• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  

       sakli-sifa çoban
              
                                
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

T - Y - Z BİTKİ İSİMLERİ ve ŞİFALARI

                                      TARÇIN:
                        tarçın

                   Latince Adı: Cinnamomun türleri

    Defnegiller familyasındandır. Anayurdu Güney ve Güneydoğu Asya’dır, ik­limin uygun olmayışı nedeniyle tarçın ülkemizde yetişmez. Tropikal bölgelerin bitkisi ve birçok türü olan hoş kokulu ağaç ya da ağaççıklardır. Bu türlerden ö­nemli olan ikisi Seylan Tarçını ile Çin Tarçını’dır. Kışın yapraklarını dökmeyen alçak boylu ağaçtır. Bu ağacın körpe dalları kesilir. Kabuklari soyulur, mantar tabakaları çıkarılır, tabakalar birbirinin içine konulup sarılarak kurutulur. Daha sonra ezilip baharat olarak Seylan tarçını adıyla satılır. Açık kahverengi ve tat­lımsı tadı hoş olan bu tarçın türü makbuldür.

   Kışın yaprağını dökmeyen çin tarçının gövde ve dallarının kabuğu soyula­rak elde edilen tarçın, Seylan tarçınına göre daha yakıcı, keskin ve daha az de­ğerlidir.PİRİİ WORLD│515

   Tarçın baharat olması­nın yanı sıra çeşni ve koku vermesi için bazı yemek, tatlı ve şaraplara katılır. A­ğacın meyvesinden elde e­dilen tarçın esansı, parfüm endüstrisinde kullanılır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Tarçın tatlı, odun­su, güzel kokulu ister öğü­tülmüş, ister çubuk şeklin­de olsun her iki şekilde de aynı tat ve kokuya sahiptir. İştah açar, ruhi sıkıntıları giderir. Sürmenajda faydalıdır. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. El ve ayaklardaki titremelerini giderir, damar tı­kanıklığını önler. Mide rahatsızlıklarına ve karın ağrılarına iyi gelir. Bağırsak kurtlarının dökülmesine ve bağırsak iltihaplarının iyileşmesine yardımcı olur. Uyarıcı özelliği vardır, cinsel isteği artırır. Kötü kokuları, öksürüğü keser. Kan Şekerini dengeleyen Tarçın, şeker hastaları için çok faydalıdır. Adet öncesi ger­ginliklere iyi gelir. Soğuk algınlığı ve nezlede faydalıdır,

   Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Mide bulantıları ve kusma refleksini bastırır. Hafif doku ve damar büzücü özelliği nedeniyle ishali kesici ve peklik vericidir. Sindirimi kolaylaştırır. Kan dolaşımını geliştirip hızlandırır. Bu etki­leri sağlamak üzere tarçının toz hali yiyecek ve içeceklere katılıp istendiği ka­dar alınır ya da piyasadan sağlanan tarçın esansı 2-3 damla olarak kesme seke­re damlatılıp emilir.

Uyarı: Tarçın çok fazla alınırsa aşırı pekliğe neden olabilir.

                             Tatula


              TATULA

 Tatula, diğer isimleri   boru çiçeği olan Patlıcangiller familyasından şifalı bir bitkidir.80 cm 1 metre kadar boylanabilen, dik gövdeli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları saplı, büyük, oval ve kenarları tam, az girintili ve topludur. Çiçekleri beyazdır. Meyvesi, çok tohumlu bir . 20 kadar türü vardır. Bunlardan  ve 10 ceşidi   yurdumuzda yetişir. İlaçlarda yaprakları ve tohumları kullanılır.Sadece ilaç sanayısınde .

 Eski kizilderililer tütsü olarak kullanirlar  

Tatula Bitkisinin Faydaları 

- Tatula bitkisi nefes darlığını giderir.

- Astımda faydalıdır.

-Uyuşturucudur.

-Spazm giderir.

-Ağrıları keser.

-Terlemeyi, mide ve türkük salgılarını azaltır.

Tatula Bitkisinin Zararları:

Tatula çok zehirli bir bitki olduğundan mutlaka uzman doktor Herbalis ler kontrolünde kullanılmalıdır.

Tatula Nasıl Kullanılır:SIVI OLARAK İÇİLMEZ.MASAJ VE TÜTSÜ OLARAK KULANILİR

Tatula bitkisinin yaprakları, çiçekleri ve tohumları kullanılır. Tohumlarından elde edilen tentür ya da yağ kullanılabilir. Sigara şeklinde nefes darlığını gidermek için kullanılabileceği gibi merhem halinde ağrı giderici olarak da kullanılmaktadır.

 

                            TARHUN:
                tarhun

Latince Adı: Artemisia dracunculus

Diğer Adları Tarhın, Terhun

    Bileşikgiller familyasındandır. Ülkemizde Ankara, Gaziantep, Urfa ve Erzu­rum’daki bazı bahçelerde yetiştirilen keskin ama hoş kokulu, dayanıklı çokyıl­lık çalımsı bitkidir. Yaprakları ince, uzun ve parlak yeşil renklidir. Yaprak altın­da bulunan yağ bezeleri biberimsi acı tadı olan güzel bir koku yayarlar. Çiçek­leri küre biçimli, küçük ve yeşilimsi beyaz renkli olur.

     Tarhunun yapraklı dallari iyot, mineral tuzlar, A ve C vitamini yönünden zengindir. Körpe ya da kurutulmuş yaprakları pek etkili çeşnisi nedeniyle, ba­harat olarak bolca kullanılmaktadır. Yapı olarak naneye benzer. Hemen  hemen  tüm çorbaların ve sulu ye­meklerin içine elde ovala­nan kuru yapraklarından konur.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Gaz giderici, haz­mı kolaylaştırıcı, karaci­ğeri güçlendirici, ağız ko­kusunu yok edici özellik­leri vardır. Hıçkırık tutan insan bu tarhunun yapra­ğını ağzına alır almaz ne hıçkırığı kalır ne de heye­canı. Zararsız ve etkili bir iştah açıcıdır. Sindirim salgılarını artırarak sindiri­mi kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söktürücüdür. İdrar söktürücüdür. Güçlendirici tonik etkisi vardır. Bütün bu etkileri sağlamak üzere, yaprakları, bitki çiçek açmadan önce toplanıp gölge ve havadar bir yerde özenle kurutu­lur. 1-2 tatlı kaşığı kuru yaprak üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 da­kika süreyle demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyon günde üç kez birer bardak içilir.

  Ayrıca, soluk kokusunu temizler, uyku getirici işlev yapar ve yemeklerden önce çiğnenirse ilaçların acısını azaltır. 




 

                            TEKESAKALI:
                   tekesakallı

Latince Adı: Flipendula ulmaria (ya da Spiraea ulmaria)

Diğer Adları: çayırmelikesi, keçisakalı, erkeçsakalı.

    Gülgiller familyasındandır. ülkemizde Karadeniz ve Doğu Anadolu bölge­lerinde rastlanmaktadır. çokyıllık otsu bitki ya da ağaççıktır. Pembe kırmızı renkli ve hoş kokulu uzun kökü, toprakta derine inerken dallara bölünür, içi boş olan gövdesi kırmızı-yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Hoş koku ya­yan iri parçalı ve koyu yeşil yapraklarının altı gri-yeşil renkli olur. Yaz boyunca salkımlar oluşturarak açan tatlı badem kokulu minik çiçekleri krem rengi, kimi zaman da pembe ya da canlı kırmızı renktedir.

     Tekesakalı bitkisinin topraküstü bölümlerinde salisilik asit, tanen, sitrik a­sit ile spiraein ve gaulterin adı verilen maddeleri içeren uçucu yağ bulunur. Bit­kinin yapraklan bazı yerlerde içkilere, reçel ve jölelere badem kokusu verme­si için katılır.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Doku ve damar büzücü etkilerinden dolayı ço­cuklarda ishali kesmekte faydalı olur. Aspirindekine benzeyen maddeleri içer­diği için beden ateşini düşürür ve yangıları ha­fifletir. Bu nedenle, kas ve eklemlerdeki ağrı ile yangıları geçirmek üze­re kullanılır. Mideyi güç­lendirir. Sindirim işlemi­ni kolaylaştıran, vücuda faydalı bitkilerin başın­da gelir. Kusma hissini de bastırır. Midedeki a­şırı asitlilik durumunu önler. Sindirim sisteminin mukozasını korur. Kalp yangısı, gastrit ve mide ül­serleri tedavisinde faydalı olur. Bu önemli etkileri sağlamak üzere, erkeçsakalı bitkisinin bütün topraküstü bölümleri kullanılır. Yazın çiçeklenme zamanında bitkinin yaprak, çiçek ve sapları toplanır. 40 C dereceyi aşmayan sıcaklıklarda gölge ve havadar yerde özenle kurutulur. Kurumuş bu bitki karışımından 1 -2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika demlendirilerek elde edi­len infüzyondan, günde üç kez ya da ihtiyaç duyuldukça içilir.

  80 derece ısıtılmış 4 bardak suya 1 avuç çiçek konur. 12 saat demlendirildik­ten sonra süzülür. Günde 3 kere l’er fincan içilir.

Çiçekli salkımı yatak çarşaflarını kokulandınlmakta kullanılır.




                          YABANİ ISPANAK:
                       yabani ıspanak

Latince Adı: Beta vulgaris varcicla

Diğer İsimleri: Pazı, Sirken, yabani pancar, yaban pancarı

    Ispanakgiller familyasından; kırlarda kendiliğinden yetişen veya bahçelerde yetiştirilen yaprakları büyük olan bir sebze bitkisidir. otsu bir bitkidir. Yaprak­ları iri ve çok, kökleri dallı ve az etlidir. Yapraklarında bol miktarda A ve C vi­tamini vardır. Sindirimi kolay ve bol vitaminli olduğundan besleyicidir.

bitkiler 20 cm boy aldıktan sonra başlayarak (ekim tarihinden 2 ay sonra) bir bazen üç ay devam eder. Yetiştirme şartları uygun olduğu sürece bitki ye­ni yapraklar meydana getirerek gelişmesine devam eder ve hasat sürdürülür.

     Ispanak gibi pişirilebilen sirken otu ıspanaktan daha faydalı besin değerleri­ne sahiptir. İçerdiği vitamin ve mineral yoğunluğu ıspanaktan daha faydalıdır. İçeriğinde vitaminleri ve mineraller bulunur. Lifli bir sebzedir.

Yapraklar sapları ile birlikte toprak üstünden kesilir ve demetler haline ge­tirilerek pazarlanırlar.

   Pazıda, A, C ve K vitaminleri bol miktarda bulunur. Ayrıca, E vitamini ile demir, magnezyum ve kalsiyum minerallerini i­çerir.

   Faydaları ve Kulla­nım Şekli: İdrar söktü­rür. İdrayollarında his­sedilen yanmayı gide­rir. Haşlanmış yaprakla­rın suyu kabızlığı gide­rir. Yaprakları yanık, ap­se, şişlikler ve basur me­melerinden doğan şika­yetleri giderir. İştah açı­cıdır. Vücuda kuvvet verir. Hazmı kolaylaştırır, bağırsakları yumuşatır ve te­mizler. Öksürüğe karşı faydalıdır. Kansızlığı önler. Hamile olanların yemesi doğacak çocukta omurga açıklığı riskini azaltır.

    Ayrıca, pazı yaprakları badem yağı ile kaynatılıp katı urlara ve iltihaplara la­pa şeklinde konursa derhal faydası görülür. Deri hastalıkları, yanık, şişlik ve ba­sur memelerinin üzerine konursa faydası görülür. Şiddetli baş ağrılarında pa­zı lapa haline getirilir, içine gül yağı konulup başa sarılırsa ağrıyı hemen geçirir.

   Saçları besleyici özellikleri vardır. Pazı yaprakları haşlanır suyuyla saçlar yı­kanırsa saçların dökülmesi azalır, balla karıştırılarak saç çıkmayan deriye sürü­lürse faydalı olur. Kanı temizler.

Pazının kökleri, sapları ve yaprakları pazı yemeği, dolması ve salatası yapı­larak kullanılır.



KULLANIMI;

SOFRADA:

Buğulama yapılan başakları brüksel lahanası gibi tereyağı ile yenir.Körpe yaprakları doğranarak salatalarda;dolma içi güveç,çorba,bazı çöreklere tatlandırıcı olarak eklenir.Zengin topraklarda çıkan sürüngenleri kurşunkalem kalınlığında iken 5  cm boyunda  kesilir.Kaynatılır.Kabuğu soyulur  ve kuşkonmaz gibi yenir.

EVDE:

Semirmeleri için kümes hayvanlarına yedirilir.

TIPTA:

Demir,vitamin ve minarel kaynağı olarak çiğ yada pişmiş olarak yenir.Yara lapası ile merhemi ciltteki  yara yada duyarlı yerleri temizler,iyileştirir.


                    YABAN KEREVİZİ:
               yaban kerevizi

Latince adı: Smyrnium olusatrum L.

Diğer adı: Baldıran

    Maydanozgiller familyasındandır. Denize yakın, kumlu ve nemli toprakla­rı sever. Kış aylarında bulunur. Kerevizli birbirinden lezzetli yemekler yapılır. Kereviz; pilavlara ve çorbalara da ayrı bir lezzet katar. Ot kavurmalarına konur, salatalarda kullanılabilir, tohumları soslara eklenebilir.

Kökleri, sapları, yaprakları, çiçekleri ve tohumları yenebilen nadir bitkiler­dendir.

   Kerevize olan benzerliği nedeniyle “yaban kerevizi” adıyla tanınan bir bit­ki 1.5 metreye kadar boylanabilir, yeşil yaprakları kerevizin yapraklarını andırır. Çoğu zaman tek kökten çıkıp yükseldikçe dallara ayrılır.

   Bazı yapraklar dalların çıktığı yerin hemen dibinde başladığı için sanki dal­lar yapraklardan çıkıyor gibi görünür. Yeşilimsi, sarımsı çiçekleri olan yabanke­ revizinin siyah tohumla­rı bir sonraki yıl çevrede daha çok yabankerevizi çıkmasının garantisidir bir anlamda.

     Avrupa ve Akdeniz’e özgü bir bitki olan ya­ban kerevizi, daha çok denize yakın araziler­de bulunur. Kumlu ve nemli toprakları sever ve ilkbaharda tohumdan yetişmeye başlar.

Yaban kerevizinin yaprak, körpe dal, tomurcuk, tohum ve köklerinden fay­dalanılır.

Faydaları ve Kullanım Şekli: Kökleri hafif de olsa idrar söktürücüdür. Yap­rakları iyi bir C vitamini kaynağıdır.

     Batılı ülkelerde yaprak ve körpe dallar kereviz gibi kullanılırken kökleri şal­gam gibi pişirilir. Yemek gibi yenebilen köklerden ayrıca şekerleme de yapıla­bilir. Tomurcukları salatalara konur. Anlayacağınız yaban kerevizi çok şekilde kullanılabilen, faydalı otlardan biridir.




                      YABANİ KASIMPATI:
                   yaban kasımpatı

Latince Adı: Chrysanthemum

Diğer İsimleri:

    Otsu, yıllık bitkiler olan kasımpatı türleri, yaklaşık 50-150 cm yük­sekliğindedirler. Büyük çiçek başlarına sahiptir­ler, yabanileri beyaz, sarı veya pembe renkler gös­terir.

    Kasımpatı çiçeği, pa­patyagiller familyasının en güzel çiçeklerinden biridir ve dekoratif amaçlı olarak çok sık tercih edilir. Yaklaşık 30 farklı türü bulunan Kasımpatı, Asya ve Kuzeydoğu Avrupa kö­kenli bir bitkidir. Çok yıllık otsu bir bitki olan kasımpatı 150 cm kadar boya sahip olabilir. Çi­çekleri büyük ve görsel açıdan son derecede hoştur. Yabani Kasımpatı çiçek­leri beyaz, sarı ve pembe renklerde ve bu renklerin farklı tonlarında olabilirler.

   Süs bitkisi olarak kullanımı yaygındır. Böcek ilaçlarında hammadde olarak kullanılmasının yanında pek çok ülkede ölümü çağrıştırmakta ve bu nedenle cenaze törenlerinde ve mezarlıklarda kullanılmaktadır.

Yaprağı Saçları ve cildi yıkarken çay gibi demlenmiş suyu durulamada kul­lanılır,

Yaprağı diğer bitki yapraklannın kokusunu artırmak üzere lavanta torbala­rına katılır.

Yaprağı soğuk algınlığı, katarakt ve mide bozukluğu gibi rahatsızlıklarda

çay gibi demlenen yaprağının suyu içilir ya da göz banyosu yapılır.



KULANIMI;

SOFRADA;

Acı kokusu nedeniyle az miktarda  kullanılır.Çok iyi doğranmış yaprakları havuç çorbası ,salata,av eti,kümes hayvanları dolma içi ve meyveli pastalara katılır.Bezelye ve taze patatese tereyağ ile birlikte konur.Biraları temizlemek tat vermek ve korumak için kullanılır.

KOZMETİKTE:


Saçları ve cildi yıkarken çay gibi demlenmiş suyu durulamada kullanılır.

KOKU YAPIMINDA:

Diğer bitki yapraklarının kokusunu artırmak üzere potbori tabağı ve lavanta torbalarına katılır.

TIPTA:

Soğuk algınlığı katarakt ve mide bozukluğu gibi rahatsızlıklarda çay gibi demlenen yaprağının suyu içilir ya da göz banyosu yapılır.




                             YAVŞANOTU:
                        yavşan otu

Latince adı: Veronica officinalis

Diğer İsimleri: Avru­paçayı

   Çiçekli bitkiler famil­yasından Kuru topraklar­da yetişen çok yıllık ot­su bir bitkidir. Daha çok hendeklerde, yol ve or­man kıyılarında görülür. Aynı adla da anılan Yav­şan ile karıştırmamak ge­rekir.

    Yavşanotu, çiçekleri mavi veya beyaz renkte olan bir bitkidir. Yuvarlak sap­lıdır. Duvar çatlaklarında yetişir. Taze iken kokusuzdur. Kuruduktan sonra gü­zel kokar. Killi, kireçli topraklarında ve güneşli yerlerde, ormanların seyrek yer­lerinde veya orman kenarlarında, yol kenarları, çimenlikler ve meralarda yetişir.

    Mayıstan Eylüle kadar toplanarak temizlenir ve kurutulduktan sonra ince kıyılarak özel kaplarda muhafaza edilir.

Bileşiminde çeşitli glikozitler, flavonlar ve kahve asidi vardır.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Kanı temizler. Sindirimi kolaylaştırır. Baş ve kulunç ağrılarını keser. Sinirleri yatıştırır ve güçlendirir. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. Yaprağının yakısı yaraları geçirir. Banyosu kaşıntılara fayda sağlar. Romatizma ve gut ağrılarını dindirir. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarında fay­dalıdır. Mesanedeki kumları dökmeye yardımcı olur. Göğüs hastalıkları, nezle ve bronşitte faydalıdır. Özsuyu ile ağız gargara yapıldığında ağız ve boğaz il­tihaplarını geçirir.

  Yavşanotu sayesinde diyabet hastalarının kan şekerini kan şekerlerini düşü­rür ve normal seviyede tutulabiliyor.

   Yavşan Otu, ısırgan otu ile birlikte egzamaya karşı oldukça faydalıdır. Ro­matizma ve yara şikâyetlerinde lapa haline getirilip uygulanır.

   İki kahve kaşığı kurutulmuş, ince kıyılmış yavşan otu demliğe konur ve üze­rine yaklaşık yarım lite kaynar su ilave edilerek. 5-10 dakika demlenmeye bıra­kıldıktan sonra süzülerek içilir.

  Yavşan otundan bir avuç demliğe konur ve üzerine 1 litre kaynar su ilave edilir. 10dk deminin çıkması beklenir ve bu dem küvetteki suyla karıştırılarak banyo yapılır ise kaşıntıları önler.



                          YARPUZ:
                yavşan otu

Latince Adı: Mentha pulegium

Diğer Adları Filiskin, Narpuz, Pülüskün, Yaba­ni nane

        Ballıbabagiller familya­sından çokyıllık dayanık­lı otsu bitkidir. Nanenin çok yakın akrabası olup Anadolu’nun pek çok yö­resinde sulak çayırlarda ve akarsu kenarlarında doğal olarak yetişir. Diklemesine veya toprağın üzerine ya­tarak gelişen iki türü vardır. Tüylü ve naneninkinden daha açık yeşil yaprakları ve temmuz ve ağustos aylarında kümeler halinde açan lila, mavi, morumsu ve­ya pembe açan çiçekleri olur.

   Bitki çiçek açmaya başlamadan önce toplanır, rengini kaybetmiş yaprakları ayıklandıktan sonra gölge bir yede kurutulur.

Antik çağlardan beri Akdeniz bölgesinde tanınan ve nitelikleri bilinen yar­puz, bazı yerlerde pazarlarda satılıp nane yerine kullanılmaktadır.

Yarpuzun yapraklarındaki uçucu yağ, pulegon adlı madde yönünden zen­gindir.

    Faydaları ve Kullanım Şekli: Ani histerik saldırıları, bilinçsiz şiddet davra­nışı ve bayılma gibi durumlarda şifasından faydalanılır. Sindirimi kolaylaştırır. Balgam söktürücüdür. Mide ve bağırsaklarda şişkinlik oluşturan gazları sök­türür. Bedende oluşan spazmik ağrıları ve ruhsal endişeleri giderir. Kadınlar­da rahmin büzülmelerini güçlendirerek aybaşı döneminikolaylaştırıp rahatlatır.

    Bu durumlar için, 1-2 tatlı kaşığı kurutulmuş yarpuz yaprağı (toplanıp kuru­tulması aynen nanede olduğu gibidir) üzerine 1 bardak kaynar su dökülür. 10- 15 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyon, günde üç kez alınabilir ya da ta­ze yarpuz yapraklan aynen nanedeki gibi su ile damıtılarak fıliskin yağı denilen esansı yapılır. Piyasadan alınabilen filiskin yağının 2-10 damlası birkesme şeke­re damlatılarak alınır. mikrop ve bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonlarda koruyucu etki sağlar. sinirler ve kan dolaşımı üzerindeki olumlu ve uyarıcı etkisi ile anti romatizmal etki gösterir. vücuttan ürik asit gibi toksinlerin ortadan kaldırılması, böylece romatizma arkasındaki en büyük neden ortadan kaldırılmasına teşvik etmek­tedir. Sinirler üzerinde uyuşturma etkisi romatizma ve artrit ağrılarının dindi­rilmesine yardımcı olur.

      Yaralar ve iç organlarda, özellikle idrar yolları, böbrek ve rahim mikroplar tarafından enfeksiyona yakalandığında septik(mikroplu) hale gelebilir. Bu ya­ğı çok hafif dozda kullanıldığında bu mikrop veya bakterili bölgenin temizlen­mesine yardımcı olur.

     Yarpuzdaki uçucu yağlar diş ve diş etleri üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Bu özellik de diğer kaslarda kasılma neden olarak ve onları sıkılaştırır. Vücu­dun diğer kısımlarında da gevşek, asılı deriyi yukarı çeker ve germe sağlar. Saç köklerini güçlendirir ve kan damarlarında kanama durdurmaya yardımcı olur.

     Akciğerin temizlenmesine yardımcı olur. Solunum yollarındaki gevşek bal­gamın dışarı atılmasını sağlar. Yarpuz güçlü bir kan temizleyicidir. Bir diğer faydası da kana taze oksijen karıştırma yardımcı olur. Yarpuz hazmı kolaylaş­tırmak için tüketilebilir. Aynı zamanda sindirim salgılarının sekresyonunu ufay­daak sindirimi teşvik etmektedir.

    Kadınlarda daha fazla östrojen ve progesteron gibi bazı hormonların üreti­mini hızlandırarak adet görmeyi düzenli hale getirir.

    Yarpuzdaki uçucu yağlar sivrisinek ve pire gibi evdeki böcekler için zehirli­dir. Bir zamanlar bu yağ övgüyle ve bir böcek kovucu olarak tanınırmış.

   Yarpuzdaki uçucu yağlar çok düşük dozlarda kullanıldığında mide prob­lemleri tedavi edilebilmektedir. Mide içine asit salgısı ve safrayı ufaydaak mi­de asit-baz dengesinin korunmasına yardımcı olur, aynı zamanda da iltihapla­rı ve tahrişleri yatıştırır.

   Ayrıca, safra kesesi rahatsızlıkları ve karaciğer, sarılık ve hepatit ve tümörler ile ilgili gazları tedavi etmek için kullanılır.

   Uyarılar: Bir bitkisel tedavi olarak yarpuz kullanırken dikkatli olmak gerek­mektedir. Yarpuzdan elde edilen uçucu yağlar çok yoğun olup insan ve diğer hayvanlar için zehirlidir.

Böbrek sorunu olanlar da yarpuz almaktan kaçınmalıdır.



                            YOĞURTOTU:
                 yoğurt otu

Latince Adı: Galium o­daratum

Diğer adları kokulu ya­pışkanotu, orman ecesi, güzel yıldız, yıldız otu, in­ce otu, isviçre çayı.

       Kökboyasığiller famil­yasından, dik gövdeli, yan dallar olmayan, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Ülkemiz­de en çok Karadeniz, Ak­deniz ve Marmara bölge­lerinde yetişir. Gövdeye halka şeklinde tutunan parlak yeşil yaprakları; nisan-mayıs aylarında sap uç­larında açan küçük, beyaz çiçekleri vardır. Meyveleri sert tüyler ve kıvrık kan­calarla kaplıdır. Bu tüylerin yardımıyla rahatça tırmanabilir. Güzel kokusun­dan dolayı çelenklere, şiltelerin, yastıkların içlerine, odalara konulur. Türlerinin hepsi şifalıdır ama sarı çiçekli yoğurtotu ve kokulu yoğurtotu en çok bilinendir.

    Nisan-Mayıs döneminde, dallar tomurcuklandığında, yoğurtotu henüz kör­pe ve tam yeşilken, toprak üstündeki sararmış yapraklar hariç bitkinin tümü, toplanır ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bıra­kılır. Kuruduktan sonra ince ince kıyılarak bir örtünün üstüne serilir ve 2-3 gün tam anlamıyla kuruması beklenir. Daha sonra hava almayan kaplarda saklanır.

   Bileşiminde kumarin, acı ve sakız maddeleri, mikrop öldürücü cevherler İ­ridoitler polyphenol asitleri, flavonlar ve tanen özellikle de yapraklarda C vi­tamini bulunur.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Sakinleştirici, güçlendirici, idrar söktürücü, yumuşatıcı; bağırsak spazmlarını, ishali giderici; karaciğer ve sarılık hastalık­larına karşı iyileştirici etkileri vardır. Bunun için iki-üç çay kaşığı kıyılmış bit­ki 1 çay bardağı soğuk suya bırakılır sekiz saat bekletildikten sonra günde bir­kaç seferde içilir.

      Bu tür ağır hastalıklarda kullanılacak olan bitkinin mutlaka taze olması ge­rekir. Yoğurtotunun genç filizlerini, kış mevsiminde, kar altında bile bulabilir­siniz. Yoğurtotu çayı, böbrekleri, karaciğeri ve dalağı hastalık yapıcı maddeler­den arındırır. Lenf kanseri dâhil, lenf sistemi hastalıklarında şifalıdır. Hastalık ne kadar ağır olursa olsun, bu çay her gün (3-5 bardak) içilmelidir. Bitki çayı, iç­ten çay ve dıştan (haricen) kompres-yıkama biçiminde kullanıldığında, çok bü­yük bir hızla, deri hastalıklarını, yaraları ve kan çıbanlarını iyileştirir. Ayrıca bu ılık çayla yüz yıkandığında, pörsük, sarkık ve kırışık deri gerginleşir. Bitkinin sı­kılarak elde edilen özsuyu da, her gün hasta deriye sürülüp, kuruması beklene­rek kullanılabilir. Bitki, epilepsi (sara), histeri, parkinson hastalığı, sinirsel ra­hatsızlıklar, idrar tutukluluğu, kum ve taş rahatsızlıklarında da önerilir. Çok i­rileşmiş olsa da guatr hastalığı, yoğurtotu çayı ile gün boyunca ısrarla sürek­li derin gargaralar yapıldığında ve arada bir yutulan yudumlar yoluyla uygula­nan 4-6 haftalık bir kür sonucunda önemli ölçüde küçülebilir. Ses telleri aksak­lığı veya ses kısıklığı bitki çayı ile yapılan gargaralarla kısa sürede düzeltecektir.

   Guatrda bitki kaynatılır ve gün boyunca, elden geldiğince sık ve derin gar­garalar yapılır. Ağır böbrek hastalıkları ve böbrek iltihaplanmalarında da kulla­nılır. Böbrek hastalıkları için, yoğurtotu, altınbaşak ve sarı ballıbaba ile eşit o­randa karıştırıldığında, çok daha etkili bir çay elde edilmiş olacaktır. Bu üçlü çay harmanı haşlanıp demlenerek hazırlanır ve ilk olarak, kahvaltıdan yarım sa­at önce yarım bardak içilir ve geri kalanı da gün boyunca yudumlanır. Ağır has­talıklarda, günde 4 bardak içmek gerekebilir. Bu üçlü karışım, böbrek büzül­mesinde ve daha başka ağır böbrek hastalıklarında da kullanılabilir.

   Yoğurtotu çayı içilerek ve gargarası ağızda ve damakta oluşan, yara ve ağ­rıları yok eder. Bitkinin taze özsuyu tereyağı ile karıştırılarak hazırlanan mer­hemle, kanser çıbanlarının ve kanser türü deri  hastalıklarının iyileştirilebilir. Bu tedavi (ameliyat öncesi veya sonrası), tıbbi tedaviyle eş zamanlı olarak da uy­gulanabilir. Tabiidir ki, tüm kanser hastalıklarında uygulanacak bitkisel tedavi­lerden önce doktorun onayı alınmalıdır. Dil kanserine ve gırtlak kanserine kar­şı (ameliyat öncesi veya sonrası) yoğurtotu kürlerinin mutlaka uygulanması çok önemlidir. Kürlerin hiçbir yan etkisi olmadığı unutulmamalı ve denenmelidir.

  Kanser türü çıbanların tedavisinde koyu lekeler biçiminde, kötü karakter­li deri hastalıkları taze yoğurtotu özsuyu ve aynısafa merhemi ile tedavi edilir. Kan temizleyici özelliği olan aynısafa, ısırgan otu, ve civanperçemi eşit karı­şımdan hazırlanan çayı da aynı zamanda mutlaka içmek gerekir damağında bir düğüm oluşmuştu ve dayanılamayacak ağrılar çekiyordu.

  Kullanım Biçimleri:

Çay hazırlamak: Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar  derecede sıcak su ile haşlanır (kaynatılmaz) ve 10 daki­ka demlendikten sonra süzülür. Çeşitli hastalıklar için yukarıda belirtilen mik­tar ve şekillerde içilir veya kompres ve gargara yapılır. Genel  

  Merhem yapımı: Bitkinin özsuyu oda sıcaklığındaki tereyağı ile iyice karış­tırılır ve elde edilen merhem buzdolabında saklanır. Merhem uzun süre da­yanmaz.

   Taze Bitki Özsuyu: İyice yıkanarak ince kıyılan nemli bitkinin özsuyu mut­fak robotu kullanılarak elde edilir.

   Üçlü Çay Harmanı: Yoğurtotu/yapışkanotu, sarı ballıbaba ve altınbaşak eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kaşığı dolusu, orta boy bir su bar­dağı dolusu kaynar suyla haşlanır (kaynatılmaz), 5-6 dakika demlendikten son­ra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir.

    Karışımlar: Tüm kanser hastalıklarına karşı, beden temizleyici ve güçlendi­rici olarak, yoğurtotu, aynısafa, ısırganotu, civanperçemi, ıhlamur ve mayıs pa­patyası çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. 1 talı kaşığı karışım orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır (kaynatılmaz) ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak çayla başlatılan temizlik ve güçlendirme kürü, 1 hafta içinde 4-6 bardağa kadar çıkarılmalı ve bu miktar çay gün boyuna yayılarak, örneğin, 15-20 dakikada 2-3 yudum alınarak uygu­lanmalıdır. Böylece mide rahatsız olmayacak ve beden bitki çayının her damla­sını emerek faydalanacaktır.

Uyarı: Yoğurtotunda bulunan kumarin zehirleyici olduğu için doz aşımın­dan kaçınmak gerekir.



                         ZAKKUM AĞACI:
                      zakkum

Latince İsmi Nerium oleander

Diğer İsimleri: Zıkkım ağacı, Ağu ağacı, Zokum

    Zakkumgiller familya­sından; Türkiye’de Batı ve Güney Anadolu’da dere yataklarında ve su kenar­larında yetişen ayrıca bah­çelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir bir ağaçtır. Haziran-eylül ayları ara­sında beyaz veya pembe renklerde çiçekler açar Kış aylarında yapraklarını dökmez. Meyveleri kapsül şeklindedir, zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır.

 Yapraklarında reçine, tanen, glikoz, C vitamini ve oleandrin adında bir gli­kozit vardır. Kabukları ve  tohumlarında da etkili maddeler vardır. Zehirlidir.

     Faydaları ve Kullanım Şekli: Dâhilen idrar arttırıcı ve kalp kuvvetlendiri­ci etkisi vardır. Hâricen zeytinyağı ile yoğrulmuş olan yapraklar bilhassa uyuza karşı kullanılır. Bir gram kuru yaprak, insanlarda tehlikeli zehirlenmelere yol a­çar. Zehir etkisi kurutma ve kaynatmayla ortadan kalkmaz. Bu bitkiyi yiyen öl­müş hayvanların etleri de zehirlidir.

   Uyuz gibi deri kasintilarina, bit, pire gibi zararlilara ve ari sokmasina karsi haricen kullanimi faydalidir. Haricen adale agrilarini da hafifletir. Halk arasin­ da haricen deri kanserine karsi kullanilmaktadir

   Haricen kullanıldığı takdirde adale ağrılarını giderir. Akrep ve arı sokmasın­da faydalıdır. Düşük dozlarda kullanılacak olursa kalbi kuvvetlendirir, bol mik­tarda idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır.

Çiçekleri ve yaprakları lapa yapılarak kullanılır.

Uyarı: Fazla miktarda alındığında zehirlenmelere sebep olur.



                                   ZENCEFİL:
                                  ZENCEFİL

Latince Adı: Zinciber officinale

Zencefilgiller familyasının örnek bitkisidir.

     Zencefilin günümüzde en faz­la Hindistan ve Malezya’da yetiştiril­mektedir. İklim uygun olmadığından Türkiye’de zencefil yetişmez. Çok es­ki çağlardan beri faydası bilinen bir bitki olan Zencefil, Avrupa’ya tüccar­lar tarafından Çin ve Hindistan’dan getirilerek dünyaya tanıtılmıştır. Ö­zellikle mide ağrılarına ve mide bu­lantısında etkilidir. 140 cm.’ye kadar boylanabilen bitkidir. Bir yıllık ömrü vardır. Kokusu tarçın kokusuna ben­zer. 15-20 cm. uzunluktaki sivri uçlu ve mızrak biçimli yaprakları, gövde­yi saran kılıflardan çıkar. Kozalakla­rı hatırlatan küçük, beyaz ve üzeri mor lekeli çiçekleri vardır. Zencefilin kalın, etli, lifli ve boğum boğum yapılı kökgövdesi (rizomu) kahverengi sarımsı olup bundan yumrukökler çıkarak çevreye yayılır. Zencefil rizomlan içinde en mak­bulu Hindistan’da üretilen Kalikut zencefilidir.

    Zencefil zingiberon, zingiberol, fellandron, borneol, sineol sitrali içeren u­çucu yağ ile nişasta, yapışkan bitki sıvısı ve reçine yönünden zengindir.

  Taze kökleri sökülüp dilimlenerek bazı Uzakdoğu yemeklerine katılır. Ku­rutulup öğütülerek toz haline getirilmiş kökleri ekmek, tatlı, pasta, yapımında kullanılır. Ayrıca zencefil tozu, baharat olarak tüketilir.

   Faydaları ve Kullanım Şekli: Uyarıcı, gaz söktürücü, terletici, antiseptik, grip, soğuk algınlığı, sindirim sistemi

    Zencefil çok hafif keskin ve acı bir lezzete sahiptir. Aroması zengin, tatlı, ılık ve odunsu gibidir. Zencefil kökünün lifi üretim aşamalardan geçerek toz  haline getirilmiş olarak bulunmaktadır. Öğütülmüş zencefil taze kök zencefilin yerine kullanilabilir. İştah açıcı, gaz sökürücü, ishal kesici, kusma önleyici, ba­ğırsak bozukluklarını tedavi edici, soğuk algınlığında tedavi destekleyici, kuv­vet artırıcı, afrodizyak etkileri mevcuttur.

    Zencefil, mide bulantısı, şişkinlik ve kolik gibi sindirim sorunların tedavi­sinde faydalıdır. Antiseptik etkisi sayesinde, mide ve bağırsak enfeksiyonları­na karşı kullanılabilir.

   Zencefil vücuttaki kan dolaşımını uyarır, özellikle kılcal damarlardaki do­laşımı hızlandırır. Aynı zamanda yüksek kan basıncını da normalleştirebilir. Terletici ve ateş düşürücü etkileri vardır. Öksürük, grip, soğuk algınlığı ve öte­ki solunum yolları hastalıklarında, ısıtıcı ve yatıştırıcı etkiye sahiptir. Ayrıca iş­tah açar mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür kusmayı önler Hazımsızlığın gi­derilmesinde etkilidir.

   Zencefil cinsel istekleri kamçılayan bir bitkidir. Bedensel ve zihinsel gücü­de arttırır, ishali keser bağırsak bozukluklarını giderir, soğuk algınlığında ça­buk iyileşmesi sağlar.

 Ateşlilik durumunda terlemeyi artırır; bu faydalı terletici etkisiyle soğuk algınlığını çabuk iyileştirir. Soğuk havalarda vücudu ısıtır, daya­nıklılığını artırır. Bu etkileri sağlamak üzere Elinizde zencefil tozu ya da dilim­lenmiş kök parçaları varsa bunlardan 1,5 tatlı kaşığı, 1 bardak su içine konulup önce kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra, ateş kısılarak 5-10 dakika daha ı­sıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyon istendikçe içilebilir.

Zencefil boğaz ağrılarını iyileştirir. Bunun için yukarıda hazırlanan dekoksi­yonla derin gargara yapılır


                    ZENCEFİL ( 2) TARİHÇESİ
                        ZENCEFİL

Zencefil aynı zamanda Ingver olarak bilinen, Hindistan kökenli kök. Onun görünüşü düzensiz parmak ile bir yumruk andırıyor.Bölgemizde 5000 yıldır bilinen zencefil tıbbi özellikleri nispeten kısa olması için kullanılır rağmen. En yaygın olarak kullanılan, bir taze ya da öğütülmüş bir toz olarak kök. Çünkü baharatlı yiyecek sevenler için acı bir tat, bir ortak gıda katkı maddesi, bir.

Zencefil çok iyileştirici ve birçok hastalığı tedavi gibi karaciğer ve böbrek, mide krampları iltihabı yanı sıra romatizma kapsayan, artrit, sırt ağrısı, boyun tutulması, diş ağrısı, kas gerginliği, bronşit ve astım gibi. Buna ek olarak, metabolizması üzerinde olumlu bir etkisi, kan dolaşımının hızlandırılması, toksinler çıkarın ve yeniden doku. Rüyada dobroutiče, her gece đumbirovoj su ayaklarını yıkayarak. Đumbirovoj suda yüzme, zencefil tozu 2-3 yemek kaşığı, bütün vücudu rahatlatır ve stres kurtuluşu olur.


                         ZENCEFİL (3)

         Prostat kanseri ve yumurtalık kanseri hücrelerini  

 

                 zencefil

Zencefil uzun iltihabı ve mide bulantısı tedavi etmek için kullanılmıştır, ancak Cancer Research kanser hücrelerinin tedavisinde zencefil toz kullanıldığında, bu maddeye maruz kaldıktan sonra tüm tükenmiş olduğunu ortaya koymaktadır için Sonuçlar Amerikan Assoaciation sunuldu. Tıbbi bir terim olarak, apoptoza (programlanmış hücre ölümü) olarak adlandırılır. Zencefil mevcut olduğu zaman, kanser hücreleri, daha da Otofaji adlandırılır, birbirlerine saldıran. Zencefil kemoterapi tabi olanlar için harika bir doğal bir çare olarak kabul edilirken kanserli (bulantı) kişi büyük miktarlarda kendi isteğiyle kullanabilirsiniz. Bir tedavi neredeyse kesinlikle tam ve kanser için, bal gibi diğer doğal ilaçlar ile birlikte kemoterapi olmadan sadece zencefil tedavisi tavsiye. Yumurtalık kanseri ile mücadele için zencefil yeteneğini gösteren bir başka çalışma diyor: Zencefil yumurtalık kanseri hücrelerinin büyümesini ve anjiyogenik faktörlerin modellenmiştir salgılanmasını önler. Bu zencefil diyet maddelerin kullanımı, yumurtalık kanseri tedavisinde ve önlenmesinde bir potansiyele sahiptir.

Zencefil değeri, analjezik, sakinleştirici, antipiretik ve anti-bakteriyel etkiye sahip aktif madde içeriğine sahiptir.Zencefil tüketimi mide bağırsak bozuklukları seyahat bulantı veya gebelik nedeniyle tedavi. Aynı zamanda bir farmasötik terkibin alarak ortaya örn. Uyku hali, gibi herhangi bir istenmeyen yan etkiler, zencefil. Sindirim (peristaltizm ve mide suyu salgılanmasını uyarır), şişkinlik ve bağırsak krampları karşı hareket gastrointestinal kısar kolaylaştırır. Zencefil iştah güçlendirmek için alınır.

Koruyucu işleri, stimuliše ı ublažava kašalj ı olakšava bol U boğaz takav şekilde mukus boşluk sekreciju bulaşıcı acı jer antiseptik (uništava mikroorganizmalar) 'dir protiv. Bu ı romatoid artrit, buthtub zencefil smanjuje bolove i uyuşukluk jutarnju adaları absorbe, acı, ilave dinlenme çok üzerinde DTÖ ilişkileri protivupalno çalışır, ancak pokretnost eklemleri artırır. Bu kao antikoagülan, yani çalışır. sprečava kan pıhtılaşma ı trombüs stvaranje. I kolesterol smanjuje gibi karaciğer üzerinde olumlu etki eder. Bu migren baş ağrısı i başka türlü olur. Ayrıca, zencefil snižava povišenu telesnu TEMPERA var. Bu örneğin, Kao ı antioksidans çalışır. serbest radikallerin protiv štetnog operasyon, ancak ekstra dayanağı¤ sadrži kurkumin eserleri i ateroskleroz kanser protiv.

Zencefil bir yiyecek veya içecek, bir meyve suyu veya çay gibi, bir çeşni olarak sınırsız miktarlarda kullanılabilir. Bir baharat tüm mağazalarda mevcut olduğu gibi kök sağlık gıda mağazalarında bunun için bakmak gibi.

 




                             ZERDEÇAL:
                       zerdeçal

Latince Adı: Curcu­ma Longa

Diğer adları: Zerde­çöp, safran kökü, sarı­boya, zerdeçav, hint saf­ranıdır.

   Zencefilgiller famil­yasından sarı çiçekli, bü­yük yapraklı, çok yıllık otsu bir bitki cinsidir. Bitkinin toprak altında­ki ana kökleri yumurta veya armut seklinde, yan kökleri ise parmak şeklindedir. Rizomların üst yüzü sarımsı, iç yüzü ise sarı renklidir. Acımsı bir tadı vardır.

   Uzakdoğu başta olmak üzere dünya genelinde 4000 yıldır çok önemli hasta­lığa çare olabildiği     bilinmekte ve tedavilerinde kullanılmaktadır.

Tedavi amaçlı olarak kullanılan kısım bitkinin kök kısmıdır. Ayrıca bitkinin kök kısmı kurutulup tüm dünyada yaygın bir baharat olarak da kullanılır. Zer­deçal; hem koruyucu hem de kemoterapi sırasında tedavi edici olarak kullanı­lan ve ispat edilmiş bitkilerin başında gelir.

Şimdiye kadar bilinen bir yan etkisi yoktur.

    Zerdeçal, ipek kumaşlar ve ince derilerin boyanmasında ve kına yakmada da renklendirici olarak kullanılmaktadır. Baharat olarak kullanılması için, zerde­çal bitkisinin köksapları kaynatılır kabuğu soyulur güneşte kurutulur ve öğütü­lerek toz haline getirilir. Elde edilen baharat safran yerine de kullanılır. Çeşitli sebze yemeklerine, çorba ve pilava çeşni olarak katılır.

Bileşiminde uçucu yağ, reçine, curcumin, suda eriyebilen sarı boya bulunur.

   Faydaları ve Kullanım Şekli:Zerdeçalın en bilinen özelliği yangı giderici ve doğal bir ağrı kesici olmasıdır. Mide dostu, karaciğer ve safra sistemini koru­yucu bir baharattır.

    Yumuşak aromatik portakal veya zencefil gibi güzel kokuya sahiptir. Kes­kin kokulu, odunumsu bir lezzeti vardır. Ekmeğin rengini safran katılmış gi­bi sarıya döndürür. Sarı rengi veren Curcumin maddesinin çok yönlü etkileri mevcuttur. Hazmı kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, sinirleri uyarıcı, vücutta biri­ken zehirli maddeleri atıcı, nekahat devresini kısaltıcı özellikleri vardır.

   Zerdeçal ve bal karışımı hem soğuk algınlığına hem de sindirim sistemi ra­hatsızlıklarının tedavisinde kullanılır. Özellikle bağırsak poliplerini tedavi et­mede, kalp ve damar sağlığını korumada, ciltte ve yüzde görülen sivilce yarala­rı, ağızdaki uçuk ve yaralara karşı kullanılabilir.

   Doğal bir antiseptik ve antibakteriyel olan zerdeçal, ağızdaki uçuk ve yara­ların, ciltte ve yüzde görülen sivilcelerin tedavisinde, ciltteki kesik ve yanık gi­bi yaralanmalarda dadezenfektan olarak kullanılabilir.

   Zerdeçal kürü, zihinsel yorgunluk ve alzhaimer gibi rahatsızlıkların tedavi­sinde kullanılabilen bir bitkisel şifa kürüdür.

  Zerdeçalde bolca bulunan demir, manganez, potasyum gibi mineraller ile B6 vitamini ve C vitaminleri  hem bağışıklık sistemini güçlendirmekte, hem de vücudun görevlerini düzgün bir biçimde yerin getirmesine yardımcı olmakta­dır. Zerdeçal bitkisi güçlü antioksidan içerik barındırdığı için bağışıklık sistemi­ne katkı yapar. Kandaki kötü kolesterol ve trigliseridin normal seviyelere düş­mesine de yardımcı olan zerdeçal, kalp damar ve kolesterol hastalarının dikka­te alması gereken bir baharattır.

20-50 gram toz 1 litre suda kaynatılır ve günde 2-3 bardak içilir.

Bunun için 125 gram zerdeçal yarım kg balla karıştırılır; sabah ögle ve ak­şam birer tatlı kaşığı yutulur.

   Kanserin gelişimini önleyen anti kanser özellikleri de içerisinde barındıran bu şifalı formül, romatizma, şeker hastalığı gibi birçok hastalığa da iyi gelmek­tektedir. Özellikle mikroplu olsun veya olmasın iltihabi hastalıkların tedavisin­de de zerdeçal bal karışımı çok faydalıdır. Genç ve sağlıklı kalmak ve hastalık­lardan korunmak için de zerdecal bal karışımı tavsiye edilir.

   Karnabahar ile karıştırıldığında prostat kanserine karşı koruyucudur, hatta böyle bir rahatsızlık varsa durdurur ve gelişmesini engeller.

   Uyarılar: Safrataşı olanların kullanması tavsiye edilmez.Hamilelerin özellik­le hap şeklinde kullanmadan önce doktorlarına danışması gereklidir.



                                      ZUFAOTU:
                                      zufa otu

Latince Adı: Hyssopus officinalis

Diğer Adları: Çorduk, çördük, Çürdükotu

    Ballıbabagiller familyasındandır. Ülkemizde de yetişen zufaotu, çokyıllık, kokulu, çalımsı bir bitkidir. Hafif tüylü, koyu yeşil renkli, ince uzun ve ucu siv­rilen yaprakları şerit ya da mızraksı biçimlidir. Arı ve kelebeklerin pek sevdiği çiçekleri çoğu kez mavimsi mor, bazen pembe ya da beyaz çiçek demetleri o­luşturarak, yaz ortasından eylüle kadar açar.

    Genel olarak kurutulup ufalanmış yaprakları acımsı tadından dolayı hamur işlerinin üzerine eki­lir. Çiçekleri salatalara serpilir. Baharlı yap­rakları az miktarda balık ve et yemekleri­ne sebze çorbalarına   etli böreklere eklenir.

   Bileşiminde ora­nında uçucu yağ, ay­rıca flavonit, glisosit, diosmin ile tanen bu­lunan ve uzun yıllar­dan beri faydaları bilinen zufaotu, günümüzde bazı yemeklere koku ve çeşni katmak üzere küçük miktarlarda eklenir. yapraklarında bolca penisilin oluştu­ğunu ortaya çıkararak

      Faydaları ve Kullanım Şekli: Kan akışını hızlandırır, metobolizmayı kuvvet­lendirir, iltihabı önler. Balgam söktürücüdür. Terletici etkisiyle soğuk algınlı­ğında faydalıdır. Bronşit, öksürük, boğaz ağrısı ve kronik nezle tedavisinde et­kilidir. Sindirim sistemini uyarır, sindirimi kolaylaştırır. Saman nezlesinde tah­riş olmuş mukoza üstünde iyileştirici etkisi vardır. Adet anormalliklerinden kalp ağrısına kadar pek çok alanda şifasından faydalanılmaktadır. Endişelilik, isteri ve hafif sara durumlarının atlatılmasına yardımcı olur. Yara, bere ve ezil­melere karşı hazırlanan çay ile masaj yapılarak uygulanırsa şifa verir. Bu etkile­rinden faydalanmak için, yaz sonunda toplanan yapraklı çiçekbaşakları, hava­dar ve gölgeli bir yerde kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı çiçek-yaprak karışımı üzeri­ne 1 bardak kaynar su dökülür ve 10-15 dakika demlendirilerek hazırlanan in­füzyona, Tadı acı gelirse bir miktar bal karıştırabilirsiniz. Bu infüzyondan gün­de üç kez birer bardak içilir.

Aynı infüzyon yara, bere ve ezilmelere dıştan uygulanırsa çabuk iyileşme­lerini sağlar.

Uyarı: hamilelik döneminde zufaotu alınmamalıdır

 

                Zufaotu/Çördük Ballıbabagiller

                        ZUFA OTU

Eski Yunanca’daki hyssopos sözcüğü İbranice’deki ezob yani kutsal ot kelimesinden alınmış olabilir. Çünkü zufaotu, tapınakları ve cüzzamlı kişileri temizlemekte kullanılıyordu. “Beni zufaotuyla pakla ki, temiz olayım” (Mezmurlar Kitabı 51-7) Bu kutsal kitaplar bitkisi, bilinen zufaotu değil bir tür kekik ya da mercanköşkü olabilirdi. Ancak, son zamanlarda yapılan araştırmalar yapraklarında bolca penisilin oluştuğunu ortaya çıkararak gene zufaotunun  yanıiıda yer almamıza neden oluyor. Çünkü, cüzzamlı kişiler zufaotuyla yıkandığında antibiyotik k etkiler meydana gelebilirdi.

Romalı yazar Pliny’nin İ.S. birinci yüzyılda yazdığı metinlerde zufaotundan yapılmış şaraplardan £ söz edilmektedir. Bu da, onuncu yüzyılda zufaotunun§ Orta Avrupa ’ ya getirilip onunla ünlü likörlerini § tatlandıran Benediktin papazlarım etkilemiş olabilirdi.

 

KULLANIMI

 

Dekorasyonda

TÜM BİTKİ Bahçe bordürlerinde çalı olarak yetiştirilir.

Sofrada

ÇİÇEĞİ Salatalara serpilir. YAPRAĞI Küçük miktarlarda kullanılır. Yağlı balık ve etlerin sindirimine yardımcı olur. Av etlerine (yaprağıyla eti oğuşturarak), böbrek ve güveçlere, etli böreklere ve sebze çorbalarına eklenir.

Evde

TÜM BİTKİ Lahanalara dadanan beyaz lahana kelebeğini kaçırtmak üzere bu bitkiye yakın yerlere dikilir.

Koku yapımında

ÇİÇEĞİ ve YAPRAĞI Odaları güzel kokutan potbori tabağına konulur.

Dikkat: Gebe olanlar zufaotunu yememelidir.

 

                                     ZULUMBA:
                               zulumba bitkisi

Latince Adı: Curcuma Zedoaria

Diğer adları: cedvar, ceduvar, zidvar, zalumba, mühürlü zulumba, zulum­bat kökü, yer kabuğu.

    Zencefilgiller familyasındandır. Sarı ve pembe renkli çiçekler açan, köksap­lı (rizom), çok yıllık otsu bir bitkidir. Kokusu zencefili çağrıştırır, lezzeti bi­raz acıdır   Bileşiminde reçine ve uçucu yağ; uçucu yağın i­çinde de bomeol, camp­hen, cineol ve seskiterpe­naikol bulunur. Faydaları ve Kullanım Şekli: Zulumba ünlü me­sir macununun oluşumu­na giren 41 çeşit baharat­tan biridir. Tedavide zulumba bit­kisinin kökleri kullanıl­maktadır. Günde birkaç kez, toplam 0.5-1 gram, toz halinde alınır ya da 20-50 gramlık bitki 1 litre (5 bardak) kaynar suyla demlenerek günde iki-üç kez bi­rer bardak içilir.

 Bir miktar dövülmüş zulumbanın nöbet şekeriyle karıştırılıp sabahları aç karna birer kaşık içilmesi basura ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Zulumba kökü balgam atma sorunu yaşayanların bu derdini ortadan kal­dırmaktadır.

Zulumba kökü aynı zamanda idrar söktürür. Vücutta bulunan tuz ve su tu­tulumu zulumba kökü ile idrarla atılır.

   Kavrulup el değirmeninde çekilmiş zulumbanın borik asit, vazelin ve glise­rinle karıştırılıp egzamalı yere sürülmesi de bu cilt rahatsızlığının giderilmesini sağlar. Ünlü islam hekimi Razi (854-932) de, “Basura karşı günde üç çay kaşı­ğı zulumba tozu içiniz” demiştir.

   Günde birkaç kez, toplam 0.5-1 gram, toz halinde alınırya da 20-50 gram­lık bitki 1 litre (5 bardak) kaynar suyla demlenerek günde iki-üç kez birer bar­dak içilir.

   Bir miktar dövülmüş zulumbanın nöbet şekeriyle karıştırılıp sabahları aç karna birer kaşık içilmesi basura ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

  Uyarıcı, iştah açıcı, idrar artırıcı, balgam ve gaz söktürücü, ferahlık verici, idrar yolları tıkanıklığı ve yanmalarında, kalp zafiyetinde, nefes darlığında ve safrayı giderici olarak kullanılır.

  Kullanılışı: 1 bardak suya, 4-10 gr konur, 10 dk kaynatılır, günde 2-3 bardak içilir, toz haline getirilir, günde birkaç defa 0.5-1 gr içilir.

   Haricen: Vücutta olan her türlü ağrıyı gidermek için gül suyu veya sirke ile eritilir, bu su ile ağrıyan yerlere masaj yapılırsa faydalı olur.



 

  Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

  Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır..

  Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır.

  Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır.

  Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.


                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com
            
                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com

 



 NOT:Kan bilgilerinizi bilmeden biyokimyanızı taramadan,araştırmacı doktorunuza, aktarlara danışmadan bitki ve bitki türlerini kullanmanız tavsiye edilmez.

 




Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam761
Toplam Ziyaret737889
BAKIR-GÜMÜŞ-ALTIN
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° -1°
PİRİİWORLD/SAKLİ ŞİFA TV