• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

BEHÇET UZAK DOĞU JAPON İPEK YOLU HASTALIĞI

                                         

   sakli şifa çoban   sakli şifa çoban ipek yolu  çoban sakli şifa 

                          

                              BEHÇET HASTALIGI

     (Behçet,Uzak doğu ,Japon,ipek yolu hastalığı ) 

   Her hastada aynı bulgular gözlenmez. Şiddeti ve belirtileri her hastada farklı olsa da hastanın bazı şikayetleri, bu hastalığın belirtileri olarak kabul edilmektedir.

  Ağızda çıkan yaralar Behçet  hastalarının çok büyük bir kısmında görülmektedir. Hastalığın ilk habercisi olarak kabul edilir ve diğer bulgulardan önce görülür. Tekrarlama zamanı farklıdır. İyileştiğinde iz bırakmaz. Bu yaralara aft yaraları denir. 

  Ağız yaralarına hemen ,hemen her hastada rastlanır. Bununla birlikte % 1-3 gibi az bir kısım hastanın ağızda yara şeklinde bir belirtiyi hiç göstermeksizin, sendromun diğer belirtilerini gösterdiği de bilinir. Bu yaralar genellikle sendromun ilk belirtisi olmaktadırlar. Diğer belirtiler ortaya çıkmadan yıllarca yalnız aft yakınması bulunan hastalar seyrek değildir. Behçet'te ağız yaralarının büyük çoğunluğu, sık gözlenen bir hastalık olan tekrarlayıcı aftlardan ayırt edilemez ise de, çok sayıda olmaları ve daha sık nüfus etmeleri gibi farklılıklar vardır. Behçet'teki aftlar genellikle ayda bir veya birkaç kez tekrar eder ve birkaç gün ile bir hafta içinde iyileşirler. Sayıları birkaç tane olup, zaman ,zaman ağrı hissine yol açabildiklerinden hastanın beslenmesini zorlaştırabilirler. 

 

  Behçet hastalığı gözdeki damarlarda iltihaplanmaya neden olur. Hastaların yarısında görülür. Gözde kanlanma, bulanık görme ve hatta görme kaybıyla kendini belli eder. Her iki gözü birden etkileyebilir.

 En önemli organ tutulmalarından biri olan gözdeki iltihaplanma hastaların yarısında tespit edilir. Gözde kanlanma ve bulanık görme şeklinde kendini gösterir. Erkeklerde ve genç kişilerde göz hastalığı daha sık ve seyri daha ağırken, kadınlarda ve yaşlılarda ise daha seyrek ve daha hafiftir. Göz belirtileri, değişik şekillerde olabilmektedir. Yandaki resimde okla gösterilen, hastalığın ilk tanımlanan bulgularından biri olan hipopiyon 'dur. Göz tutulması bulunan hastaların ancak % 10-20'sinde körlüğe kadar gidebilen ağır bir seyir söz konusudur

 

  Ayrıca deride yaralar görülür. Bunlar kasık bölgesinde, yüzde, sırtta iltihaplı ve etrafı kırmızı, sert şekildedir. Bacaklarda görülenler daha koyudur ve iyileşince koyu bir iz bırakırlar.

Eklemlerde ağrı ve iltihaba neden olur. Diz, ayak ve el bileğinde, dirsekte şişlik görülür.

  Behçet, bu sendromu tanımladıktan bir sene sonra, 1938'de hastalarında romatoid ağrılardan bahsederek ilk kez eklem tutulmasını da bildirmiştir. Behçet hastalarının hemen ,hemen yarısında görülen eklem tutulması hastalığın ana yakınma ve bulgularından bir tanesidir. Bu tutulma eklem ağrısı şeklinde olabileceği gibi, daha sıklıkla eklem şişmesi şeklinde karşımıza çıkar. Bu durum ortaya çıktığı zaman eklemde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı olmasına rağmen kızarıklığa pek rastlanmaz. Tutulan eklemler, en sık dizler olup onu sırasıyla ayak bileği, el bileği ve dirsek takip eder. Şekil bozukluğu pek yapmaz ve genellikle 1-2 hafta içinde kendiliğinden iyileşir. 

  Bunlardan başka kan damarlarında iltihap oluşur. Beyin damarlarında olursa şiddetli baş ağrısı yapar. İltihap sonucu tıkanan damarda kanama görülebilir. Tehlikeli bir durumdur. Bacaklarda görülen tıkanıklık sonucu da şişlik ve ağrı meydana gelir. Akciğerde ve böbrekteki iltihaplanmalar sonucu ciddi sağlık sorunları görülür.

  Cinsel bölge yaraları küçük, deriden kabarık kırmızılık veya sivilce halinde başlar, ve bunu çabucak, zımbayla delinmiş gibi görünümde ve yavaş iyileşen yaranın gelişmesi izler (Soldaki resim). Bu yaralar hemen ,hemen her zaman yerlerinde iz bırakarak iyileşirler. Sağdaki resimde bir yara sonrası kalmış iz görülmektedir. Cinsel bölge yaraları aftlara kıyasla, sayıca daha azdır ve daha uzun sürede iyileşirler.

   Behçet sendromunda cinsel bölge dışında da benzer yaralar gözlenebilir. Koltuk altları, kasıklar gibi büyük kıvrım yerlerinde, sivilce şeklindeki belirtilerin patlamasıyla ortaya çıkan bu tür yaralara hastalarda zaman, zaman rastlanabilir.

  Genellikle birdenbire ortaya çıkan, yuvarlak veya oval, fındık ile ceviz arasında değişen büyüklükte, parlak kırmızı, duyarlı, ağrılı belirtilerdir. Bazen bir toplardamarı izliyormuş görünümde sertlikler geliştirebilirler. Özellikle bacaklarda yerleşirler. 10-15 gün içinde, yara haline dönmeden, bazen yerlerinde hafif bir leke bırakarak iyileşirler. 

  Mikropsuz cerahatli sivilceler şeklinde görülürler. Ense, sırt, yüz, göğüs, kollar ve bacaklar, kalçalar, kasıklar ve cinsel bölge de yerleşirler. Olguların % 60-85'inde gözlenir. Görünüm açısından diğer nedenlerle meydana gelen sivilcelerden hiç bir farkları yoktur. Bu nedenle ancak hastalığın başka belirtileri de varsa tanı açısından değer taşır. 

  Bu test, Behçet sendromlu hastanın önkol derisine steril bir iğne batırılarak yapılır. Reaksiyonun oluşabilmesi için iğnenin der-mis adı verilen katmana kadar girmesi gereklidir. 24 saatte belirginleşip 48 saatte maksimum olan reaksiyonda önce kırmızı bir halka ile çevrili,     bir kabarıklık belirir. Öyle kalabildiği gibi çoğu kez  bir steril cerahatli sivilce haline döner. Yandaki şekilde böyle bir reaksiyon görülmektedir. Türk Behçetlilerde özgüllüğü ve duyarlılığı oldukça yüksek bir test olarak kullanılabilmektedir. Türkiye, Japonya ve diğer Akdeniz ülkelerinde pozitiflik oranının % 50-80 olmasına karşın, İngiltere ve Amerika'da pozitifliğe pek rastlanmaz. Test erkeklerde kadınlara kıyasla daha şiddetlidir, ancak paterji pozitifliği ile hastalığın klinik şiddeti arasında bir ilişki yoktur. 

   Behçet sendromunda toplardamarların tutulması sık, atardamarların ise seyrektir. Tromboflebit genelde hastaların dörtte birinde ve hemen ,hemen her zaman erkeklerde görülürken kadınlarda çok seyrek gözlenir. Bacakta şişlik şeklinde kendini gösterir. En sık olarak yüzeysel veya derin tromboflebit şeklinde karşımıza çıkar. Özellikle bacaklardaki tromboflebit uzun sürdüğü zaman zor iyileşen bacak yaralarına neden olur. 

  Hastalarda şiddetli baş ağrısı, çift görme, kol veya bacaklarda uyuşukluk, kuvvetsizlik, dengede güçlük gibi yakınmalar olabilir. Merkezi sinir sistemi tutulması düşük oranda görülür. 

   Karın ağrısı, ishal gibi belirtiler görülebilir. Bağırsaklar  da yaralar olabilir. Türkiye'de Behçet ' li hastalarda oldukça seyrek görülür. Bu tür belirtiler, Japonya'da sıktır. 

                  ESKİ TARİH LERDEN BERİ GELEN HASTALIK           

                        AÇIKLAMALAR YAPILMASI GEREKENLER               

  

  (S.A.V)  Peygamberimiz  bile bal şerbeti önermiştir. Bağırsaklar temizlensin diye onun için  bitki  cennetten  inmiştir  adı sinameki  şifa yedimize dikkat hastalık bağırsakta  başlar.   

  Az olmak kaydıyla 6 Ayda bir kere Acı cehre kullanılır.          

   İbni Sina “Can bağırsaktadır derken Hipokrat Bütün hastalıklar bağırsak­ta başlar der. Nobel ödüllü Mikrobiyolog İlya Meçnikov bunun önemini “Ö­lüm bağırsakta başlar” sözüyle özetler.

   Aslında vücudumuzun bağışıklık sistemini koruyarak tüm hastalıkların önüne geçebiliriz.Vücut, neyi nasıl düzeltmesi gerektiğini bilecek kabiliyette yaratılmıştır.

   Çün­kü o zaman bağışıklık sistemi canlanmaya başlıyor.Bağışıklık sistemi canlandı­ğında kimseye ihtiyaç kalmadan  iyileşme başlıyor, süreç kendi kendine işliyor

           (Maneviyatınızı güçlü tütün sizden daha kötüleri düşünün)       


                                         
  BAĞIŞIKLIK           


   Bağışıklık sistemini güçlendirme ilacı olmaz (Tek anne sütüdür),okuyun
   Sadece ,vücudunuza vermiş olduğunuz tahribatı temizlemeden bağışıklık sistemi güç kazanmaz Meyveler besleyici , sebzeler temizleyici dır.  

    Bağışıklık sistemimizi  doku organları dediğimiz dalak, lenf düğümleri, bademcik, kırmızı kemik iliği, timüs bezi, karaciğer ve bağırsaklardaki  plaklar oluşturmaktadır.
  Bu sistem vücudumuzda hücresel ve sıvısal olmak üzere iki türlü bağışıklık oluşturur ve her insanda iki çeşit  bağışıklık halde gözükür.  
 
    
Doğuştan kazanılan bağışıklık: Bu bağışıklık sistemi genetik faktörlerce farklılık
gösterebilmekle beraber doğuştan var olan bir sistemdir. 

    Sonradan kazanılan bağışıklık: Bu sistem ise organizmanın kendi kedine ürettiği   
ve dışarıdan hazır olarak üretilmiş, vücuda takviye edilen antikorlar olarak tanımlanabilir.

  Vücudumuza dışarıdan giren mikroorganizmalar (bakteri, virüs, asalaklar vb.) bağışıklık sistemimizi harekete geçirmektedir.  

  Bazı bakteriler ise diğer mikroorganizmalara karşı koruyucu 
olması için bağışıklık tarafından   dönüştürülürler Bunların dışındakiler ise vücuda zarar veren mikro organizmalardır.

   Vücudun ürettiği antikorların yetersiz olması durumunda ise kronik enfeksiyonlar, deri döküntüleri, sıklıkla soğuk algınlığı, tekrarlayan yaralar/apseler gibi rahatsızlıklar ortaya çıkacaktır.

 Bunu önlemek adına bağışıklık dediğimiz sistemi kuvvetlendirmemiz gerekmektedir.  

  Vücudumuz için gerekli o­lan yiyecek, içecek ve hava­nın ilk girdiği, sindirim sistemimizin başladığı yer ağızdır. Dışarıdan gelen mikropların pek çoğunun vücudumuza gi­riş kapısı da ağızdır ve hızlı kana karışan kısım dil altı dır. Bu yüz­den sık, sık olumsuzluklarla ve hastalıklarla karşılaşır. Ağız­daki olumsuzluklar diş sağlı­ğının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar.

   Hastalık veya rahatsızlık, beden veya zihinde meydan gelen, rahatsızlık,dert ve görev bozukluğuna yol açan belirli bir anormal duruma verilen isimdir.İnsanlar,dünyada var oldukları günden beri,karşılaştıkları hastalıkların nedenlerini bulmaya ve tedavi etmeye çalışmışlardır.Bugün gelinen noktada bilinen hastalıkların çoğuna mikroorganizmaların sebep olduğu tespit edilmiştir.Kanser,aids gibi bazı hastalıkların sebepleri henüz bilinmemekle birlikte, biyoloji ve tıp biliminin gelişmesine bağlı olarak hastalıkların, bedensel ve çevresel etkenlerden kaynaklandığı bilinmektedir.İnsan ve hayvan hastalıkları genellikle hastalığın ortaya çıktığı vücut bölgesine ve organlara göre adlandırılır.(Mide hastalıkları,kalp hastalıkları,akciğer hastalıkları gibi...)Hastalıklar ayrıca hastalığın bozukluğa yol açtığı organların görevine göre de isim alır.(Örneğin solunum hastalıkları,sindirim hastalıkları,sinir hastalıkları gibi...)Hastalıkların belli başlı 2 ana etkenden kaynaklandığını ve genetiğinin de önemli bir faktör olduğunu belirterek korunma yöntemleri üzerinde duracağız.

    Hastalıkların temel sebebi hayat tarzı ve yanlış beslenme alışkanlığıdır.Hayat tarzını düzeltmeden hastalığı tedavi edemezsiniz.Yediğimiz tüm hazır gıdalarda sağlığa bağlı katkı maddeleri ve aromalar bulunmaktadır.Kullandığımız ürünlerin birçoğu aslında ihtiyacımız olmayan,uluslararası firmaların kolay para kazanabilmek için suni olarak ürettikleri sağlığa zararlı ürünlerdir.İşte bu yüzden her yediğimiz hazır gıda sonrasında vücudumuz daha çok kirlenmekte ve hasta olmamak için gösterdiğimiz tüm çabaya rağmen daha çok hastalığa yakalanmaktayız.Bütün bu olumsuz hayat tarzı içinde hasta olan yada hastalıktan korunmak isteyen insanın yapabileceği tek şey hastalığının nedenini bilmek ve o nedeni ortadan kaldırmak yada etkisiz duruma getirmektir.Doğuştan gelen rahatsızlıklarımız dışındaki tüm sağlık sorunları ,vücudumuzun bize karşı kullandığı,vücudumuzun bize karşı kullandığı, vücudumuzu kullanmamızı hatırlatan uyarı sinyalleridir.Her organın bağlı kaldığı bir duygu bağlantısı vardır.Yaşanılan duygu sarsıntısına bağlı olan organ,direncini kaybeder.Hastalıkların sebeplerini bedensel sebepler ve çevresel sebepler olmak üzere ikiye ayrılır..

 YAZILAÇAK DEVAM EDEÇEK  

  Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.    

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..    

  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir ,yanında bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çalıştıran, izni alınmış aktarlar tarafından güvenli şekilde kullanılmalıdır   

   Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır


  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. 

 

                                                                    saklisifa@gmail.com

                                                      premix12345678@gmail.com

                                                     saklisifapiriiworld@gmail.com                                                                                           

              


NOT
:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.

 

  



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam778
Toplam Ziyaret737906
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV