• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

MASURA EMOTO .(HAYATIN KAYNAĞI SU .)

 

               HAYATIN KAYNAĞI SU    


  
        su

  Su, insan hayatı için en önemli nimet­tir ve beslenmemizin vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsan, besin almadan hafta­larca canlılığını sürdürebilir fakat su iç­meden yaşayabilme süresi ancak üç-dört gündür.

   Günde ortalama %75’i su­dan meydana gelmiştir. Beynin %85’i, kanın %90’ı, kasların %75’i, böbreklerin %82’si ve kemiklerin %22’si sudur.

   İnsanın hayatiyetini devam ettirebil­mesi için en az oksijen kadar önemli olan suyun faydaları saymakla bitmez:

   Besinlerin sindirimi, emilimi ve hüc­relere taşınmasında; hücrelerin, doku­ların organ ve sistemlerin düzenli çalış­masında; vücut sıvılarında bulunarak, eklemlerin kayganlaşmasına neden olur. Tükürük ve mide salgısında bulunarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Hücre ve kas dokularını güçlendirir. Karbonhidratları, yağları, protein­leri, hormonları ve oksijeni kaslara taşır. Cildi gerginleştirir, parlaklık kazandı­rır, cildin nemini düzenler.

   Vücut fonksiyonlarının çalışmasında, metabolizmanın dengesinin sağlan­masında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonunun gerçekleşmesinde su son derece önemli rol oynamaktadır. İçerdiği elementler nedeniyle suyun, vü­cudumuzun dengesini korumada önemli yeri vardır. Mineraller açısından en zengin ve faydalı içme suyu kristal kaya tuzlu sudur.

   Soğuk algınlığı, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde önemli rol oynar. Büyüme ve vücut fonksiyonlarının devamı için yeterli su alımı çok ö­nemlidir. Yapılan çalışmalar her insanın kendini zinde hissetmesi vücutta olu­şan zararlı maddelerin idrar ve ter yoluyla vücuttan atılmasını sağlamak ve vü­cut sıvı dengesini koruyabilmek için günde 2,5 litre su tüketmesi gerektiğini ortaya koymuştur. İnsanlar su ihtiyaçlarını genelde; içecekler, besinler ve meta­bolizma olmak üzere üç kaynaktan sağlarlar.

   Eğer vücutta az su bulunursa, kan yoğunlaşır ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden olur. Fakat içtiğiniz su miktarı çok aşırıya kaçarsa, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Vü­cudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idra­ra dikkat etmektir. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı göste­rir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su almıyorsunuz anlamına gelir.

   Sabahları uyandığınızda ilk yapmanız gereken işlerin başında 1 bardak ılık su içmek de olmalıdır. Egzersiz yaparken, sıcak havalarda çalışırken, özellikle hava ve deniz yolculuklarında su tüketimi arttırılmalıdır.

  Vücudun su toplamaması için, bol miktarda su içmek gerekir. Su miktarın­da azalma oldukça, vücutta depolanan yağ miktarı da artmaya başlar. Böbrek­ler yeterli miktarda su almazlarsa, iyi çalışmazlar. Bu görev de karaciğerin olur. Karaciğer böbreklerin görevini üstlendiğinde ise, daha az yağı enerjiye dönüş­türür. Bu da zayıflamayı olumsuz etkiler. Öğlen ve akşam yemeklerinden ön­ce içeceğiniz bir bardak su; iştahı bastırıp, mideyi doldurur ve sindirime iyi ge­lir. Spor yapmadan önce içilen bir bardak su da yine metabolizmayı çalıştırır.

   Su günün tüm yorgunluğundan ve stresinden arınmada da fayda sağlar. Bu­nun için yapmanız gereken en basit şey ılık suyla bir banyo yapmaktır. Çok sı­cak su, kanın yüze doğru hücum etmesine neden olur ve ana merkezler göre­vini daha zor yaparlar. Sıcak su, bazı dolaşım bozukluklarına da sebep olabi­lir. Bunun yanı sıra çok soğuk suyun da bazı zararları bulunur. Özellikle yaz aylarında tercih edilen soğuk su, serinletmek yerine aksine terletir ve hastalık­lara sebep olur.

Sıcak ve nemli havalarda vücut terleyerek sıvı kaybını artırır. Vücudun nor­mal sıcaklığını korumak için, sıcaklık artışının başladığı günlerde sıvı tüketimi de artırılmalıdır. Suyla ilişkili hastalıklar suyun sağlıklı ve güvenli olmadığı, su­yun organik ya da inorganik maddeler, insan ya da hayvan dışkısıyla kirlendi­ği durumlarda ortaya çıkar.

                                            SUDAKİ MUCİZE:    

                                      PROF.DR.MASARU EMOTO;

   Son yıllarda, suyun daha önceden bilinmeyen bazı özelliklerinin anlaşılma­sına yarayan gelişmeler olmuştur.

   Su ile ilgili insanı hayrete düşüren çalışmalar yapan Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto, suya pozitif bilgi yüklediğinde ortaya çıkan şekillerin yine positif, negatif bilgi yüklediğinde ortaya çıkan şekillerin ise negatif olduğunu tespit etmiştir. Ortaya çıkan bu şekiller, suyun bir madde olmaktan daha çok, pozitif bir doğal enerji olduğunu, içerisinde gizli bir ilahi formül sakladığını kanıtlamaktadır. Güzel sözlerin veya rahatlatıcı bir müziğin, insan bedenine ve ruhuna faydalı olması gibi, suda mevcut olan biyolojik sistem de aynıdır. Suda mevcut olan bu ekolojik denge, hem bitkiler hem de tüm canlılar için Yaratıcı tarafından bizlere bahşedilmiş bir mucizeden başka bir şey değildir.

   Dr. Emoto, içinde 70’ten fazla kristal resmi bulunan “Su Kristalleri” adlı ki­tabında şunları kaydetmiştir: “Su, cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan krist  
allerden oluşmaktadır. Su, çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir.”

   Prof. Dr. Masaru Emoto’nun yaptığı araştırmalara göre su kristalleri, dış çevre etkilerinin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki vermektedir. Ay­rıca, suyun hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkarmıştır. Emoto, araştır­malarıyla suyun sadece hafızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, ay­nı zamanda kâinatın dilini ve sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır.

   Sözcükler söylenen su örneklerinin kar tanelerinin modeline benzeyen çok parlak, yoğun motifli, simetrik ve çok renkli desenler oluşturdukları görülmüştür. Buna karşılık çevre kirliliğinin çok olduğu bölge­lerden gelen su örnekleri veya negativ düşüncelere maruz bırakılan su örnek­leri ise koyu renkli, asimetrik ve tamamlanmamış motifler oluşturmuşlardır. Örneğin insan şükran duygusunu ifade edince bu hemen suya yansımaktadır.

    Suyu içerken besmele çekmenin ve şifa olmasını dilemenin hikmeti daha i­yi anlaşılmaktadır.

Su, canlı bir hafızası vardır ve bize çevreden bilgi aktarabilirsiniz 


     SU

 

   Araştırma Dr Masaru Emoto su "canlı" ve belleği olduğunu onaylayın. Içtiğimiz zaman, suda bulunan bilgiler bize aktarılır.

Antik çağlardan bu yana su ve şifalı özellikleri hakkında hikayeler duydum. Su, dünyadaki en önemli unsurdur, ve onsuz hayat mümkün değildir. Özellikle, günlük uygun yeterli miktarlarda girilecek su tüm organların işleyişini etkiler. İster inanın ister inanmayın, son araştırmalar su olduğunu gösterir "bellek." Bizim verimlilik, ruh ve sağlık suya bilgilerin etkilenebilir. 

   Su yaşayan bir yaratık mı 

Su, müzik, düşünceler ve kelimeler gibi çeşitli etkilerle, nasıl tepki üzerine kapsamlı bir araştırma bir Japon bilim adamı Masaru Emoto geçirdi. Sonuçlar onu şaşırttı. Olağanüstü güzellikte Mükemmel kristaller dualar ve pozitif düşünceler sonrasında su gibi dağ dere veya yaylar doğal su kurdu. Düzensiz ve şekli deforme kristaller kirli su ve ayakta idi. Bu distile su içinde kristal formu değil, ama o sevgi ve ilgi ele, ve dedi ki "teşekkür ederim" ve bu su güzel kristalleri oluşur.

Su numunesi tekno ya da ağır metal gibi müzik maruz kalırsa su numunesi ile şişe "Adolf Hitler" yazdı, ya da o küfür gönderilen Ancak, ve, su bu tür (yazarın notu Video) uygun olurdu amorf yapısı. Araştırma Dr Masaru Emoto su "canlı" ve belleği olduğunu onaylayın. Içtiğimiz zaman, suda bulunan bilgiler bize aktarılır.

               Viktor Schauberger ve onun araştırma

   Yüz yıl önce yine Viktor Schauberger Avusturyalı doğabilimci, filozof ve mucit suyun özelliklerini okudu.Schauberger başlangıç ​​noktası suyun kendi yapı ve özelliklere sahip olan anlamına gelir canlı bir varlık, olmasıdır. Sağlıklı veya sağlıksız ve nefes ölüm ve yenilenme sürecinden geçiyor olabilir. Schauberger doğal bir su tanımlanan dağ kaynağından ortaya çıkan su - su ile takviye edilmiştir. O aynı zamanda yüksek kalitede yay suya musluk suyu döner bir yumurta şeklinde bir cihaz patentli. Bu ünite ile Su yeniden absorbe edilebilir, gerekli elemanları ve enerji geri.

Schauberger gibi su sorgulandı giymesi ve olumlu etkileri ikna ediliyor. Aslında, bu suyu içtikten sonra birkaç hafta kronik hastalıkların olağanüstü rücu hakkında hikayeler dolaşmaya başladı. Böbrek taşı, romatizma, sıtma, kanser - insanlar Schauberger su içti sonra yumurta biçimli kaplar tüm küçülüyor.

Avusturya Nitelikli doktorlar insanları iyileştirebilir ve yetkililer Schauberger deneyler öğrendim. Bu nedenle, o onun su yasadışı olduğunu düşündüm çünkü araştırmayı durdurmak zorunda kaldı. 

   Nereye 'canlı' su bulabilirim 

   Bizim sağlık ve ruh olumlu etkisi 'canlı' su tadı daha iyi ve doğru kristal yapıya sahiptir. Özellikle, bu tür su sulanan bu bitkiler daha hızlı büyüdü ve hastalığa karşı daha dirençli ve daha fazla meyve üreten edildi. Ama biz 'canlı' su nerede bulabilirim? Yaylar doğal ve saf su veya bilgilendirilmiş ve programlanmış ve enerjik su 'canlı' bir su olarak kabul edilir. 

Su programlanabilir daha farklı şekillerde - dua, renkler, müzik yardımıyla ... Bu doğal yapısına döner değil, aynı zamanda ağır metaller, klor ve pestisitler tarafından kirliliğini azaltıyor.   

      Yazın su  ve 'maden suyu' için yorgunluktan kurtulun

 

Türk, yaz aylarında kendilerini yorgun ve güçsüz hissetmek istemeyenlerin, su yerine maden suyu içmesini   
 , yaz aylarında kendilerini yorgun ve güçsüz hissetmek istemeyenlerin, su yerine maden suyu içmesini   Terle birlikte vücudun kaybettiği mineraller maden suyu ile vücuda alındığı için, kişi kendisini yorgun ve güçsüz hissetmeyecektir. Çünkü maden suyunun içinde sodyum, potasyum, magnezyum gibi, vücudu dinç tutan ve zindelik veren mineraller mevcuttur. Terlemeyle vücuttan hızla atılan bu mineraller, maden suyu içilmesiyle büyük ölçüde geri kazanılabilir, böylece vücut normale döner.''
Aşırı sıcaklar nedeniyle oluşan su kaybının, kan basıncını azaltığını, azalan kan basıncının ise özellikle çocuklar ve yaşlılarda bilinç kaybına bile neden olabildiğini   bu nedenle yaz aylarında bol sıvı alınması, karpuz gibi bol sulu meyve ve sebzelerin tüketilmesi gerektiğini ifade  edilir.

  Terleme ve sonrasında terin buharlaşmasıyla vücudun ısı dengesi de sağlar. 


  
 

          Ter bezleri, kanı temizliyor ve ısı dengesini sağlıyor 

Sıcak havalarda en çok şikâyet edilen konulardan biri olan terlemenin, normal oranlarda gerçekleşmesinin insan sağlığı açısından oldukça faydalı olduğu ve kanı temizlediği belirtiliyor. 
Ter bezlerinin böbrek gibi çalıştığı ifade edilirken, vücuttaki üre, ürik asit, tuz ve diğer zararlı maddelerin terleme yoluyla dışarı atıldığı kaydediliyor. Uzmanlar, terlemenin engellenmesinden çok, terlemeyle oluşabilecek kötü kokuların önüne geçilmesini öneriyor. Yetişkin bir insan vücudunda yaklaşık bir milyon ter bezi bulunuyor ve bu bezlerin hepsi de vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atmak için   

 


                             TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ

               ŞİRKETİMİZ- GFC ENERJİ - REDOXER MİNERAL    
     
         PLUS'UN TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRLÜĞÜNÜ ALMIŞTIR.
 

                              HAYATIN KAYNAGI SU OKUYUN         

   SİLİSYUM: Zarları kuvvetlendirerek kanamaları önler. Organların vakitsiz yaşlanmasını, bozulmasını engeller. Beyin yorgunluğunu giderir. Yaraların ça­buk iyileşmesini sağlar.Bu minarel hücre zarlarını kuvvetlendirerek kanamalarını inceler.Organların vakitsiz yaşlanmasını ve bozulmasını engeller.Beyin yorgunluğunu giderir.Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar.Buğday kepeği,sarımsak,kuru fasulye,enginar ve kırkkilit otu (at kuyruğu)  

  ÇİNKO: Büyüme ve bağışıklık sistemini güçlendiren, vücudun hastalıklara karşı direncini artıran bir mineraldir. Vücudun kendi kendini yenilemesi ve çe­şitli görevleri için gereklidir. 
   Çinko eksikliğinin en önemli belirtisi iştahsızlıktır. Eksikliğinde saçlar dö­külür ve vücut kılları kaybeder. Sedef hastalığı ve ciltte akneler sık görülür. Tat ve koku hissi kaybolur. Gözde katarak oluşur. Erkeklerde erken prostat bü­yümesi görülür, yumurtalıkların gelişmesi aksar. Cinsel organ gelişmesi durur. İnsan organizmasının büyüme ve gelişme geriliği oluşabilir.Ayrıca ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe ,enfeksiyonlara dayanıksızlık,,iştahsızlık ve kilo alamama,öğrenme ve dikkat eksikliği ,tat alma  duyusunda bozuklul siyah noktalar dermatit,saçlarda incelme ve dökülme gibi cilt sorunları yaşanabilir.
   Tahıl kabukları, kepekli ekmek, karaciğer, süt ürünleri (yoğurt peynir, tere­yağı) kuru fasülye, lahana, sarımsak, bulgur, dana eti, kına kına otu, çobançan­tası, marul, pancar, şalgam, yulaf tuzda tütsülenmiş balık, yumurta, konserve yiyecekler, bisküviler, süt tozu, domates, ıspanak, pırasa, patates, soğan, merci­mek, karpuz ve hardal çok miktarda çinko içeren besinlerdir.  

 SODYUM: Sodyum, vücutta su dengesinin korunmasında ve besinlerin hücre duvarından geçişinde görev alan bir mineraldir. Sinir ve kas fonksiyon­larının sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için de gereklidir. 
   Yeterince alınmazsa gelişmede bozukluk, kilo kaybı, mide ekşimesi görü­lür. Halsizlik ve güçsüzlük, baş dönmesi, çarpıntı, tansiyon düşüklüğü, hafı­za bozukluğu ve konsantrasyon zayıflığı, baş ağrısı, depresyon, mide bulantı­sı ve kas krampları gibi sağlık sorunları oluşur. Yetersiz tuz alımı, tuz alınma­dan fazla miktarda su tüketilmesi, böbrek hastalıkları, yanıklar ile ishal, kusma ve terleme yolu ile vücudun tuz kaybetmesi sodyum eksikliği oluşmasının baş­lıca nedenleridir. 
   Normalde, vücuttaki sodyumun fazlası idrar ve terleme yoluyla vücuttan u­zaklaştırılır. Buna rağmen vücutta, sodyum fazlalığı olması halinde yüksek tansiyon, potasyum kaybı, vücutta su tutulması ve ödemler görülür. ­PİRİİ WORLD
 
   Sodyum fazlalığının en önemli sebepleri aşırı tuzlu besinler tüketmek ve ye­tersiz su alımıdır. İshal, terleme ve kusma yoluyla vücudun fazla su kaybetmesi de kandaki sodyum oranının artmasına sebep olabilir. Sodyum fazlalığında po­tasyum takviyesi yaparak, potasyum eksikliğinden doğabilecek zararlı sonuç­lardan korunmaya çalışılmalıdır. 
   Başlıca sodyum kaynağı yemeklik sofra tuzudur. Ayrıca, maden suları, baş­ta hamsi olmak üzere deniz ürünleri, peynir, kırmızı ve yeşilbiber, fındık, fıs­tık, ceviz,peynir,süt tozu,yumurta,ıspanak,ekmek,zeytin, kereviz ve havuç bol miktarda sodyum içeren besin maddeleri ara­sındadır. 

  POTASYUM: Potasyum minerali, insan beslenmesinde hayati önem taşı­yan bir mineraldir. Potasyum, kalp ve kaslar için oldukça önemli olan, besin­lerin hücrelere taşınması ve sinir sistemindeki mesajların ulaştırılması gibi gö­revleri de yerine getirir. Vücuttaki alkolün, fazla suyun, fazla şekerin ve fazla tuzun atılması, insan vücudundaki su ve mineral dengesinin korunması da po­tasyum sayesinde gerçekleşir. Vücuttaki potasyumun %98i hücre duvarlarının içindedir.  
   Potasyum, yetersizliğinin en belirgin sebepleri arasında yetersiz beslenme, ishal durumu, kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, kusarak veya terleyerek vücut­tan atılan minerallerdir. Kişinin gün içinde çok fazla miktarda kahve tüketme­si ve stresli hayat tarzının olması da potasyum eksikliği sebeplerindendir. Po­tasyum yetersizliğinin ardından da kan dolaşım bozukluğu, kaslarda güçsüzlük yüzünden ortaya çıkan yorgunluk ve halsizlik halleri, iştahsızlık, mide bulantı­sı ve kusma, kabızlık, zihin bulanıklığı, dalgınlık, konsantrasyon eksikliği, baş ağrısı ve karın ağrısı, kramplar ve kalpte ritim bozuklukları gibi şikayetler or­taya çıkmaya başlar. Bunun yanında sporcularda meydana gelen sakatlanmala­rının en önemli sebeplerinin magnezyum ve potasyum eksikliğinden meyda­na geldiği bilinmektedir. 
   Potasyumun gün içinde olması gerekenin çok üzerinde bir miktarda tüketil­mesi, böbreklerde ve kalpte bazı sağlık sorunlarına sebep olur. Aşırı potasyum tüketimi, kaslarda zayıflamaya, kalp ritim bozukluklarına, böbrek hastalıkları­na, idrar azlığına gibi bazı sağlık sorunlarına sebep olabilir. 
   Lahana, brokoli, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler, zeytin, balık, sarımsak, portakal suyu, patates, muz, hurma, incir, avokado, kayısı, badem, fındık, ıspa­nak, pırasa, soğan, armut, karpuz, erik, tahıl kabukları, kepekli ekmek, bulgur ve pekmez ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, bol miktarda potasyum içe­ren besinler arasındadır. 
   

 MAGNEZYUM: Magnezyum hayati önem taşıyan mineralden belki de en önemlisidir. Vücudun kendisi bu minerali üretmediği için magnezyumun be sinler yoluyla alınması gerekir. ­PİRİİ WORLD Vücudumuz için gerekli olan magnezyumu bazı gıdalardan, içtiğimiz sulardan özellikle maden sularıyla alırız. Magnezyum toprakta ve deniz suyunda saklıdır. Vücudumuzda da sürek­li doldurulması gereken bir magnezyum rezervi vardır. Yanlış beslenme, top­rakta bu mineralin giderek azalması magnezyumun vücut tarafından yeteri ka­dar alınmamasına neden olur. Ayrıca fazla terleyen, müshil veya idrar söktürü­cü ilaç alan kişilerde vücuttan daha fazla magnezyum gider. Stres, hamilelik ve emzirme gibi durumlarda ise vücudun magnezyuma olan ihtiyacı daha da ar­tar. Vücut bu minerali yeteri kadar almadığı zaman kemiklerde depo edilmiş olan magnezyumu kullanır. Rezervi bittiği zaman da alarm verir. Mide barsak bölgesindeki, idrar yollarında, baldırlardaki kramplar, kalp ritmindeki bozuk­luklar, boyunda ve omuzlarda kasılmalar veya sinirlilik, ellerde uyuşukluk ve karıncalanma, migren, dikkat azlığı, gürültüye karşı hassasiyet magnezyum ek­sikliğinin işaretleridir. 
   Magnezyum, sinir sisteminin aşırı duyarlılığını azaltarak sakinleşmeye yar­dımcı olduğu için “Antistres minerali” olarak da bilinir. Astım ve alerjik nezle­yi hafifletir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendi­rir. Kas ve sinir fonksiyonlarının yürütülmesi, kalp ritminin düzeninin sağlan­masında magnezyum büyük önem taşımaktadır. 
   Magnezyum, enzimlerin harekete geçirilmesi ve kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol alır. C vitamini, sodyum, potasyum, kalsiyum ve fos­for gibi vitamin ve minerallerin daha etkili kullanılması için de gereklidir. As­tım ve alerjik nezleyi hafiflemesi de magnezyumun faydaları arasındadır. Adet dönemi öncesi magnezyum takviyesi adet sancılarını azaltır. Hamilelikte görü­len kramplara karşı koruyucudur. 
   Bilim insanları hastalıkların yüzde 13’ünün magnezyum eksikliğine bağlı ol­duğunu belirtertiyor, Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü olmaz. Magnezyum eksikliği kalp, böbrek, beyin ve karaciğer fonksiyonlarında aksak­lıklara yol açarak halsizlik, iştahsızlık, huzursuzluk ve uyku bozukluları, dal­gınlık, hafıza zayıflığı, öğrenme güçlüğü, böbrek yetmezliği, kalp çarpıntısı, kramp gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Özellikle alkol bağımlıla­rında ve sık alkollü içki içenlerde magnezyum eksikliğine bağlı kalp hastalık­ları daha sıktır. Ayrıca sigara da aynı etkiyi yaptığı için sigara içenlerde ihtiyaç daha fazladır. Bu da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlamaktadır. Ha­milelikte magnezyum eksikliği erken doğum riskini arttırır. Yeni doğanda ise magnezyum eksikliği bebeğin ısı kaybetmesine ve ölümüne yol açabilmektedir. Magnezyum fazlalığı bitkinlik, yorgunluk, uyuşukluk, böbrek ve sindirim sistemi hastalıkları, kaslarda istek dışı titremeler, terleme ve depresyon gibi sağlık sorunlarına yol açar.│ SAKLI ŞİFA  )  

 SELENYUM: Güçlü bir antioksidan olan selenyum, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kanser riskini azaltır. Hücreleri korur ve yaşlanmayı geciktirir. Doku esnekliğini arttırarak ve kalp hücrelerini destekleyerek kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Başta sperm üretimi ve canlılığı olmak üzere, üreme sağlığında rol alır. Akyuvarları güçlendirerek kanser ve tümör o­luşmasını engeller. Vücuttaki zehirli maddelerin zararlı etkilerini azaltır ve vü­cuttan atılmalarına yardımcı olur. Karaciğerin faaliyetlerini düzenli olarak sür­dürmesine katkıda bulunur. 
   Selenyum eksikliğinde, miyokart enfarktüsü ve katarak riski artar. Halsiz­lik ve yorgunluk yapar çocuklarda da gelişimin yavaşlamasına neden olur. Göz sağlığını olumsuz etkiler. Erken yaşlanma, sinir sistemi hastalıkları ve zekâ ge­riliğine neden olabilir. Sperm üretimi ve kalitesi azalarak kısırlık oluşabilir. Ü­reme sağlığı açısından, erkeklerin Selenyum ihtiyacı kadınlara oranla daha faz­ladır 
   Selenyum fazlalığında sindirim sistemi sorunları, saç, tırnak ve diş kaybı, çe­şitli deri, omurilik ve kemik iliği hastalıkları, ateş gibi sağlık sorunları görülür. Daha yüksek dozları öldürücü olabilir. 
   Selenyum en fazla arpa, buğday gibi tahıllar, deniz ürünleri, et, karaciğer, pekmez, süt ve süt ürünleri, yumurta, tereyağı, mantar, soğan, lahana, broko­li gibi yeşil yapraklı sebzeler ve tavuk eti Et, yumurta, tahıl, baklagiller, susam, Hindistan cevizi, kuru yemişlerde ve bol miktarda balıklarda bulunur. 

  KALSİYUM: Özellikle kemik oluşumu ve diş sağlığı açısından önemli bir mineraldir. Kalsiyumun, kas büyümesi ve kasların gerginliği, enerji üretimi, si­nir iletimi ve kalbin ve kan damarlarının verimli ve düzenli çalışmasında önem­li görevleri vardır. Hamilelik ve doğumdan sonra süt yapımında etkilidir. Ro­matizmayı giderir, kemik erimesini önler, akciğerin normal çalışmasını sağlar, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca kanser ve kalp hastalıkları riskini azal­tır. Hayat boyu her gün düzenli olarak yeterli miktarda kalsiyum alınması ke­miklerin çabucak kırılmasına, kamburluğa ve insan boyunun kısalması riski­ne karşı korur. Sırt ağrıları çeken insanlara kemiklerini ve kıkırdaklarını güç­lendirmek için kalsiyum ve magnezyum takviyesi kullanmaları önerilmektedir. 
    Kolon kanseri riski taşıyan kişilerin kalsiyum bakımından zengin bir beslen­me programı uygulamaları ya da kalsiyum takviyesi kullanmaları halinde hasta­lıklarının önlenebileceğine dair tespitler yapılmıştır. 
   Kadınların adet dönemlerinde kalsiyum, magnezyum takviyesi kullanmala­rının ağrılarında rahatlama sağlamaya yardımcı olabileceği görülmüştür. 
   Kalsiyum ve magnezyumun uzun süre bir arada kullanılması halinde beyin damarlarının da bulunduğu kan damarlarının sağlığı korunacak, migren kay­naklı baş ağrıları hafifleyecektir. Kalsiyum ve magnezyum takviyesi uyku prob­lemlerini çözmede de etkilidir. 
    Kalsiyum eksikliğinde raşitizm, kemik erimesi ve diş çürümesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Saç ve tırnaklarda kırılmalar meydana gelebilir. Ayrıca, eklem ağ­rıları, kas krampları, egzama, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, sinirlilik, uyku­suzluk ve depresyona neden olabilir. 
    Fazla kalsiyum alınması böbrek taşı ve kireçlenmesi, kas güçsüzlüğü, ke­miklerde kireçlenme gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. 
    Kalsiyum en fazla süt ve süt ürünleri, yumurta, un, susam, saf bitter çikolata, soya fa­sulyesi, şalgam, ıspanak, patlıcan, patates, soğan, lahana, pırasa, karnabahar, küçük balıklar, fındık, fıstık, çilek, dut, portakal, limon, ayva, nar, hurma, kar­puz, pekmez, pirinç, nohut, mercimek ve zeytinde bulunur. 



   DEVAM EDEÇEK

  Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..

  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.

  Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır.

  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 

 



 
NOT:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam778
Toplam Ziyaret737906
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV