, doğadaki tüm maddelerin ve insan vü­cudunun dört temel unsurdan/elementten oluştuğunu bildirir: Toprak, su, ha­va ve ateş.

Geleneksel Tıbbın Temelleri: Dört Element

   Kadim sağlık kitaplarında vücudun sağlık ve hastalığının kaynağı olan dört unsurdan bahsedilir. İnsan vücudunda bu özelliği taşıyan dört temel hılt (mad­demsi sıvı) bulunur. Osmanlı Tıbbında Anasır-ı Erbaa olarak anılan dört temel unsur; Kan, balgam, sevda ve safradır.

İnsan bedeni 4 element ve onların taşıdığı sıcaklık, kururluk, soğukluk ve nemlilik olmak üzere 4 nitelikten meydana gelir. Her şey bu maddelerin belir­li oranlardaki karışımıdır.

Besinlerin sindirilmesiyle karaciğerde safra, dalakta sevda, beyinde balgam toplanır ve kana karışarak tüm bedene dağılır.

     Ancak bunlar bilinen anlamda vücut sıvılarına karşılık gelemez. Hıltlar daha çok 4 temel unsurun karakteristiği taşıyan maddemsilerdir. Örneğin kan, ha­va unsurunun özelliklerini taşımaktadır ve bu hıltın en iyi örneği kan sıvısıdır.

   KAN: Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vü­cuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacı­dır. Adale, kalp ve mideye kan akışını gerçekleştirip damarlarda basınç yaparak vücut sıcaklığını korur. Balgam ve sevda hılıtlarının aşırı yükselmesini önler. Oksijen iletimini sağlar. Kan hıltı yüksek veya anormal ise yüz şekli yuvarlak, pembe- beyaz hatta kırmızıdır. İdrar kırmızı ve az olur. Bedenleri sıcak, hafif terleme mevcuttur. Dil kırmızı, ağız çok tatlı, boyun kısa, göz beyazı kırmızı.

gözbebekleri büyük, Kişi kısa ve düzdür. Çıban ve sivilcelere yatkınlardır. Uy­kuları kolay gelir, esner ve gerinirler. Burunları kanamaya yatkındır.

   Tükürük çok, damarlar dolu, renk kırmızı idrar ve ağrılar şiddetli olursa vü­cuda kan galip olmuştur. Hastalık kandandır. Kalp çarpıntısı, baş ağrısı, halsiz­lik, ayakların ve vücudun ağırlaşması, kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansi­yon, boyun kireçlenmesi, mide hastalıkları şişlikler, duygu organlarında tem­bellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir.

Bu hallerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapı­cı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.

    Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı; ekşi nar, ekşi meyve sula­rı ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale dö­ner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.

SAFRA: Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Be­sinleri parçalar, hazmı kolaylaştırır. Balgam ve sevda hıltının sertleşme, soğut­ma etkisini kılcal damarlara girerek önler. Safra kesesinde depolanır. İhtiyaç halinde oniki parmak bağırsağı ile salınır.

Safra hıltı yüksek veya anormal kişiler buğday tenli olurlar. Bu kişilerde saf­ra kesesi ve karaciğer hastalıkları, ateşli hastalıklar, baş dönmesi, baş ağrısı, uy­kusuzluk, nabız yükselmesi, mide bulantısı, migren, aşırı sinir, hızlı hareket gözlenir. Vücutları sıcak, nabızları hızlıdır. Ağız tatları acı ve susuzluk hissi faz­ladır. İştahları azdır. Uykusuzdurlar. Mideleri kolay bulanır.

Göz beyazı sarı, cilt sarımtırak, idrar sarı, dil ortasındaki kısım sarı ve ya­pışkanımsı görünür. Yürüyüş hızlıdır. Dil ve burunda kuruluk, ağızda kuruluk ve acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hali gibi rahatsızlıklar varsa; renk sarı ise vücudu safra istila etmiş­tir. Hastalık safradadır.

    Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı tabiatı soğuk ve ru­tubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu-ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri ve ya birkaç tanesi ağız yolu ile a­lınmaya devam edilirse safra normale döner safradan meydana gelen hastalık­lar da ortadan kalkar.

   BALGAM: Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücutta taşıyıcı olarak görev yapar. Sevda ile saf­ra hılıtlarının tıkanıklık oluşturmasını engeller. Balgam hıltı yüksek olan kişi­ler genellikle şişmandır. Beyaz ve renksiz tenli olurlar. Bedenleri soğuk, kasları gevşektir. Nabızları hafif atar. Susamazlar. Çok uyur ve tembel hareket eder­ler. Gayretsiz ve durgundurlar.

    Balgam hıltı yüksek veya anormal ise renk beyaza yakın, ağız tatsız, dil ka­lın, büyük ve beyaz, gözbebeği küçük, göz beyazı büyük, idrar renksiz olur.

    Vücudu balgam istila ederse ağızdan su akar, vücutta fazla su ve ödem olur. Hafıza kabiliyeti düşüktür. Yürüyüş dengesizdir. Uyku çok fazladır. Halsizlik, horlama, eklem ağrısı, böbrek iltihabı, idrar yolu iltihabı, idrar tutmada zorluk, solunum yolu hastalıkları, sedef, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tem­bellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu balgamdan meydana gelen hastalıkla­rın birer belirtisidir. Damarlar tazyikli, olduğunda, susuzluk azaldığında, hare­ket zorlaştığında, ağrılar daha çok dizde ve belde olduğunda, cinsel isteksizlik ve yetersizlik hissedildiğinde renk kurşuni olduğunda vücudu balgam istila et­miştir. Hastalık balgamdandır.

     Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve ku­ru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacı­dır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale dö­ner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.

SEVDA: Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vü­cuttaki yeri dalaktır.             Görme, işitme, sinir sistemi, beyin faaliyetleri, tırnak, ke­mik ve kıkırdakları besler. Vücudun bağışıklık sistemini uyarır ve hastalıklar­dan korunmasını sağlar.

    Sevda hıltı yüksek kişilerin kanları kıvamlıdır. Bedenleri zayıftır, ciltleri kara sarıdır. Yüzlerinde parlaklık yoktur. İştahlıdırlar. Uykuları gelmez. Düşünceli ve kederli olurlar, karamsardırlar.

Sevda kanın yanmasından, mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdevi gıdaların çok yenmesinden meydana gelir. Sevda hıltı yük­sek veya anormal ise renk beyaza yakın, dil küçük ve siyah, ağız ekşi, idrar sa­man rengi, siyaha yakın ve düzensizdir. Kişide aşırı sinir gözlenir. Yürüyüş dengesizdir. İştah fazladır; kişi hep yemek ister. Sinirsel baş ağrısı, mide sark­ması, kist, sinir hastalıkları, allerjik hastalıklar ve kanser gibi rahatsızlıklara ze­min hazırlar.

     Belirtileri; Beden zayıf ve yaramaz, tırnak ve kıllar zayıf olur, idrar az olur­sa, vücudu kuruluk vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uyku­da korkulu rüyaların görülmesi, herşeyden korkma sevdanın vücudu istila et­tiğinin birer belirtileridir.

Bir bardak süzme bal şerbetine 3’er gr. çekilmiş zencefil, karabiber ve mes­teki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sü­tü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdalar alınması ile birlikte sevda normale dö­ner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.

Hılt dengesi sağlık için büyük önem taşımaktadır. Geleneksel Tıp felsefesi­ne göre sağlık, hıltların vücutta dengeli dağılımıdır. Birinin azlığı veya fazlalı­ğında sağlık bozular, hastalıklar ortaya çıkar. Ancak bu dört hılt vücutta eşit o­randa dağılmazlar. Her kişinin bedenindeki hılt dengesi kendine özeldir. Bu da insanların mizaçlarını belirleyen en önemli faktördür.

     Mizaç nedir: Hayati sıvıların (kan, safra, sevda, balgam) kişiye özel oranda karışarak meydana getirdiği tabiattır.

                               4 Temel Mizaç Tip vardır:

Demevi Mizaç: Bu kişilerde kan hıltı baskındır.

Safravi Mizaç: Safra hıltı baskındır.

Balgami Mizaç: Balgam hıltı baskındır.

Sevdavi Mizaç: Sevda hıltı baskındır.

    Geleneksel Tıp hekimi hıltları ve mizaçları çok iyi bilir. Hangi hıltın hangi organda ne oranda olması gerektiğini anlar ve müdahaleyi /tedaviyi buna gö­re şekillendirir. İnsan bedeninde olduğu gibi hayvan, bitki ve madende de ay­nı mizaç yapısı bulunur. Yani canlı ve cansız maddelerde mizaçtan bahsetmek mümkündür. Geleneksel tıp hekimi ilaçlarını seçerken bu noktalara dikkat e­der. Örneğin safra hıltı fazla olan birine bu hıltı dengeleyecek mizaçta bir bitki önerir. Aksi halde hıltın dengesizliği artıp hastalığı şiddetlendirebilir. BİTKİLERLE TEDAVİ

      Fitoterapi kısaca “bitkilerle tedavi” Geleneksel Tıp tedaviler arasında en yaygın ve bilinenidir. Bitkisel çaylar ve bitkisel ilaçlar ile yapılan bu tedavi Av­rupa ülkelerinde çok yaygındır. Cerrahi alanları dışındaki tüm hastalıkların te­davisinde uzmanlarca faydalanılmaktadır.

Bitkiler, muayene ve belli testlerden sonra ortaya çıkan teşhise göre kullanı­lır. Hastalığın teşhis edilmesinden sonra hemen bitkisel ilaçlarla tedaviye geç­mek tercih edilmez. Bunun yerine önce zararlılar terk edilir, gıda terk edilir ve­ya azaltılır, sonra mizaca göre besleyici gıdalar kullanılır. Modern tıb, mizaca göre tedaviyi bugün kan gruplarına göre tedavi olarak uygulamaktadır. Gerek­tiği miktarda ve kullanım dozajı uzmanlar tarafından belirlendikten sonra uy­gulanacak bitkisel tedavinin çare olamayacağı hiçbir hastalık yoktur.

Bugün birçok saygın sağlık kuruluşu ve üniversite, tamamlatıcı veya alterna­tif tıp konusunda seminer ve eğitimleri yönlendirmekte ve desteklemektedir. Yurt dışında bazı sağlık sigorta şirketleri alternatif tıp giderlerini karşılamaya başlamıştır. Avrupa Parlamentosu bitkisel tedavide kullanılan tüm bitkiler için etkinlik ve güvenlik kontrolüne dair yasalar çıkarmıştır. Çin’de ve Japonya’da tıbbi bitkiler üzerine kontrollü çalışmalar yapılmaktadır. Almanya’da bitkisel tedavileri genellikle doktorlar düzenlemektedir.

   Bitkisel tedaviler göründüğü veya sanıldığı kadar basit değildir. Ayrıca kul­lanılan bitkilerin doğal olduğu için daha güvenilir sanılması da doğru değildir.  

     Eğer kullanmayı düşündüğünüz veya kullanmanız için size önerilen bitkinin faydaları, güvenilirliği, yan etkisi hakkında yeterli bilgi edinemiyorsanız şunla­ra dikkat etmelisiniz:

Kullandığınız şifalı bitkinin halk hekimliğindeki yeri, kullanımı ve denen­mişliği ne ölçüdedir? Bitkisel ürünün içindeki bazı bileşiklerin kanseri, ülseri tetikleme veya karaciğer yetmezliğine neden olma riski var mıdır? Bitkisel ürü­nü hangi doz ve sıklıkta kullanmak gerekir? Bitkilerin içinde bulunan tüm aktif etken maddeler nelerdir? Bunların etkileri nasıldır? Bu bitkisel kaynaklı mad­delerin başka ilaçlarla etkileşimleri ve tedavisi hedeflenen hastalıktan başka var olan diğer bir hastalığa olumsuz etkisini var mıdır?

    Örneğin; Hepatitte faydalı olduğu düşüncesiyle meyan kökü tüketen bir hastada yan etki olarak oluşan vücutta sıvı birikimi var olan hipertansiyonunu daha da kötüleştirebilir. Diğer taraftan meyan kökü antidepresanların erkekler­de neden olduğu cinsel fonksiyon bozukluğunu daha da artırır. Kısaca kulla­nılan bitkisel maddeler kullanılan ilaçların etkilerini artırıcı veya azaltıcı yönde etki gösterebilirler. Kullanılan bitkisel ilaçların olumsuz etkileri aylar veya yıl­lar sonra ortaya çıkabileceğinden takibi de zordur. Hasta çoğunlukla kullandı­ğı bitkisel ilacı hatırlamayacaktır.

Başka bir bilinmez de, bitkisel ilaçların içindeki etken madde miktar olarak standardize değildir. Yani aynı miktar bitkide veya bitki ekstraktında farklı mik­tarlarda aktif madde vardır ve etkileri de farklı olacaktır.

     Yapılan testlerde bazı bitkisel karışımlarda steroidler, trankilizanlar, ağrı ke­siciler, toksik ağır metaller kan pıhtılaşmasını engelleyen ve kan şekerini dü­şüren maddelerin yanında, tehlikeli olabilecek bakteriler de tespit edilmiştir.

Bitkilerin tedavi bilinçli olarak yapılmalıdır. Bazı bitkilerin, faydalarının ya­nında, zararlı etkileri de olabilmektedir. Bu nedenle, bitkiler iyice araştırılarak ve mümkün olduğunca uzman kişilerden yardım alınarak kullanılmalı ve bek­lenmeyen bir etki görüldüğünde kullanılan dozu yeniden ayarlanmalı ya da ge­rekiyorsa kullanımı tamamen kesilmelidir.

     Bitki kullanımında çocukların, hamilelerin, yaşlıların ve bazı hastalıkları o­lanların durumlarına özel hususlara dikkat edilmelidir. Örneğin; meyan kökü ülser şikâyeti olanlar için faydalı olmakla birlikte yüksek tansiyon şikâyeti olan­ların tansiyonunu daha da yükseltebileceği için ya ülsere karşı başka bir alter­natif kullanılmalı ya da meyan kökünün yanında tansiyonu dengeleyici olarak sarımsak alınmalıdır. Ayrıca, bebeklerde, çocuklarda ve hamilelerde her türlü bitkisel ve sentetik ilacın kullanımının çok sınırlı olduğu bilinmelidir. BİTKİSEL İLAÇLAR

    Hangi kültürden, hangi tedavi sisteminden olursa olsun insanlar hastalıkla­rını iyileştirmede yakın çevrelerindeki bitki ya da bitkilerin faydalı kısımlarını su ile kaynatarak, yağda bekleterek, lapa yaparak, ya da bitki tozunu balla karış­tırarak hazırladıkları ilaçları kullanmışlardır.

    Zamanla doğrudan bitki kısımları yerine bitkilerin tedavi edici değere sahip kısımlarından (droglardan) hazırlanan ekstreler, tentürler ve distilasyon ürün­leri (uçucu yağlar) kullanılarak pomad, damla, şurup, kapsül, draje, tablet gibi bitkisel ürünler geliştirilmiştir.

İlaç yapımında kullanılan doğal ürünler içinde en fazla kullanılanlar şifalı bitkilerdir. Yaşadığımız basit rahatsızlıklar için bitkilerden hazırlayacağımız re­çeteleri kullanmamız ilaç tüketimimizi azaltarak vücudumuza daha az kimyasal madde girmesini sağlayacaktır.

    Bitkilerin kullanım çeşitleri saymakla bitmez. Şifaya kavuşmak için, bitkile­rin kullanım şekillerini ve kullanılan yöntemleri çok iyi bilmek gerekir.

Tedavi amacıyla kullanılan şifalı bitkilerin kalitesi de çok önemlidir. İlaç ya­pımında kullanılacak bitkilerin yaprakları temiz, lekesiz ve sağlam olmalı; en çok etkin maddeyi içerdikleri dönemde toplanmalıdır. Kurutulmuş yeşil ot­lar, tıbbi yeterliliğini 6-7 ay sonra; kök, tohum ve kabuklar ise 2-3 yıl sonra yi­tirirler.

    Bitkisel droglar (bitkilerden kurutularak veya özel metotlarla toplanarak el  de edilen madde) ilaç olarak alınabilmek için uygun bir şekle konulmalıdır. En basit yol drogu toz ederek veya bir güllaç içinde almaktır. Bununla beraber al­ma şeklindeki kolaylık ve alınan miktarın tespiti bakımından hap, infüzyon ve dekoksiyon şekilleri de kullanılmaktadır. Bu ilaç şekillerinden başka tentür, hu­lasa, draje, tablet vs. gibi şekiller de bulunmakta ise de bu şekiller ancak bir ec­zacı tarafından hazırlanabilir.

                           İLAÇ TARİFLERİ VE DOZAJ :

     Tek doz ilaç yapmak için dolu bir çay kaşığı (yarım tatlı kaşığı) ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu suya yeterlidir. Değişik durumlarda ve bit­kilerde bu miktarlar değişebilir.

Bir günlük dozaj yapmak isterseniz 2 yemek kaşığı kuru ot ve 2 su barda­ğı suyu buna ekleyin. Küçük çocuklar, zayıf ve çok yaşlı kişiler için şifalı bitki miktarı (eğer etkili şifalı bitkiler kullanılıyorsa) yarı yarıya indirilmelidir.

Bir infizyon genel olarak yemeklerden önce ve üç kez alınır. Eğer ilaca ih­tiyaç duymuyorsanız bu dozajı azaltın ve kesin. Şifalı bitkileri “nasıl olsa doğal maddedir, fazla alsam da zarar etmez” düşüncesi doğru değildir.

            BİTKİSEL İLAÇ HAZIRLANIŞ ŞEKİLLERİ:

     İnfüzyon ya da çay: Drogların ilaç olarak kulla­nılmasında en çok kullanı­lan şekli infüzyondur. İnfus­yonu hazırlamak için önce­likle sertlik derecesi denge­li, klor oranı düşük iyi kali­te içme suyu kullanılmalıdır.

    Çay demlemeyi bilen kişi, bir infüzyonun nasıl yapıla­cağını da bilir. Bu yöntem şifalı bitki kullanımında uygulanan en basit yöntem­dir ve kurutulmuş bitkiler kadar taze bitkiler de kullanılır. 1 ölçek kuru bitki, 3 ölçek taze bitkiye eşittir. Aradaki bu fark, taze bitkinin içerdiği su miktarından kaynaklanmaktadır. Yani etki bakımından, 1 tatlı kaşığı dolusu kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, 3 tatlı kaşığı ince kıyılmış taze bitkiye eşittir.

İnfüzyon için su kaynatılır, ufalanmış şifalı bitki parçaları içi kaynar su dolu cam veya metal olmayan kapalı bir kaba atılır ve sık sık karıştırılarak, 10 daki­ka beklenir. Arada bir otları dibe doğru bastırmakta fayda vardır. Sıvı bir gün dinlendirdikten sonra ince bir tülbent veya süzgeç yardımıyla süzülür. Çay açık sarı veya açık yeşil olmalıdır.

Kullanılacak drog miktarı genellikle 100 gr su için 2 gramdır. İstenirse me­yan kökü, esmer şeker veya balla tatlandırılır.

      İnfüzyonlar her defasında taze olarak hazırlanır. Tatlandırıcı olarak içlerine bir miktar bal konulabilir.

    Dekoksiyon: Bitki kısımları üzerine soğuk su dökülüp sık sık karıştırılarak 30 dakika tutulduktan sonra ve sıcakken sıkılıp süzülerek hazırlanan çözelti­ye dekoksiyon denir.

Sert veya odunsu bitkilerin şifasından faydalanabilmek için dekoksiyon ter­cih edilmelidir. Kökler, odunlar, ağaç kabukları ve bazı tohumların etken mad­delerinin açığa çıkarak suya karışabilmeleri için yüksek dereceli ısıya ihtiyaç vardır. Bu yüzden bu tür droglar belirli bir süre boyunca kaynatılmalıdır.

Dekoksiyon hazırlamak için kurutulmuş olan bitkiler ya çok ince kıyılmalı, ya da toz haline getirilmelidir. Taze olan bitkiler ise ince ince kıyılmalıdır. Ha­zırlanan bitki kısımları üzerine yeteri kadar soğuk su konulur ve hafif ateşte sık sık karıştırılarak yarım saat ısıtılır ve sıcak iken ince bir tülbentten süzülür.

    Dekoksiyonlarda kullanılacak drog miktarı genellikle 100 gr su için 2 gram­dır. Dekoksiyonlar da infüzyonlar gibi taze hazırlanarak kullanılmalıdır. Tatlan­dırmak için bal veya şeker kullanılabilir.

Belirtilmiş oranda kök, gerekli görülen süre boyunca soğuk suda bekletil­dikten sonra, kısa süre kaynatılır ve 3 dakika kadar demlenmeye bırakılır. Gün­lük çay miktarı bir termosa konur ve gün boyunca ağır ağır yudumlayarak içilir.

    Mazerasyon: Soğuk suda demlemedir. Bazı bitkiler, kaynatılmamalı ve haş­lanmamalıdır. Bu tür bitkilerden elde edilen çaylar soğuk su ile hazırlanır. Be­lirtilen ölçüde bitki, soğuk suda 8-12 saat süre ile bekletilir (Genellikle gecele­ri). Süre dolduktan sonra içilebilecek derecede ısıtılarak, önceden kaynar suyla çalkalanmış bir termosa doldurulur. Soğuk suda bekletme ve haşlama karışımından o­luşan çay türü ise, şifalı bitkilerden en iyi faydalanma biçimi olarak belirtilebilir. Bit­kiler belirtilmiş su miktarının yarısının i­çinde gece boyunca bekletilir ve sabahle­yin süzülür. Suyu süzülmüş olan bitkiler, belirli su miktarının öbür yarısı ile haşlanır (kaynatılmaz) ve yeniden süzüldükten son­ra, soğuk ve sıcak çay karıştırılır. Bu yön­temle hazırlanan çaylarla, yalnızca soğuk veya sıcak suda eriyebilen maddeleri kaza­nabilme olanağını elde edebiliriz.

Mazerasyonlar soğuk sütle de yapılabi­lir, ama kişinin süte karşı hiçbir alerjik tep­ki vermediğinden emin olmak gereklidir.

    Tartı ve ölçü imkânları bulunmayan durumlarda, İnfüzyon, dekoksiyon ve­ya mazerasyon tipi preparatlar, aşağıda bildirilen yollar ile kolaylıkla hazırla­nabilir.

Çiçek, ince yaprak veya uçucu yağ taşıyan droglar: Kaba toz e­dilmiş drogdan bir çay kaşığı bir su bardağı içine konur ve üzeri­ne kaynar su doldurulur. Üzeri kapatılır ve 5 dakika dinlenme­ye bırakılır. Bu müddetin sonun­da pamuktan süzülür.

     Kaba yaprak veya yumuşak meyveler: Bir çay kaşığı dolusu drog, bir bardak su ile bir cez­ve içinde, 1-2 dakika kaynatılır. 5 dakika dinlendirilir ve sonra pa­muktan süzülür.

Kök, kabuk, sert meyva ve tohum drogları: Bir çay kaşığı dolusu, kaba toz edilmiş drog, bir bardak su ile bir cezve içinde 3-5 dakika kaynatılır. 5 dakika dinlenmeye bı­rakılır ve sonra pamuktan süzülür.

Bir çay kaşığı dolusu miktar genellikle bir defada alınacak miktardır. Bir günlük (2-3 bardak) infüzyon veya dekoksiyon hazırlamak için bir çorba kaşı­ğı miktarında drog ve yarım litre su kullanılır.

Önemli not: Hiçbir bitki üzerine kaynar su dökülerek demlenmez. Önce fincana kaynar suyu dökeceksiniz, ardından bitkiyi içine atacaksınız. Bitkilerin demleme süreleri de farklıdır. 1 dakika demlenecek bitki vardır, 25 dakikaya kadar çıkacak demleme süreleri olan bitkiler vardır. Bazı etkin maddeler vardır ilk 1 dakikada suya geçer, onlar bizim için faydalıdır. 2. dakikadan sonra onu kaynatmamamız gerekir, hemen sıcakken süzmek en doğrusudur.

    Bitki çaylarını etkisinin kaybolmaması için şekersiz içmeniz gerekir.

Özsu Çıkarma: Bitkilerin taze özsuları, damla biçiminde kullanılmaya veya hasta organları nemlendirmeye uygundur. Bu özsular, evlerde kullanılan mey­ve sıkma aleti ile de elde edilebilirler. Bitkilerin özsuyu her gün taze olarak sıkı­labilir. Ağzı iyice kapalı şişelerin içinde, buzdolabında bir kaç gün saklanabilir.

      Hap: İnce toz halindeki drogun bir yardımcı madde (sıvağ) yardımı ile hap haline getirilmesi ile elde edilir. Sıvağ olarak bal, nişasta, leblebi unu, arap zam­kı, meyan balı gibi tedavi etkisi bulunmayan maddeler seçilmelidir. Drog tozu uygun sıvağ maddesi ile hamur haline sokulur, bu hamur avuç arasında döndü­rülerek uygun uzunlukta bir çubuk yapılır, çubuk bir bıçak ile uygun büyüklük­te parçalara bölünür ve her bir parça yuvarlanarak hap haline sokulur. Hapların birbirine yapışmaması için aralarına meyan kökü tozu veya talk tozu konulur. Tozlar: Bitkilerin kök, kabuk ya da kalın bitki sapları gibi iri ve sert bit­ki bölümleri parça büyüklüklerine gö­re kaba, orta ve ince olmak üzere üç kısma ayrılırlar. Sonra bunlar kurumuş yaprak ve çiçeklerle birlikte madeni bir havanda dövülür ya da kahve öğütü­cüsünde öğütülür. Böylece elde edilen bitki tozları içecek ve çorbalara katılır ya da yemeklere baharat gibi serpilir.

    Tozların alınmasında kullanılacak o­lan en kolay yol, ince tozun yarım bar­dak kadar su içine dökülmesi ve karıştırıldıktan sonra karışımın içilmesidir.

Şuruplar: Bunlar özellikle hoş kokmayan şifalı bitki ilacını çocuklara verir­ken kokuyu maskelemek için ve öksürük ilacını kolay almak üzere kullanılır. 570 ml şifalı bitki infüzyonunu ya da kaynama ile elde edilmiş bitki özünü 2-4 yemek kaşığı bal ile karıştırıp şurup kıvamına gelene kadar ısıtın. Sonra, soğu­tarak bunu buzdolabında saklayın.

   Merhem ve kremler: Katı yağ, sıvı yağ (zeytinyağı, badem yağı), lanolin ve vazelin gibi sıvağlar ile yapılan ve dışarıdan kullanılan ilaç şekilleridir. Merhem hazırlamak için, merhem içine konulacak madde veya maddeler önce havanda iyice toz edilir. Sonra az bir miktar sıvı yağ ile ezilir ve rine ilave edilir ve iyice karıştırılır.

   Şifalı bitkinin güçlü bir infüzyonu ya da kaynama ile elde edilmiş yoğun bit­ki özünü hazırlayıp süzün. Buna soğuk pres yöntemiyle elde edilmiş saf ayçi­çeği yağı gibi bir bitkisel yağı ekleyin. Sıvı halindeki bu karışımı buharları çı­kıp artık içinde kabarcık görünmeyene kadar kaynatın ancak, faydalı madde­leri içinde kalsın.

    Buna bir seçenek olarak infüzyonu elde edilmiş şifalı bitki yağını kullanın. Krem halinde katılaştırmak üzere 25’er gramlık balmumu, lanolin ve kakao ya­ğını eritip karıştırarak buna 110 gr. bitki veya şifalı bitki yağını katıp bu karışı­ma 25 gram seçilmiş otu ekleyin ve 10 dakika ağır ağır ısınırken kaşıkla sürekli karıştırın. Geniş ağızlı ve kapaklı bir kaba çift kat müslin kumaşla süzün. Gü­nün tarihini de yazarak etiketleyin. Bir damla aselbent sakızını ya da mürrüsa­fanın eriyiğini buna damlatmak ömrünü uzatacaktır.

Merhemler kapalı kaplarda ve serin yerlerde saklanır.

Esans Yağları: Bunlar genelde buharla damıtma ile çıkarılmış yoğun bitki e­sanslarıdır. Evde küçük miktarları elde etmek mümkündür. Kaynağından sa­tın almak isterseniz saf, içine başka hiçbir şey katılmamış esans yağlarını satan yerleri bulmanız çok önemlidir.

    Bitki yağı hazırlamak için, çiçekler veya yapraklar gevşek biçimde bir şişeye doldurulur ve bitkilerin iki parmak üstüne çıkacak miktarda, sızma zeytinya­ğı eklenir. 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda bekletildikten son­ra tülbentten geçirilerek süzülür.

Yara lapaları: Bunlar sıcak kompreslere benzer. Ancak farkı, öz ya da infüz­yon yerine bitkilerin kendilerinin kullanılmasıdır. Taze bitkiyi ezin ve bir kap i­çinde çok az suyla birlikte biraz ısıtın. Ya da bitkileri kaynar suyla karıştırın, O­luşan lapayı vücudun dayanacağı sıcaklıkta doğrudan doğruya cilde uygulayın. Sargı beziyle lapayı orada tutun.

    Kurumuş şifalı bitki kullanırsanız o­nu önce toz haline getirin ve biraz kay­nar suyla karıştırıp macun yapın. Eğer bu macun cildi rahatsız edecekse, onu iki kat kumaş arasına koyarak uygulayın.

Tıbbi yağ: Genellikle haricen kullanı­lan bir ilaç şeklidir. 10 kısım kuru dro­gun 100 kısım zeytinyağı veya haşhaş ya­ğı içinde iki hafta kadar güneşte tutulma­sı ve sonra bezden süzülmesi ile elde edi­lir. Kantaron yağı, Sedefotu yağı, Papatya yağı, Kudretnarı yağı gibi yağlar bu yol ile elde edilir.

Kokulu yağ: Kokulu çiçek veya bitki parçalarının 1-3 gün zeytinyağı veya susam yağı içinde tutulması ve sonra süzülmesi ile elde edilir. Bu şekilde hazır­lanan yağlar kuvvetli kokuludur. Romalılar devrinden beri Anadolu’da elde e­dilmekte olup haricen kullanılır.

   Tentür: Bitkisel materyelin su, alkol veya eter gibi çözücüler ile tüketilme­si ile elde edilen sıvı preparatlardır. Tentürleri hazırlamak için genlikle aşağıda­ki yöntem kullanılır.

    1 kısım kurutulmuş ve toz edilmiş drog 5 kısım alkol ile kapalı bir şişe için­de ve sık sık çalkalanarak 10 gün tutulur ve sonra süzülür. Bekletme karanlık bir yerde ve normal sıcaklıkta yapılmalıdır. Etkisi kuvvetli olan droglar için, 1 kısım droga 10 kısım alkol hesap edilmelidir.

Hulasa: Bitkisel materiyelin su, alkol veya eter gibi uçurulabilen çözücüler i­le tüketilmesi sonucu elde edilerı solüsyonun belirli bir orana kadar uçurulma­sı ile elde edilen preparatlardır. Bunlar genellikle bal kıvamında veya toz halin­de preparatlardır.

    Toz, infüzyon, dekoksiyon, hap ve merhem gibi basit preparatlar drogu kul­lanan tarafından hazırlanabilir ise de tentür ve hulasa gibi preparatların hazır­lanması için bir eczacıya müracaat etmek ve preparatı ona hazırlatmak çok da­ha faydalıdır.


YAZILİM DEVAM EDEÇEK  

 

 Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

 

  All of the fonts contained in this site is intended for visitors who wish to learn

 
  Alle auf dieser Website enthaltenen Fonts ist für Besucher, die lernen wollen bestimmt

 

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..



  This information should never be used for the purpose of diagnosis and treatment for diseases and other problems ..


  Diese Information sollte nicht zum Zweck der Diagnose und Behandlung von Krankheiten und anderen Problemen verwendet werden ..

 


  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.


  Herbalist authorized by doctors and pharmacists, dieticians reliable, besides aromatic plants operate on school graduate or chemist, is secured by way of the transfer has been granted permission must be used


  Herbalist von Ärzten und Apothekern, Diätassistenten zuverlässig, neben aromatischen Pflanzen arbeiten auf Schulabsolvent oder Chemiker, autorisiert ist, wird im Wege der Übertragung gesichert erteilt worden Erlaubnis verwendet werden muss

  
   Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır

 
   Any use and the adoption of legal writing on the Site nature, moral, professional, health and life issues are the sole responsibility of the person performing the action


    Jede Verwendung und die Annahme des Rechts schriftlich auf der Website der Natur, moralischen, beruflichen, Gesundheit und Lebensfragen in der alleinigen Verantwortung der Person, die die Aktion



  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


 

  Site for any problems that may arise from these and writers responsible can not be overridden



 Website für Probleme, die aus diesen und Autoren verantwortlich entstehen können, können nicht überschrieben werden

 

 

   

                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 



 


NOT
:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.

 

 

  HINWEIS: Wenn Sie scannen Ihre BIOCHEMISTRY wissen, dass Ihr Blut DATA, Forscher-Arzt, DARF PFLANZEN UND PFLANZENARTEN nicht ohne Rücksprache mit dem TRANSFER NICHT EMPFOHLEN.

 

 

NOTE: If you scan your BIOCHEMISTRY know your blood DATA, RESEARCHER DOCTOR, DO NOT USE PLANTS AND PLANT SPECIES without consulting the TRANSFER NOT RECOMMENDED






Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam653
Toplam Ziyaret737781
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV