• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

MİNERALLER ETKİLERİ ve EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLECEK HASTALIK BELİRTİLERİ

 sakli şifa mineraller   sakli şifa çoban  piriiworld çoban 
 

MİNERALLER ETKİLERİ ve EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLECEK HASTALIK                                                   

                                     BELİRTİLERİ 

     Mineraller, vücudun sağlıklı kalabilmesi için gerekli olan ve vücudumuzun kendi kendine oluşturamadığı maddelerdir. Sağlıklı ve dengeli beslenmede vi­tamin ve minerallerin önemi büyüktür. Mineraller, vitaminlerle birlikte çalı­şarak vitaminlerin ve diğer besin maddelerinin etkin bir şekilde kullanılma­sını sağlarlar. Sağlıklı diş ve kemik yapısı, kalbin düzenli ve verimli çalışması, kas fonksiyonları, üreme sağlığı, hücre korunması ve gelişimi, sağlıklı dolaşım ve sinir sistemi, vücuttaki su dengesinin korunması gibi pek çok hayati fonk­siyonda görev alırlar. Mineraller ayrıca kan oluşumunu ve sağlıklı sinir fonksi­yonları gelişimini de kontrol ederler.
    Vücudun sağlıklı kalması için ihtiyaç duyduğu mineral çeşitleri on beşten fazladır. Vücut, ihtiyaç duyduğu bu mineralleri yeterli miktarda karşılayamazsa yetersiz beslenme sonucu “mineral eksikliği”; aldığı mineralleri fazla miktarda kaybetmesi sonucu “mineral kaybı” oluşur.
Özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda mineral eksiklikleri ol­dukça büyük sorunlara neden olabilmektedir.Vücudun kendine oluşturmadığı  inorganik maddeler olan minareller vitaminler ile birlikte çalışarak vücatta
en fazla ihtiyaç duyulan bölgelere etkin bir şekilde ulaşmalarını sağlarlar.Dolayısıyla insan vücudunun en az vitaminler kadar minarellere de ihtiyaç vardır.Kan basıncında ,kalp ritminde,kas fonksiyonlarında,
vücuttaki sıvı dengesinin devamlılığında ,üremede oldukça önemli rol oynayan minareller ayrıva kan oluşumunu ve sağlıklı sinir fonksiyonları gelişimini de kontrol eder.Özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda minarel eksiklikleri oldukça büyük sorunlara neden olabilmektedir.




  
   KALSİYUM
: Özellikle kemik oluşumu ve diş sağlığı açısından önemli bir mineraldir. Kalsiyumun, kas büyümesi ve kasların gerginliği, enerji üretimi, si­nir iletimi ve kalbin ve kan damarlarının verimli ve düzenli çalışmasında önem­li görevleri vardır. Hamilelik ve doğumdan sonra süt yapımında etkilidir. Ro­matizmayı giderir, kemik erimesini önler, akciğerin normal çalışmasını sağlar, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca kanser ve kalp hastalıkları riskini azal­tır. Hayat boyu her gün düzenli olarak yeterli miktarda kalsiyum alınması ke­miklerin çabucak kırılmasına, kamburluğa ve insan boyunun kısalması riski­ne karşı korur. Sırt ağrıları çeken insanlara kemiklerini ve kıkırdaklarını güç­lendirmek için kalsiyum ve magnezyum takviyesi kullanmaları önerilmektedir.
    Kolon kanseri riski taşıyan kişilerin kalsiyum bakımından zengin bir beslen­me programı uygulamaları ya da kalsiyum takviyesi kullanmaları halinde hasta­lıklarının önlenebileceğine dair tespitler yapılmıştır.
   Kadınların adet dönemlerinde kalsiyum, magnezyum takviyesi kullanmala­rının ağrılarında rahatlama sağlamaya yardımcı olabileceği görülmüştür.
   Kalsiyum ve magnezyumun uzun süre bir arada kullanılması halinde beyin damarlarının da bulunduğu kan damarlarının sağlığı korunacak, migren kay­naklı baş ağrıları hafifleyecektir. Kalsiyum ve magnezyum takviyesi uyku prob­lemlerini çözmede de etkilidir.
    Kalsiyum eksikliğinde raşitizm, kemik erimesi ve diş çürümesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Saç ve tırnaklarda kırılmalar meydana gelebilir. Ayrıca, eklem ağ­rıları, kas krampları, egzama, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, sinirlilik, uyku­suzluk ve depresyona neden olabilir.
    Fazla kalsiyum alınması böbrek taşı ve kireçlenmesi, kas güçsüzlüğü, ke­miklerde kireçlenme gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.
    Kalsiyum en fazla süt ve süt ürünleri, yumurta, un, susam, saf bitter çikolata, soya fa­sulyesi, şalgam, ıspanak, patlıcan, patates, soğan, lahana, pırasa, karnabahar, küçük balıklar, fındık, fıstık, çilek, dut, portakal, limon, ayva, nar, hurma, kar­puz, pekmez, pirinç, nohut, mercimek ve zeytinde bulunur.
   
   SODYUM:
Sodyum, vücutta su dengesinin korunmasında ve besinlerin hücre duvarından geçişinde görev alan bir mineraldir. Sinir ve kas fonksiyon­larının sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için de gereklidir.
   Yeterince alınmazsa gelişmede bozukluk, kilo kaybı, mide ekşimesi görü­lür. Halsizlik ve güçsüzlük, baş dönmesi, çarpıntı, tansiyon düşüklüğü, hafı­za bozukluğu ve konsantrasyon zayıflığı, baş ağrısı, depresyon, mide bulantı­sı ve kas krampları gibi sağlık sorunları oluşur. Yetersiz tuz alımı, tuz alınma­dan fazla miktarda su tüketilmesi, böbrek hastalıkları, yanıklar ile ishal, kusma ve terleme yolu ile vücudun tuz kaybetmesi sodyum eksikliği oluşmasının baş­lıca nedenleridir.
   Normalde, vücuttaki sodyumun fazlası idrar ve terleme yoluyla vücuttan u­zaklaştırılır. Buna rağmen vücutta, sodyum fazlalığı olması halinde yüksek tansiyon, potasyum kaybı, vücutta su tutulması ve ödemler görülür. ­PİRİİ WORLD│
   Sodyum fazlalığının en önemli sebepleri aşırı tuzlu besinler tüketmek ve ye­tersiz su alımıdır. İshal, terleme ve kusma yoluyla vücudun fazla su kaybetmesi de kandaki sodyum oranının artmasına sebep olabilir. Sodyum fazlalığında po­tasyum takviyesi yaparak, potasyum eksikliğinden doğabilecek zararlı sonuç­lardan korunmaya çalışılmalıdır.
   Başlıca sodyum kaynağı yemeklik sofra tuzudur. Ayrıca, maden suları, baş­ta hamsi olmak üzere deniz ürünleri, peynir, kırmızı ve yeşilbiber, fındık, fıs­tık, ceviz,peynir,süt tozu,yumurta,ıspanak,ekmek,zeytin, kereviz ve havuç bol miktarda sodyum içeren besin maddeleri ara­sındadır.
   
   POTASYUM: Potasyum minerali, insan beslenmesinde hayati önem taşı­yan bir mineraldir. Potasyum, kalp ve kaslar için oldukça önemli olan, besin­lerin hücrelere taşınması ve sinir sistemindeki mesajların ulaştırılması gibi gö­revleri de yerine getirir. Vücuttaki alkolün, fazla suyun, fazla şekerin ve fazla tuzun atılması, insan vücudundaki su ve mineral dengesinin korunması da po­tasyum sayesinde gerçekleşir. Vücuttaki potasyumun %98i hücre duvarlarının içindedir. 
   Potasyum, yetersizliğinin en belirgin sebepleri arasında yetersiz beslenme, ishal durumu, kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, kusarak veya terleyerek vücut­tan atılan minerallerdir. Kişinin gün içinde çok fazla miktarda kahve tüketme­si ve stresli hayat tarzının olması da potasyum eksikliği sebeplerindendir. Po­tasyum yetersizliğinin ardından da kan dolaşım bozukluğu, kaslarda güçsüzlük yüzünden ortaya çıkan yorgunluk ve halsizlik halleri, iştahsızlık, mide bulantı­sı ve kusma, kabızlık, zihin bulanıklığı, dalgınlık, konsantrasyon eksikliği, baş ağrısı ve karın ağrısı, kramplar ve kalpte ritim bozuklukları gibi şikayetler or­taya çıkmaya başlar. Bunun yanında sporcularda meydana gelen sakatlanmala­rının en önemli sebeplerinin magnezyum ve potasyum eksikliğinden meyda­na geldiği bilinmektedir.
   Potasyumun gün içinde olması gerekenin çok üzerinde bir miktarda tüketil­mesi, böbreklerde ve kalpte bazı sağlık sorunlarına sebep olur. Aşırı potasyum tüketimi, kaslarda zayıflamaya, kalp ritim bozukluklarına, böbrek hastalıkları­na, idrar azlığına gibi bazı sağlık sorunlarına sebep olabilir.
   Lahana, brokoli, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler, zeytin, balık, sarımsak, portakal suyu, patates, muz, hurma, incir, avokado, kayısı, badem, fındık, ıspa­nak, pırasa, soğan, armut, karpuz, erik, tahıl kabukları, kepekli ekmek, bulgur ve pekmez ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, bol miktarda potasyum içe­ren besinler arasındadır.
   
   DEMİR: İnsan vücudu için önemi ve faydaları açısından vazgeçilmez bir mineraldir. B vitaminlerinin kullanımı, kanda oksijeni taşıyan kırmızı kan hüc­relerinin ve çeşitli enzimlerin üretimi için gereklidir. Demir minerali, bağışıklık │ sistemini güçlendirerek hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. Vücut diren­cini arttıran demir yorgunluğu gidermede faydalıdır. (SAKLI ŞİFA)
   Demir minerali vücudun büyümesine de yardım eder. Özellikle gelişme ça­ğındaki çocukların vücut ve beyin gelişimi açısından çok önemlidir. Eksikliğinde kansızlık oluşur. Önemli belirtileri, halsizlik, baş dönmesi gi­bi şeylerdir. Kadınlar erkeklerden daha fazla demir tüketirler. Bu nedenle kadınlarda de­mir eksikliği daha fazla görülür. Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık yani a­nemi, yorgunluk ve çalışma kapasitesinde azalma görülür.
   Karaciğer, böbrek, yürek, yumurta sarısı, bazı kuru baklagiller, deniz ürün­leri tahıl kabukları, kepekli ekmek, sakatat, yoğur, peynir, tereyağı, kakao, kuru meyveler, kaysı, badem, kuru üzüm, et, tavuk, , sebzeler, enginar, patates, laha­na, ıspanak, patlıcan, maydanoz, soğan, pırasa, karnabahar,, çilek, pirinç, bul­gur, nohut, mercimek, pekmez, muz, ayva, nar, hurma, karpuz ve susam demir içeren besinler arasındadır.
   
   FLOR:
Kemik ve diş yapısında yer alan, eksikliği veya fazlalığı vücutta za­rarlı sonuçlar doğuran elementlerden biridir. Diş çürümelerini önler. Kemikle­ri güçlendirerek kemik erimesi ve kırılmalarını engeller. Yetersizliği, dişleri zayıflatır ve diş çürümesini hızlandırır. Kemiklerin zayıf­lamasına ve kemik erimesine yol açar. İçme suyuna flor katılarak, flor eksikli­ği önlenmeye çalışılır. Ayrıca, pek çok diş macununa da eklenmektedir. Özel­likler bebeklerde ve çocuklarda flor eksikliği önlenmelidir.
   Flor fazlalığı dişlerde sararmaya ve diş minesinin tahrip olmasına neden o­lur. Ayrıca, kemiklerde ve eklemlerde de normal dışı gelişimler ortaya çıkabilir.
   Patates, soğan ve ıspanakta bulunur. Çay ve deniz balıkları, özellikle de so­mon balığı da flor ihtiva eden besinlerdendir.
 
    İYOT: Hayat için oldukça önemli bir element de iyottur. İyot mineralinin büyük bir kısmı Tiroid bezinde bulunur ve Tiroid bezinin fonksiyonlarını dü­zenler. İyot, aynı zamanda kanı temizler, ana damarların sertleşmesini önler, zihinsel fonksiyonları düzenler, kilo almayı sağlar. Normal büyüme ve gelişme, enerji kullanımı ve kilo kontrolü, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışması gi­bi başlıca fonksiyonlarda önemli görevler alır.
   İyot eksikliği, troid bezinin fonksiyonlarını yerine getirmesine engel o­larak başta guatr olmak üzere, zekâ geriliği, gelişim bozukluğu, kısırlık gibi şikâyetlerin oluşmasına neden olur.
   Deniz ürünleri, süt, başta yeşil yapraklı sebzeler olmak üzere; brokoli, laha­na, çilek, ıspanak ve havuçta bulunur.
 
    MAGNEZYUM: Magnezyum hayati önem taşıyan mineralden belki de en önemlisidir. Vücudun kendisi bu minerali üretmediği için magnezyumun be sinler yoluyla alınması gerekir. ­PİRİİ WORLD Vücudumuz için gerekli olan magnezyumu bazı gıdalardan, içtiğimiz sulardan özellikle maden sularıyla alırız. Magnezyum toprakta ve deniz suyunda saklıdır. Vücudumuzda da sürek­li doldurulması gereken bir magnezyum rezervi vardır. Yanlış beslenme, top­rakta bu mineralin giderek azalması magnezyumun vücut tarafından yeteri ka­dar alınmamasına neden olur. Ayrıca fazla terleyen, müshil veya idrar söktürü­cü ilaç alan kişilerde vücuttan daha fazla magnezyum gider. Stres, hamilelik ve emzirme gibi durumlarda ise vücudun magnezyuma olan ihtiyacı daha da ar­tar. Vücut bu minerali yeteri kadar almadığı zaman kemiklerde depo edilmiş olan magnezyumu kullanır. Rezervi bittiği zaman da alarm verir. Mide barsak bölgesindeki, idrar yollarında, baldırlardaki kramplar, kalp ritmindeki bozuk­luklar, boyunda ve omuzlarda kasılmalar veya sinirlilik, ellerde uyuşukluk ve karıncalanma, migren, dikkat azlığı, gürültüye karşı hassasiyet magnezyum ek­sikliğinin işaretleridir.
   Magnezyum, sinir sisteminin aşırı duyarlılığını azaltarak sakinleşmeye yar­dımcı olduğu için “Antistres minerali” olarak da bilinir. Astım ve alerjik nezle­yi hafifletir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendi­rir. Kas ve sinir fonksiyonlarının yürütülmesi, kalp ritminin düzeninin sağlan­masında magnezyum büyük önem taşımaktadır.
   Magnezyum, enzimlerin harekete geçirilmesi ve kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol alır. C vitamini, sodyum, potasyum, kalsiyum ve fos­for gibi vitamin ve minerallerin daha etkili kullanılması için de gereklidir. As­tım ve alerjik nezleyi hafiflemesi de magnezyumun faydaları arasındadır. Adet dönemi öncesi magnezyum takviyesi adet sancılarını azaltır. Hamilelikte görü­len kramplara karşı koruyucudur.
   Bilim insanları hastalıkların yüzde 13’ünün magnezyum eksikliğine bağlı ol­duğunu belirtertiyor, Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü olmaz. Magnezyum eksikliği kalp, böbrek, beyin ve karaciğer fonksiyonlarında aksak­lıklara yol açarak halsizlik, iştahsızlık, huzursuzluk ve uyku bozukluları, dal­gınlık, hafıza zayıflığı, öğrenme güçlüğü, böbrek yetmezliği, kalp çarpıntısı, kramp gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Özellikle alkol bağımlıla­rında ve sık alkollü içki içenlerde magnezyum eksikliğine bağlı kalp hastalık­ları daha sıktır. Ayrıca sigara da aynı etkiyi yaptığı için sigara içenlerde ihtiyaç daha fazladır. Bu da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlamaktadır. Ha­milelikte magnezyum eksikliği erken doğum riskini arttırır. Yeni doğanda ise magnezyum eksikliği bebeğin ısı kaybetmesine ve ölümüne yol açabilmektedir. Magnezyum fazlalığı bitkinlik, yorgunluk, uyuşukluk, böbrek ve sindirim sistemi hastalıkları, kaslarda istek dışı titremeler, terleme ve depresyon gibi sağlık sorunlarına yol açar.│ SAKLI ŞİFA  )
   
GIDA ÇEŞİTLERİ:(günlük ihtiyaç:300-500 mg.)

Kuru sebze ve meyveler, lahana, patates, pırasa, tahıllar, soya, badem, yer fıstığı, fındık, çikolata, muz, çilek, hurma, esmer pirinç, bulgur, kepekli ekmek soya,semiz otu,maydanoz,kuru bezelye ve etler kemik yapımı için gereklidir.
   
    FOSFOR:
Fosfor; insan vücudunda kalsiyumun ardından en çok bulunan mineraldir. En fazla kemiklerde ve dişlerde bulunur. Fosfor, hücrelerin büyümesi için yardımcıdır. Proteinlerin sentezlenmesine, enzimlere ve hücrede enerji üretiminde etkilidir. Kemik yapan, vücuda enerji veren bir maddedir. Kalbin dengeli çalışmasını sağlar, böbrek çalışmasını dü­zenler, sinir sistemi ve tüm organların çalışmasını arttırır.
   Fosfor eksikliğinde iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı, huzursuzluk, gerginlik gibi ruhsal sorunlar yaşanır. Aynı zamanda eklem sertliği, kemik ağrıları, ke­miklerin kırılganlığı ve duyu kusurları, büyüme yavaşlaması, kemik ve diş geli­şimi geriliği gibi raşitizm benzeri belirtiler görülebilir; diş kayıpları, cilt sorun­ları ve eklem iltihapları ortaya çıkabilir.
   Fosfor mineralinin fazlalığı da sağlık bakımından zararlıdır. Fosfor fazlalı­ğı, vücuttaki kalsiyum dengesini bozarak kemik yoğunluğunun ve gücünün a­zalmasına sebep olmaktadır. Bunun sonucunda kemikler direncini kaybederek kolay kırılmaktadır. Fosfor fazlalığı, tansiyonu da yükseltmektedir. Bunların dı­şında, çeşitli tarım ilaçları gibi aşırı fosfor içeren maddelerin tüketilmesi veya bu maddelerle temas edilmesiyle fosfor zehirlenmesi ortaya çıkabilir.
   Et, balık, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi protein açısından zengin olan be­sinler bol miktarda fosfor içeren besinlerdir. Bunların yanısıra fındık, çikolata, yumurta, kepek, kepekli ekmek, patlıcan, ıspanak, pırasa, patates, soğan, kar­nabahar, pirinç, bulgur, nohut, zeytin, portakal, çilek, nar, hurma maden sula­rı, meyveler ve meyve suyu, mısır, pırasa gibi besinler de fosfor minerali bakı­mından zengin besinler arasındadır.
   
    ÇİNKO:
Büyüme ve bağışıklık sistemini güçlendiren, vücudun hastalıklara karşı direncini artıran bir mineraldir. Vücudun kendi kendini yenilemesi ve çe­şitli görevleri için gereklidir.
   Çinko eksikliğinin en önemli belirtisi iştahsızlıktır. Eksikliğinde saçlar dö­külür ve vücut kılları kaybeder. Sedef hastalığı ve ciltte akneler sık görülür. Tat ve koku hissi kaybolur. Gözde katarak oluşur. Erkeklerde erken prostat bü­yümesi görülür, yumurtalıkların gelişmesi aksar. Cinsel organ gelişmesi durur. İnsan organizmasının büyüme ve gelişme geriliği oluşabilir.Ayrıca ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe ,enfeksiyonlara dayanıksızlık,,iştahsızlık ve kilo alamama,öğrenme ve dikkat eksikliği ,tat alma  duyusunda bozuklul siyah noktalar dermatit,saçlarda incelme ve dökülme gibi cilt sorunları yaşanabilir.
   Tahıl kabukları, kepekli ekmek, karaciğer, süt ürünleri (yoğurt peynir, tere­yağı) kuru fasülye, lahana, sarımsak, bulgur, dana eti, kına kına otu, çobançan­tası, marul, pancar, şalgam, yulaf tuzda tütsülenmiş balık, yumurta, konserve yiyecekler, bisküviler, süt tozu, domates, ıspanak, pırasa, patates, soğan, merci­mek, karpuz ve hardal çok miktarda çinko içeren besinlerdir.
 
    SELENYUM: Güçlü bir antioksidan olan selenyum, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kanser riskini azaltır. Hücreleri korur ve yaşlanmayı geciktirir. Doku esnekliğini arttırarak ve kalp hücrelerini destekleyerek kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Başta sperm üretimi ve canlılığı olmak üzere, üreme sağlığında rol alır. Akyuvarları güçlendirerek kanser ve tümör o­luşmasını engeller. Vücuttaki zehirli maddelerin zararlı etkilerini azaltır ve vü­cuttan atılmalarına yardımcı olur. Karaciğerin faaliyetlerini düzenli olarak sür­dürmesine katkıda bulunur.
   Selenyum eksikliğinde, miyokart enfarktüsü ve katarak riski artar. Halsiz­lik ve yorgunluk yapar çocuklarda da gelişimin yavaşlamasına neden olur. Göz sağlığını olumsuz etkiler. Erken yaşlanma, sinir sistemi hastalıkları ve zekâ ge­riliğine neden olabilir. Sperm üretimi ve kalitesi azalarak kısırlık oluşabilir. Ü­reme sağlığı açısından, erkeklerin Selenyum ihtiyacı kadınlara oranla daha faz­ladır
   Selenyum fazlalığında sindirim sistemi sorunları, saç, tırnak ve diş kaybı, çe­şitli deri, omurilik ve kemik iliği hastalıkları, ateş gibi sağlık sorunları görülür. Daha yüksek dozları öldürücü olabilir.
   Selenyum en fazla arpa, buğday gibi tahıllar, deniz ürünleri, et, karaciğer, pekmez, süt ve süt ürünleri, yumurta, tereyağı, mantar, soğan, lahana, broko­li gibi yeşil yapraklı sebzeler ve tavuk eti Et, yumurta, tahıl, baklagiller, susam, Hindistan cevizi, kuru yemişlerde ve bol miktarda balıklarda bulunur.
   
   KÜKÜRT:
Solunum sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur ve vü­cudun oksijen dengesini korur. Beyin fonksiyonlarının çalışmasını destekler. Saç, tırnak ve cilt sağlığı için gereklidir. Alerjik rahatsızlıklara karşı koruyucu­dur. Uyuz ve egzama gibi deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Karaciğerin düzenli çalışmasına yardımcı olur ve safra salgılarını arttırır. B Grubu vitamin­lerinin kullanılmasına yardımcı olur. Beyin fonksiyonları için gereklidir Oksi­jen dengesini sağlar .Bazı zararlı bakterileri öldürücü etkisi vardır. Kükürtün faydaları arasında yaşlanmanın belirtilerini azaltması da sayılabilir.
   Kükürt eksikliği saçlarda zayıflık ve deride solgunluk görülebilir.Aşırı kükürt böbreklere zarar verir. İnsan vücudu fazla kükürt alması duru­munda baş ağrısı, boğaz ve mide yanması, kusma gibi belirtiler gösterir. Ayrı­ca, alerjik deri hastalıklarına neden olur. Kükürt fazlalığı en çok astım hastala­rını olumsuz etkiler.Sağlıklı saç,cilt ve tırnaklar için gereklidir.Oksijen dengesinin muhazafasına yardımcı olur.Bu da beyin fonksiyonları için çok önemlidir.

   GIDA ÇEŞİTLERİ(günlük ihtiyaç:1000-1500 mg.)

Kükürt Kırmızı et, tavuk ve balıketi, yumurta, zeytin, havuç, soğan, sarım­sak, kereviz, turp, lahana, ıspanak, çilek, muz, maydanoz, marul, patates, incir,tere,soya,dana yürek,kuru fasulye,balıklar,yumurta,buğday çimi,karides mercimek,yulaf ezmesi,maydanoz ve hurma kükürt içeren besinler arasındadır.
 
    BAKIR:
Bakır karaciğerde depolanan; C vitaminini oluşumunda, vücut do­kusunun yenilenmesinde ve kemik yapısının sağlamlığı için gerekli olan bir mi­neraldir. Başta beyin ve sinir sistemi sağlığı üzere er türlü hastalığa karşı koru­ yucudur.│SAKLI ŞİFA
    Protein sentezlenmesinde ve enerji üretiminde görev alır. Alyuvarla­rın oluşumuna katkıda bulunur. Saç ve deri sağlığı için faydalıdır.
   Bakır eksikliği, bakır açısından yetersiz beslenme, bakırın yeterince emile­memesi ya da fazla çinko alımı gibi nedenlerden kaynaklanabilmektedir.
   Bakır eksikliği; bağışıklık sistemi zayıflamasına vücut direncinin azalması­na, güçsüzlük, kansızlık, sinir ve asabi bozukluklara, deride yara ve egzama gi­bi sorunlar ortaya çıkmasına yol açar. Kalp hastalıkları ve kalp krizleri meyda­na gelir. Ayrıca, saç dökülmesi, iştahsızlık, ishal ve çarpıntı meydana gelebilir. Kemikler ve dokuların yapısı olumsuz etkilenir.Bakırın aşırı dozda alınması, kanser riskini büyük oranda arttırmasının yanı sıra depresyon, şizofreni, bunaklık, hipertansiyon gibi ciddi zihinsel ve beden­sel rahatsızlıklar meydana gelir.

 GIDA ÇEŞİTLERİ:(günlük ihtiyaç:2-3,5 mg.)

 Zeytin, badem, fındık, ceviz, taze ve kuru üzüm, arpa, tam ekmek, bal, ku­zu ciğeri, sarımsak, portakal, pancar, pekmez, brokoli, fasulye,sığır karaciğeri,buğday çimi,ceviz,kayısı,mercimek,yulaf ezmesi,badem,soya,fındık,mantarlar,tere,limon.  ve bezelye bol miktarda bakır içeren besinler arasındadır.
   
   BOR:
Bor sağlık açısından önemli bir mineraldir. Vücudun fosfor denge­sini sağlar Kalsiyum, magnezyum ve fosfor mineralleri ile D Vitamininin vü­cutta korunmasına ve etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olarak diş ve kemik sağlığının korunmasına katkıda bulunur. Beyin fonksiyonlarını gelişti­rir, östrojen hormonunun çalışmasını destekler. Borun bir diğer özelliği de do­ğal bir antibiyotik oluşudur. Özellikle, kemik erimesi, migren, sinir hastalıkları, halsizlik, uykusuzluk ve kanser tedavilerinde kullanılmaktadır.
   Bor eksikliği, D vitamini eksikliğine ve buna bağlı olarak da kemik erimesi ve zayıflamasına ve kemiklerin daha kolay kırılmasına neden olur. Eksikliğinde ayrıca, konsantrasyon zorluğu ve hafıza zayıflığı görülebilir.Yüksek dozda alınması zehirleyici etki gösterebilir.

   Badem, fındık, elma, üzüm, çilek, hurma, şeftali, erik, patates, sarımsak, brokoli ve domates bol miktarda bor içeren besinler arasındadır.
 
   BROM:Uykusuzlukta çok faydası vardır ve sinir sistemini rahatlatır.Bu minarel,çilek,domates,elma,havuç,üzüm,kayısı,kavun,kereviz,lahana,pırasa,sarımsak,soğan ve turpta yeteri kadar bulunur.  

  BİZMUT:
Özellikle Anjin, bademcik, farenjit larenjit, kulak burun boğaz hastalıklarında çok faydalı bir mineraldir. Nezle damlaları gibi ilaçlara katılarak alınırsa iyileşme etkilerini hızlandırır.
   BROM: Sinir sistemini rahatlatıcı bir mineraldir.Çilek, domates, elma, üzüm, kayısı, havuç, sarımsak, soğan, pırasa, kereviz, lahana ve turpta bulunur.

   KOBALT: Kobalt da vücudumuzda yer alan elementlerden biridir. Bu ele­ment kandaki eritrositlerin oluşumunda gerekli B12 vitaminin bir parçasını o­luşturur. Bu nedenle vücuttaki kobalt eksikliği, eritrosit oluşumunu engelledi­ğinden, “pernisyöz anemi” adı verilen ağır bir kansızlık durumu oluşur ve has­talarda bitkin düşme ile genel zafiyet kendini gösterirPİRİİ WORLD│
   Damarları genişletir, yüksek tansiyonu önler ve giderir. Sinir sistemlerini rahatlatır. Migreni geçirmeye faydası vardır. Kansızlığı giderir. Karaciğer ve pankreasın normal çalışmasını sağlar
   Kobalt, B12 vitaminiyle beraber kobalamin bileşiğini meydana getiren bir elementtir. Pankreasta önemli miktarda bulunur. İnsülinin ve bazı enzimlerin sentezlerinde kullanılır. Yeterince B12 vitamini ihtiva eden besinler alındığın­da kobalt eksikliği görülmez.
 
    KROM: Kan şekeri ve kolesterol seviyesini kontrol eder ve dengede tutar. Böylece özellikle şeker hastaları için çok faydalıdır, insülin etkisi yapar. Kemik erimesini ve yaşlanmanın etkilerini azaltır. Ayrıca, krom minerali vücuttaki ya­ğı kasa dönüştürerek, kilo vermeye, vücut hatlarının daha düzgün görünme­sine ve kas yapmaya yardımcı olur. Erkeklerde cinsel gücün normal olmasını sağlar. Damarların sertleşmesini önler. Kalp ve damar hastalıkları önüne geçer
   Dengesiz beslenme sonucu oluşan krom eksikliği, huzursuzluk, halsizlik ve yorgunluğa neden olur. Kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek damar sertliği ve şeker hastalığı riskini artırır. Krom eksikliği olanlarda sürekli açlık hissi ve yeme isteği, tatlılara düşkünlük görülür.
   Fazlası krom zehirlenmesine neden olacağı için bilinçli ve ölçülü tüketilme­lidir. Bazı durumlarda baş dönmesi ve deri döküntüsü görülebilir. Özellikle şe­ker hastaları doktora danışmadan krom desteği almamalıdır.
   Kara kovan balı peteğinde, Et, pirinç, yer fıstığı, üzüm suyu, peynir, buğ­day, süt ve süt ürünleri, yumurta, tavuk, mısır, mantar ve patates bol miktarda krom içeren besinler arasındadır. Ayrıca, ısırgan otu, civanperçemi, meyan kö­kü ve yulaf da krom minerali açısından zengin bitkilerdir. Sebze ve meyve ka­buğunda bol miktarda krom vardır.
   
   LİTYUM:
Beyin için çok faydalı etkilere sahip birçok su sisteminde bulu­nan çok önemli bir mineral kaynağıdır. Lityum, içme suyunun doğal bir bileşe­nidir ve gözlemlere göre intiharı ve genel kötü davranışları azaltır ve uzun ö­mür sağlar.
   Mmanik-depressif hastalık tedavisinde ilk tercih olarak duygu durum dü­zenleyicisi olarak lityum karbonat tuzu kullanılır. Türkiye’de yaklaşık 30 bin ki­şi tarafından lityum kullanılmaktadır. Tekrarlanan hastalıklarda lityum tabletle­rinin ömür boyu alınması gerekebilir.
   Lityum eksikliğinde psikolojik bozulmalar, depresyonlar, bunalım ve sinir­sel rahatsızlıklar, dikkat dağınıklığı, kişilik değişikliği ortaya çıkabilir.Fazlası zarardır.

   MANGANEZ: Antioksidandır. Sindirimde ve besinlerden enerji üretilme­sinde yardımcı olur. Kemiklerin gelişmesi ile bağ dokuları için gerekli bir mine­raldir. Tüm vücuttaki kırıkların yenilenmesini sağlar Sinir fonksiyonlarında ve -       
   Gelişiminde  etkilidir. Cinsel gücü arttırır ve kısırlıkta faydalıdır. Kanın normal pıhtılaşması için gereklidir. Romatizmayı geçirir Beyin kaslarının beslenmesine yardımcı olur. Kadın ve erkeklerde üreme sistemine faydalıdır.
   Manganez yetersizliği, sürekli yorgunluk, hafıza problemleri, kısırlık, kilo kaybı, özellikle çocuklarda ve bebeklerde büyüme geriliği ve gelişim bozuk­lukları, kemik ve kıkırdaklarda anormal oluşumlar, bulantı, kusma, saçlarda beyazlaşma ve saç uzamasında yavaşlamaya neden olabilir. Ayrıca, diyabet ve pankreas bozuklukları görülebilir. Diyabet hastalarında vücutta olması gereke­nin yarısı kadar manganez bulunmaktadır.

.GIDA ÇEŞİTLERİ:

  Yeşil yapraklı sebzeler, meyveler, kepekli tahıllar, fındık, ceviz, badem, avo­kado,ince kepek,fındık,kepekli ekmek,badem,buğday çimi,buğday,kuru fasulye,kestane, kuşkonmaz ve çay manganez içeren besinler arasındadır.

   MOLİBDEN: Molibden insan hayatı için temel elementlerden biridir. Mo­libden yoğun olarak karaciğer böbrek kemik ve deride bulunur. Yetişkin insan vücutlarında yaklaşık olarak dokuz miligram molibden bulunmaktadır.Karaciğerde üretilen enzimlerin yapısına giderek miktarı yapıyı artırır. Ka­raciğerde depo edilmesini sağlar

   Baklagillerden fasulye mercimek ve bezelye molibden bakımından en zen­gin gıda kaynaklarındandır. Tahıl ürünleri ve kabuklu yemişler de molibden i­çeriği bakımından zengindir. Hayvansal ürünler, meyve ve sebzeler genellikle molibden içeriği açısından oldukça zayıftırlar. Molibdenin emilimi mide ve bağırsakta kolaylıkla meydana gelir ve boşaltı­mı ilk olarak idrar kanalıyla gerçekleşir.

   Yüksek seviyede molibden alımı yüksek oranda bakır boşaltımına dolaysıy­la da bakır eksikliğine neden olabilir.
   
    NİKEL:
Pankreas bezesini çalıştırır. Şeker hastaları için önemli mineraldir .Havuç,lahana,tere,mantarlar,ıspanak,taze fasulye,soğan,incir,kaysı ve kara kovan balı peteğinde yeterince bulunur. 
   
  SİLİSYUM: Zarları kuvvetlendirerek kanamaları önler. Organların vakitsiz yaşlanmasını, bozulmasını engeller. Beyin yorgunluğunu giderir. Yaraların ça­buk iyileşmesini sağlar.Bu minarel hücre zarlarını kuvvetlendirerek kanamalarını inceler.Organların vakitsiz yaşlanmasını ve bozulmasını engeller.Beyin yorgunluğunu giderir.Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar.Buğday kepeği,sarımsak,kuru fasulye,enginar ve kırkkilit otu (at kuyruğu)


BORON

Vücudumuzdaki ve kemiklerdeki kalsiyum,magnezyum ve fosforun muhazafası için gerekli olan bir minareldir.Boron bu 3 minarelin vücutta maksimum şekilde kullanılması  ve muhazafasını sağlayan yardımcı minareldir.

   DİĞER MİNARELLER;Stronsiyum ve kromur.

   TOZ  MAYANIN BULUNDUĞU VİTAMİN VE MİNARELLER :

  • B 1 vitamini,B 2 vitamini,B 5 vitamini,B 6 vitamini,B 8 vitamini,B 10 vitamini,B 12 vitamini,Potasyum,


  DİKKATİNİZE İÇİNDEKİLER ????
 Ayrıca bitki ve meyvelerin vitamın ve mineralleri okuyun......

 

  Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..

  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.

  Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır.

  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 







NOT:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ




Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam778
Toplam Ziyaret737906
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV