• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

L - M - N - O - Ö BİTKİ İSİMLERİ ve ŞİFALARI

                                   LABADA:
                                         labada

Latince Adı: Rumeoc patienta

Diğer Adları: Efelek

       Karabuğdaygiller fa­milyasındandır. Kuzuku­lağının yakın akrabası o­lan labadanın ülkemiz­de yetişen 25 kadar tü­rü vardır. Bunlardan en yaygını olan “adi laba­da”, sulak yerlerde ken­diliğinden yetişen, aynı zamanda tarımı da yapılan çok yıllık otsu bitkidir. Ka­zık kökü dallı olup dışı kahverengi ve içi sarıdır. Yuvarlak kesitli dik gövdesi, u­zunlamasına çizgili ve genellikle kırmızımsı renklidir. Yaprakları almaşık dizili, saplı, uzunca, oval ya da elips biçimli ve kenarları hafif dalgalı olur. Yazın açan çiçekleri gövdenin tepesinde kırmızımsı yeşil renkli salkımlar halinde bulunur. Anadolu’nun bazı yerlerinde labada yapraklarıyla salata, sebze yemekleri ve ‘e­felek dolması’ denilen özel etli yemeği yapılır.

   Labadanın yapraklarında Fosfor-demir bileşimi, tanen, eşitli mineral ve vi­taminler; kazık köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri bu­lunur.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Sağlığa faydalı bazı etkileri kuzukulağınınkine benzeyen labadanın yaprakları, vücudu güçlendirici toniktir. İştah açıcıdır. Ka­nı ve bağırsakları temizler. Hafif müshil etkisi vardır.

   Bu etkiler için, labadanın yapraklan çiğ olarak yenir ya da; 1 litre sıcak suya 50 gr. taze labada yaprağı konulup 15-20 dakika kadar kaynatılır. Böylece elde edilen dekoksiyon, günde iki-üç kez birer bardak alınır.

Yaprakları, deri hastalıklarının tedavisinde etkilidir. Çıbanları olgunlaştırır. Yara ve egzamaları iyileştirir. Bu etkileri sağlamak üzere, labadanın yapraklarıy­la yara lapası hazırlanır ve şikâyet edilen yerlere dıştan uygulanır.

   Kökü, müshil etkisi gösterir. Bunun için de kuzukulağının kökünde olduğu gibi bir dekoksiyon hazırlanarak günde iki-üç kez birer bardak içilir.




                            LATİNÇİÇEĞİ:

                                  latinçiçeği

Latince Adı: Tropae­olum majus

Diğer Adları Kapu­çin

     Latinçiçeğigiller fa­milyasının örnek bitki­sidir. Gösterişli çiçekleri ve yaprakları nedeniyle dünyaya yayılan latinçi­çeği, ülkemizde de bazı yerlerde süs bitkisi ola­rak yetiştirilmektedir. 40 türü vardır. Türüne göre latinçiçekleri bir ya da çok yıllık otsu bitkidir. Hoş kokulu parlak çiçekleri, kı­zıl, turuncu, sarı, maun ve krem renginde olabilir. Bitkinin tohumları fasulye i­riliğinde olup kuruyunca minik yerfıstıklarına benzer.

     İçerdiği faydalı maddeler arasında C vitamini, glükosilinat, hardal yağı ve ne olduğu bilinmeyen bakteri yok edici bileşikler bulunur. Bitkinin yaprak, çiçek ve yakıcı lezzeti olan çiçek tohumları salata olarak yenilir. Körpe çiçek tomur­cukları ve yeşil durumdaki tohumları turşu yapılarak tüketilir.

   Latinçiçeğinin yaprak, çiçek ve çiçek sapları, yaz ortasından sonbahar orta­larına kadar toplanır. Yaş olarak kullandığında, etkili tıbbi özellikler taşır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Beden içinde herhangi bir bakteri enfeksiyonu varsa, özellikle solunum yollarındaki rahatsızlık, bronşit, grip ve soğuk algınlı­ğı gibi durumlarda etkilidir.

   Latinçiçeğinin kadın üreme organlarındaki enfeksiyonlarda da etkili oldu­ğu bilinmektedir.

   Ayrıca bitkiden hazırlanan infüzyonun saç ve tırnakların ana maddesi o­lan keratini güçlendirdiği, saç dökülmeleri ve tırnak kırılmalarını önlediği ö­ne sürülüyor.

   Bütün bu durumlar için 1-2 tatlı kaşığı taze yaprak, çiçek ve çiçek sapı karı­şımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde üç kez birer bardak içilir.

   Latinçiçeği özellikle bakterilerden oluşan yerel enfeksiyonlarda güçlü bir mikrop kırıcıdır. Bunun için yaprakları ezilerek hazırlanan yara lapası ya oldu­ğu gibi ya da bir tülbendin içine konularak kompres şeklinde şikâyet edilen yer­lere dıştan uygulanır.



                        LAVANTA BİTKİSİ:
                 lavanta bitkisi

Latince Adı: Lavandula angustifolia

      Ballıbabagiller familyasın­dandır. Kışın yapraklarını dök­meyen 20 kadar çalımsı görü­nüşlü çok yıllık bitki türünün ortak adı lavantadır. Bu türler­den bazısı ülkemizde de yetiş­mektedir. Gövdesi dört köşe kesitli, yeşil renkli ve hoş ko­kuludur. Grimsi yeşil renkli, in­ce uzun ve hoş kokulu yaprak­ları; uzun sapların ucunda sey­rek başaklar oluşturarak yaz ay­larında açan, çok kokulu, lavan­ta mavisi renkli çiçekleri vardır. Bitkinin gövde, yaprak, sap ve çiçeklerine özel kokusunu ve­ren, bunların üzerinde bulunan küçük yıldızsı tüyleridir. Lavan­tanın sonbaharda olgunlaşan küçük meyvelerinin her birinde, dörder adet fındıkçık şeklindeki tohumu yer alır.

      Lavanta, içinde bulunan uçucu yağın damıtılmasıyla elde edilen lavanta e­sansı (lavantayağı) parfümeri endüstrisinde önemli bir hammadde olarak kul­lanılır.

Bu şifalı bitkinin iyileştirici gücü günümüzde lavantanın yağından alınmak­tadır. Bu yağ, lavantanın çiçek, yaprak ve gövdesini kaplayan yıldız biçimli mi­nik ve panltılı tüylerindeki bezeciklerden damıtılmaktadır. En iyi lavanta yağı, ince yapraklı lavanta ve karabaş lavantası türlerinden elde edilmektedir.

      Faydaları ve Kullanım Şekli: Sinirleri yatıştırıcı ve spazm çözücüdür. Özel­likle depresyonla ilgili aşırı sinirlilik durumunda yatıştırıcı olur. Uykusuzluk ha­lini giderir. Stresle ilgili baş ağrılarında etkili bir iyileştiricidir. Bitkinlik ve güç­süzlük durumlarında, merkezi sinir sistemini ve dolayısıyla vücudu güçlendirici bir toniktir. Saman nezlesini geçiştirmede etkili olur. İştahı açar, sindirimi ko­laylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusma refleksini bastırır. İd­rar söktürücüdür. Böbrekleri temizler. Öksürüğü kesici ve ateşi düşürücü etki­leri de vardır. Bütün bu etkileri sağlamak üzere, lavantanın taze sürgünleri yaz başında ve çiçekleri iyice açtıklarında toplanır. 35 C dereceyi aşmayan sıcaklık ve gölge yerde özenle kurutulur. Birbirine karıştırılan kurumuş sürgün ve çi­çeklerden 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 10 daki­ka süreyle demlendirilerek bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir. Romatizma, burkulma ve kırık yerlerinin ağrılarında ra­hatlatıcıdır. Bu durumlarda faydalı etkiyi sağlamak üzere, lavanta çiçeklerinin damıtılmasıyla elde edilen lavanta esansı (lavantayağı) kullanılır. Bu yağ içilmez. Yalnızca şikâyetli yerlere, elle ovularak dıştan uygulanır.

   Reçellere çeşni katmakta kullanılır. Kurumuş çiçekleri, lavanta torbalarına ve çiçek buketlerine, kokulandırmak için konulur.

    Duyarlı ciltlerde hücre değişimini hızlandırmak ve aknelere karşı antisep­tik olarak kullanmak üzere tonik suyu yapılır, küvette hazırlanan banyo suyu­na katılır. Çay gibi demlendirilip baş ağrısını hafifletmek ve sinirleri yatıştır­mak üzere içilir.

   Lavanta, uzun süreler uçup gitmeyen kokusuyla böcekleri kovan, aynı za­manda ev ve sokaklardaki kötü kokuları gideren bir bitkidir. Lavanta uzun za­mandan beri tıpta kullanılmaktaydı. Yarım baş ağrılarının hafifletilmesi ve bey­nin banyo edilmesi için şakakların lavanta ile oğulması tavsiye edilir.




                           KARABAŞ LAVANTASI:
                                            karabaş lavantası

Diğer Adları Karabaş otu, Yalancı lavanta çiçeği, Fransız lavantası

       Batı ve Güney Anadolu’da yabani olarak yetişir. Y yaz aylarında açan çi­çekleri siyahımsı koyu mor renkli ve silindirik yapıda olup başaklar halin­de olup dallarının ucunda toplanmış­tır.

   Karabaş lavantasının içerdiği uçu­cu yağ (esans), İngiliz lavantasınınkinden daha çok biberiye bitkisininkine ben­zeyen, keskin bir koku taşır.

  Faydaları ve Kullanım Şekli

     Antiseptik ve yara iyileştiricidir. Ağrı kesicidir. Sinirsel bas ağrısı ve uyku­suzluğa iyi gelir. Sinir ve kalp kuvvetlendiricidir. Ses telleri enfeksiyonları ve tansiyon düşürücü etkileri vardır. Kan dolaşımını düzenleyici, kan sulandırıcı ve damar genişletici özelliklere sahiptir. İçeriğindeki hücre bölünmelerini en­gelleyen peril alkol ile kansere karşı koruyucu ve tümör yok edici özelliklere sahiptir. Akciğer ve kan kanseri ve beyin tümörlerinin ilerlemesinde geciktirir; prostat, pankreas, barsak ve meme tümörlerine karşı da iyi gelir. Osmanlılar döneminde koleranın tedavisinde bile yer almış olan karabaş lavantası yatıştı­rıcı, balgam söktürücü, idrar yolları enfeksiyonlarını giderici, egzama yaralarını iyileştirici, günümüzde daha seyrek kullanılır olmuştur. Bu etkilerini sağlamak üzere 1 litre kaynar suya 20 gr. kurutulmuş karabaş lavantası yaprak ve çiçek karışımı hesabıyla ve kaynar suyun içinde 10-15 dakikalık demlendirmeyle bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak içilir.

  Antiseptik ve yara iyileştirici etkilerinden faydalanılmak üzere, piyasada satı­lan karabaş lavanta esansı (yağı), şikâyetli yerlere dıştan uygulanır



                                    LİMON:
                              limon

Latince Adı: Citrus li­monum

Sedefotugiller (Tu­runçgiller) familyasın­dandır.

      Ülkemizde de Ege i­le özellikle Akdeniz böl­gelerinde yetiştirile, kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Gövde ve dal­larının kabuğu koyu gri­dir. Yaprakları açık yeşil renkli, derimsi dokulu ve sivri uçludur. Bazı limon a­ğacı türlerinde, yaprak koltuklarında sivri dikenler bulunur, ilkbahar aylarında açan hoş kokulu, dışı pembemsi ve içi beyaz renkli çiçekleri vardır. “Yedive­ren” limon türleri ise neredeyse bütün yıl çiçek açar ve meyve vermeye devam eder. Genelde sonbaharda olgunlaşan limon meyvesi çok ekşi ve bol sulu olur. Olgun limon meyvesinin açık sarı renkli dış kabuğunun üzerinde uçucu yağ ve esanslar içeren benekler bulunur. Meyvenin kabuğunun içi ise, beyaz renkli ve sünger dokuludur. Meyvenin içinde yer alan beyaz tohumları (çekirdekleri) kü­çük, oval biçimli ve bir uçları sivri olur.

      Limon meyvesinin suyu ya da dilimleri kimi yemeklere, çorba ve salatalara katılır. Sevilen bir içecek olan limonata yapımında kullanılır. Bazı sebze yemek­leri ve reçellerin yapımında, bunların kararmaması için eklenir. Uçucu yağ ve e­sans içeren limonun kabuğu sıkılarak ve damıtılarak elde edilen limon esansın­dan kozmetikte ve kimi içkilerin yapımında faydalanılır.

Doğal bir C vitamini kaynağı olan limon meyvesinin suyunda ayrıca orga­nik nitelikli sitrik asit, pektin…  

    Faydaları ve Kullanım Şekli: C vitamini eksikliğinde ortaya çıkan hastalıklar­da, limon en iyi doğal ilaçtır. Soğuk algınlığı, nezle, öksürük, boğaz ve baş ağ rıları ile gribal enfeksiyon durumlarını hafifletir. Beden ateşini düşürür. Bu et­kileri sağlamak için sıkılan limonun suyu, şekerle tatlandırılıp ılık su katılarak limonata şeklinde içilir.

    Limon iştah açıcı ve sindirim sistemini uyarıcıdır. Bu etkisinden faydalan­mak üzere, 1 litre kaynamış su, 20-30 gr. taze limon yaprağı üzerine dökülüp 15-20 dakika demlendirilerek infüzyon yapilir. Bu infüzyon yemeklerden 15 dakika önce, birer bardak olarak içilir.

   Sıkılan limonun suyu, ılık suyla karıştırılarak gargara yapılırsa boğaz ağrıları ve bademcik enfeksiyonlarına iyi gelir.

  Birdenbire yükselen tansiyonda, yarım limonun suyu bir bardağa sıkılır. Ü­zeri suyla tamamlanarak içilir. Bu durumda limon, tansiyonu normal düzeyi­ne indirir.

   Limon, doku büzücü ve cilt toniğidir. Çilleri hafifletir. Cildin güzelleşme­sine katkıda bulunur. Bunun için sıkılan limonun suyu elle ovuşturularak cil­de dıştan uygulanır.

     Tırnak ve dişlerdeki tütün lekelerini hafifletip ağartır. Dişetlerini güçlendi­rir.Bu etkileri sağlamak için sıkılan limonun suyu ovuşturularak dıştan uygu­lanır.

   Soğuk hava nedeniyle ellerdeki ve yüzdeki deri çatlamalarını iyileştirir. Bu etkisinden faydalanmak için de sıkılan limonun suyu ellere, ovuşturularak dış­tan uygulanır.

   Limon susuzluk, yorgunluk ve bitkinlik durumlarını giderir. Bunun için bol limon suyu, su ve şekerle limonata yapılıp içilir. 



                                 LİMON OTU:
                            limon tarlası

Latince Adı: Cymbo­gon citratus

     Buğdaygiller familya­sındandır. 90 cm boy­larında limon koku­lu uzun yaprakları o­lan yoğun tutamlar ha­linde büyüyen, çok yıl­lık, çalımsı-otsu bir bit­kidir. Sri Lanka, Hindis­tan, Malezya, Çinhin­di. Nemli ve bol güneş­li tropikal iklimde yetişir. Grimsi açık yeşil renkli, uzun ince, sert yapraklarının kenarları bıçak gibi kesicidir. Nadiren çiçek açar.

  Bitkinin soğanları ya da ender olarak sert yaprakları haşlanarak ya da toz ha­linde kullanılır. Tercih edileni, bitkinin hoş limonsu kokulu taze soğanlarıdır.

Tıbbi özellikleri eski Mısırdan, Yunanlılar ve Romalılardan bu yana bilinir.

    Temiz, keskin ve limonunkine benzeyen kokusu vardır. Mutfakta özellik­le taze yaprakları değerlendirilir. Çorbalar, körili yemekler, soslar, balıklar­la harika gider. Ayrıca serinletici, hoş kokulu içecek olarak ve tıbbi amaçlar­la da kullanılır.

Bileşiminde sitral, jenerial, neral, nerol, limonen, linalol gibi maddeler bu­lunur.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: İştah açar, mideyi rahatlatır ve hazmı kolay­laştırır. Ateş düşürücüdür. Soğuk algınlığı, bronşit ve öksürükte faydalıdır.

   Adet düzenleyici etkilere sahiptir. Sinirsel baş ağrısı, migren ve uykusuzluk şikâyetlerini azaltır. Depresyon şikâyetlerini gidermeye yardımcı olan bitkisel bir antidepresandır. Kan şekerini düşürücü etkileri ile şeker hastaları için fay­dalıdır. Prostata iyi gelir. İdrar söktürücü, güçlendirici, sindirim kolaylaştırıcı, sakinleştirici özellikler taşır. Romatizma ağrılarına ve burkulmalara karşı etki­lidir.

     Yapılan bir araştırmada Limon otuna has ve Citral adı verilen maddenin, kanserli hücre sayısını düşüren bir özelliği bulunmuştur.

   Günde sadece 1 gr limonotundan, sıcak suyla karıştırılarak yapılan Limono­tu çayının, insana yeterli Citral maddesi sağladığı bilinmektedir.

    Grip ve mide şişkinliğine, öteki sindirim sorunlarına karşı çay olarak dem­lenip içilir. Sinirsel kaynaklı kusmalara karşıda etkilidir. Kuru yaprakları sivri­sinekleri uzaklaştırmak için yakılır. Yaprağı çay olarak demlenir, lavanta torba­lannda kullanılır.

  Bitkiden elde edilen yağ da ağrı kesici, iltihap giderici, spazm çözücü, bal­gam söktürücü, sivrisinak uzaklaştırıcı etkiler gösterir.

Uyarı: Uzun süreli kullanımı rahatsız edici olabilir.




                             LOĞUSA OTU:
                                     loğusa oytu

Latince Adı: Aristo­lochia Clematitis

Diğer adları Lohusa Otu, Zeravent, Siyah as­ma

    Aristolochiaceae-fa­mamilyasından Zehirli bir bitkidir, mutlaka dok­tor kontrolünde alınmalı­dır. 700 m. deniz seviye­sine kadar olan yol ve av­lu boylarında, otlu ve çalı­lıklar arasında yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövde düz, çizgili, köksap kısave sürüngendir. Yaprak­lar kalp şeklinde yumurta biçiminde, bütün kenarlı ve almaşıktır. Çiçekler sarı, yeşilimtrak, birkaçı bir arada, yaprak koltuklarında toplu halde bulunurlar. Ka­idede kavuk gibi şişkin, ucunda dilcikli ve uzuca kenar çiçekleri bulunur. Mey­ve armut şeklinde olup içerisi küçük tohumlarla dolu bir kapsül şeklindedir.

      Köksap ve toprak üstü kısımlar kullanılır. Köksaplar meyvelerin olgunlaş­masından sonra (ağustos-eylül aylarında) topraktan çıkarılır. Gölgede veya 40  dereceye kadar ısılı fırınlarda kurutulur. % 11 rutubete müsaade edilir. Torba­lara doldurularak paketlenir. Toprak üstü kısımlar çiçek açma zamanında ma­yıs haziran aylarında toplanır. aynı şekilde kurutulur. Balya halinde paketlenir. Kuru ve havadar binalarda saklanır.

     Hayat damarlarını genişlettiği tespit edilmiştir. İdrar söktü­rücü etkisi ile birlikte rahim kuvvetini azalttığı anlaşılmıştır. bitki ilk devrede bulunan hipertonik (yüksek kan basıncı- yüksek tansiyon) hastalığı tedavisi, su toplama (ödem) ve yaraların iyileştirilmesinde ilaç olarak tavsiye edilir.

   Köksap ve yapraklar sıtma, romatizma, kabız, rahim kuvvetlenmesi, verem başlangıcı öksürük vs. hastalıklarında kullanılmaktadır. Haricen ise zehirli yılan ve böcek sokmalarında yıkama şeklinde, cerahatlı yara, ekzama vs de ise lapa halinde kullanılır. Bitki tohumlarından elde edilen tentür, nabız atışlarının dü­zenlemede, kalbin kasılma derecesini yükseltmede kullanılır.

  Köksaplardan 1 kahve kaşığı saplardan 300 gr. kaynar su ile haşlanarak (demleme) 2 saat bekletilir. Süzüldükten sonra günde 3 defa yemeklerden ev­vel alınır




                                  MAYDANOZ:
                                                   maydanoz

Latince Adı: Petroseli­num sativum

    Maydanozgiller famil­yasının örnek bitkisidir. Yurdumuzun hemen he­men her yerinde yetiştiri­len, iki yıllık dayanıklı ot­su bitkidir.Ülkemizde ye­tiştirilen mayanoz türü düz yapraklı  ve kıvırcıktır. Mayda­nozun kök, gövde, sap ve yapraklan güzel koku­lu olur. Yazın açan sarı renkli küçük çiçekleri şemsiye görünüşü alarak bir ara­ya gelirler. Bitkinin minik tohumlan, esmer renkli ve orak biçimli olup en güçlü kokusunu taşıyan kazık kökü, dallara ve sonra ince saçaklara ayrılan yapıdadır. Eskiden beri yemeklere çeşni katmak, sofra ve yemekleri süslemek üzere kul­lanılır. Salatalara ve bazı yiyeceklere çiğ olarak, kimi yemeklere pişmenin son anında ya da pişme işi biter bitmez katılarak bolca tüketilir. Maydanoz, başta C olmak üzere A, B ve K vitaminleri, demir, kalsiyum ve magnezyum gibi mine­ raller ile apiol adlı uçucu yağ içerir. Bütün maydanoz türleri vitamin, mineral i­le antiseptik klorofıl yönünden zengin ve faydalıdır.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Terletici; balgam, idrar ve safra söktürücüdür. İdrar söktürücü etkisi kanı temizleyerek faydalı olur. Kadınların aybaşı ağrıla­rını hafifletir. Aybaşını düzene sokar. İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Mi­de ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Karın ağrılarını da hafifletir. Vücudu güç­lendirici bir toniktir. Afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) bileşimi vardır. Bu etkile­rinden faydalanmak üzere, bitkinin kazık kökü, tohum ve yapraklan bir araya getirilir. Bu karışımdan 1-2 tatlı kaşığı alınıp üzerine bir bardak kaynar su dö­külür. Kabın üzeri kapatılarak 5-10 dakika demlendirilir. Elde edilen infüzyon­dan, günde üç kez birer bardak içilir.

   Maydanozun sap ve yaprakları soluğun kokusunu temizlemek ve sağlıklı bir cilt elde etmek üzere çiğ olarak bolca yenilmelidir. Ayrıca zengin ve doğal bir C vitamini kaynağı olduğundan grip ve nezlenin kolayca atılması için mayda­nozun yaprak ve sapları gene çiğ olarak bolca tüketilmelidir. Böbrekleri çalış­tırarak idrar getirir, kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da ko­ruyucudur.

Uyarı: Maydanoz dölyatağını uyardığından, hamilelikte aşırı miktarda alın­mamalıdır.





                                MELEKOTU:

                                    melek otu

Latince Adı: Angelica türleri

     Maydanozgiller famil­yasından, iki-dört yıllık dayanıklı otsu bitkilerdir. Eski çağlardan beri bili­nen ve çok kokulu bir bit­ki olan melekotu, Yurdu­muzda Uludağ yöresin­de yetişmektedir. bitkinin yaprakları çok parçalı, si­lindir biçimli gövdesinin içi boş, çiçekleri beyaz ya da pembemsidir. Doğu Anadolu’da gövde ve yaprak sapları soyulup sebze ola­rak yenir; Bursa yöresinde bunlarla reçel yapılır. Adını, veba salgını dönemin­de, yeryüzüne inen bir melek tarafından hastalara önerildiği hikâyesinden alır.

Bitkinin kökü, tanen ve uçucu yağlar içeren esmer renkli, özel kokulu, bu­ruk tatta ve kalın yapılıdır. : Eterik yağ, angelika asidi, angelisin, ostol, ostenol, bergapten, imperatorin, ksantoksin, ksantotoksol, kumarin, umbelliferon, ber­caphen, reçine, mum, tanen.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Kan dolaşımını düzenler. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Yatıştırıcı ve sinirleri güçlendirici toniktir. Spazmları gi­derir. Astım nöbetlerine faydalıdır. Kuvvet ve iştah verir. İshali kesici ve pek­lik vericidir.

     Nekahet devresinin kısa sürmesini sağlar. Yapraklarından çıkan suya, bir parça pamuk bastırılıp, diş çürüğüne konursa, ağrıyı keser. Kan dolaşımını dü­zenler. Balgam söktürücü ve soğuk algınlıklarında iyileştiricidir. İdrar söktürü­cüdür. Yolculukta alınırsa kusmaya iyi gelir. Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Bu etkilerinden faydalanmak üzere, sonbaharda bitkinin toprağı kazılıp kökle­ri çıkarılır. Kurutup toz haline getirilir. 1 litre kaynamış suya 30-50 gr. bu toz­dan konulup 15-20 dakika demlendirilir. Böylece hazırlanan infüzyondan, gün­de iki-üç kez birer bardak içilir. Bu infizyon soğuk algınlığı ve midede aşırı ga­zın giderilmesinde de etkilidir.

  Kurutulmuş melekotu, dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür.

   Yaprakları, kuş üzümü, ravent, kırmızı erik gibi ekşi ürünlerin kullanıldığı yemeklerde, asidi azaltmak ve yemeği tatlandırmak amacıyla kullanılır.

   Melekotu kökü çay yapımında kullanılabilir.

   Sinirleri yatıştırma, tansiyonu düşürme, romatizma gibi hastalıklarda, sapla­rı ve yapraklarından hazırlanan şurubun faydalı olduğu söylenir.

                          MERCANKÖŞKÜ:
                                     mercan köşkü

Latince Adı: Origanum

Dier adları: Güveyotu, keklikotu

     Ballıbabagiller familyasındandır. Akdeniz havzası bitkisidir. Çeşitli türleri ülkemizde de Trakya, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yabani olarak yetişir. Kayalık ve kurak yerlerde rastlanan, çalı görünüşlü, hoş kokulu bitkiler­dir. Biber gibi kokan koyu yeşil renkli yaprakları, haziran ile ekim ayları arasın­da beyaz ya da pembe renkte açan çiçekleri vardır.Nane ve kekik karışımı bir aroması vardır. Bazı yerlerde yaprakları kurutulup kekik yerine baharat olarak kullanılır. Ayrıca bitkinin toprak üstü kesimlerinin damıtılmasıyla elde edilen mercanköşkü yağı da parfümeri endüstrilerinde kullanılır.

    Yabani mercanköşkünün toprak üstü kesimlerinde, karvakrol ile timol adlı maddeleri içeren uçucu yağ, asitler, tanen ve acı esanslar bulunur.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Mercanköşkün şifalı özellikleri kekiğe çok ben­zer. Hazmı kolaylaştıran bir muhtevaya sahip olması nedeniyle, ağır ve yağ­lı yemeklerde hafifletici baharat olarak kullanılır. Uyarıcı, terleticidir. Nezle, grip, soğuk algınlıkları ve bu sebebe bağlı öksürüklerin giderilmesinde etkilidir.

   Ayrıca düz kaslar üzerinde gevşetici etkiye sahiptir. Ağrı kesme özelliği vardır. Yara iyileşmesini hızlandı­rıcı maddeler içerir. Bu se­beple açık yaralara çok et­kilidir. Meme kanserinde güvenle kullanılır.

   Uyarıcı etkisiyle iştah a­çar, sindirimi kolaylaştırır, hazımsızlığı giderir. İdrar ve gaz söktürücüdür. Kadınlarda aybaşı döneminin daha kolay ve rahat geç­mesini sağlar. Bütün bu etkileri sağlamak üzere, yabani mercanköşkünün top­rak üstü kesimleri, bitki çiçek açtığında toplanır. Kalın dal ve sapları ayrılıp atı­lır. Geri kalan kısımlardan 1 tatlı kaşığı kurumuş ya da taze bitki karışımı 1 bar­dak kaynar suyun içine konur. 10-15 dakika demlendirilerek hazırlanan infüz­yon, günde üç kez birer bardak içilir.

    Soğuk algınlığı ve baş ağrıları halinde çay gibi demlendirilip içilir. Kayna­tılıp özü çıkarılarak rahatlatıcı olarak banyo suyuna eklenir, (Yabani mercan­köşkü) soğuk algınlığı, sinirsel öksürük ve huzursuzluk durumlarında çay gi­bi demlendirilip içilir,

    Yabani mercanköşkü iyi bir antiseptiktir. Ağız yangılarına karşı etkilidir. A­rı ve böcek sokmalarında da yangıyı kesip rahatlatır. Bu etkilerinden faydalan­mak üzere, yukarda tarifi verilen infüzyonla ya da daha iyisi, 1 tatlı kaşığı dolu­su bitkinin suda kaynatılmasıyla hazırlanan dekoksiyonla ağız iyice çalkalanır. Böcek veya an sokması durumlarında, sokulan yer aynı dekoksiyonla sıkıca o­vuşturulur. Ayrıca, yabani mercanköşkü etkili bir yara iyileştiricidir. Romatiz­ma ve kas ağrılarında vücudu rahatlatıcı etkisi görülür. Özellikle gerginlik du­rumunda oluşan baş ağrılarında etkili olur.

   Bu etkilerinden faydalanmak üzere, piyasada satılan mercanköşkü yağı alı­nıp yara ve kesikler bununla yıkanır. Bas ağrısı durumunda şakaklar, romatiz­ma ve kas ağrılarında şikâyetli yerler mercanköşkü yağıyla ovuşturulur.

   Uyarı: Hassas bir mideye sahip kişilerin aşırı miktarda mercanköşk almama­ları gerekir. Uyuklamaya yol açabileceği için dikkat gerektiren zamanlarda ve a­şırı düşük tansiyon dönemlerinde kullanılmamalıdır. 



            Mersin/Murt Mersingiller
                    MERSİN MURT

Eski bir Yunan efsanesinde Myrrha, Venüs’ün dinsel törenlerini yürüten kadınlardan en sevdiklerinden biriydi. Sonunda, Venüs ateşli taliplerine kapılmasın diye Myrrha’yı güzel kokulu ve yapraklarını dökmeyen mersin bitkisine çevirdi. Paris kendisini güzel oluşundan ötürü Altın Elma ile ödüllendirdiğinde Venüs başına mersinden yapılmış çelenk takmıştı. Venüs’ü ve aşkı simgelemek üzere gelin çelenklerine çoğu kez mersin konulurdu. Bir

 

Arap öyküsünde de, Adem’in aşkım ilan ettiği kameriyeden Havva’ya bir mersin dalı getirdiği anlatılırdı. Ünlü yazar Shakespeare, bir mersinin gölgesinde Venüs ile Adonis’in buluşmalarım tasarlamıştı. Ve 1640 yılında eczacı John Parkinson şöyle yazmıştı: “Güzel görünüşlü, tatlı kokulu ve ender oluşu nedeniyle mersinlere özenle bakarız.”

 

KULLANIMI

Sofrada

ÇİÇEĞİ Yeşü kısmı çıkardır ve kalanı salatalara eklenir. Çiçek tozlu tomurcuğu baharat olarak kullanılır. YAPRAĞI Domuz eti rosto yöntemiyle pişirildikten sonra, yapraklar çeşni katmak üzere içine doldurulur. MEYVESİ Öğütülür ve ardıç yemişinin çeşnisini elde etmek üzere baharat olarak kullanılır.

Kozmetikte

ÇİÇEĞİ ve YAPRAĞI Ezilip toz haline getirilerek ciltteki lekeler için kullamlan merhemlere katılır.

Koku yapımında

ÇİÇEĞİ ve YAPRAĞI Odayı güzel kokutan potbori tabağına konulur.

Tıpta

YAPRAĞI Antiseptik ve büzücü olarak kullanılmak üzere çay gibi demlenip uygulan



                          MEYAN (-KÖKÜ):
                                     meyan kökü

Latince Adı: Glycyrrhiza glabra

Diğer Adları Biyam, Boyam, Piyam, Tatlıkök 

       Baklagiller familya­sındandır. Meyan bitki­sinin 6 türü ülkemizde yetişmektedir. Daha çok Ege, Akdeniz, Güney­doğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olan Meyan, haziran-temmuz ayları arasında sarı-mavi veya kahverengi çiçek­ler açan, çok yıllık çalım­sı bir bitkidir. ince uzun, koyu yeşil renkli yaprak­çıklardan oluşan bileşik yaprakları; yaz mevsiminde başaklar halinde açan ma­vimsi mor, bazen beyaz ya da sarımsı çiçekleri, yassı meyveleri vardır. Bitki­nin tedavide kullanılan rizomu, silindir biçimli kökgövdesidir. Kabukluyken esmer, soyulduğunda sarı renkli olan bu kök, önce tatlı iken sonra acımsılaşır. Bir kısmının kökleri tatlı, bir kısmının ise acıdır.

    Meyankökü sonbaharın sonlarına doğru kökler toprak kazılarak çıkarılır. Yıkanarak iyice temizlendikten sonra genellikle kabukları soyulur ve açık ha­vada kurutulur. Daha sonra ince ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.

   Meyanın rizom kökü, normal şekere göre elli kat daha tatlı olan glisirizin i­le flavon, saponin ve kumarin adı verilen maddeleri; tadı acı uçucu yağlan, ni­şasta ve yapışkan bitki sıvısını içerir. Bu kökler ilaç ve bira endüstrilerinde, ko­lalı içeceklerin yapımında kullanılır. Anadolu’da bu kökten şerbet yapılarak içi­lir. Üç yıllık köklerinden elde edilen meyan balı, koyu renkli toz, çubuk ya da dörtgen şeklindeki parçalar halinde satılır ve ilaç olarak kullanılır.

       Faydaları ve Kullanım Şekli: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığı gibi solunum yolları hastalıklarında etkilidir: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser, balgamı sök­türür. Yüksek tansiyonu düşürür. Balgamı söktürür, ateşi düşürür, öksürüğü keser; nezle ve bronşitte iyileştiricidir. Solunum yollarında mukozayı korur, boğaz ağrılarına iyi gelir. Yatıştırıcı ve rahatlatıcıdır. Özellikle çocuklar için ha­fif müshil etkisi vardır. Vücudu güçlendirici toniktir. Mide yanmaları, gastrit ve mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerinde iyileştirici etkiler yapar. Karın ağrılarını geçirir. İdrar söktürücüdür. Bu etkilerinden faydalanmak üzere, me­yankökü parçalarından 1/2-1 tatlı kaşığı alınır, 1 bardak suya konularak kay­nama noktasına kadar ısıtılır. Bu noktada ateş kısılıp 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez birer bar­dak içilir ya da piyasada çubuklar halinde satılan meyankökü ağızda emilerek aynı tıbbi etkilerinden faydalanılır veya meyan balı suda kolayca eritilerek içilir.

   Akşamdan 50 gram kadar meyan kökünü 1 litre suya atıp 10 dakika kadar kaynatın ve bir gece bekletin. Gün boyunca aç veya tok karnına iki üç bardak içmeye devam edin. Öksürüğünüzün geçtiğini göreceksiniz.

    Nezleyi tedavi edici özelliği vardır. Balgam söktürür. Güzel bir sese sahip olunmasını sağlar. (özellikle mesleğinde sesini kullananlar bu çayı sabahları iç­melidirler) Bu çayla yapılan gargara ağız içi yaralarını iyileştirir.

   Meyan kökü tozu: Yemekten sonra alınacak bir çay kaşığı meyan kökü to­zu bağırsakları rahatlatır. Yine aynı miktar meyan kökü tozu idrar söktürücü vazifesi görür. 




                                MENEKŞE:
                         menekşe

Latince Adı: Viola tür­leri

Diğer Adları Benevşe, Menevşe

      Menekşegiller famil­yasındaki Viola cinsin­den 500 kadar, bir-iki ya da çokyıllık dayanıklı bit­ki türünün adı menekşe­dir. Bu türlerden 20 kada­rı ülkemizde yetişmekte olup en çok tanınan ve şi­fasından faydalanılan ko­kulu menekşedir. Kokulu menekşe, doğada özellikle nemli yerlerdeki ağaç alt­larında ve ormanlık alanlarda kendiliğinden yetişen, bulunduğu yere yayılıp toprağı iyice örttüğü için bahçelerde süs bitkisiolarak yetiştirilen, güzel kokusu olan çokyıllık bir bitkidir. Bitki, bu güzel kokusunu, ancak koparıldığı zaman çevresine yayar. Kalp biçiminde koyu yeşil yaprakları; kış sonu ile ilkbaharda a­çan mor ya da seyrek olarak beyaz taçyapraklı çiçekleri; açık sarımsı kahveren­gi, minik, sert ve yuvarlak tohumları ve gene sarımsı kahverengi rizomu (kök­gövdesi) vardır.

   Kokulu menekşe saponin, mentil salisilat, alkaloitler, flavonitler ve uçucu  yağ içerir. Güzel kokulu çiçeği, şekerleme yapılarak pasta ve tatlıcılıkta, ayrıca parfüm endüstrisinde kullanılır. Salatalara konularak çiğ olarak yenilir.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Soğuk algınlığı, anjin, boğmaca, öksürük ve bronşit durumlarında iyileştirici ve rahatlatıcıdır. Göğsü yumuşatır, balgamı söktürür. Kronik bronşite bile iyi gelir. İdrar söktürücüdür. İdrar yolları enfek­siyonlarında iyileştirici etkisi vardır. Hafif bir müshil etkisi yapar. Egzama, ak­ne ve öteki cilt sorunlarında iyileştirici etkisi görülür. Baş ağrısı, sinirlilik hali ve uykusuzluğa karşı olumlu etkileri vardır.

   Yapılan araştırmalara göre, kokulu menekşenin bedende ur oluşumunu en­gelleyici etkileri de tespit edilmiştir. Bütün bu etkilen sağlamak üzere çiçek aç­tığı sürece kokulu menekşenin topraküstü kısımları toplanır. Bunlar ya yaş o­larak ya da gölge bir yerde özenle kurutularak kullanılır ve infüzyonu şöyle ha­zırlanır: 1 tatlı kaşığı yaprak, sap ve çiçek karışımının üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.



                           HERCAİ MENEKŞE:
                                       hercai menekşe

Özellikle çok renkli o­lan kültür hercai menek­şesinin çiçekleri sarı, tu­runcu, kırmızı, kızıl ve mavinin her tonunda a­çar. Olgunlaşan meyvesi, toz gibi olan tohumları­nı taşıyan kapsüller halin­dedir.

   Hercai menekşenin çi­çek ve dallarında uçucu yağ, salisilik asit, glikozit, alkaloit, Saponin, Sümüksü madde, Şeker, tanen ve yapışkan bitki sıvısı bu­lunur.

   Faydaları ve Kullanıldığı yerler: Mesane enfeksiyonunda, sık ve ağrılı idrar yapma durumlarında iyileştirici etkisi vardır.

   Kanı temizleyicidir. Egzama ve akne, deride kepeklenme, kızarıklık ve ka­şıntı gibi deri sorunlarının iyileştirilmesinde faydalı olur.

    Boğmaca ve akut bronşitte balgam söktürücü, Hercai menekşe, kekik ile beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilirse öksürüğü kesi­ci ve iyileştirici etkiler yapar.

Hercai menekşe, kantaron ve kekik ile beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak soğuk olarak içilmeye devam edilirse kanı temizler.

   Hercai menekşe kökü kaynatılıp içilirse kusturucu etkisi olur.

    Romatizma tedavisi için Hercai menekşe, nane ve karanfille beraber kayna­tılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilmwelidir.

Hercai menekşe, şahtere ile beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak soğuk o­larak içilmeye devam edilirse mayasıl hastalığı tedavi edilir.

Hercai menekşe, kekik ile beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilirse nezleye iyi gelir.

Hercai menekşe, kekik ile beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak içilirse grib hastalarına şifa verir.

Hercai menekşe bazılarında alerji yapabilir. Menekşenin kullanıldığı yerler­de kullanılır.

Gece menekşesi ya da Gecegündüz Çiçeği salatalara serpilir. Yemek so­nunda yenen soğuklukları süsler, Körpe yaprakları doğranarak salatalara bol­ca konulur.




 

                                   MERSİN:
                                          mersin

Latince Adı: Myrtus communis

Diğer Adları Mort, Murt, Sazak ağacı

     Mersingiller familya­sında yer alan aynı cins­ten 1000 kadar bitki türü­nün genel adı Mersin’dir. Kış mevsiminde yaprak­larını dökmeyen ağaç ya da ağaççıklardır. Şifalı et­kisinden faydalanan “yabani” ya da “adi mersin” türü, Batı ve Güney Anado­lu kıyı şeridimizde bol bol yetişmektedir. Üst yüzeyinde pek çok saydam nok­ta (yağ bezeleri) bulunan yaprakları sert, meşinimsi, kenarları düz, küçük, üzeri koyu yeşil, altı daha açık yeşil ve tam ortası boydan boya çizgili olur. Mersinin yaz ortasından sonbahara kadar açan altın renkli erkek organlı beyaz çiçekleri ve yuvarlak kesitli, kırmızımsı renkte dalları vardır. Bitkinin ikinci yılında dal­ları bej renge dönüp odunsulaşır. Başlangıçta etli ve beyaz olan meyveleri, ol­gunlaştığında koyu mavi-siyah renge döner. Mersin bitkisinin dal, yaprak, çi­çek ve meyveleri hoş kokuludur.

   Tatlı ve hoş kokulu meyveleri pazarlarda satılır ve yenir. Körpe yaprakları i­se, defne gibi, et yemeklerine çeşni vermesi için kullanılır.

   Mersinin yaprak ve çiçekli dallarında tanen, reçine, acı birtakım maddeler i­le uçucu yağlar; meyvelerinde yüksek oranda A vitamini, tanen, şeker ve asit­ler bulunur.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Peklik verici ve özellikle çocuklarda ishali kesi­cidir. İştah açıcıdır. İdrar yolları enfeksiyonlarında antiseptik etkisi vardır. Do­ku ve damar büzücü niteliği nedeniyle kanı dindirici etkileri görülür.

    Sayılan bu etkilerinden faydalanmak üzere, bitkinin yaprakları her mevsim­de toplanır ve gölgelik, havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş mer­sin yaprağı üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlen­dirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki kez birer bardak içilir.

  Mersin, antiseptik etkiler taşır. Bu etkisinden faydalanmak üzere, bitkinin yaprakları suda kaynatılıp buharı damıtılarak elde edilmiş ve piyasada satışa su­nulmuş suyu, dıştan vücuda uygulanır. Ayrıca A vitamini yönünden zengin o­lan mersin meyvesinden şurup yapılarak içilmesinin, görme yeteneğini artırdı­ğı ileri sürülmektedir.

Çiçeği ve yaprağı ezilip toz haline getirilerek ciltteki lekeler için kullanıan merhemlere katılır,

 

 

                               MİNEÇİÇEĞİ:
                              mine çiçeği

Latince Adı: Verbena offi­cinalis

       Mineçiçeğigiller familyası­nın örnek bitkisidir. Ülkemiz­de de yetişen çokyıllık daya­nıklı otsu bitkidir. Çok gös­terişli bir bitki olmayan mine­çiçeği Eski Mısır, Yunan, Çin ve Roma’da ve ilk Hıristiyan­lık dönemlerinde kutsal sa­yılıp övgüyle anılmış, aşk ik­sirlerine katılmıştır. Dört kö­şe kesitli, koyu yeşil renkli ve tüylü gövdesi, bitkinin tepesi­ne doğru dallara ayrılır. Tüylü ve parlak koyu renkli, kenarları derin dişli ve sap­sız yaprakları, uzamış meşe yaprağına benzer. Yaz ortasında başak ya da şem­siye biçimi oluşturarak açmaya başlayan, ilk don olayına kadar açışını sürdüren küçük çiçekleri eflatun, mavi ve kimi zaman da alacalı renklerde olur. Çiçeğin ortası, beyaz ve siyah görünüşüyle küçük gözlere benzer. Olgunlaşan çiçekleri tek tohumlu sert meyveler verir. PİRİİ WORLD│ 

    Mineçiçeği, verbalin adı verilen acı tatlı glikozitler, uçucu yağ, yapışkan bitki sıvısı ve tanen içerir. Bazı yerlerde bitkinin yaprakları yemeklere, çiğ olarak sa­latalara ve evde yapılan içkilere katılır. Verbenalin ve verbenin glikozitleri, az eterik yağ, bir alkaloid, acı madde, helme, tanenler, invertin, emulsin.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Sinirleri güçlendirici toniktir. Vücudu uyarı­cı etkileri nedeniyle yorgunluk, bitkinlik ve uykusuzlukta faydalı etkiler sağlar. Gerginlik ve stresleri azaltarak yatıştırıcı etki yapar, isteri nöbetlerinin kolay­ca atlatılmasında etkilidir. Vücudun çeşitli yerlerindeki spazmları çözücü etki­si vardır.

   Yaprağı çay gibi demlendirilerek yorgun gözlere ve yangılı gözkapakları­na uygulanır.

   Mineçiçeği çay gibi demlendirilip ağır yemekleri sindirici ve sinirsel bitkin­liklerden sonra yatıştırıcı olarak yatmadan önce içilir.

    Terleticidir. Boğaz ağrısı, öksürük, soğuk algınlıklarının atlatılmasında etkili olur. Balgamı söktürür. Grip sonrası oluşabilen melankoli ve depresyonun at­latılmasında yardımcı olur. Kadınlarda aybaşı durumunu düzene sokar, ağrıla­rı hafifletir. Safra kesesi ve sarılık hastalığında yangıları azaltır. Romatizma, gut şikâyetleri, böbrek ve idrar yolu şikâyetleri gibi rahatsızlıklara karşı etki göste­rir. Bu etkileri sağlamak üzere, mineçiçeğinin tüm toprak üstü kesimleri bitki çiçek açmadan önce yaz ortasında toplanır. Gölge, kuru ve havadar yerde ola­bildiğince çabuk kurutulur.

   1-3 tatlı kaşığı kurutulmuş ve parçalanmış mine çiçeği alınıp üzerine 1 bar­dak kaynar su dökülür. 10-15 dakika bu şekilde demlendirilerek elde edilen in­füzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir. Uykusuzluk durumunda yat­madan önce bir bardak alınır. Mine çiçeğinin etkisini artırmak için şikâyetinize karşı etkili olan diğer bitki çaylarıyla karıştırabilirsiniz

   Üst solunum yolunda oluşan kuruluk gibi şikâyetlerde çayına göre biraz da­ha yoğun bir karışım hazırlanıp gargara yapılabilir.

   Mineçiçeğinden elde edilen bu infüzyon diş çürümesi ve dişeti hastalıkların­da gargara olarak kullanılır.



 

 

                           MISIR (-PÜSKÜLÜ)

                               mısır püskül

Latince Adı: Zea mays

     Buğdaygiller familyasındanbir yıllık dayanıklı tahıl ve kültür bitkisidir. Ülke­mizin su bulunan hemen hemen her yerinde yetiştirilir. Mısırın kökleri toprak­ta derine kadar iner, kalın ve bol saçaklıdır. 4 cm. çapa ulaşabilen dik gövde­si boğumludur. Bu boğumlar arasında gövdenin içi boş olur. Gövde üzerinde almaşık dizili uzun yaprakları şerit biçiminde, paralel damarlı ve uçları sivridir. Mısır tohumları, tek ve kalın bir sap olan koçan üzerinde düzgün sıralar halin­ de dizilmiş iri taneler şek­lindedir. Açık esmer ya da kırmızımsı renkli hafif ve özel kokusu bulunan mı­sır püskülleri dişi çiçekle­rin olgunlaşıp tane biçi­mine gelmeden önce ko­çanın ucunda 10-30 cm. uzunlukta oluşturdukları ipliksi uzantılarıdır. Mısır bitkisinin taneleri, yüksek oranda nişasta ile doyma­mış yağ asitleri, A vitami­ni ve sterolleri içerir. Bu yüzden mısır taneleri hem insanlar hem de hayvanlar için değerli bir besin kaynağıdır, ilaç olarak kullanılan mısır püskülünün içerdi­ği maddeler ise şunlardır: Glikoz ve maltoz gibi şekerler, steroller, reçine, po­tasyum tuzları ve uçucu yağ.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Mısır püskülü etkili bir idrar söktürücü ve vü­cudu güçlendirici toniktir. Mesane taşlarını düşürür. İdrar yolları enfeksiyonu, mesane enfeksiyonu ve prostat bezi enfeksiyonu tedavilerinde etkilidir, özel­likle ayrıkotu ve civanperçemi ile birlikte kullanılırsa daha etkili olur. Çocuklar­da böbrek sorunlarının atlatılmasına yardımcı olur.

Romatizma tedavisinde yardımcı olur.

    Bu etkilen sağlamak üzere, mısır koçanındaki dişi çiçeklerin döllenme ola­yı gerçekleşmeden önce ortaya çıkan püskülleri alınır. Bunlar kurutulduğunda bazı etkilerini yitirdiğinden kurutulmadan kullanılması daha doğru olur. 1 bar­dak kaynar suyun içine 2 tatlı kaşığı kuru ya da taze mısır püskülü   konur. 10- 15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde iki-üç kez birer bar­dak içilir.

   Mısır tanelerinden elde edilen mısırözü yağının, sıvı bitkisel bir yemeklik yağ olarak, damar sertliğini önlediğini, kullanan kişilere bu konuda büyük fay­da sağladığını belirtmeden geçemeyeceğiz.

 

                                                 MOR SÜSEN:
                                      mor süsen

Latince Adı: İris germanica

Diğer Adları Mezarlık zambağı, Mor zambak

    Süsengiller familyasındandır. mor süsen, ülkemizde de birçok yerde süs bit­kisi olarak üretilmektedir.

  100-150 cm’ye kadar boylanabilen, çok yıllık dayanıklı otsu bitkidir. Siv­ri uçlu yaprakları, kılıçsı biçimli, paralel damarlı ve açık yeşil renklidir. İlkba­ har sonu ile yazın başaklar halinde açan baygın koku­lu ve mor renkli iri çiçek­leri üçer adet çanak ve taç yaprağından oluşur. Bu ça­nak ve taç yaprakları alma­şık olarak dizilmiştir. Çiçe­ğin çanak biçimini alan or­tası sarı renktedir. Burada erkek ve dişi organları yer alır. Mor süsenin rizomu (kökgövdesi) kalın, güçlü ve dallara ayrılan yapıdadır.

    Mor süsenin şifasından faydalanılan bölümü olan rizomu uçucu yağ, yapış­kan bitki sıvısı, nişasta, şeker, reçineli maddeler, tanen, salisilik asit ve iridin ad­lı maddeyi içerir. Mor süsenin güçlü kokulu çiçekleri parfümeri ve kozmetik endüstrilerinde kullanılmaktadır.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Safra söktürücüdür. Karaciğer ve safrayla ilgi­li peklik durumlarında değerli bir müshil etkisi sağlar. İdrar söktürücüdür. Be­dendeki yangıları hafifletir. Tükürük salgısını artırır. Bu etkilerinden faydalan­mak üzere, mor süsenin rizomu sonbahar mevsiminde toprağı kazılarak çıka­rılır. Temizlenir ve havadar, gölge bir yerde özenle kurutulur. Parçalanan rizo­mundan 1/2-1 tatlı kasığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtı­lır. Daha sonra ateş kısılarak ısıtma işlemi 10-15 dakika daha sürdürülür. Böy­lece elde edilen dekoksiyondan, günde üç kez birer bardak içilir.

Egzama ve sedef hastalığı gibi kronik deri sorunlarında iyileştirici etkiler yapar. Bu durumlarda şikâyet edilen yerlere bu dekoksiyon dıştan ovularak uy­gulanır.



                       MÜHRÜ SÜLEYMAN:
                                      mührü süleyman

Latince ismi Polygonatum Multiflorum

Diğer adları: Mührü Süleyman otu, boğumluca otu, boğumluca kökü, do­lama otu olarak da bilinir.

   Ülkemizin Karadeniz, Marmara, Ve İç Anadaolu bölgelerinde dağlarda, or­manlarda kendiliğinden yabani olarak yetişir. Baharda çiçek açar. Çiçekleri ye­şil renktedir. Kökleri yerin 20-40 cm. derinliğindedir. Yaprakları 10-15 cm ken­di boyu ise 40-60 cm. kadardır. Salkım halinde olan meyveleri nohut büyüklü­ğündedir. Meyveleri, parlak, mavi ve mor renktedir. Kökü ince ve parmak bü­yüklüğünde, boğumlu, kollu ve çubuklar halinde ve tüylüdür.  

    Toprak altı kök gövde­leri üzerinde mührü andı­ran izler bulunduğundan Süleyman’ın mührü an­lamına geldiği için Müh­rü Süleyman Otu adı ve­rilen bu şifalı ot, genellik­le kökleri olmak üzere me­nopozdan kırık kemikle­re kadar çeşitli durumlar­da kullanılır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Deri üzerine uygulandığında köklerin kesik ve çürüklerin, deri tahrişleri ile iltihaplarının iyileşmesini hızlandırır.

    Bitki çayı olarak kullanıldığında menopoz, hazımsızlık, diyabet, kırık kemik­ler, uykusuzluk, böbrek ağrıları ve hatta kısırlık gibi durumlara iyi gelir. Otun tamamı kaynatarak suyunun içilmesi, kökleri taze iken yenmesi veya kurutulup toz haline getirilip bala karıştırılarak yenmesi halinde kuvvet verici, romatizma, siyatik ve mafsal ağrılarına, şeker hastalığına, gut hastalığına, mide ve bağırsak tembelliğine, sinirleri yatıştırmaya, uykusuzluğa, iştah açmaya, nefes darlığı, as­tıma ve göğüs yumuşatmaya kadar birçok derde karşı kullanılır.

Mührü Süleyman Otu çok kıymetli ve endemik olduğu için kesinlikle kök­leri ile birlikte toplanmamalıdır. Bu bitkinin yapraklarından kangren hastalığın­da damar açıcı, tedavi edici özelliği vardır



                                   MÜRVER:
                                        mürver

Latince Adı: Sambucus türleri

Diğer adları: Patlangıç, Kara Mürver.

     Hanımeligiller familyasındaki 20 kadar ağaç, çalı ya da otsu bitki türünün ortak adı Mürver’dir. Tıbbi etkileri birbirine çok benzeyen iki mürver türü var­dır. Bunlardan Kara mürver ya da diğer adıyla Patlangıç ağacı ülkemizde özel­likle Batı ve Kuzey Anadolu’da görülen ağaçtır. Yaprakları elle ovuşturuldu­ğunda kötü kokar. Beyaz, sarımsı ya da bazen açık pembe renkli ve keskin ko­kulu küçük çiçekleri yayvan şemsiye ya da salkım biçimi oluşturarak açar. Çi­çekleri olgunlaşınca yuvarlak ve parlak siyah renkli meyvelere dönüşür. Mey­velerin içinde kan kırmızısı meyve özü ve uzunca oval biçimli 3-4 tane tohum bulunur.

   Bodur (Cüce) mürver: Türkiye’nin hemen hemen tüm ormanlarında rastla­nan çokyıllık otsu bitkidir. 7-11 yaprakçıktan oluşan bileşik yaprakları karşılık­lı dizilmiştir. Salkım biçimi alarak yazın açan beyaz çiçekleri acı badem gibi ko­kar. Meyvesi parlak siyah renkli ve yuvarlak olur.

  Olgun mürver meyve­leri yenir. Bitkinin göv­de ve dalları bazı yerlerde iplik makarası yapımında kullanılır.

   Kara mürverin çiçek ve yaprakları ilkbahar ile yazın başlarında toplanır. Gölge yerde olabildiğince çabuk kurutulur. Meyve­leriyle bitkinin gövde ka­bukları yaz sonu ile sonbahar mevsiminde toplanır.

Kara mürverin çiçekleri sambunigrin glikoziti, rutin, eterik yağ, kolin, vita­min C, organik asidler, glikozitli maddeler, reçine, tanenler, uçucu ve sabit yağ, yapışkan bitki sıvısı ve şeker içerir.

   Bitkinin meyvesinde doğal şekerler, meyve asitleri, tanen, C ve P vitamini, boya pigmentleri ile eser oranda uçucu yağ bulunur. Meyveler; boyama, demir, hrizantemin, sumbusin, sepi maddeler, karbon ve amino asidleri, vitamin B-kompleks, meyve asidleri ve şekerler

Mürverin kabukları da tanen, reçine, alkaloit eterik yağ, kolin, fitosterin ile valeriyen asidini içermektedir.

Kuru yapraklar; sambunigin, eterik yağ, aldehidler, taze yapraklarda fazla­dan vitamin C ve provitamin A, tanenler, sambusin.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Kabuğu; müshildir, kusturucudur ve idrar sök­türücüdür. Yaprağı: müshildir, balgam söktürücüdür, idrar söktürücüdür. Ter­leticidir. Dıştan kullanıldığında cildi yumuşatıcı ve yara iyileştiricidir Göğsü yu­muşatır. Nezleyi iyileştirir.

Şifasından faydalanmak için kuru çiçek ve kuru ya da yaş yapraklarının karı­şımından 2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suda 10 dakika süreyle demlendi­rilir. Böylece elde edilen infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.

   Kara mürverin meyve suyunu hazırlamak için taze ve olgun meyveleri 2-3 dakika suda bekletilir. Sonra bunlar elle sıkılıp süzülür. Bu meyve suyunu sak­lamak için 10 ölçü meyve suyuna 1 ölçü bal katılır ve bu karışım kaynatılır. Da­ha sonra sıcak suyla sulandırılıp günde iki kez birer bardak olarak içilir.

   Bitkinin gövde kabukları kuru ya da taze yapraklarıyla karıştırılıp parçalanır. Bu karışımdan 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ı­sıtılır. Ateş kısılıp 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülerek elde edilen de­koksiyon, günde iki kez birer bardak olarak içilir. Cildi yumuşatıcı ve yara iyi­leştirici olarak dıştan uygulanır.




                                      NANE:
                                    nanae

Latince Adı: Mentha türleri

Diğer adı:

     Ballıbabagiller familya­sındaki aynı cinsten 25 ka­dar çokyıllık dayanıklı ot­su bitkinin genel adı na­nedir. Ülkemizde 7 türü yetişmektedir. Dört kö­şe kesitli, kırmızımsı göv­de ve dalları; karşılıklı di­zilen, kenarları dişli, keskin ama hoş kokulu koyu yeşil yaprakları ve dal uçla­rında kümeler oluşturarak temmuz-ağustos aylarında açan leylak, pembe ya da beyaz renkli çiçekleri vardır. Koyu kahverengi, minik taneli ve küremsi biçim­li tohumları olur. Nane, taze ya da kurutulup baharat olarak ya da ilaç, yiyecek ve parfümeri alanlarında kullanılır. Nane bitkisi çiçek açmadan önce sap, yap­rak ve goncalı dalları toplanıp çok sıkmadan demetler halinde bağlanıp gölge­lik ve havadar yerlere asılarak kurutulur.

   En çok kültürü yapılanı “bahçe nanesi”dir. Bu türün yaprak, sap ve çiçek­lerinde mentol, menton, jasmon vb. maddeleri içeren uçucu yağ ile tanen, re­çine, acı bitki esansı ve bazı organik maddeler bulunur.

Uçucu yağ, tanen, reçine şekerler, acı madde, mentol, mentor, cadinen, si­neol, pinenler.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: İştah açar. Mide ve bağırsak gazını giderir. İs­hali önler. Ateşi düşürür. İyileşmeyi çabuklaştırır. Uykusuzluk, sıkıntı ve yor­gunluğu giderir. Yaprakları çay gibi demlendirilerek içilirse sindirim salgıları­nı artırır, mide ve bağırsaklardaki sindirim işlemini kolaylaştırır, soğuk algınlı­ğı ve gribe iyi gelir. İç organların kaslarında yatıştırıcı etkiler yapar. İçerdiği u­çucu yağlar nedeniyle mide bulantılarını keser. Hamilelikteki ve yolculuklarda­ki kusma refleksini bastırır. Mide ve bağırsak gazlarını söktürücüdür. Beden ü­zerinde güçlendirici (tonik) etkisi vardır. Bağırsaklardaki kolit yaralarının iyileş­mesinde etkili rol oynar. Bu etkileri sağlamak üzere, kurutulmuş yaprak, sap ve çiçek goncalarından bir büyük tutamı alınır. Üzerine bir bardak kaynar su dö­külüp 10 dakika demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Hiçbir yan etkisi olmadı­ğından istenilen sıklıkta içilir.

    Nanenin yukarda sayılan tıbbi etkilerinden faydalanmak için, ikinci Kulla­nım Şekli, taze yapraklarının suyla damıtılarak nane ruhu elde edilmesidir. Böy­lece elde edilip piyasada satılan naneruhunun 2-10 damlası bir şekerin üzeri­ne damlatılarak alınır.

Uyarı: Gebelik hali ya da böbrek sorunu olanlar yüksek dozda almamaladır.




                                       NAR:
                                      nar

Latince Adı: Punica granatum

Nargiller familyasının örnek bitkisidir.

   Nar yumuşak iklim­li, sıcak ve kurak yerleri seven; aynı adlı meyve­si yenen ve 4-5 m’ye ka­dar boylanabilen küçük ağaçtır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde bolca, ayrıca iklimi uygun olan diğer bazı yerlerde de yetiştirilir. Kimi türlerin­de, kışın dökülmeyen yaprakları genelde kısa saplı, kenarlar düz, ucu sivri, par­lak ve karşılıklı dizilmiş durumda bulunur. Mayısta başlayıp yazın da açan özel nar kırmızısı renkli, süsleyici özellik taşıyan çiçekleri, çok kısa saplı, tek tek ya da 2-3 tanesi bir arada olur. iri bir portakal kadar büyüyebilen meyvesinin dış kabuğu, bir ucunda dişli bir taç taşır, esmer kırmızı ya da sarımsı yeşil renkte olur. Bu kabuğun içinde tatlı, mayhoş ya da ekşi ve kırmızı, pembe, kirli beyaz ya da sarımsı olan etli taneler bulunur. Bu tanelerin içinde de bitkinin tohumu­nu taşıyan sert kabuklu çekirdekleri vardır.

   Nar ağacının kök, gövde ve kabuklan nişasta, mannit, reçine, tanen ve bir­takım asitlerle alkaloitler içerir. Narın meyvesinde ise meyve şekeri, potasyum, magnezyum, C vitamini ile eser miktarda diğer mineraller bulunur. Nar, mey­ve olarak yenildiği gibi sıkılıp suyu çıkarılarak, şerbeti ya da şurubu yapılarak tüketilir.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Nar ağacının kurutulmuş kök, gövde ve dal ka­bukları yakın zamanlara kadar en etkin tenya düşürücü olarak kullanılmıştır. Ancak, içerdiği alkaloitlerin insan için de birtakım zehirleri içermesi nedeniyle, bu kabuklar günümüzde kullanılmamakta, yerine, nar meyvesinden elde edilen infüzyondan faydalanılmaktadır.

    Ayrıca nar kabuklarının infüzyonu peklik vericidir. Narın çiçek ve tohumla­rının sıkılmasıyla elde edilen su da aynı amaçla kullanılır.

   Olgun nar meyvesinin sıkılmış suyunun içilmesi ya da tanelerinin yenilme­si idrar söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı ve güçlendirici (tonik) etkiler sağlar.

  Doku ve damar büzücü etkileri nedeniyle, nar meyvesinin kabuklarının ku­rutulup toz halinde öğütülmüş hali, yaralarda kanı kesici olarak kullanılır. Ay­nı tıbbi nitelikleri nedeniyle, bu kabuklardan elde edilen dekoksiyon ağır diya­re ve hatta dizanteriye karşı kullanılabilir.490│SAKLI ŞİFA

   Yukarıda sözü edilen infüzyon şöyle hazırlanır ve kullanılır: Soyulan narın kabuklan iyice kıyılır. Bunlardan 3-5 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyondan, sabah ve ak­şamları olmak üzere günde iki kez birer bardak alınabilir.

  Dekoksiyon da aynı miktarda nar kabuğunun 1 bardak suyla kaynama nok­tasına kadar ısıtılıp daha sonra 10-15 dakika daha kısık ateşte ısıtılmasının sür­dürülmesiyle hazırlanır. Dekoksıyonun alınma dozajı da aynen infüzyonun­ki gibidir.




                                OĞULOTU:
                         oğul otu

Latince Adı: Melissa officinalis

Diğer Adları: kovan otu, melisa, limon na­nesi, limon otu, meli­sa otu, tatırambe, tem­re otu

    Ballıbabagiller famil­yasındandır. Ülkemiz­de de Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen dayanıklı çokyıl­lık otsu bitkidir. Göv­desi seyrek ince diken veya sert tüylerle kaplıdır. Oval biçimli, kenarları dişli ve tüylü yapraklan limon kokulu olur. Yaz mevsiminden sonbahara kadar salkım­lar oluşturarak açan, çok açık sarı ya da beyazımsı küçük çiçekleri iki dudaklı; koyu kahverengi, minik ve gözyaşı biçimli tohumlan parlaktır.

   Bu bitkinin doğada yetişen oğul otu bütün şifalı bitkilerin toplanmasında olduğu gibi yağmurlu ve çiğli zamanda toplanmamalıdır. Özellikle oğul otu çiğde toplanırsa kötü kokar.

  Körpe yaprakları hoş limon kokusunu vermesi için salatalara, bazı yiyecek ve içeceklere katılır. Melisa çayı olarak demlenip sevilerek içilir.

  Oğul otunun bileşiminde uçucu yağ ve tanen vardır. Uçucu yağı çok kıy­metlidir. Yüzey itibarıyla en az eterik yağı alınabilen bir bitkidir.

Faydaları ve Kullanım Şekli: Kalp, şeker, tansiyon ve depresyon gibi cid­di hastalıkların temel sebebi strestir. Oğul otu, uykusuzluk, beyin yorgunluğu, stres ve sinir bozukluğu için mükemmel bir şifa bitkisidir. Sinirsel baş ağrıla­rı ve migrene iyi gelir.

   Limonumsu olan hoş kokusu ve sitronella gibi aktif maddeler birçok has­ talığa iyi gelmektedir. Sindirim sistemindeki tüm kramplara ve gaz şişkinlikle­rine iyi gelir. Sakinleştirici etkisi olup korku ve depresyon sonucu olabilen sin­dirim problemlerine karşı başarı ile kullanılır. Kalbi ve kan dolaşımını güçlen­dirir. Yüzeysel kan damarlarını genişleterek yüksek kan basıncını düşürebilir.

   Terleticidir; ateşli soğuk algınlıkları, nezle ve bronşit, nefes darlığı ve boğaz ağrılarında etkili olur. Bu etkileri sağlamak üzere körpe ya da gölgede kurutul­muş yaprakları kullanılır, 1 bardak kaynar su, 2-3 tatlı kaşığı kuru ya da 4-6 ka­şık körpe yaprak üzerine dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilirken, içile­ne kadar üzeri sıkıca kapalı tutulur. Böylece hazırlanan infüzyon, sabah ve ak­şamları birer kez ya da gerektikçe bir bardak olarak içilir.

    Bazı bölgelerimizde bahçelerde yetiştirilen limon çiçeğine, kolonya çiçeği­ne veya bahar sefasına melisa denilmektedir. Bu bitkilerin şifalı oğul otu - me­lisa ile bir ilgisi yoktur.

   Körpe yaprakları “melisa çayı” olarak demlenir ya da Hint çayına aynen ko­nur, sirkelere katılır.

Yaprakları ezilip elde edilen suyu mobilya cilalanmasında kullanılır.

Yaprağı bronş nezlesi, ateşli soğuk algınlığı ve baş ağnlarından kurtulmak ü­zere çay gibi demlendirilip içilir.

  Oğulotu/Melisa Ballıbabagiller
                     OĞUL OTU

Eskiden oğulotunun bir insanı tümüyle yeniden canlandıracağına inanılırdı. 1696’da London Dispensary şunu ileri sürüyordu: “Her sabah size oğulotu verilirse, bu ot sizin gençliğinizi tazeler, beyninizi güçlendirir ve gevşeyen doğanızı canlandırır.”

On üçüncü yüzyılda her gün düzenli olarak oğulotu çayı içen Glamorgan Prensi Llevvlyn 108 yaşına;

Sydenham’li İngiliz John Hussey elli yaşından sonra her sabah yediği balın yanı sıra oğulotu çayı içerek 116 yaşma kadar ömürlerini sürdürmüştü. Bu yararlı otun melankolik duygulan kovduğu uzmanlar tarafından pek çok kez yinelenmişti. Günümüzde de, oğulotu depresyonlara karşı, güzel kokuyla tedavide kullanılmaktadır.

KULLANIMI;

Dekorasyonda

YAPRAĞI Pek değerli sayılmayan çiçek demetlerinde kullanılır.

Sofrada^

YAPRAĞI İnce kıyılmış körpe yaprakları salatalara, balık için hazırlanan beyaz soslara, mayoneze, tuzlama lahanaya, kümes hayvanı ve domuz etlerine konulur. Ayrıca meyve salatalan, jöleler, kremalar, meyveli içkiler ve şarap kadehine eklenir. Körpe yapraklan melisa çayı olarak demlenir ya da Hint çayma aynen konur. Sirkelere katılır: Bu işlemde oğulotu tarhun ile kanştınlır.

Evde

YAPRAĞI Ezilip elde edilen suyu mobilya cilalannıasında kullandır. •

Koku yapımında

YAPRAĞI Odayı güzel kokutan potbori tabağı ya da bitki yastığına konur.

Tıpta

YAPRAĞI Bronş nezlesi, ateşli soğuk algınlığı ve baş ağrılarından kurtulmak üzere çay gibi demlendirilip içilir.

 

                             OKALİPTÜS:
                                okaliptüs

Latince Adı: Eucaly­ptus türleri

Diğer Adları Okalip­tüs, Sıtma ağacı, Sulfa­ta ağacı

    Mersingiller famil­yasındaki aynı cinsten 300’ü aşkın ağaç ya da a­ğaççık türünün genel adı Okaliptüs’tür. Ülkemizde Ege ve Akdeniz kıyı şe­ridinde sıcak, bol güneş­li ve sulak yerlerde bataklıkları kurutmak, odunundan faydalanılmak üzere sık­ça yetiştirilir. Bazı okaliptüs türlerinin boyu 90 m’yi aşabilir. Gövde kabukları büyük levhalar halinde kabarıp dökülen okaliptüslerin yaprakları, genellikle o­rak biçimli, almaşık dizilişli, sarkık yapıda, koyu yeşil renkli ve tadı acıdır. Yap­rak koltuklarından çıkan püskül biçimindeki sarımsı beyaz ya da kırmızı renkli çiçekleri, tek tek ya da kümeler oluşturarak açar. Meyveleri, çok sayıda tohum taşıyan kapsüller halinde oluşur. 492│SAKLI ŞİFA

    Okaliptüsün tanence zengin kabukları sepicilikte kullanılır. Yaprakları, bi­leşiminde yüksek oranda sineol bulunan uçucu madde, acı madde ve tanen i­çerir.

   Faydaları ve Kullanım Şekli Soğuk algınlıklarında özellikle nezle, öksü­rük, bronşit burun tıkanıklıkları ve üst solunum yollarındaki yanma hissi gibi şikâyetlerde en etkili iyileştiricibitkilerden biri okaliptüs yapraklarıdır. Balgam söktürücü, yanma hissini uzaklaştırıcı, idrar artırıcı ve hafif spazm çözücü et­kileri bulunmaktadır. Göğsü yumuşatır, ateşi düşürür ve sinüsleri açar. Bu et­kileri sağlamak üzere ya infüzyonu içilir ya buhar banyosuna girilir ya da ispir­tolu veya zeytinyağlı eriyikleri alınır.

    Okaliptüs yapraklarının çayı, solunum yolunuzu ferahlatır. Bir kupa için bir çay kaşığı oranında 5-10 dakika demlenerek hazırlanabilir. Eğer çay olarak iç­meyip yüzünüzde buğu olarak kullanmak    istiyorsanız daha yoğun hazırlayabi­lirsiniz.

   Antiseptik oluşu nedeniyle yara, ülser ve yanıkları temizleme ve iyileştirme­de etkilidir. Bunun için  dekoksiyonu şikâyet edilen yerlere uygulanır. Dişeti en­feksiyonlarında mikrop kırıcı, ağız kokularını gidericidir. Bu durumlar için is­pirtolu ya da zeytinyağlı eriyikleriyle gargara yapılır.

   Peklik verici ve vücudu güçlendiricidir. Böyle durumlar için infüzyonu alı­nır. Romatizma ağrıları, kas kasılmaları ve üşütmelerden ortaya çıkan ağrılarda şikâyet edilen yere lapası uygulanır.

   İdrar yolları antiseptiğidir. Bu durumda bir tutam yaş yaprağın üzerine bir bardak kaynar su dökülüp 10 dakika demlendirilerek yapılan infüzyon, sekerle tatlandırılarak günde iki-üç kez içilebilir.

  Dekoksiyonunu hazırlamak için bir tutam yaş yaprağı suda iyice kaynatılır. Elde edilen dekoksiyon yara, ülser ve yanıklara günde iki kez uygulanır.

   Buhar banyosu yapmak üzere yazın toplanıp kurutulmuş okaliptüs yaprak­larından 2-3 tatlı kaşığı alınır, bir leğene konularak üzerine dört bardak kay­nar su dökülür. Çıkacak uçucu yağın kaçışını önlemek için üzerinn büyük bir havlu örtülür. Leğene doğru eğilip 10 dakika süreyle okaliptüs buharı solunur.

   Yaş yaprakları ezilerek hazırlanan okaliptüsün lapası şikâyetli yerlere uygu­lanırken elle o bölgeye masaj yapılması da büyük fayda sağlar.

İspirtolu ya da zeytinyağlı eriyiğini elde etmek için okaliptüs yaprakları bu maddelerin içine yatırılıp 7-10 gün bekletilir. Bu eriyikle ağızda gargara yapılır ya da suyla seyreltilip şekerle tatlandırılarak içilir.

   Uyarılar: Okaliptüsün aşırı dozlarda alınması zehirlenmeye yol açabilir. O­kaliptüsle yapılan her uygulamadan sonra eller iyice yıkanmalı, gözlere doku­nulmamalıdır.



                            ÖKSÜRÜK OTU:
                                   öksürük

Latince Adı: Tussilago farfara

Diğer Adları Deveta­banı, Farfaraotu, Kaba­lak, Kavalak

    Bileşikgiller familya­sındandır. çokyıllık daya­nıklı otsu bitkidir. Öksü­rükotunun küçük çiçekle­ri, ilkbaharın başında yap­raklarından önce görünür ve uzun sap üzerinde tek tek sarı renkli olarak açar­lar. Yeşil renkli yapraklarının kenarları dişli ve altları gri renktedir, beyaz renk­li uzun ve sık tüylerle kaplanmıştır.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Yaprak ekstrelerinin faranjit ve diğer mukoza iltihapları ile öksürüklerde iyileştirici, solunum yolları rahatsızlıklarında göğsü yumuşatıcı etkisi vardır. Balgam söktürücüdür. Yaprak ve çiçekleri içerdiği ya­pışkan bitki sıvısı ile kronik ve akut bronşite karşı etkilidir. Bronşları açar. So­lunum yollarındaki duyarlı mukoza zarını başka hastalıklardan korur. Boğma­ca ve astımda rahatlatıcıdır. Nezle ve gribe karşı etkili olur. Bu etkilen sağla­mak üzere, bitkinin çiçekleri tam açmadan önce toplanıp gölgede özenle kuru­tulur. Yapraklan ilkbahar sonu ile yaz başında toplanıp kıyılır ve kurutulur. İn­füzyonunu hazırlamak üzere 1-2 tatlı kaşığı kuru yaprak-çiçek karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülür. 10 dakika süreyle demlendirmeden sonra hazırla­nan infüzyon, günde üç kez, sıcak olarak birer bardak içilir.

     Öksürükotu çıban, yara ve apselere karşı iyileştirici olarak kullanılır. Bunun için körpe yaprakları toplanıp ezilerek yara lapası hazırlanır ve bu lapa, dıştan uygulanır.

Uyarı: Ancak taşıdığı pirolizidin alkaloidleri karaciğer için zararlı etkili oldu­ğundan dahili kullanışında dikkatli olunmalıdır.



 

   Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..

  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.

  Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır.

  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

NOT:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ.



































































































Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi11
Bugün Toplam773
Toplam Ziyaret737901
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV