• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

EL,AYAK, GÖZ,AĞIZ,BURUN BAKIMI:

   sakli şifa   sakli şifa  piriiworld                                           
                                           ELLERİN BAKIMI
 
 
        BAKIMLAR

   Ellerimizin derisi hava şartları, sıcak ve soğuk su, deterjanlar, parlatıcılar ve balıçe toprağının yaratacağı zorluklarla karşı karşıyadır. En iyi korunma, yeri­ne göre pamuklu, kauçuk ya da bahçe eldiveni takmak ve el kremlerini bol bol kullanmaktır. Tercih ettiğiniz tarifle birkaç şişe krem hazırlayıp onları ellerinizi yıkadığınız yerlere koyun. Eldiven takmaktan hoşlanmıyor ya da eldivensiz ça­lışıyorsanız kirli iş yapmadan önce ellerinize koruyucu kremler sürün.

   Şifalı bitkilerle düzenli el tedavisi:

   Elleri yumuşatıp rahatlatmak için onları aslanpençesi, rezene, karakafes o­tu, civanperçemi ya da gülhatmi infüzyonlarına sokun. Aynısefa çiçeği veya sa­rıpapatya çiçeklerinden yapılan infüzyonlar da aynı yumuşatıcı etkiyi sağlarlar.

   Tırnakları güçlendirmek için onları iki günde bir 10 dakika süreyle doğran­mış atkuyruğu ile dereotu tohumunun infüzyonlarına daldırın. Bu infüzyonla­rı ihtiyaç duyduğunuzdan fazla hazırlayın ve gelecekteki kullanımlarınız için e­tiketleyerek şişeleyin.

   El maskesi: 2 yemek kaşığı iyi öğütülmüş yulaf ezmesi, 1 yemek kaşığı ay­nısefa çiçeği taçyaprakları, 1 tatlı kaşığı avokado yağı, 1 tatlı kaşığı limon suyu, 1 tatlı kaşığı gliserın.

   Bu ögeleri yumuşak bir macun oluşturmak üzere birbirine katn. Ağarma­sı ve derisinin yumuşaması için haftada bir bu maskeyle ellerinizi tedavi edin. Tercihen yatmadan önce, 20 dakika süreyle maskeyi ellerinize uygulayın. Sonra yıkayıp ellerinize güçlü bir nemlendirici sürün (ve uyurken ellerinize pamuklu eldiven takın) ertesi sabah ellerinizdeki kremi yıkayın.


                ELLERİN BAKIMI ( ÖZEL TARİF)

    Ellerimizin derisi hava koşullan, sıcak ve soğuk su, deterjanlar, parlatıcılar ve bahçe toprağının yaratacağı zorluklarla karşı karşıyadır. En iyi korunma yerine göre pamuklu, kauçuk ya da bahçe eldiveni takmak ve el kremlerini bol bol kullanmaktır

İ Yeğlediğiniz tarifle birkaç şişe krem hazırlayıp onlan ellerinizi yıkadığınız yerlere koyun. Eldiven takmaktan hoşlanmıyor ya da eldiveni bilinç dışı olarak elinizden çıkarıyorsanız, kirli iş yapmadan önce ellerinize engelleyici kremler sürün.

 

Ağır hizmet engelleyici krem

 

4 yemek kaşığı petrol jölesi

 

2 avuç dolusu taze mürver çiçeği

 

1. Petrol jölesini çok az ısıtarak eritin ve içine mürver çiçeklerini karıştırın.

2.45 dakika süreyle ıslanıp yumuşamalan için öylece bırakın. Jöle katılaştıkça hafifçe ısıtın.

3. Karışunı ısıtın ve süzerek ağzı sıkıca kapanan bir kavanozu koyup soğumasını bekleyin. Kapağı kapayıp etiketleyin.

                                                       El maskesi

                                       Yararlı otlar düzenli el tedavisi

 

   Elleri yumuşaup rahatlatmak için onları aslanpençesi, rezene, karakafesotu, civanperçemi ya da gülhatmisi infüzyonlarına sokun. Aynısefaçiçeği veya san papatya çiçeklerinden yapılan infüzyonlar da aynı yumuşatıcı etkiyi yaratırlar.

Tırnaklan güçlendirmek için onları doğranmış atkuyruğu ile dereotu tohumunun infüzyonlarına iki günde bir 10 dakika süreyle daldırın. Bu infüzyonları gereksindiğinizden çok hazırlayın ve gelecekteki kullanımlarınız için etiketleyerek şişeleyin.Ağarması ve derisinin yumuşaması için haftada bir ke: bu maskeyle ellerinizi tedavi ediniz. Tercihen yatmadan önce, 20 dakika süreyle maskeyi ellerinize uygulayın. Soııra yıkayıp ellerinize giiçlü nemlendirici süriiıı (ve uyurken ellerinize pamuklu ekliveıı takın). Ertesi sabah ellerinizdeki kremi yıkayın.

2 yemek kaşığı iyi 1 tatlı kaşığı avokado yağı

öğütülmüş yulaf ezmesi 1 tadı kaşığı limonun suyu

1 yemek kaşığı aymsefa çiçeği 1 tatlı kaşığı taçyapraklım gliserin

 Bu öğeleri yumuşak, bir macun oluşturmak üzere birbirine kalın. Yukardaki talimatı aynen uygulayın.

   

                               AYAK SAĞLIĞI:

   AYAK SAĞLIĞI İÇİN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

              BAKIMLAR

   Tüm gün yükümüzü taşıyan ayaklar, belki de bedenimizde en çok ilgiyi hak eden ama çoğunlukla ihmal edilen organlarımızdır.Özellikle şeker hastaları yılda bir kere de olsa bir ayak uzmanına görünmelidir.

  Ayak sağlığı için ayağın şekline uygun ayakkabılar seçmeye özen gösteril­melidir. Dar kalıplı, üstü basık, yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabılar ayak sağlığını olumsuz olarak etkiler ve ayak, bacak ve bel ağrılarına; basma bozuk­luğuna, ayak mantarlarına, tırnak batmalarına, acılı nasırlara, bilek burkulma­larına ve ayakta kalıcı şekil bozukluklarına sebep olur. Giyeceğimiz ayakkabı­nın doğal malzemelerden imal edilmiş olmasına, en uzun parmak ile ayakkabı­nın ucu arasında yarım santim boşluk olmasına dikkat etmek gerekir. Bağcıklı ayakkabılar ayağı daha iyi kavradığı ve kan dolaşımını engellemeyecek şekilde ayarlanabildiği için tavsiye edilir.

   Yaptığınız etkinliğe uygun ayakkabı seçin. Örneğin koşarken gündelik ayak­kabınızı değil, koşu ayakkabısı giyin. Her gün aynı ayakkabıyı kullanmayın. A­yağınızı, özellikle parmak aralarını düzenli olarak yıkamak ve çok iyi kurula­mak gerekir. Ayak tırnaklarını düz kesin ve çok kısaltmayın. Tırnakların kena­rını kesmeyin, batık tırnaklara neden olabilir.

   Şeker hastaları, kan dolaşımı problemi olanlar ve kalp hastalarının tırnak­larının başkaları tarafından kesilmesi daha doğrudur. Çünkü bu grup enfeksi­yona eğilimlidir.

  Yara ve enfeksiyona açık ortamlarda yalın ayak yürümeyin. Sandalet giyiyor­PİRİİ

sanız güneşli havalarda vücudunuz gibi ayaklarınızı da kremleyin.

 
                      AYAKLARIN BAKIMI



          BAKIMLAR

   Yukarda ellerimiz için verilen tedavi ayaklara da uygulanabilir. Özellikle iyi­leştinci maske faydalı olur. Ama ayaklarınıza bir nemlendirici sürecekseniz ge­ce boyunca pamuklu çorap giymeniz gerektiğini  unutmayın.

   Faydalı otIa ayak banyoları: Geleneksel ayak banyosu en iyi yöntemlerden biridir. Yorgun ayakları ferahlatmak için defne, Iavanta, adaçayı, tatlı mercan­köşkü, kekik gibi şifalı bitkilerden birini seçin. Bir avuç dolusu taze veya 1/4 fincan dolusu kuru bitki ile 1 tatlı kaşığı deniz tuzunu bir kova sıcak suyun i­çine koyun. Kolaylık olsun diye bu ögeler suyun içine oldukları gibi konula­bilirler.

   Ayakları ısıtan bir banyo için: Bu karışıma iyemek kaşığı kara hardal tohu­munu ezerek katın.

   Kaşınan ayakları  rahatlatmak içi: Ayak için hazırlanan aynı banyo suyuna 4 yemek kaşığı elma sirkesini katın.

   Ayak kokusunu yok etmek için: Ayaklarınızı adaçayı ve selamotunun kaynar suda çıkarılmış özü ile zenginleştirilmiş banyo suyuna sokun

   Üşümüş ayaklar: 1 tatlı kaşığı çok acı kırmızıbiber tozuna talk pudrası ya da kil karıştırıp bu toz karışımını çok çabuk ısınmayı hissedinceye kadar ayak­larınıza serpin.

                                          AYAK BAKIMI

 Yukarda ellerimiz için verilen tedavi ayaklara da uygulanabilir. Özellikle iyileştirici maske yararlı olur. Ama, ayaklarınıza bir nemlendirici sürecekseniz gece boyunca pamuklu çorap giymeniz gerektiğini unutmayın.

                            Yararlı otla ayak banyoları

Geleneksel ayak banyosu en iyi yöntemlerden bilidir.

 Yorgun ayaklan ferahlatmak Bunun için şu otlardan birini seçin: Defne, lavanta, adaçayı, tatlı mercanköşkü, kekik. Bir avuç dolusu taze veya 1/4 fincan dolusu kuru yararlı ot ile 1 tatlı kaşığı deniz tuzunu bir kova sıcak suyun içine koyun.

 

Kolaylık olsun diye bu öğeler suyun içine oldukları gibi konulabilirler.

  Ayaklan ısıtan bir banyo için: Bu karışıma 1 yemek kaşığı kara hardal tohumunu ezerek katın.

  Kaşınan ayaklan rahatlatmak için: Ayak için hazırlanan banyo suyuna 4 yemek kaşığı elma sirkesini katın.

  Ayak kokusunu yok etmek için: Ayaklarınızı adaçayı. ve selamotunun kaynar suda çıkarılmış özü ile zenginleştirilmiş banyo suyuna sokun.

 

                                   Üşümüş ayaklar;

1 tatlı kaşığı çok acı kırmızı biber tozuna talk pudrası ya da kil karıştırıp bu toz karışımını çok çabuk ısınmayı duyumsayıncaya kadar ayaklarınıza serpin.

  

 

   

          

                               
                                    GÖZLER ÖZEN İSTER:



  Gözler, ruhun ve sağlığın aynası, aynı zamanda yüzün en nazik bölge­sidir. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat da­ha incedir. Dış etkenlere aşırı duyar­lı ve kırışıklıklara açık bir yapısı ol­duğundan yüze uygulanan her türlü krem ya da maske göz çevresi derisi­ne zarar verebilir. Özel göz bakım ü­rünlerinin kullanılması gerekir.

   En doğru seçim, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan yağsız nemlendi­riciler kullanmak ve doğal yöntem­lerle cildi beslemektir. Beslenmekten, dinlenmeye, temizlikten göz jimnastiği­ne ve evde hazırlanan doğal kremlere kadar pek çok konuda bazı temel kural­lara uymak gerekir.

   Beslenme: Dengeli beslenmek sağlık kadar güzellik için de faydalıdır. Ö­ğünlerinizde gözlerin dostu olan A vitamini içeren yiyeceklere mutlaka yer ve­rin. Havuç, ıspanak, kereviz, maydanoz, dereotu, roka, kayısı, şeftali, kavun, et, balık ve yumurta gibi A vitamini kaynağı besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

    Dinlenme: Uykunun azı da fazlası da zararlıdır. Yeterli, düzenli ve doğal uyku bir insanın tüm vücuduyla birlikte göz sağlığı açısından da çok önemli­dir. Yetersiz uyunur ya da uykusuz kalınırsa gözler yorgun, rahatsız ve kan o­turmuş durumda olur. Parlayan gözlere sahip olmak için en iyi tarif, iyi bir ge­ce uykusu uyumaktır. Her gece aynı saatlerde uyumak yorgun gözleri dinlen­dirir. Özellikle yoğun tempoda çalışanların düzenli uyku uyumaları ve müm­künse öğle yemeğinden sonra gözlerini 5-10 dakika dinlendirmeleri faydalı o­lur. Kaynatılarak elde edilmiş soğuk bir şifalı bitki özüyle gözler rahatlarılabilir.

   Temizlik: Göz makyajı her akşam yatmadan önce mutlaka temizlenmeli­dir. Ancak temizleme işlemini göz çevresini tahriş etmeden yumuşak hareket­lerle yapılmalıdır.

    Göz temizliği ve bakımı yapmadan önce kullanılan bütün araç ve gereçlerin mikroptan arındırılması için kaynatılmalıdır.

    Gözlere parlaklık ve ışıltı verecek şifalı bitkilerin başında, gösterişsiz bir ot olan gözlükotu gelir. Bu ot, gözdeki yorgunluğu ve ağrıları alır. Göz ve saman nezlesini iyileştirir.

   Gözlükotu göz banyosu: 2 yemek kaşığı taze ya da 1 tatlı kaşığı kuru göz­lükotunu 2 fincan suda 20 dakika süreyle kaynatın. Soğutup süzün ve hemen göz banyosu olarak kullanın.

    Kasıkotu göz banyosu :Parlak gözlere kavuşmada ikinci derecede faydalı olan şifalı bitki kasıkotudur. Bir avuç kasıkotunu 570 ml. Suda 20 dakika sürey­le kaynatın. Soğutun, süzün ve hemen kullanın.

   Göz kompresleri: 2 fıncan sarı papatya ve gül çiçeğinin tabanını 2 çay po­şeti ile birlikte 3 dakika süreyle kaynatın. Poşetleri çıkarıp soğutun. Sonra, bu poşetleri 15 dakika süreyle gözlerinize bastırın, bu sırada ayaklarınızı yuka­rı kaldırıp dinlenin. Bu tür kormpres kara çay ile de yapılıp yorgun gözler ra­hatlatılabilir.

    Göz jöleleri: Gözlerin çevresindeki ince deri için kullanılacak losyon ve jö­leler öyle hafif kıvamda olmalıdır ki uygulanmaları insanı rahatsız etmemeli­dir. Cildin derinine kadar işleyen yağlar göz çevresinde şişik görüntülere ne­den olabilir.

    Gözlükotu ve mürver çiçeği jölesi: Gözlükotu ve mürver çiçeğinin kayna­mış suda çıkarılan çok yoğun özünü bir jöle içinde çözün. Elde edilen, gözle­ri rahatlatıcı bir jöle olacaktır.

   Rahatlatıcı göz jölesi: Sarı papaya, aynı sefa ve peygamber çiçekleri ile ebe­gümeci yaprağı eşit miktarlarda olmak üzere kaynatılarak güçlü bir öz çıkarılır.

   6 yemek kaşığı şifalı bitki özü, 2 yemek kaşığı acıfındık, 1/4 tatlı kaşığı a­gar agar, etkilerini artırmak üzere bir tutam sodyum benzoik asiti kullanılacak­tır. Bitki özünü kaynama noktasının biraz altına kadar ısıtın. Agar agar ve acı fındık yağını buna dökerek kaşıkla karıştırıp iyice çözün. (ve istenirse sodyum benzoik asidi) Aksi takdirde agar agar taneli olur.

   Karışımın soğuması ve koyu kıvam kazanması için bir kenara bırakın. Eğer çok katı bir jöle olursa inceltmek için mikserle birkaç saniye çırpın. Ağzı sıkıca kapanan bir kavanoza koyup buzdolabında saklayın.

                                            GÖZ HASTALlKLARI:

            göz haastalıkları

   İlerleyen yaş, bilgisayar ve televizyon kullanımının artması gibi nedenler­le en önemli organlarımızdan birisi olan gözlerindeki problemler de artmaya başladı. Astigmat, miyop, hipermetrop, arpacık, göz tansiyonu, göz tembelliği, katarakt, şaşılık, gece körlüğü, göz ağrısı, göz kanlanması, göz alerjisi, göz ku­ruluğu ve göz sulanması, göz kapağı şişliği başlıca göz hastalıkları arasındadır.

  Göz sağlığını korumak ve sağlığı bozulan gözlere eski sağlığını kazandırma­ya çalışmak önemlidir. Günümüzün gelişen imkânları ile uzman doktorlar ta­rafından pek çok göz rahatsızlığı tedavi  edilebilmekte ya da rahatsızlık azaltı­labilmektedir.

   Göz hastalıklarının önlenmesinde ve göz sağlığının korunmasında sağlık­lı beslenme çok önemlidir. C ve A vitamini içeren sebze ve meyvelerden bol miktarda yemek gerekir. Yapılan araştırmalarda A vitamini gözün görme gü­cünü arttırdığı tespit edilmiştir. Bal mumu çiğneyerek, havuç, elma, hurma, in­cir, üzüm, çilek yiyerek A vitamini elde edebilirsiniz. Ispanak ve karalâhana da göz sağlığı koruyan ve destekleyen antioksidanlardır.

   Kayısı: kayısı görmenize katkı sağlar, gözdeki hücre ve dokuları hasara kar­şı dirençli hale getirir.

  Yer elması: Yer elmasının göz sağlığı üzerindeki etkisi çok fazladır. Gün­de en az 3-4 kâse tüketilmelidir. Bir kâse yer elmasında bir günlük A vitami­ni ihtiyacınızın fazlası bulunur. Ayrıca havuç ve portakal da gözlerimizi koru­maya yardımcıdır.

Yumurta: Çinko bakımından zengin olan yumurtada bol miktarda Ome­ga-3 yağ asitleri ve lutein bulunur. PİRİİ WORLD│

   Genellikle kırklı yaşlardan sonra ortaya çıkan göz tansiyonu yükselmesi, ya­ni glakom ani körlüğe neden olabilen bir hastalıktır. Bir ay boyunca günde bir bardak taze sıkılmış domates suyu içilirse göz tansiyonu düşer. Bu amaçla kul­lanacağınız domatesin hormonsuz olmaması gerekir. En uygun olan içme za­manı öğle yemeğinden bir saat öncedir.

  Mersin görme yeteneğini artırır. Sedefotu göz yorgunluklarına iyi gelir. Gözlükotu gözlerdeki batmada ve gözlerdeki ışığa aşırı duyarlılıkta kullanılır.

                                   GÖZ KANLANMASI:

   Çeşitli nedenlere bağlı olarak göz ve göz kapağı çevresinin kanlanıp kızar­masıdır. Göze yabancı bir cisim kaçması, herhangi bir tahriş ya da iltihabi du­rumdan meydana gelebilir. Göz kuruluğu, alerjiler, göz tansiyonu, zararlı gü­neş ışınları ve bazı hastalıklar (sinüzit, grip, yarım baş ağrısı gibi) da göz kan­lanmasının sebeplerindendir. Uzun süre geçmeyen göz kanlanmaları için mut­laka uzman bir doktora başvurulmalıdır.

  Bitkisel Tedavi: Göz kanlanması için pek çok bitkisel tedavi tavsiye edilebi­lir. İşte birkaç tanesi...

Bir çay fincanı kaynar suya bir çay kaşığı civanperçemi katılıp demlenir, kı­sa bir süre beklendikten sonra süzülerek içilir.

   Bir çay fincanı kaynar suya bir tatlı kaşığı göz otu ya da hatmi çiçeği atılıp demlenmesi için kısa bir süre beklenir, süzüldükten sonra içine pamuk batırı­lıp gözlerin üzerine kompres yapılır.

   İki adet iri diş sarımsak havanda dövülür, bir tatlı kaşığı bal katılarak göz ka­paklarının üzerine sürülerek gözler dinlendirilir.

   Bir miktar lahana yaprağı mikserden geçirilerek sıkıldıktan sonra elde edilen suyundan ikişer damla gözlerin içine damlatılır.

   Gözlerin içine ikişer damla limon suyu damlatılır.

                                            GÖZ KURULUĞU:

   Göz kuruluğu; gözlerde yanmaya, kumlanmaya ve batmaya neden olan bir göz sorunudur. Çeşitli hastalılara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Göz sağlığı a­çısından gözyaşının önemi büyüktür, göz kuruluğu mutlaka tedavi edilmelidir.

  Gözün görevini yerine getirebilmesi için ihtiyacı olan oksijeni gözyaşı sa­yesinde sağlamaktadır. Gözyaşı eksikliğinde gözde körlüğe varacak kadar cid­di problemlerin ortaya çıkabilir.

   Göz kuruluğu daha çok uzun süre kuru havalı ortamlarda yaşayan ve bilgi­sayar başından ayrılamayan kişilerde görülmektedir. A vitamin eksikliği de göz kuruluğuna sebep olabilir.

Hastanın bulunduğu ortam nemlendirilmeli, hasta güneş gözlüğü kullan­malıdır. Ebegümeci çayı ile göz banyosu yapmak göz kuruluğuna iyi gelir.

                                            GÖZ KAPAĞI ŞİŞLİĞİ

   Göz kapağının şişmesinin tek bir sebebi yoktur. En çok aşırı ağlama, aler­jiler, kızamık, nezle ve böcek ısırması gibi nedenler göz kapağı şişmesine ne­den olabilir. Uzun sürmesi halinde önemsenmeli ve tedavi edilmelidir. Sürek­li olan göz kapağı şişliği aynı zamanda böbrek ve kalp rahatsızlıklarının da ha­bercisi olabilir.

   Tedavi: Öncelikle şişliğe neden olan sebep doğru bir şekilde tespit edilmei­lidir. Göz kapağı şişliğine bitkisel çözüm olarak çaylar tavsiye edilebilir. Çayla­rın demlendikten sonra göz kapaklarının üzerinde tutulmaları göz kapağı şişli­ğinin ve göz ağrılarının azalmasına neden olacaktır.

                                                         ARPACIK:

  Arpacık, gözde meydana gelen bir enfeksiyondur. Hastalık 1-2 gün gibi kısa bir zaman diliminde siğil şeklinde aniden ortaya çıkar. Arpacık, teşhisinin er­ken yapılması, kullanılacak olan merhem, damla ve antibiyotikler sayesinde kı­sa sürer. İç arpacık ve dış arpacık olmak üzere iki türü vardır. Arpacık egzama hastalığına eğilimi olan ve cildi kuru olan kişilerde daha sık görülmektedir. Ar­pacık vücut direncinin düşük olduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır.

   Belirtileri: Arpacık ortaya çıkmadan önce kişide o bölgede batma hissi ve kaşıntı olur. Arpacık çıktıktan sonra ise gözde sulanmaya, çıktığı bölgede ağrı­ya, şişliğe, ışığa karşı aşırı hassas olmaya sebep olur. Bunun haricinde arpacık göz kapağında görülebilecek içinin irin dolu olduğu bilinen bir kabarcığa da neden olmaktadır. İç arpacık dış arpacıktan daha ağrılı olur.

   Arpacık Tedavisi: Arpacık oluşumundan sonra yapılabilecek en güzel tedavi yöntemi arpacığın içindeki iltihabın boşaltılmasının sağlanmasıdır.

   Arpacığın çıkmasından sonra o bölgeye sıcak kompres uygulanması arpacı­ğın yayılmasına engel olur ve arpacığın oluşmasına neden olan yağ kesecikleri­nin ve mikroorganizmaların dışarı atılmasını kolaylaştırır.

   Arpacığın dış kapakta olduğu durumlarda buradaki kirpiğin bir cımbızla a­lınması sonucunda arpacığın boşaltılması sağlanmış olur. Arpacığın boşalma­sından sonra ağrı ve şişlik ortadan kalkacaktır.

   Geç fark edilen iç arpacığın tedavisi daha zordur. Bu aşamadan sonra vü­cudun savunma mekanizması kendiliğinden devreye girerek enfeksiyonun yok edilmesi amaçlanır.

   Arpacık oluşumunun engellenmesi için gözlerin ovuşturulmaması, ellerin kısa aralıklarla mikroplardan arındırılmak için yıkanması gelir.

Soyulmuş sarmısak kesilip sürülür.

Bal petekli kısmı eritilir arpacık üzerine konur.

Patates kes konur.

Doğal maden sodasıyla temizlenir, pansuman yapılır.


       ŞİFALI BİTKİLERLE YAPILAN GöZ RAHATLATICILARI:

     Şiaflı bitki kaynatarak güçlü bir öz elde edin. Süzün. İçine mikrobu kırıl­mış kare şeklinde kumaş parçası koyun, sonra çıkarıp bunu kapalı gözler üze­rine uygulayın.

Aynısefa çiçeği: Yangılı ve acıyan gözleri rahatlatır.

Sarıpapatya: Yangıyı rahatlatır.

Peygamber çiçeği: Şişiklerin azalmasına yardımcı olup rahatlatır.

Rezene tohumu: Yangıyı yok eder ve gözlere parlaklık verir. Atkuyruğu: Kı­zarandan azaltır ve gözkapaklarındaki şişi indirir. Arpacığa da etkilidir. (Ancak, 20 dakika kaynatılmalıdır.)

Ebegümeci: Gözlerin çevresindeki deriyi yumuşatır.

Nane: Gözlerin çevresindeki kara halkaları en aza indirger.
 Gül: Gözlerin çevresindeki deriyi yumuşatır.

Pelin: Göz yangıları ve kızarıklığı azaltır. Bitki özüne batınlan pamuk hav­luyla uygulanmalıdır.

                                         

 

                          Güneş, göz alerjilerini artırıyor 

Alerjik göz hastalıkları, deniz ve güneşin etkisiyle yazın daha çok görülüyor. 
Çıplak gözle güneşe bakmak ise çok tehlikeli.  Işınlar görünmezdir. Güneşli ya da bulutlu hava olmasına bakmaksızın her mevsim güneşten yayılan ultraviyole ışınlardan etkileniriz." dedi. Ultraviyole ışınların zararlı etkilerinin yıllar içinde birikme özelliğine sahip olduğunu , yaz aylarında dünyaya ulaşan ultraviyole ışın miktarı fazla ve gelen ışınlar daha dik olduğu için ultraviyole ışınlardan korunmanın önemli  dir.

 

 




                                             AĞIZ BAKIMI:

        

                  BAKIMLAR


Vücudumuz için gerekli o­lan yiyecek, içecek ve hava­nın ilk girdiği, sindirim siste­mimzin başladığı yer ağızdır. Dışarıdan gelen mikroparın pek çoğunun vücudumuza gi­riş kapısı da ağızdır. Bu yüz­den sık sık olumsuzluklarla ve hastalıklarla karşılaşır. Ağız­daki olumsuzluklar diş sağlı­ğının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar.

   Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuş­mada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Dişleri eksilmiş kişilerin bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır, çiğnemede veya ısırmada da zorluk olur.

   Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihap­lanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman çene kemiğinin erimesine kadar i­lerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli en­feksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.

   Bunun için hergün düzenli olarak dişleri fırçalamak, misvak kullanmak, garagara yapmak gerekir.

Günümüzde ağız ve diş sağlığı açısından yaşanılan en büyük sorunlardan biri de içinde çeşitli kimyasalların bulunduğu diş macunlarının kullanılmasıdır. Piyasada bulunan diş macunlarının tamamına yakını aşındırıcı, tadlandırıcı ve deterjan ögeler içerir. Çok diş macunu kullanıldığında dişlerin daha iyi temiz­lendiği sanmak doğru değidir. Diş macunu çok kullanıldığında diş etlerine bü­yük zarar verir, diş etlerini eritir.

Türkiye’de de satılan birçok ünlü diş macunu markasında ve sabunun için­de bulunan triclosan maddesi sağlık açısından çok zararlıdır. Islak mendillerde de bulunan bu madde anne karnındaki bebeğin yeterli oksijeni almasına engel olmakta, bu da bebeklerin beyinlerinde hasara neden olmaktadır.

   Diş macunlarının içinde ‘sodyum florür’ adı verilen zehirli bir kimyasal da yer alır. Bu kimyasal doğada kullanılan flor gibi doğal özelliklere sahip değildir ve birden çok zararı vardır. Diş çürüğünü engellediği gerekçesiyle çocuklar i­çin üretilen diş macunlarında da bu madde kullanılmaktadır.

   Küçük çocuklar dişlerini fırçalarken genelde macunu yutmaktadır. Bu çok sakıncalıdır. Kanserojen özelliklere sahip olan bu kimyasal madde çocuklar­da zekâ geriliğine yol açar. Ayrıca, bağışıklık sistemini çökertir, enfeksiyonla ra karşı direnci düşürür, üreme sistemine zarar verir ve kalıcı dişlerin çıkması­nı geciktirir. O nedenle 5-6 yaş öncesi çocuklara macun kullandırtmamalıyız. O yaşta sadece uygun bir diş fırçası kullanılması diş sağlığı için yeterli olacaktır.

   ABD’de satılan bir diş macunu üzerinde; “Eğer çocuğunuzun diş macu­nundan yemiş olduğunu fark ederseniz, derhal yakınınızdaki zehirlenme istas­yonuna götürün ve doktorunuz ile temasa geçin.” Uyarı notu yer alır. En doğ­rusu ev yapımı diş macunu kullanmaktır.

   Doğal diş temizliği: Bir adaçayı yaprağıyla dilerinizi ovarsanız onların par­layıp temizlendiğini görürsünüz. Arkasından,1 çay kaşığı adaçayı, 1 çay kaşığı karbonat,1 çay kaşığı taçını karıştırın. Bu karışıma fırçanızı batırarak dişlerini­zi fırçalayın. Bu işlemi birkaç kez tekrarladıktan sonra yavaş yavaş dişleriniz is­tediğiniz beyazlığa ulaşacaktır.

   Bir başka formül ise, 1 çay kaşığı karbonat, yarım limon suyu ve 2 damla zeytinyağı damlatarak karıştırın. Bu karışıma diş fırçanızı batırın ve dişlerinizi fırçalayın. Bir kaç fırçalamdan sonra farkı göreceksiniz.

   Çilek mevsiminde dişlerinizi olgun çileğe batırılmış fırça ile fırçalayın hem nefesiniz güzel kokacak hem de dişleriniz beyazlayacaktır.

   Evde yapılabilecek diş temizleyici ürünler:

   Malzeme: 1 kaşık tuz, 1 kaşık sodyum, 1 kaşık karbonat, 1 kaşık limon suyu. 

   Hazırlanışı: Malzemeleri karıştırıp kapaklı bir kaba alın. Diş fırçanızı kabın içine daldırıp tozdan bir miktar alarak dişlerinizi fırçalayın. 0-12 yaş arası ço­cuklara bu formülü uygulamayın.

   Ağız sağlığı ve diş bakımı için de karbonat çok önemlidir. Yatmadan önce bire bir oranında tuz ile karıştıracağınız karbonat ile dişlerinizi fırçalayın. Saba­ha kadar ağzınızda ve dişlerinizdeki bakteri ve virüsler karbonat ve tuzun et­kin temizleyiciliği ile tamamen temizlenmiş şekilde uyuyacaksınız. Ayrıca ağız ve diş kokuları da önlenmiş olacaktır.

   Diş fırçalamanın tekniği süresi: Diş fırçalanırken kesinlikle fazla bastırılma­ması gerekir. Diş ve diş etlerinde sorun olmayanlar orta sert fırça, diş etleri ka­nayanlar ise yumuşak fırça tercih etmeli. Fırçalama süresi de 3 dakikayı geçme­meli. Tesirli bir fırçalama diş etinden dişe doğru yapılan süpürme tarzındaki fırçalamadır. Alt ve üst damak birbirinden bağımsız şekilde fırçalanması fayda­lı olur. Diş fırçalama sırasında yanağın iç kısmı ve dilde yoğun bakteri birike­ceğinden yanaklar ve dilde fırçalanarak temizlenmelidir. Doğru diş fırçalama tekniği uygulandığı takdirde 12 saatte bir dişlerin fırçalanması yeterli olacaktır.

    Çürük Yapıcı Maddeler: Çok şeker kullanan toplumlarda ve ailelerde çürük­ler sık ve ağırdır. Bakteri plaklarında çoğalan mikroplar asit yapımına yol açar­lar. Bu asitler çürüğü başlatır, varolan çürükleri derinleştirir. Bu nedenle bakte­ri plağının oluşumunu engellemek kadar şekerli besinlerden ve özellikle dişle­re yapışan türlerinden kaçınmak da faydalıdır. Bakteri plağı ve yapışkan şekerli maddelerden korunmanın ana öğesi dişlerin fırçalanmasıdır. │SAKLI ŞİFA

                                               
                                                MİSVAK 

  




          BAKIMLAR

 Diş temizliğinde kullanılan misvakta her şeyden önce iyi bir an­tiseptiktir. Ağız kokusunu giderir, diş çürümelerini önler. Diş etlerini güçlen­dirir. Sürekli kullanımda diş eti kanamalarını bitirir. Balgamı bertaraf eder. A­ğız kuruluğunu önleyerek akıcı konuşmayı sağlar. Misvak yağı eklem ağrıları­na karşı faydalıdır. Misvak tohumu mide kuvvetlendiricidir. Sürekli kullanımda hem sesi hem de cildi güzelleştirme özelliği vardır.

Misvak ihtiva ettiği kimyevi maddeler dolayısıyla gözler için de faydalı bir ağaçtır.

   Uykudan ve namazdan önce muhakkak misvak kullandığını öğrendiğimiz Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine misvak ile ilgili tavsiyeleri:

“   Oruç tutanlar sabahları misvak kullansınlar, akşama doğru kullanmasın­lar çünkü iftarda iki dudağı kurumuş olan kimsenin kurumuş ağzı kıyamet gü­nünde nur olacaktır.”

   “Ağızlarınız Kur’an’ın geçtiği yollardır. O yolları misvakla temizleyiniz.”

Hz. Ayşe validemiz (r.a.) şöyle rivayet eder: Resulullah (sav) eve girdiği za­man ilk iş olarak dişlerini misvakla temizlerdi.

                             DOĞAL DİŞ MACUNU YAPIMI

                                         Naneli dişmacunu

   Kendi dişmacununuzu yapmak için, 1 tatlı kaşığı bikarbonat de sud, odun kömürü ya da toz durumuna getirilmiş çilek kökü ile 2 damla nane esansını a­lın. Bunların içine damlalıkla su koyarak macun oluşturun. İyice karıştırıp diş­macunu olarak kullanın.

   Dişteki lekeleri çıkarıcılar

   Çilek: Bir çilekle (en iyisi Alp çileği olur) dişlerinizin üzerini oğun.

   Limon kabuğu: Kabuğun iç tarafı ile dişlerinizi oğun. Limonun ağartma ö­zelliği, çay ve diğer kahverengi lekeleri çıkarmada çok iyidir.

   Kayısı ve limonlu dudak merhemi:1 tatlı kaşığı balmumu, 1 tatlı kaşığı

     1 tatlı kaşığı aynısefa çiçeği yağı Kayısı çekirdeği yağı 1 birkaç damla limon ya da portakal esansı

   Yapılışı: Balmumunu eritin. Kayısı çekirdeği ve aynısefa çiçeği yağlarını bu­na ekleyip kaşıkla sürekli karıştırın.

   Kaşıkla karıştırmaya devam ederken ateşin üzerinden alın. Biraz soğur gibi olunca esansı katın. Karıştırıp küçük bir kavanoza aktarın.

                                  AĞIZ KOKUSUNA BİTKİSEL ÇÖZÜMLER

Ağız kokusu kişinin kendisini ve çevresindekileri rahatsız eden nefese ve­rilen addır. Genellikle çürük dişler, ağız ve boğazda meydana gelen iltihaplan­malar, sinüzit, solunum yolu hastalıklarından meydana gelir. Fazla hayvansal gıda yemek de ağız kokusuna sebep olabilir.

   Nefesinizin güzel kokusu olmasını isterseniz öncelikle ağız bakımına özen göstermemeli, yeşil yapraklı sebzeler yemelisiniz. Maydanoz çiğnemek, ısırgan yaprağını ve su teresini ezerek çıkardığınız suyla ağzı çalkalamak da nefesin gü­zel kokmasında etkilidir.

   Hazımsızlık veya mide gazından yakınmalarınız varsa, mideniz yeterince a­sit üretmiyor demektir. Bu durum ağız kokusuna sebep olabilir. Sindirim sis­teminizi normal düzeninde çalıştırmak için et, balık veya yumurtalı yemekle­re sirke koyun. Elma sirkesinde normal mide asidi kuvvetinde asetik asit bulu­nuyor. Yarım litre ılık suya elma sirkesinden iki çay kaşığı koyup karıştırın. Her gün bu karışımla gargara yapmak her durumda olmasa bile çoğu durumda a­ğız kokusunun giderilmesine yardımcı olur.

   Bal ve rendelenmiş hindistan cevizi macun yapılıp yutulursa mide kaynaklı kokuların giderilmesine yardımcı olur.

   Ağız kokusundan şikâyetçiyseniz yanınızda küçük bir kutu içinde kakule ve­ya kuru karanfil taşıyın ve sakız çiğner gibi bunları çiğneyin.

   A lıç tohumunu çiğnemek ve yutmak da ağız kokusunn giderilmesinde et­kilidir.

   İki-üç çaykaşığı dereotu yaprağını ya da dövülmüş tohumunu iki-üç bardak suda kaynatın ve için.

   Kişniş veya anason tohumunu kaynatarak elde edeceğiniz suyu çay olarak ya da ağız gargarası olarak kullanırsanız ağız kokusunu giderebilirsiniz.

   Her gün düzenli olarak ekinezya çayı ile ağzınızı çalkalamak da ağız kokusu yapan diş eti enfeksiyonlarının tedavisinde faydalıdır. Bunun için iki çay kaşığı ekinezya kökünü bir çay bardağı suya koyun. Ağzını kapatarak on dakika kadar ağır ateşte kaynatın ve soğuduktan sonra kullanabilirsiniz.

 Sarımsaktaki kimyasal maddeler sindirim esnasında kana karışır ve sonra nefesle dışarı çıkar. Bunu önlemek için sarımsak yedikten sonra kokudan ra­hatsız olacağınız bir ortamda bulunmadan önce duş alın, ardından bir bardak suya koyacağınız üç damla nane yağı ile gargara yapın ve maydanoz yaprağı i­le karanfil çiğneyin.




                                         BİTKİSEL GARGARALAR;


            GARGARA

   Ağız kokusu için gargara kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Genellikle kişiler ağız kokusundan kurtulmak için gargara kullanırlar. Fakat bu bazen ağız kokusunu daha çok tetikleyebilmektedir. İçerisinde alkol bulunan gargaralar öncelikle ağız kokusunu geçici olarak yok edebilirler fakat daha sonra ağız kokusunu artırarak devam ettirirler. Piyasadaki bazı gargaralar da çok güçlü kimyasallar içerdikleri için vücuttaki sindirici sıvıların dengesini bozar. En doğrusu bitkisel ilaçlarla ağız kokusu azaltarak yok etmektir.

                                          Karışım Gargara

   Malzemeler: 2 damla lavanta yağı, 1 adet limonun suyu, 1 adet limonun ka­buğu, 1 litre su, Yarım çay bardağı ile adaçayı

   Gargaranın yapılışı; 1 litre kaynamış suyun içerisine 1 adet limonun suyu­nu ve bir adet limonun rendelenmiş kabuğunu 2 damla lavanta yağını ve yarım çay bardağı ada çayını koyup demlendirin. Bu karışımı gün içerisinde istediği­niz kadar gargara yapabilirsiniz. İçilebilir olan bu karışımı içmenizi tavsiye et­meyiz. Ağzınızı çalkalayıp tükürmeniz yeterlidir.

                     Biberiye Gargarası:

   Malzemeler: Biberiye çiçekleri, sıcak su, 1 adet limon

   Yapılışı: Biberiye çiçekleri kaynar suyun içine atılır. İçine 1 adet limon dilim­lenerek eklenir. Bu karışım 20 dakika bekletilir. Sürenin sonunda karışım sıkı­larak su elde edilir. Elde edilen bu su biraz daha dinlendirildikten sonra sabah­PİRİİ WORLD│

ları aç karnına ve yemek sonrası bir fincan içilir.

  Malzemeler: Menekşe çiçekleri, maydanoz, nane ruhu

   Yapılışı: Menekşe çiçekleri ve maydanoz bir miktar suyun içinde 10 daki­ka kaynatılır. Elde edilen karışım süzülür. Bu suya bir miktar nane ruhu katı­larak bir gün bekletilir. Artık ağız kokusu sorununuz için gargaranız hazırdır. Bu suyla rahatsızlığınız devam ettiği sürece yemeklerden önce ve sonra garga­ra yapabilirsiniz.

   Malzemeler: Adaçayı, nane ruhu

   Yapılışı: Bir avuç kadar adaçayı sıcak suyun içine katılarak 15 dakika dem­lenmesi beklenilir. Elde edilen karışım sıkılarak içine bir miktar nane ruhu ka­tılır. Bu su gün boyunca dinlendirilir. Dinlendirilmiş olan su yarı oranda içme suyuyla karıştırılarak ağız sık sık çalkalanarak gargara yapılabilir.

    Adaçayı Gargarası: Gün boyu birkaç defa yapacağınız adaçayı gargarası ilk günlerde sizi rahatlatacak, ilerleyen günlerde haftada birkaç defa bu gargara­yı tekrarlamanız sizi bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyacaktır.

   Gargaranın Yapılışı: Yaklaşık bir su bardağı suda bir tatlı kaşığı taze adaça­yı on dakika demlenir. Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitki daha fazla suyun içinde bekletilmemeli, mutlaka süzüp ayrılmalıdır.

   Günde 2-3 defa gargarası yapılır. Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca hergün bir çay bardağı adaçayı içilir.

   Not: Aktarlardan satın alacağınız adaçayı hem çok daha ucuz hem de ama­cınıza daha uygundur.

   Uyarı: Adaçayı, memleketimizde son yıllarda sıkca tüketilmeye başlanmış bir çaydır. Ancak, hamile bayanların hamileliklerinin ilk üç ayında adaçayını temkinli kullanmaları gerekir. Eğer düşük tehlikesi söz konusu ise kesinlikle a­daçayından uzak durmaları gerekir. Çünkü, adaçayı yaprakları, dört tane düşük yapma riskini artıran madde içermektedir.

  Biberiye Gargarası: İncecik kıydığınız bir tatlı kaşığı taze biberiyenin üzeri­ne bir su bardağı kaynar su ekleyin. On dakika kadar demlendikten sonra çay olarak içebilir ya da gargara olarak kullanabilirsiniz.. Eğer taze biberiyeniz yok­sa aynı çayı aktardan temin edeceğiniz kurutulmuş biberiye yaprakları ile dem­leyebilirsiniz.

   Gargara olarak kullanmadan önce demlediğiniz biberiye çayının içine bir­kaç dal adaçayı yaprağı atın. Biraz ılıdıktan sonra bu çayla gargara yapın. Bo­ğaz ağrılarında ve ağzınızda oluşan çeşitli mikrobik durumlarda bu gargara si­zi rahatlatacaktır.


DEVAM EDEÇEK

 

  Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

 

  All of the fonts contained in this site is intended for visitors who wish to learn

 
  Alle auf dieser Website enthaltenen Fonts ist für Besucher, die lernen wollen bestimmt

 

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..



  This information should never be used for the purpose of diagnosis and treatment for diseases and other problems ..


  Diese Information sollte nicht zum Zweck der Diagnose und Behandlung von Krankheiten und anderen Problemen verwendet werden ..

 


  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.


  Herbalist authorized by doctors and pharmacists, dieticians reliable, besides aromatic plants operate on school graduate or chemist, is secured by way of the transfer has been granted permission must be used


  Herbalist von Ärzten und Apothekern, Diätassistenten zuverlässig, neben aromatischen Pflanzen arbeiten auf Schulabsolvent oder Chemiker, autorisiert ist, wird im Wege der Übertragung gesichert erteilt worden Erlaubnis verwendet werden muss

  
   Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır

 
   Any use and the adoption of legal writing on the Site nature, moral, professional, health and life issues are the sole responsibility of the person performing the action


    Jede Verwendung und die Annahme des Rechts schriftlich auf der Website der Natur, moralischen, beruflichen, Gesundheit und Lebensfragen in der alleinigen Verantwortung der Person, die die Aktion



  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


 

  Site for any problems that may arise from these and writers responsible can not be overridden



 Website für Probleme, die aus diesen und Autoren verantwortlich entstehen können, können nicht überschrieben werden

 

 

   

                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 

 


NOT
:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.

 

 

  HINWEIS: Wenn Sie scannen Ihre BIOCHEMISTRY wissen, dass Ihr Blut DATA, Forscher-Arzt, DARF PFLANZEN UND PFLANZENARTEN nicht ohne Rücksprache mit dem TRANSFER NICHT EMPFOHLEN.

 

 

NOTE: If you scan your BIOCHEMISTRY know your blood DATA, RESEARCHER DOCTOR, DO NOT USE PLANTS AND PLANT SPECIES without consulting the TRANSFER NOT RECOMMENDED



 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi12
Bugün Toplam778
Toplam Ziyaret737906
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV