• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

ZORU ZOR YERDE YAPMAK ZORLU YÜRÜYÜŞ SAKLI OLAN ŞİFAYI BULMAK


 sakli şifa
 

            “ Dağlardan, Ovalara İnişimiz Dirilişimiz, Ovalardan Dağlara Gidişimiz Hilal”

                   “Her Bıraktığımız Şehit Yıldızımız ,Her Diktiğimiz Sancak Obamızdır” 

           

           ZORU ZOR YERDE YAPMAK ZORLU YÜRÜYÜŞ SAKLI OLAN ŞİFAYI BULMAK  

                                            Bitkilerin izleri    

                                    Zor işi zor yerde yapmak  

Sezon başlamak üzeri doğa güzel bitkiler geçen seneye göre daha tok ve verimli doğa her zaman orijinal ve doğanın gerçek bitkileri çok yükseklerde ve Sartp yamaçlar hala karlı  tarih 27 mayıs 2 gün dağlardayız, hava çok temiz ve açık karşı yamaçta dağ keçileri hoplayıp zıplıyorlar ,çok neşeliler, şu anda attıramam yapıyorlar,1 ay 2 ay sonra sert yamaçlara yol alacaklar,29 mayıs sabah kahvesi içmekteyim ,hava sert iki üç saat içinde ısınır ama kalın mont var ,güzel yerler keşfettik ,bitkiler yer bildirimi yapıp ağustos başı toplamaya başlanır, aşağılara doğru dağ kekikleri, hava ısındı şimdiden kokuları gelmeye başladı toplayıcılara öğretiyorum şekil, ve saatler de, toplanmasını, ve seneye tekrar verim alınması, yoksa rasgele toplanan ürün ne faydası olur nede seneye buralar yok olur, buradan yaylaya inip 2 gün kaldıktan sonra, köye inip ,malzemeyi tamamlayıp, Ermenek  Toros, bozkır üzerinden ,  Karaman ,Mut , gün nar, şehirleri görmeden bir yük taşıyıcı katır 3  çobanlar eskiden gençtik şimdi 60 lıklar son noktamız belki, doğa sizi çekiyor, çünkü onlarında bize ihtiyaçları var, sevmek sevilmek istiyorlar, resmen konuşuyorlar ,ne ararsanız var kerkenez yanı şahinden tutunda kartallara kadar yukarıda pervane oluyorlar, dans ediyorlar resmen şov yapıyorlar, bir günlük yol kaldı inşallah yarın öğle üzeri köye varırız,30 mayıs saat 11 vardık, incelemeleri kayıp altına aldıktan sonra son yazıları atıp yola hazırlığa başlamak için yazılımları yeğene verip saat ve tarihlerinde yazıları atması için bilgi vererek, 1haziran Perşembe saat 0,5 de ki yola hazırlığına başladım,  bazen 5 bazen 2  sene yapmış olduğum zor işi zor yerde yapmak sözümle yürüyüş ve izler, anı olarak hep görmek ve yazmak bu dana yaşam veriyor..  

Zor 25 günlük yolculuk  2 parkur var aklımda artık yaşlandık eski gençlik yok  1 çi yol 25 gün 2 çi yol 15 gün yürüyüş zor yolu tamamlamak.. Gün nar uçuş  zirvesi  son durak olacak….30 mayıs misafir arkadaşlar akşama doğru geldi, yarın alış verişler için çarşıya inip bir şeyler alacağız…31 mayıs hazırlıklar bitti gereken yerlere talimatlar verildi  son kontrol ,son parkur  istirahati…saat 15.00 mütiş yağış başladı doğa işareti verdi, son yağmur korumalarda hazırladım, aralıksız 4 saat yağış sabaha karşı hava güzel olacak her yürüyüş  bana bir heyecan katıyor…30 gün sonra Devam edecek .

“Allah” izin verirse ,Dönüşte anılarımı ve resimleri  yayınlaya çam….Daha önceden verdiğim talimatlarla yazılacak yayın akışı devam edecek…Aklımdan çıkmayan İslami sözlerden bir tanesi..

Resulullah(s.a.v.) Beni yemene gönderirken tavsiye mahiyetinde şöyle dedi :”Ey ALİ !! İstihare eden şaşırmaz ,İstişare eden pişman olmaz .Sakın gecenin başında kalkıp yola çıkma. Çünkü Yüce Allah ,gündüzde saklamadığı şeyleri, gecede saklayıp dürer. “Allah “adıyla sabah erkenden yola çık.”

Köyden çıkış..1 haziran sabah ezanı… ” Ya Allah ”

Not ve Düşünce : Macera ve aksiyon Turizmci Gençlere yeni bir iş sahası böyle parkurlar yaparlarsa inanın çok çılgın var, ve ayrıca çok yerler var başka ülkelere gitmek için arayış yapmayın önce siz keşfedin, antrenman yapın çok şeyler değişecek amansız hastalıklarınız kaybolup gidecek, her yerde değişik enerji kaynakları var. .Doğa yaz kış sizleri bekliyor, ya şimdiki şehirler yok olursa…..

Sermayesi bir katır, bir çoban rehber, birde zor koşullarda zor yerlerde, yaşamak, canlı, canlı, can gelsin ,  Birde kurallar ateş yakma ve söndürme, yıldızlar, ve ağaç yosunlar bunlar yürüyüş  için önem taşır, 3 ve 6 kişilik ekip azlığı her zaman  ideal yürüyüş sağlar, birde önceden barınaklar ve  altı kapalı kıl çadır, isterseniz öncülüğünü bir  tv  programı yapabilir bu bir inanılmaz gelir sağlar…Varsa cesaret, vardır çılgın ,her şey ortada…. Kopya  programlara  gerek yok aslı varken…Gerçek ve güzel tanıtım…Saklı olan şifayı bulun…  Adrenalin yükseldikçe enerjiniz artar…Yarış yok yaşam var….. Canın sıkıldı masa başında ayaklarını uzatıp elinde kalem çevirmeye benzemez… O yerleri ilk siz görün ve keşfedin…Senin ilk göreceğin yer başkasının görmediği yer senin keşfindir.

            Not: Çıkmadan önce koordinatlarınızı emniyet birimlerine bildirin.. 

                            Zor yolculuğun hazırlığı ve vasiyeti     

Rüstem efe geçen gün söylemiştim sana  (Zenginliklerinden bahsederler,bilmezler,1939 lardaki çukur ovayı ve bölgeleri yamalayıp zengin olduklarını söylemez ,kimileri gemi batırır, kimileri, zulümle yerleri alır, şimdide kalkarlar, biz çok şey yaptık derler)…

Bu kadar çaba gösterme “Allah” ne verdiyse çocuklarına ver borçlanın deme, hayallere girme “rabbim” gereken yol açacaktır, sadece “Allah” yolunda yürü yeter, zorlu yürüyüşe çıkmadan hatırlatayım, bu zenginlik bir kıvılcıma bakar, denizdeki ahtapot 1939 dan sonra büyüyerek tek kollarıyla tek elden 1987 yedilere kadar gelenler,87 den sonra kol vantuzları çalışmaya başladı ,zora kaldı mı boya atarlar, bir perdeyle ,boyayı gözüne çalarlar, sonradan da, biz böyle geldik şöyle yaptık derler kocmarlar gibi kafa sallar, kuyruğu kopmuş kerten keleler ,ertesi gün gene kuyruğu yerine gelmiş olarak sahaya çıkarlar ,bunlara kapılıp çocuklar hayallere girmesin anlat ki gerçeklerle yüzleşsin ,bunlar diş güçlerin şirketlerin oyunu her renk ke girerler, çok iyi kamuflaj olurlar ,sen sadece önder ve önderlerin arkasında ol yeter, şunu bil ki halkın gücü karşısında hiç güç tanıma zor geçer günler belki ama yarını belli olmayan dünyada yarınlar anlaşılır….

Şimdi kal Sağlıcakla eve gelen gidenlere misafirlere söyle tepelerdeyim zirvelerde ,misafirlerin arabalarına emanetlere gözün gibi bak, 1 çi parkurdan gidersem 25 gün 2 çi parkurdan gidersem 15 gün bayrama kadar gelmezsem selamı verirsin…Kabir taşım olursa dağlardaydı çoban yazarsın…..

Hay git çoban  yolun açık olsun bizim deli oğlanları geçtin.. Sağa salım gel yeter…

Belli olmaz vakit zamanı rabbim bilir giderken vasiyetimi vereyim, diğer vasiyetimizde yeğenlere verdim, onlarda gerekeni yapar, Benim deli oğlanda gerekeni yaptıktan sonra  benim zamanım kapanır…

Her kapı çıkışı helalleş gidip te gelmemek var olduğunu bilsinler ev halı bunu da aklın dan çıkarma…

Yaşamımda Edindiğim öğrendiğim En Büyük Bilgi Şudur; Kendi Kendine Yardım Etmeyi Bilmeyen , Hiç Kimse Yardım Etmez ve edemez. Gücünüzden şüphe ederseniz, şüphelerinize güç verirsiniz. Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir. Bunu da aklından çıkarma .Rüstem efe…

H.z Ali(a.s.) Diyor ki Çocuklarınıza servet bırakma telaşına girme çünkü çocuklar Salih evlatlar ise servet dünyalık istemezler…Yok Salih  değilseler onlara bırakacağınız servet onların günahlarını arttırır ve bir nevi zülümdür..

 Hz .Alinin (s.a.a) Çocuklarına  yazdığı mektupla, (Hz ALİ (a.s.) Hz Hasan ve Hz Hüseyin’e yazdığı  mektupta  şöyle buyurdu. ”ALLAH" ‘tan korkmanızı, dünya sizi istese bile onu istememenizi  vasiyet ederim. Ona  ait bir şeye ulaşmadığınız veya kaybettiğiniz için üzülmeyin .Hakkı söyleyin ,ahiret ecri için çalışın .Zalime düşman ,mazluma yardımcı olun.)  

    Basîret; hakla-batılın, hidâyetle-dalaletin, hayırla-şerrin, doğru ile yanlışın birbirinden ayrıldığı marifet, bilgi ve kalp nurudur. Basîret; ilham ile veya tecrübe ve öğrenme sonucunda oluşur. Çoğulu, besâir dir. 

         ” Hayırlı insanlarla arkadaşlık etki onlardan biri sayılasın şer insanlardan    

                                                  sakın ki onlardan sayılmayasın”    

                                                                Çoban sakli şifa      

                                      Dağlardan gelen yeni bir ses  

                            HER YERDE OLMAK VE VAR OLANI HİSSETMEK

Neden bilmem ama insanlar hep kendi çıkarları doğru zannetseler de, günü ve zamanı gelince ne şekilde karşı taraf i incelikte ağrıyacaklar, sordukları soru ” öyle ki ya sen nerde sin arkadaş ”başlar ,telefonların kapalı, deseler de onlarda biliyor, telefon kapalıda olsa bir tık kadar yakın olduğumu, sadece bıyık altından gülerim, içimden gene bir konu soracaklar der evet arkadaşım “sör “demekle açılırlar domino taşını yerine koyunca, seninle konuştuktan sonraki  vakti artık onlara çok gelmeye başlar, bir da ki sefere kadar ,seni aramaz gün ve zaman gelince tekrar ararlar bu sefer ,her şeyi denese, gel  vakit zaman da, her şey anlaşılır, bu hayat böyle geçer, gider.

Bu gün arkadaş dediğin ,dost dediğin akraba dediğin, yanı her şeyin dediğin sadece menfaat dünyasında takılır dururlar, ama bilmezler ki çoban, ve çoban gibi insanlar ,denize ve dağlara ağ atmıştır, bilgi toplar bilgilerini insan oğluna verir, hiçbir karşılık beklemeden sadece ,tarar kim kime ne yapıyor ,nasıl faydalı oluyor, gene aynı tas aynı hamam diyen, ve kendi  aralarında bile gizlilik anlaşması yapanlar, bilsinler ki, ben buldum ben yaptım diyenler yanı konuşan adamlar ,merdiven altı ürünlere kapılmayın diye feryat edenler bilsinler ki, sizlerde merdiven altı yapıyorsun uzu bilmezlikten öteye gidemezler banttan konuşur dururlar,  çünkü sen güzel ürünler de yapsan sana diş dünya ilaç şirket borsaları mevzuat gereği sana ilaç ruhsatı verdirmezler, sen ne kadar bağımsızda olsan, premix, yem katkı ,gıda takviyesi altından öteye ruhsatlandıramazsın, istersen başbakan ol…Sen dışa bağlı el ayak bağlı kölesin…

Gelir aslan yürekliler iş bilenler, ,işe baştan tarih destan yazsalar da, su yoluna gitmeyenler ila ki su köstebekler gibi baraj kurarlar, demezler el birliğiyle mücadele yapalım ,dünyada geri kalan 5 milyar insan oğluna satalım, şimdiden ,ham madde, ileride tekstil, daha ileride sanayi ürünleri veririz demez ila bir çomak sokarlar…

Tam büzene sokacaklar, olurlar ,oldururlar diktatör, aslında işin aslı öğle değildir ,kendi aynalarını yansıtmadalar, kol bacak kestikleri yerleri, sömürgecilik yaparlar, asallar keserler, kendileri evrensel derler, özgürlük demokrasi dedikleri yerlerde, heykellerin altında ,kesik başlar ,barı o mazlumların kafaların yerine bir top koysaydınız ya, geçmiş tarihlerinizde kafa taslarıyla top oynadığınız gibi ,Diş dünya dıştan sosyaliz eşitlik olarak gözükse de bilin barbardırlar…

Her türlü borsa bunlarda ve iş birlikçilerinde, bunlarla ne kör kuyuya ,nede yola gidilir, şekerle ,gazozla ,süt tozu ile kandırmaya çalışırlar, senle birlikte gözükür, işleri ters yönlendirirler, sonradan zil takar oynarlar…

En basit kakao yediğiniz bitter çikolata ham maddesi İngiltere dünya borsası her şey ondan sorulur  borsayı kurmuş sana her şeyi yedirir ,sadece bu mu ilaç ,zehir, ne ararsan var.. Modası geçmeyen çarkı felek gibi ,şansa ne gelirse….”Çarkı felek aynı zamanda güzel bitkidir ve saç için ideal dır”.

İş  böyleyken , haram yiyen zihniyet ,yolları daha da açık vaziyette ,bu vatan topraklarında sahte ürünleri, ve ham maddeleri  atarak, seni gdo  kobay görmeleri ,öyle yaparlar ki sahteyi asıl gibi yaparlar ve gerçeği bulamazsın ,Avrupa da, halkın kullanmadığı ürünler bu vatanda ne hikmetse, konuşan adamlar satmakta, sen sadece kime güveneceğiz der durursun ,sen dışa dağlı durumdasın, seni bir şekilde yok etmedeler, sen ne kadar feryat etsen de boş sen olmaz böyle şeyler desende, oluyor kardeşim oluyor ,sen kontrolü  kaybettin mi seni her şekilde, kafaya alırlar, sen sadece ne kullandığına, ve milliği ürünlere güven yeter ,bunları da incele inceledikçe kalite artacak, yoksa ,şeytan durmayacak nefisleri haram yeğenler ,bitmeyecek, sende devam edersen şehir girişi veya çıkıştaki yerden ,ebedîyi  yerden yer hazırla işler gittikçe hasta düşürecekler..

Dağda arıcıyla karşılaştık ,tesadüf, ismi  latif bey ,kısa sohbetten sonra, ya çoban kardeş dağın başındayım ama arılar sıcak olduğu halde dışarı çıkmıyorlar ve de çok sakinler…Tek soru tek atış nen olmaması için ne kullanıyorsun ,bir ürün kullandım.. Bak kardeş…Senin kullandığın  maddeyi de insanoğlu kullanıyor,

“ Mesela sofra tuzunun iyi serpilebilmesi için “alüminyum” ilave edilir ki çocukluğunuzdan beri yediğiniz bu tuz Alzhemer hastalığına kör katarak yakalanma riskimizi artırmaktadır”

evet nemi önlemişin, süper, gelgelelim , arının  benliğini kaybetmiş, ve kör etmişsin fazlada bir şey demem, sen en iyisi bir uzmana sor, çoban bunları bilmez….

Ama sana bir çok bitkiler söyleyeyim, karakafes otu, ve aşağıdaki sazlıktan da dip kökü sok içinden toz çıkar, oda nem alıcıdır, bir parça yanmamış kireç, karıştır, içeri bir avuç koy nemi alır, ve ayrıca arıları yakacaksın, kara sazdan getir, kovan üzerleri ört sıcaklık soğuğa dönüşür ,geçmişin kılımasındır aklında kalsın….Birde ahlatları görürsün şıra yap, şırayı da çamurla bula şu kara kovan sepetleri  sırla, gerisi “Allahtan” ben söyleyeyim sen kulak arkasına kullan ..Bir gün yaparsın…

Birde dağın başındasın, bırak onların dünyasına karışma karıştırdıkça düzeni bozarsın, bu dünyayı bozdukları  gibi ,Bilmediğin  kovanı da karıştırma, bilemezsin maazallah bakarsın eşek arısı çıkar…

                                          Çoban saklı şifa                  

                         “Pardon dağdan gelen bir yazı”   

              Orman dağların, ve açık denizin sensizliğin de   

      Bir sabah kalkınca özgürlük ve Huzurun sesini buymak  

Sabah kalktım deniz kenarında oturdum deniz çarşaf misali dümdüz şu anda ormanda oturduğum gibi, öyleye doğru rüzgar esmeye başladı denizde çalkalıyordu  akşam doğru hızlansa da akşamleyin ayı mehtap deniz çarşaf gibi oldu şu anda ay ışığı ormanı  ve dağları aydınlattığı gibi..

Dünya hep yapıyor bu doğanın güzelliği ama insan oğlu ne hikmet ise ,hep bir yerleri kurcalayarak akşam mehtabı olmuyorlar geçe orman karanlığının ay ışığı olmuyor ,ya dünya bir birini çok kıskaç vaziyette ,kin, kibir, şan şöhret peşinde koşanlar, kepçe ellerinde boş boş konuşarak kaoslar yaratmakta ,kimse demiyor ,şu kepçeyle paylaştıralım, her kez huzur içinde olsun demeyerek ,kepçeyi tencereyi gösterip, ver yansın Ferhatlarla ,kaosu ateşlemekle uğraşırlar, sanki kuzu çevirme dağıtacaklar ,öyle görünmek isteyen ,kişi ve kişiler, dışarı dan gelen ateşleyici fitilleri hazırlamakta, orada şölen i, mahşer yeri yapmakla uğraşsalar da ,gene paçalarını tutuşturacaklar ,hala anlamayan oyuncular, aynı sahneyi defalarca çekseler de, bir sonraki sahneye geçemezler ,hep takılır dururlar ,artık seyirciler bıktı aynı sahneyi seyretmekten, ya o sahneyi atla yada ,insan oğlu için düşün….

Her kes bunu bilmeli ki her önder  ve önderler halkı vatanı bayrağı ve huzur içinde yaşamaksa, ne bu inat ,illaki ben olancam ,onlar yapamıyor, edemiyor, daha yolun başındayken ,hep 60 yıl boyunca bunlarla görsem de, geçmişte de insanoğlunun içindeki zıt kutuplar taşmakta ve insanoğlunu zit kutuplara bölmekle uğraşsalar da sizlere bir kere daha bu halkın güveç, aşuresinin tadını bozamazsınız….

Aslında zıt  olan kendilerine göre görüşler ,zamanı bekleyip, zaman gelesiye kadar, yol aynıysa vatan bayrak ve halk huzur ,işin içindeyse, yapılacak tek şey sadece ya” bu güzel ama şöylede olsaydı olmaz mıydı ,şöyle yapılsa böyle de olsa iyi olmaz miydi sözleri duymaz isek” ,sadece bunular işi bilmiyor, biz gelince böyle şöyle yapacağız, demekle zit kutuplara koz vermekten öteye gidemez, ve yapılacak işler sona kalır halkta  sadece kafasını kaşır,, ve diş güçlerin eline koz, dışarı güçler yol alırlarken, seni ,ve bizleri, halkı kutuplaşmaya götürdüklerini göremiyor, göremiyorsak ,bilin ki kimse vatanı düşünmemekte sadece kendi benlik yolundan gitmekte oluşu halkı, diş güç ve medyanın ,şirin maskeleri, altında üç boyutlu filim seyretmekten öteye gidemezsiniz, artık bu filimler i bırakın ,sadece halkı düşünmek yetmiyor, vatan bayrak unutturmaktalar, dış güçler bu senaryoyu gözden geçir ,atlamış olduğun, sahne kayıp “uyuyan dev uyandı “sahnesi kayıp o sayfayı bul, sana gerçek sonucu yanı sizin son tabii  THE EDN  di söyleyeyim… Ayran aşını unuttunuz….Fazla taşıtmayın…

Tarihler 0 meridyen İstanbul dan geçer ,kendinize göre yazdınız, evrim teori ,değiştirdiniz ,zaman geldi pardon dediniz ,adaleti kendinize göre biçtiniz, zaman geldi pardon dediniz ,şunu bunu yaptınız pardon dediniz ,ne zaman sabitlenip ,duracağınız yerde ,pardon  geçer mi, düşündünüz mü…Pardon biraz kendi kültür ,töre ,geleneksel  yaşantılımıza sıra gelmedi mi…

Rüstem geçen  ay arabasını yıkatmış, motor kapağını açmış su koymuşlar pardon deyip yanlışlık oldu demeyle yetenmiş, çünkü işi ehline vermemiş, yapacak  tüm işleri aksamış ,her kese pardon, dese de çıkarlar doğrultusunda bardonu kimse dinlememiş.. Adalet arasa da  pardon la karşılaşmış. .

Emanetini  ,kim ve kimlere teslim ettin, aklın neredeydi ,o an ne yapıyordun ,sır ve emanetini bir başkasına verirsen bil ki, sonradan sana pardon la karşılaşışını öğrendiğin gün pardon böyleymiş dediğin gün bu gün nü  anımsarsın…  Diş güçlerin oyunu bu gün oynadığın oyun gündür “pardon”.

“Bir gün soru sorulup, bir soru ile işinizi kaybediyorsanız, bilin geçmiş günleri hatırlayıp o soruyu hatırladığınız gün….. eşekte kaç vites var…Pardon soru yanlış olmuş şu hatırlarsanız bu günü hatırlarsınız”

   “Atın silahın kimseye emanet edilmez üçüncüyü de sen ekle”   

           “Sadece hainlik ten öteye” buda vatan hainliğidir.     

 Hz Al a.s Her şeyi affet ama vatan hamilerini affetme…                          

İnsanlar huzurluysa bilin ki orda Allah korkusu eşitlik, iman , ilim, bilim, edep ve adalet vardır. YANI KISACA Cumhuriyet vardır.     

Cumhuriyet gücü “yaratanın adaletin” den ve insanlara vermiş olduğu güçten gelir                                                                                    

 Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir                                                              

  “Akıllıyı bize tarif et” dediklerinde Hz Ali  (a s) buyurdu ki “Akıllı, her şeyi  layık olduğu yere koyandır.” “Cahili de tarif et “dediklerinde ise Akıllıyı tarif etmekle cahili de tarif ettim” buyurdular.   

                                        Çoban saklı şifa       

                 Dağdan gelen yolcu. SERVETİN GEÇMEDİĞİ YERLER      

                         SONSUZ NİMET VE HİKMETLERİN OLDUĞU DÜNYA    

Yaşamı hala para görenler, merdiven sonunda gelince ne yapacaklar ,en merak ettiğim o hala koyacak cep mi hazırlarlar bilmem ama kurs olarak ölen rahmetlilerin cenaze namazlarına kapılırlarsa belki hatırlarlar, ölürken çoğu kişi ailesine mektup bırakmıştır, bak demedim mi çok cepli gömlekle, çorapla gönün diye ,gördünüz ,çorabı bile çok geldi,  gideceğim yerde çoraba ihtiyaç olmadığı gibi, oraya tek götüreceğim şey geldiğin dünyada ne yaptığın ne yapacaklar sorusu…

 Nesline ne öğrettin senden sonra  ne yapacaklar ,onları “Salih yetiştirdin mi”, bıraktığın servet hesabı çok büyük bilgilendirdin mi gözden kaçırdığın biri birileri var miydi, dağ dan ,bahçeden, haksız yere yediğin kişiden, ve onların geleceklerinden, hak ve helallik aldın mı..

 Geldiğin dünyada servet kazanırsın Rabbim Helal le sana verdikçe verir, senden önce neslinden ,senden sonra gelecek nesline imtihana tutar, işte orası “sırat köprüsü” gibidir, çok inçe hassas noktadır ,ben gidip düzeltecek ne vakit nede zaman vardır…

Bir böcek, bir canlı hayvan, sanayi köşelerine bıraktığınız köpekler, ve sanayide geçe dükkan önlerini bekleyen  sizler yokken nöbet tutan canlılara baktınız mı bunlara kadar sorguda olduğunuz gittiğiniz yerde ve bu  dünyada hala haram zihniyetle, insan sağlığını bozan, ürünlerle ve o servet kazansan da sonradan, tövbe ederim desende ,yüzlerce haça gitsen de ,yıktıklarını, ve yıktıkların nesilleri hakkıyla gittiğin yerde bil ki Geldiğin dünyada  bıraktığın servet bir pula benzeyecek…Bıraktığın servet hesabını yaşarken yap...

Bazen olur ki okul yıllarında, gurbet  çalışmalarında ,bir yerden bir yer giderken, çanınız çektiği ,kokudan, ağzınızın suyu aktığı günler olmuştur, bazen de  “Hızır” yetişir geliverir, ehli Müslüman kişi buyur eder, sofraya işte o sofradan “buyur eden aç kaktı mı” ,bil ki o sofra ye ye bitmez….o sofraya bereket gelmiştir….Bunun hesabı bile olan gel dünyada ..Şu anki durumuna bak….

Kısa öz şekil şemailine bak o zaman doğru yoldasın…Ne kadar zengin olursan ol dağın başındasın, denizin ortasındasın ,köşe başında ,kıvrılmış yatsan da, rızkını verecek yaratandır, sen ara yaratan yardımcı olacaktır.. Aç açıkta bırakmayan “Allah” sağlık şifanı da verecektir…”Sen yeter ki tevekkül et”

Sizlere bir örnektir, ne kadar servetin olursa olsun bil ki yanız kaldığın yerlerde geçmeyen satın almak istesen de satın alamayacak acizlik yaşıyorsan, ne yaptıklarına bak, korkuya yenik düşerek yok olmaya başladığın andır, inanarak “yaratana tevekkül “etseydin korkunun korkusu korkusuzluk oldu imana gelir, her yolun “Hızır ve nur ışıklarla” dolardı..

                    Aç açıkta ve sağlıkta yanız bırakmayan “Tek yaratan Allah’tır   

                                                       “ Bir Bayram eski tarih “

                Dağın, denizin ,çocukların, yalnızların, yola çıkanların en büyük hediyesi

             “Bir ateş, Bir Çorap, Bir mendil, Bir lokum, azda akçe yol yolculuğun ihtiyacı”

Ateş geçe ısınmak ve korunmak, çorap temiz şekilde secde, mendil ıslak yerleri kurulama, bir lokum enerji, akçe göz hakkı bırakmak. .Hep olması ve yolda en çok ihtiyacınız ihtiyaç olduğunda hatırlayın.ve olacak. 

Unutulan çorap, mendil, lokumla bisküvi, şimdiki çocuklar yakında pos cihazlarıyla dolaşmazlarsa şaşmayın…Nerede o bayramlar…. 

 Uzağı yakınlaştıranlar, farkına varmadan uzaklaşmak   

 Teknolojiyle uzaklaşan bayram ,her ne kadar yakınımda desende maneviyat gelenek görenekleri uzaklaştırır, teknoloji, durmak bilmeyen kapı tokmakları ,ve zilleri, şimdi telefon  sesleriyle ,mesaj sesleriyle dolmakta ,hele ataları evlerde ,bulmayıp huzur evlerinde yanız  bırakanlar, bilsinler ki teknolojiyle uzağı yakın edenler, kendi yaşamlarınızda kısa yoldan çözenler şunu bilmeliler ,yaşam hayatınızda çok şeyler katarak servetinize servetler katsanız da, yaşamlarınızı maneviyat unuttuğunuz gibi yaşamı kısaltıyorsunuz ,öyle zaman içindeyiz ki , bir köyden bir köye ,bir ilçeden bir ilçeye ,bir mahalleden bir mahalleye, bırakın ,bir apartmandan apartmana, aynı apartmanda daireler arası, onu da geçelim aynı dairede bir odadan bir odaya bayramlaşmayı kısaltıp, maneviyatı gelenek görenekleri uzatanlar bilsinler ki yaşam ve sağlıklarını kısaltıyorlar..

 Düşünenler maneviyatı ,gelenek görenekleri , teknolojiyle yakalamak kısaltmak ,yaşam ve sağlığı uzaklaştırmak değil…Teknoloji iş durumuna bazen de değerlere göre kategoriye ayrılır ,ama maneviyat ,gelenek görenek, töre ,kültür, barışmanın, barışın, toplumların, birleştiği gündür ayrılmaz bir bütündür.” inanarak tevekkül “ediyorsan….Benlik sadece kendini yakar…  

  Şehitlerin ruhuna Fatiha. 

        “Başka yerlerde daha çok araştırın araştırdıkça yaratana daha çok  yaklaşacaksınız”.           

            “ Dağlardan, Ovalara İnişimiz Dirilişimiz, Ovalardan Dağlara Gidişimiz Hilal”

                   “Her Bıraktığımız Şehit Yıldızımız ,Her Diktiğimiz Sancak Obamızdır” 

                                                     Dunu da böyle biline

                                              Her ne kadar çobanda olsak  


         Bayramda aldığınız kalori ağır yemekler ,re  dikkat…

                                             Çoban saklı şifa    

                             Yaşamı bir daha gözden geçirmek   

                    Dağdan gelen son posta…Çoban dağlarda    

            Yanlış doğru ,doğruyu yanlış  kötüyü iyi, iyiyi kötü etmek  

Herkesin bir bakış acısı vardır, hayata bazen söylerler, sen neden bu kadar, yanlışları görüyorsun, ben sadece kendisine şöyle baktım, tek soru sen benim arkadaşım değil misin, öyle görüyorsan arkadaşınım , peki sana yanlışları ve yanlışını net olarak söylesem küsersin ,evet küserim ,benim yanlışları söylemen sana ne kazandırıyor, ve bana ne kazandırıyor ,hesap yanlışlığı sağlamasını yaptın mı ,peki sağlığı bozacak yanlışları doğru dersem bana kızmaz mısın kızarım ve küserim, senin yanlışlarına yanlış dersem de  kızıyorsun ,doğru dersem de harama ortak oluyorum, peki şimdi sorarım, doğruyu gösterir misin, gösteremem ,peki yanlışı doğruyu yazmazsan, yazılmazsa her kez birbirine bakar da, aralarından da kurtarıcı beklerse, beklediğin de kurtarıcıda doğruyu yanlışı başkasından beklerse, meydan kimlere kalır ,bilmem ,kısa yol bilmem dersin ,yorum yapmaz, okumaz, cahillik yaptık dersin ,işi çevirir eğitim dersin, Cahil dediğin kurnazlara bırakırsın….

Boşuna debelenip durma merdivenlerin sonuna geldik, dünya aldı başını gidiyor ,merdivenin son basamağı malzemesini çalmış olabilirler, orada aklını başına al ,yanlış doğru demeye cem, sadece hatırlata çam, yatay a geçebilirsin ,bazen oturduğun dalı kesebilirsin, ağaçtan aşağıya inmek için, ağaca kendin çıkmadın çıkmasını bilseydin rahat inebilirdin, ağacın tepesindeki ham meyveyi  gördün nefsine yenik düştün ,çünkü inmeyi düşünmedin, çıkarken sağına soluna aşağıya bakmadın ,gözün ham meyvede idi, sonradan gördün yüksekliği, geçerken görmedin, arı kovanını ,şimdi oturmuş kesersin, dalı….

Şimdi sor kendine bilimli, alim ılımlık, yaşam kul eline kaldıysa vay halimize, dünya kurulduğundan beri a pardon dememiş, “yaratan “ her şeyi eşit kılmış, şimdi sor kendine, yaşam hayatın boyunca a pardon lar ne kadar olmuş…pardon Lara Evin içinden başla sonra kapıdan, sonra yaşam alanına doğru ilerle….

Yanlışı doğru, doğruyu yanlış ,iyiyi kötü kötüyü iyi eden dünyada, daha kaç basamak çıkacaksın, Yaş gelmiş  60 kemale ,bu işe başlayalı 42 sene oldu, benim işim kendimi yaşatmak öğrenmek, ticari boyu beni  ilgilendirmez ,nefsime yenik düşmüş olsaydım ,gençliğimde yapar, bir yanlışımda eşime, dostuma beni tanıyan kişiler derse su testisi suyolunda kırılır ve de onlarda başkalarını yüzüne nasıl  Bakabilirdim, düşünmeseydim  harama kulaç atsaydım , ve yaratan görüp bir ufak taşla ,bir yudum suyla, son nefesi verirken ağzını çamurla tıkardı, eşin  dostun akraban ne derse desin, dedikleri ve senin manalı ,manalı konuşman  bir baltaya sap olamadı gitti derler, gitti ama baltaya da malzeme olduğunu bilmezler bilmezsin…

Sadece bu dünyada konuşurlar, aslı gel dünyada, cevap veremezler, demeyecekler mi, sen Müslümandın ,son peygamber gönderdik, ve yaratanın emrini son kitapla bildirdik.. Sen ne yaptın…

Hiç mi bir iş yapmadım soracaksın, çok işler yaptım, ama karşıma çok taş, engel, kavşaklar çıktı, onlara isyan etmedim, beni dolandırdıkları için “Allah razı olsun dedim” onların kurnaz oyunlarına nefsimi satsaydım, ve onların suyolundan gitseydim, pembe rüyalarında gezseydim ,bu dünyada hep pardon Lara takılan biri olarak, Doğruyu yanlış, kötüyü iyi görenler, ama gel dünyada yanlışı doğru ,iyiyi kötü görenlerin arasında olmak istemezdim ve gene de “yaratan “ bilir…

“Bu dünyada yaratan kimseyi yanız bırakmadı o hep yanımızda, idi gören duyan o ki Adalet terazisi ha bu dünyada ha gel dünyada net verecek” Bu günde akşam oldu.. Ya yarın, ya yarınlar olmaz ise…

Yanlışı doğruyla kazandığına bakma, yarından sonra bir sebeple kaybettiğine bak, gene de şükret haram nesline yedirmez…

       ”O diriltir o öldürür, gel nesline ,ondan sonra gelecek, nesline rızkı veren odur”    

                                “Haramla bırakacağın servet neslin için zulümdür”      

Resülullah (s.a.a.) Ahir zamanla ilgili yaptığı konuşmada buyurdu ki “O zaman ihtiramkalkacak ,günah kazanılacak ,kötüler iyilere musallat olacak ,yalan yaygınlaşacak ,inat aşikar olacak ,fakirlik çoğalacak elbiselerle övünecekler ,zamansız yağmurlara uğrayacaklar.

ihtiram :Hürmet olunmak, tazim olunmak, hürmet, saygı.

Başını yastığına koy ve fakirliği kucakla ,şehvetleri kov ,heva  ve hevese karşı çık, hiçbir zaman Allah’ ın  gözünden  kaçmadığını bil, dolayısıyla nasıl olduğuna nasıl olacağına dikkat et. Her şeyi gören bilen RABBİM dir. 

Resülullah (s.a.v) Buyurdu ki: “Şahadette bulunurum ki her şeyin azameti karşısında tevazu gösterdiği ve her şeyin izzeti karşısında  zelil olduğu ve her şeyin kudreti karşısında teslim olduğu ve her şeyin heybeti karşısında boyun eğdiği ilah o’dur.”

Zillete düşmiyerek şeref ve haysiyeti muhafazaya çalışmak. Vakar.(Gıybet, ehl-i adavet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silahtır. İzzet-i nefis sahibi, bu pis silaha tenezzül edip istimal etmez. M.) (Osmanlıca'da yazılışı: izzet-i nefis)

Zelil olmak nedir ile ilgili Hadis“Nefsini zelil eden, dinini aziz etmiş, nefsini aziz eden dinini aşağılamış olur.”

Zelil olmak nedir hakkında ki Ayet: “Onları görürsün; zilletten başlan önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman eden­ler de: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefisle­rini, hem yakın akraba (veya yandaşlarını da hüsrana uğratmışlardır’ de­diler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azab içindedirler.  

                                         Çoban sakli şifa      

                    Çobanın dağlardan dönüş serüveni 

              3 günün bayramın bıraktığın manevi zenginlik    

Gel dünya hesap mahşer günü .Geçen bir gününü analiz et fakirlikle, öğündüğün  zenginlik arasında ne var, sadece şan şöhret ,le hava bastın ,eline ne geçti, hiç ,hesabını yap….Beni beğensinler ,bana baksınlar, beni konuşsunlar ben, ben  benler devam eder.. Benliği yakalamak için göremediğini görmemekten  ben olursun, kaybettiği benlik, sana lazım olacak göremediğin maneviyatı, maddiyatını yok ettin, bilseydin bu dünyada maddiyatın gel dünyada hiçbir şeye yaramadığını ,ahmaklık yaptığını anlardın..

Sen ruhunu bitlendirmek için değil kafanı binlemeye çıksan da, dönüş yolunda kafa gene yorulacak, ruhunu dinlendirseydin, kafan hiç mi hiç yorulmayacaktı, ruhu dinlendirmek maneviyatını da  güçlü tutarak, seni görmek isteyenlerin yanında olsaydın, sen onlara yaklaştıkça ben olurdun, şimdi sen ,sen değilsin, sen benliğinle savaşan ben sin, Benlik sadece savaş ,kaos ,çıkarır, sadece savaşır, hiç barış yapmaz, dünyayı hükmetmeye başlasa da ,”sahipli olduğunu unutur” ,dünyanın başlangıcını bilmeyenler, sonsuza kadar gideceğini hesaplayan, benlik ,geçen tarihleri ,görmezden gelenler sadece benlikleriyle o günü, o yılı ,o asrı yaşadıklarını ve gelecek asırları hiç mi hiç düşünmeden, yaşarlar, yurtların geçici olduğu ,bugün var yarın yokları bilselerdi, kafaları ,akılları benlikle, doldurmaz ruhlarını maneviyatla doldururlardı..

Bu gün varı, yarın yok olacağını, gel dünyanın sonsuzluğunu bilselerdi, şimdiden maneviyat yüklerlerdi, merdivenin son basamağında, yüklerin ne kadar afif olduğunu anlarlardı, her ne kadar maneviyat adalet terazisinde, günahı çokta gelse ,bilsin ki bir insanoğlunu hakir görmek ,benlik, şan şöhret, kılık kıyafet, sarhoş ,berduş ,görmezden gelip, doğru yolu söylememesinden ikaz ile anlatım yapmayışı ve küçük görmesi, bu dünyada ona yardımcı olmayışından, sadece kendi maneviyat yüklemesinden günahın  bu yüzden fazla oluşu sebebiyet taşıdığını görüp düzetmek için gelmek istese de, geç olduğunu ,benliğin ne kadar inçe olduğunu anlatmak için, dönmek için ne kadar çırpınsa da ,nafile, çok geç….

Yırtık elbisesiyle, topladığı yardımla, yetime öksüze, baktığını biliyor musun ,bir pazarda ihtiyar adam hakkıyla ektiğini satıyorsa kazandığı parayla evini geçindirdiğini biliyor musun, bir sarhoş ama köyün bir ucunda şehrin öteki yakasında yaşlı kadına veya ihtiyar adama ekmek aş götürdüğünü biliyor musun ,evin yolu üzerinde kediye, köpeğe pazardan kasaptan yemek topladığını gerektiğinde kendi aşnı verdiğini biliyor musun bilmediğin halde gıyabında konuşman bil ki  adalet terazinde ağır basacak…

Yani kısaca senin zenginliğin sadece kendine ,bu dünyada  benlik havuzunda yüzersin, ama gel dünyada ne kaybettiğini, bu dünyada görmezden gelişine bak…

Çoban emmi….Gel Rüstem….Ne zaman geldin geldin …sabah.. misafirler burada mı….Gittiler denize arabanın biri burada da ne o geçmiş olsun….Sorma gelince ufak aksiyon oldu ,bir iki hafta araba bur da kalacak sağa sola gitmek için bıraktılar…Nerden buydun ayağımı….Çocuklardan dün çocuklar aşındırdı evi, şimdide gördüğümle, yengen baklava börek gönderdi şimdi misafirler vardır diye…Allah razı olsun.. Sen uzan sırtına yastık koyayım  çayı demlerim ,gene çocukların bohçaları duruyor ,masada, çocuklar bana 5 oburu 20 başkası 10 deyip gene adaletli dağıtmışsın fazla çıkanda çorap, yok, kimisinde mendil çorap ,lokum ,çikolata çıktıkça çıkıyor…. Eeee Rüstem toprağın altıyla üstü bir mi, toprağın üstünü görü yon ,altını görmeyince, kendini üstün kılamazsın, bak giderken sağa salamdık ,gelirken vardık derken Topaloğlu olduk, bu günü yaşadığımız gün ne bir saat, nede yarını bilemezsin….Anlat nasıl oldu ….Sorma aslında şimdiki olay değil çok eski daha önce den kırılan topuk şindide,3 m yerden topuk üzeri düştüm, oda eski yeri yeniledi, şimdi iyi ,biraz dinlendim mi iyi gelir, dolapta Burçak var onu da havanla getir sana zahmet…Doktora götüreyim gerçi sen halledersin ama gene de gidelim istersen….Yok gerçi yaşlandık eski gençlik yok yaşlılıktan ötürü biraz zorlanır ,ama gene de ,sağ ol  gidersem söylerim…Burçağı ne yapacaksın….Hele havanda döv anlatırım….Eeee neler gördün, neler yaptınız ,neler oldu anlat emim….Aaa ha köyün çocukları geliyor, şu bohçadan kendime ayırım….Geçen sene demir diye almadın bu sene demirden alıyorsun ,bak az önce toprağın altını görmeden üstünden karar verme, gene bir çapanoğlu çıkar.. sonradan mızık ma… .Aha arı kovanları geldi….

“Çocuklar geçmiş olsun derler ve hediyelerini alıp giderler kimisi de kalıp orayı burayı toplar dururlar, onlara yapmayın gidin oynayın desem de nafile”

Rüstem bardakları çok çıkar ,kilerden lokum ,bisküvileri birde kolonyayı getir, odada ,sandıkta, eşarplar var yengeme çocuklarla haber sal ,söyle oda gelsin, genç kızlara hediyeleri verirler ,yaşlılara da yün çorap ,ve mendiller var onları da getir ,birazdan duyan gelir, arılar haber salarlar ,derler ya çocuktan duy haberi. Herkes geçmiş olsun a gelirler şimdi…Burçağı nereye bırakım.. Ocağa kenarına koy tencerede orada iki tasta su koy içine birde unutturma…. Tamam emmi…

Emmim sandıkta gelin kız süzülüp durur getirim boşat saydırıver…Sandığı emaneten açtın, çünkü seni ailem olarak gördüğümden ,yoksa onu orda göremezdin, silah gösterilmez ,rast gele sıkılmaz ,sen gördüğün şeyi unut, senin kızın düğününde oğlanın askerliğinde, yeğenlerim düğününde müsait yerde izin alarak sıkarız, o sadece kından çıkması için “tek vatan bayrak için çıkar”…O gösteriş için bulunmaz o sadece korunmak için bazen korunmaya tatlı dil, bazı şeytanlara anlayacağı dilden. Sandıktan bayrağı da  getir bu gün bayram değil mi….

Aha  yayla lı  Ali seriye taktı emmi… Hayırdır düğün mü vardı haberimiz yok… Hacı Ahmet emminin oğlu deryanın oğlu alinin sünneti var ,yayla lı  ile akraba olurlar adaşı için seriye takmıştır ,gerçi şimdi onlarda gelir….Rüstem bir ihtiyaçları var mı diye gözden geçir, birde, çarşıya inersen ,değirmenci ramazan efendiye  uğra oradan 1 er çuval bulgur, un al ,Ahmet emmi hanımı Kezban yengeme götür, sor birde yengemin başka ihtiyaçları var mı diye…Emim ya sana bir şey diye cem ama yanlış anlama….Diyeceğini bilirim ama gene de sor….

Akraba değilsin, durumun belli ,köye elinden geleni yapmaktasın, gelirinde belli, kaynak nerden gelir….Ah Rüstem sende bazı kişilerde yılda fuzuli  bu günün parasıyla 10 bin tl masraf etmekte bir kağıt al hesapla ,telefon kullanmıyorum, sigara eskiden içerken bıraktım, sağlığıma zarar veren şeyleri de  bıraktım ,ben tek kişiyim ,birde ev 4 kişiyi hesapla, sonuca varırsın, ben bir kişiyle bu hizmeti yaptıklarımı görüyorsan ,köyün fuzuli masraflarıyla ,koça ilçeyi beslersin ,ilçe şehirleri ,iller memleketi besler, yani kısaca 3 günlük maneviyat bayramı yerine 365 memlekette bayram olur, biz gene obamız dan yetinelim sıra oraya gelirse, yaratan gücü gönderir…Doğru söylersin emmi ,en iyisi kendi evimden hesaplayayım….

Nerden başlarsan başla bil ki senede o masrafları yapmaktasın ,sonra bana bakar bana zenginsin dersin, bir insanda maneviyat zenginliği varsa bil harca harca bitmez, her ne kadar harcasan da, gösterişle yapmacan, her şeyi gizli yardımlar ya paçan, görüp, duyup ,her kim olursa, ayrım yaparsan yaptığın maneviyat bir işe yaramaz, sonradan  adalet terazisi yanlış dersin, her şeyi eşit görmende yarar var, köyün tabanı eşitse orada adalet olur, elbirliği olur, orada kooperatif  güç birliği olur. Yok bir yumurtaya, bir tavuğa ,bir makarnaya, talip olursan ,yanı kandırılırsan ,bil köy damlarında ,baykuşlar öter ağlarlar…Bu köyde bir insanoğlu yok mu diye….Var git şimdi çayları da getir, doğru adım atarsan afiyetle çayı içeriz yok menfaat dünyasına kervanına takılırsan ne çay, nede sarılacak ipi görürsün ,bir bakmışsın  diptesin, zaman geçer ,her günü boyarlar ben yeni geldim der ,oyalanıp durursun, yaş gelir kemale, ne yaptım der, dönersin, ama  gel dünyada gerçekleri görüp dönece dediğin gibi nafile dönüş yok…

Birde ocakta burçak suyunu çektiyse biraz daha suyunu koy…Emim söylemedin ne yapacağını…Tıslamış, takırdamış ,fokurdamıştır ,hamdı pişti, biraz su daha koy ki, lapa olsun ,saati gelince ne yaptığımı görürsün…Bir de aklından çıkarma işler ters gidiyor ise insanoğlu kendine baksın ,köyde ilçe de  ,ilde, memleket te, her nerde olursan ol bil ki benlik felakete götürür… 

Ne olursa olsun köye bir garip düştü mü ,git sor ,her sorduğun onu ve seni doğru yola götürecek, ama bir tas su, bir tas çorbayla, bakamıyorsan ,bil ki kendi kendine bakamaz, ve başkalarına bakamazsın, se  ve senin gibiler bir birlerine bakıp gözleriyle öncü ararsa, bil ki bulduğun öncüde ,gözleriyle başkasını arar ,menfaat dünyasında buluşan öncü lideri, aradıklarını bulur, sen ve senin gibiler arayış içindeki kişiler de, ezilir gider, yok olurlar..

 Dağlar kontrolün altındaysa bil ki şehirler sükûnet huzur olur.. Gök yüzünden yer yüzüne baktığında bir insan oğlunu göremiyorsan  ,evrenden dünyayı bir toz kadar görüyorsan bil ki ormandan dağlardan şehirleri net görür, şehirlerden dağlardaki yaşamı net göremezsin. Çobanlar dağlardaysa, bil ki Rüstem  köyünde ,şehrinde rahatsın… 

Sana düşen vazifeyse bil ki köyüne gelen misafiri bil ve tanı, sor ki ,kötüye musallat olan kalbi iyilik le dolsun…Her kes  kendi çıkarlarına göre benlik yaptığı süre bil ki orada kaos, gargarsa, huzur bulamazsın ….Rüstem Bir ara hatırlat ta gelen misafir köy odasını konuşalım toplumda…Tamam emmi iyi olur tamamda nerden çıktı nerden aklına geldi….Devam edecek...    

                                 
 Çoban saklı şifa              

                                          SIRLAR KİTABI    

                                  ZOR YOLCULUK                                   

                             NE NE KADAR AYRIŞIR   

Her şeyin başlangıcı gör, hissetmek ,dokunmak, duymak, analiz etmek ,yanılma payıyla, bir dahakine daha ileriye gitmek, her araştırmanda insanlara zarar vermeden ,nasıl faydalı olurum ki, düşünceyle yola çıkarak ,kendime yaptığım masaj ürünleri, hep yanlışlıkla yersen zarar verimini hesap yaparak yola çıkmışımdır, oda başarı olmanı sağlamıştır ,hiçbir canlı üzerinde de ürün denememiş ,onlara faydalı ürünler yapmışımdır, sadece sevdiğim kangalıma ve doğan nesillerine annesi üzülmesine dayanamamış bir çoban, gençlik hastalığına yakalanan yavrusuna akıllı su vererek hastalığı yeniş olup, tüm canlılar da şifa kaynağını bazen gelen kuşların taslarına içine koymakla kuş ve güvercinlerin ,kanatlandığını görmek bana bana bir has vermesi, beni daha ileriye atmakta kalmakla Bitkileri, her ayrıştırdığımda ,yeni bir şeylerin bulman ,Beni daha da ileriye atmakta kalmayıp, ileriki yıllarda ve yüz yıllarda doğa yeni tür erdemik bitkilere yol almakta olduğunu gözlenmek ,bana sonsuz sırlar oluşunu her seferinde gösterdi… 

Eski tarihte zıkkım ye dedikleri ZAKKUM Bitkisi bile rabbim onun içine saklamış olduğu madde en kötü virüsü bile yok etmekte, onun için gelecek yüz yıllarda o maddeyi çıkararak ,Bu zamanın  en kötü virüsü bile yok edilecek, ama insan oğlunun bitmez kötü nefsi o zamanın virüsü gelecek, bunu gören ,sonunu bilen rabbim şimdiden insan oğlunun bulamayacağı ve ulaşamayacağı yerlere ,hatta bir canlının içine salkıyacak ,biz insanoğlu 200 300 sene de büyüyen  bitki örtülerini ,yanı meraları yok etmekteyiz…

Bir kerkenez yanı şahın ,atmacaların ağaçlara konan kuşların dışkılarıyla Bir asalak bitki türediğini biliyor musunuz onun adı Ökse otu, ne şifalar olduğunu bilmediğiniz ,tohumu hangi kuşların bıraktığını, ve hangi ağaçların kabullendiğini bilmeden mera ve ormanları yok ediyorsunuz, ve doğa kendini koruma altına alsa da yukarlara çekse de, bilin insanoğlu sonunu hazırlamakta ,kısa zamanda bu asrı yaşayan, son basamağa gelmeden görecek, farkına varsa da ,gel nesillerine anlatamamakta olup onlarda neslin zor anlarını virüslerini yaşayacak…

Siz dünya oğlu kendini büyükte görse, doğa ve dünya karşısında, küçüksünüz, gözle görünmeyen bir elementten, onun içinde bile gözükmeyen “isterse var edenin emriyle” oluşumundasınız..   Doğa ve denizin issiz yerinde paranın geçmeyeceği yerde nimet ve hikmetleri görmeyen, bir canlının önüne koyansan yemeyen, Öncelikle doğaya ,Hiçbir insana yardım etmeyen ,bir bakar son merdivene gelince sağlığı için harcar sonu görünce ,paranın hiçbir işe yaramadığını ,aklın olmadığı anlar….

Çoban emmi nereye.Koça şehre… bir ihtiyaç var mı…Yok, Akıl var ise aklın içinde ,helal  ihtiyaç hepsi var ,o bana yeter, sen kendine mukayyit ol, senin bir ihtiyacın olduğunda ne yapacağını biliyorsun, Sadece acil durumda  sandığı aç talimarları oku Rüstem…

“Yola giden adama sormuşlar Yol harçlığın var mı diye….İdare eder yeter…Çok para vardır akıl yoktur harama çalışır ,çok akıl vardır para yoktur, ama şükür ü bilmez, Akıl, helal, şükür var ise kafi sana da nesline de yeter.”.  

 Emmi ne giden koça şehre kaybolur gidersin…Doğru söylersin koca şehirlerde bir baltaya sap olamadık ama millete malzeme olduk, Malzemeleri bitmiş ,tedarik etmeye giderim.. Karamanın koyunu……Dönüşüm muhteşem olur ,biraz  akılla ders verme zamanı.. Bir de misafirlerin arabasını götüreyim, gerçi istemediler ama emanet araba işi zor ,bir de arabaya bak ,bizi bir şey zannederler, gösterişe gerek yok, yamalı gömlek bize çok bile, sol tarafın aklın sağlam olsun yeter artar….Rüstem…

Hz Ali (a.s) Üzerinde yamalı gömlek görüp nedenini sorduklarında şöyle buyurdular ”Bununla kalp mütevazı  olur , asi nefis ram olur ve mü’minler ondan örnek alır. Dünya ve ahiret iki uyumsuz düşman ve iki farklı yoldurlar . O halde kim dünyayı  sever ve gönül verirse ,ahirete buğzeder  ve ona düşman kesilir Bunlar doğu ve batı gibidirler.”   

Emmi  ayağına dikkat et zorlama, yolda giderken sık sık dinlen ,mola ver, Emmiiii çaydanlık, mangallıda koymuşsun, yufkanı peyniri, yumurtayı ,balı, oh deme keyfim, keşke bende gele bilsem,…Başka zaman Rüstem başka zaman,  o malzemeler arabanındı içine sadece yiyecek koydum o kadar ,sen mal, meraya ,dama dikkat et yeter…Gelirken eksiklerimde tedarik ederiz kurbana hazırlanacak mallarımda ayırırız, fazla sürmez 5,6 güm, İstanbul uzakta olsa görülecek çok yerler var… Yengem bağırır bak ta gel …Emmi çoban emmi nereye gider der, bende söyledim, oda yarın misafir gelecekmiş, bir şeyler hazırlamış sana da yol azık hazırladı hayırlı yolculuklar der.. Eyvallah sende kal salıncakla…Bak kimse kimsenin rızkın dan yiyemez o lokma Şam da, badat ta da olsa seni bulur.. Kim bilir yoldaki tanrı misafirin rızkı da vardır içinde, sadece o değil, kurt, kuş, karınca, böceklerin bile rızkı var…Rüstem…

H.z Ali (s.a.a) ilim kapısı…” İlim bir noktadır. Cahiller onu çoğaltmış insan oğlunun ne kadar yetersiz anlayış körlüğü kavrama yetersizliği dir”. Allah’ın ” bizlere bağış etmiş olduğubeynimizi kullanmadan acıziyet için de olduğumuzu  anlattığı gibi, aynı zamanda var oluş, büyük patlamayla ulaştı”…

Emmi hangi yoldan gideceksin…. Kendi yolumdan ,arabayı  görmüyorsun asfalta yakışmaz hakkını vereceksin ,asfaltta hava basıyor derler, gidilecek yer var gidilmeyecek, görmüyor musun ,şehir ortalarında magandaları, gelsinler dağlarda yapsınlar, ölüm sürüşünü, benlik almış gidiyor Rüstem ,benim küçük çobanı etrafta görmüyor ,sabah paparayı fırçayı yedi  sen kalk emanet arabayı hava ataca diye, köyün meydanında gez….Ne zaman yapmış….

Bayramda gidemediğim büyüklerin yanına gidince ,ayağım böyleyken bile binmeyen adamı düşünememiş ,bu gün küstü, ama ben gittikten sonra ona kulağına çıtlat ,kurban sonrası okula, beriye giderken ona motor alacağımı söyle, ama gene alman önce ehliyet alsın, ama  elektrikli alırım ona anlatırım durumu o da anlar, çünkü çok korktu ,beni bu halde hiç mi hiç görmemişti….Hak etmiş, halam hiç bahsetmedi…..Yengem anlatmadı mı….Yok…o zaman yeri değildir ondan anlatmamıştır…

Zamanı gelimce anlatır, sende ikaz et babasının arabasını almasın hatta babası dese de meydana git ekmek başka şeyler al gel demesin ,böyle şeyler çocuk üzülmesin diye verilmez, hele geçen gün bayramın sonuydu ,Rasim oğlu en küçükleri ,çardakta otururken ciyak, ciyak, emmi ,emmi bağırıp durur, sağlı solu da ,güvenip binmişler ,yani benden af erim istiyor, ben gelince ona da  soracam yakında köy toplantısı ve ya sohbette bile getire cem ...Emmi bana bayram gün söylemiştin ,ne zaman toplanacağını sana haber verecem emmi… 

Tamam Rüstem, yola çıkma zamanı geldi … Emmi yakıtı  aldın mı.. Depo dolu yukarıdaki, bidonlarda dolu hepsi tamam haydi kal salıncakla, dağlarda çobandılar şimdi şehre inince bey oldular bir gidelim bakalım ne kadar beyler, sen bize bakma dağda da çoban şehirde de çoban değişmeyen  asıldır bir hatırlatalım onlara, dediklerimi harfiyen yerine getir, dağlardan problem olmaz ama asfalttaki magandalar çıkmasa barı geçen senede 15 Temmuz dışardaydık bu yılda aynı tarihe geliyor, haydi kal salıncakla önce ” Allaha “sonra sana teslim Rüstem  …Yolun acık olsun Çoban emmi  5 ,6 gün dedin 10 güne çıktı…Yolcunun dönüş tarihi olmaz Rüstem.. Eyvallah.., “ya Hz. Muhammed  ya Hz  Ali “deyince her şey senin Rüstem… Yaratana da “ tevekkül ettin mi ” yeter… Oda pusulan olur

Unutuyordum yukarı akan ki yeri hazırla gelirken Keçiborlu dan  geçerim, lavanta fidesi getir ecem arkadaşın bahçesinden, şimdi zamanı değil ,hasat yapıyorlardır ,ama yukarısı mart ayı gibi, olmadı benim tropikal serada yaparız ,gerçi biraz daha var zamanı ama olsun gene de nasipse tutar ,gelince de anlatırım lavantanın dilini….Tamam emmi ama arabasız gelecen zor olmayacak mı…

Yok onlar gene de şeklime göre araç verirler ,olmasa da bu omuzlar çok yük çekti ,dikilen bir ağaç ,bir fide ,gidilen yerde afifler , dalında konan kuş, çiçek ten alınan polen , “Allah’ın” izniyle doğaya can vermek duaları yeter…Haydi Eyvallah….  

Hz Ali (a.s ) Şöyle buyurdu  “Sana selam verildiğinde ,sen daha güzel bir şekilde selam ver, sana doğru iyilikle uzanan ele sen daha üstün bir şekilde karşılık ver ,her halükarda üstünlük ,ilk iyilik yapanındır.

Böylece Müslüman fertler inancını aşkla yaşayacaklar Feraset ve Basiret ile olaylara bakmayı doğruya sahip çıkıp yanlışa karşı durmayı başaracaktır. O zaman mazlum sahip bulacak zulüm ortadan kalkacaktır.

(Feraset ve basiret sahibi bir insan, karşılaştığı bir olayı, bir tavrı ya da bir sözü en doğru şekilde analiz edebilme yeteneğine sahiptir. Geçmişte edindiği tecrübelerden en akılcı sonuçları çıkarır ve bu bilgileri ilerisi için en isabetli şekilde kullanmayı bilir. İçerisinde bulunduğu ortamı, şartları ve imkanları akılcı bir bakış açısıyla değerlendirir ve bu şartları olabilecek en iyi seviyeye getirmeyi ve elindeki imkanları en iyi şekilde kullanmayı başarır. Bir işe atılacağı zaman mutlaka bu konuda gerekli olabilecek her türlü tedbiri alır, olası aksaklıkları tespit eder ve bu doğrultuda hareket eder. Her konuşması isabetli, her tavrı itidalli ve her düşüncesi keskin bir aklın ve kavrayışın ürünüdür.)  

İşte bu düşünceyle yola çıkarak, yol çizgimizde, ileri adımlar atarak yol aldıkça, doğru anlatımlarla, gittiğin yaşadığın 60 yılı, görmek ,duymak ,hissetmek ,dokunmak, yol boyunca ,gerçek dillerden ,bildiklerinle, yöre yemekleri,tültürü,töreyi,42 yılın birikimini ,işimi, yaşadığım zor yolculukların bitki dilleri, nasıl kullanımı, bitki ayrıştırma ,bitki Kısımlarını ayrı ayrı şifaları, yazılmamış yazıları yaşam sonuna kadar sırlar kitabında ,okurken yaşamayı gerçek kişi ve kişilerden kayıtlar altında okuyup dilimin ,yazılarımın, anlatabildiği kadar, serüven olarak sırlar kitabının sonu olmadığını ,benden sonrada 60 yılın birikimlerini okuyacaksınız.

Epey yol aldık şu yamaç ta ki çobanla sohbet ederken birkaç lokma, bu gün hakkımıza ne düşmüş ise yemeği paylaşarak, hem de hal hatır soralım. eh koçlar Kangallar havlayarak gelişleri maşallah  Selamünaleyküm çoban….  Aleykümselam Bey yolunuzu mu şaşırdınız…Yok çoban bende senin gibi çobanım ,uzaktan seni gördüm, hem bir lokma, hem de  sohbet edelim dedim…Belli sanki seni kanır gibi sesi kestiler… İsim ne çoban… Kadir Eyvallah benimki de çoban sadece çoban yukarı yayladan  geyik tepesinden ,yaş 60…Bende 42  güm doğmuştan…Yayla kalabalık mı bu sene şenlikler var mı.. Beyim…Beyim demesen iyi olur emmi de kafi..

Çoban emmi  Antalya’da yaşıyordum işler bozulunca biraz hayvan aldım memlekete geldim bizi bura haklar, çıpıldak çıpıldak, pembe rüyalar bizi bozacak diye çor çocukları toplayıp geldim…bir yılda da kalan borçları ödedim ,çocuklarda okulda, iyiler, yazında bağ bahçeden para kazanıp yüzleri güldü, Bende malı güder, birazda kekik adaçayı toplarım ,birazda termiye ,hafta sonu pazarcı gelir alır gider.. Topladın mı tirmis, yani  termiye, burada mı yıkıyorsun…

Çoban emmi sen biliyor musun Termiyeyi …Çobanız dedik ya, aslında Konya ispata tarafında ekseri yetişir, ama bozkır  Akseki, yakın gene de  “Rabbim “ istediği her yere atar isimleri çok Tirmis termiye, acı bakla, delice bakla, gavur baklası, kurt baklası, mısır baklası, yahudi baklası gibi değişik isimlerle anılmakta ,Akşehir ılgın tarafında çoban yemişi derler, ama bu bölgelerde, çoban yemişine başka derler, bazı ülkelerde bile var.Tirmis  Akdeniz ülkelerinin ortak lezzetlerinden birisidir. Mısır’da İspanya’da Portekiz’de ve çerez olarak ikram edilmektedir. İtalya, Yunanistan, Suriye, Lübnan, Ürdün ve İsrail'de çokça  tüketilmekte, Şifası da çoktur , önce şu karnımızı doyuralım, şuraya sereyim. Burası iyi şuraya sereyim de ,birde çay demleyeyim ,hem yiyelim hem de ,Tirmis i anlatayım şifasını…

Dur ben de bir şeyler getireyim. .Gerek yok Kadir her şey var…Olsun soğuk ayranla, süt getireyim Emmi.. Haydi  bakalım, bereketine bereket katar dağdan geçen tanrı misafirine de belki bir şifa olur…   

Emmi ben gelesiye kadar sofrayı kurmuşsun. .Doğa acıktırıyor emmim sende elim dolu gelmiş…Emmi bende yememiştim, çocuk gelince yatmaya gidince yiyecektim…Çocuklar  burada mı…Yok küçük olan burada, büyük annesiyle kız kardeşleri ,köyde babadan kalma bağdalar ,çalışıyorlar ,pekmez yaparlar….Sabaha karşı 5 te çıkarım öğleye çocuk gelir, akşam sağım zamanı kalkar, çay ,yemek, namaz derken vurur kafayı yatarım, sabah namazda kalkar, bazen de çocuk ders ,kitap okur oba nöbet gibi geç yatar, gün döner durur… 

Gündoğmuşun  pekmezi  menşurdur, köyünden misin… konaklı yolunda baraja yakın, bilir misin …6 ayın geçti…Ne için bulundun.. Uzun hikaye anlatsam günler alır şimdi havamız iyi boş ver, pekmez ,bal bunları kim yiyecek…Olsun az az koydum ,giderken yanında götürürsün…Sağ ol emmim ama sen dağın başındasın, şimdi dar boğazdan sallandım mı, bozkırdayım...Taze sütte getirdim…

Sütü giderken içeyim, veya yolda, sofrada her şey taze ,taze sarımsakla ,süt birleşti mi 6 saatte kalmaz isal olurum, sende unutma süt sarımsak isal için en keskin doğa ilacıdır ,bu durumda zor yetişirsin tuvalete ,boşatmak iyidir ,başka zaman çok şiddetli isal olduğun zaman kaysı isal eder ,yaprakları limonun kabuğu ile yersen isali keser ,bunu da aklından çıkarma.. Desene doktor ayağımıza geldi…Yok biz doktor değiliz sadece bilgi paylaşıyoruz, gelirken kovanlar gördüm senin mi bu balda oranındır tabi…6 kara kovan 10 Tanede adana kovanı…

Maşallah en iyisini yapı yon ,diğer nimetler küsmesin, sofrada sadece bal olsa da o bile yeter, pekmezde hasmış ha, üzümü toprak  mayası sağlansa birde haram katılmamışsa bil ki ürünlerin hepsi sağlıklı olur ,aynı  tadı Yozgat sorgun köylerinde tattım Araplı, faraşlı köyleri de güzel olur, dedik ya haram girmemişse tüm ürünler sağlıklıdır kısaca organik tır..

 Haram nsanın vücuduna ve ruhuna kendine ve  başkasına, zararlı şeyler veren dır. Helal İse insanın sağlığına ve ruhuna kendine ve başkasına faydalı şeyler veren dır Bunları aklından çıkarma emmim, Bazen olur ki emmim çok dürüst olursun ama birileri çıkar senin dürüstlüğünü alt tüs eder zannederler ki yanıldık dürüstlüğüne aldandık deseler de kendileri aldanmıştır o hala dürüsttür olduğunu bilmezler Aldandık diyenler bilin ki nemalanan kişilerdir…O hala dürüsttür.. Yoluna devam eder….Zaman gelince anlaşılır...    

Bazen de Etrafın da hemen sol elle verip sağ elle alanlar yanında biter, Aldanırsın şeytana uyar ,ödemek için başlarsın ,harama aldığın haramla ne kadar inşa etsen kendini hem kendin hem gelecek neslini yıkar atarsın…O zaman yapacağın tek şey var, gelecekteki işler yaptığın işleri bilimine ilmine ihanet anlamına gelince hicret yap kurtulursun. .Sen güzel şekilde hicret etmişsin ,ve başarmışsın o sana yeter  

Çoban emmi ben açılmadan sen her şeyi söyledin acaba yanlış mı yaptım diye hep düşünüp dururdum, ne güzel söyledin bu bana bir ders ve bana yaşama güveni verdin…. Eyvallah emmim  şu kısa bir an bir şeyler vere bildiysek ne mutlu.. Şimdi melekler seviniyordur…
 bazı sıkıntın olursa ,bana telefon et gerçi buralarda çekmez ama ,alış verişe gittiğin zaman ara bazı bilgiler veririm, elimden ne geliyorsa bilgisayar kullanmasını biliyorsundur….Bu çağda bilmeyen var mı emmi…Vallahi elin oğlu sana yazmayı da ,bilgisayarı da öğretiyor …Dertli dertli söyledim emmi…  

Bazı yazıları, bilgileri kitap çıksın diye ,yarı yolda bıraktı bizi…Nasıl oldu emmi…Emim hayatta ne yaptıysam, karşıma, elimde belgeleri  olduğu  halde dolambaçlı kavşaklar çıktı, yüzlerine vurmadım ,hep havale ettim ,bir gün her şey bitince sorulacak ,burada anlatmam boş ,anlatsam derdime dert kata çan, aynı zamanda bana yakışı kalmaz, her şeyin zamanı var, şimdi  sakli-sifa sitesine girdin mi veya festen saklişifa  gir beni  takibe al sana her gün bilgi düşer ,epey vakit geçti, senin küçük oğlanda geliyor galiba, ne çabuk vakitler geçiyor gidiyor, şuurdan son bir iki bardak içeyim de kalkayım yolcu yolunda gerek…Ne tarafa emmi….

Hemen sonrası anı bilinmezsin yarını hiç yarından sonrasını da “allah “ izin verirse yol güzergâhım şöyle, Boğmazdan  bozkır a sapmadan, Seydişehir, yalvaç orada konaklarım, sabahta ,kestirme kara mağara dan cay inerim, afyon  gazlı göl de sıcak suya girer, orada da konakladım mı, frigya vadisinden Seyitgazi Eskişehir ,Bilecik ver elini İstanbul…

Selamünaleyküm Hoş gelmişiniz Amca baba amca kim…Misafir daha sonra anlatırım…Aleykümselam İsmin ne deli oğlan.. Şeref Amca…Benimde yeğenimin ismi şeref… Deli oğlan demek Anadolu da yiğit anlamında derler sakın yanlış anlama…Yok okulda da öğretmenim bazen gel buraya deli oğlan der…Yozgat yöresinde sık söylenir.. Kaça gidi yon lise bire geçtim amca.. af ferim, dursana arabadan el feneri hediye edeyim…Emmi sana lazım olur…

Arabanın her tarafı fener ,arabada kalmış, evde var ,bu feneri hurdadan alıyorum aparatlar takıp güneş enerjili fener yapıyorum, bazen köyde genç çobanlara da hediye ediyorum, buda şerefe nasipmiş, buyur şeref ,birde şu harçlığı al okula biriktir, dağda geçmez, bilirsin…Çoban emmi mahcup ediyorsun…Ben sana vermiyorum ki, şerefle tanışma hediyesi, sen bu işe karışma, Dağda geçmeyen harçlık verdiysen affet şeref ,çünkü bilerek verdim etrafa bak her şey tasarruf ” rabbim” her şeyi vermiş…Şeref babana adresi verdim bir tık kadar yakınım.. 

Termiyenin şifasını söylemedin emmi… Doğru emmim  yavaş yavaş toplanırken söyleyeyim ,şeref sende çayları tazele sende dinle…Neyi emmi…Deredeki akan suyun içindeki termiye amcam..Sakli  şifasını… 

Bunun için tirmisler bolca yıkanır ve bir gece suda bekletilir. Ertesi gün süzülüp iyice yıkanır ve bol suda tencerenin kapağı açık olarak haşlar Kaynatılan tirmisin rengi koyulaşınca, kontrol edilir hafif yumuşayınca ocağın altı kapatılır. Tirmis soğuduktan sonra suyu süzülür ve su dolu bir kaba alır.

En az bir hafta boyunca günde 5 ,7 defa suyu değiştirilir. Kokusu ve acılığı tamamen geçene kadar suyunu değiştirmeye devam eder. Acısı gidince kaya tuzunda 1 gün bekletir..

Tuzlandıktan ya da tuzlu su içerisinde bekletildikten sonra tirmis tüketime hazır hale gelir. Tatlandırılan tirmis buzdolabında suyun içinde saklanırsa 1 hafta  kadar dayanır sen burada yıkarken orada da o yıkıyor..

Tirmis bağırsakları çalıştırır, düzenli kullanıldığında hemoroide iyi gelir ve kan şekerini düşürür.

Kalori, 371,toplam yağ 10,Kolestirol 0 Sodyum  15 ,potasyum 1013 ,karbouhidrat 40 diyet lifi 19 ,protein 36  ,A ,C ,Kalsuyum, D, Demir, B 6, B12 ,Magnezyum kısaca sağlık deposudur yanız yer fıstığına  elejisi olan kullanamaz sakıncası sadece bu.

Yanı toptancı geliyor ama bil ki senden alınca çok işlemden geçiyor, sen sadece burada su bol olduğundan kolaylık yapıyorsun. .Bu işler çok hassas bir lokma haram sokma emmim, hep yaptığın işler fedakarlık ister, ekonomi çarkı dağda, tarlada, bağda, başlar ,sen sadece her şeyini doğal yap kazanan sen olursun…Amcam getir çayları da yolcu yolunda gerek, Her şey toplandı…Emmi ismin ney Çoban sadece çoban Emmim.. Okursan her şey anlaşılır…Ben anlatırım oğlum….Kadir emmim sende benim için dua et sende dinlen…Çoban emmi sende bizlere dua et yolun düşerse uğra bur da olmasak ta köye beklerim….Nasip her şey nasip Emmim….

Bu dünyada olmasak ta gel dünyada .her konuştuğumuz her yaptığımız ortada olacak, ne bu dünyada ne gel dünyada yüzümüz kızarmasın…Bu dünyada gecikmiş borçlarınla helalleş, kul hakkıyla gel dünyaya varma bu saatten sonra herkesle hâlleşme nasip etsin….Tek isteyim “ Rabbimden  ” herkese de nasip etsin. Kalın salıncakla ,Beni de merak etme dedik ya bir tık kadar yakınım…Her şey için teşekkürler kesen bol bereketli olsun, pekmezin ,balını, yedikçe hatırlaya çam....Şifa olsun Çoban emmi ,yolun açık olsun, ”Allah” yar yardımcı olsun…Sağ ol emmim kızıma da ellerine sağlık tanımasak ta tüm ailene selam olsun “Allah” yardımcı olur inşallah, haydi eyvallah…Yolun açık olsun emmi…

Çoban gene yollardasın, ayrılmak zor oldu günlerce kalsam hem misafir edecek, “allah”  işine ailesine ,çocuklarına Helal nasıp etsin …Epey vakit geçmiş ama ilgiyle ilimle bilimle, sağlıkla vakit ne kadar çoktu,2,3,saat dolu, dolu geçti, E çoban sana saat lazım değil vakit zamanı, vakitlerini kaçırma sana yeter ,o sana sağlıkta, molayı da verdirir, varılan yerde rızık bekleyen canlılarda olabilir..  

E maşallah şu dağların heybeti şu ormanın güzelliği, insan oğlu hep büyüğüm der, ama bilmez  ,dağların esmemesiyle ,insanoğlu “yaratanı” anar, ormanların, bir olmayışı, insanlar kavrulur ,görür serapları ,haykırır, bir gölde biye ,arar ,o yetmez yağmur bulutu arar, hiç düşünemez ,bu ağaçların ne işe yaradığını ,iş geçer, o zaman anlar, ağacın hikmetini ,o yetmezmiş gibi arar bir damla su ,bilmez rasgele son taş yaptığını ,açar kuyuları yer altını görmez ,değişir su yoları, şu dar boğazı geçtik, maşallah maşallah ,elma ,kiraz ,kaysı ağaçları bol bol, bozkırlar çalışıyor, Akseki ,kayseri esnafları gibi, çalışkan ticaret bilen, rızıklarını “Allah” bol etsin, inşallah organik gübreyle yetiştirirler ,helalın başlangıcı, insan bedenine sağlığına faydalı sağlık verenden başlar ,ana yola çıkmadan çeşmede durayım ,hem arada hem de az dinleneyim, birde soğuk sudan içeyim, bir de bahçede birilerini görürsem son kirazlardan, alayım yolda atıştırırım kan basıncıma, kanı azda sulandırmak ,iyi gelir, Şu ilerdeki çeşme başında durayım…

Aha hat çekmeye başladı kim arar, dayanamadı Rüstem arar, buyur Rüstem hemen özlemiş sın…Çok aradım emmi telefon çekmiyordu….Hayırdır….Yok  öyle aradım bir aksilik var mı diye…Yok Rüstem “Allah’a” şükür bir aksilik yok…Emmi emanetini aldın mı yanına…Almaz olur muyum emmim o beylik ,gelin kızın ismine soyadı ekledim ,beyaz inçi…Yaşa be çoban emmi güzel isim koymuşsun….Eyvallah emmim senden ricam, bayram günü ocak kenarına burçak koymuştum ,hatta sende ne yapacaksın demiştin.. Evet emmi…Tenceredekini ayağıma sardım iyi geldi, tencereyi yıkamamış isem yıkayıver ,pis görünmesin…Emmi ben, etrafı biraz temizledik, birde hanım, evi temizledi, sen hiç unuttur musun her şey yerli yerinde, bayram günü söyleyemediğini şimdi söylemekle hafızama kazıdın ,belki o zaman unuturdum şimdi hiç unutman burçağı..…

Ben sana her zaman her şey zamanında dediysem bil ki bir sebebi vardır, Hz Ali şöyle demiştir.. “Akıllıyı bize tarif et” dediklerinde Hz Ali  (a s) buyurdu ki “Akıllı, her şeyi  layık olduğu yere koyandır.” “Cahili de tarif et “dediklerinde ise “Akıllıyı tarif etmekle cahili de tarif ettim” buyurdular…

Emmim her şey yolunda sen hiç merak etme …Bir şey lazım olunca her şey var yengem ne istiyorsa ver malların yemleri, her şey tamam, sağımlarımda gerekenleri yap, içinden istediğin şekilde kullan, müsriflikten  kaçın, Kovanları bir bak yeter onların dünyasına karışma onlar işini bizden çok iyi biliyorlar, küçük çobana da sana söylediği şeyi söyle kafi, oda üzülmesin çoban emmim beni görmeden gitti demesin, ben gelemeyecek kendi işin gibi   davran, çoban emmine hesap vermeyeceksin istemez de, ama ”Allaha” hesap verecekmiş gibi emaneti koru…

Ama emanetin içinden ihtiyacını karşıla ,hiç çekinme, küçük çobana, ailesine ve çocuklara, yengeme bir şeyler al, kendine iyi bak “Allaha” emanet olun… Tamam emmi sakken sen gidince küçük çoban çok üzüldü ama motoru duyun ca, yeni doğmuş buzalar gibi hoplayıp zıpladı, yani neşesi yerinde hiç merak etme, dediklerini de Cuma hallederim, sana hayırlı yolculuklar gözün arkada kalmasın…Ona hiç şüphem yok emmim haydi eyvallah….

Her şey inanmak tevekkül etmek o yol hep var olan yol, bazı insanlar bazılarına garip derler ,bilmezler ,o yanız değil dır, sadece yaratana sığındığını bilmezler ,Herkes yatarken yanı uyurken yanız ,ve kabirde de yanız olacağını unuturlar…Bilmek lazım ,oraya gidince iyilikler, ve kötülükler yanında olacağını bilmek kafi…Şöyle arabayı gölgeye alalım, haydi sen biraz rölantide çalış, bir soluklan biraz buradayız, kimileri ilk okul ,orta, lise, fakülte derken ,profesör olur giderler ,bunların ,hepsi okuyarak eğitim, ama sen çoban arabayla ,ağaçla ,dağlarla, kuşlarla canlılarla konuşarak ,okuyarak, görerek uygulayarak eğitimden geçersin, kimisine diploma sertifika, sana da gönül dostluğu ,kimisi parayla satar bilgiyi, kimisi de sohbetle paylaşır bilgiyi, koy adalet terazisine bilemezsin ne taraf ağır bastığını, sen tevekkül et yeter.. Gerisi hal olur…

Enerji çok yüklü şimdi kendi yerimde olsaydım ,Anadan doğma soyunur toprağa gömerdim kendimi, şimdi burada yaparsan gören olunca anlatamazsın derdini…Ama sadece yüzümü toprağa koyayım gözerlerimden elektriği atarım, maşallah suda soğuk, testiyi getireyim, giderken doldururum, abdest tazeleyelim, kıbleyi bulup, namazımızı kılalım kazayı da kılarsak, nasıp se, yüzümüzü koyacak şekilde az çukur  kazalım, kıbleye dönüp,5 dakika dinlendireyim…Ya Allah....

Oh “Allaha" şükür rahatladım ,yorgunluğu toprak aldı, sana şükürler olsun ”Rabbim hikmetlerin nimetlerine, "yengemim ,  elmalı turtasından bir de  çoban kadir ın sütüyle de ufak atıştıralım ver elini Seydişehir ,Beyşehir ,yalvaç, akşama kamp kurup yarınımız olursa da yola devam ederiz. .Burada bulamadık ama yolda bir satıcı görürüz, gerçi etraf kiraz vişne ama gene de izinsiz bir şey almak, Haram ne olursa olsun göz hakkı da olsa yaşamın boyunca bedelimi arayıp bulup ödemek, ya bulamazsak, gel çoban sen yola devam et burada kısmet  değilmiş ,cebinden çıkacak kısmet yolda bekler, orada da nasipse olur ,"Allaha şürük "yapanlara helalden kazananlara…

.Arabayı şöyle kontrol edip çıkalım ,lastikler iyi, yağı suyu da tamam ,yakıtı da çobanın yanında koyduk, yedekleri, ve depoyu da, yalvaçtan tamamladık mı gerçi var ama gene de müsait olduğumuz yerde tamamlarsak ,işi garantiye alırız, haydi çoban, gene yol “Allah’ın" izniyle senin…”Haydi  bismillahirrahmanirrahim  ”  

Yol ayrımından epey çıktık az daha gidelim elbet bir satıcı görürüz ,göremesek te nasip değil der geçeriz ,aha son kelimeyi bitirmeden gördük, yolu engellemeden sağa yanaşalım  sen biraz çalış ,dinlen hemen çıkarız yolda fazla oyalandık, selamünaleyküm..  aleykümselam beyim hoş gelmişiniz…Yok tekim biraz meyve alacam, ben çoban isminiz ,metin ya sızın…Sadece çoban şuradan kiraz, vişne ,kaysı, birer kilo ver yolda atıştırmalık ,kendi bahçen mi …Evet beyim…Daha bey olmadık ama senin dediğin olsun, domates, biber, salatalık alayım, yol uzun, bir daha yalvaç a kadar duramam…Yol yalvaç a mı…Yok geze geze İstanbul a arabayı götürüyorum emanet araba, gerçi son merdivendeyiz bazı kişilerle hak, ve helalleşmek, birde rahmetlinin, kabrini ziyaret, etmek….”Allah “ kabul etsin mekanı cennet olsun …Sendende “Allah razı olsun senin de ölmüşlerine fatih a, mekanları da  cennet olsun…

Şalgam görüyorum  ,hazır mı alıyorsun…Yok beyim biraz bu sene az yer ektim, bizim gelinler Ereğlili ,annesi buradaydı biraz şalgam yaptı bizde satalım dedik bu biraz vereyim tadına bak …Bakmama gerek yok 5 kiloluk bidondan ver, Ereğli dediysen ,hasıdır, gerçi adana yöresine ayıt te olsa ,şalgamı erglide yetişir, yol uzun, sindirimi, içerdeki radyasyonu  atar  şifası çoktur ,eline sağlık ,tadı da güzel açısı da…

 Biraz açı daha atayım istersen ..İyi olur metin kardeşim…Bu kadar yeter mi …iyi iyi…Çay taze odunda yaptım içer misin…Odun deyince eyvallah ver de” Allahlın” izniyle yola kuyumlayım birde borcumuz, ne…5 5 5 15 ,5 te domatesler 20 ver yeter…Şalgam…ya onu ben yaptım kar gözetmiyorum ,gelip geçene, yeri tanısın diye verip geçiyorum…Olmaz metin kardeş 1 kilo neyse tahnitin ver ama 5 kilo hak geçer, elin açık olabilir, “Allah” daha çok verir, ama benden taraftan haksızlık olur, bunun hakkı 12,5 10 tl  vereyim hem yükün afiflesin hem de ben şifa olayım…50 üstü var mı ,30 al 20 ver bende yola koyulayım, sana Allah bol kazançlar çay içinde eline sağlık ,bir tane yeter…Bereketin bol olsun ,bir çay daha iç de git…Sağ ol mettim kardeş yolum düşerse uğrar eve bir şeyler alırım o zaman nasipse içeriz…Adınızı söylemediniz çoban…Çoban dedim ya  şu da kartım sakli-şifa diye girince beni tanırsın haydi kal sağlıcakla….Yolun açık olsun gene gel….Eyvallah nasipse….

Sende dinlendim mola vermeden yalvaç,   dolaba  koyduk karanlık çökmeden yolda  çeşme görürsem ,az dururuz değil mi kaptan ,hem sağına soluna bakarız…Buralar ne olmuş böyle hep bahçe önleri kasa bolu aferin ,bol bereketli olur inşallah ,kolay değil, zor ,zor, amaç hakkıyla helaliyle yetiştirmek ve satmak, ”Allah “ kimseyi borçlu etmesin inşallah bizimde ufak broşlarımı ödeme nasip etsin kul hakkıyla gitmeyi “Allah “göstermesin oğlum çoban sende bu azim harsa, kimseye borçlu gitmezsin.. 

Sen kalbini niyet et her şey olur…Seydişehir gözüktü sessiz seda siz dev fabrika maşallaha, Seydişehir alemim yum  hak hukukla yatılan işte başarı olur ,yoksa diğer fabrikalar gibi başkalarına satılır maden yatakları başkalarına eline geçerse ,vay halimize ilerisi için hayırlar getirsin bunu da gören “rabbim “ kısa zamanda hak hukukunu verir…Bey şehir orayı da karanlık çökmeden görmeyi nasip etsin gölü de görmüş oluruz…Her şey nasip çoban her şey nasip….

Şu vatan topraklarda ne madenler var,79 yıldan beri çıkarıma yı  bekleyen ,ne madenler var ,var olanda göz boyama ,5 işçi çalışır 20 işçi baş kontrol olur,20 kişiye de 50 kişi kontrol eder,50 kişiye de 500 müdür düşerse, sonrası dedikodu malzemesi olur ,sonra devlet içerden ödeme yapsın ,kar etmesin ,her seçimde ,adamı olan işe sokulsun, fabrikalar kapansın, dışarıdan gelsin, çalıştırsın, dışarıdan ekonomi uzmanları gelip, diş güçler emriyle devlet içinde hükümete yol çizsin, sonrası da ekonomi  dedikodu malzemesi olsun ,buradan 250km uzakta Keçiborlu dönüşte arabamız olursa orayı da görürüz araba olmasa da lavanta fidesi için ineriz , Keçiborlu kükürt fabrikasını kapatılan rezervesin bol olan fabrika daha saymakla bitmeyen, tokat, Sivas, zile, sorgun, daha nice nice yerler, 79 yıl önce açılsaydı, bu gün 5 Amerika 10 Avrupa büyüklüğünde olurduk, diyeceksiniz ,teknoloji  39 dan sonra ne olduda,45 ten sonra  Avrupa sanayi öncüsü oldu.. Her kes savaştan çıktı ,hainler olduğu süre savaş bitmez ,tek bitecek iş geç zamanı yakalamak, öncelikle yalanı bırakmak, hala 60 yıldan beri hükümet tartışması ,iş yapan olsa da, bir kulp bulma malzemesi yapılmaz.. Bu kadar parayı nereye götürecek siniz, bu koltuklar ne kadar ,yapışkan ,hoca yıkadıktan sonra bir toz tanesi gitmiyor, sadece tahta, onu da kafanı vurursun ,birde atılan toprak, bir ağaç diktiysen, kimsen yoksa bile kuşların dala konması bile dua…

Beyşehir’e geldik “Allahlın” izniyle çıkınca çeşme olacaktı orada az duralım kaptan değil mi senide bir kontur ol edelim ,bir de dinlen, akşama 1 saat ten az kaldı, abdest tazeleyelim görevi tamamlayalım, Çeşme yerinde duruyor, şura müsait.. “Allah” izin verirse Yatsıya Kadar yalvaçta oluruz… 

Her şey tamam arkadaş benim işler bitti şimdi sıra sende ,gölü de  seyrettin ,her şey tamam ,şu karşı dağları görüyor musun, göl Türkiye’nin ikinci büyük gölü ,güney ve batısın da Toros dağları, doğusun da  volkanik erenler dağı ,anamas dağları, ormanlıklarla kaplıdır ,dağ keçileri buralara yukarlardan sultan dağlarından ,buralara gelmişler, çobanda buraları karış karış gezdi, çok bitki örtüsü  var ,arkadaşım, aması çok dünyada yaşıyoruz ,artık yol göründü, doğada kalanlara da selam olsun hoş çakalın  yaratanın emriyle verdiğiniz nimetlere şükürler olsun….

Çeşme başına koyduğumuz yufka kırıntıları, iyi oldu kuşlara ,canlılara afiyet olsun ,sende güzel dinlendi hiç kasmadan yola devam ediyorsun tabi hava serinledi, ilerde yol çatısı var oradan ilgin a gider şifası çok sıcak su kaynağı var, güzel yerdir, orası da yayla yoludur, ama bizim güzergâh ,yollu böyle çizdik ama genelde “Allah bilir” çatıyı geçtik ,trafik kontrol, suratımız yok kemerde takılı sıkıntı yok, selam verdik geçtik, hız kontrolmüş, hayret yolda bir şeye görmedik, görmemiş haldeymişiz, ilerde gelecek kasaba şakır karaağaç alaca karanlık çöktü yoldan devam buralarda da çok tanıdık var dura dura gidersek gideceğimiz yere çok zor varırız görsek iyi olur ama salmazlar arkadaş salmazlar bu sefer kalmazsak küserler ,daha sonra nasipse görmeye geliriz, nasip değilmiş.

Bundan sonrada de yol çatısı var sol taraf eğridir yolu ,asıl ismi eğir dur dur hikayesi var bir ara anlatırım ,birde Gelendost kasabası elması meşhurdur ,sağ tarafı da Akşehir’e gider, dağı tırmanarak Akşehir e inersin orada da bitki örtüsü var Maraş’ta ki Toros nanesi gibi şifası çok bitkidir ,ama fazla bilinmez, sadece ilaç sanayisi bilir ,çok nadir bulunan bitkidir. Konuşarak geldik yol çatıya burası sağ ve sol, az kaldı sende bende yatacağımız yer güzel yer biliyorum işletme kapanmadıysa hemen çıkışta benzinlik sabahta çarşıdan köpük helva aldık mı yola devam.. Yalvaç ışıklar gözüktü ,arkadaş ,şehir çıkışın da, yer var orada dururuz, orası da gözüktü maşallah görmeyeli değişmiş, durmadan ,benzinliğe yanaşın hem tanışma hem de incelikten müsait yer sorayım…Hoş geldiniz…

Eyvallah gerçi yarım depo var ama tamamlayalım ,birde üste bidon var onu da  dolduralım ,İstanbul’a kadar yakıt almayız, hepsini harcarız, birde istasyonu engellemeyecek yer varsa dinelenim derim…Amca hava pompası yanında taksilerin dip ağaçların yanı sabah hem serin olur hem de sivrisinek olmaz….Adın ne genç…Mustafa.. Benim ki de çoban, araba yıkama nasıl çalışıyor… Bir jeton vereyim köpük için, o firma hediyesi…Teşekkürler Mustafa…

Bir şey değil abi, burası sabaha kadar çalışıyor, sağlam yer güvenle dinlen…Eyvallah…arkadaş her şeyin tamam birde yıkandın mı tüm yorgunluğu atarsın sabaha dinç olursun ,haydi köpük sıkalım, Bu gün epey yol geldik, çok şeyler gördük, çok şeyler, tandık, Şimdiki çocuğun ismi de Mustafa ,rahmetli adimin ,ismi, yolda kadirle tanıştık o da en büyük amcamın ismi, Nur içinde yatsınlar, birde şeref oda yiyenimin ismi, şimdi biri görse bu adam kimle konuşuyor der  deli derler ,ama insan içindekini konuşması dışarı atmasını bilmezler, belki de  demezler, şimdi kulaklık takarak konuşanı gördükçe, bu adamda kulaklıkla konuşuyor derler, güzelce yıkandın, şimdide kenara çekelim ,birde hesabı ödemedik oda istemedi gidelim verelim ,birde lavabo gidim oradan da mescit görmüştüm vakit kazasını kılayım, yarında sadece vakiler de ,mola veririz. .Arkadaş…

Mustafa  amcam hesap ne kadar tuttu sende istemedin…Çoban emmi biz buralarda dura dura insan sarrafı olduk…Eyvallah…Fişin burada 110 tl…Tamam asfalt çalışması mı var. .Evet emmi.. Kırık taş, ak konuk yolu nasıl, eskiden bozuktu ,cay a oradan da afyona gide cem…Emim buraları biliyor musun ,kimse o yolu bilmez…Eski toprağız emmim ….Cay inişinde heyelan olmuş, ama sen bu arabayla 100 metre tepeyi aşarsın, ondan sonrası güzel, Bizim servis araçları söyledi, pazarcı arkadaşlar söyledi ama yarın açarlar, Belki de açmışlardır… 

Gene de istişare edeyim kendimle olmazsa, tepeleri aşacak çok yol var hele şu akşam namazı kazayı kılayım, yatsıya çok var ,yemek sonrası da  “Allah” ömür verirse kılarız.. …Emmi namazdan sonra gel de cay vereyim taze yaptım bende bu geçe nöbeti yeni devir aldım bildiklerinden anlat,  vakit zamanı bilgiyle dolduralım…Eyvallah…  

Selamünaleyküm geç geldim Mustafa kusura kalma….Ben de yatmıştır dedim emmi yol yorgunluğu başkadır.. Caya söz verdik ama hakkını helal et…Helal olsun emmi gene de cay koyacaktım şimdi koyayım bir bardak çayımı içi istersen soğuk soda vereyim nasıl istersen…İyi olur bir sodanı içiyim…Anlat yatsıyı da kıldın bu ara …”Allah kabul ederse kıldık…Okuyor musun Mustafa…

Evet emmi Isparta da diş hekimliği 2 cı yıl…. İyi maşallah Bende 8 ay diş teknisyenliği yaptım Halısıyla meşhur Manisa Demircide eniştemin yanında ama bana göre değildi tekrar İstanbul’a geldim ,paşalıyım, aslım Antalya yaylalarından,5 yaşında İstanbul’a gelmişiz koca Mustafa paşa ya yerleşmişiz gerisi uzun sana kart vereyim hayat hikayemi okursun siteden…Sitenin ismine ..Kartta yazıyor saklı şifa Mustafa….

Benim hikayem 3,5 yaşında başlıyor uzun Mustafa uzun…Çok dertli söylersin emmi.. Hayatta kendi kendine yardım edemezsen kimseye yardım edemezsin…Doğru söylersin emmi okumak zor, ama başka çaremiz yok ,burası amcamın,  kapanınca veya buraya geldiğimde çalışıyorum annem babamlara yüklenmiyorum, Isparta da da arkadaşlarımın petrolü var ,bazen de orda çalışarak okul masraflarını çıkarıyorum ,bereket versin ev kira değil ,babamların ,onlar emekli olunca buraya geldiler, kardeşimle Isparta da kalıyoruz, oda okuyor, o lisede,2 ci sınıf…Maşallah okuyun Mustafa okuyun bu topraklar sizlere emanet…

E emmi yarın nereden gidecek sin karar verdin mi…Az önce eski bir tanıdık rasgeldi, derler ya dağ dağa kavuşmaz ama dağın başında, insan insana kavuşur ,biraz sohbet ettik hem ondan geciktim hem de biraz eskilerden konuştuk. .Eski dostlar buluşunca ne zaman geçer ne de ayrılmak…

Doğru söylersin Mustafa Çok eskiden (Dünyanın ilk tiyatro anttık kentti) Dinar da bitki suyu distile ediyordum ,onu da İstanbul’da ki fabrikaya götürüyordum, ve onlarda şampuan yapıyorlardı, gel git derken , Mal talep olunca ürüne hile karıştırdılar, distile suya fazlasıyla çeşmeyi açmışlar ürünün içine fazla mal çıksın diye, su koymuşlar. .,Tabi son işleri oldu bende onlara güvenerek bitkiler almıştın beni zarara uğrattılar, ben de oradan hicrete çıkıp elimden ne gelirse çalışıp gurbet ellerde çalışarak ödedim gerçi haramla katsaydım bir ayda öderdim ama işte orası zor, o teraziyi aklına bile getirme Mustafa, Tüm yoların kapanır…

”Allah yazdıysa bozsun emmi, bana da senin vasiyle le hatırlatman iyi oldu emmi…Şimdi olmasa da inan 100 yıl sonrada neslinden çıkar. .Zor yılların geçmiş emmi ..Hem de nasıl ama “Allahlıma şükürden başka hiçbir şeyi takman ,sadece kul hakkıyla gitmekten korkarım “Allah ömür verirse ,ufak tefek eksikleri de tamamladık mı yeter.. E emmi sonra…İşte arkadaşla yukarı aşağı derken, Tatarlı da sarmasak ektiği bir sevdiğim, bir çocuk vardı onu sordum nasıl iyimi ,adı murat ,oda benim gibi, didinip durur, haram yemeyen ,uyanık duran ama vur ekmeğini ye temiz bir çocuk..

 Orada aklıma geldi ,ya bu yol açılsa da açılmasa da bir işaret derim kafamca, pilavlı köy aklıma gelir hem ziyaret hem de ,dua etmek…Ora nere emmi…Senirkent Ulubey köy ben ona pilavlı köy derim…Duydum emmi dünyanın her yerinden gelirlermiş, bizim pazarcılar söyledi şenlik olurmuş bir de sen anlat emmi…Ulubey öncelikle can dost yeridir veli baba ,birde çekirdeksiz kuş üzümü deriz tek çıkan yer ,onu önceden söyleyeyim, Zamanın paşaları, 4. Murat'ın ordusu Veli Baba'nın köyünde konaklamak isteyince, Veli Baba askerler için bir güveç pilav, atlar için de bir torba samanla, bir tas arpa alıp gelmiş. Ordunun komutanları, bu ikram karşısında şaşırmışlar. Hatta Veli Baba'yı öldürmeye kalkmışlar. Ancak askerler pilavı yemeye başlayınca ne pilav bitmiş ne de arpayla saman. İnanmak çok zor değil mi inan dolu ,dolu inan…İnandığın zaman semaya el açacaksın…

Ruhun can dolacak. .Öyle bir yer ,hem yarın öğleye doğru orda namaz kılar ,oradan çok kestirme afyon yoludur sadece çok dik yokuş zirveden sonra tatar lı ya kadar iniş, oradan da vişne diyarı karadilli ,oradan sonra, Şuhut, oradan sonrada anayurt, savaşın merkezi, oradan sonrada afyon gazlı göl konaklama geçeyi de sıcak su banyosu sonrası “Allah yol nasip ederse yola devam…Emmi sen karış karış her yeri biliyorsun ,maşallah bu yaşa hayatına hayat veriyorsun…

Gez Mustafa gez gezdikçe çok şeyler anlayacak çok şeyler göreceksin, zaman delki müsait olmaz ama boş zamanlarda yakın yerlerden başlayarak gez her şey yazıldığı gibi olmayabilir sadece tevekkül et o sana yol gösterir.. Çay getireyim emmi, benim ruhunu açtın sohbet güzel, birde elamana bakayım geliyorum emmi. .Bende bir arabaya gidim gelim, arkadaş ne yapıyor..  arkadaş mı var emmi.. Yok ben arabaya arkadaş diyorum…  

Devam edecek…

                                              Çoban saklı şifa     


Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

 Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..

 Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir, yanında bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çalıştıran, izni alınmış aktarlar tarafından güvenli şekilde kullanılmalıdır.

    Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır

    Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

   

                                                                        saklisifa@gmail.com

                                                         premix12345678@gmail.com

                                                        saklisifapiriiworld@gmail.com

  


NOT:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.

 

   

 

  

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam653
Toplam Ziyaret737781
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV