• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

I - İ - K BİTKİ İSİMLERİ ve ŞİFALARI

                                IHLAMUR:
                                      IHLAMUR

Latince Adı: Tilia tür­leri

     Ihlamurgiller familya­sındaki 30 kadar ağaç ya da ağaççık türünün ortak adı ıhlamurdur. Hızla bü­yüyen ve 20-25 m. kadar boylanabilen ıhlamur a­ğaçlarının gövde çapı 1,5 m. bile olabilir. Üzeri ko­yu yeşil yaprakları uzun saplı, yürek biçimli, kenarları düz ve almaşık dizilidir. Yaprağın gri ya da gü­müş rengindeki alt yüzünde tüyler bulunur. Haziran-ağustos ayları arasında a­çan sarımsı renkli özel, hoş kokulu çiçekleri vardır. Ağacın tek tohumlu mey­vesi minik, yuvarlak ve kurudur. Ihlamurun çiçek ve yapraklarında tilyum ad­lı glikozit, tanen, yapışkan bitki sıvısı ve farnesol içeren uçucu yağ bulunur. Ö­zellikle çiçek ve yaprakları tıbbi etkilerinden ötürü kullanılan ıhlamur ağacının beyaz, yumuşak ve homojen olan kerestesi heykelcilik vb. işlerde, gövde ka­bukları boyacılık ve halat yapımında kullanılmaktadır.

      Ülkemizde büyük ve küçük yapraklı ıhlamur türü ağaçlar yetişir. Bunların öncelikle çiçek ve yapraklarından faydalanılır.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: İster çiçek, ister yaprak, ister toz halinde olsun hepsinin çeştli zamanlarda farklı tadları vardır. Bitkisel çay olarak ıhlamurun birçok hastalığa faydası vardır.

Sinir sistemindeki gerginlikleri azaltır. Rahatlatıcı, yatıştırıcı ve uyku verici­dir. Kansızlığı giderir. Böbrek ve mesaneyi temizler. İdrar söktürücüdür. Grip ve soğuk algınlığına iyi gelir. Terleticidir. Göğüs ve bronşları yumuşatır. Kabız­lığı ve barsak spazmını giderir. Saç dökülmesini önler. Dıştan lokal veya tam banyo halinde alınırsa cildi yumuşatır. Uyarıcıdır. Vücudu güçlendirici toniktir.

      Kadınlarda aybaşı öncesi gerginlikleri giderir, aybaşı sancılarını azaltır. Bu etkileri sağlamak üzere, yaz ortasında, kuru bir günde yeni açmış ıhlamur çi­çekleri toplanır. Bunların yanına bir miktar yaprağı da katılarak gölgede özenle kurutulur. Güneş gören çiçekler koku ve etkilerini büyük ölçüde yitirir. Kuru­tulmuş çiçek ve yaprak karışımından 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kay­nar su dökülerek 10 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

   Ihlamurun bu etkilerinden de faydalanılmak üzere infüzyondaki çiçek-yap­rak karışımı dozajı artırılır: 2-3 tatlı kaşığı kullanılır. Aynı yöntemle hazırlanan infüzyondan günde üç kez birer bardak alınabilir.



                               ISIRGAN OTU:
                                   ISIRGAN OTU

Latince Adı: Urtica tür­leri

Diğer Adları Dolayan diken, Gidişken otu, Di­kenli Isırgan

     Isırgangiller familyası­nın örnek bitkisidir. Ülke­mizde yol ve tarla kenar­larında ve bahçelerde sık­ça görülen bir ya da çok-yıllık bitkilerdir. Isırganın gövdesi dört köşe kesit­li ve tüylü; kökü çok yayı­lıcıdır. Isırgan otunun dişli kenarlı yaprakları üzerinde bulunan ince tüyler cil­di tahriş eden kimyasal maddeler içerir ve bu kimyasallar yaprak cilt ile temas ettiğinde salgılanır.

    Bazı yerlerde pazarlarda satılan ısırgan, suda kaynatıldığında yakıcı etkisi­ni yitirdiği, faydalı bir besin olduğu için haşlanarak ıspanak gibi pişirilip yenir. Kurutulduğunda iyi bir hayvan yemi olur. Isırganotu günümüzde batı tıbbında pek çok ilaç içerisi kullanılır  olarak kullanılmaktadır.

    Isırgan bitkisinin tüm yüzeyini saran ve değildiğinde insan tenini yakan ısı­rıcı tüylerinde formik asit ile tüm bitkide histamin, klorofil, asetilkolin, demir ve C vitamini bulunur.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Yaprakları, tohumu ve kökünden faydalanılan çok şifalı bir bitkidir. Vücudu zararlı toksinlerden temizlemek için kullanılır. Vücudu güçlendirir ve destekler. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Hergün sabahları aç karnına sabah kahvaltısından yarım saat sonra ya da tüm gün boyunca içilen ısırgan otu çayı, rahatlık sağlar ve kişi kendini iyi his­seder. Günde 1-2 bardak içilmesi vücut için yeterlidir, fazla tüketilmemelidir. Isırgan otu çayını daha da lezzetli hale getirmek için nane ya da papatya ekle­nebilir.

    Prostat ve idrar yolları hastalıklarının tedavisinde çok etkilidir. Kadınlarda dölyatağı kanamalarında doku ve damar büzücü özellikleriyle kanamayı keser. Karaciğeri, böbrekleri, sindirim sistemini temizler; sindirimi düzenler. Bu etki­lerinden faydalanılmak üzere, ısırgan çiçek açtığında gövde, yaprak ve çiçekleri hep birlikte toplanarak gölge yerde kurutulur. 1-3 tatlı kaşığı kurumuş ısırgan karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendiri­lerek hazırlanan infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir.

    Isırgan otu, dalak hastalıklarına, karaciğere, solunum sistemine, mide hasta­lıklarına, mide ülserlerine, kramplarına, hazımsızlığa, barsak ülserlerine, barsak hastalıklarına, akciğer hastalıklarına fayda sağlamaktadır. Isırgan Otu çayı ya­parken, içerdiği etken maddeleri yok etmemek ve vitamin alabilmek için, yap­raklar haşlanır, kaynatılmaz. Her gün içeceğiniz 1 bardak Isırgan Otu çayı ile hastalıklara karşı koruma sağlamış olursunuz. Isırgan otu içinde bulunan yük­sek demir oranıyla kansızlığa karşı da uyarıcıdır.

   Isırgan, Romatizma ve eklem ağrıları ve siyatik ağrılarına karşı etkilidir. Saç ve tırnakların ana maddesi olan keratini güçlendirerek saç dökülmelerini ve tır­nak kırılmalarını önler. Çocuklarda oluşan egzamada ya da sinirsel kökenli cilt rahatsızlıklarında etkilidir. Bu durumlarda ısırganın infüzyonu ya da daha iyi­si dekoksiyonu kullanılır. Dekoksiyonun hazırlanması için 3-4 tatlı kaşığı kuru­muş ısırgan karışımıalınır. Kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra kısık ateşte ısıtma işlemi 15 dakika daha sürdürülür. Elde edilen dekoksiyon romatizma ve siyatik ağrılı yerlere ılık olarak uygulanırken elle ovuşturularak o bölgeye yedi­rilir. Saç dökülmelerinde bu dekoksiyonla friksiyon yapılır. Tırnak kırılmaların­da tırnaklar dekoksiyona batırılır. Egzama ve diğer deri şikâyetlerinde aynı de­koksiyon dıştan uygulanır.

    Kansere karşı koruyucudur. Egzama gibi deri hastalıkları için egzama otu­nun çayı içilmelidir. İştah açar. İdrarı arttırır ve kanı temizler. Boğaz ağrılarına iyi gelir. Aybaşı halini düzenler. Burun kanamasını keser. Isırgan otu böbrek taşı oluşumuna engel olur, aynı zamanda mesane taşını da önler; böbrek kum­larını dökmeye yardım eder. Balgam söktürücüdür.

 Isırganın kökü kaynatılarak saçlar bu su ile yıkanırsa saç dökülmesine, ke­peğe ve yağlı saçlara iyi gelir. Mantar zehirlenmelerinde ısırgan otu kaynatılıp içilirse faydası görülür.

Isırgan otunun çayı aynı zamanda kabızlığı önlediği için dışkılamada kolaylık sağlar. İlkbahar ve sonbahar aylarında filizlendiği için 4 haftalık çay kü­rü yapılabilir.

    Isırgan otu, el ve ayak sağlığı için de faydalıdır. Köklerini yıkayıp, sap ve yap­raklarını 5 litre suya koyup 10 saat bekletin. Daha sonrasında kaynama dere­ceisine ulaşana dek ısıtın. Küveti su ile doldurup, hazırlamış olduğunuz karışı­mı küvete dökebilirsiniz, ya da el ve ayaklar için bir leğen hazırlanıp, içine bu karışımı dökebilirsiniz. Hazırladığınız tek bir karışımı 3 sefer kullanabilirsiniz.

    Birkaç tutam yaprak suya konulup ısıtılır. Sonrasında 5 dakika demlemeye bırakıp sürülür. Daha sonra hazırlamış olduğunuz bu kürü, saçlarınıza sürüp biraz bekleyebilirsiniz. Cilde ve saçlara, Isırgan Otu fayda sağlayacaktır.



                                     ITIR:
                                 ITIR OTU

Latince Adı: Pelar­gonium türleri

Diğer Adları Çoban iğnesi, Kokulu sardun­ya, Turnagagası

    Sardunyagiller (Tur­nagagasıgiller) familya­sındandır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölge­lerinde çeşitli ıtır türleri süs bitkisi olarak yetişti­rilir. kışın yapraklarını dökmeyen çokyıllık bitkilerdendir. Yuvarlak kesitli, ye­şil renkli ve bol tüylü gövdeleri zamanla odunsulaşır. Derin girintili çıkıntılı, o­ya gibi süslü yaprakları ezildiğinde meyve, nane ya da hoş baharlı diğer koku­ları salar. Açık veya koyu pembe ya da beyaz renkli çiçekleri yaz mevsiminden sonbahara kadar açarlar.

     Itırın dallı ve yapraklı kısmı kesilerek demet halinde gölge bir yere asılarak kurutulur ve küçük parçalar haline getirilip bir kavanoza veya kağıt bir kutuya doldurulur. Yaprakları, çeşitli yiyecek ve içeceklere koku ve çeşni vermesi için katılır. Parfümeri endüstrisinde de kullanılan ıtırın meyve, nane ve hatta papat­ya kokan türleri de üretilmektedir.

İçeriğinde; tanen, uçucu eterik yağlar, acı maddeler bulunur.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Kanı temizler. Sindirim sistemi üzerinde olum­lu etkiler yapar. Itırın şifalı etkisinden en iyi şekilde faydalanabilmek için, tüm ıtır türleri küçük dozlarla alınmalıdır. 2-5 gr. kadar kurutulmuş ıtır yaprağının üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde iki-üç bardak içilebilir. Yapılan bu çay, özellikle ishal ve bağırsak iltihabı rahatsızlıklarına çok iyi gelir, hazımsızlığı giderir, sindirimi ko­laylaştırır, mide ve bağırsaklardaki aşırı gazları söktürür.

  Itır türlerinin cildi güzelleştirir. Bunun için yukarda tarifi verilen infüzyon dıştan ovularak cilde uygulanır.

    Itır çiçeği banyosu; döküntülü deri hastalıkları, egzama, ağır iyileşen yaralar, ülser ve uçuk gibi hastalıklara iyi gelir. Bunun için bir litre suyun içinde yakla­şık bir avuç dolusu bitki kaynatılarak beş dakika bekletilir, daha sonra süzülür ve yarım veya dolu küvete katılarak günde bir defa 20 dakika ıtır çiçeği banyo­su yapılır. Bu banyo hemoroid, menopoz şikayetlerinin giderilmesi ve selilüt ,kılcal damar hastalıklarının tedavisinde de çok faydalıdır.



                               İNCİÇİÇEĞİ:
                             İNCİ ÇİÇEĞİ

Latince Adı: Convalla­ria majalis

Diğer Adları Mayısça­nı, Müge


Zambakgiller familya­sındandır. Dağ ve orman­lık bölgelerinde yabani ve yaygın olarak yetişen, sü­rüngen kökgövdeli çokyıl­lık otsu bitkidir. Ülkemiz­de İstanbul, İzmit ve To­ros dağlan bölgesindeki ormanlarda yetiştiği gibi, bazı bahçelerde de süs bitkisi olarak yetiştirilmekte­dir. Gölgelik ve nemli yerleri seven bitkinin kökü, kökgövde çevreye yayılan kökçükler şeklinde; yaprakları sapsız, elips biçiminde, iri ve geniştir. Nisan-ma­yıs aylarında açan küçük beyaz çiçekleri saplı, çan biçiminde sarkık ve keskin kokuludur. Küçük meyvesi kırmızı renkli ve kokuludur.

İnciçiçeğinin kök, rizom, sap, yaprak ve çiçekleri, yapışkan bitki sıvısı, uçu­cu yağ ve glikozitleri içerir. Çiçeklerinden çıkarılan esans, parfüm endüstrisin­de değerlidir.

Faydaları ve Kullanım Şekli: Şifalı bitkiler içinde kalbimiz için en faydalı bit­kilerin başında inciçiçeği gelir. Özellikle başta hafif ve orta derecedeki kalp yetmezliği, kalp atışlarının zayıflaması, kalbin su toplaması, yaşlı ve yıpranmış kalp rahatsızlıklarına karşı kalbi güçlendirmek için kullanılır. ve kan damarla­rı daralan kişilerde kalbi güçlendirici etkisi vardır. Kalp çarpıntılarını keser. İd­rar söktürücüdür. Müshil etkisi de vardır. Bu etkilerinden faydalanılmak üzere, bitkinin çiçek açtığı nisan ve mayıs aylarında yaprak ve çiçekleri toplanıp göl­434│SAKLI ŞİFA

ge ve havadar yerde kurutulur.

Çiçek açmaya başladığı andan itibaren yaprak ve çiçekleri toplanarak hemen kurutulur. 55-60 C˚ sıcaklıkta kurutulursa daha iyi olur.

2 tatlı kaşığı kurumuş yaprak-çiçek karışımı üzerine l bardak kaynar su dö­külüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak olarak alınır.

İnciçiçeğinin hiçbir zehirleyici etkisi bulunmamaktadır. Gene de kalp rahat­sızlıkları için, doktor denetimi altında kullanılmalıdır.


               İSKENDERİYE MAYDANOZU


Bu güzel kokulu bitki hem selam otunu hem de melekotunu anımsatır
,bu yüzden onu tanımakta  yanılgıya üşeriz.Ancak cilalı gibi parlakyeşil renkli yapraklarının uçları yuvarlakken diğer 2 ottaki derin yaprak girintileri yoktur.Kimileri bu ota karaselam otu derler.Ortaçağda bitkiye verilen ad iskenderiye maydanozu anlamındaki Petroselinum alexandrium idi.Bu da otun akdeniz bölgesi olan kökenini ve pek  çok bitki gibi Romalılar tarafından kuzey avrupaya tanıtıldığını açıklıyordu.2 yüzyıldan beri iskenderiye maydanozu resmen tıbbi olarak listelere konulmasına karşın tarihin önemi daha çok mutfakta yaprağı kökü,gövdesi,ve çiçek tohumlarının sıkça  kullanımından  geliyordu.Bu durum ortaçağın yemek tariflerinde açıkca görülür.Ayrıca bitkinin kurumuş yaprakları iskorbitten korunmak üzere uzun eniz yolculuklarında bol bol tüketilirdi.

                                      KULLANIMI
DEKARASYONDA;

Kurumuş tohumları kış mevsimi çiçek düzenlemelerinde kullanılır


SOFRADA;

Tohumu öğütülür ve karabiber gibi kullanılır.Tomurcukları salataya ve çiçekleri baharlı baharlı gözlemelere konur.Körpe yaprakları çiğ olarak salatalarda yenir ya da çeşni katması içingüveç yemeklerine katılır.Balıkla birlikte servis yapılır.Güveçte buğulama ile ya da körpe gövde parçaları kendi suyuyla tencerede pişirildiğinde kuşkonmaz tadı alır.Bunlar soslarla servis edilir.Toprağın yüzeyine yakın yerdeki kalın kısmı buğulanarak yenir.

KOKU YAPIMINDA;

Kaba olarak öğütülüp güzel koku tabağına katılır.


 

                                      Kappari             

                                       sakli şifa kappari 1

 (spinoza ya da ovata) aslında dünyanın en önde gelen flavonoid içerengıdasıdır. İçinde kuersetin ve kaemperefol miktarı sarımsaktan çok daha fazladır.

 Flavonoidler antioksidan özellikleri olan, yani vücuda zarar veren öğeleri etkisiz hale getiren bitkisel maddelerdir.

 Antioksidan aktiviteleri ile “serbest radikal” olarak adlandırılan ve hücrelere zarar veren maddeleri zararsız hale getirirler.

 Güçlü antioksidan etkisiyle kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterirler.

 Kanserli hücrelerin çoğalmasını engellerler. Yapılan çalışmalarda flavonoidlerin akciğer kanseri oranını %50 azalttıkları, tümör hücrelerinin çoğalmasını engelledikleri gösterilmiştir.

 Özellikle kanser hastalarında trombosit sayısını yükselttiğinden faydalıdır. Yani anti tümör etkilidir.

 Kan bozukluklarına faydalıdır. Kan yapıcıdır. Kanla ilgili problemleri olan hastaların mutlaka kullanması gerekir.

 Karaciğerin en büyük dostudur ve özellikle karaciğer yağlanması başta olmak üzere karaciğer hastalarının mutlaka kullanması önerilir.

 Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyicidir ve dalak büyümesinde faydalıdır. Multipl Skleroz (MS) hastalığında inanılmaz derecede faydalıdır. Mide ülserini iyi eder.

 Cinsel gücü ciddi miktarda arttır. Sindirim sistemini düzenler. İdrar söktürücüdür. Solucan ve parazit düşürücüdür.

 Romatizma rahatsızlıklarına iyi gelir. Felçten korur, iskorbit hastalığında kullanılır.

 Gut ve hemoroid hastalarına fayda sağlar. Defne gibi kapari de adet düzenleyicidir.

 Pek çok süpermarkette kaparinin tomurcuktan yapılmış turşusu satılır. Ama insanlar onun meyvesinin turşusunu hiç bilmezler.

 Meyvesinden yapılan turşusu aslında tomurcuk turşusuna göre çok daha değerlidir.

 Fosfor, potasyum ve kalsiyumca zengin kalkerli ve killi toprakları seven ve güneşten hoşlanan bir bitki olması nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kandiliğinden yetişir ve iyi gelişir. Capparaceae familyasından olan gebereotunun Capparis spinosa ve C. ovata olmak üzere iki türü mevcuttur.

                         Kapari Nasıl Kullanılır 

Çiçek tohumları açmadan önce toplanarak ilaç yapımında kullanılır. Ayrıca, meyveleri ve yaprakları da kullanılır. Turşusu yapılır. Salatalarda ve balık yemeklerinde farklı bir lezzet  vermek için garnitür olarak kullanılmaktadır.

 

                                Kaparinin Faydaları

Cinsel Gücü Artırıcı

Kabızlık giderici

İdrar söktürücüBalgam söktürücü

Solucan düşürücü

Ağrı kesici

Romatizma

Felç

İskorbit hastalığı

Kan bozuklukları

Gut hastalığına

Antitümör

Hemoroid

Dalak büyümesi

Kalça rahatsızlıkları

.Adet düzenleyici ve sancıları

Diş ağrıları

Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici

Multipl Skleroz MS hastalığı                                     
                   
                                           

                                                 KEMKÜM

                                                KAMKAT

                             kamkun sakli sifa    

                                       Şimdi Türkiye de     

Doğu Asya ve Çin'de doğal olarak yayılış gösteren çalı biçimindeki  portakal, mandalina, bergamot, limon gibi turunçgiller ailesinin bir meyvesidir. Biçimi tıpkı limona, rengiyse tıpkı portakala benzer. Ama limon ve portakalın kabuğunu soyarak yersiniz; kamkatın kabuğunu soymanıza gerek yoktur, meyveyi bütün olarak yemeniz gerekmektedir. Kokusu bergamotu andırır ve elinizde tuttuğunuz kamkatın kokusu uzun süre gitmez.

Kamkat, çiğ olarak tüketilebilindiği gibi, reçel, marmelat, meyve suyu, şekerleme, kek, pasta yapımında da kullanılır. Çin lokantalarında yemeğin sonunda yenen bir tatlı çeşidi. Kamkat C vitamini yönünden zengin bir bitki. 100 gramında 43.9 miligram C vitamini var. Kas ve doku oluşumu için gerekli olan bu vitamin diğer mineral ve vitaminlerin daha iyi kullanılmasına da yardım ediyor. Yine 100 gramı yendiğinde 71 kilokalori enerji ve 1,88 gram protein veriyor.

Kamkat, "turunçgiller ailesinin küçük mücevheri" olarak adlandırılıyor. Bizim kamkat adını verdiğimiz bu meyve, bilim dünyasında "fortunella" olarak adlandırılıyor. Fortunella adını, 1812 - 1880 yılları arasında yaşamış İskoçyalı bahçecilik uzmanı  un soyadından köken alıyor Çin'de yaşadığı yıllarda sürekli ilginç bitkileri toplamış ve İngiltere'ye dönüşünde de bu koleksiyonunu beraberinde getirmiş. Batı dünyası, bu birikimin içinde yer alan kamkatla, Fortune sayesinde tanışmış. Onu onurlandırmak amacıyla, bu bitkilerin cins adına Fortunella deniyor. Dünya halkları arasında da "kumquat ya da komquot" adlarıyla anılan meyveye "altın portakal" diyenler de var

19. yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika'ya giren kamkat, seralarda ve saksıda yetiştiriliyor. Hatta günümüzde süs bitkisi olarak balkonlarda, bahçelerde çevre düzenlemesinde de kullanılıyor. Dünyada Çin, Japonya ,Amerika'da yaygın olarak; daha küçük ölçekte Porto Riko, Guatemala, Kolombiya, Brezilya; Güney Hindistan'da da yalnızca deniz seviyesinden yüksek yerlerde yetiştiriliyor. Avustralya ve Güney Afrika'daysa sınırlı olarak kültüre alınıyor.Türkiyede mersin den anamura kadar  yetişmekte dir .

 


                          KADINTUZLUĞU:

                                      TUZLUK

Latince Adı: Berberis vulgaris

Diğer Adları Amberpa­ris, Çobantuzluğu, Dike­nüzümü, Sarıçalı

Kadıntuzluğugiller fa­milyasının örnek bitkisi­dir.

    Ülkemizde ormanların açıklık yerlerinde ve çitler­de yetişen, kışın yaprakla­rını dökmeyen dikenli bir ağaççıktır. Derimsi yapılı, açık yeşil renkli oval biçimli, yapraklarının kenarla­rı kızılımsı renkli ve batıcı dişli olur. Sarı ya da turuncu renkli çiçekleri olgun­laşınca, erkek organları çabukça dişi organların üzerine kapanarak tozlaşmayı sağlar. Sonra bu dişi çiçekler kırmızı ya da siyah renkli, oval biçimli, buruk ve ferahlatıcı tadı olan meyveleri oluşturur.

     Kadıntuzluğunun kök ve yapraklarında; berberin, oksiyantin, palmatin, ko­lombanin, berbamin vb. alkaloitler ile kelidonik asit ve tanen bulunur.

   Bitkinin meyveleriyle şurup ve reçel yapılır. Kadıntuzluğu bitkisi buğdayda kınacık hastalığı yapan pas mantarına arakonaklık ettiği için, buğday ekimi ya­pılan tarlalara yakın yerde yetiştirilmesine izin verilmez.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: İştah açıcıdır. Ateş düşürücü etkisi vardır. Kus­mayı önler. Damar daraltıcı etkiler yapar. Tadı acı olan ve vücudu güçlendiren bir tonik ve müshildir. Bu iki etkisiyle zayıf, bitkinlikten ve peklikten şikâyeti olan kişileri güçlendirirken bağırsaklarının temizlenmesini de sağlar. Karaciğe­rin işlevlerini düzenleyen ve safra akışını artıran en iyi ilaçlardan biridir. Safra kesesi yangısı ve safra kesesinde taş bulunması durumlarında faydalı olur. Sıt­maya karşı iyileştirici etki yapar. İrileşmiş dalağı küçültme gibi ilginç bir göre­vi daha bulunmaktadır.

    Bütün bu önemli faydalan sağlamak üzere, kadıntuzluğu bitkisinin gövde ya da kök kabukları alınır. Bunun için ilkbahar başında ya da sonbaharın sonuna doğru toprağı kazılıp bitkinin kökü çıkarılır ve soyularak kabuğu alınır. Gövde kabukları da aynı dönemlerde bitki soyularak alınır. Bu kabuklar gölgelik bir yerde özenle kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş kabuk 1 bardak suya konulup su kaynama noktasına kadar ısıtılır. 10-15 dakika soğumaya bırakılır. Böylece ha­zırlanan dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.

Uyarı: Hamile kadınlar kadıntuzluğu bitkisini kullanmamalıdır.




                                  KAKULE:
                                  KAKULE

Latince Adı: Elettaria cardamomum

Diğer Adları Hemame

     Zencefilgiller familyasın­dandır. Çin’de her derde de­vaymış gibi sıkça kullanılan kakule ülkemizde yetişmez. Mızrak biçimli iri yaprakla­rının üzeri koyu yeşil olup yaprakların altı daha açık yeşil ve ipeksi görünüşlü­dür. Bitkinin sarı renkli kü­çük çiçekleri, ilkbaharın ortasından yaz başına kadar açar. Daha sonra bu çi­çekler, içinde bitkinin koyu kırmızı-kahverengi tohumlarını taşıyan tohum zar­fı şeklindeki meyvelere dönüşür. Tohumlar hoş kokulu ve baharlıdır. Piyasada yanlarında siyah tohumları bulunan siyah ve yeşil olmak üzere iki çeşit kakule vardır. Yeşil kakulenin aroması daha fazladır.

     Kakule tohumları uçucu yağ ve çeşitli maddeler içerir. Bu tohumlar hoş ko­kuları nedeniyle, öğütülmeden olduğu gibi ya da öğütülüp toz haline getirilerek bazı yemek, kurabiye, bisküvi, turşulara katılır. Bazı ülkelerde kahveye eklenip “kakule kahvesi” yapılarak içilir. Tohumları parfüm endüstrisinde de kullanılır.

  Kakule: Safran ve vanilyadan sonra en pahalı baharattır. Zencefil, kişniş ve Muskat cevizi ile birlikte kullanılmaktadır.

Kahveli keklerde cazibeli bir tat vermektedir.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Acı ve tatlı yiyeceklerde daha güçlü bir aroma katmak için kullanılan kakule iştahı artırır. Sindirim sistemini uyarır, sindirimi kolaylaştırır, sindirim yetersizliği nedeniyle oluşan mide ve bağırsak gazlarını söktürür, karın ağrısını da geçirir. Baş ağrısını geçirir. Tükürük akışını hızlan­dırır. Bu etkileri sağlamak üzere piyasada satılan kakule tohumları alınır, 1 bar­dak kaynar suya o anda ezilen 1 tatlı kaşığı dolusu kakule tohumu konur. 10- 15 dakika süreyle demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bar­dak içilir. Eğer iştah açıcı ya da gaz söktürücü etkisinden faydalanılacaksa, bu infüzyon yemeklerden yarım saat önce alınmalıdır. Böbrek iltihabı, bel soğuk­luğu, mesane enfeksiyonu gibi hastalıkların tedavisinde çok faydalıdır. Bir tu­tam kakule tozu ve muz yaprağı kullanarak müthiş bir idrar söktürücüdür ve mesane enfeksiyonları, idrar çıkaramama gibi sorunların çözümünde etkilidir.

    Kakule aynı zamanda cinsel sorunların tedavisinde de faydalıdır. Bir tutam kakule tozunu kaynar süt ile karıştırarak iktidarsızlığa karşı mükemmel bir ka­rışım hazırlayabilirsiniz. Karışımın etkisini artırmak için bir miktar safranı da ekleyebilirsiniz. Günde 2 bardaktan fazla tüketilirse ters etki yapabilir.

   Kakule kan akışını hızlandırarak kalp ve organlardaki kan dolaşımını artırır. Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına karşı kullanılabilir.

   Kakule tohumları ayrıca nefesin kötü kokusunu da temizler. Bunun için bir-iki kakule tohumu ağza alınıp çiğnenir. Kakule, aynı zamanda C vitamini yö­nünden de zengindir. Bu yüzden özellikle kadınların menopoz dönemindeki kemik erime sorunlarına karşı da etkilidir.



                            KARAHİNDİBA:
                                     KARAHİNDİBABA

Latince Adı: Taraxacum officinale

Diğer Adları Aslandişi, Keklikotu, Radika, Şeytanarabası

    Bileşikgiller familyasındandır. Ülkemizde genellikle çayırlık alanlarla yol ke­narlarında yetişen, çokyıllık otsu bitkidir. İçi kengel denilen acı bir sütle dolu uzun kazık kökü, rozet oluşturan derin dişli yapraklarını ve yapraklardan daha uzunca olan çiçek saplarını taşır. Bu sapların tepesinde bulunan kömeç şeklin­deki altın sarısı çiçekleri ilkbahardan sonbaharın ortasına kadar açar.

    Karahindiba yüksek oranda en iyi doğal potasyum içeren kaynaklarından biridir. A ve C vitamini ve nikotinik asit ile türlü mineraller yönünden de zen­gindir. Bu nedenle yaprakları salatalara katılıp yenir. Kökü de, yaşken doğra­nıp salatalara katılır. Kurutulan kökü birçok ülkede öğütülüp acı hindiba kah­vesi olarak içilir.

   Fadaları ve Kullanım Şekli: Safra salgılarını söktürür. İdrar söktürücüdür. Kabızlığa, gut hastalığına ve uykusuzluğa karşı olumlu etkileri vardır. Bu etki­leri sağlamak üzere, bitkinin kazık kökü sonbaharda toprağı kazılıp çıkarılır ve boylamasına parçalara bölünerek gölgede kurutulur. Kurumuş kök parçaların­dan 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Ateş kısılarak ısıtma 15-20 dakika daha sürdürülür. Böylece hazırlanan dekoksiyon­dan günde iki-üç kez birer bardak içilir.

    Karahindiba egzama ve aknelere karşı fayda­lı olur. Bunun için, bit­kinin yaprakları kaynar suya atılıp 10-15 dakika demlendirilerek hazırla­nan infüzyon, şikâyet e­dilen yerlere dıştan uy­gulanır.

   Bitkinin yeşil bölüm­leri ezilerek yüz maske­lerine katıldığında cildi temizler ve nemlendirir. Vücuda zindelik ve güç verir. Karahindibanın bu tonik etkisinden faydalan­mak üzere, bir bez torbaya konulan bitki demeti, banyonun sıcak su musluğu altına asılır. Sıcak su akıtılarak doldurulan küvete daha sonra biraz soğuk su ek­lenip içine girilerek banyo yapılır



                                   KARANFİL:
                               




                                   k




Latince Adı: Eugenia caryophyllata (ya da Syzygium aromaticum)

    Mersingiller familyasındandır. İklimi uygun olmadığından ülkemizde yetiş­meyen karanfil ağacı, dört mevsim yeşil kalır. Karanfil çiçeklerine karanfil ba­haratı ile benzer kokuya sahip olduğu için bu ad verilmiştir.

   Derimsi dokulu parlak ve iri yaprakları dallarda karşılıklı çiftler halinde di­zilmiş olup üzerlerinde salgı bezi benekleri bulunur. Çan biçimindeki pembe renkli çiçeklerinin tomurcukları kurutulduğunda kırmızımsı kahverengine dö­ner. Hoş kokulu olan bu tomurcuklara kısaca ‘karanfil’ adı verilir.

     Karanfil ağacının çiçek tomurcuklarından elde edilen baharat, odunumsu, siyah renkli ve güzel kokuludur. Acımsı ve ekşi bir tada sahiptir. Hindistan’da yemeklerde çokça kullanılır. Avrupa’da daha çok turşu ve reçellere çeşni kat­mak amacıyla, bazen de tatlılarda kullanılır.

     Karanfil tomurcuklarında ogenol adı verilen hidrokarbon, şahsilik asit ve karyofillin içeren bir uçucu yağ (esans) bulunur. Karanfilyağı da denilen bu e­sans, diş hekimliğinde sıkça faydalanılan antiseptik ve ağrıkesici ilaçların yapı­mında kullanılır. Karanfil tomurcukları ise, bazı reçel, yemek ve turşu yapımın­da çeşni olarak kullanılmaktadır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Karanfil tomurcukları uyarıcıdır, özellik­le sindirim sistemi üzerinde uyarıcı etki yapar. Gaz söktürücüdür. Mide bulan­tısını bastırır. Kusmaları önler. Bu etkilerinden fay­dalanılmak üzere piyasada satılan karanfil tomurcuk­larından bir tutam (7-8 ta­ne) alınıp 1 bardak kaynar suya atılır. 10 dakika dem­lendirilerek hazırlanan in­füzyon ılık olarak içilir.

    Karanfil tomurcukla­rı nefesin kötü kokusunu yok eder. Bunun için to­murcuklar ağızda çiğne­nip sert bakiye tükürükle atılır ya da yukarda tarifi verilen infüzyonla garga­ra yapılır.

   Karanfil tomurcuğu ağrı kesici ve hafif uyuşturucudur. Bu etkilerinden fay­dalanılarak diş ağrısını kesmekte kullanılır. Bir adet karanfil tohumu ağıza alı­nır. Ağrıyan çürük dişin yakınma getirilir ve bir süre orada tutulur ya da gene piyasada satılan karanfilyağı biraz pamuğun üzerine damlatılır ve pamuk ağrı­yan dişe bastırılır.

Karanfilyağı romatizma ve nevralji ağrılarının hafifletilmesinde faydalı olur. Bunun için karanfilyağı ağrılı yerlere dıştan ovuşturularak uygulanır.



                           KARAKAFES OTU:
                                        KARAKAFEES OTU

Latince Adı: Symphytum officinale

Diğer Adları Eşekkulağı

     Hodangiller familyasındandır. Ülkemizde Kuzey Anadolu’da yetişen, çok­yıllık otsu bitkidir. Karakafes otunun toprakta 3 m. ve hatta daha derine kadar inen kalın ve uzun, bir kökü vardır. Dört köşe kesitli, tüylü, yeşil renkli göv­desi, bitkinin tepesinde dallara ayrılan yapıdadır. Uca doğru sivrilen yaprakla­rı kaba dokulu, damarlı ve koyu yeşil renklidir, ilkbahar sonunda başlayıp son­bahara kadar açan mavimsi mor renkli çiçekleri, çan biçimli ve yere doğru sar­kık salkımlar halindedir.

   Karakafes otunun kök ve kökgövdesi ilkbahar ve sonbaharda toprağı kazı­larak çıkarılır. Bunlar iyice temizlenir ve küçük parçalara ayrılır. 40-60 C dere­ce sıcaklıkta kurutulur. Körpe yaprakları da toplanıp gölgelik bir yerde özenle kurutulur. Kurumuş yaprak ve kökleri karıştırılır.

    Karakafes otu uçucu yağ, reçine, tanen, alkaloitler, yapışkan bitki sıvısı ve insanda hücre oluşumunu destekleyen allantoin adlı maddeyi içerir. Yaprakları kalsiyum, potasyum, fos­for gibi değerli mineral­ler ile A, B12, C vitamin­leri yönünden zengindir. Bu nedenle bazı yerlerde karakafes otunun yap­rakları çiğ olarak salata­lara katılır, ıspanak gibi pişirilir. Gövdesi kayna­tılıp ağartılarak kuşkon­maz gibi pişirilir ve yenir.

       Faydaları ve Kullanım Şekli: İshali keser ve peklik verir. Yatıştırıcıdır. Vücudu güçlendirici toniktir. Kanı ve idrar yollarını temizler. Balgam söktürücüdür. Göğsü yumuşatır ve üst solunum yollarını da temizler. Bronşit ve öksürük durumlarında iyileştiri­ci ve rahatlatıcıdır. Gastrit, onikiparmakbağırsağı ülserleri, ülserli kolit ve mi­de çeperinin zayıflaması nedeniyle oluşan fıtıklarda güçlü bir iyileştiricidir. Da­mar ve doku büzücü etkileri nedeniyle iç ve dış kanamalarda iyileştiricidir. Ay­nı etkisi nedeniyle hemoroidte iyileştirici olur. Şifasından faydalanmak için ku­rutulmuş kurukafesotu parçalarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kay­nama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateş kısılıp 10-15 dakika daha ağır ağır ı­sıtma işlemi sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez bi­rer bardak içilir.

    Karakafes otu etkili bir yara iyileştiricidir. Yara, yanık ve Cildi yumuşat­ma işlemlerinde losyon halinde ya da banyo suyuna bolca katılarak uygulanır.

   Eklem ağrıları, berelenme, ezik, hafif yanık, kesik, burkulma ve şişmelerin iyileştirilmesinde etkili olur. Bu etkileri için bitkinin körpe yapraklarıyla yara la­pası hazırlanır ve şikâyetli yerlere dıştan uygulanır.

   Uyarı: Çok derin yaralarda karakafes otunun uygulanmasında dikkatli olun­malıdır. Çünkü bitki yaranın üzerinde sağlıklı bir doku oluştururken altta ka­lan yara apse yapabilir.


                                   KULLANIMI

SOFRADA;

Körpe yaprakları doğranarak salatalara konur.Ispanak gibi pişirilir.Kaynatılıp ağartılır.Sonra kuşkonmaz gibi pişirilir.

KOZMETİKTE;

Yaprağı ve kökü cildi yumuşatmak üzere çay gibi demlendirilip banyo suyu ve losyonlara katılır.

TIPTA;

Yaprağı kabalaşmış cilt ağrıyan eklem,yanık,kesik,burkulma ve şişik gibi durumları iyileştirmek için yara lapası yapılır.Mide ülserleri ve öksürüğü rahatlatmak üzere çay gibi demlendirilip  içilir.

                            KEÇİSEDEFOTU:
                          KEÇİSEDEF OTU

Latince Adı: Galega officinalis

Diğer adları: Beygir İyesi, Keçisakalı…

    Baklagiller familyasındandır. Ülkemizin çeşitli yerlerinde yaygın biçimde ye­tişen, çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Gövde üzerinde karşılıklı dizili koyu ye­şil yaprakları, haziran-ağustos aylarında bol çiçekli salkımlar oluşturarak açan, açık mor ya da ender olarak beyaz çiçekleri vardır. Bu çiçekler, içinde pek çok tohumu taşıyan esmer kırmızımtırak renkte kuru meyveler verir.

   Keçisedefotu bitkisinin sap, yaprak ve çiçekleri, bitkinin çiçek açtığı yaz ay­larında toplanır. Gölgelik yerde özenle kurutulur.

Keçi sedefotunun top­raküstü kesimlerinde sapo­ninler, flavon glikozitler, acı maddeler, tanen ve galeghin adı verilen bir alkaloit bulu­nur. D-l peranin, hinezolon alkaloidleri, saponinler, ta­nenler, acı maddeler. Tohum­larda; galegin, luteolin, ve o­non ihtiva eder.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Emzikli annelerde süt gelişini artıran etkisi vardır. Bu etki o denli güçlüdür ki, bazı durumlarda sütün % 50 oranında artışı sağlanabilir.

 Küçük dozlarda alınırsa kandaki şeker düzeyini düşürür. Bu nedenle şeker­li diyabeti olanlar keçi sedefotunu alabilirler. Ancak bu tedavi, insülin tedavisi­nin yerine geçmemeli ve tıbbi gözetim altında yapılmalıdır.

    Bitkinin, memeleri geliştirme etkisi de vardır. İdrar söktürücüdür. Terleti­cidir. Bu etkileri sağlamak için Kurutulmuş bitki karışımından 1 tatlı kasığı a­lınıp 1 bardak kaynar suyun içine konur ve 10-15 dakika süreyle demlendirile­rek elde edilen infüzyondan, günde iki kez birer bardak içilir. Sulu mantar has­talığı tedavisinde kullanılır.

Uyarı: Keçi sedefotu galeghin adlı maddeyi içerdiğinden, yüksek dozlarda alınırsa sinir merkezlerini felce uğratabilir. Bu nedenle yukarıda verilen doz ke­sinlikle aşılmamalıdır.




                                 KEDİNANESİ:
                                                KEDİ NANESİ

Latince Adı: Nepeta çatarla

Diğer Adları Nezleotu, Pisikotu, Yabani Sümbül

      Ballıbabagiller familyasındandır. Ülkemizde iç ve Doğu Anadolu bölgele­rinde doğal olarak ye­tişmektedir. çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Dört köşe kesitli, boy­dan kabarık çizgili, ha­fif tüylü, keskin acı ko­kulu ve yeşil renkli göv­desi dallara ayrılan ya­pıdadır. Kalp biçimin­de, üzeri sarı lekeli, ke­narları dişli ve gri-yeşil renkli yapraklarının altı ince tüylü olup çift­ler şeklinde dizilmiştir. Bu yapraklara dokunulduğunda, ele nane kokusu siner. Kediler bu kokuyu pek sevdiğinden bitkiye sürtünür ya da bitkinin üzerine yatarlar. Kedinane­si mavimsi-mor renkli, beyaz noktalı, keskin kokulu çiçeklerini yaz mevsimin­de başaklar oluşturarak açar. Oval biçimli, kahverengi minik tohumlarının bir ucunda beyaz benek vardır. Güneşli ya da az gölgeli yerleri, süzek toprakları seven bitki, her türlü toprakta yetişmekte ve tohumlarıyla çoğalmaktadır, iste­nirse ilkbaharda bitki bölünerek çoğaltılabilir ve kedilerden korunarak yetişti­rilir. Nane kokulu yaprakları ve körpe sürgünleri bazı yerlerde salatalara katılır. Çeşni vermesi için yaprak ve sürgünleriyle etler ovulur. Kedinanesi, bulundu­ğu bahçelere bal arılarını çeker.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Mide rahatsızlıklarını ve sindirim güçlüklerini giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Spazm çözücüdür.

    Çocuklarda ishali giderici, mükemmel bir ilaçtır. Vücudu rahatlatarak gev­şetir. Uykusuzluk durumunda kullanılır. Kısa zamanda uyku getirir.

    Geleneksel olarak kullanılagelen soğuk algınlığı ve grip ilaçlarından biridir. Güçlü terletici etkisi bulunduğundan bronşit gibi hastalıklarda, ateşlilik du­rumlarında kullanılır ve kısa sürede beden ateşini düşürür.

   Bu etkileri sağlamak için kedinanesinin yaprak ve çiçekleri yaz başı ya da sonbaharın başlarında toplanır. Gölgelik yerde özenle kurutulur. 2 tatlı kaşığı kurumuş bitki karışımı alınıp 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika süreyle dem­lendirilir. Böylece elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak içilebilir .

   Şakak rabatsızlıklarında bu demli çay dıştan uygulanır ve baş ağrılarına i­yi gelir.

   Kedinanesi bitkisinin doku ve damar büzücü etkisi vardır. Antiseptik (mik­rop kırıcı) etkisi bulunur. siyah nokta  tedavisinde etkili olur.

    Çıban tedavisinde kedinanesinin körpe yaprakları ve çiçekli başağı ezilip ya­ra lapası yapılır. Bu lapa çıbanlara sürülür.  baş ağrısı ve şakakta duyum­sanan rahatsızlıklar için yukarıda tarifi verilen infüzyon, ovuşturularak yüze ve şakaklara uygulanır.

   Yaprağı ve çiçekli tepesi vitamini içerir. Soğuk algınlığı ve yüksek ateşi ge­çirmek üzere çay gibi demlendirilir. (Kedinanesi hastanın uykusunu getirir ve terlemesine neden olur. Ancak, beden ısısını artırmaz) Aynı şekilde baş ağrısı mide bozulması durumunda hafif bir yatıştırıcı olarak alınır.


   Kedinanesi/Yabani sümbül(2)
                  KEDİ NANESİ

 

Ballıbabagiller

 

Bitkibilimdeki nepeta adı kedinanesinin günümüze oranla daha çok değer verilerek yetiştirildiği eski Roma’nm Nepeti kentinden gelmiş olabilir. Balıarat olarak kullanılışı ve tıbbi niteliklerinin yam sıra sigara gibi içildiğinde insan üzerinde yaşamın baskılarını azaltan sanrılara neden oluşu yüzünden kedinanesi eskiden iyi bir ün kazanmışü. Bu bitki bir bahçenin bordürlerine dikildiğinde, kedüer tarafından biçimi bozulmamışsa,lavanta ya da beyaz renkli halka şeklinde dizilmiş çiçekleri ve onlara konan anlarla güzel bir görüntüyü oluşturur. Kediler kokusunu pek sevdikleri bu bitkinin üzerine yatar, mutlulukla yapraklanna sürünürler. Böylece, yararlı ota kedinanesi adı verilmiştir.

Bu bitki talanımdaki daha küçük boylu bir tür olan N. mussinii kedilerin daha az ilgisini çeker ve geleneksel olarak lavanta ile güllerin önüne dikilir.

 

KULLANIMI

 

Dekorasyonda

TÜM BİTKİ (N. mussinii) Bahçelerde iyi bir bordür bitkisi olur.

Sofrada

YAPRAĞI Çeşni katması için, yapraklanyla etler oğuştunılur. SÜRGÜNLERİ Genç ve körpe sürgünleri salatalara konulur.

Evde

TÜM BİTKİ Arıları bahçeye çeker. YAPRAĞI Haltica epitrix türü yaprak böceklerini kaçırmak üzere sebze tarhlarının yakınına dikilir.

Tıpta

YAPRAĞI ve ÇİÇEKLİ TEPESİ C vitamini içerir. Soğuk algınlığı ve yüksek ateşi geçirmek üzere çay gibi demlendirilir. (Kedinanesi hastanın uykusunu getirir ve terlemesine neden olur. Ancak, beden ısısını artırmaz.) Aynı şekilde, baş ağrısı ve mide bozulması durumunda hafif bir yatıştırıcı olarak alınır. Şakak rahatsızlıklarında bu demli çay dıştan uygulanır.

 


                                        KEDİOTU:
                                      KEDİ OTU

Latince Adı: Valeriana officinalis

     Kediotugiller familyasının örnek bitkisidir. Ülkemizde kediotunun 10 ka­dar türü görülmektedir. Tıbbi alanda kullanılan kediotu çokyıllık dayanıklı ot­su bitkidir. Pek hoş kokmayan kısa kökgövdesi yanlara doğru saçaklar atar. Yu­varlak kesitli, boydan boya oluklu ve yeşil renkli bir gövdesi vardır. Bayır turpu­nunkine benzeyen keskin kokulu, koyu yeşil renkli, kenarları dişli, dar ve uzun yaprakları, çiçek saplarının dibinden sürerler. Hazirandan eylül ayına kadar sal­kımlar halinde açan minik çiçekleri itici kokulu, soluk mor-pembe ya da pem­bemsi beyaz renklerdedir. Bu çiçeklerin olgunlaşmasıyla ortaya çıkan tohumla­rı yassı ve açık kahverengidir.

    Vücuda faydalı etkileri Antik çağlarda da bilinen kediotunun rizom ve kök saçaklarında nişasta, şeker ve reçine, tanen, chatinin, valerin, terpinen, terpi­nol, karvakol, bronil isovalerat, kumarin, hatinin a-metilprilketon, limonen va­leranik asit ve izovaleryanik asit, borneol, pinen ile kampen içeren uçucu yağ i­le gene uçucu alkaloitler bulunur. Bu kökler bazı yerlerde çorba, güveç yemek­leri ve dolma içlerine, bitkinin çeşitli mineraller yönünden zengin yaprakları da, çürütülüp kompozit gübre yapılan bitkilerin arasına katılır.

     Faydaları ve Kullanımı Şekli: Vücuda faydalı bitkiler arasında sinirleri yatış­tırıcı etkisi en çok olanlardan biridir. Sinirsel kökenli baş ağrılarına ve migrene iyi gelir. Spazm çözücüdür. Bedende oluşan krampları, bağırsaklarda duyulan ani ağrıları ve aybaşı nedeniyle ortaya çıkan kramp ve sancıları yok eder. Gör­me bozukluklarında oluşan baş ağrılarına karşı da etkilidir. Aşırı sinirlilik du­rumundan ortaya çıkan kalp ağrılarını ve çarpıntılarını geçirir. Uyku getiricidir. Özellikle sinirsel kökenli uykusuzluğa karşı iyi bir ilaç oluşturur. Gerginlikten ötürü bedende oluşan ağrıları keser. Gaz sök­türücüdür. Nezleye kar­şı iyileştirici etkisi vardır. Romatizma ağrılarını da hafifletir.

    Bütün bu önemli et­kileri sağlamak üzere tıbbi kediotunun rizom ve kök saçakları sonba­harın sonlarına doğru bitkinin toprağı kazıla­rak çıkarılır, iyice temiz­lenir ve gölgeli, havadar bir yerde kurutulur. Kurumuş kökler parçalara ayrılarak 1-2 tatlı kaşığı kuru kök, 1 bardak kaynar su içinde 10-15 dakika süreyle demlendirilip bir infüz­yon elde edilir. Bu infüzyon vücuda zararlı olmadığından, ihtiyaç duyuldukça birer bardak olarak içilir.

   Kediotunun kuru kökleri kaynatılarak bir dekoksiyon elde edilir. Bu dekok­siyon siyah nokta  ve isilik şikâyetinin olduğu yerlere dıştan uygulanır. Aynı dekoksi­yon sinirleri ve vücudu yatıştırıcı amaçla hazırlanan banyo suları ya da yüz yı­kama losyonlarına katılır.

    Kediotunun köklerinin damıtılmasıyla elde edilen kediotu esansı da sulandı­rılarak yukarıda sayılan etkileri elde etmek üzere kullanılabilir.

Kediotu, içerdiği fosforla çevredeki bitkilerin gelişmelerini destekler.

Mineral yönünden zengin yaprakları, çürütülüp gübre yapılacak bitkilere katılır,

Kediotu kökü başarat ve böcekleri kendine çeker. Fare kaparılannda kul­lanılır.

Kökü kaynatılıp elde edilen bitki özü yüz yıkama suyunda, bedeni yatıştırıcı banyo suyunda,  isilikler için losyonlarda kullanılır.




                                 KEKİK:
 



                                   ke


Latince Adı: Thymus türleri

Diğer Adları: Çalı ke­kiği

    Ballıbabagiller famil­yasından Vücuda faydalı nitelikleri ta Antik çağlar­dan beri bilinen bir bitki­dir. Ülkemizde kekik tür­lerinden 40 kadarı doğal biçimde yetişmektedir. Bu türlerden en çok bilineni “adi kekik” kışın yapraklarını dökmeyen çokyıl­lık bir çalıdır. Yeşil-kahverengi dörtgen kesitli gövdesi, bitkinin ikinci yılında o­dunsulaşır. Tüylerle kaplı gri-yeşil renkli, hoş kokulu ince yaprakları vardır. Bit­kinin soluk erguvani renkli çiçekleri, yaz başı ile ortası arasında açar. Küre bi­çimli minik tohumları parlak kahverengidir.

     E czacılıkta bazı ilaçların yapımında kullanılan şifalı bir bitkidir. Çiçekleri, tomurcukları ve sapı baharat olarak kullanılır. Bazı türlerinin çiçekli ve yapraklı dallarından damıtma usulüyle kekik yağı elde edilir. Yapraklı dalları çay olarak da içilir. Güzel ve hoş kokusu vardır. Peygamberimiz bir hasislerinde. “Evleri­nizi- zaman zaman- akgünlük, yavşan, kekik ve gelin çiçeği gibi güzel kokulu otlarla tütsülendiriniz” buyurmuştur.

    Kekik türlerinin yaprakları kurumuş dallarının üzerinden elle sıyrılarak a­lınır. Bitkinin çiçekli tepeleri ise yaz başından sonuna kadar yağışsız günler­de toplanır. Bunlar, gölge ve havadar yerde özenle kurutulur, kuru yapraklar­la karıştırılır.

   Kekik bitkisine hoş kokusunu veren, timol ve karvakrol adlı maddelerdir. Timol, karvakrol, pinen, terpinen, terpineol, borneol, kariofilen, linalool, ete­rik yağ, organik asidler, luteolin, glikozitler, acı maddeler, madeni tuzlar.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Kekik, midedeki gazı çıkarır, mide ve karaci­ğer üşütmelerine karşı faydalıdır. Şişkinliği giderir, ağır yemekleri hazmettirir. Şehveti tahrik eder, koklanması nezleye iyi gelir Ayrıca, idrarı ve adet kanama­sını arttırır. Gözlerin görme duyusunu keskinleştirir, hafızayı kuvvetlendirir.

    Bir çorba kaşığı kekiği yarım kilo suda birkaç dakika kaynatmak, soğuttuk­tan sonra yemek aralarında veya yemekten sonra bir-iki bardak içmekte fay­da var.

Kekik yağı, ağız yoluyla alındığında akciğer ve göğüs hastalıkları için gayet faydalıdır. Safrayı arttırır ve bağırsak kurtlarını düşürür.

    Kekik ayrıca antiseptik (mikrop kırıcı) bir bitkidir. Kekiğin antiseptik ve ko­ruyucu niteliklerini bilen Mısırlılar bu şifalı otu mumyalama işinde kullanmış­lardır. Gerçekten de kekik yüzlerce türünün koku olarak farklı olmasının ya­nında eşdeğerleri içerisinde en mükemmel dezenfektan, antiseptik ve antibiyo­tik bir bitkidir. Özellikle iltihaplı yaraların temizliğinde ve iyileştirilmesinde et­kili olur. siyah nokta  tedavisinde de temizleyici ve iyileştirici etkileri görülür. Bu etki­lerinden faydalanılmak için kekikyağı, sulandırılarak yara ve siyah noktalara  dıştan uy­gulanır ya da kurumuş kekik karışımdan 2-3 tatlı kaşığı alınıp suda kaynatılarak elde edilen dekoksiyon yaralara ve siyah noktaları yerlere dıştan uygulanır.

    Kurutulmuş kekik yaprakları, çeşni vermesi için özellikle çorba ve et ye­meklerinde baharat olarak kullanılır. Ancak kokusu çok keskin, bitkinin tadı da acı olduğu için, kekik, yemeklerde çokça tüketilmemelidir. Bal arıları kekik türlerini çok sever ve makbul olan kekik balı yaparlar.

   Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağır­sak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır. Lezzet arttırıcı yönlerinin yanısıra sağlığa da çok faydalı bir bitkidir.40-50 gr. kadarı 1 lt. suda haşlanıp ara sıra bir çorba ka­şığı içilirse mide sularını arttırır, iştah açar. Hazmı hareketlendirir, kolaylaştırır. İçine kekik atılmış, vücudun dayanabileceği sıcaklıklıktaki su ile yapılan ban­yo romatizma ağrılarına çok iyi gelir. Kekik çay gibi, içildiğinde göğsü yumu­şatmak, öksürüğü kesmek, sinirleri yatıştırmak gibi değerli niteliklere sahiptir.

   Gaz söktürücüdür. Yatıştırıcıdır. İdrar söktürücüdür. Spazm çözücüdür. Kan dolaşımını hızlandırıp artırır. Terletici ve balgam söktürücüdür. Soğuk al­gınlığı, nezlenin boğaz ağrıları ve öksürüğün tedavisinde faydalı olur. Bronşit, boğmaca ve astım tedavilerinde başarıyla kullanılır. Doku ve damar büzücü et­kileri nedeniyle çocuklarda ishal ve yatak ıslatma durumlarının iyileştirilmesin­de yardımcı olur. Bütün bu etkilerinden faydalanmak üzere, daha önce hazır­lanmış olan karışımdan 2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suya dökülür. 10 dakika süreyle demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bar­dak olarak içilir. Tadı acı olduğundan içine biraz bal katılarak alımı kolaylaştın­lır. Bu çay, soğuk algınlığı ve boğaz ağrılarına iyi gelir.

   Kekik, larenjit (gırtlak iltihabı) ve tonsilit (bademcik iltihabı) durumlarında da iyileştirici olur. Bunun için yukarıda tarifi verilen dekoksiyonla ağızda de­rin gargara yapılır.

Uyarı: Kekiğin içerdiği karvakrol adlı madde bazı kişilerin cildinde yakıcı ve kızartıcı etkiler yapabileceğinden, kekikyağı sulandırılarak uygulanmalıdır.

Kekik çiçeklerini arılar çok sever, Kekik kokulu bal değerlidir.




                                KEREVİZ:
                                 KEKİK

Latince Adı:: Apium graveolens

    Maydanozgiller famil­yasındandır. Ülkemizde Sahil bölgelerinin ve özel­likle de bu bölgelerin çu­kur ve sazlık kesimlerinin bolca yetiştirilmekte olan kereviz, Yabani kerevizle­rin ayıklanma ve ıslahı ile elde edilmiş ikiyıllık, çok kokulu, otsu tarım bitkisidir. Yumrukökleri şişkin, etli ve lifli; 2-5 yaprakçıktan oluşan yapraklan çok parçalı ve yaprak sapı olukludur. Bitkinin kökü gelişkin olanlarına kök kereviz, sapı gelişkin olanlara ise sap ya da yaprak kereviz denir. Kereviz bitkisi birinci yılında yalnızca kök ve yapraklarını geliştirir, ikinci yılın­da sapı sürerek beyaz ya da sarımsı renkte çiçeklerini açar ve tohum verir. Çi­çekleri krem rengine çalan beyaz renkte, 2-3 mm. çapındadır. Tohumları 1,5-2 mm. uzunlukta, esmer renkli ve özel kokulu olur.

     Kereviz zeytinyağlı olarak, dolması yapılarak, haşlanmış sebze olarak, sala­tası veya çorbası yapılarak yaygın şekilde tüketilen bir sebzedir. Kökü genel­likle patates gibi etli olarak pişirilir, ancak patatesten farklı olarak yaprakları da yemeğe katılabilir.

Besin değeri ve faydası bakımından Allah’ın bir lütfü olan bu bitki pek çok hastalığa iyi gelir.

     Başta fosfor olmak üzere çinko, bakır, mangan ve selenyum mineralleri ve A, B C vitaminleri ve diğer besleyici maddeler yönünden zengin bir bitki o­lan kerevizin, kök ve yaprakları makbul bir sebze olarak bolca tüketilir. Körpe yaprakları kurutulup ezilerek bazı yemeklere çeşni vermesi için katılır, içerdi­ği minerallerden başka, % 2-3 oranında apiol adlı uçucu yağı içeren tohumla­rı, öğütülüp kereviz tuzu olarak bazı yiyeceklere katılır. Tuzsuz rejimlerde sof­ra tuzu yerine kullanılır.

    Çorba, köri, güveç ve turşulara katılır. Yaprağı doğranarak salata, krem pey­niri, kümes hayvaru dolma içi ve garnitürlere küçük oranlarda katılır. Aynca i­yi doğranmış bir avuç dolusu yaprağı kaynar suda pişirilen balık ya da kabuklu deniz ürünlerine konulur. Sebze çorbası ve güveçlere pişerken, son üç dakika içinde eklenip yemek karıştırılır.

  Faydaları ve Kullanım Şekli: Yaprağı vitamin, mineraı tuz ve besleyıci diğer öğeler yönünden zengindir. Çay gibi demlenip iştah açıcı ve sındirimi kolaylaş­tıncı infüzyon olarak içilir.

Tohumu Sinirleri yatıştırmak ve midedeki fazla gazı çıkartmak üzere kayna­tılıp özü çıkarılarak içilir.

    Uyarıcıdır. İdrar söktürücüdür. Kanı temizler. İçerdiği apiol adlı madde ne­deniyle idrar yollarını da temizler. Gaz söktürücüdür. İştahı açar, sindirimi ko­laylaştırır. Sinirleri yatıştırır. Vücudu güçlendirici toniktir. Romatizma, artrid ve gut tedavisinde olumlu etkileri vardır. Eskiden beri afrodizyak etkisi olduğu varsayılmaktadır. Bütün bu etkilerinden faydalanılmak üzere, 1 bardak kaynar suya, piyasadan satın alınan, sonbaharda toplanmış olgun kereviz tohumların­dan o anda ezilmiş 1-2 tatlı kasığı atılır ve 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir.

    Kandaki stresi hormonlarını azaltır ve sinir yorgunluğunu giderir. Vücu­du kuvvetlendirir. Cinsel gücü ve isteği arttırır, iktidarsızlığı giderir. Ağız ko­kusunu giderir. Öksürüğü keser. Karaciğer şişliğini ve sarılığı giderir. Sivilce­leri azaltır. Böbrek kumunun ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Yük­sek tansiyon, şeker ve prostat hastalarına faydalıdır. Hipertansiyonu ve koles­terolü düşürür. Mideyi kuvvetlendirir. Ağrıları giderir. Cilde tazelik ve parlak­lık verir. Unutkanlığa karşı faydalıdır. Anne sütünü arttırır. Romatizma ve gut şikâyetlerini azaltır.

   Mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezleri­ni çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerin­den temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına fay­da. Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarı­lığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atar. Böbreklerden kumu, taşı döker. Şişmanları zayıflatıyor

Bitkinin körpe yaprakları, güneşsiz ve havadar bir yerde kurutularak havan­da ezilip toz haline getirilir ve bazı yiyeceklere, çeşni vermesi için serpilir. Bit­kinin tohumları da kurutulup ezilerek kereviz tuzu olarak bazı yiyeceklere ka­tılır.

   Kerevizin sapı, yaprağı ve kökü kullanılır. Kereviz yemeği ve salatası yapıla­bileceği gibi tohumu da kullanılır. Kaynatılıp suyu içilirse fazla salgılanan mide asidine ve idrar zorluğuna iyi gelir. Kereviz kaynatılırken suyuna limon ilave e­dilirse gaz yapması önlenir. Kereviz tohumu adet kanamalarını tetikleyici etki­si nedeniyle adet düzensizliği çekenler için faydalı olabilir. Midenin işlevlerine yardımcı olur. İdrar oluşturmaya yardımcı olur. Gut hastalıklarına, romatizma­ya karşı etkilidir. Kilo vermeye yardımcı olur.





                            KETEN (TOHUMU):
                                           KETEN TOHUMU

Latince Adı: Linum türleri

Diğer Adları Bezir, Zeyrek

      Ketengiller familyası­nın örnek bitkileridir. Eski Mısırlılar döneminden be­ri vücuda faydalı özellikle­ri bilinen ve kullanılan ke­tenin Anayurdu Akdeniz havzasıdır. 100 kadar ke­ten türü olup bu türler­den bazısı ülkemizde ye­tişmektedir. Keten bitkisi biryıllık bir tarım bitkisidir. Bitkinin tepesine doğ­ru dallara ayrılan yeşil renkli gövdesi; almaşık dizili, ucu sivri ve uzunca biçimli yalın yaprakları; yaz boyunca açan gök mavisi renginde 5 taçyapraklı, süs çiçe­ği gibi güzel görünüşlü çiçekleri vardır. Olgunlaşan çiçekleri, bir ucu sivri, yu­varlak biçimli, her biri 2 tohum taşıyan 5 gözlü kahverengi meyvelere dönüşür.

    Keten bitkisinin tohumlarında % 30-40 oranında sabit yağ; yapışkan bitki sıvısı, protein ve promarin adı verilen glikozit bulunur. Bitkinin tohumların­dan elde edilen ve boyacılık, muşamba yapımı, kimi zaman da besin endüstri­lerinde sıkça kullanılan bu yağa bezir ya da beziryağı denilir. Bitkinin tohum­ları ezilip yağı alındıktan sonra kalan küspesi değerli bir hayvan yemi olur. Ke­tenin gövdesinden elde edilen lifler de, makbul sayılan keten ipliği yapılmak ü­zere dokumacılıkta kullanılır.

Faydaları ve Kullanım Şekli

    Pekliği giderici müshildir. Veterinerlikte de bu amaçla sıkça kullanılır. Sindi­rim sisteminde, mide ve bağırsaklardaki enfeksiyon ve tahrişlere karşı koruyu­cu etkileri vardır. Karaciğer ve safra kesesinin ani sancılanmalarına karşı fayda­lı etkilerigörülür. Yatıştırıcıdır.

   Bu etkileri sağlamak üzere sonbahar başlarında iyice olgunluğa erişen to­humlan toplanır ya da piyasadan sağlanan bu tohumlardan 2-3 tatlı kaşığı alı­nıp üzerine bir bardak kaynar su dökülür. 10-15 dakika demlendirilerek hazır­lanan infüzyondan, günde iki kez sabah ve akşamları birer bardak içilir. Alı­mında zorluk çekilirse meyve suyuyla karıştırılıp içilebilir.

Keten tohumları ayrıca çıbanların olgunlaştırılmasında; yara ve yanıkların i­yileştirilmesinde faydalıdır.

Zona ve sedef hastalıklarında rahatlatıcı ve iyileştirici etkileri görülür.

Cildi yumuşatıcı ve ciltteki ağrıları kesici etkisi vardır.

 Akciğer enfeksiyonları, özellikle nezle sonrası ortaya çıkan bronşit ve ök­sürük tedavisinde çok faydalıdır.

   Bu etkileri sağlamak için olgun keten tohumları ezilerek sıcak suya konulup 2-3 dakika süreyle kaynatılır. Suyu süzülüp bir tülbenteya da gazlı beze serilen tohumlar şikâyetli yerlerin üzerine ya da akciğerle ilgili rahatsızlıklarda göğsün üzerine konularak bastırılır.



                             KETEN  TOHUMU

KETEN TOHUMU YAĞI ILE TEDAVI: NASIL KANSER YÜZLEŞMEK VE ONU YENMEK IÇIN?

Almanya biohemičarka ark. Johanna Budwig'in, gıda tedavisinde, Nobel Ödülü'ne aday yedi kez, çok sıkı ve tutarlı keten tohumu yağı, bal, meyve suları ve sıcak içecekler kullanımını savunur. Metnin parçaları Alman Amerikalılar William L. Fischer kitaptan alınmıştır, "Mücadele Nasıl Kanser & Win" (kanser yüzleşmek ve onu yenmek için nasıl), ama onlar tedavi için rehber olarak alınmamalıdır, ama sadece gibi ek tedavi doktorunuz ile ele alınmalıdır

  KETEN TOHUMU

 

Gıda tedavisi vs .. Budwig çok sıkı ve tutarlı. Açıklama için, geleneksel tıp Jane D. bir örnek "çaresiz hastaları" ilan etti. O herhangi bir yemek tutamadı midesinde var.Sonra o lavman bezir yağı (120-250 ml) ile tedaviye başladım. Birkaç gün sonra o ham bal ile karıştırılarak günde keten tohumu taze zemin, 250 gr yemeye başladı. O (ağız yoluyla) alınan uzun bir süre sonra hastalar tarafından gerçek bir gıda oldu. Karışım şaşırtıcı derecede iyi. Yayımlandı dr göre. öğütülmemiş keten tohumu ve bal karışımı Budwig her zor ama orta hasta kişiyi kullanılır. Jane karışımı, birkaç gün sürdü midesini getirdi ve daha iyi hissetmeye başladı. Cesur bir içki ve çeşitli meyve ve sebzelerden şekersiz taze meyve suları. Dr Budwig taze havuç suyu ya da kereviz ve elma bir arada öncelikle önerilir. Biz suyu tam bileşimini biliyorum çünkü suyu en iyi kendi meyve sıkacağı, evde hazırlanır. Eğer, ancak, biz satın alırsanız, herhangi bir koruyucu ya da katkı maddesi içermemelidir. Jane'in çocukların önemli bir kısmı o günde üç kez içmek zorunda sıcak içecekler vardı. Bal ile isteğe bağlı tatlı olarak mevcuttur nane veya çubuğun en iyi bitkisel çay. Şeker kesinlikle yasaktır. Çok tatlı üzüm suyu tek başına sarhoş olabilir veya ikinci suları şekerli olabilir. Izin verilir ve gerçek bir çay düşük doz sabah sadece içebilirsiniz.         Alternatif - yulaf ezmesi Jane çok zayıf hissettim, evde dr Budwig'in tarafından onun yulaf ezmesi tarifi hazırlamak için:. 120 ila 150 ml koymak çiğ yulaf ezmesi üç büyük yemek kaşığı soğuk su ve kaynatın. Hamuru taze çekilmiş keten tohumu 3 büyük yemek kaşığı ekleyin ve düşük ısıda çok yavaş her şeyi kaynatmak için 10 dakika bekletin. Bundan sonra, soba ve suşundan püresi çıkmak. Eğer istenirse sindirmek için kullandığı için, biraz süt ekleyin. Bu yüzden çok yüksek besin değerine sahip bir karışım olsun. Tat, taze havuç, portakal suyu, üzüm (başına ¼ fincan) veya iki çorba kaşığı ince rendelenmiş elma ekleyerek geliştirilebilir. Biz havuç suyu eklerseniz, püresi yemek zorunda.     keten tohumu yağı ile Klasik diyet: temizlik ve güçlendirilmesi için diyet yukarıda açıklanan kullanım birkaç gün sonra, Jane keten tohumu yağı ile klasik diyet başladı. Nedeniyle uzayan bir hastalık ve yorgunluktan onu büyük bir yemek programı çok sıkıydı. 07:00 - aç karnına lahana turşusu gelen suyu 60 ila 120 ml. Bu meyve suyu yağ emilimini artırır laktik asit, bir sürü onların metabolizmasını hızlandırır ve bağırsak peristaltiğini uyarır içerir. Bu şekilde, vücudu arındırır tıkanıklıkları ve hızları sindirim kaldırır. Lahana turşusu Laktik asit duyarlı mideleri ile insanlar üzerinde olumlu etkisi vardır. Onlar sonradan hatta çiğ sebze tahammül. 8.00 h - sıcak sebze (ya da gerçek), aşağıdaki reçeteye göre hazırlanan kahvaltıdan önce çay, 120-180 ml: Bir tabak içinde katmanlarında maddeler kabul, aşağıdaki gibi: 3-4 taze zemin büyük yemek kaşığı, taze mevsim meyve ve / veya taze meyve suyu, şeker ve kimyasal katkı olmadan küpler veya dilimler halinde kesilmiş, ve isteğe bağlı yer fıstığı (ama fıstık) bir tabaka keten tohumu. Blender homojen, (diyabetik hastaların durumunda hariç) keten tohumu yağı 1 ila 2 büyük yemek kaşığı taze büyük pişmemiş süt 3 yemek kaşığı 90 gram 125 düşük yağlı süzme peynir, bal 1 çay kaşığı karışık. Karışım çok kalınsa, daha süt ekleyin ve bir kapta diğer malzemelerin üstüne dökün. Etek 2 oranında muz, limon veya portakal suyu ekleyebilirsiniz: 1, keçiboynuzu zamkı, hindistan cevizi, vanilya ve tarçın. 10.00 ve 11.00 saat arasında - İkinci sabah yemek: taze havuç suyu 120-180 ml ​​ve yarım saat sonra aşağıdaki suları biri:. elma suyu ilavesi ile limon suyu, turp, kereviz ve pancar ile ısırgan suyu 00:00 - 1 çorba kaşığı taze çekilmiş keten tohumu bal ile karıştırılır ve suyu 120 180 ml üzüm. 12.15 h - öğle yemek ilk bölümü: karahindiba, su teresi, kereviz yaprakları, turp, lahana turşusu, (sirke olmadan) katlanmış taze yaban turpu ve yeşil biber salatası. Bu lezzetli salata lor, keten tohumu yağı, süt, taze limon suyu, tuz, hardal, ekşi turşu, sarımsak ve taze veya kurutulmuş baharatlar ile hazırlanan salata sosu dökün. Homojen bir karışım gülümseyen bir blender içinde pansuman için tüm malzemeyi. 12.30 - öğle yemek ikinci bölümü: Taze sebzeler ve baharatlar, köri ve biraz keten tohumu yağı ile biraz suda pişirilir tat için. Biz, maya ekstresi ya da suyu ekleyerek lezzetini artırmak olabilir. Bir katkı pirinç ya da kahverengi pirinç gibi hazırlanan buğday püresi, onların derileri pişmiş patates ve biraz süt ve bezir yağı ile püresi, taze hazırlanmış sunmak gibi. Hastanın durumu izin veriyorsa, yukarıda tarif edildiği gibi, biz, örneğin güveç lor, keten tohumu yağı ve meyve, şekerleme onu sunabilir. Biraz daha bal ve doğal vanilya ile zenginleştirin. 15.00 - öğleden sonra yemek bal ile 1 çorba kaşığı taze çekilmiş keten tohumu ve şekersiz üzüm suyu veya taze ananas suyu 120 180 ml.15.30 - ek 1 . taze keten bal ile tohum ve 3 bardak siyah frenk üzümü ve kiraz taze meyve suyu (180-540 ml toplam) toprağa 3 yemek kaşığı 18.00 - Işık Yemeği: karabuğday lapası hazırlanan çorba 1 su bardağı (180 ml) sebze ile bir çorba pişirilir . Tat keten tohumu yağı ve maya özü ekleyerek çözebilirsiniz. 18.30 pm - yatmadan 120 180 mL bir çorba kaşığı bal ile tatlandırılmış üzüm suyu. , bu diyetin iki hafta Jane o yataktan var ki iyileşti ve temel ev yürütmek başardı Zaten sonra işler. Yedi ay sonra ev, kocası ve üç çocuk tam bakım devraldı. Daha önce bir buçuk yıl önce, o, keten tohumu yağı ile bir diyete başladım zayıf ve güçsüz iken inanamadım aşina olmayan kişiler. Belki birisi gıda gibi ayrıntılı düzenleme ile bir diyet abartılı bunu, ama dermansız hastalar gerekir daha sık vücudunuzu güçlendirmek için eat.       Öneri Düşük yağlı süzme peynir yarım fincan içerdiği yüksek kaliteli protein ile karışık ham bakire bezir yağı, preslenmiş ham soğuk bir tek büyük yemek kaşığı giriş sağlığı üzerinde böyle dramatik bir etkisi vardır inanmak zor. Ancak, bu basit yemeğin olumlu etkileri pek çok bilimsel araştırmayla teyit edildi. Dünya övgü Linum usitatissimum veya düz keten çapında bilim adamları, bu antik ve yeniden keşfedilen petrol vücut, normal işleyişi ve verimli metabolizması için ihtiyaç duyduğu esansiyel yağ asitleri (linoleik, linolenik) gerçek bir hazine içeriyor lipidler (yağlar). keten tohumu yağı alırken dikkatli! Faydalı malzemeyi sadece ham, rafine edilmemiş, soğuk-preslenmiş, sızma keten tohumu yağı içerir.



                           KIRKKİLİT OTU:
                                        KIRKİLİT OTU

Latince Adı: Equise­tum arvense

Diğer adları:

     Atkuyruğugillerden; kök sapı ömürlü olan, nemli yerlerde yetişen bir bitkidir. Çay için topla­nacak yaz sürgünleri Ma­yıs – Haziran döneminde, henüz canlı yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. Bitkide sonbahara hastalık gö­zükebilir. Hastalıklı bitkiler toplanmamalıdır. İyi kurumuş bitki gevrekleşerek çıtır çıtır kırılır. İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamam­lanmış olur. Yapraklar ovuşturularak saptan ayrılır ve bir örgüye serilerek 1 – 2 gün boyunca tam olarak kurumaya bırakılır.

Acı madde, saponin, tanen, silisik asit, çeşitli alkoloidler ve potasyum içerir.

       Faydaları ve Kullanım Şekli: Damarları ve kasları yumuşak tutar. Özellikle, sporculara çok faydalıdır. Kanı temizler. Saçı besler ve kepeği önler, Saç dö­külmesi, tırnak kırılmalarında fayda sağlar. Kronik öksürükte faydalıdır. Sindi­rim sistemini güçlendirir. İdrar ve balgam söktürücüdür. İdrar torbasındaki il­tihabı giderir. Ödem giderici etkiside bulunmaktadır. Ağız ve bademcik ilti­haplarında faydalıdır. Vücut direncini arttırır. Yaraların ve kesiklerin iyileşme­sini hızlandırır. Böbrekleri temizler ve böbreklerde oluşan kum ve taşları dök­meye yardımcı olur. Kaşıntılı egzamalarda, kabuklu, iltihaplı, kılları dökülmüş olsa bile, atkuyruğu kaynama suyu ile yapılan banyolar veya kompresler bü­yük yardım sağlar. Kemikleri kuvvetlendirir. Romatizma, gut ve eklem ağrıla­rında çok faydalıdır.

      Damar sertliğini önler, regl düzensizliklerinde iç kanamaları önlemede ve durdurmada (burun, mide, barsak, akciger, beyin kanamaları, aşırı regl kana­maları) kullanılır.

Sinir sıkışması, bel ve boyun ağrıları, kıkırdak sorunlarında faydalıdır.

       Kırkkilit bitkisinin toprak üstünde kalan kısımları kurutulup kaynatılmak suretiyle çay ve gargara olarak ya da haricen kullanılır. Pek çok faydalı etkiyi çay olarak içildiğinde gösterir. Ayrıca, Kırkkilit suda kaynatıldıktan sonra elde edilen su, haricen egzama, sivilce, yara, çıban ve kıl dibi iltihaplarına karşı kul­lanılabilir. Bu su gargara olarak ise boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarına kar­şı faydalıdır. Kökler zehirli olduğundan toplanırken sürgünlere karışmaması­na dikkat edilmelidir.

      Çay: 1-2 çay kaşığı bitkinin taze veya kuru yaz sürgünü 150 ml. suda 3 – 5 dak.kaynatilir. Sonra 15 dakika demlenir, süzülür.

     Uyarı: Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır. Kırkkilit otunun bazı türleri zehirlidir. Kullanırken dikkat edilmeli ve uzman kişilere danışıl­malıdır.





                                  KIZILCIK:
                                          KIZILCIK

Latince adı: Cornus mas

Diğer adları: Kiren

        kızılcıkgiller familya­sından bir ağaç türü. Ana­dolunun çoğu bölgesinde Kiren adı ile anılır. Kızıl­cık meyvelerinin tadı ek­şi olup, taze ya da kuru­tulmuş olarak tüketildiği gibi, tarhana, hoşaf, reçel ve marmelat yapımında da kullanılmaktadır. Evde yapılan hastalıkların tedavisinde faydalanılan kızılcığın kullanımı antik çağa ka­dar uzanmaktadır.

     Kızılcık C vitamini deposu bir meyvedir. Uzmanlar portakaldan kat kat faz­la C vitamini içerdiğini açıklıyor.

     Bilinen Bileşimi : Fruktoz, glikoz, organik asidler, pektin, C vitamini, potas­yum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, demir.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Kızılcığın faydalarına genel olarak baktığımız­da, egzema, cilt enfeksiyonları, ateş, kabızlık, ishal, romatizma; ve gut hastalığı gibi pek çok probleme, kızılcığın iyi geldiğini görebiliriz.

Meyveleri kabız yapıcı, kabukları ateş düşürücü, bağırsak parazitlerini dü­şürücü, kan dindirici.

Mide ve bağırsak kanamaları, ateşli sıtma durumları, bataklık sıtması.

    Kullanım Şekli ve dozu : 50 gr. kızılcık 1 litre suda 15 dakika kaynatılır. El­de edilen mayi su yerine içilir. Ayrıca ağaç kabuklarından 1 kahve kaşığı 300 gr. suda 10 dakika kaynatılır. Günde 3 defa yemeklerden evvel birer çay bar­dağı içilir.

     Kızılcık suyunun en çok bilinen faydaı boşaltım sistemi sorunlarını çöz­mekteki etkisidir. Bakteriyel enfeksiyonu tedavi ederek sorunların çözülmesi­ni sağlar. Kızılcık suyu, yüksek kolesterol ve kalp yetmezliği gibi sıkıntıları o­lan hastaların kalp sağlığını olumlu yönde etkilemektedir. C vitamini yönün­den de oldukça zengin olan kızılcık suyu, dişlerin çürümesini ve plak oluşu­munu engeller. Kızılcığın içinde bulunan asitler bileşikler ise böbrek ve tümör oluşumunu önler.

    Kızılcığın ekşi meyveleri iştah kesici özelliği ile zayıflamaya yardımcıdır. Kı­zılcık mideyi rahatlatıp aşırı safrayı keser. Meyveleri ishali önler. Kızılcığın ka­buklarında ateş düşürücü özelliği bulunmaktadır. Ağız paslanmasını giderir A­ğız yaralarını iyileştirir. Kızılcık şurubu vücuda kuvvet verir. Altını ıslatana ço­cuklara da iyi geldiği bilinmektedir. Çıban ve yaraları iyileştirici özelliği bulun­maktadır. Ayrıca zayıf bağışıklık sistemi, epifiz bezinin az çalışması, uykusuz­luk, prostat, damarlardaki zayıflık, menopoz, kan pıhtılaşmaması, idrar yolu il­tihapları karşısında oldukça faydalıdır.

Meyvelerinden kızılcık şurubu ve kızılcık marmeladı yapılır.

Uyarı: Fazla kullanımlarda kabızlık etkisi gösterir.


                                 KIŞ  KEKİĞİ

                          kış kekiği


Biberinkine benzeyen baharat  özelliğiyle  bu yararlı ot eskiden beri  yemeklere çeşni  katan bitki olarak bilinirken aynı zamanda sindirim sistemi için bir antiseptik olarak kabul görmekteyi.Ayrıca uyarıcı ve afrodizyak olarak çok aranıyordu.Belki de bu yüzden biimsel adı mitolojideki şehyet dolu staylerden alınarak satureia olmuuştu.Kırsal yaşamın ozanı virgül kış kekiğini güzel keskin kokulu olarak betimlemiş ve bal kovanlarının yakınına konursa değerleneceğini belirtmiştir.Romalılar bu otu sos ve sirkelerine koymuş,yemeklerine çeşni katmak için kullanmıştı.Kış kekiğini kuzey Avrupaya tanıtan ve orada mikrop  kırıcı olarak kullanılmasına ön ayak olan Romalılardı.


                                 KULLANIMI

DEKARASYONDA;

Bahçelere yararlı bir bordür bitkisidir.

SOFRADA;

Yaprağı fasulyelerle birlikte pişirilir.Üzüm sularına katılmak üzere kış kekiği jolesi yapılır.

KOZMETİKTE;

Yüze buhar banyosu uygularken damar büzücü ve antiseptik olarak kullanılır.Yağlı bedenler için banyo suyuna katılır. 

TIPTA;

İştah açmak,sindirimi kolaylaştırmak ve midedeki fazla gazı çıkarmak üzere ve ayrıca gargara yapmak için çay gibi demlenir.
















                                  KİMYON:
                          KİMYON

Latince Adı: Cuminum cyminum

   Maydanozgiller familyasından, biryıllık duyarlı otsu bitkidir. Ülkemizde Es­kişehir ve Konya dolaylarında üretilir. Hafif kokulu, elips biçimli şerit gibi yap­rakları, yaz mevsiminde şemsiyeler oluşturarak açan beyaz ya da pembe çiçek­leri vardır. Bu çiçekler olgunlaştığında, kimyon adıyla baharat olarak kullanı­lan iğ biçiminde ve genelde ikiye bölünen yapıda sarımsı esmer renkli tohum­lar verir. Güneşli ve kısmen gölgelik yerleri; suyu iyi akıntılı ve bitek toprak­ları seven kimyon bitkisi, ilkbaharın sonlarında, ılık günlerde ekilen tohumla­rıyla çoğaltılır.

     Romalılar döneminden beri vücuda faydalı etkileri bilinen ve kullanılan kimyonun tohumlarında % 2,5-4 oranında sabit ve karvon adı verilen uçucu yağ, tanen ile reçine bulu­nur. Avrupa ülkelerinde ekmek, kura­biye, peynir, bazı likör tür­leri ve etli ye­meklere çeşni vermesi için sıkça kimyon tohumu ka­tılır.

    B i t k i n i n yaprakları ye­meklerde ve s a l a t a l a r d a kullanılır. Kimyon Türk mutfağında da köfteye konur. Parfüm endüstrisi ve veterinerlik ilaçlarında kimyon tohumundan elde edilen yağ kullanılır. Kimyon, ülkemizin tarımdaki dışsatım ürünlerinden biridir.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Midevidir: iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. İshali hafifletici etkisi vardır. İdrar sök­türücüdür. Sinirleri uyarır. Terletici etkisi de bulunmaktadır.

      Bu etkilerinden faydalanılmak üzere yaz mevsiminde bitkinin çiçek şemsi­yeleri tam olgunlaşmadan önce kesilip alınır. Bunlar gölge ve havadar bir yerde kurutulur. Yere serilen bir kâğıdın üzerine bu şemsiyeler başaşağı edilip silkele­nir. Böylece toplanan olgun tohumlar ya da piyasadan satın alınan kimyon to­humlarından 1-2 tatlı kaşığının üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp kabın üze­ri kapatılarak 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüz­yondan günde iki kez sabah ve akşam yemeklerinden önce birer bardak içilir.


                                     KİRAZ:

                        

Latince Adı: Cerasus türleri

   Gülgiller familyasındandır. Anayurdu, Kuzey Anadolu bölgesidir. Dikine büyüyen ve piramit görünüşünü alan yabani kiraz ağacının çiçekleri beyazdır, ilkbaharda çiçeğinden önce yaprakları açar. Yabani kiraz ya da aynı familyada­ki Mahlep (Idris) ağacına aşı yapılarak bahçe kirazı elde edilir. Bahçe kirazının çiçekleri pembe-beyazdır. Serin yerleri ve süzek toprakları seven kiraz ağaçla­rı, tohumuyla çoğalır.

      Kiraz ağacının meyve­si, bulunduğu bölgeye gö­re nisan sonu ile temmuz ayı arasında olgunlaştığın­da, siyaha yakın kırmı­zı ya da sarı renkte olur. 1-3 cm. çapında yuvar­lak biçimli, etli, sulu, az lif­li, aromalı ve lezzetli o­lan meyveyi, dallara ince uzun bir sap bağlar. Fos­for, B3 ve C vitamini ile meyve şekeri yönünden zengin olan kiraz sevilerek yenen bir meyvedir. Ayrıca pastacılık, şekerlemeci­lik ve içki yapımında kullanıldığı gibi reçeli de yapılır. Olgun kiraz ağacının ke­restesi marangozlukta kullanılır.

Protein, karbonhidrat, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, A, B1, B2, B3, B6, C vitaminleri.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve meyve saplan vücuda faydalı etkiler taşır.

     Kabuğu peklik verici ve ateş düşürücüdür. Bunun için ağacın gövde ya da dallarının kabuğu soyulup kaynatılarak dekoksiyonu yapılır ve içilir.

Yapraklan müshildir. Kaynar suya daldırılan yaprakların demlendirilmesiy­le hazırlanan infüzyonu içilir.

    Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü geçirir. Bunun için ağacın çiçekleri kaynar suya daldırılıp demlendirilerek yapılan infüzyonu içilir.

    Kiraz ağacının tıbbi bakımından en etkili ve önemli bölümü meyve sapla­rıdır. Kirazın ve hatta vişnenin meyveleri yenilirken sapları atılmayıp gölge ve havadar bir yerde kurutulursa doğal bir ilaç elde edilir.

     Kiraz ya da vişnenin meyve sapları idrar söktürücüdür. Böbrekleri ve idrar yollarını temizler. İçerdiği bazı mineraller nedeniyle vücudun su dengesini dü­zenler. Kabızlığı giderir. Vücudu güçlendirici toniktir. Bu etkileri sağlamak i­çin 2-3 tatlı kaşığı kurumuş kiraz ya da vişne sapı alınıp 1 bardak suya konu­larak kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez bi­rer bardak içilir.



                                   KİŞNİŞ:
                        KİŞNİŞ

Latince Adı: Coriand­rum sativum

 Diğer Adları Aşotu, Kiş­nişotu

     Maydanozgiller familya­sındandır. Ülkemizde yaba­ni bitki ya da kültür bitkisi olarak yetişen, bir yıllık ot­su bitkidir. Gövdesi yuvar­lak kesitli, boylamasına o­luklar halinde çizgili, soluk yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Bitkinin alt ve üst bölümündeki yaprakları farklı görünüşte olur. Alt yaprakları maydanoz bitkisininkilere benzer. Hafif tüylü, tuhaf ve pek de hoş olmayan koku taşırlar. Bitkinin üst kesimindeki yaprakları ip gibi ince ama düz­gün kesimli ve gene hoş olmayan keskin ve tuhaf kokulu olurlar. Yaz başı ile ortası arasında gevşek şemsiyeler oluşturarak açan, beyaz ya da pembemsi açık mor renkli küçük çiçekleri olgunlaşınca, 2-7 mm. çapında yuvarlak, açık kah­verengi tohum kılıfını taşıyan kokulu, kuru meyvelere dönüşür.

    Başta Mısır ve Çin olmak üzere eski metinlerde ve hatta İncil’de sağlığa fay­dalı etkilerinden övgüyle söz edilir.

    Kişniş tohumlan pastacılıkta, baharat olarak bazı çorba ile yemeklerin ha­zırlanmasında, içki endüstrisinde ve kişniş şekerinin yapımında kullanılır. Ba­zı yerlerde bitkinin körpe yaprakları salata ve güveçte pişen yemeklere katılır. Gövde ve kökü de sebze gibi pişirilip yenir.

Tohumu aperilif, sindirici tonik ve hafif bir yatıştırıcı olarak çiğnenir ya da çay gibi demlendirilerek içilir.

     Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve u­çucu yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oran­da geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır; iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir. Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bas­tırır. Özellikle çocuklarda ishali kesici etkiler yapar. Hafif yatıştırıcı etkisi var­dır. Kişnişin bu etkilerinden faydalanmak üzere, bitkinin çiçekleri yaz sonun­da alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir süre i­tekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kâğıdın üzerine sallanır ve dö­külen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş tohumların­dan 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya dökülür. Kabın ü­zeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen in­füzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı etkilerinden fayda­lanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda çiğnenebilir.

   Kişniş antiseptik (mikrop kırıcı) etkiler de taşır. Bu etkisinden faydalanmak için yukarıda tarifi verilen infüzyon, akne ya da yaraların üzerine uygulanır.




                               KOYUNGÖZÜ:
                        koyun gözü

Latince Adı: Tanacetum parthenium

Diğer Adları Çayırpapatyası, Koyun çiçeği

     Bileşikgiller familyasındandır. Yurdumuzda Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerindeki çayırlarda, bahçe, tarla ve yol kenarlarında yabani olarak yetişen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Yuvarlak kesitli gövdesi hafif tüylü, açık yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Hoş kokulu yapraklan derin girintili, yeşil, kimi zaman da sarı-yeşil renkli olur. Yaz ortalarında küçük ve gevşek salkımlar halinde uzun sapların ucunda açan çiçekleri bazı papatya türlerininkine benzer. Dışta beyaz ortada sarı renkli çiçekleri yer alır. Olgunlaşan çiçekleri açık kah­verengi, minik, dar ve yassı tohumlarını oluşturur.

    Koyungözü bitkisi uçucu yağlarla partenolit gibi bazı esterleri içerir. Anadolu’da kimi yerlerde körpe yapraklan sebze olarak yenilir. Kimi yerler­de de acımsı tadı nedeniyle bitkinin yaprakları bazı yiyeceklere çeşni vermesi i­çin katılır. Gene bu yapraklar, güveleri kaçırması için koku torbalarına konulur.

      Faydaları ve Kullanım Şekli: Antik çağlarda da bilinip bu amaçla kullanılan bitkinin, baş ağrısı ve migreni kesme etkileri son zamanlarda yeniden keşfedil­miş gibidir. Migren tedavisinde günde üç, beş yaprağı yenilirse migreni hafif­letir. Baş dönmesi ve kulak çınlamalarında diğer ilaçlarla birlikte alındığında­onların etkilerini artırarak faydalı olur. Hafif yatıştı­rıcı etkisi vardır. Vücudu güçlendirici toniktir. Yan­gılı artride karşı etkili o­lur. Ağrılı aybaşı dönem­lerinde ağrıları hafifletir. Aybaşı gecikmelerini ön­ler. Bu etkilerinden fayda­lanmak üzere, ilkbahar ve yaz mevsimi boyunca, da­ha iyisi bitki çiçek açma­dan önce körpe yapraklan toplanır, ekmeğin arasına konulup yenilerek kullanılır.

   Baş ağrısı ve migrenin o anda geçiştirilmesi ve diğer etkilerinden faydala­nılması için, bitkinin körpe yapraklarından 3-5 tane alınıp kaynar suda 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyonu, çay gibi içilebilir. Koyungözü­nün, migrenin kalıcı tedavisi için alımına 3-6 aylık sürelerle devam edilmelidir.

     Bazı uzmanlar, bu çiçeğin yapraklarının ipe dizilerek bileğe takılması halin­de romatizmaya da iyi geldiğini ileri sürmektedirler.

    Koyungözü özellikle kadın hastalıklarında kullanılır. Örneğin adet zama­nında akıntının düzenini sağlamak, adet zamanındaki sinirlilik halini ortadan kaldırmak, menopoz dönemindeki ateş basmalarını önlemek için kullanılır. A­detlerin düzensiz olması durumunda görülen ve başın tepesinde duyulan ba­şağrılarına da iyi gelir. Koyungözü öteki şifalı otlar gibi çay biçiminde hazır­lanmalı, sabah ve akşamları ya da gerek duyulduğu anlarda iki çorba kaşığı i­çilmelidir.

Uyarı: Bitki, ağzı duyarlı kişilerde ağız ülserlerine neden olabilir.

Hamile kadınlar koyungözü bitkisini almamalıdır.


            Kokulu yonca Baklagiller
                     KOKULU YONCA

Kokulu yoncanın bilimsel adındaki nıeli parçası bal ve lotos ise yonca anlamına gelir. Bu nedenle bitkinin İngilizce’deki bir adı, tatlı yonca anlamındadır. Anavatanı Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika olan kokulu yonca bir zamanlar hayvan yemi olan saman ve otlara sıkça karıştırılırdı, Ta ki, yerini sıradan yonca alıncaya dek...

Aynı bitki takımındaki M. albus beyaz çiçekli ve Akdeniz bölgesinden çevreye yayılmış olup şimdi Kuzey Alberta’da karayollarının kenarım sililer. Orada bu bitkiye Kanada tatlı yoncası derler, İsviçre'de Gnıyöıe yakınlarında yetişen ve mavi renkli yerel bir türü olan Af camim, peynirlere çeşni katmakta s

 

KULLANIMI

 

Sofrada

YAPRAĞI Kurutulmuş yaprakları hoşgeldiniz içkilerine; küçük miktarlarda olmak üzere sosislere, domuz eti salamuralanna vc tavşanın dolma içine eklenir. Bira ve peynire özgün bir çeşni katar.

Evde

ÇİÇEĞİ Anlan bahçeye çeker. YAPRAĞI Güveleri kaçırmak için kurutulmuş yaprakları kumaşların arasına serilir.

Koku yapımında

YAPRAĞI Odayı güzel kokutan potbori tabağma konur.everek kullanılmaktadır.



                               KÖPEKAYASI:
                          köpek kayası

Latince Adı: Marrubium Vulgare

Diğer adları: Bozot, Akköpekotu

     Ballıbabagiller familyasından çok yıllık, dayanıklı otsu bitkidir. Daha çok Akdeniz havzası ülkeleri ve Türkiye’de görülmektedir. Dört köşe kesitli, tüylü ve dallara ayrılan yapılı gövdesi kirli beyaz renktedir. Gövde ve saplar üzerinde karşılıklı dizilmiş durumdaki kalp biçimli, üzerleri kırışıkmış gibi görünen yap­raklarının kenarları dişli ve yaprak ucu yün gibi tüylerle örtülü olur. Bu yaprak­lar meyve gibi kokarlar. Bitkinin küçük beyaz çiçekleri, ikinci yılının yaz orta­sından sonbahar başına kadar açar. Olgunlaşan çiçekleri gözyaşı biçimindedir ve koyu kahverengi, parlak görünüşlü tohumlar verir.

      Bedene faydalı etkileri Eski Mısırlılar tarafmdan bilinen ve ünlü hekim Hi­pokrat tarafından övülen köpekotu, uzun süreler öksürüğe karşı tek ilaç olarak kullanılmıştı. Bitkinin topraküstü kesimleri marrubin adlı madde ile uçucu yağ, yapışkan bitki sıvısı, tanen ve bolca C vitamini içerir. Bitkinin çiçekleri, baları­larını, bulunduğu bahçelere çekerken, yapraklarının demlendirilmesiyle elde e­dilen infüzyon, pompalara konularak ağaçlardaki yaprakçık bitine ve tabakla­ra konularak sineklere karşı yok edici olarak kullanılır. Bazı yerlerde köpekotu­nun kurutulmuş yaprakları baharat olarak kullanılmaktadır.

   Köpekayası yaprakları ve çiçekli sapları yaz ortası ile sonbahar başı arasın­da, bitki çiçekli iken toplanıp 35 C dereceden sıcak olmayan gölge bir yerde özenle kurutulur.

Bitkinin topraküstü kesimleri marrubin ad­lı madde ile yapışkan bit­ki sıvısı, uçucu yağ, tanen ve C vitamini içerir.

      Faydaları ve Kullanım Şekli: Terletici, balgam söktürücü, göğsü yumu­şatıcı ve spazm çözücü et­kileri vardır. Solunum yol­larının mukozasını des­tekler. Bronş kaslarına gevşeme, ve rahatlık verir. Bütün bu etkileriyle öksü­rük, bronşit ve boğmaca gibi hastalıkların iyileştirilmesinde faydalı olur.

     Soğuk algınlığı belirtilerinin ilk görülüşünde alınması, nezle ve soğuk algın­lığı durumunun kolay atlatılmasmı sağlar. Bunun için dokuz adet küçük yaprak doğranır, bir kaşık bal ile karıştırılıp ağrıyan boğazı rahatlatmak için yavaş ya­vaş yenmeye devam edilir.

   Safra salgılarını artırır. Bu etkisiyle iştahsızlığı giderir, sindirimi kolaylaştırır.

   İdrar ve gaz söktürücüdür. Kalp yangılarını hafifletir. Kurt (solucan) dü­şürücü etkisi de vardır. Bu etkileri sağlamak üzere, Kurutulmuş çiçek karışı­mından yarım 1/2-1 yemek kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suyun içine konulur. 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bar­dak içilir.

    Köpekayası kökünün cinsel isteği arttırıcı, bitkinliği yok edici etkisi vardır. Ayrıca kuvvetli bir kusturucu ve ishal yapıcıdır.

   Taze yapraklarından elde edilen öz veya kuru yapraklarının tozu balmumu ile karıştırılarak elde edilen merhem egzamalarda kullanılabilir. 



    Köpekayası Ballıbabagiller(2)

            BALLIBABA

Binlerce yıl boyunca köpekayası öksürüğe karşı en yaradı çare olarak değerlendirildi. Eski Mısırlı din adanılan bu yararlı otu tıbbi nitelikleriyle onurlandırdı. Onu, “Güneş Tannsı Horus’un tohumu”, “Boğaların kam” ve “Yıldızın gözü” diye adlandırdılar. Eski Yunanlı ünlü hekim Hipokrat ve meslektaşlan çağlar boyunca birçok hastalığın iyileştirilmesinde bu yararlı ota güvendiler. İnsanlar, köpekayasımn büyülü bir gücü olduğuna da inandı.

Bitkibilimde bu otun adı, İbranice’deki acı özsu anlamına gelen marrob sözcüğünden alınmıştır.

 

KULLANIMI

 

Dekorasyonda

ÇİÇEKLERİ Kurutulmuş olarak çiçek düzenlemelerine konulur.

Evde

ÇİÇEĞİ Anlan bahçeye çeker. YAPRAĞI Çay gibi demlendirilip pompayla sıkılarak ağaçlardaki pamukçuk bitine karşı kullanılır. Sinekleri öldürmek için süte kanştınkp bir tabağa konur.

Tıpta

YAPRAĞI Soğuk algınlığının ilk belirtileri görülünce dokuz adet küçük yaprağı doğranır, 15 mİ. bal ile kanştınkp ağnyan boğazı rahatlatmak üzere yavaş yavaş yenir. Gerekirse bu işlem birkaç kez yinelenir. Sindirimi kolaylaştırmak ve kalp yangılarını hafifletmek, bağırsak kurtlanm yok etmek için çay gibi demlendirilip içilir.


                                KÖRİ BİTKİSİ:
                                kori bitkisi

Latince adı: Helishr­ysum İtalicum

Diğer adları:

     Köri bitkisi; güzelli­ği, kokusu ve tadı için ye­tiştirilir. Gençken lavan­taya çok benzer, büyü­dükçe tozlu yeşil-gri ren­ge dönüşür ve iğne yap­rakları çıkar. Olgunlaştık­tan sonra küçük, yuvar­lak, sarı çiçekler açar. Bit­kinin, köri baharatlarını andıran lezzeti aslında bir çok yemek çeşidinde kulla­nılabilir. Salata soslarında, etlerde, lezzet katıcı önemli bir unsur olabilir. Ülke­mizde henüz yaygın olarak kullanılmayan bir bitkidir..

    Faydaları ve Kullanım Şekli: vücuttaki biriken zararlı maddeleri atar. Ha­zım ve karaciyer sorunlarınada oldukça faydalıdır. Safra kesesi hastalıklarında­da kullanılır. Soğuk algınlığı, çıban, epilepsi, astım, baş dönmesi gibi hastalık­larda hastalara yardımcı olduğu gözlenmiştir. Doyurucu özelliği oldugundan Köri çayla birlikte tüketilirse kilo vermeye yardımcı olur. Köri tozunun içinde yer alan maddelerin kanserin ilerlemesini durdurucu özelliği vardır. Çok fazla köri tüketen kişilerin kansere yakalanma oranını düşüktür. Bağırsak kanseri te­davisinde etkilidir. Sindirime yardımcı olur.

Her türlü yemeğinizde de rahatlıkla kullanabilirsiniz hoş kokusu ve tadı si­ze bu mucize bitkiyi

      Özellikle kilo sorunu yaşayanlara yönelik olarak doyurucu özelliğiyle zayıf­lama sağlar, beraberinde sindirim sindirime yardımcı olur. köri çay ile birlik­te kullanıldığında zayıflamaya etkisi olmasının yanında özellikle bağırsak kan­seri başta olmak üzere kanser türlerine karşı olumlu etkileri bulunmaktadır.

     Yetişkinlerin yemeğine 1 tatlı kaşığı ve 2,8 yaş arası çocuklara ise 1 çay kaşı­ğı koymanız yeterlidir. Yetişkinler isterlerse 1 su bardağı kaynamış suya 1 tatlı kaşığı köri koyup, 10 dakika demleyip köri çayı olarak içilir.

   Köri tozu birçok baharatın karıştırılmasıyla elde edilen toz şeklinde, ye­meklerde ve çay olarak tüketilen bitki karışımıdır. Sağlıklı yaşamak için kö­ri tozu kullanılmasını tavsiye edilir. karanlık ve kuru yerlerde saklanarak taze­liği korunmalıdır. Körinin içinde; köri bitkisi, zerdeçal, zencefil, kimyon, ka­ranfil, kişniş, kakule hintcevizi, demirhindi ve acı kırmızıbiber bulunmaktadır.

Köri, yoğurt, limon suyu ve sarmısakla bir karışım hazırlayarak kırmızı et veya tavuk yemeğinin üzerine sos yapabilirsiniz.


               KÖRİ BİTKİSİ (2)

Kökeni Güney Avrupa olan bu bitki yararlı otlar listesine, ötekilere göre daha geç ve son zamanlarda eklenmiştir. Temel çekiciliği yapraklarım dökmeyen yoğun gümüşi renginde yatar. Özellikle cüce türü olan II. i. var microphyllum normal ya da çizgileri kesişen süs bahçelerinde bordür olarak iyi bir seçenektir. Oysa, yapraklarım kokusu öylesine değişiktir ki, son zamanlarda özellikle macerasever ahçılar arasuıda  bitkinin popülerliğinin artmasına neden olmuştur. Yaprakları kazayla yaralamışa çevreye o denli baharlı bir koku yayarlar ki, yakınlarda piknik yapanlar bu kokunun nereden geldiğini araştırmaya başlar.

Helichrysum bitb takımı aynca güzel kokusunu uzun zaman koruyan ve odaları güzel kokutan potbori tabağına konulan H. braeteatum bitkisini de içermektedir.

 

KULLANIMI

 

Dekorasyonda

TÜM BİTKİ Bahçelere süsleyici gümüşi rengiyle çok gösterişli bordürler sağlar. (H.i.var.microphyllum) Bu yan dayanıldı cüce çalı 20 cm. boyuyla bordür bitkisi olarak özellikle çukur bahçelere güzel bir görünüm ekler. ÇİÇEĞİ (H. braeteatum) Kurumuş taçyapraklan odayı güzel kokutan potbori tabağına; tüm çiçeği ise, çiçek düzenlemeleri, çelenk ve buketlere gösteriş katar.

YAPRAĞI İlkbaharda çiçek bukeüeri ve çelenklere konulur.

Sofrada

YAPRAĞI İlkbahar çorbalan, güveçler, buğulanmış sebzeler, pirinçli yemekler ve turşulara hafif köri tadı vermek üzere konulur. Ancak servisten önce ince dallan yemekten çıkarılmalıdır.



                                   KOYUNOTU:
                             koyun otu

Latince adı Agrimoni­a eupatoria (ya da Herni­a glabra)

Diğer Adları Fıtıko­tu, Kızılyaprak, Kasıkotu, Kuzupıtrağı

    Gülgiller familyasın­dandır. Ülkemizde de ye­tişen çokyıllık dayanık­lı otsu bitkidir. Çoğu kez toprağın üzerine yatarak gelişir. kökgövdesi; kenar­ları dişli, tüysü, yeşil yap­rakları; yaprak koltuklarında ve bitkinin tepesinde yoğun salkımlar oluşturarak yazın açan küçük sarı çiçekleri vardır. Bu çiçeklerinden oluşan ve adına pıtrak denilen meyveleri çengel dikenli olur. Acı madde, müsilaj, tanen ve phytoste­rol içerir. Koyunotu bitkisinin topraküstü kesimleri tanen, glikozitler, nikotinik ve şahsilik asitler, uçucu yağ ile B ve K vitaminlerini içerir.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Vücudu güçlendirici ve rahatlatıcı acı bir tonik­tir. Fıtık şikâyetlerini gidermeye yardımcı olur. Kasık şişmelerini indirir. İdrar söktürücüdür. Böbrek, mesane ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı etkili o­lur. Safra söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırıp mideyi rahatlatır. Karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında etkilidir. Doku ve damar büzücüdür. Peklik verir. Çocuklarda ishali keser. Bütün bu etkileri sağlamak üzere kasıkotunun toprak üstü kesimleri bitki çiçek açmaya başladığında toplanır. 40 C dereceyi aşma­yan sıcaklıkta ve gölge yerde kurutulur. Kurumuş bitki karışımından 1-2 tat­lı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suya konur ve 10-15 dakika süreyle demlendi­rilerek bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyondan günde üç kez balla tatlandıra­rak birer bardak içilir.

    Koyunotu bademcik şişmesi ve boğaz ağrılarında iyileştirici ve rahatlatıcı­dır. Bunun için 1-2 tatlı kaşığı kurumuş kasıkotu karışımı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha ı­sıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyonla gargara yapılır.

  Romatizma, karaciğer ve dalak hastalıklarına iyi gelir. Böbrek ve mesane ra­hatsızlıklarını giderir ve idrar söktürür. Hazımsızlığa iyi gelir. Vücudu rahatla­tır. Bademciklerdeki şişmelere, ağız ve boğaz iltihaplarına iyi gelir. Sesi açar. Yaraların iyileşmesini hızlandırır ve kanamayı durdurur. Aşırı adet kanamala­rında da faydalıdır.

   Koyun otunun toprak üstü kısımları suda kaynatılarak çayı hazırlanabile­ceği gibi yaprakları ezilip lapa haline getirildikten sonra yara ve yılan ısırıkları­na karşı haricen de kullanılabilir. Ayrıca, banyo suyuna katarak bu suyla banyo yapmak da mümkündür.

   Demleyip balla tatlandırılarak içilir ya da demleyip kadınlar suyuna oturur­sa kadınlarda adet söktürücü etkisi olur.

Haşlanıp başa yakı gibi konursa genizde ve burundaki tıkanıklığa faydalıdır.

   Karaciğer rahatsızlıklarının tedavisi için koyun otu demlenip veya kanta­ronla demlenip, balla tatlandırılarak içilmeye devam edilirse karaciğer yetersiz­liğine faydalıdır. Uzun süre kullanmak gerekir (günde 2-3 su bardağı).

   Koyun otu demlenip balla tatlandırılarak içilmeye devam edilirse safra kese­si ve dalak taşlarını eritir, Anjin, boğaz iltihabını giderir.

Koyun otu tek başına ya da çamsakızı ve meşe kabuğuyla beraber kaynatı­lıp, bu suda eller bekletilirse 1-2 haftada şifaya kavuşturur

Böbrek iltihabi: Koyun otu tek başına ya da papatya, kekik ile beraber dem­lenip, balla tatlanlandırılarak içilmeye devam edilir.

Koyun otu tek başına ya da zeytin yaprağıyla beraber içilirse şeker hastalı­ğına iyi gelir.

Buruk ve ezikler: Koyun otu lapa yapılıp bağlanır.

Normal şartlarda herhangi bir yan tesiri yoktur. Fazla içilirse böbreğe zarar­lıdır. Kökleri kabızlık yapıcıdır. 




                                KUDRET NARI:
                          kudret narı

Latince Adı: Momordica charantina

     Kabakgiller familyasından; tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Ül­kemizde özellikle Bursa ve Yalova yöresinde yetiştirilen bir bitkidir. Yaprakla­rı saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyvele­ri 8-15 cm uzunluğunda, 4-10 cm eninde üzeri çıkıntılı ve uçlara doğru sivrice­dir. Önce yeşil olan meyve, sonra olgunlaştıkça yavaş yavaş sarı ve nihayet al­tın sarısına dönüşür ve içinde 20-30 adet koyu kırmızı renkte fasulyeye benzer tohumları vardır. Şifalı kısmı da bu meyveleridir.

Sonbaharda toplanan meyveleri taze olarak yendiği gibi tohumlarından kudret narı yağı veya macunu yapılabilir.

     Yaprakları ve meyvesi vitamin ve mineraller bakımından zengin içeriğe sa­hiptir. Kudret Narı güçlü doğal antioksidanlardan biridir ve vücuttaki zararlı serbest radikallerin kanser oluşturmasını önleyen C vitamini açısından oldukça zengin bir kaynaktır. karoten, lutein ve zea-Xanthin gibi sağlıklı flavonoidler i­çerir. Aynı zamanda yüksek oranda A vitamini ihtiva eder. vitamin B-3), vita min B-5), (vitamin B-6) de­mir, çinko, potasyum, man­ganez ve magnezyum gi­bi mineral içinde önemli bir k aynaktır.

   Faydaları   ve Kullanım Şek­li: Mide-barsak rahatsızlıkla­rında ilk akla gelen besinler­dendir. Kudret Narı meyve­sinden yapılan ekstre gast­rik ülser iyileşmesini arttırır ve aynı zamanda mide ülseri ve duodenal ülser gelişimini engeller. Bitkinin içinde bu­lunan charantine maddesi mide rahatsızlıklarına neden olan faktörleri kökten çö­zer Mide de üreyen ve asidin artmasına neden olan bakte­rileri yok eder Midede ve bağırsakta oluşan yaraları hızla iyileştirir. Kudret narı meyvesi genel olarak balla veya zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır. Sabah ve akşam yemek öncesi bir tatlı kaşığı alınır. Sadece 1 ay yediklerine dikkat ederek sabah aç karnına zeytinyağında bekletilmiş 1 kaşık kudret narı yiyerek on yıl­lık ülserinden kurtulanlar olmuştur. Bunun için meyveler olgunlaştıktan son­ra toplanır. Bir tanesi 200 gram zeytinyağına doğranır,14 gün süreyle kapalı bir kavanoz içerisinde güneşin altında bekletilir. Olgunlaşan bu macun tıpkı kan­taron yağı gibi kullanılır.

    İyileşmeyen yaralar üzerine sürüldüğünde tıpkı kantaron yağı gibi iz bırak­madan yarayı iyileştirildiği görülür. Egzama ve cilt hastalıklarıyla açık yaraların çabuk kapanması için de kullanılmıştır. Her yemekten sonra bir tatlı kaşığı ma­cundan yenirse hazmı kolaylaştırır. Şişkinlik ve gaz olaylarını yok eder.

    Kudret Narı içeriğindeki lektinin etkileri insülin etkilerine benzer. kandaki şeker oranını düşürür, kan şekerini düzenler Kudret narının şeker ilaçlarının aksine bilinen olumsuz bir yan etkisinin olmaması da önemlidir.

    Kudret narında bulunan bazı maddelerin antikanser etkiye sahip olduğu, ö­zellikle meme kanseri hücrelerini öldürmek için yardımcı olduğu tespit edil­miştir.

Bu tür maddelerin uygulanmasının doktora danışılarak yapılması önemli






                                   KUŞBURNU:
                               kuşburnu

Latince Adı: Rosa ca­nina

Diğer Adları Köpek gü­lü Gülburnu, itburnu, gü­lelması...

     Gülgiller familyasın­dandır. Aslında tüm bah­çe gülleri yabani gülden tü­remiştir. Anadolu’da or­man açıklıkları, kayalık kır­sal yöreler ve yol kenarla­rında kendi kendine yetişen gövdesi ve dalları dikenli olan bir ağaççıktır. Ke­narları dişli oval biçimli 5-7 yaprakçıktan oluşan yaprakları; ilkbahardan başla­yıp yaz boyunca açan, açık ya da koyu pembe, bazen beyaz renkli küçük sade, güzel kokulu çiçekleri vardır. Bu çiçeklerin olgunlaşınca taçyaprakları dökülür ve kuşburnu denilen parlak kırmızı meyvelere dönüşür. Bu meyveler, Olgun kırmızı meyveler sonbaharda toplanır, taze ya da kurutulmuş olarak yenir. Ay­rıca reçeli, kompostosu, şerbeti, ezmesi ya da pekmezi yapılarak tüketilir. Çay gibi demlendirilip içilir.

      Kuşburnu kurutmak için ortadan yarılır ve çekirdekleri çıkarıldıktan sonra hemen kurumaya bırakılır. İyice kuruduktan sonra mutlaka hava almayan kap­larda saklanmalıdır. Aksi halde etkenliğinin  önemli bölümünü yitirir.

   Kuşburnu, özellikle C vitamini ile tanen, pektin, karoten, meyve asitleri ve yağ yönünden zengindir. (A, B1, B2, K, P); mineraller, flavonlar, tanen ve şeker; çekirdekte ise vanillin vardır. C, B2 ve K vitaminleri, flavon glikoziti, kampferol, kversetin, izokversetin, glikozitkempferol, likopin, rubiksantin, vi­tamin PP, provitamin A, limon ve elma asidi.

Faydaları ve Kullanım Şekli: Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözle­rin dostudur. Tonik ve besleyicidir: Bedendeki güçsüzlük ve bitkinlik durum­larına karşı en iyi doğal ilaçtır. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eş­değer C vitamini vardır. Etkin bir kan temizleyicisi, iyi bir raşitizm ilacıdır. Ba­ğırsak kurtlarını düşürür, bağırsakları yumuşatıır. Mide kramplarına ve sindi­rim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını giderir. Basur te­davisinde iyi sonuç veriyor, selüliti en   geller.

Ayrıca, kuşburnunun böbreküstü bezlerini çok olumlu etkileyerek önemli hormonların üretimine destek sağladığı tespit edilmiştir.

     Enfeksiyonlara ve soğuk algınlıklarına karşı, beden savunma sistemlerini güçlendirici bir etkiye sahiptir. Hafif müshil etkisi vardır. Hafif idrar söktürü­ cü etki taşır. Hafif bir doku ve damar büzücüdür. İshal durumunda ishali ke­sici etki yapar. Safra kesesi, böbrek ve mesane sorunlarında vücudu destekler.

    Bütün bu etkileri sağlamak üzere olgun kuşburnu meyveleri sonbaharda toplanır. 2,5 tatlı kaşığı dolusu kuşburnu, ortalarından kesilip bir bardak suya konularak, su kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateş kısılarak 10-15 daki­ka daha ısıtma sürdürülür. İnsanı rahatsız eden tüylü çekirdeklerinin ayrılma­sı için bunlar süzülür. Böylece hazırlanan dekoksiyondan istenildiği kadar içile­bilir. Eğer bu dekoksiyonun içimi hoş gelmezse, kaynama sırasında içine biraz bal ya da şeker katılır ve şurup haline getirilerek alınır.

   K abızlık ve hafif safrakesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarına karşı da et­kili olduğu bilinen kuşburnu, özellikle sonbahar döneminde ani hava değişimi­ne bağlı olarak ortaya çıkan grip gibi hastalıklara karşı tüketilmeli.






                             KUŞKONMAZ:
                            kuşkonmaz

Latince Adı: Aspara­gus officinalis

     Zambakgiller fa­milyasındandır. Ülke­mizde Trakya ve Doğu Anadolu’da yabani ola­rak yetiştiği gibi, bazı yerde kültürü de yapıl­maktadır. Çok yıllık da­yanıklı otsu bitkidir. Kö­kü, toprak altındaki kısa rizomundan (kökgövde) uzayan etli ve beyaz saçaklar halindedir. Yaprakları bitkinin uzun gövdesini ör­ten zarımsı küçük pullar şeklinde olur ve çabuk dökülür. Sarımsı renkli çiçekle­ri yazın tek tek ya da çiftler halinde yaprakların koltuğunda açar ve olgunlaşın­ca kırmızı renkli üzümsü meyveler verir. Bitkinin genç sürgünleri gibi, rizom ve kök saçakları da tıbbi yönden önemli etkiler taşır. Kuşkonmazın gövde, ri­zom ve kök saçaklarında doğal şekerler, mannit, koniferin adlı glikozit, aspara­jin ile A ve C vitaminleri bulunur.

       Faydaları ve Kullanım Şekli: Güçlü bir idrar söktürücüdür, idrara çok kes­kin bir koku verir. Bu durum normaldir ve endişeye gerek yoktur. Kalp yet­mezliğinden ötürü bedende oluşan ödemlerin boşaltılmasında etkili olur. Kal­bi güçlendirir. Bedende biriken fazla suların atılmasını sağlar. Böylece kanı te­mizler. Kum döktürücüdür. Cilde canlılık verir.

    Bu etkileri sağlamak için kuşkonmazın rizom ve kök saçakları sonbaharda bitkinin toprağı kazılıp çıkarılır, iyice temizlenir ve gölgede kurutulur. Parça­lara ayrılan kurumuş köklerden 1-2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma işle­mi sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde iki kez birer bardak içilir. Ya da daha pratik olarak kuşkonmazın körpe sürgünlerini sebze olarak yediğimizde, bitki bu etkilerini aynen ortaya koyar.

Uyarı: Böbrekleri rahatsız olan kişiler kuşkonmazı seyrek ve az yemelidir.




                                       KUŞOTU:
                               kuş otu

Latince Adı: Stellari­a media

Diğer Adları Serçedili, Serçeotu

      Karanfilgiller familya­sından bir yıllık otsu bitki­dir. Çok dallı, gevrek yapı­lı, açık kahverengi gövde­sinin bir tarafı tüylü olur. Oval biçimli, etli ve sulu yapraklan, sapsız ve karşı­lıklı olarak gövde üzerinde dizilmiştir, ilkbaharın başlarından kış başına kadar aralıksız açan küçük kırmızımsı beyaz renkli çiçekleri yıldız biçimindedir. Ül­kemizde pazar yerlerinde satılan kuşotu, çiğ olarak yenilebilecek kadar lezzet­lidir. Bu nedenle salatalara konulur, börek harcına girer ya da sebze olarak pi­şirilir.

  Bitkinin toprak üstü kesimleri organik asitler, potasyum tuzları, fosfor ve C vitamini içerir.

  Faydaları ve Kullanım Şekli: İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır. Balgam söktürücü etkisi de vardır. Müshildir, pekliği giderir. Ro­matizma yangılarını ve ağrılarını hafifletir.

      Bu etkileri sağlamak üzere, kuşotunun tüm topraküstü bölümleri bitki ye­şil olduğu sürece toplanır ve gölgelik yerde kurutulur. Kurutulmuş bitkiden 2 tatlı kaşığı alıp üzerine 1 bardak kaynar su konularak 5 dakika süreyle demlen­dirilir. Böylece elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak  olarak içilir.

   Hemoroide (basur) karşı iyileştirici etkiler gösterir. Kaşındırıcı ve rahatsız edici sedef hastalığı ve egzamada rahatlatıcıdır. Cildi yumuşatır.

   Bu etkiler için, kurumuş bitkiden 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kayna­ma noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateşi kısılarak 15-20 dakika daha ısıtmaya de­vam edilir. Böylece hazırlanan yoğun dekoksiyon dıştan uygulanır.

   Kuşotu ayrıca yara iyileştiricidir: Yara, kesik ve çıbanların tedavisindekul­lanılır. Bunun için toplanan taze bitki ezilerek yara lapası hazırlanır. Bu lapa şikâyetli yerlere dıştan uygulanır.



                                    KUZUKULAĞI:
                                   kuzukulaği 2

Latince Adı: Rumex türleri

Diğer Adları: Ebemek­şisi, Ekşilik, Ekşimik, Tur­şuotu

   Karabuğdaygiller fa­milyasındandır. Kuzukula­ğı Anadolu’da gölgelik ve nemli yerlerde yaygın ola­rak yetişen, çok yılık otsu bitkilerdir. Gövdesi kaba­rık çizgili, sulu ve kırmı­zımsı renklidir. Ok biçimli, iri ve kabarık yaprakları tüysüz olur. Yaz aylarında açan başak halindeki pembemsi renkli, sık dizilişli çiçekleri koparıldıkça bitki yapraklar verir. Çiçeklerinden, parlak koyu kahverengi minik tohumlan olgun­laşır. Körpe yapraklan çiğ olarak salatalarda ya da ıspanak gibi pişirilip sebze o­larak yenir. Çoğu kuzukulağı türünün yemeklere çeşni katan şaşırtıcı, keskin a­sitli bir tadı vardı. Kuzukulağı türlerinin tadı ekşi olan yaprakları A, B ve C vi­taminleriyle potasyum yönünden zengindir.

Yapraklarda; potasyum oksalat. Köklerde; tanen, nişasta, şekerler, reçine, antrokinon türevleri, C vitamini.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Yaprakları, böbrekleri çalıştırır, idrar söktürü­cüdür. C vitamini yönünden zengin olduğu için pek çok hastalığının iyileştiril­mesinde faydalıdır. Vücudu güçlendirici toniktir. Hafif müshil etkisi vardır. Bu etkilerinden faydalanmak üzere, bitkinin yıl boyunca yeşil kalan körpe yaprak­lan toplanmalı, salatalara katılıp çiğ olarak bolca yenilmelidir.

  Yaprakları, çıbanların iyileştirilmesinde etkili olur. Güneş yanıklarında fay­dalıdır. Bu etkileri sağlamak üzere, körpe kuzukulağı yaprakları toplanır, ezile­rek yara lapası yapılır ve şikâyet edilen yerlere dıştan uygulanır.

   Güneş çarpması ve bitkinlik ve halsizlik durumlarında yapılan infüzyon çok faydalı olur. Bunun için 1 litre kaynar su, 20 ya da 30 gr. taze kuzukulağı yap­rağının üzerine dökülerek 15-20 dakika demlendirilip infüzyon elde edilir. Bu infüzyondan, günde iki-üç kez birer bardak içilir.

   Kuzukulağı türlerinin kökleri müshil etkisi olan bir madde içerir. Bitki aynı zamanda iyi bir safra söktürücüdür. Bu etkilerinden faydalanmak üzere, bitki­nin toprağı kazılıp kökleri çıkarılır ve temizlenir. 1 litre sıcak suya 30-50 gr. ka­dar parçalanmış bitki kökü konulup 15-20 dakika kadar ağır ağır kaynatılır. El­de edilen dekoksiyon, günde iki-üç kez birer bardak olarak içilir.466│SAKLI ŞİFA

  Ezilen yaprağından elde edilen suyu yatak örtülerindeki pas, mürekkep ve kalıp lekelerini ağartmakta, gümüş eşyaları temizlemekte faydalı olur.

Uyarı: Romatizması,böbrek ve gut hastalığı olanlar kuzukulağı yememelidir.


                  KANATARİONOVA YAĞI

       

Sarı kantaron bir tıbbi etkisi: Sarı Kantaron çok yönlü bir şifa vardır ve antik çağda zaten çok popüler oldu. Dioscorides'in, tedavi edici etkilerinin bazılarını Plinius Secundus daha az, çok övücü ışığında söz tarif edilmiştir ve Yunan hekim Galen.

Paracelsus St sarı kantaron büyük destekçisi oldu ve yaraları ve kan temizlemek için bir tıbbi bitki olarak tavsiye edilir. Hala tüm inorganik ilaçların ve rağmen St sarı kantaron, doğal tedavide önemli bir yer korudu böylece Kneipp, Bohn, Flamm, Eckstein, Madaus ve diğer ek onun tıbbi değeri vardır.

Ağrı ve sıkma yatıştırmaya özellikleri vardır, çünkü Aziz sarı kantaron yaralar için bir bitkidir; O sinirler ve eylemler Kolik oluşumunu azalttığı ve mukus erimesi için mükemmel bir çare olarak övüldü. Öncelikle, yanıklar, yaralar, taze kanama, kas yaralanmaları, kanama, akne tedavisi için morarma ve doku karşı sarı kantaron önerilen yağ ada kaynar. Bu bitki elde edilen yağ, çok deri bakım gibi, her ikisi de kir ve kırık deride iyi, hem de kuru deri dökülmesi ve diğerleri bulunmaktadır.

Sarı Kantaron Yağı sarı kantaron yağın hazırlanması çok iyi bilinen ve büyük ihtiyaçları popüler ve kalitesiz ürünleri sunuyoruz edilir. Bu "özel" alkanin ve bu nedenle değersiz ile boyanmış tahrif çoğunlukla içindir.Güvenli yolu tek başına doğal ilaç hazırlama biri geçmek. Hazırlık oldukça basit ve sarı kantaron yağ her evde mevcut olmalıdır, daha çok onun iyileşmesi 2 yıla kadar sürer.

Ot St sarı kantaron toplanır ve eve taze getirecek. Onlar, St sarı kantaron en ince açılmış ve çiçekler parmaklarınız arasında ezmek ve kan-kırmızı leke olacaktır çünkü gerçek bir bitki olup hiçbir tıbbi özellikleri vardır bazı diğer benzer türde toplamak emin olmak için, yaprakları daha yakından bakmak gerekir. Dikkatle yaprakları ve geniş boyunlu geniş şişeye yerleştirilmiştir çiçek çıkarıldı ve iyi zeytinyağı 3-4 katı miktarda üzerine dökün edilmelidir toplandıktan sonra.

Bundan sonra şişe iyi yalıtılmış ve 6 ila 7 hafta durmak için güneş yerleştirilir. Deney şişesi içeriği daha sık çalkalanır. Yaz yağmurlu ve güneşli değilse, şişe sobanın yakınında sıcak bir yere konulmuştur. Bu süreden sonra, yağ parlak kırmızı bir renk alır. Şimdi şişenin bütün muhtevası, temiz bir bez ile dökülür ve de tesisin kalan sıkın. Şimdi su tabakasının yüzeyi üzerinde duran kez yeniden başlatmadan sonra bir lastik boru ile kaldırılması edilmelidir. Böylece, böyle basit bir şekilde, her zaman en iyi doğal ilaçlardan biridir mevcut kuć1.

Ayrıca belirtmek gerekir ki bağırsak solucanları için bir kaşık, ağrısız tedavi ile alınan bu yağ,. Bu yağ yavaşça kapanır yana, insanlar yakında sandalye (Krušina, ravent, sinameki, vb ..) iyileştirmek için bir araç almak aldıktan sonra hapse eğilimindedir.

Apart sosları ve cilt bakım ürünleri gibi bu bitkinin petrol listelenen imkanlarından, ayrıca iskemi (lumbago), ağrı gut ve romatizma, burkulma ve sırt ağrısı neden olan masaj için harika bir araçtır.

St.John 'petrol İç kullanım: Bu bitkiden yağ içine ilaç olarak alınır ve su ve şeker değil yarım tatlı kaşığı az 10-15 damla olabilir. Mevcut haliyle kontrolsüz yatak ıslatma çocuk veya yetişkin ve akciğerler (nezle) aşırı mukus ile, karın ağrısı, kolik, bağırsak iltihaplarında uygulanır.

Bu bitkiden yağ her zaman karanlık bir yerde saklanmalı ve pişirme karanlık bir şişe dökülür sonra yağ en iyisidir.

 

                          KİL-İ  ERMENİ
                             KİL ERMENİ



Yetiştiği  Yer ve Çeşitleri;

Daha ziyade Ortadoğu da bulunur.

Kullanılan Maddesi;

Öz maddesi

Tıbbi Özellik ve Faydaları;

a) 2 cins olan taşımsı topraktır. Bunun bir cinsi kızıl,diğer cinsi ise laciverttir.Kızıl cinsi yağlıdır.İçilme miktarı bir ölçektir ( 4 gr).Yalnız mideye zararlı olduğundan muslihi anason veya tarçın kabuğudur.

b) Çiçek ve hummalı hastalıklarda sirke ile yakısı bulunur.Sirke harareti teskin ettiği içi karaciğeri korur.

c) Kalbi kuvvetlendirir.Sevdadan meydana gelen hastalıklardan ruhu korur.

d) İç organları temizler.

e) Fazla kanamalarda ve veba hastalıklarında karın üstüne sirke ile yapılan yakısı konulduğunda şifa  verir.

f) Kusturucudur

ğ) İltihaplı yaralara lapası şifa verir.

g) Nefes darlığına iyi gelir.

h) Rahim kanamalarını ve diğer kanamaları durdurur.

i) Bağırsak iltihaplarını gül suyu ile içildiğinde iyileştirir.



                 KENEVİR;( esrar otu,kendir)
                      kenevir

Yetiştiği Yer Ve Çeşitleri;

 Asıl vatanı Orta Asya Hindistan ve civarı sıcak ülkelerdir.Birkaç çeşittir.

Kullanılan Maddesi;
 
Tohumları ve yaprakları.

Tıbbi Özellik ve Faydaları;   

a) Kendirgillerden olup lifinden halat ve çuval yapılan bir bitkidir.Çiçekleri salkım şeklinde ve sarı renktedir.Yaprakları at kestanesi yapraklarına benzer.Kokusu kusmave baş ağrısı yapar.Kötü kokuludur.Kabuğundan ipler yapılır.

b) Yaprağı döğülerek arpa unu ile karıştırılıp da balgamdan meydana gelen şişlere yakı yapılırsa faydası olur.

c) Bir miktar sütle kaynatılıp günde birkaç yudum içildiğinde ödem hastalığını iyileştirir.

ç) Tohumunun 5-10 tanesi döğülerek bal şerbeti ile içildiğinde balgamı söker iştihayı önler,mideyi gevşetir.

d) Çok  alındığında meniyi keser.

e) Yelleri giderir.

f) Düşmeyen sülükleri düşürür.

g) Hava şişliğini  indirir.

ğ) Yaprakların haşlanması  müzmin romatizmalarda günde 1-2 bardak içildiğinde faydası görülür.

h) Yüze sürüldüğünde yüzdeki kan lekelerini geçirir.

ı) Kenevir ruhu vücud yorgunluğuna mesane ve idrar yolu yaralarını iltihaplarını iyileştirir.

i) Tohumlarından sabun sanayiinde kullanılan bir yağ çıkarılır.

j) Elde edilen yağ kulak ağrısında kullanılır.

                                   Kenevir Yağı;
                                       kenevir yağı

Genel Destek

​Linoleik (Omega 6) ve linolenik asit (Omega 3) bakımından zengin bir yağ olan kenevir yağı, sağlıklı ve dengeli bir beslenmeye destek olabilecek bir besin takviyesidir. İçeriğindeki esansiyel yağ asitleri olan Omega 3 ve Omega 6 ile güçlü antioksidan etki gösterebilecek kenevir yağı, harici olarak cilt sorunlarında ve cilt bakımında kullanılabilir.

ÖNERİLEN KULLANIM ŞEKLİ

​Besin desteği olarak günde 1-2 tatlı kaşığı

                               KENGER OTU

                                             KENGER OTU

Yetiştiği  Yer ve Çeşitleri;

Nemli yerlerde bulunur.


Tıbbi Özellik ve Faydaları;

a) Kökü yıllarca yaşayıp her gün ilkbahar süren dikenli bitki ve yeşil ürünü.2 çeşittir.Birisi bildiğimiz enginardır.Fazlası kusma ve  hülya yapar.Dimağa zararlıdır.Muslihi zeytinyağıdır.Baş ağrısı yaparsa da bunu da sakız ve tarçın geçirir.

b) Çiçeği yağ ve mumla karıştırılıp yaralara ve katı urlara sürülürse şifa olur.

c) Böbrek ve mesane rahatsızlıklarına iyi gelir.

ç) Bir  miktar yenildiğinde cinsiyet organlarını kuvvetlendirir  ve şehvayeti artırır.

d) Kaynatılarak suyu saç ve kırana sürülürse iyi eder.


 

  Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..

  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.

  Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır.

  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 

 

NOT:Kan bilgilerinizi bilmeden biyokimyanızı taramadan,araştırmacı doktorunuza, aktarlara danışmadan bitki ve bitki türlerini kullanmanız tavsiye edilmez.

 
















































































































Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam652
Toplam Ziyaret737780
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV