• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

E - F - G - H BİTKİ İSİMLERİ ve ŞİFALARI

                      


                                EBEGÜMECİ:

                                     EBEGÜMECİ

ŞİFA lardan en önemlisi, Bü­yük ebegümeci türüdür. Yaz boyu ve sonbahar başlarında açan pem­be renkli, eflatuni çiz­gili çiçekleri vardır. E­begümecinin yapraklan büyük oranda yapışkan bitki sıvısı; ayrıca glikoz, pektin, yağ esansları i­le az miktarda tanen içe­rir. Yaprak ve sapları ha­fif kokulu ve yavan lez­zetlidir. Bazı yerlerde sebze olarak yenilir.

Faydaları ve Kullanım Şekli

       İyi bir antibiyotik olup solunum yolu iltihaplarına karşı yaprakları kaynatı­larak içilir. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Mide bulantısı ve kusmaları ön­ler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını gide­rir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Kökleri toz haline getirilerek ağız yaralarını iyileştirici olarak kullanılır. Gastrit ve mide ülserlerinde iyileştiricidir. Üst solu­num yollan nezlesi, nefes darlığı ile bronşitte göğsü yumuşatıcı; balgam söktü­rücü ve öksürüğü kesicidir. Bu gibi durumlarda kullanılmak üzere, yaz boyun­ca ve sonbahar başlarında, bitki çiçekli olduğu sürece, yaprak ve çiçekleri top­lanıp gölge ve havadar yerde kurutulur. 2 tatlı kaşığı kurumuş yaprak ve çiçek karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip in­füzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

       Ebegümeci ayrıca ciltteki çıban, yara ve küçük yanıklarda iyileştirici etki sağ­lar. Bunun için, bitkinin taze yaprak ve çiçekler ezilerek hazırlanan yara lapası, bir tülbentin içine konularak, şikâyet edilen yere kompres şeklinde uygulanır. Aynı lapa haricen kas ağrılarına karşı kullanılır. Ayrıca sütle kaynatılarak vücut­taki şişliklerin tedavisinde kullanılır.

      Yapraklarından hazırlanan çay adet sancılarına, vereme, kansere, hemeroi­de, soğuk algınlıklarına, idrar yolu enfeksiyonlarına, romatizmaya, kalp rahat­sızlıklarına, vajinal akıntılara, kısırlığa karın ağrılarına, böbrek rahatsızlıkları­na, egzamaya, yaralara, tansiyona, boğaz ağrılarına, öksürüğe karşı kullanılır.

     Yaprak ve çiçeklerinden hazırlanan çay, sabah akşam birer bardak dolusu i­çilerek kabızlığa karşı kullanılır.

      Kökün kaynatılarak içilmesi idrar yollları iltihabının tedavisinde kullanılır. Kökü mide ağrısını dindirmek için dövülüp çiğnenir.PİRİİ WORLD│405

Yaprakları iltihaplanmaları gidermek amacıyla kaynatılarak, suyu içilir.

İyi bir antibiyotik olup, solunum yolları iltihaplanmalarına karşı toprak üs­tü kısımları kaynatılarak içilir.

Tohumlarından kan pıhtılaştırıcı olarak faydalanılmaktadır.

Sütle kaynatılır ve daha sonra vücuttaki şişliklerin tedavisinde kullanılır.

Karın ağrıları için çay olarak, iltihaplı yaralara yapraklar, haricen ülser için de toprak üstü kısımları dahilen kullanılır.

        Solunum ve sindirim sistemleri tahrişleri ve iltihaplarında koruyucu olarak kullanılır. Taze yapraklarından hazırlanan lapa cilt üzerindeki çıban ve yaraların ağrılarını dindirmek için tülbent arasında deri üzerine bırakılır.

Toprak üstü kısımlarının lapası romatizmada ağrıyan yerlere sarılır.

Kökü mide ağrısını dindirmek için dövülüp çiğnenir.

   Toprak üstü kısmının çayı mide- barsak gazının dindirilmesi amacıyla kulla­nılır. Karın şişkinliklerinde haşlanıp suyu içilir.

    Yapraklarının, çınar yaprakları, meşe yaprakları, salkım söğüt kök kabukları, sığır kuyruğu yaprak ve çiçekleri ile kaynatılması ile elde edilen sıvı biraz soğu­tulduktan sonra içinde 1-2 saat oturularak basura karşı kullanılır.


  

        

                               EĞİROTU:

                                   EBE

Latince Adı: Acorus calamus

Diğer Adları Azakeği­ri, Hintkamışı, Yelotu

      Yılanyastığıgiller famil­yasındandır. çokyıllık ot­su ve rizomlu bir su bitki­sidir. Anadolu’da Sapan­ca, Yeniçağa ve Beyşehir göllerinin kıvılarında bol bol yetişir. Şerit yaprakla­rı; yaz ayların açan siyahımsı erguvani renkte tıkız başa çiçekleri vardır. Bu çi­çekler daha sonra yeşilimsi renkli meyvelere dönüşür. Osmanlı imparatorlu­ğu döneminde eğirotu sağlığa faydalı özellikleri nedeniyle sıkça kullanılmış ve Evliya Çelebi ünlü Seyahatname adlı yapıtında, bitkinin niteliklerinden övgüy­le söz etmiştir.

Eğirotu % 3 oranında uçucu yağ, yapışkan bitki sıvısı, acı esans, glikozit, ta­nen ve akorin adlı acı  maddeyi içerir.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Sindirim sistemi için çok iyi bir toniktir. Sindi­rim işlemini kolaylaştırır. Gastrit ve mide ülserlerinde iyileştirici etkiler yapar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Karın ağrılarını geçirtir. İştahı açar.İs­hali keser. Yatıştırıcıdır. Spazm çözücü etkileri vardır. Terleticidir. Beden ateşi­ni düşürür. İdrar ve adet söktürücü etkileri de vardır.

    Bütün bu etkileri sağlamak üzere, eğirotunun rizomu (kökgövdesi), sonba­har başı ile ortası arasında bulunduğu çamurlu topraktan kanca kullanılarak sökülür. Yaprakları ayrılıp rizomu iyice temizlenir. Uzunlamasına ikiye bölü­nür ve gölge bir yerde kurutulur. Kuruyan kökleri dilimlenir. Bunlardan 2 tat­lı kaşığı alınır, üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirile­rek bir infüzyon hazırlanır. Her yemekten yarım saat önce bu infüzyondan bi­rer bardak içilir.



                           EJDERHA MEYVESİ    'PİTAHA'

  ZEKİ ÇOBAN, EJDERHA MEYVESİNİ TÜRKİYEYE GETİRİŞ

AŞAMALARINI ŞU ŞEKİLDE AÇIKLADI (Evinizde saksılarda bile yetiş tirebilirsiniz.)

 MERSİN'İN MERKEZ İLÇE TOROSLAR BELEDİYESİ, ANAVATANI MEKSİKA,  ASYA VE GÜNEY AMERİKA OLAN TÜRKİYE'DE ‘EJDER MEYVESİ’ OLARAK BİLİNEN 'PİTAHA' MERSİNDE ÜRETİCİLERE ALTERNATİF ÜRÜN OLMA YOLUNDA.

AVRUPA’DA TANESİ 15 DOLARA ALICI BULAN, TÜRKİYE’DE İSE 10-15 LİRADAN SATILAN MEYVENİN, MERSİNLİ ÜRETİCİLER İÇİN ALTERNATİF ÜRÜN OLABİLECEĞİ İFADE EDİLDİ. MERSİN’DE ÜRETİM YAPAN ZEKİ ÇOBAN VE ALİ TİMURÇİN EJDER MEYVESİNİN, OLDUKÇA DÜŞÜK MALİYETLİ ANCAK BOL KAZANÇLI BİR ÜRÜN OLDUĞU İFADE ETTİ.

"VİYETNAMDA ÇOK İYİ TANIDIĞIM BİR DOSTUM BENİ VİYETNAMA DAVET ETTİ BENDE GİTTİM. SONRA ORADA BU MEYVEYİ GÖRDÜM TADINA BAKTIM ÇOK HOŞUMA GİTTİ VE BU ÜRÜN HAKKINDA ARAŞTIRMALAR YAPTIM. BU MEYVEYİ ARAŞTIRMALARIM SONUCU TÜRKİYE İKLİMİNE UYGUNLUĞU OLDUĞU İÇİN BURAYA GETİRİP ÜRETMEYE BAŞLADIM. ÜRÜN UCUZ MALİYETLERLE ÇOK İYİ KAR BIRAKABİLİYOR, BİZDE KENDİ FİDEMİZİ YETİŞTİRMEYE BAŞLADIK BU ÜRÜNÜ SERİ ÜRETİM YAPMAYA BAŞLADIK, PAZAR OLANAKLARI ÇOK İYİ VE ÜRÜN VERİMİ DE GÜZEL. "

ASLINDA ERKEK KUAFÖRÜ OLAN ÜRETİCİLERDEN ALİ TEMUÇİ İSE "ASIL MESLEĞİM KUAFÖRLÜKTÜ SONRA BU MEYVE DİKKATİMİ ÇEKTİ VE KÜÇÜK BİR YER ALDIM KENDİME. AMATÖR OLARAK BU MEYVEYİ ÜRETMEYE ÇALIŞTIM SONRA ZEKİ ARKADAŞ BANA YARDIMCI OLDU ZEKİ ARKADAŞIM BU KONUDA DAHA PROFESYONEL OLDUĞU İÇİN ONUNLA BİRLİKTE ÇALIŞMAYA BAŞLADIK."

 KONUYLA İLGİLİ PARK BAHÇELER MÜDÜRLÜĞÜ'NDE AÇIKLAMA YAPAN TOROSLAR BELEDİYE BAŞKANI HAMİT TUNA ÇİFTÇİLERİMİZ İÇİN GEREKEN ÇALIŞMALARI EKSİKSİZ YERİNE GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ DEDİ.

"TUNA,BİZ ÜLKE VE BELEDİYE OLARAK HER DAİM ÜRETMEKTEN YANAYIZ,BİZ GENELLİKLE YENİLİKÇİ VE ARAŞTIRMACI ŞEKİLDE İNOVATİF ÇALIŞMALAR YÜRÜTMEKTEYİZ. EJDERHA MEYVESİDE BU ARAŞTIRLAR SONUCU TOROSLARDA ÜRETİLMEYE BAŞLADI. AMACIMIZ ÇİFTÇİYE YÖN GÖSTERMEK VE ÖNÜNÜ AÇMAKTIR VE BUNUN İÇİN ELİMİZDEN GELEN HERŞEYİ YAPMAYA GAYRET GÖSTERİYORUZ. İNŞALLAH MERSİNDE ALTERNATİF ÜRÜN ÜRETMENİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAŞAYACAĞIZ." DİYE KONUŞTU.

 Tatlı  , kırmızı kabuk ve beyaz etli kısımdan oluşan   , kırmızı kabuk ve kırmızı etli kısımdan oluşan   sarı kabuk ve beyaz etli kısımdan oluşan   olmak üzere üç çeşidi vardır.   C vitamini, Kalsiyum, Fosfor ve Demir açısından zengin olup antioksidan özelliği bulunmaktadır. Ayrıca kanseri önlemede yararlı olduğu bilinmektedir.

         Su 80-90g   Karbonhidrat 9-14 g Protein 0.15-0.5 g Yağ 0.1-0.6 g Lif 0.3-0.9 g Kül 0.4-0.7 g  

 

        Kalori: 35-50 Kalsiyum 6–10 mg Demir 0.3-0.7 mg Fosfor 16 – 36 mg   (V

 itamin A)   (Vitamin B1)  

         (Vitamin B2)  Niasin (Vitamin B3) 0.2-0.45 mg Askorbik asit (Vitamin C) 4–25 mg

 

 
 

                                      ELMA:
                                        ELMA

Latince adı:

      Elma, tüm dünyada çok eskiden beri bilinen ve sevilerek yenen ve he­men her yerde yetişen çe­şitli renkte hoş kokulu, şi­fa dolu bir meyvedir. Yur­dumuzda Golden, Ster­kin, Misket Amasya, Gü­müşhane, Niğde ve Ferik Elması gibi birçok çeşidi vardır. Dünyada ise 5 binden fazla türü bulunmaktadır.

      Batılı bir şifalı bitkiler uzmanı “Eğer bir tek ağacınız olacaksa, onun elma a­ğacı olmasını tercih edin.” diyerek elmayı soframızdan eksik etmememizi tav­siye etmektedir.

     Elmada protein yağ şeker lif potasyum fosfor magnezyum kalsiyum kükürt sodyum bulunur. Ayrıca A, B1, B2, PP, B5, B6, C, E vitaminleriyle çinko, iyot, kobalt, klor, silisyum ve çeşitli organik asitler mevcuttur. İçinde bulunan mine­ral tuzlar sayesinde kanı temizleyici özelliği vardır. Ayrıca ürik asite ve romatiz­malara karşı güçlendiricidir. Vitaminler ve mineral tuzlar aynı zamanda ener­ji ve tazelik verir. A vitamininin varlığı solunum yollarını, sinir sistemini, kan damarlarını ve cildi sağlıklı tutar. Organik asitler sayesinde hem midenin çalış­ma düzeni hızlanır, hem de gastrite karşı mücadele verilir. İçindeki kükürt ve tanin sayesinde dezenfektandır ve bakterilere karşı korur. Düzenli tuketilmesi durumda icerdiği posadan dolayı bağırsakları çalıştırır. kalın bağırsak kanserini önler. Elmadaki antioksidanlar sigara icenlerde mesane kanseri riskini azaltır.

     Kandaki ve dışardan alınan kolesterolu düşürme etkisi kalp-damar hasta­lıklarının önlenmesinde yardımcı rol oynuyor. Elmanın içindeki antioksidan maddeler, yuksek tansiyon, kalp hastalıkları ve felci önler.

     Ani kan sekeri yukselişine sebep olmadığı için aşırı insülin salgılanmasına, buna bağlı olarak kan sekerinin cok hızlı düşüp sık acıkmalar yaşanmaz. Do­layisiyla Diyet esnasinda elma tuketimi tokluk hissinin uzun surmesini sağlar.

Elma sindirimi kolay, ve şeker hastalarına bile tavsiye edilen düşük kalorili bir meyvedir. Güzel kokusu rahatlatır ve tansiyonu düşürür, sinirleri yatıştırır.

         Her gün bir elma yemek ayrıca kalp krizi riskini yüzde 24 oranında düşür­mektedir. Elma ayrıca yüksek tansiyon, adele ağrıları, böbrek taşlarına karşı bi­rebir. İdrar yollarını açar, gastrit ve ülsere de iyi gelir. Yemeklerden sonra ye­nen elma, çoğu zaman diş fırçalamak gibi etki yapar. Çünkü elma çiğnenirken dişlerin arası çok iyi bir şekilde temizlenir. Yatmadan önce yenirse dişlerin be­yaz kalmasını sağlaması yanında yatıştırıcı etkisinden dolayı uykuyu kolaylaş­tırır. Yapılan pek çok araştırmanın ortak sonuçlarına göre: Günlük olarak tü­ketilecek 3 adet elmanın 2 ayda yaklaşık %10 oranında kolesterolün düşmesi­ne yardımcı olduğu, Kötü kolesterol (LDL) oranını düşürdüğü, iyi kolesterol (HDL) oranını da 4 misli yükselttiği saptanmıştır.

     Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirime yardımcı olur ve kolaylaştırır. Bağırsak sorunu çeken kişiler için dengeleyici ve normalleştirici bir besindir. Kabızlık sorunu olanlara çok faydalıdır. Bağırsak kanserlerini ön­leyici etkisi vardır. Elmanın sağladığı vitaminlerin en önemlisi C vitaminidir: en fazla kabuğunda ve kabuğun hemen altında yoğun olarak bulunur. Bu nedenle iyi yıkanmış elmanın kabuğuyla tüketilmesi en doğrusudur.

     Astımdan Korur, bağışıklık sistemi güçlenir. Böbreklerin temizlenmesine fayda, Baş ağrısına iyi gelir, Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir. Bağırsaklar­daki parazitlerin dökülmesini sağlar,

  Spor öncesinde tüketildiğinde; enerji verir. Spor sırasında tüketildiğinde; organizmaya çeşitli mineral ve vitaminler yükler, organizmanın ihtiyacı olan suyu tamamlayarak toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır.

Elmanın faydalarından ilginç bir tanesi de içerdiği potasyum zenginliği ve az sodyumdan ötürü dinlendirici olmasıdır. Ayrıca potasyum içeriği yüksek tansiyona karşı savaşta önemlidir. Elmanın diğer içerikleri fosfor, kalsiyum, magnezyum, demir, çinko, selenyum, manganez de hücre metabolizmasında çok önemli rol oynar.

Bal ekleyerek pişirildiğinde enerji verir. Öğle yemeğinden önce yendiğinde ya da kabuğuyla pişirildiğinde bağırsakları çalıştırır ve yumuşatır, kabızlığı ön­ler. Dalağın kan yapmasını sağlar.



                                EŞEKOTU:
                                        EŞEK OTU

Latince Adı: Oenothera Biennis

Diğer adları: Kayışkıran, Demirdelen, Kayıkçiçeği, Sabankıran, Yandak… 

     Küpeçiçeğigiller famil­yasından dayanıklı iki yıllık bitkidir. Gövdesi Kaba, da­yanıklı, tüylü ve kırmızım­sı renklidir. Kısa saplı yap­raklarının uçları sivri, çiçek­leri sarıdır. Yumurta biçimli meyvesi, keskin kenarlı, ko­yu gri-siyah arası tohumla­rını taşır. Bitkisel tedavide turpa benzeyen kökleri kullanılır. Ay ışığına doğru çiçek açarlar. Mevsim ilerle­dikçe bu çiçekler bütün gün açık kalır. Meyveleri küçüktür.

   Bu şifalı bitkinin tohumlanndaki ender bulunan ve adet öncesi gerilimleri, menopoz rahatsızlıklan ile sedef hastalığını hafifleten; trombozu azaltan; vü­cudu yıkıma uğratan M.S. ile diğer hastalıkları kontrol altında tutan gamma-li­noleik asit üzerinde tıbbi araştırmalar yoğunlaşıyor.

Kaynatılan kökünün tadı yabani havuçunki gibi olur. Turşu ve salatalara ko­nulur. Köklerinde tanen, sakkaroz, zamk, uçucu ve sabit yağ, spinosin ve o­nonin vardır.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Terletir ve idrar söktürür. Vücuda rahatlık ve­rir. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardım eder. Böbrek ve mesane iltihapla­rını giderir. Boğaz ağrılarını geçirir. Kökü Adet öncesi gerginliği, menopoz ra­hatsızlığı ve sedef hastalığı durumlarında eşekotunun yağlı tohum kapsülleri alınır. Yaprağı ve Gövdesi Kabuğu iyice soyulan gövdesi ile yapraklan çay gibi demlendirilerek öksürük spazmını gevşetmek üzere içilir.

   Birkaç ay boyunca günde iki çay kaşığı alan hastalarda, parkinsonon neden olduğu titremeleri % 55 oranında azaltmıştır.

Eşekotu yağı romatizmalı eklem iltihabı ve egzama tedavisinde etkilidir.

Pek çok cilt bakını ürününde ve kozmetikte eşekotu yağı bulunur.


KULLANIMI:


SOFRADA:

Kaynatılan kökünün tadı yabani havucunki gibi olur.Turşu ve salatalara konur.

TIPTA:

Adet öncesi gerginliği menepoz rahatsızlığı ve sedef hastalığı durumlarda eşek otunun yağlı tohum kapsülleri alınır.Kabuğu iyice soyulan gövdesi ile yaprakları çay gibi demlendirilerek öksürük spazmını gevşetmek üzere içilir.




                                       EŞEK DİKENİ:
                                          eşek dikeni

A.A. Wilne'nin yazdığı  Öf be Winnie adlı kitabın okurları eşeklerin dikenden ne kadar hoşlandığını bilirler.Bu yararlı otun bitki bilimindeki adı Eski Yunanca bir eşek anlamında perdon deyişlerinden gelir.Bu durum belki de o kitaptaki Eeyore adlı kişinin neden öylesine yalnız ve üzüntülü bir yaşam sürdürdüğüne ilişkin ipuçlarını sağlar.O.acanthium gerçekten bir İskoç dikeni olarak düşürüldüğünden İskoçyanın amblemini oluşturmuştu.Bu simge 1503 yılında İskoç kralı 5. Jamrs ile İngiliz prensesi Margaretin birleşmesiyle ozan Dunbar " Dikenler ve Gül" adlı yapıtını yazdığında kesinleşmişti.


KULLANIMI:

SOFRADA:


Büyük çiçeğin ortasındaki küme halindeki tomurcukları taşıyan diski aynen enginar gibi soyulup şöyle pişirilir:Taç yaprakları ve diğer bürgüler çıkartılır.İyiyice yumuşuyana kadar kaynatılır ya da buğulnır.Genç gövdelerin kabuğu soyularak beyaz kısım ortaya çıkarılır.Bu kısım çiğ olarak yağ ve sirkeyle yenir.Yada buğulanarak kuşkonmaz gibi aynen servis  edilir.

TIPTA:

Kaynatılır,özü elde edilerek mukoza akıntılarını azaltmak üzere uygulanır.


        

                                       Firemk yemişi             

 

  Bu meyvenin o kadar çok adı var ki; frenk yemişi, frenk inciri, kaktüs meyvesi, frencir, kaynana dili, eşek inciri, dikenli incir, babutsa, sabbara, kurek yemişi, Hint inciri, pabuc inciri benim bildiklerim.

  Öncelikle nedir frenk yemişi? Kaktüsgillerden, kalın etli yayvan yaprakları olan bir ağacın meyvesidir. Ülkemizde, Antalya civarında bulunmaktadır fakat asıl İtalya'da bol olduğunu duymuştum. Sadece ağustos ayında bulabilirsiniz, zira mevsimi sadece bir aydır.     

   Büyükçe yumurta şeklinde ve turuncu renkli olur. Çok tatlı, bal gibidir. Yalnız, bir özelliği var ki en dikkat edilmesi gereken nokta burası: dikenleri. Evet, bu meyvemizin dışı muazzam dikenlidir ve dikenleri de o kadar ufak ve incedir ki gözle bile göremezsiniz. Yani dalından koparıp yenmez bu öyle elma gibi! Ola ki yanlışlıkla dokunursanız, siz farkedemeden vücudunuzda dikenleri hissetmeye başlarsınız. Bir kere vücuda giren diken de eğer kısa sürede müdahale edilmezse hemen vücudun içine doğru kayar gider ve kolay kolay çıkmaz.

  Çıkarmak için çaresi ise zeytinyağını dikenli bölgeye sürüp beklemektir. İşte, kısaca frenk yemişini bu şekilde tarif edebilirim.

  Gelelim asıl meseleye. Bu meyve nasıl toplanır ve yenir? Eğer dalından koparmak isterseniz elinize kalınca bir bulaşık eldiveni geçirip uzun bir maşa almalısınız ve ağaca pek dokunmadan, meyveleri maşayla bir kovaya veya yere düşürüp toplamalısınız. 

  Bu işlem sonrası, yemişlerle dolu olan kovayı suyla dolduruyoruz. Yemişlerin kafalarına vurarak, dikenlerinin iyice suya karışmasını sağlayıp, suyu döküyoruz.

  Bu işlemi 4-5 kez tekrarlamak gerek ki diken falan kalmasın. Daha sonra da yemişleri dikkatli bir şekilde maşa veya çatalla alıp iki kenarını bıçakla kesip atıyoruz, kabuğunu sıyırmak için ortasından yanlamasına bıçakla ince bir dilme atıyoruz.

  Bu kısım önemli çünkü bıçağı derine batırmamak gerekir, meyve dağılabilir, kabuk kısmını incecik yarıyoruz. Sonra kabuğu meyveden sıyırıyoruz ve meyveyi bir kaseye atıyoruz. 

  Arada bir ağzımıza atıp ağzımızı tatlandırabiliriz tabii. Ve artık yemeye hazırdır meyve, yalnız soğuk yemesi cok lezzetli oluyor. Bu sebeple atın dolaba, biraz soğusun.

  Şimdi de yazının başlığına geliyorum. Frenk yemişinin çeşitli faydaları sayılmıştır. Mesela, kan yaptığı, cilt hastalıklarına iyi geldiği, çabuk yara kapattığı, ishali önlediği  kemik,kas dengeleyici vs. 

                         

                                 FESLEĞEN:

                                          FESLEĞEN

Latince Adı: Ocurum basili­cum

Diğer Adla­rı Feslikan, İrı­kan, Peslan, Rey­han otu

      Türkiye’de E­ge ve Akdeniz kı­yı şeridinde sıkça yetişen beyaz ve­ya pembe renk­te çiçekler açan ve güzel koku­lu yaprakları olan bir bitkidir. yaprakları kenarları dişli, sivri uçlu ve koyu yeşil renkli olur. Yaz sonunda açan çiçekleri beyaz; pembe ya da sarımsı beyaz renklidir. Küçük to­humlan koyu kahverengi ve gözyaşı biçimlidir. Çok kokulu bir bitki olan fesle­ğen, bileşimi estragol, linelol, sineol ve pinen adı verilen maddelerden oluşan ve uçucu bir yağ olan fesleğen esansını içerir. Bu nedenle koku ve çeşni ver­mesi için yemeklere pişerken son anda katılır. Ayrıca sirke yapımında ve sala­talarda kullanılır.

Yapraklı ve çiçekli dallarından faydalanılır.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Fesleğen mideyi yumuşatıcı, hazımsızlığı gide­rici, teskin edici ve barsaklarda gaz oluşumunu engelleyici etkisi vardır. İdrar yolları hastalıklarına karşı, öksürük kesici, baş dönmelerini giderici özelliği var­dır. Balgam, gaz ve idrar söktürücüdür. Uyarıcı ve spazm çözücüdür. Baş ağ­rısını giderir.

   Bu etkileri sağlamak üzere kurutulduğunda çenelde tıbbi niteliklerini ve ko­kusunu yitirdiğinden fesleğenin taze yaprakları ile infüzyon hazırlanır. 25-30 gram taze fesleğen yaprağı ılınıp üzerine dört bardak kaynar su dökülerek ve 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki-üç bardak olarak alınabilir. Hastaları güzel kokuyla tedavide felseğenin önemli yeri vardır.

Sindirime yardımcı olmak üzere çay gibi demlendirilir ve içilir.

   En önemli özelliği vücudu enfeksiyonlara karşı korumasıdır. Fesleğen ayrı­ca öksürüğü keser, sinirleri güçlendirici etki yapar. Bu etkilerinin sağlanması i­çin de, fesleğen tohumlarının kaynar su içinde 15-20 dakika süreyle demlendi­rilmesiyle hazırlanan infüzyon günde iki kez alınabilir.

     Sakinleştirici özelliği ile vücudu rahatlatır. Enerji verir. İştah açıcıdır. Ağız i­çindeki yaralara karşı faydalıdır. Arı sokmasında zehrin etkisini azaltır. Çayı ya­pılıp içilirse bağırsak gazlarını giderir. Cildi rahatlatır. Fesleğen ile hazırlanan losyonlarla saç derisine masaj yapılırsa saç köklerini güçlendirir. Fesleğen yağı selülit şikâyetlerini azaltır. Hem taze, hem de kurutularak kullanılan fesleğen, keskin aroması dolayısıyla pişirilerek ya da çiğ yenilen yemeklerde yaygın ola­rak kullanılır. Sarımsak ve zeytinin tamamlayıcısı olarak bilinen fesleğen,

    Kendisi pişirildiğinde tadını çabuk yitirdiği için, genellikle yemeklere son anda katılır. Süs bitkisi olarak da kullanılır. Fesleğen kokusu sivrisinek ve tah­takurusu gibi canlıları uzaklaştırır. Ağız yaralarını tedavi eder.

Uyarı: tek başına fazla miktarda özellikle hamileler tarafından kullanma­malıdır



                         Fesleğen/Reyhanotu Ballıbabagiller
                    FESLEĞRN

Sofrada önemli yeri olan bu bitki, içi ısıtan baharlı çeşnisiyle ahçılan ozanca esrime durumuna getirir.

Anavatanı Hindistan olan fesleğen, kutsal bir esansla doluymuş gibi, o ülkede kutsanır ve bu yüzden Hintliler mahkemede fesleğen üzerine yemin ederler.

Yeniden dirilişi sırasında Hz. İsa'nın mezarının çevresinde fesleğen yetiştiği görülmüştü. Bu nedenle, Yunan Ortodoks kiliseleri kutsal suyu hazırlarken fesleğeni kullanır ve kilise mihrabına fesleğen saksıları dizerler.Anavatanı Güney Amerika olan çalı fesleğenini de içermek üzere bu bitkinin pek çok türü vardn. Haiti’de fesleğen putperestlerin aşk tanrıçası ve güçlü koruyucusu Erzulie’nin bitkisidir. Meksika'nın kırsal kesimlerinde bazı kişiler sevgililerinin gözü saydıkları fesleğen yapraklarını ceplerinde taşnlar.

 

KULLANIMI

 

Sofrada

YAPRAĞI düinmez bunun yerine yağ içinde ezdir ya da elle parçalanır. Pişen yemeklere son dakikada katılır. Salata ya da dilimlenmiş domateslerin üzerine serpilir. Fesleğenin güçlü kokusu sarmısağı çok iyi tamamlar. Bazı soslara ve Akdeniz mutfağı yemeklerine konulur. Sirkeye çeşni katar.

Evde

TÜM BİTKİ Pencerelere konulan fesleğen saksdan sinekleri kaçırır.

Tıpta

YAPRAĞI Birkaç yaprağı iki, üç saat süreyle şaraba daldırılır ve tonik etkisi sağlanır. Sindirime yardımcı olmak üzere çay gibi demlendirilir ve içilir. Hastalan güzel kokuyla tedavide felseğenin önemli yeri vardır.



                                     FINDIK:
                                               FINDIK

Latince adı Coryllus türleri

      Huşgiller familyasındandır. Anayurdu ülkemizin Kuzeydo­ğu bölgesidir. kışın yapraklarını döken; çalı, ağaççık şeklinde bir bitkidir. 17 değişik türü vardır. Yaprakların yuvarlakça, oval ya da kalp biçiminde ve kenarları ince dişlidir. Fındık türleri kışın çiçek açar. Fındığın sert kabuklu meyvesinin i­çinde bulunan tohumu (fındık içi) yağ, karbonhidrat ve protein yönünden zen­gin iken, kolestrol düzeyi sıfırdır. Başta potasyum olmak üzere fosfor, kalsi­yum, magnezyum gibi mineralleri yüksek oranda; ayrıca demir, çinko ve dü­şük oranda sodyumu içerir. Fındık tohumu Bl, B2, B3, folik asit ve E Vitamin­leri yönünden de zengin olan, pek değerli bir besindir. Fındık çiğ ve kavrula­rak çerez şeklinde yendiği gibi çikolata, pasta, tatlı ve şekerleme sektörlerinde sıkça kullanılır. Fındıkyağı da besin, parfümeri ve sabun endüstrilerinde kul­lanılmaktadır.

      Faydaları ve Kullanım Şekli: Yapılan bilimsel incelemeler sonucu fındığın kan yağları üzerinde olumlu etkileri gözlemlenmiştir. Çalışmada fındık tüketi­mi ile halk arasında damar sertliğinin gelişiminde önemli rol alan LDL’nin o­lumsuz etkileri azalmış, damarlarda yağların yaptığı negatif etki düzelmiştir. Fındığın yapısında bol olan arginin amino asidinin ve magnezyumun da bu so­nuçlar üzerinde önemli katkı sağlamıştır. Bu etkilerin bir sonucu olarak damar duvarı iltihaplanmasının azaldığı ve damar fonksiyon bozukluklarının önemli derecede düzeldiği gözlenmiştir.

    Fındık yapraklarının 25 gramı 1 lt. suda haşlanıp içildiğinde kanı temizler. Özellikle vücuda yapıcı, koruyucu ve destekleyici nitelikte faydalar sağlayan fındığın tıbbi etkileri ve bunlardan faydalanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

      İçerdiği kalsiyumla, kemiklerin ve dişlerin yapısını güçlendirir, sağlıklıkal­masını destekler. B grubu vitaminleriyle kan yapımını destekler. Alyuvarla­rın parçalanmasını önler ve böylece kansızlığa karşı vücudu korur. Çocukların beslenmesinde faydalı olur. İçerdiği kalbin ve kasların sağlığında etkili olan E vitaminiyle hücre yıkılmalarını da önler. Fındıkta bulunan çinko, vücudun bü­yümesinde ve cinsellik hormonlarının üretilmesinde rol oynar. Fındık yağı, be­den ısısının korunmasını ve yağda eriyen vitaminlerin vücudun en uzak köşe­lerine kadar taşınmasını sağlar. Kanda kolestrol düzeyinin yükselmesini önler.

     Fındık, içerdiği tüm maddelerle bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir. Vücuda güç katar. Hastaların iyileşme dönemini kısaltır. Hamile kadınlara da faydalı olur. Ve son olarak fındığın cinsel gücü artıran (afrodizyak) etkileri ol­duğu ileri sürülmektedir.

    Hayati değerde şifalı özellikleri bulunan fındık ve fındık ürünlerinden ye­mek vücut sağlığı açısından çok önemli katkılar sağlayacaktır.

Uyarı: Yağ oranı yüksek olduğu için yüksek tansiyonu   olanlar ya da damar sertliği sorunu olanlar fındığı az tüketmelidir.





                         FRENK KİMYONU:
                                    FRENK KİMYONU

Latince Adı: Carum carvi

Diğer Adları Kara­man kimyonu, Keraviye

      Maydanozgiller fa­milyasındandır. Vücuda faydaları taş devrinden beri bilinen, eski Mısır­lıların ve İpek Yolu ko­naklama yerlerinin me­zarlarında artıkları bu­lunan frenk kimyonu i­kiyıllık otsu bitkidir. Ülkemizde Doğu Anadolu bölgesinde yetişir. Kazık kö­kü; dallara ayrılan yapıda, gövdesi ince parçalı, açık yeşil renkli tüylü yaprakla­rı; yaz ortasına doğru şemsiye biçiminde kümeler oluşturarak açan sarımsı be­yaz renkli küçük çiçekleri vardır, iki tanesi bir kapsül içinde yer alan kahveren­gi küçük tohumları hilal biçiminde olup olgunlaşınca kapsülden dökülürler. Körpe yaprakları salata ve çorbalara katılır. Kazık kökü sebze olarak pişirilip yenir. Tohumları ise, yağlı etlerin sindirimine yardımcı olduğu için et yemek­lerine, bunlar pişerken serpilir. Çeşni vermesi için kimi yiyeceklere de katılır.

  frenk kimyonu bitkisi, karvon ve limonen adlı maddelerden oluşan ve % 6’ya varan orandaki uçucu yağ ile sabit yağ, reçine ve taneni içerir.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Bebek emziren annelerde süt gelişini artırır. Vücudu uyarıcı ve iştah açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır. Özellikle çocuklarda gaz söktürücü ve karın ağrılarını iyileştirici etkisi vardır. İdrar söktürücüdür. Kadınlarda aybaşı sancılarını hafifletir. Bronşitte ve astıma karşı etkili ve ra­hatlatıcıdır. İshali keser.

      Bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz ortasında toplanır. Güneşte kurutularak ol­gunlaştırılıp geniş bir kâğıdın üzerine başaşağı tutularak silkelenip tohumların dökülmesi sağlanır. Böylece toplanan ya da piyasadan alınan tohumlardan in­füzyon hazırlamak için, 1 tatlı kaşığı alıp ezilir. Bunların üzerine 1 bardak kay­nar su dökülerek 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen in­füzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

   Frenk kimyonu boğaz ağrılarında iyileştirici rol oynar. Bunun için aynı in­füzyonla ılıkken günde birkaç kez derin gargara yapılır. Nefesin kokusunu da üzere kuru frenk kimyonu tohumları ağız çiğnenir

Kullanımı:Tohumu yağlı et,domuz,kaz ve macar sığır güveci gibi yemeklerde sindirimi kolaylaştırmak üzere serpilir.Pişirme sırasında çıkan ağır kokuyu hafifletmek üzere lahananın suyuna eklenir.Çorba ekmek pasta bisküvi elmalı tart,pişmiş elma ve peynirlere tat vermek üzere konur.Hint yemeklerinden sonra servis edilen tohum kabağına katılır.Yaprağı körpe yaprakları doğranıp salata ve çorbalara kullanılır.Kökü sebze olarak pişirilir.Tohumu pişirilmeden çiğnenen yada çay gibi demlenen tohumları sindirme,iştah açmaya soluğun kötü kokusunu yok etmeye ve  midedeki aşırı gazı  çıkarmaya yardımcı olur.

 

 

        

      FRENK MAYDANOZU:

                            

Latince Adı: Anthris­cus cerefolium

Diğer Adları: Eşek Hardalı, Kara Hardal, Si­yah Hardal

        Maydanozgillerden kırlarda kendiliğinden ye­tişen, sağlık açısından son derece faydaları olan bir yıllık bitki olan ıtırlı bir bitkidir. Birçok çeşidi var­dır. Anason ve limonun tamamlayıcısıdır. Çiçekli dalları, tohumu, toprak üstü kısımlarından faydalanı­lır. İnce, içi boş, hafif kabartılı ve dallara ayrılan yapıda bir gövdesi vardır. Mi­nik, beyaz renkli çiçek salkımları yaz sonu açarlar. Eğreltiotununkine benze­yen yaprakları dantel gibi oymalı ve açık yeşildir. Yaz sonunda soluk kızarık bir renge dönüşür.

Mayıs-Haziran ayında toplanır. Koyu renkli tohumu olgunlaşana dek beş tohumu bir kin içinde birlikte bulunur.

        Faydaları ve Kullanım Şekli: Çiçekli dalları idrar artırıcı, iştah açıcı, hazmet­tirin, balgam söktürücü, kuvvet vericidir. Aybaşı kanını çoğaltır, kanı temizler, tansiyonu düşürür, basur memelerinin verdiği sıkıntıyı giderir, göz hastalıkla­rına iyi gelir Taze yaprağı bedene ek C vitamini, karoten, demir ve magnez­yum almak üzere yenilebilir. Sındirimi hızlandırmak üzere çay gibi demlendi­rilerek içilir

Yaprağı çay gibi demlenilerek ya dayüz maskesiyle cildi temizlemek ve es­nekliğini artırmak için kullanılır.

        Frenk maydanozu tohumlan toz haline getirilir, merhem yapılır hastalık­lı cilde sürülürse egzamayı tedavi eder. Emzikli kadınlarda sütten kesme esna­sında göğüs uçlarında meydana gelen iltihabı giderir ve sütün gelmesini öner, bunun için yapraklar sıcak suya ıslatılır, lapa haline getirilip göğüse konulur

Egzama ve deri kabarcıklarında taze yapraklar haşlanır, lapa halinde konu­lur

    Yaprağı ve sapı salatalarda, çorbalarda, soslarda, ve yemeklerde kullanılır. Kızartmalara, soslara ve salatalara hoş bir tat verir. Kıvırcık olan yaprakların­dan servis tabaklarının süslenmesinde de faydalanılır. Maydanozun yerine kul­lanılabilmektedir, bu nedenle taze olarak hamurlarda da kullanılmaktadır.

   
                             GELİNCİK:

                        GELİNCİK

Latince adı Papaver rhoeas

Diğer Adları Angülü, Gelingülü, Gelinotu

     Gelincikgiller familya­sının örnek bitkisidir. bir veya bazen çok senelik ot­su ve beyaz sütlü bir bit­kidir. Ülkemizde Hemen hemen her yerde yetişir. Gövdeleri dik ve tüylüdür. Çiçekler dalların uçlarında bulunur. Çanak yaprakları çiçek açma esnâsında dökülür. Çiçekleri de çabuk dökülür. Meyveleri sarımsı esmer renkli olup, deliklidir ve bu deliklerden tohumlar saçılır.

    Gelincik çiçekleri buğday tarlalarını besleyen, bahçeleri süsleyen bir bitki­dir. Beyaz, pembe, mor ve donuk kırmızı renkli çiçekleri yaz mevsiminde a­çar. Ayrıca katmerli çiçekleri de olur, Koyu renkli çiçek ortası vardır. İlkbahar­dan başlayıp yaz boyunca açan ve parlak kırmızı renkli taçyaprakları olan çi­çeklerinde, bu taçyapraklarının altında kara leke bulunur. Delikli tohum kap­sülü çok sayıdaki tohumunu taşır.

    Tohumu çok küçük, mavi-gri renkli ve böbrek biçimlidir. Beyaz renkli çi­çeklerin tohumu daha da küçük olur.

    Bazı yerlerde toplanan yaprakları pazarlarda satılır. Sebze gibi kavrulup ü­zerine yumurta kırılarak pişirilir ya da salatalara katılarak yenilir. Bazan da ye­meklik yağ, yenebilen tohum ve afyon kaynağı olarak kullanılır.

Gelincik bitki olarak tanen, yapışkan bitki sıvısı ve düşük oranda sakinleşti­rici alkaloit maddeleri içerir.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.

     Aynı familyadaki yakın akrabası haşhaş kadar güçlü niteliklere sahip olma­makla birlikte, gelincik sağlığa faydalı etkileri nedeniyle de kullanılır. Öksürük ve öksürükten doğan gıcıklara karşı etkilidir. Nezle, bronşit ve soğuk algınlık­larında göğsü yumuşatıcı etki yapar. Balgam söktürücüdür. Bütün bu etkileri sağlamak üzere, kuru bir günün serin sabahında toplanan gelincik yaprakları, kağıt üzerine serilerek gölgede kurutulur. Kurumuş taçyapraklarından da 1-2 tatlı kaşığı alınıp dört bardak kaynar su içinde 10-15 dakika demlendirilerek in­füzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilebilir.

   Ayrıca gelincik, sakinleştirici etkiler taşır. Uykusuzluğa karşı etkili olur. Bu etkilerinden faydalanmak için de çiçeğinin taçyaprakları balla karıştırılarak ma­cun haline getirilir ve yenir.

                          SAKLİ SİFA      

 

Kurt Üzümü Kullanımı - Goji Berry Nasıl Kullanılır  

          AYRICA   MERSİN TARSUS  ÜRETİLMEYE BAŞLAMİŞTİR 

Dünya'da Goji berry ya da wolf berry diye bilinen ancak ülkemizde pek bilinmeyen Kurt Üzümü "Süper Meyve" tanımını gerçekten hak ediyor. Goji Berry çok önemli bir meyve. Orijini Asya olan ve çoğunlukla Tibet ve Moğolistan’da dünyanın en yüksek dağları olan Himalayalar'da yetişiyor. Goji Berry, dünyadaki besin değeri en yüksek olan meyvelerden biri. Çok kuvvetli bir antioksidan olan bu meyve Çin’de tıp alanında 2000 yıldır kullanılıyor. 

Goji küçük yumuşak meyveleri olan 1,700 yıl boyunca Tibet'te üretilen çalı formunda bir bitkidir. Tibetliler yüzlerce yıl gojiden yaptığı ilacı, böbrek ve karaciğer tedavisinde kullandılar. Goji, Tibet'te kolesterolü ve kan basıncını düşürmek için kullanılır ve kanı temizler. 

Goji, inanılmaz şekilde sulu ve tatlıdır, tadı yabanmersini ve kirazın arasındadır. Goji bitkisinin sağlığımıza çok faydası olduğu için, hiç bir parçası atılmaz ve kullanılabilir. Parlak kırmızı meyveleri lezzetlidir. Yapraklarından, mükemmel çay yapılır. Ayrıca yapraklar ve saplarından yağ yapılır. Kurutulan Goji, bir kuru üzüm olarak ta aynı önemde bir besindir.

  

Bir protein deposudur. 19 ayrı aminoasit, % 13 protein, yüksek değerde betakaroten, 21 iz minerali, çinko, demir, fosfor, B-complex, %8 E vitamini, Zeaxanthin, Germanyum, carotenoids, Beta Sitosterol, Cyperone, Solavetivone, Physalin, Betaine ve çok yüksek oranda C vitamini içerir. 

100 gr kurutulmuş goji berry içeriği:

Kalsiyum: 112 mg

Potasyum: 1,132 mg

Demir: 9 mg

Çinko: 2 mg

Selenyum 50 mikrogram

Riboflavin ( Vitamin B2) : 1,3 mg

Vitamin C: Tam yelpazede 148 mg, en dar spektrumda 29 mg

Beta-keroten: 7 mg

Zeaksatin: 25mg ve 200 mg arası değişmektedir

Poliskarin: Öz ağırlığının % 31'i kadar yani 100 gr da 31 gr.

 

Tadı kiraz ve yabanmersinine benzemektedir. Çin’de pirinç yemekleri,çorbalar ve çay yapımında kullanılmaktadır. Çin’in bazı bölgelerinde taze olarak da tüketilir. Goji Berry’ler genellikle kurutularak ya da goji berry suyu olarak ihraç edilir. 

Son yıllarda Goji suyu da Avrupa ve Amerika’da yaygın olarak tüketilmeye başlanmıştır.Goji suyu genellikle 1 litrelik şişelerde satılır ve goji suyunun da sağlık üzerindeki etkisinin goji meyvesiyle aynı olduğu bilinmektedir. 

Türkiye'de taze meyvesini ve suyunu bulmak pek mümkün değildir. Kurutulmuş goji berry meyvelerini günde bir avuç taze olarak tüketebilirsiniz.

Dünya daki en yüksek antioksidan yiyeceklerinden biridir. Antioxidant carotenoidsin tam bir tayfını içerir.

Ömür uzunluğunu artırmak için ve kuvvet verici olarak kullanılır.

19 farklı amino asit içerir (Arı poleninden altı kere daha yüksek). Methionine, Leucine, Isoleucine, Lysine, Phenylalanine, Threonine , Tryptophan, Valine ...

21   z minerallerini içerir. Çinko, kalsiyum, germanyum, selenyum, fosfor ...

    İçeriğindeki Germanyum kansere karşı koruyucu bir iz mineralidir. Nadiren,  yiyeceklerde bulunur.

% 13 protein içerir, kepekli buğdaydan daha yüksektir.

Portakaldan yüzlerce kat C vitamini içerir.

B vitaminlerini içerir, yiyeceği enerjiye döndürmek için zorunlu.

%8 Vitamin E içerir. (Çok nadiren meyvelerde bulunur, sadece tahıl ve tohumlarda)

Beta Sitosterol'a içerir, anti-alevlendirici bir ajandır. Kolesterolü düşürür.

Cinsel iktidarsızlık ve büyüme hormonlarına iyi gelir.

Hormonların ve beyin ve sinir sisteminin düzgün iş görmesi için vücudun üretimi için gerektirilen gerekli yağlı asitleri içerir.

Kalp ve kan basıncına faydası olan maddeler içerir.

Solavetivone içerir. Bu madde güçlü bir anti fungal ve anti-bakteriyeldir.

Physalin içerir. Löseminin bütün büyük tiplerine karşı aktif olan doğal bir bileşiktir.

Tümörlere karşı deney farelerinde doğal katil hücre faaliyetini arttırdığı görülmüştür. Geniş tayfla anti-kanser ilacıdır.

Karaciğer tarafından kolin'i üretmek için kullanılan Betain içerir, sakinleştirici, hafızayı arttıran, kas büyümesini terfi ettiren ve yağlı karaciğer hastalığına karşı koruyan bir bileşiktir.

Betain ayrıca, vücudun enerji tepkilerinde kullandığı metil gruplarını sağlar ve homosistein düzeylerini azaltmaya yardım edebilir.

DNA'yı korur.

Havuçtan daha iyi bir beta karoten kaynağıdır.

Zeaxanthin içerir. Göz retinasında bulunan iki karotenoidden biridir. Göz sağlığı için çok yararlıdır.

 

                                   GİREBOLU:
                         GİREBOLU 

Latince ismi: Vibur­num Opulus

   Diğer Adları: Girabo­lu, kirebolu, gileburu, gi­laboru, girabolu, gili gili, gilaburu, geleboru, gila­bada, gildari…

     Girebolu salkım şek­linde kırmızı yuvarlak meyveleri olan, çalı şek­linde yetişen bir ağaç tü­rüdür. Mart ve Nisan ay­larında çiçek açmaya başlar, Eylül ve Ekim aylarında ise ilk meyvelerini verir. C vitamini açısından zengindir ve antioksidan özelliği taşır.

İç Anadolu’ nun çeşitli yerlerinde yetiştirilen girebolu sadece böbrek rahatsızlıklarında değil çok sayıda hastalıkta tedavi edici özelliği bulunmaktadır.

Gerek meyve gerekse sıkılarak hazırlanmış sıvı mutlaka su içinde ve serin yerde saklanmalıdır.

     Bileşimler: Organik Asitler, Saponins Viburnin, Valerian asitleri, Salikosi­de, Arbutin, reçine, tanen, şeker, sodyum, potasyum, aksorbik asit C vitamini ve antioksidan maddeler

     Bitkisel Tedavi ve Kullanım Şekli: Başta böbrek taşı, böbrek tembelliği, böbrek kistleri, idrar yolu rahatsızlıkları, prostat, hiper tansiyon ve kadın has­talıklarının tedavisi olmak üzere çeşitli hastalıklara karşı yüzyıllardır yöresel ve kültürel görenek olarak uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.

    Girebolu yatıştırıcı, damar genişliği düzenleyici, iskelet ve kas rahatlatıcı, kalp güçlendiri etkiye sahiptir. Kas gerilimini azaltır ve spazmları engeller.

Hipertansiyonu düzenler, tansiyon rahatsızlığından kaynaklanan kabızlığı engeller. Bazı migren vakalarında da yardımcı olabilir.

    İdrar kanalındaki daralma ve boğumları açar, idrar zorluğu ve yanmalarına karşıda son derece etkili ve tedavi edicidir. Gece ve gündüz sık tuvalete çıkma­yı azaltır. Hasta ilk kullandığından itibaren faydasını hissetmeye başlar.

    Adet zorluğu ve düzensizliğine karşı çok etkilidir. kramp, yumurtalık ve ra­him kası rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır. Rahimi rahatlatır. Böylece a­det görme krampları sona erer azaltır.

   Düşük durumu ve tehlikesinde kullanılır. Damar genişliği düzenlenmesin­den dolayı adet dönemlerinde aşırı kan kaybını ve menapozdaki kanamaları a­zaltır.

     1 kür (15 Lt.) Girebolu 1 hafta içerisinde 6 - 8 mm böbrek taşını eritebil­mektedir. Girebolu ayrıca böbrek tembelliğine ve bazı cins böbrek kistlerine de iyi gelmektedir.

    Su içerisinden alınan Girebolu bir süzgeç veya kevgir üzerinde ezilir. Mey­venin çıkan suyuna kendisi kadar normal içme suyu ilave edilir ve bu karışım sıkıldığından itibaren 24 saat içinde hasta tarafından içilir. Tadı hafif ekşi o­lan Girebolunun mümkün olduğu kadar bu haliyle içilmesi tavsiye edilir. Has­ta içmekte güçlük çekiyorsa mümkün olduğu kadar az olmak kaydı ile karışım şekerle tatlandırılabilir. Hazırlanan sıvı hasta tarafından aç olarak tüketilmeli, mutlaka 24 saat içindetüketilmelidir.

Girebolu kullanımı olabildiğince yoğun kullanılmalıdır.

Günde en az 1kg. Girebolu ezilerek suyu yukarıda anlatıldığı şekliyle hazır­lanıp kullaınlmalıdır.

Girebolunun bugüne kadar hiçbir yan tesiri tespit edilmemiştir.

Girebolu ilaç değildir.

      “Sonbaharda toplanıp salamura yapıldıktan sonra tüketilen gilaboru, sade­ce böbrek hastalıklarına değil, birçok hastalığın tedavisinde de faydalı olmak­tadır. Kabukları kaynatılan gilaboru, astım, romatizma, yüksek tansiyon, sara nöbetleri (epilepsi), kabakulak, doğum sonrası spazmlar, uyku bozukluğu gi­bi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir. Gilaboru suyu, ayrıca saf­ra kesesi hastalıkları ile bazı karaciğer hastalıklarına da iyi gelmektedir. Gilabo­runun bazı kanser tümörlerini azaltmadaki olumlu etkileriyle ilgili olarak ha­len Amerika’da, Harward Medicine School’un araştırması devam etmektedir

     Gilaburu ağaç kabuğu, kramplara ve kas gerginliklerine iyi gelir. yumurtalık ve dölyatağı kasları ile ilgili problemlerdir. Bitki dölyatağını yatıştırır ve böyle­ce adet görme sürecindeki ağrılı kramplar sona erer. Aynı biçimde etki yapa­rak, olası düşükleri de önleyebilir. Aşırı adet kanamalarının ve menopozla ilgi­li aşırı kanamaların kontrol altına alınmasıdır.

   Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış dal kabuğu, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10- 15 dakika kaynadıktan sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay so­ğutulmadan içilir.

    Dölyatağı ve yumurtalık ağrılarına karşı ve olası düşük tehlikesine karşı, ke­diotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak kullanılır.

   Yarım tatlı kaşığı gilaburu kabuğu ile yarım bardak suda hazırlanan gilabu­ru çayı, yarım tatlı kaşığı kediotu kökünün yarım bardak kaynar suyla haşlanıp, 10 dakika demlendirilen kediotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak içilir.



                                 GÖZLÜKOTU:
                            GÖZLÜK OTU

Latince Adı: Euphra­sia officinalis

     Sıracagiller familyasın­dandır. Kırlarda kendi­liğinden yetişen, bir yıl­lık otsu bitkidir. Dört kö­şe kesitli ve dallara ayrılan yapılı gövdesi; kenarla­rı dişli, derin parçalı, oval biçimli ve tüylü yaprakla­rı; yaz ortasından sonba­harın sonuna kadar çok sayıda açan mor ya da sa­rı lekeli beyaz küçük çiçekleri vardır. Bitki, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

        Faydaları ve Kullanım Şekli: Gözlerdeki akut ve kronik yangıları, göz yorul­ması ve benzeri rahatsızlıkları iyileştirir. Gözlerdeki batmayı ve ışığa karşı aşırı duyarlılığı yok eder. Saman nezlesi, soğuk algınlığı, öksürük ve boğaz ağrıları­na iyi gelir. Sinüzite karşı etkili olur. Böyle durumlar için, gözlükotunun topra­küstü bölümleri yaz sonundan sonbaharın sonuna kadar, bitki çiçekliyken top­lanır. Gölgelik ve havadar yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş ot karışımı ü­zerine 1 bardak kaynar su dökülerek 5-10 dakika demlendirilip infüzyon hazır­lanır. Bu infüzyon günde üç kez birer bardak alınır.

     Gözkapakları iltihabında iyileştirici etkisi vardır. Bu durumlar için 1 tatlı kaşığı kurumuş gözlükotu karışımı yarım litre suya konulup 10 dakika sürey­le kaynatılarak ağır ağır soğutulur. Böylece hazırlanmış olan dekoksiyona pa­muk (ya da gazlı bez veya muslin kumaş) daldırılıp sonra hafifçe sıkılarak göz­lerin üzerine bastırılır. Arada bir dekoksiyona yeniden daldırılan pamuk ya da diğerleri 15 dakika süreyle gözlerin üzerinde tutulur. Bu uygulama günde bir­kaç kez yinelenir.

  Gözlükotu ciltteki yaraların iyileştirilmesinde de etkili olur. Bunun için bit­kinin topraküstü kesimleri ezilip yara lapası hazırlanır ve yaraların üzerine dış­tan uygulanır.

Uyarı: Her türlü göz rahatsızlığında, gözlükotu tedavisine başlanmadan ön­ce, bir uzman doktora başvurulmalıdır.

       GÜL:
                              GÜL

Latince Adı: Rosa tür­leri

Diğer adları:

      Gülgiller familyasının örnek bitkisidir. Rosa cin­sinden 100 kadar türü o­lan ve genelde kışın yap­raklarını döken, çokyıllık dikenli çalı, ağaççık ya da tırmanıcı bir bitkidir. Ül­kemizde yetişen 25 kadar yabani türü vardır. Kültür bitkisi olarak yetiştirilen türleri çok daha fazladır. Gülün, yuvarlak kesitli yeşil renkli gövdesi, yoğun biçimde dikenlerle kaplı­dır. Bir yaprak sapında 3 ila 7 yaprakçık bulunur. Bitkinin, ilkbahardan başla­yarak sonbahara kadar zaman zaman açıp biten beyaz, pembe, kırmızı, turun­cu ve sarı çiçekleri vardır. Ancak, süs bitkisi olarak çok renkli ve katmerli tür­leri de yetiştirilmiştir.

     Isparta, Yağ ya da Şam gülü denilen gibi bazı gül türlerinin çiçeğinin yaprak­larında (gül yağı), tanen, gallik asit, kuersitrin, anthosyanin ve diğer bazı yağlar bulunur. Böyle güzel kokulu gül yaprakları bazı yerlerde salata ve pastalara ko­nulur. Şurubu, sirkesi, reçeli yapılarak tüketilir. Gene bu taçyapraklarının da­mıtılmasıyla elde edilen gül yağı, parfümeri endüstrisinde yoğun şekilde kulla­nılır. Türkiye’nin tarımda önemli bir ihracat ürünüdür.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Yaprağı tonik ve damar büzücü olarak çay gibi demlendirilip içilir. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar: Pekliğin giderilme­sinde faydalıdır. Antiseptik etkisi vardır. Yaraları temizlemede kullanılır. Cildi rahatlatan, geren ve yumuşatan etkileri vardır.

     Bu etkileri sağlamak üzere gonca halinde açmış güzel kokulu güller sabah çiği geçtikten sonra toplanır. Gölge yerde özenle kurutulur. Işık almayan özel kutularda saklanır. Böyle kurutulmuş ve saklanmış taçyapraklarından 2-3 tat­lı kaşığı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendiri­lerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir. Yaraları ve cildi temizleme işlemlerinde bu infüzyon dıştan uygulanır.

    Yukarıdaki etkileri sağlamak ve onlara ek olarak göz kanamalarını ve göz nezlesini iyileştirmek için infüzyon yerine, kokulu gülün taçyapaklarımn damı­tılmasıyla elde edilen gül suyu da kullanılabilir.

   Özellikle kırmızı gülün yaprakları kullanılır. 20 gr. gül 1 lt suda haşlanarak bir fincan içildiğinde ishali keser. Aynı su ise yapılan gargara bademciklerde, göz banyosu da gözlerdeki iltihaplara iyi gelir.




.                                     GÜNLÜK:
                                GÜNLÜK

Latince Adı: Liqui­dambar orientalis

Diğer Adları Akam­ber, Günnük, Sığla, Sığıla

    Acıfındıkgiller famil­yasındandır. Anadolu Günlük ağacı dünyada yalnızca ülkemizde, Muğ­la ilimizin Marmaris, Mi­las, Köyceğiz ve Fethiye il­çelerinde yabani olarak yetişmektedir. Anadolu Günlük ağacı kışın yaprakları­nı dökmeyen, çınara benzeyen kalın dallı ve geniş tepeli bir bitkidir. yapraklan ince uzun saplı, 3-7 loplu ve bu lopların kenarları keskin dişlidir. Yaz mevsi­minde açan çiçekleri yeşilimsi renktedir. Aynı ağaç üzerinde erkek ve dişi eşeyli çiçekleri ayrı gruplar halinde bulunur. Kapsül biçimindeki meyvelerinin içinde 1-2 tane küçük tohumu yer alır. Günlük ağacının odunlaşmıs gövdesi üzerin­ de balsam kanalları vardır. Her ağaçtan iki ya da üç yılda bir, yaz mevsimin­de uzunlamasına yarıklar açılarak ağacın güzel kokulu yağı ve kabukları alınır. Bu balsam stirol adlı uçucu yağ, vanilin, rejine, sinnanik asit, stirasin ve store­sin adlı maddeleri içerir. Parfümeri endüstrisinde kullanılır. Günlük ya da sığ­la yağı denilen bu balsam, Türkiye’nin tarımda önemli bir ihracat ürünüdür. Ayrıca tütüne güzel koku vermek üzere kullanılır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: İyi bir antiseptiktir. Yaraların temizlenmesin­de ve iyileştirilmesinde dıştan uygulanır. Ciltte ve saçlı deride de antiseptik ve temizleyici olarak dıştan uygulanır. Uyuz ve mantar gibi deri hastalıklarında günlük merhemi ya da yakısı şeklinde uygulanarak, asalak öldürücü ve iyileş­tirici etkilerinden faydalanılır. Mide ve onikiparmakbağırsağı ülserlerinde ya­ra iyileştirici niteliğinden faydalanılır. Bunun için günlük yağı sulandırılıp içi­ne bal ya da şeker katılarak tatlandırılıp içilir. Ayrıca günlük yağı balgam sök­türücü, nefes darlığını giderici ve vücudu rahatlatıcı etkiler taşır. Bunun için bir önceki maddedeki gibi tatlandırılıp sulandırılarak içilir.




                                    HATMİ 
                        HATMİ

Latince Adı: Althae­a türleri

Diğer Adları: Gül­hatmi

    Ebegümecigiller fa­milyasmdaki bini aşkın bitki türünden yalnız­ca biridir. Türlerine gö­re bir, iki ya da çokyıllık bitki olan hatmiler, süs bitkisi olarak yetiştiril­diği gibi, doğada kendi­liğinden de yetişirler. Gövdesi yuvarlak kesitli, kadifemsi görünüşlü ve açık yeşil renklidir, iri ve kalın yaprakları kadifemsi dokulu, kenarları dişli, gözya­şı biçimli ve gri-yeşil renklidir. Türlerine göre beyaz, sarı, turuncu, kırmızı, pembe ve mor renkte açan çiçekleri vardır. Uzun ve kalın kökü lifli dokulu ve yapışkan bitki sıvılıdır. Tohumları açık kahverengidir.

    Tıbbi hatminın kökü bitki sıvısı, nişasta, sakkaroz, tanen, pektin ve aspa­rin; yaprakları yapışkan sıvı ile eser miktarda esans içerir. Kökü, suda koyula­şan ve insanı rahatlatan bir sıvının elde edildiği zamkı (yapışkan sıvıyı) içerir. Bazı yerlerde hatmi çiçekleri ve körpe yapraklan salatalara katılır. Körpe yap­rakları sebze gibi haşlanarak yenilir.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Mideyi yatıştırır, bağırsakları yumuşatır. İdrar söktürücüdür. Nezleyi hafifletir. Göğsü yumuşatır ve balgamı söktürür.

   Bu etkilerinden faydalanılmak üzere, hatminin çiçek açışından sonra top­lanan yaprakları, gölge ve havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş yaprak, 1 bardak su içinde kaynama noktasına kadar ısıtılır, sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece hazırlanan dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.

   Hatmi sakinleştiricidir. Ağız, boğaz ve diş diplerindeki ülserlere iyi gelir. Bu durumlar için, yukarıda anlatıldığı şekilde kurutulan hatmi yapraklarından 1 -2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 10 dakika demlendi­rilerek bir infüzyon hazırlanır. Sakinleştirici etkisi için günde üç kez birer bar­dak infüzyon içilir. Dıştan göz kampresleri için kullanılır. Aynı infüzyonla ya­pılan gargara, ağız ülserlerine iyi gelir. Ayrıca hatmi bedendeki yaraları iyileşti­rir. Bunun için, hatmi yaprakları ezilerek bir yara lapası hazırlanır. Bu lapa ya­ralara dıştan uygulanır.

Yaprağı kaynatılır ya da ılık veya soğuk suya bastınlmış kökünden elde e­dilen sıvı, rahatlatıcı bir zamk olarak kuru ciltlere, güneş yanıklarına ve yağsız saçlara uygulanır.

Kökü öksürük ve uykusuzluk durumlannda çay gibi demlerıerek içilir.




                                   HARDAL:
                            HARDAL

Latince Adı: Brassica (ya da Sinapis) türleri

     Turpgiller familyasın­dandır. biryıllık dayanıklı otsu bitkidir. Türkiye’de yetişen önemli türle­ri “kara hardal” ve “ak hardal”dır. Bunlardan sağlığa faydalı etkileri en fazla olan kara hardaldır. Ak hardal güçlü bir besin koruyucusu olarak turşularda ve mayonezlerin be­sinlerin içine karışmasını kolaylaştıncı olarak kullanılır.

Körpe yaprakları ve çiçeği salataların çine kanştırılır.

     Yuvarlak kesitli, sert ve yeşil renkli gövdesi vardır. Oval biçimli, sivri uçlu ve  yakıcı kokulu yapraklarının üstü koyu ve altı daha açık yesil renklidir. Yaz orta­sında küçük salkımlar halinde açan sarı renkli çiçekleri, hafif hardal kokulu o­lur. Küçük, küremsi biçimli kırmızımtırak kahverengi tohumları, yakıcı kokulu ve tahriş edicidir. hazmı kolaylaştırıcı, kabızlığı giderici özelliği vardır.

     Kara hardalın tohumlarında yapışkan bitki sıvısı, yağ, sinapin ile sinigrin ad­lı glikozit ve myrosin bulunur. Bu tohumlar ak ve esmer hardal tohumları i­le karıştırılıp ezilir ve un haline getirilir, içine koruk suyu ya da sirke ile su, şe­ker, tuz ve baharat katılarak, özellikle bazı et yemeklerinde, çeşni veren ma­cun halinde tüketilir.

   Kara hardal sosu şöyle hazırlanır: Öğütülmüş tohumu ya da hardal tozu so­ğuk suya konur, oluşan krema kullanılmadan önce 10 dakika bekletilir.

   Tıbbi etkilerinden faydalanılmak üzere, kara hardalın temmuz ayından baş­layarak olgunlaşan tohumları, bitki kökünden kesilip iyice kurutularak ve dö­vülüp silkelenerek toplanır.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Kara hardal terleticidir. Ateşlilik hali, soğuk al­gınlığı, grip ve bronşitin atlatılmasına yardımcı olur. Midevidir. İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Mayasıla karşı etkilidir. Bu etkilerinden faydalanılmak ü­zere, 1 talı kaşığı kara hardal tozu üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 5 da­kika süreyle demlendirilip infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

    Kara hardal romatizma ağrı ve yangılarını hafifletir. Eklem iltihabına karşı etkilidir. Kan dolaşımını uyarır. Bu etkileri sağlamak üzere 120 gr. taze öğütül­müş kara hardal tozu 45 derecelik ılık suyla ağır ağır karıştırılır ve kalın kıvam­da bir lapa elde edilir. Bir tülbentin üzerine yayılıp ağrılı ve yangılı yerlere ko­nulmadan önce, tülbentin deriye yapışmaması için deriye ıslak gazlı bez yayılıp sonra hardal lapalı tülbent deriye 1 dakika süreyle uygulanır ve daha sonra tül­bent kaldırılır. Uygulamada deri kızarırsa zeytinyağı sürülerek kızarıklık gideri­lir. Kara hardal ayak üşümelerini geçirir. Bu etkiyi sağlamak üzere, 1 çorba ka­şığı hardal tozu üzerine 1 litre kaynar su dökülüp 5 dakika süreyle demlendiri­lerek infüzyon hazırlanır. Sonra üzerine biraz soğuk su katılıp ılıtarak ayaklar bu infüzyonun içine sokulur.

   Ayrıca kara hardal rahatlatıcı, gevşetici ve yatıştırıcıdır. Kan dolaşımını uya­rır. Bu etkileri sağlamak için, 1-2 çorba kaşığı kara hardal tozu, küvete doldu­rulmuş sıcak banyo suyuna serpilip iyice karıştırılır ve bu suda banyo yapılır.

Tohumu ezilip toz haline getirilerek hazırlanan lapası ağrıları hafifletmek ve Yaprağı romatizma ve hemoroidlerde ağrıların azaltması için kullanılır.

Uyarı: Hardal tohumu duyarlı ciltleri rahatsız edici olabilir.



                    Hardal ;(2)

                                        HARDAL

Tarih öncesi çağlardan beri bilinen hardalıntkullanını alanı her zaman artmlmıştır. İ.S. birinci yüzyılda yazar Pliny hardalı 40 derde başlıca çare olarak saymıştı. Romalılar da, bu otun adım yeni bir şarap olup içine bir de tohum karıştırılan mustus ile ateşli anlamına gelen ardens sözcüğünü birleştirerek oluşturmuşlardı. Romalılar hardalı her akla gelen yemeğe katıyorlardı. Hardalın yapraklan o kadar hızlı büyür ki, siz et yemeğini hazırlarken bu yapraklar salata için büyüyüp hazır hale gelir, derlerdi. Hardalın afrodizyak gücünün de, aşk iksirlerine katılmasını gerektirdiğine inanılırdı. Kara hardalın tohumlannın tadı en fazla iken, kahverengi hardal ürün alınması en kolay ve ak hardal ise en koruyucu olan tür idi.

 

KULLANIMI

 

Sofrada

TOHUMU (Kara ya da kahverengi hardal) Hardal sosu şöyle hazırlanır: Öğütülmüş tohumu ya da hardal tozu soğuk suya konur, oluşan krema kullanılmadan önce 10 dakika bekletilir. (Ak hardal) güçlü bir besin koruyucusu olarak turşularda ve mayonezlerin besinlerin içine kanşmasını kolaylaştırıcı olarak kullanılır.

ÇİÇEĞİ Salataların içine kanştınlır. YAPRAĞI Körpe vc yumuşak yapraklan salatalara katılır.

Tıpta

TOHUMU Ezilip toz haline getirilerek hazırlanan lapası ağrılan hafifletmek ve romatizma, artiritive mayasılların ağılarım azaltmak üzere uygulanır.

Dikkat: Hardal tohumu duyarlı ciltleri rahatsız edici olabilir.

 

 

                               HAYIT ÇİÇEĞİ:
                         HAYIT ÇİÇEĞİ

Latince adı: Vitex ag­nus-castu

Diğer adları: beşpar­mak otu, hayıd, acı ayıt, ayıt, namus ağacı, keşiş biberi

   Anadolu’da, halk ara­sında adı ve faydası pek bilinmeyen şifalı bir bit­kidir. Ülkemizde Akde­niz ile Ege bölgelerinde yaygın olarak yetişir. Ha­yıt bitkisi; kışın yaprakla­rını döken bir ağaççıktır. Çiçekleri yaz sonu açar ve sonbaharda minik yemişler verir. Çok küçük, küre şeklinde, acımtırak meyveleri vardır. Bu meyveler, rengi iyice koyulaştıktan sonra ekim-kasım döneminde toplanır ve gölgede kurutu­lur. Bu bitki, eski zamandan beri yüksek ateş, başağrısı, gazlanma ve idrar art­tırma için ama en önemlisi günümüzde de devam eden şekliyle “kadın hasta­lıkları” için tavsiye edilmektedir.

   Meyve ve tohumları eterli uçucu yağlar, Alkaloit flavonoidler, yağ asitleri, i­ridoidglikozitler, steroidler, vitaminler, tanen ve resin içerdiği tespit edilmiş.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Hayıt bitkisi çok uzun yıllardır birçok hastalığa şifa olmakla birlikte en çok kadınlara özel rahatsızlıklarda kullanılmış bir bit­kidir. Özellikle yüksek ateş, baş ağrısı, idrar yolu rahatsızlıkları, mide ve bağır­saklardaki gaz sorunu, akrep ve arı sokmalarına karşı, karın ağrısı ve ishale kar­şı, kalp çarpıntısı ve uykusuzluğa iyi gelir. Erkeklerde depresyona bağlı iktidar­sızlık durumlarında kullanılır. Kadınlık hormonlarının dengelenmesi açısından çok önemli bir bitkidir. Kadınların adet öncesi gerginlikleri, adet zorlukları, a­lınganlık, göğüslerde hassasiyet, tatlı yeme isteği, kasıklarda ağrı ve menopoz gibi sorunlarının tedavisinde şifasından faydalanılır.

   Hayıt bitkisi hipofiz bezini tetikleyerek kadınlık hormonlarını dengeye ge­tirir. Adet döneminde kanamanın az ya da çok olmasını dengeler, adet düzen­sizliği yaşayan bayanlarda adet döngüsünü düzene sokar, adet dönemi çok ağ­rılı geçen bayanlarda ağrılarının azalmasını sağlar. Kadınlardaki cinsel isteği ar­tırıcı ve azaltıcı etkisi vardır, erkeklerde ise cinsel isteğin azalmasına sebep ol­maktadır.

   Yumurtlama üzerine de etkisi olan hayıt bitkisi yumurtlama periyodunu dü­zene sokar ve hamile kalma sorunu yaşayan bayanlarda 1-2 yıl süreli kullanı­ lır ve hamilelik başladığın­da kullanımına son verilir.

   Erkek ve kadındaki hormon dengesizliğinden kaynaklanan sivilcelenme ve tüylenme sorununu te­davi eder. Anne sütünü ar­tırıcı özelliği vardır. Me­nopoz döneminde de ka­dınların ateş basması, sı­kıntı, terleme, kuruluk gi­bi şikâyetlerinin ortadan kalkmasını sağlar. Doğal botoks etkisiyle bayanların yüzündeki kırışıklıklara iyi gelir. Her türlü rahim kistleri hayıt bitkisi kullanımıyla önlenebilir özellikle çok kanamaya neden o­lan kistlerde ve hamileliğe engel olan kistlerde düzenli kullanımla (en az 3-6 ay kullanmak gerekir) tedavi olunduğu görülmüştür.



                                 HAVLICAN:
                             HAVLCAN

Latince Adı: Alpinia officinarum

     Zencefilgiller familyasından güzel çiçekli, ıtırlı, çok yıllık, otsu bitkidir. Yap­rakları ince, uzun şeritler gibidir. Salkımlar halinde pembe ya da beyaz çiçekler açar. Baharat olarak kullanılan yerleri, uçucu yağ içeren kök sapları, yani topra­kaltı gövdeleridir. Havlıcan, ısıtıcı, vücuda kuvvet verici bir baharattır.

Bilinen Birleşimi : “Alpinol” ve “Alpinin” gibi maddeler vardır.

    Havlıcanın Faydaları ve Kullanım Şekli: Vücuda kuvvet verir. İştahı açar. Mideyi kuvvetlendirir ve mide ekşimesine iyi gelir. Mide ve bağırsak gazları­nı önler. İdrar söktürür. Göğsü yumuşatır. Grip ve soğuk algınlıklarında fay­dalıdır. Baş ağrısı, baş dönmesi ve ağız kokusunu giderir. Romatizma ve nik­ris şikâyetlerini azaltır.

   Havlıcan kökü ilaç yapımında ve baharat olarak kullanılır. Havlıcan kökü çeşitli tarım ürünlerinde, çikolata, dondurma ve şekerlemelerin üretiminde de kullanılır. Kaynatılıp suyu içilirse mide ağrısı, romatizma ve kulunca iyi gelir.

    Ağrıları geçirir, özellikle romatizma ağrısı çekenlere çok faydası vardır. Baş ağrısı ve baş dönmelerini dindirir. İdrar söktürür. Mideyi güçlendirir, sindirim sisteminin düzene girmesini sağlar. Mide ve bağırsaklarda biriken gazları gider­mesi bakımından da etkili bir bitkidir.

Vücuda kuvvet verir. Balgamı Söktürür.

Sabahları büyükler 5-10 gr, küçükler 1-2 gr kadar tozunu şekerle birlikte al­dıklarında bel gevşekliği ve yatağa işemeyi giderir.

   Bir bardak suya yarım kahve kaşığı havlıcan karıştırılır, 10-15 dakika kadar bekletildikten sonra içilir. Kolay içebilmek için, içine yeteri kadar şeker koy­makta fayda vardır. Günde iki ya da üç bardak içilirse hemen faydası görülür.

    Ağrıları geçirir, özellikle romatizma ağrısı çekenlere çok faydası vardır. Baş ağrısı ve baş dönmelerini dindirir. İdrar söktürür. Mideyi güçlendirir, sindirim sisteminin düzene girmesini sağlar. Mide ve bağırsaklarda biriken gazları gi­dermesi bakımından da etkili bir bitkidir. Vücuda kuvvet verir. Çocukların id­rar tutamaması gibi durumlarda, havlıcan kaynatılıp balla tatlanlandırılarak i­çilir. Havlıcan, civanperçemi öğütülüp, incir, hurma ve balla karıştırılarak ma­cun yapılıp yenmeleri tavsiye edilir. Vücuda kuvvet vermesi açısından ise hav­lıcanın, ısırgan otu tohumu, keten tohumu, polen öğütülüp balla macun yapı­larak yenmesi tavsiye edilir.



                            HERCAİ MENEKŞE:
                             hercai menekşe

Latince adı Viola tricolor

      Menekşegiller familyasın­dandır. Aslında çokyıllık du­yarlı otsu bitki olmasına kar­şın, en verimli dönemi, to­humundan yetiştirildiği bi­rinci yılıdır. Bu yüzden bir ya da en çok ikiyıllık olarak ye­tiştirilen hercai menekşe bitkisi Yeşil renkli gövdesi tabanından başlayarak dal­lanır. Bu dallar üç köşeli ve içi boştur. Oval biçimli, uca doğru sivrilen yeşil renkli yaprakları; saplı, tüysüz ve kenarları tarak kabuğu şeklinde dişli olur. ilk­bahardan başlayıp yaz boyunca açan, 5-10 cm. genişlikte olabilen çiçeklerinin, biri yukarı, dördü aşağı bakan, çizgi ve lekelerle süslü 5 taçyaprağı vardır. Özel­likle çok renkli olan kültür hercai menekşesinin çiçekleri sarı, turuncu, kırmızı, kızıl ve mavinin her tonunda açar. Olgunlaşan meyvesi, toz gibi olan tohumla­rını taşıyan kapsüller halindedir.

    Hercai menekşenin çiçek ve dallarında uçucu yağ, salisilik asit, glikozit, al­kaloit, tanen ve yapışkan bitki sıvısı bulunur.

Faydaları ve Kullanım Şekli: İdrar söktürücüdür. mesane enfeksiyonunda sık ve ağrılı idrar yapma durumlarında iyileştirici etkisi vardır. Kanı temizleyi­cidir. Egzama ve akne, deride kepeklenme, kızarıklık ve kaşıntı gibi deri sorun­larının iyileştirilmesinde faydalı olur. Boğmaca ve akut bronşitte balgam sök­türücü, öksürüğü kesici ve iyileştirici etkiler yapar. Bu etkileri sağlamak üzere, bitki çiçek açtığı sürece dal, yaprak, çiçek sapı ve çiçekleri toplanır. Kuru bir yerde özenle kurutulur. Böyle kurutulmuş karışımdan 1 tatlı kaşığı alınıp üze­rine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 10-15 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.




                                   HİNDİBA:
                              hindiba

Latince Adı: Cichori­um intybus

Diğer Adları: Güne­ğik, Hindibağ, Yabani Hindibağ, Radika

    Bileşikgiller familya­sındandır. Anadolu’nun her yerinde ekilmemiş tarlalar, yol kenarları ve bayır sırtlarında yabani olarak yetişen dayanıklı otsu bitkidir. İnce tüylerle kaplı içi boş dallara ayrılan sert yapılı gövdesi; altı tüylü, kenarları dişli, rozetler oluşturan yaprakları, hazi­ran-eylül ayları arasında açan çiçekleri vardır. Toprakta 20 cm. derinliğe kadar inen acı sütlü bir kazık kökü vardır.

   Hindibanın yapraklarında inülin ve birtakım şekerler; köklerinde inülin, şe­ker ve intybus adlı madde bulunur. Tadı ekşi, acımsı olsa da sağlığa çok fayda­lı körpe yaprakları toplanıp sebze olarak pişirilir ya da çiğ olarak salatalara ko­nularak yenir. Bitkinin kazık kökleri sonbaharda topraktan sökülüp kurutulur. Taze kökünden elde edilen sütle dağ sakızı adıyla bir süt yapılır.

Faydaları ve Kullanım Şekli: Kurutulmuş kökü çay gibi demlenerek vücudu güçlendiren bir kuvvet ilacı (tonik) yapılır. Ayrıca bu tonik müshil ve idrar sök­türücüdür. İştah açıcıdır. Kanı temizler. Bu etkilerinden faydalanmak üzere, bitkinin sonbaharda topraktan sökülen kökü parçalanarak gölgede kurutulur. Kuru kök parçalarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp suda kaynama noktasına kadar ı­sıtılıp sonra ateş kısılarak 15-20 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece hazır­lanmış olan dekoksiyondan günde iki kez birer bardak içilebilir.

   Ayrıca bedende oluşan yangıları azaltır. Bu etkisini sağlamak için de, bitki­nin topraküstü yeşil bölümleri ezilerek yara lapası hazırlanır ve yangılı yerle­re dıştan uygulanır.




                                      HODAN:
                           hodan bitkisi

Latince Adı: Borago officinalis

 Diğer adları: Neseoru, Hiyarotu, Sıgırdili

    Hodangiller familyası­nın örnek bitkisidir. Ülke­mizde Kuzey ve Batı Ana­dolu bölgelerinde yabani olarak yetişen, biryıllık ot­su bitkidir. Yuvarlak kesit­li, içi boş ve sert gövdesi beyaz sert tüylerle kaplı olup dallara ayrılan yapıdadır. Koyu gri-yeşil ve biraz buruşuk yüzeyli yaprakları gövdesi gibi tüylerle kaplı, oval biçimli ve almaşık dizilişlidir. Beş köşeli yıldız oluşturan mor-mavi (kimi zaman beyaz ve pembe) renkli yaprakları ve çiçekleri, salkımlar halinde aşağı doğru sarkarak ilkbaharda ve yazın açarlar. Bazı yerlerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

   Hodan bitkisi saponin, yapışkan bitki sıvısı, tanen, esanslar ve yüksek oran­daki potasyum, kalsiyum ve mineral tuzları içerir. Körpe yaprakları salata, pey­nir ve diğer bazı yiyeceklere katılır. Bazı yerlerde sebze olarak yenir. Bal arıları­nın beslenmesine çok faydalı olur.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Başta soğuk algınlığı ve grip olmak üzere solu­num yollan hastalıklarına iyi gelir. Öksürüğü keser. Balgam söktürür. Akciğer zarı yangılarını azaltır. Bebek emziren annelerde süt gelişini artırır. Adrenalin bezeleri için iyi bir güçlendirici toniktir. Özellikle kortizon tedavisinden sonra hodan alınması bünyeye iyi gelir. Araştırmalar, böbreküstü bezlerini etkileye­rek cesaret artışı sağladığını ortaya çıkarmıştır. Sinirsel gerginlikleri en aza in­dirger. Streslere karşı bünyede direnç sağlar. Bütün böyle durumlar için hoda­nın çiçek açtığı zamanlarda kuru bir günde yaprak ve çiçekleri toplanır. Yır­tık ve bozuk yaprakları seçilerek atılır. Kalanları yaprak-çiçek karışımı yapıla­rak gölgede kurutulur. Karışımdan 2 tatlı kaşığı alınıp, üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir. Kuru ve duyarlı ciltlere iyi gelir. Cildi yumuşa­tır. Bunun için yukarıda tarifi verilen infüzyon dıştan uygulanır.

   Mineral yönünden zengin olan hodan, tuzsuz diyetlerde salata ve yemekle­re katılan körpe yapraklarıyla, vücudun tuz eksiğini tamamlar.




                                HOROZGÖZÜ:
                        horoz gözü

Latince Adı: Myrrhis o­dorata

Diğer adları:

     Maydanozgiller ailesin­den, küçük tüylerle kaplı, kırışık gövdeli, içi boş, dik ve dallara ayrılan, çok se­nelik otsu bir bitki türüdür. Eğrelti otununkileri andı­ran, uzun parçalı yaprakları­nın altları ince tüylerle kap­lıdır. Hâkim rengi sarımsı ve yeşildir. Etli, kahverengi kökü vardır. İlkbahar sonla­rına doğru arıların sevdiği küçük, beyaz çiçekler açar, bunlar şemsiyeyi andı­ran şekiller oluşturur.

   Taze yapraklar gerektikçe koparılıp tüketilir. Tohumlar yeşilken kurutulmak ya da turşu yapılmak üzere toplanabilir. Kökleri sonbaharda topraktan sökülür.

   Olgunlaştığında koyu kahverengi rengini alır, tohumları yeşilken tüketilir, fındığa benzeyen bir tadı vardır.

Faydaları ve Kullanım Şekli:

   Horozgözü bitkisi genel olarak uyarıcı ve güçlendirici kabul edilir, sindirim kolaylaştırıcı etkisi de bulunmaktadır. Gaz giderici balgam söktürücü özellik­leri vardır. Öksürük tedavisinde kullanılır. Kökleri kaynatılıp içilirse kansızlı­ğa iyi gelir.

    Tohumları salatalara, çöreklere, dondurmaya, yemeklere de konulur. Yap­raklar da aynı şekilde çorbalara, salatalara, çeşitli yemeklere lezzet ve koku ve vermesi için kullanılır. Etli kalın kök de gerek kıyılıp rendelenerek salatalara  i­lave yapılır, gerekse  sebze olarak pişirilir.



 

                       Horozgözü(2)

                                             HOROZ GÖZÜ

Maydanozgiller

 

Bu bitkininin eğreltiotununkine benzeyen gösterişli yapraklan baharda ilk ve güzün en son görülen yapraklardandır. Soluk yeşil renkli olan bu yapraklarda mürrisafi kokusu ile onman alanlan ve anasonu akla getiren koku izleri duyumsanır.

Bu yararlı ota fazladan prim sağlayan şey, yaz başlarında görülen iri, yeşil ve dikine duran tohum hevenkleri, daha doğru deyişle meyveleridir. Bunların fındığa benzer tadı ve tipik bir kokusu olup çiğ olarak öylece ya da diğer meyvelerde birlikte yenilmesi pek hoşa gider.

Horozgözüne çok benzeyen bir Kuzey Amerika bitkisi olan Osmorhiza longistylis yaz başlarında çiçek açar ve tatlı anason kokulu kökü vardır.

 

KULLANIMI

 

Sofrada

TOHUMU Olgunlaşmamış tohumlan salatalara katılır. Kıyılıp dondurmaya konur. Elmalı çörek yapımında aynen, diğer yemeklerde ezilerek kullanılır.

YAPRAĞI Çok ince kıyılarak salata terbiyelerine ve omletlere konulur. Aynca çorba, güveç ve lahana yemeklerine pişerken eklenir.

KÖKÜ Dilinir, kabuklan ayıklanır ve salata terbiyesi olarak çiğ servis edilir. Kök sebzesi olarak pişirilir.

Tıpta

TÜM BİTKİ Bu bitki ‘bütünüyle’ bir tonik kabul edilir. (Özellikle kökü konyağa konur.) Sindirime yardımcı olur.

                                 HURMA:
                          hurma

Latince Adı:: Phoenix dactylifera

    Hurmagiller familyasındandır. Suudi Arabistan Mısır, Irak, İran ve Ceza­yir gibi ülkeler başta olmak üzere sıcak ülkelerde yetişen bir ağacın meyvesidir. “Çölden gelen şifa kaynağı” olarak bilinen, vitamin ve mineral bakımından ol­dukça zengin olan hurma, tek başına besleyici özelliğe sahiptir. Hurma ağacı­nın meyvesi vücuda çok faydalıdır. Her derde deva meyvedir │SAKLI ŞİFA

Ramazan ayında tüketi­mi daha da artan hurma­nın günümüzde her mev­sim bulunabilmektedir.

Meyveler arasında en yüksek kaloriyle şeker ora­nına sahip olan hurma bol miktarda protein, karbon­hidrat, selüloz, fosfor, kal­siyum gibi vitamin içerir.

      Faydaları ve Kullanım Şekli: Hurma: Yüksek o­randa şeker ve önemli o­randa protein ihtiva eder. Lif, mineral ve fenol açısından zengindir. Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için elmadan daha etkili olduğu açıklanmış­tır. Bedeni ve zihni gelişmeyi sağlayıcı, kanserin bazı türlerine göre koruyucu, kemik rahatsızlıklarında tedavi edici, üst solunum yollarını tedavi edici özellik­leri mevcuttur.

     Hurmanın içeriğinde yüzde 20 oranında da su bulunur ve lifli yapısınından dolayı bağırsakları hareket ettirip kabızlığı gidererir. yemeklerden bir saat önce iki-üç hurma yenilerse tok tuttuğu ve bağırsak hareketlerini hızlandırarak daha hızlı kilo verdirdiği gözlemlenmiştir.

   Hurmadaki şeker oranı endeksinin düşük olması kan şekerinin yavaş ya­vaş yükselmesi nedeniyle uzun süre tokluk hissi verir. Bir bardak suyun içeri­sine akşam konulan iki hurma, sabah aç karnına yenildiğinde, kabızlık sorunu­nu ortadan kaldırmaktadır. Hurmalar yüksek oranda lifli ve şekerlidir. Bilim a­damları, lifli yiyeceklerin müshil etkisi olduğunu düşünüyorlar. Bütün bu etki­ler de hurmayı birinci sınıf bir zayıflama aracı haline getiriyor.”

   Hurmanın içerdiği B1 vitaminiyle sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolay­laştırır; kabızlık başta olmak üzere, hazımsızlık, sindirim sistemi problemle­ri, mide bulantısı, iştahsızlık, zayıflık, kalp problemleri ve kansere karşı koru­yucudur.

   Özellikle hamile ve doğum yapan kadınların alması gereken bir B vitamini olan folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.

   Emziren kadınların süt miktarını arttıran etkisi vardır. Hurmanın antisep­tik, lohusalık yaralarını çabuk iyileştiren ve sütü artıran bir ilaç olduğu belir­lenmiştir.

Hurma, antioksidan özelliği sebebiyle kanser, damar tıkanıklığı ve yaşlan­manın önlenmesinde faydalıdır.

   Hücre yaşlanmasında koruyucu etkisi vardır. Ayrıca hurmanın içeriğinde­ki demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol e­der. Kısaca günde 15 hurma yiyerek vücudunuzun demir ihtiyacını karşılaya­bilirsiniz.

   İçerisinde A vitaminini de bulunduran hurma, hafıza kaybını önler. Zengin A vitamini içeriğinden dolayı düzenli tüketildiğinde göz sağlığını korurken, ö­zellikle gece körlüğünü iyileştirici özellik göstermektedir.

hurma bağırsakları daha hızlı hareket ettirerek kilo vermeyi sağlar, ayrıca kanser tedavisinde çok etkilidir.


                         HURMA AĞACI (2):

                                   HURMA AĞACI

YETİŞTİĞİ YER VE ÇEŞİTLERİ:

Afrika vs. gibi  sıcak ülkelerde yetişir.Çeşitleri vardır.

KULLANILAN MADDESİ:

Meyvesi.

TIBBİ ÖZELLLİK VE FAYDALARI:

a)25 30 metre kadar boy salar.Taze iken hurma koruğu da denir.Yalnız hazmı güçtür.Göğüste ve akciğerde ağrılara sebeb olur.Karaciğerde tutukluk yaparsa da ıslahı menekşe mayasıdır.

b)Çokça yenirse cüzzam-ı tedavi eder.

c)Rahim akıntılarını ve basur kanını keser.

d)Mideyi düzeltir ve diş etlerini de güçlendirir.

e)Yakısı cerahatli yaraları temizler.

f)Aç karnına yenmeye devam edilirse öksürüğü keser balgamı kurutur.

g)Çiçekleri yakılıp göze sürme gibi  çekilirse gözleri kuvvetlendirir,gözün kaşıntılarını alır,kiprikleri gürleştirir.

ğ)Hurma bademle yenilirse meniyi çoğaltır,cimayı tahrik  eder.

h)Kadının sütünü çoğaltır.

i)Kemik veremine karşı şifalıdır.


 DEVAM EDEÇEK

                                         

 Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

 

  All of the fonts contained in this site is intended for visitors who wish to learn

 
  Alle auf dieser Website enthaltenen Fonts ist für Besucher, die lernen wollen bestimmt

 

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..



  This information should never be used for the purpose of diagnosis and treatment for diseases and other problems ..


  Diese Information sollte nicht zum Zweck der Diagnose und Behandlung von Krankheiten und anderen Problemen verwendet werden ..

 


  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.


  Herbalist authorized by doctors and pharmacists, dieticians reliable, besides aromatic plants operate on school graduate or chemist, is secured by way of the transfer has been granted permission must be used


  Herbalist von Ärzten und Apothekern, Diätassistenten zuverlässig, neben aromatischen Pflanzen arbeiten auf Schulabsolvent oder Chemiker, autorisiert ist, wird im Wege der Übertragung gesichert erteilt worden Erlaubnis verwendet werden muss

  
   Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır

 
   Any use and the adoption of legal writing on the Site nature, moral, professional, health and life issues are the sole responsibility of the person performing the action


    Jede Verwendung und die Annahme des Rechts schriftlich auf der Website der Natur, moralischen, beruflichen, Gesundheit und Lebensfragen in der alleinigen Verantwortung der Person, die die Aktion



  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


 

  Site for any problems that may arise from these and writers responsible can not be overridden



 Website für Probleme, die aus diesen und Autoren verantwortlich entstehen können, können nicht überschrieben werden

 

 

   

                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 

 

 


NOT
:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.

 

 

  HINWEIS: Wenn Sie scannen Ihre BIOCHEMISTRY wissen, dass Ihr Blut DATA, Forscher-Arzt, DARF PFLANZEN UND PFLANZENARTEN nicht ohne Rücksprache mit dem TRANSFER NICHT EMPFOHLEN.

 

 

NOTE: If you scan your BIOCHEMISTRY know your blood DATA, RESEARCHER DOCTOR, DO NOT USE PLANTS AND PLANT SPECIES without consulting the TRANSFER NOT RECOMMENDED





 

  
 
                                     


                      




                           

                                     



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam652
Toplam Ziyaret737780
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV