• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

KANSERLER

  KANSERLE BESLENME :Kişi ve kişiler tarafından bir saatlik filim mi yayını sildiler bu dünyada iyi yapılanını yok ediyorlar gerçekler söylenince  ……….işlerine gelmediği için yok ettiler …

                       ORGANİK VE DOĞAL YAŞAM    

  Vücut kendini ve YER YÜZÜNDEKİ TÜM CANLILARI Kendi kendini yenileyen yaratmış "RABBİM " öyle yaratmış sen sadece vücuduna zarar verme yeter. Sadece bilgilen şu an bilgi zamanı  kimyasal birleşimler , bitki ve meyve , sebze içindekiler ,ve Latince adlar bilmeniz kafi  sizleri yönlendirecekler   3  adım  Araştırmacı Doktorunuz ,Biyokimyacınız ,Diyetisyen , gıda uzmanlarınız ve Akıl bilginiz…Gerisi size kalmış…                                                                               

                                                 Çoban saklı şifa    

      DOĞAYLA  SAVAŞ  HALİNDEYİZ  EĞER  KAZANIRSAK KAYBEDECEGİZ.  

    “Bırak yiyeceğin ilacın olsun ve ilacın yiyeceğin olsun” Yunanistan dolayları 

( M.Ö.400 ).Hipoktrat modern tıbbın temellerini attı. İnsan vücudunun doğuştan kendini iyileştirme kapasitesinin olduğuna inandı .”Öncelikle vücuduna zarar verme" .”Yiyeceğin ilacın olsun ”.”Hipokrat Yemini” tıp doktorları tarafından hala ezbere okunur. Hipokrat’ın zamanından beri hastalıkların tedavisinde yaklaşımınız her nasılsa değişti. Bugün doktorların beslenme eğitimi varsa bile çok az .Modern tıp her hastalık için bir ilaç etrafında dönüp duruyor .Ve hastalık endüstrisinin devam etmek istediği yol bu. Bir kere soru sormaya  başladın mı ,bir daha durduramazsın .Görüyorsun ,asıl mantıklısı sağlıklı olmak fakat sağlık para getirmiyor .Kalp ve kanser Amerika’daki ölüm oranı en yüksek  iki hastalık ek olarak 2 yıl.39.000 kişi gereksiz ameliyat ve diğer hasta hane hataları yüzünden ölüyor.80.000 kişi hastanelerdeki diğer enfeksiyon yüzünden ve şok edici olan,106.000 kişi ters ilaç tepkimesi sonucu ölüyor.1.Kalp hastalığı:652.486 ölü.2.Kanser: 553.888 ölüm .Ve beslenmeyi dikkate almayarak bu insanlara çok büyük zarar verdi D.r Linus Pauling:İdeal beslenme yarının ilacıdır .”Dünyadaki her insan ,her kültürden ,dinden ,ülkeden herkes biliyor ki,ne yiyorsan o sundur....

Öncelikle daha önce aldığınız vücudunuzun bazı   organlarını  tahrip eden ağrıkesici,  depresyon ilacı, antibiyotik, gibi ilaçları ve hayatımıza bir şekilde gi­ren kimyasalları terk etmeyi, vücudunuzu temizlemeyi tavsiye ediyoruz. Çün­kü o zaman bağışıklık sistemi canlanmaya başlıyor .Bağışıklık sistemi canlandı­ğında kimseye ihtiyaç kalmadan iyileşme, süreç kendi kendine işliyor. Bunun i­çin tavsiye edeceğimiz bazı kürleri uygulayabilirsiniz.

NOT.. Bağışıklık sistemini güçlendirme ilacı  olmaz ,sadece , vücudunuza vermiş olduğunuz tahribatı temizlemeden Güç kazanmaz Meyveler besleyici ,sebzeler temizleyicidir. 

                      Düşünülen tek şey  Hap yap kara kazan   

Genler oynandıkça hastalıklar birbirini getirir .Sonrası  gelecek nesil daha çok hasta…..Şimdilerde söylenir  baban dada  vardı….Yakın yarım yüz yılda  şunları duyabilirsiniz dedende dedemin atasında da vardı …

                                        Çoban sakli şifa       

                             
                                   ANORMAL HÜCRE ÇOĞALMASI

            Hikayeler yazmayın hayata yaşam “yaratanın” doğasına tutunun

            Savaşacak ordun yoksa savaşta yoktur, çünkü esir olmuşundur

                       Düşman aldığı her destek, senin yok olmandır.

 İnsan hastalıkları arasında en sık ölüme neden olanlardan biri, anormal hücre çoğalmasıyla gelişen kanserdir .Hücre çoğalması kötü huylu olmayabilir ;ancak ,çoğalma denetlenmeyecek ve normal vücut işlevlerini engelleyecek boyutlara vardığında kanserden söz edilir .İnsan ve hayvanlarda kansere yol açan mekanizma henüz tam olarak anlaşılamamıştır. 

 Anlaşıl masada, yaratan önce sistemi  programlanmış şekilde hazırlamıştır, sadece bilinmeyen kanser değil daha  başka hastalıklarda ölümcül virüs taşımaktadır.. Bunlara karşıda silah olarak bağışıklık sistemi kurmuş, ama ne hikmetse de inatla insanoğlunun sistemi bozmakta, ve kanseri yenememekte, kansere sebep olanda vücuda zarar vermekten başlayarak virüsleri canlandırmaktan geri kalmıyoruz…

Virüsler hep vardı, onları kuşatan ve diğerlerini gelecek virüsleri, savaşacak daima hazır bekleyen bağışıklık vardı nerede, yok, çünkü yok ettiniz yok ettiler, ve şimdi hastasın, hasta olarak kendini daha hasta ediyor aldığın her yabancı vücut kabul etmese de savaşacak askerin yok çünkü bağışıklığı yok ettiniz…

Tek kurtuluş gücü küvetli tutmak, alışkanlıkları kısa müddet bırakmak, ve diğer sistemleri kitleyim can ve aş edince isteyince yemek yiyin ..Şu andan itibaren Vişne ,kızılcık ,böğürtlen, firek inciri, şeftali, ahlat, alıç ,yaban erik, doğanın  askorbik asitleri C vitaminleri beklemekte ,Vücudun koruyucu  “askorbik asit bağışıklığı güçlendirir” doğada…Tekrar hayat  30 gün sadece 30 gün

Mide bağırsakları temizleyin temizledikçe ,O BAĞIŞIKLIK canlanacak ,canlandıkça canına can katacak, yaratan sana daha güçlü ,irade, ve inançla sağlayacak senden daha kötüleri görüp şükürle hayata sıkı sıkı sarılacaksın.. Sistem bulmak değil, sistem kendini onaracak şekilde yaratıldı…Bu gün nasıl var olduğun gibi… 

                                               Çoban sakli şifa   

                                           KANSERLER  

          

    Hücrelerin aşırı çoğalmasıdır. Bu aşırı çoğalan hücreler yayılıp vücudun her tarafını istila eder. Bazen sancılı, bazen sancısız olur. Hazır ve paket gıdaların ve kötü alışkanlıkların artmasıyla kanser gibi kötü huylu hastalıkların çeşitleri de artmaktadır. En yaygın kanser türleri: akciğer kanseri, bağırsak kanseri, mi­de kanseri, baş ve boyun knseri, cilt kanseri, kan kanseri, kolon kanseri, karaci­ğer kanseri, kemik kanseri, meme kanseri, prostat kanseri, mesane kanseri, yu­murtalık kanseri, troid kanseri…

    Kanserin nelerden ve nasıl kaynaklandığı, tedavisi hakkında bugün tıp ça­resizdir. Erken teşhis çok önemlidir. Tıbbın teşhis ve tedavileriyle beraber, vü­cudu kuvvetlendiren bağışıklık sisteminin  güçlenmesi için hücre yenileyen gı­daları almak faydalı olur.

   Bitkilerle kanser tedavisinde öncelikle dalağı güçlendirmek gerekir. Çünkü ölen alyuvarları tamir eden, bağışıklık maddeleri üreten, vücudun direncini atr­tıran akyuvarları üreten dalaktır. Dalağı güçlendirmek için karhelile, çörek otu, kereviz tohumu öğütülüp ba1la macun yapılak günde 3 kere tatlı kaşığı ile yen­meye devam edilirse şifa olur inşallah.

   Zakkum da eskiden beri kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Zakkum ze­hirli olduğu için cild kanserinde losyon olarak kullanılmalıdır. Dâhilen kullanı­mı sakıncalı ve tehlikelidir.

   Kanseri önlemede ve tedavisinde perhiz çok önemlidir. Beyaz undan ya­pılmış hamur işleri, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, şeker, olgunlaşma­mış meyveler, kurufasülye, mantar, çikolata, kakao, meşrubat, gazoz, içki, siga­ra, fazla tuzlu turşu, sığır eti, margarin, tereyağı, fındık, acı baharatlar yenme­meli, içilmemelidir. Erken teşhis edilmiş kanserle mücadelede aşağıdaki bitki­sel kürler faydalıdır:

Hurma, incir, kabak tatlısı, elma, bol bol yenmeye devam edilir.

    Isırgan tohumu, şalgam tohumu, çörek otu, kekik, polen karışımı öğütülüp balla macun yapılarak günde 3 kere l ‘er tatlı yemek kaşığı ile yenmeye devam edilir. Zeytinyağı, çörek otu yağı, portakal yağı karışımı kepekli ekmekle yen­meye devam edilir. Kepekli, yulaflı, mısır ekmeği yenir.

Kekik, ısırgan yaprağı, portakal kabuğu kaynatılıp balla tatlandırılarak gün­de 3-5 su bardağı içilmeye devam edilir. Isırgan yaprağı, ıspanak pişirilip yen­meye devam edilir . Havuç, kabak, kırmızı pancar bol bol yenir. Şalgam suyu günde 3-5 su bardağı içilmeye devam edilir.  Hurma günde 7 adet yen­meye devam edilir. Bol bol sarımsak yenir.

                                 GIRTLAK VE AKCİĞER KANSERİ:

                kanser

    Akciğer ya da solunum organlarından, ağız yoluyla kan gelmesi veya has­tanın öksürükle beraber kan tükürmesidir. Sigara ve kötü alışkanlıklar mutla­ka terk edilmelidir.

    200 gr. Çörek otu öğütülüp balla karıştırılarak günde 3 yemek kaşığı yenme­ye devam edilirse bağışıklık sistemi kuvvetlenir.

   Çörek otu, misvak, sinameki karıştırılır, ıhlamur gibi kacen buharıyla 10 da­kika derin nefes alınır. Günde 3-5 su bardağı miktarında balla tatlandırılarak i­çilmeye devam edilir.

    100 gr. ısırgan tohumu, 50 gr. tere otu tohumu, 50 gr. şalgam tohumu öğü­tülüp 1 kg balla, yapılarak, günde 3 yemek kaşığı yemeye devam edilir.

    Odaya doğal çam esansı püskürtülür. Muz, elma, hurma, kuru üzüm yenir. Tere otu, sarımsak yenmeye devam edilir.

   Isırgan yaprağı ve kekik, ebe gömeci karıştırılıp ıhlamur gibi demlenerek i­çilmeye devam edilir.

Kaymak ile bal karıştırılıp yenmeye devam edilir.

Meşe kabuğu, palamut yaprağı kaynatılıp balla tatlandırılarak su bardağı i­le içilmeye devam edilir.

   Çörek otu, çamsakızı öğütülüp balla macun yapılarak günde 3- 5 kere birer şeker kaşığı yenmeye devam edilir.

   Çörek otu, kekik, misvak, sinameki karışımı ıhlamur gibi kaynatılır. Kaynar­ken buharına derin nefes alınıp verilir. Suyu balla karıştırılıp günde 1 su barda­ğı içilmeye devam edilir.

Hurma, ayva, elma, muz, tereotu, roka yenmeye devam edilir.

Bu kürlerin hepsi ya da bulabildiklerinizi uygulayabilirsiniz.

                                     
                                                GÖGÜS KANSERİ:



              göğüs kanseri

Şifalı bitki kürleri erken teşhiste faydalıdır.

   Isırgan yaprağı, az zakkum yaprağı, misvak, şalgam suyu içinde kaynatılır. Yaraya sık sık pansuman yapılır.

Söğüt ağacı yakılır, külü zeytinyağıyla krem yapılıp yaraya sürülür.

   Kekik, ısırgan yaprağı karışımı ıhlamur gibi kaynatılıp balla tatlandırılarak günde 3 su bardağı içilmeye devam edilir.

   Isırgan tohumu, şalgam tohumu, çörek otu öğütülüp balla macun yapılarak günde 3 kere tatlı kaşığıyla yenmeye devam edilir.

LÖSEMİ (Kan Kanseri)

Tam olarak sebebi bilinmemekle birlikte akyuvarların ani ve denetimsiz bir biçimde üremesiyle ortaya çıkan bir kanser türüdür. Lösemi terimi “beyaz kan” yani “akyuvar açısından zengin kan” anlamına gelir. Kandaki akyuvar sa­yısının artmasıyla oluşan lösemiler kan kanserlerinin bir bölümünü oluştur­maktadırlar. Bu sebeple günümüzde kan dolaşımında olgunlaşmamış ve tipik akyuvarların sayıca çok ya da az olmasına göre lösemik kan kanseri ya da alö­semik kan kanseri ayrımı yapılmaktadır.

   Kan kanseri hastaları kalabalık ortamlardan uzak durmalı grip olmamaya ö­zen gösterilmelidir. Bol C vitamini alınmalı ve ekinezya bitkisi kullanılmalıdır.

   Şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı, şeker ihtiyacı meyvelerden sağlanma­lıdır. Beyaz ekmek yerine esmer ekmek tercih edilmelidir.

   Semizotu, karahindiba, kuzukulağı, tere ve biberiye mutlaka sofrada bulun­malıdır. Siyah çay yerine ısırgan yaprağı-kökü, yeşil çay ve kuşburnu içilmelidir

   Zerdeçal tüketemiyorsanız. ; Ye­meklerinize zencefil ve kekik ilave edin.

Tuzu azaltın, kaya ya da deniz tuzu kullanabilirsiniz.

Her gün 1 çorba kaşığı taze çekilmiş çörek otu tüketebilirsiniz. 



                                      MEME KANSERİ:

En sık görülen belirti memede ele kitle gelmesi veya memenin tümünün ve­ya bir bölümünün şişmesidir ve çoğunlukla hasta kendi fark eder. Diğer belir­tiler: ciltte kızarıklık, portakal kabuğu görüntüsü, meme başının içeri çekilmesi veya bir yöne çekilmesi, meme başının veya meme cildinin kalınlaşması, meme başı akıntısı (özellikle kanlı akıntı), koltuk altında kitle ele gelmesi.

Tüm bu belirtiler meme iltihabı, meme kisti gibi meme hastalıklarının da belirtisi olabilirler ancak bunun ayırımı için mutlaka doktor kontrolü gerekir.

Meme kanserine karşı önlem almanın ilk şartı kişinin memesini tanımasıdır. Meme nasıl bir organdır, nasıl muayene yapılır, hangi dönemde memede de­ğişiklikler olur, memenin normal yapısı nasıldır; öncelikle bunları bilmek ge­rekir. Kişi ancak memesinin normal halini bilirse, anormal bir şey olduğunda fark edebilir. Memenin normal hali ancak kendi kendine yapılacak aylık mua­yenelerle öğrenilebilir.

Kadınlar 20 yaşından itibaren her ay adetleri bitiminde kendilerini muayene etmelidirler. 40 yaşından itibaren ise düzenli olarak yılda bir mamografi ve ult­rason yapılmalıdır. Eğer kadın meme kanseri riski taşıyorsa daha erken takibe başlamalıdır ve takipler daha sık yapılmalıdır.

Kendi kendine meme muayenesi: Ayna karşısında dik durup kollarınızı ya­na sarkıtın, memenizde herhangi bir düzensizlik, derinin içe çekilmesi, meme başının bir tarafa veya içe çekintisi, renk değişikliği var mı bakın. Aynı işlemleri elleri iki yandan kalçanıza bastırmak suretiyle göğüs kaslarınızı kasarak ve son olarak da kollarınızı yukarı kaldırarak yapın.

Yatarak: Sağ memenizi muayene etmek için sağ elinizi başınızın arkasına getirin, sol elinizle meme başından başlayarak dairesel hareketlerle, parmak­larınızı hafif oynatarak tüm memenizi muayene edin. Muayene esnasında iDİ.


                     GÖVÜS VE MEME  SARDALYE BALIGI                      

   Sardalye balık konserve servis tabağına boşaltın,meşe odununda mangal yakarak közde,etli kırmızı biber,kırmızı soğan,sarımsak,domates kızartın kabuklarını soyarak servis tabağına koyun üstüne tere otu,maydanoz,acı tadı alabile çek kadar acı sos,limon kabuğu ile rendeleyin bir saat dinlendirerek servis yapın.

 

Faydası: D Vitamini-B12 Vitamini-Kalsiyum –Fosfor-EVİTAMİN-  bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. 

 Sardalye çanakkale ve ege ye has konser ve ciğ balık okuyun

  Derin suda yaşayan balıkları terçih edin %100 doğal ve oldukça besleyici mikro  organizmalarla beslendiğinden  ve sizlere daha çok şifalar verecek tır. Çorba olarak içmeniz,az pişmiş yemeniz çiğ tüketmeniz sizlere daha çok şifa verecek tır.  Ayrıca unut mayın tuz pişirici dır,bol yeşillik de,aynı görevi görür.Taze çekilmiş baharatlarda pişirici dır.

          Bilgi:Japon kadınları gövus (meme) kanseri ne yakalanmaları yüzde bir dır.    

  
 
 - Sardalye balık konserve servis tabağına boşaltın,meşe odununda mangal yakarak közde,etli kırmızı biber,kırmızı soğan,sarımsak,domates kızartın kabuklarını soyarak servis tabağına koyun üstüne tere otu,maydanoz,acı tadı alabile çek kadar acı sos,limon kabuğu ile rendeleyin bir saat dinlendirerek servis yapın.

 

 

 

        BALIK VE ATEŞ   GERİSİ MARİFET  YILAN BALIGI

  Yılan balığın derisini soyun tulum şeklinde çıkarın derisini atmayın bir kavanoza koyun bu size sonradan yağ yapımında lazım olacak.(Derisini neden çıkarıyoruz sorusuna cevap olarak hava geçirmez oluşu sebebi tavaya mangala koyduğunuzda balık patlar veya yağ sıçratır korkusu yaşamayın diye ayrıntı yazıyorum bilginize.)(Devamını okuyun Ayrıntılı olarak marifetleri)

 

   Hangi vitaminler ve mineraller var sorusu :YOK,YOK

 

  


   -Hamilelikte hem anneye hem de bebeğe katkıları büyüktür.

   -
Cinsel gücü kuvvetlendirir. Erkekliği arttırır.
    -Gövüs meme kansere karşı koruyucu

   -Beyin hücrelerini güçlendirir. Migren rahatsızlığında faydalıdır.
   -Kalp ve damarları korur. 
  
 -Kolesterolü düşürür.
   -Alerji ve astım hastalığında oldukça ciddi yararları vardır.
   -Fazla kilolardan kurtulmada zayıflamaya yardımcı olur.
  
 -Cildi kuvvetlendirir. Çatlak ve pişiklerde faydalıdır.
  - Bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek hastalıklara karşı zayıflığa iyi gelir.
   -Eklem romatizmaya iyi gelir.
   -ALZHEMER  
   -BEYİN ALTINI
  

 


-Balıkların üzerine tuzu, pul biber i, karabiberi, kimyonu ve reyhanı serpiştirin. Defne yapraklarını iyice sarın . Üzerini streç film veya folyo ile kapatarak 5-6 saat buzdolabında terbiye edin.

  -Bekli yen balık baha sonra ayrı sade olarak folyo ya sarılır kendi yağı yeterli dır,meşe koruna koyularak pişme sı beklenir bu arada domates,biber kırmızı,sarımsak ,soğan pişirilir,pişen balık,servis tabana folyo ile konur,pişirilen malzeme,kabukları soyularak,aynı balık üzerine koyularak,limon,defne,dere otu,acı sos ve baharatı isteyene göre servis yapılır.(Aynı şekilde fırında da yapılır.)Geri kalan pişirmek sizin marifetli ellerde hazırlanmış malzemeyi çorba yapa bilirsiniz.

 

 

                       




                                GÖGÜSTE SERTLEŞME:

Meme ağrısı kadınların zaman zaman yaşadığı bir rahatsızlıktır. Her zaman ciddi bir hastalığın belirtisi olmasa da ciddiye alınması gerektiği durumlar da vardır.

Meme ağrısı her yaş kadında görülebilen bir belirtidir. Meme ağrısını adete bağlı olmayan ve adete bağlı ağrılar diye iki şekilde ele almak gerekir. Her ikisi­nin de tedavisi mümkündür. Her iki tip ağrı tek memede, her iki memede bir­den veya memenin sadece bir bölümünde olabilir.

Adete bağlı meme ağrısı: Genellikle adetten önceki bir haftalık dönemde hissedilir ve adet ile birlikte kaybolur. En sık 30-40 yaşlarında görülür. Hor­mon tedavisi gören menopozdaki kadınlarda da ağrı olabilir. Ağrının tam o­larak nedeni bilinmemekle birlikte yumurtlama döneminden sonra memede meydana gelen hücresel değişikliklerin gerginliğe ve ağrıya neden olduğu dü­şünülmektedir.

Doğum kontrol haplarının ve bazı depresyon ilaçlarının da ağrıya neden olduğu bilinmektedir. Ağrının ilaçlardan kaynaklandığı düşünülüyorsa doğum kontrol yöntemi olarak spiral gibi farklı yöntemler tercih edilmelidir.

Adete bağlı olmayan meme ağrısı: Bu ağrı doğrudan meme ağrısı olabilece­ği gibi, kas-eklem ağrısı, kalp ağrısı gibi ağrıların memeye yansıması şeklinde de olabilir. Başka organlardan yansıyan ağrılar dışındaki meme ağrılarının ne­deni tam olarak bilinmemektedir. Her yaşta bu ağrılar görülebilir. Tedavisi a­dete bağlı ağrı tedavisi ile aynıdır.

Meme kanseri ender de olsa kendini ilk önce ağrı ile belli edebilir. Özellik­le, sadece tek bir memede, yeni ve sürekli bir ağrı oluşmaya başladıysa ve ağrı sebepsiz yere artıyorsa doktora görünmenizde fayda vardır.

Meme ağrısı sanılan bazı ağrılar başka organlardaki önemli hastalıkların da belirtisi olabilir ve doktora başvurarak, varsa bu tür bir hastalığa da erken ev­rede tanı konmasını ve tedavi edilmesini sağlayabilirsiniz.

 

 

                                               CİLT KANSERİ:  
 
            CİLT HASTALIKLARI

   Cilt kanseri en sık rastlanan: kanser çeşididir ve genellikle vücudun boyun-baş bölgesinde görülür. Son yıllarda giderek artmaktadır.

    Güneş ışığına maruz kalmış herkeste görülebilir. Bu hastalığa en sık yakala­nanlar; ciltlerinde kolayca çillenme olanlar, çok sayıda çili ve “ben”i olanlar, a­çık, beyaz tenliler, ailesinde cilt kanseri bulunanlar, açık havada çalışmak ve eğ­lenmek için çok fazla zaman geçirenler. Katran, zift, arsenik gibi kimyasal kar­sinojen maddelere uzun süre maruz kalma, Uzun yıllar iyileşmeden kalan açık yaralar de cilt kanserinin sebeplerindendir.

    Misvağın kabuğu, zakkum, ısırgan yaprağı, söğüt kabuğu, şalgam suyu, zey­tinyağı, çörek otu yağı karışımı kaynatılır (yaklaşık bir saat), sıkılır, süzülür. Sö­ğüt ağacı yakılıp külü elenerek bu sıvıya katılır. Kanserli yerler günde 3-5 ke­re pansuman yapılır.

   Sıkıntı ve stres için oğul otu, karabaş otu karışımı kaynatı1ıp balla tatlandı­rılarak içilmeye devam edilir.

Kanserli hastaların bol bol dua etmelerini, Kuran’ı Kerim okumalannı tav­siye ederiz.

                                           KOLON KANSERİ

   Kolon diye adlandırdığımız kalın bağırsak, yaklaşık 2 metre uzunluğundaki sindirim sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen kısmıdır. Erkekte ve kadında eşit oranda görülen kolon kanseri bütün kanserler içinde görülme sıklığı bakı­mından 3. sırada yer alır.

   Kolon kanserinin sebebi kesin olarak bilinmemektedir fakat oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik faktörler vardır. Ailesinde kolon kanseri o­lan kişilerde kansere yakalanma ihtimali normalden daha yüksektir.

    Beslenme, kolon kanserinde önemli bir yere sahiptir. Kolon kanserinin o­luşmasında hayvansal yağların tüketiminin etkili olduğu araştırmalar sonucu tespit edilmiştir. Ayrıca bazı kimyasal maddeler kanser sebepleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanseri görülmesi kim­yasal maddelerin etkisini ortaya koymaktadır

   Karında dolgunluk hissi, hafif ağrı, iştah kaybı, kilo kaybı, çabuk yorulma ve ishal ortaya çıkar. Ayrıca kabızlık olabilir. İleri aşamada kalın bağırsakta da­ralma ve bu daralmayla birlikte ortaya çıkan bağırsaktan dışkı geçişi zorluğu, ağrılar, kansızlık...

                            KEMİK KANSERİ:
                  kemik kanseri

   İnsanda rastlanan tüm tümörlerin yüzde 5′ini oluşturan birincil kemik tü­mörleri sıklık açısından sindirim sistemi ve üreme organı tümörlerinden sonra gelir. Kemik tümörleri bütün tümörler gibi iyi ya da kötü huylu olabilir.

   Kötü huylu tümörün büyüme ve gelişmesi sınırsızdır, vücudun bir bölge­sinden cerrahi girişimle çıkarılsa bile yeniden ortaya çıkabilir, kan ve lenf dola­şımıyla başka organlara yayılır, yerleştiği dokuyu yıkıma uğratır.

   İyi huylu tümörler bu özelliklerin hiçbirine sahip olmadığından kolayca a­yırt edilebilir. Yerleştikleri organın işlevini engelleyecek ölçüde büyümezler. Tekrarlama ve yayılma eğilimleri genellikle azdır. Başarılı tedavi için tümörün yapısının iyi belirlenmesi ve doğru teşhis konması gerekir.

   Belirtiler: etkilenen bölgede ağrı, şişlik ve irin oluşumu. İrin oluşumu ke­mikte ani basınç artışı yaratarak çok çabuk, bazen bir gecede ortaya çıkan şid­detli ağrıya neden olur. Bazen de kusma görülür ama her zaman ateş vardır. Enfeksiyon, uzun kemiklerin, diz ve dirsek çevresi gibi büyüyen uçlarını etki­ler. Kemik iltihabı yerleştiğinde, irinin oluşturduğu basınç kan akışını engel­ler ve kemiğin bazı bölümleri ölür. Kronik kemik iliği iltihabının iltihap, şiş­lik ve irinle sürer; kemik zayıf düşer ve enfeksiyon zaman zaman yeniden a­kut biçim alır.

   Verem bakterileri de kemiğe gelerek iltihap oluşturabilirler. Genellikle ak­ciğerlerden doğrudan omur kemiklerine yayılırlar. Kemikler hasara uğradıkça beden ağırlığını taşıyamaz hale gelirler ve omurga bükülerek, kamburluğa ne­den olur.

  

           LENFATİK, İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN                                                          OLUŞMAKTADIR

Lenfatik, immun sistem , vücudun enfeksiyonlara karşı mücadele etmesini sağlayan sistemin içinde yer alır. Lenfatik sistemde lenf bezeleri denilen boyun, koltuk altı, kasık bölgelerimizde normalde erişkinlerde genellikle ele gelmeyen küçük yapılar vardır. Ayrıca lenfatik sisteme dahil olan organlar vardır. Bunlar bademcikler, dalak, karaciğer, kemik iliği ve göğüs boşluğumuzda bulunan ve çocuklukta aktif olan bir organ timusdur. Ayrıca mide, ince barsak ve cildimiz katmanları arasında bu lenfatik yapılar yer almaktadır. Hastalık , yukarda bulunan lenfatik yapılardaki normal hücrelerin yerinde anormal şekil, yada hızlı bölünme özellikleri olan hücrelerin ortaya çıkması ile gelişmektedir. Bu hücreler ayrıca dalağa, karaciğer ve kemik iliğine yayılma özelliği gösterebilmektedir.

           HODGKİN DIŞI LENFOMALAR VE BELİRTİLERi NELERDİR  

En sık görülen belirti boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerindeki lenf bezelerinin ağrısız şişerek ele gelmesidir. Hastalarda diğer bulunabilen belirtiler ise söyledir; sebebi tam açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, halsizlik, ciltte kaşıntı…. Bu şikayetler, grip gibi başka hastalıkların seyrinde de görülebilir. Bu nedenle bu tür bulguları olan hastalarda lenfoma teşhisini ancak doktor koyabilir.

                                   TEŞHİS NASIL KONUR  

Lenfoma olasılığı düşünülen hastada kesin tanı konulabilmesi için büyüyen lenf bezinin tümünün çıkartılması ya da her hangi bir organda yerleşmiş ise parça alınması ilk işlemdir. Yapılan bu işleme biyopsi denir. Elde edilen dokuların patolog tarafından çeşitli işlemlere tabi tutularak mikroskop altında incelenmesiyle tanı konur.

Hodgkin dışı lenfoma için çok farklı sınıflamalar vardır. Patolog tarafından hangi tipi olduğu tanı raporunda verilir. Bu tiplerin önemi; hangi tedavi seçeneğinin hasta için uygun olacağını göstermesidir. Doktor hangi tedavi seçeneğini uygulayacağına patoloji raporunda belirtilen tiplemeye göre karar verir.

                      GELİŞİMİ NEDİR VE NASIL YAPILIR  

Evreleme hastalığın yaygınlığının belirlenmesi işlemidir. Hastada lenf bölgeleri taranmalıdır. Hastanın el ile saptanabilecek boyun, koltuk altı, kasık vb bölgelerindeki lenf bezlerine muayene sırasında bakılır. Elle saptanamıyan diğer bölgelerinde ise basit direkt röntgen grafileri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT) yada magnetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılır. Görüntüleme yöntemleri ile genellikle boyun, göğüs (toraks), karın (abdomen) ve alt karının (pelvis) bölgeleri incelenir. Ayrıca kemik iliği biyopsisi yapılarak kemik iliğinde yayılım olup olmadığı araştırılır.

                                                 TEDAVİSİ  

Her lenfoma hastası için tedavi kendine özgündür. Çünkü hastalığın evresine, hücre tipine, hastanın yaşına, hastanın tedaviyi kaldırıp kaldıramayacağına ve lenfoma tipinin hızlı yada yavaş seyirli oluşuna göre doktor tedavinin şeklini ve verilecek ilaçları belirler.

Hodgkin dışı lenfomanın tedavisi ilaçlarla (kemoterapi), ışın tedavisiyle (radyoterapi) veya ikisi birlikte olarak yapılmaktadır. Ayrıca hastadan kök hücre toplanarak yüksek doz kemoterapi sonrası bu kök hücreleri tekrar hastaya verme işlemi (yüksek doz kemoterapi ve otolog periferik kök hücre transplantasyonu), biyolojik ilaçlarlai ve cerrahi olarak da tedavi edilebilmektedir. Bazen yavaş seyirli lenfomalarda hastaya tedavi verilmez ve hasta belli aralarla doktor tarafından kontrol edilerek izlenir. Hastanın tedavisine karar veren uzmanlar tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu olmaktadır.

                        TEDAVİ YAN ETKİLERİ NELERDİR  

Tedavi sırasında kullanılan ilaçları tipine ve dozuna göre bazı istenmeyen etkiler olabilmektedir. Bunlara yan etkiler denir. Burada sık görülenler belirtilecektir. Ancak siz bu tedaviler sırasında fark ettiklerinizi doktorunuza bildirerek bunlarında değerlendirilmesini ve bunlar için yapılabilecek tedavileri öğreneceksiniz.

Hodgkin dışı lenfoma tedavisinde kullanılan ilaçların bulantı ve kusma yan etkisi genellikle hafif ve kısa süreli olmaktadır. Saç dökülmesi bazı tedavilerde hafif bazılarında tamamen dökülme tarzındadır. Ancak tedavi bittikten sonra 6 ay içerisinde genellikle eskisi kadar güzel saçlarınızın geri geleceği bilinmelidir. Kemoterapi sırasında kan hücrelerinin üretim yeri olan kemikiliği de tedaviden etkilenmektedir. Bu karşımıza kırmızı küreciklerin azalması (anemi), beyaz kürelerimizin azalması (lökopeni), enfeksiyonlarla savaşan beyaz küreler içinde önemli bir grup olan nötrofillerin azalması (nötropeni) ve kanama olmasını önleyen trombosit denilen küçük kan hücrelerinin azalması (trombositopeni) olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu kan hücrelerindeki azalma, doktorunuz tarafından belli aralarla yapılan kan sayımları ile izlenecek ve gerekli görülen kan ürünleri başkasından elde edilerek size verilecektir. Kemoterapi böbrek ve karaciğer işlevlerini etkileyebilir ; bu durum gerekli kan tetkikleri ile izlenir. Hastalarda iştahsızlık, damak tat alımında değişiklik, cilt ve tırnaklarda renk koyulaşması, geçici yada kalıcı fertilite(üreyebilirlik) değişiklikleri olabilmektedir. Burada bildirilmiş olan yan etkiler her hastada mutlaka olacak belirtiler olarak düşünülmemelidir.

Radyoterapiye bağlı yan etkiler, ışın yapılan bölge ve verilen doza göre değişkenlik gösterir. Genellikle hastalarda radyoterapinin ilerleyen günlerinde yorgunluk hali gelişmektedir. Hastaya dinlenmesi, yapabildiği kadar hareket etmesi önerilir. Radyaterapi yapılan alanlarda kıl ve saç kaybı, kızarma, kuruluk, duyarlılık ve kaşıntı, cilt koyulaşması sık görülen yanetkilerdir. Boyun ve göğüs bölge radyoterapisi sonrası boğazda kuruluk ve yutma güçlüğü olmaktadır. Karın bölgesine yapılan radyoterapilerde bulantı, kusma, ishal ve idrar şikayetleri ortaya çıkabilmektedir. Kan hücreleri etkilenebileceğinden kan sayımları ile yakın takip edilir.

Ateş yükselmesi ve beklenmeyen kanamalar olduğunda takip eden doktorun hastalar tarafından uyarılması gerekir.

Biyolojik tedaviler aşı tarzında (interferon) uygulanır. Bunların yan etkileri soğuk algınlığı bulgularını andırır. Kırıklık, yorgunluk, titreme, ateş, kas ve eklem ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve ishal olabilir.

Yüksek doz kemoterapi ve periferik kök hücre transplantasyonunda yan etkiler normal dozda kemoterapi tedavisinden daha fazladır. Hastalar kanama, infeksiyon organ yanetkileri açısından yakın takibe alınır.

                                      HODGKİN HASTALIĞI

Lenfomalar içinde yer alan bir alt gruptur. Diğer lenfomalara hodgkin dışı lenfomalar denir. Hodgkin hastalığı lenfomaların yaklaşık dörtte birini ,yani oldukça azını oluşturmaktadır. Vücudumuzdaki lenf organlarından köken alır, genellikle tek veya birkaç adet lenf bezesinin büyümesi hasta tarafından fark edilen ilk olaydır.

 

Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemektedir. Bulaşıcı değidir. Kardeşlerinde hodgkin hastalığı olanların bu hastalığa yakalanma riski daha fazladır. Ebstein Barr adlı virusun hastalığa yakalanmayı arttırdığı düşünülmektedir. Hastalar genellikle 15 ile 34 yaşları arasındaki genç erişkinlerdir.

            HASTALIĞIN BELİRTİLERİ TEŞHİS VE TEDAVİLERİ

Hodgkin hastalığının belirtileri, tanısı, evrelemesi ve tedavisi (kemoterapi ve radyoterapi) ve yan etkileri Hodgkin dışı lenfoma ile benzerdir (bakınız lenfoma).
Ancak tedavide kullanılan ilaç ve şemalar, veriliş zamanları farklıdır. Hastalığın genel seyri hodgkin dışı lenfomalara nazaran daha iyidir. Hastaların büyük çoğunluğu uygun tedaviyle iyileşmektedir.

 



 NOT:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam768
Toplam Ziyaret737896
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV