https://www.sakli-sifa.com  https://www.sakli-sifa.com                   https://www.saklisifa-piriiworld.com           

Evren dengesini yakalamak hasta olup çare aramak değil.

Hasta olmamak için hastalığa sebepleri yok etmek.

https://Site Menusu
https://Takvim
Yenileniyor
 

TUZDAG HOTEL VE SAĞLIK MERKEZİ SAKLİ ŞİFA PİRİİWORLD VE ZAYIFLAMA

    https://www.sakli-sifa.com https://www.sakli-sifa.com https://www.sakli-sifa.com https://www.saklisifa-piriiworld.com

           TUZDAG HOTEL VE SAĞLIK MERKEZİ SAKLİ ŞİFA PİRİİWORLD    

            (Düşünce sanal ama gerçek olabilir ve olacakta.)  

 Bir girişimci  yapacak inanıyorum. Sağlık hizmet. .Uyuyan Hazine...

          (Yapmak istediğim yapamadığım Şimdiki geçlerin

          projeyle çok şey yapılır. Sağlık için kolları sıvayın)

Tuz Dağ Astım mağarası Deniz seviyesinden 1.173 mt yükseklik te Türkiye Cumhuriyetinde kurulacaktır. Şu anda yapım aşamasında dır. Astım terapi merkezimiz Hotelimizden 500 m uzaklıkta dır

Mağara içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Sağlık bakanlığı  ve Özel Tuz dağ Hotel Astım Terapi merkezi  olmak üzere 2 ayrı bolümden tedavi merkezi vardır. Tuz dağ  Hotel Astım Terapi merkezi hava akimini kesmeyen beton bloklardan oluşan  Hastaların ve refakatçilerinin  tüm ihtiyaçları düşünülerek oluşturulmuş toplam 5 galeriye dağılan 5 yıldızlı  hotel hizmet kalitesi anlayışıy la  100 oda 200 yatak, fitnes, spa, çamur havuzu, sülük havuzu, sıcak ve soğuk havuzlar, Türk hamamı, kafeterya TV salonu  ve  kitaplıktan oluşan kompleksimiz hizmet sunacaktır.

Özel Tuz dağ Hotel Astım terapi merkezinde Doktor ,24 saat güvenlik, temizlik, hastabakıcı  nezaretinde tedavilerini olan hastalarımız  Gündüz saatlerinde Hotelimizin rahat konforlu odaları , Aqua park acık kapalı havuzları basketbol futbol tenis spor ve sağlık merkezlerinde günün yorgunluğunu nu stresini atabilirler.

Spleoterapi Hakkında Bilgi:

20. yüzyılda dünyada doktorları kaygılandıran alerjik hastalıklar çoğalmaktaydı ve uzun araştırmalar sonucu bu tür hastalıkların tuz mağaralarında (madenlerinde) tedavi olunabileceği fark edilmişti. Mağara ortamında ilk kez tedavi 1871-de İtalya’da, Floransa yakınlarında (Monsummam bölgesinde) sarkıt (yunanca: stalactite) ve dikit (yunanca: stalagmite) mağaralarda romatik poliartritten (çok kısa aralıklarla ya da aynı anda birden çok eklemde ortaya çıkan iltihabi süreç)  rahatsız hastalar üzerinde denenmiş ve başarılı olunmuştu. Bu madenler, karst madenleri (kayaların erimesi sonucu oluşan) olup mikro iklimi kalsiyum iyonları ile daha zengindir.

Maden içi mikro iklimi sodyum ve klor iyonları ile zengin madenler de mevcut. Bu tür madenlerden bir kaçına örnek verecek olursak; 1968-den Polonya’nın Krakow kentinde faaliyet gösteren, Ukrayna’nın Ujgorod kentinde ve 1979’dan itibaren Azerbaycan’ın Nahçivan Özerk Bölgesinde, Nahçivan kenti yakınlarında faaliyet gösteren madenleri gösterebiliriz.

Eskiden bu sağlık ocağı Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Babek ilçesi Devlet Hastanesine bağlı 50 yataklık bir şube olar ak, 1982 yılından itibaren de tuz madeni yakınlarında 100 yataklık binada faaliyetini sürdürmüştür.

Hastane yerleşkesi deniz seviyesinden 1.173 metre yükseklikte, Kırşehir ve Yozgat yer köy tuzla mevkiinde. Tuz madeninin 2. taş atölyesinde girişten 300 metre mesafede olup (dışarıdaki sonradan verilmeyen yerde olacaktı ama “dayı abiye 21 bin dönüm kestiler”)   “ben sadece 75 dönüm yetiyordu “ kendi arazisinde 74.500 m kendi arazisi olup tuz dağına sıfır olup elle işlenmiş 9 adet galeri ve 110 metre derinlikte olup faaliyet göstermekte. Şehir merkezinden 29 km, E-5 karayolundan 5km mesafededir.

(Düşünce sanal oldu abi dayı yoktu ama bir gün birileri yapacak )gerçek olabilir ve olacakta.) Bir girişimci yapacak inanıyorum. Sağlık hizmet. Uyuyan Hazine...

Sadece Avrupa’nın sağlığa harcadığı parayı yarısına bakılacaktı.ve tütsülenmiş gıdalar milyar doları bulacaktı ama sanal oldu.. Eninde sonunda birileri keşfedecek önce sağlık için..

 

Yeraltı kısmın mikro ilkimi aşağıdaki gibidir:

Deniz seviyesinden yükseklik:1.173 metre

Sıcaklık: 18–20 C

Basınç: 740 mm hg/st

Nem oranı 24–50%

Hava akışı hızı: 0.1m/san

Yüksek dağılımlı Sodyum Klor iyonları

hasta olmayanlar için: 17,5 mg/ m³

hasta olanlar için: 12,5 mg/m³

Oksijen oranı: 20%

Ses 15-20db

Karbondioksit, metan ve azot gazları bulunmamaktadır.

Mikropların hemolitik türleri ve küf mantarları yoktur.

Bakterilerin miktarı 650 850 m³ (havada mikropların miktarı yerüstü seviyesinden %8–10 azdır)

Yeraltı madeni 9 ana galeriden oluşmaktadır ki, bunlardan ikisi erkek, 3-ü bayan, 1 i çocuk, 2-si sanuzel, 1 i ise dinlenme salonundan ibarettir. İşlenmiş galerilerin uzunluğu 30 40 metre, eni 8 10 metre, yüksekliği ise 3.5 metredir.

Hastaneye başvuran hastalar 3 4 günlük süre zarfında mevcut şarlara adapte olacaklar. Bu şekilde saat 18.00 den (19.00) 8.00 (09.00) a kadar büyükler, 16 20 seans, çocuklarsa 10 15 seans olmakla spleoterapi tedavisi görecekler.

Tedavi sırasında seansların sıklığı hastanın durumuna bağlı olarak değişebiliyor. Madende olmakla beraber gerekirse bazı ilaç preparatlar, fizik tedavi uygulamaları, göğüs kafesi masajı yapılma ihtimali de var, fakat olabildiğince az ilaç tavsiye ediliyor. Bu bakımdan eğer hasta hormonal ilaçlar kullanıyorsa, bu ilaçların kullanımı yavaş-yavaş azaltacaktır

Tuz dağ Fizyoterapi Merkezinde görülen tedavi, diğer turizm mağaralarından daha etkili olacaktır. Mağara yatay olarak şekillendiğinden, hastalar yeraltına girerken rakıma adapte olarak girerler, bu da hastaların kendilerini daha rahat hissetmelerine sebep olur. Ayrıca mağaradaki havalandırma doğaldır ve mikroplar düşük seviyededir, alerjenler yok denecek kadar azdırlar.

Uzun süreli tecrübeye dayanarak, hafif orta ağırlıklı astımlı hastalarda (büyüklerde) %80–86, (çocuklarda) %90 98’lik iyileşme kaydedildiğini söylemek mümkün olacaktır.

Tedavi hastanın boğulma krizlerinin görülmediği veya kısmen azaldığı zamanlarda uygulanacaktır. Mağarada tedavi gören hastalarda 3 5 günden sonra olumlu gelişmeler görülecektir; balgam ifrazatı azalacak, boğulma krizleri hiç yaşanmayacaktır. Akciğerlerde, bronşlarda gözlemlenen hırıltılar azalacaktır. Hastalara yılda 1 gerekirse 2 kez tedavi süreci görmeleri tavsiye olunacaktır. (peş peşe 3 sene olmak kaydıyla)

Spleoterapi akciğer, bronş sisteminin tedavisi için etkili tedavi yöntemidir. Ancak spleoterapinin bazı direkt ve yan etkilerini de belirtmekte fayda var. Bu etkiler aşağıdaki gibi sıralanabilirler:

Predastma

Bronş astım 1. aşama enfeksiyon-alerjik ve atopik tür, hafif, orta ve ağır dereceli

Kronik obstrüktif (tıkanmaya yol açan) bronşit ve kronik pnömoni (zatürree, akciğer iltihabı)  -1. ve 2.

aşama remisyon (hafifleme) bazında. Kronik bronşit, astımsal birleşimde remisyon bazında.

Alerjik sinüs, kronik alerjik rinosinüsopatiler.

Pollinoz

Bronşit astım-nefes alama zorluğu 1. ve 2. aşamada ve 1. aşamada kalp sorunu

Yan etkiler aşağıdaki gibidir

Solunum sistemi hastalıklarının keskinleştiği devre

Bronşit astımın 1. aşamasının ağır fazı ve 2.aşama

Kalp sorunlarının sübkompensasyon ve dekompensasyon devresine

Kan dolaşımı sorunu 1–2 merhale ve arterosklerotik kardiyoskleroz varsa

Böbreklerin keskin ve kronik hastalıkları zamanı, ayrıca, böbrek, safra taşı

hastalıkları varsa

Mide ve 12 parmak bağırsağının koral hastalıkları varsa

Kronik hepatit ve kolesistitler varsa

Tiretoksikoz varsa

Şekerli diyabet hastalığının orta ve ağır aşamaları

Burun polipi ve haymoritler varsa

Verem ve kötü huylu tümörler varsa

Bunlardan başka mağara tedavisinde

Hormonal durumlar

Radikulitler (Omurilikten çıkan sinirlerin(spinal sinir) kök iltihabı

Poliartritler (Çok kısa aralıklarla ya da aynı anda birden çok eklemde ortaya çıkan                        iltihabi süreç)

Belden aşağı ampütasyon hali (kol veya bacağın ya da vücudun her hangi bölümünün kesilip alınması)

Spleoterapinin tedavi etkisi, yani iyileşmeler çocuklarda 4. veya 5.gün sonunda gözlemleniyor. Büyüklerde ise biraz daha farklıdır. Hastalık sürecinde, bir grup hastalarda iyileşme 2 haftadan sonra, bazılarında tedavinin sonunda, bazılarında ise bulundukları ortama geri döndükten 15–30 gün sonra kaydediliyor.

Bu zamanlarda boğulma krizleri, öksürük azalıyor. Çocuklarda ise boğulma krizleri 4. veya 5. gün tamamen kesilir. Tedavinin sonunda kanda lökositlerin eozinofillerin (granülosit veya asidofil olarak ta adlandırılan lökosit hücresi) yüksek olan miktarı düşer, ayrıca balgamdaki eozinofil miktarı da azalır, eritrositlerin (kanda en çok sayıda bulunan hücre türü) azalma hızı ise normale döner veya azalır. Akciğerlerin teneffüs zamanı bazen normale döner, bronş yolları temizlenir. Hastalar havayı daha rahat teneffüs eder, nabız normalleşir yahut taşikardi (kalbin dakikadaki vuruş sayısının artması) biraz görüle bilir, artmış olan sistolik ve diastolik (tansiyon) azalır. (bu tip doğal mağaralarda)

Elektro-diyagramda yüklenmiş T-dişinin genişliği düşer, kan plazmasındaki histaminin (vücut dokularında bulunan kimyasal) miktarı azalır. Kaybedilmiş potasyum normal düzeyine ulaşır. Kalsiyum venatriumun arttığı oranda azalır. (bu tip doğal mağaralarda)

Özet olarak, spleoterapinin tedavi etkisi –mağaranın özel mikro iklimi, alerjenlerin bulunmaması, sabit baro metrik basınç sonucu olarak alerjik iltihabı önlemesi ve pozitif etki etmesi, alerjik reaksiyonlar zincirini kırması ve sonuç olarak kliniksel, biyokimyasal etkilere sebep olur. (bu tip doğal mağaralarda)

 

Atalarımız bize baş eğmeyi  öretmedi  ..o zaman (ABİ ,DAYILARA)  baş eğseydik gerçekleştirir dik.  Kimseye de baş eğmedik ve eyvallah dedik ayrıldık…Hazineye sen biraz daha uyu zaman gelince uyandırırlar.. Dedik bir başka zamana deyip ayrıldık…

                             Selcuk uysal çoban sakli şifa

                              TÜTSÜLENMİŞ GIDALAR.       

TUZ HASTANESİ SAĞLIK GRUBU  MİNERALLER, VİTAMİNLERLER VE BİTKİSEL

 

         BESİNLERİN ETKİLERİ MİNERALLER VE ETKİLERİ 

 

KALSİYUM: Süt ve süt ürünleri, yoğurt, peynir, tereyağı, yumurta, un fındık, fıstık, susam, çikolata, soya fasulyesi, şalgam,  sebzeler, ıspanak, patlıcan, patates, soğan, çilek, dut, portakal, limon, ayva, nar, hurma, karpuz, lahana, pırasa, karnabahar, küçük balıklar, limon, ayva, nar, pekmez, pirinç, nohut, mercimek ve zeytinde bulunur.Kemik ve dişler ile kas sinir sisteminin çalışmasında ve streste önemli rol oynar.

DEMİR: Tahıl kabukları, kepekli ekmek, balıklar, karaciğer, böbrek, sakatat, yumurta, yoğur, peynir, tereyağı, kakao, kuru meyveler, kaysı, badem, kuru üzüm, et, tavuk, balık,  sebzeler, enginar, patates, lahana, ıspanak, patlıcan, maydanoz, soğan, pırasa, karnabahar,, çilek, pirinç, bulgur, nohut, mercimek, pekmez, muz, ayva, nar, hurma, karpuz ve susamda bulunur Eksikliğinde kansızlık oluşur. Önemli belirtileri, halsizlik, baş dönmesi gibi şeylerdir.

FLOR: Patates, soğan ve ıspanakta bulunur .Kemik yapımı ve diş sağlığı için gereklidir. 

İYOT: Deniz ürünleri, süt, brokoli, lahana, çilek, ıspanak ve havuçta bulunur. Tiroit bezlerinin çalışması içi gereklidir. Eksikliğin de guatr ve kretenizm ortaya çıkar.

POTASYUM: Patates, ıspanak, pırasa, soğan, muz, kayısı, armut, hurma, karpuz, erik, tahıl kabukları, kepekli ekmek, bulgur ve pekmezde bulunur. Kaslarda enerji birikimi için gereklidir.

MAGNEZYUM: Kuru sebze ve meyveler, lahana, patates, pırasa, tahıllar, soya, badem, yer fıstığı, fındık, çikolata, muz, çilek, hurma, esmer pirinç, bulgur, kepekli ekmek ve etler kemik yapımı için gereklidir. Eksikliğinde, yorgunluk, uyuşukluk, sıkıntı hissi, kaslarda istek dışı titremeler, saç ve tırnaklarda kırılganlık ortaya çıkar.

FOSFOR: Süt ürünleri, yoğur, peynir, tereyağı, gibi, ayrıca; fındık, çikolata, yumurta, kepek, kepekli ekmek, balık, patlıcan, ıspanak, pırasa, patates, soğan, karnabahar, pirinç, bulgur, nohut, zeytin, portakal, çilek, nar,  hurma ve ette bulunur.     Kemik yapar bedene enerji veren bir maddedir.

ÇİNKO: Tahıl kabukları, kepekli ekmek, karaciğer, süt ürünleri,(yoğurt peynir, tereyağı) yumurta lahana, sarımsak, bulgur ve ette bulunur Büyüme ve bağışıklık sistemi için gereklidir. En önemli belirtisi iştahsızlıktır..

 

Tuzda tütsülenmiş balık, yumurta, konserve yiyecekler, kepekli ekmek, bisküviler, süt tozu, domates, salçası, ıspanak, pırasa, patates, soğan, mercimek, karpuz, peynir ve hardalda bulunur. Bedenin çeşitli işlevleri için gereklidir.

SELENYUM: Et, yumurta, tahıl, baklagiller, susam, Hindistan cevizi, kuru yemişlerde ve bol miktarda balıklarda bulunur. Eksikliğinde, miyokart enfarktüsü ve katarak riski artar. Akyuvarları güçlendirerek kanser ve tümörlerde etkilidir. Akyuvarların güçlenmesi bağışıklık sistemiyle ve bil hassa moralle alakalıdır. Yaşlanmayı yavaşlatır.

KÜKÜRT: Lahana, zeytin, yumurta, çilek ve hurmada bulunur.   

DİĞER MİNERALLER: Stronsiyum ve kromdur.   

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN OKUYUN

                             Selcuk uysal çoban sakli şifa

 

                             VİTAMİNLER VE ETKİLERİ

A VİTAMİNİ: Deriyi yeniler, gözleri korur, özellikle gece görüşünüzü sağlar, büyümemizde, kemiklerin gelişmesinde, mine tabakasının oluşmasında etkisi vardır. Saçları tırnakları, bağışıklığı güçlendirir. Mukoza tabakasının sağlıklı ve dirençli olmasını sağlar. Akciğer, mide, yemek borusu, gırtlak, idrar kesesi ve birçok tümörü engeller.

Et, karaciğer, süt ve sütlü besinler, tereyağı, peynir, havuç, patates, Marul, soğan, yumurta, kavun, kayısı ve sarı meyveler, yeşil sebzeler, şeftali, erik, Trabzon hurması, havuç, kereviz, bakla, ıspanak, domates, pırasa, sarımsak, karnabahar, limon, ayva, balık ve balık yağında bulunur.

B VİTAMİNİ: Eksikliğinde konuşma yavaşlaması, ses çatallaşması görülür

Karaciğer, buğday kepeği, esmer pirinç, marul, kabak, domates, ıspanak, pırasa, kereviz, patates, sarımsak, portakal, süt ve sütlü besinler, yumurta, kabuklu yemişler, fındık, fıstık, ceviz, badem, çilek, şeftali ve erikte bulunur

B1 VİTAMİNİ: Karbonhidrat sindirimini sağlar, kalp ve sinir sistemini korur. Eksikliğinde çocuklarda büyüme ve gelişme bozuklukları olur. Yorgunluk, güçsüzlük, depresyon, kabızlık, beri beri hastalığı, iştahsızlık, ödemler, kramplar, damar genişlemesi, kan dolaşımı bozuklukları, diş çürümeleri ve diş eti hastalıklarına yol açar.

En çok pirinç ve kepeğinde, tahıl ürünlerinde, kepekli ekmek, yulaf ezmesi, filizler, et, sakatat, balık, ay çekirdeği, fasulye, türleri, kuruyemişler, Fındık, ceviz, çikolata, yeşilbiber, salatalık, kereviz, lahana, limon, ayva, nar, karnabahar, bulgur ve mercimekte bulunur.

B2 VİTAMİNİ: Beden biyokimyasında rol oynar., büyüme gelişmeyi sağlar. Eksikliğinde, büyüme bozuklukları, göz hastalıkları, sinirsel bozukluklar ve deri hastalıkları görülür. Enerji vitaminidir.

Fındık, fıstık, ceviz, süt ve süt ürünleri, çikolata, filizler, kuru maya, yeşil yapraklı sebzeler, salatalık, lahana, pırasa, bakla, soğan, karnabahar, limon, ayva, nar, et, pirinç, bulgur, yumurta, bal, kabuklu buğday ve tereyağında bulunur.

B3 VİTAMİNİ: Eksikliğinde çocuklarda büyüme durur. Pellegra hastalığı görülür. Pek çok besinlerde, B1 ve B2 ile birlikte bulunur.

Yer fıstığı, çikolata, karaciğer, süt, peynir, yoğurt, yumurta baklagiller, kepekli ekmek, balık, taze meyveler, yağlı tohumlar ve patateste bulunur.

B5 VİTAMİNİ: Patates ve çikolatada bulunur.

B6 VİTAMİNİ: Protein metabolizmasında rol oynar. Deri, saç, sinir gelişiminde rol oynar. Ana rahmindeki bebeğin oluşum ve gelişiminde çok gereklidir. Eksikliğinde çocuklarda çırpınmalı kasılma krizleri olur. Sinir bozuklukları, deri, göz, ağız iltihapları, kolesterol artması ve damar tıkanıklarına sebep olur. 

Koyun eti, balık, piliç, çiğ yumurta, süt ve süt ürünleri, çiğ sebze ve meyveler, kavrulmuş fıstık, karaciğer, böbrek, patates, erik, kuru üzüm, çikolata, avokado, tahıl kabukları, buğday kabuğu, makarna, soya, lahana, pırasa ve muzda bulunur.

BİOTİN: B8 vitamininde denir. Hücre metabolizması, kan hücrelerinin beslenmesi, saç, deri ve sinirlere yararlıdır. Derinin sağlığı, kas ağrıları ve iştahsızlık için önemlidir.

B9 VİTAMİNİ: Eksikliğinde; kansızlık, güçsüzlük, depresyon, dirençsizlik ortaya çıkar.  Yapraklı bitkiler, yumurta, karaciğer ve kuru sebzelerde bulunur.

B12 VİTAMİNİ: Eksikliğinde kan hastalıkları ve sinirsel bozukluklar olur. Alyuvar ve akyuvarların oluşumunda önemlidir. Hücreleri korur. Bağ dokusunu güçlendirir, beden savunmasını artırır. Kansızlık, sinirlilik, sıkıntı, baş ağrısı, uyuşma, bacaklarda duyu azalması ve ağrılar görülür. Et, süt, süt ürünleri, balık, peynir, karaciğer, böbrek, sebze, süt asitleri ve yumurtada bulunur. 

C VİTAMİNİ: Diş, kemik yapısı, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kaslarda esneklik ve gücün artması, nezle grip gibi enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırması, eksikliğine yorgunluk, iştahsızlık, kas ağrıları, nefes alıp verme zorluğu, çırpıntı, kanser, damar yapısı, zedelenme ve yaralanmalar ve iskorpit hastalığına sebep olur.

Her türlü yeşil yapraklı sebzelerde, narenciye, patates, kivi, çilek, muz, marul, salatalık, kabak, biber, domates, ıspanakta, lahanada, pırasada, kerevizde, baklada, soğan, sarımsak, turp, karnabahar, portakal, limon, mandalina, greyfurt, turunçgiller, sirke, çilek, kivi, şeftali, muz, dut, ayva ve narda bulunur.     

D VİTAMİNİ: Kalsiyum alımı ve tutulumu ile dişlerin ve kemiklerin gelişmesinde rol oynar.Süt ve sütlü besinlerde, yoğurt, peynir, tereyağı gibi, ayrıca karaciğer, balık ve balık yağı ve yumurta sarısında bulunur.     

E VİTAMİNİ: Hücre duvarlarını ve karaciğeri zehirli etkenlerden korur. Kalbe ve kan dolaşımına faydalıdır. Cinsel yaşamı güçlendirir, kanserden korur, kas erimesini önler.Tahıllarda, kepekli ekmek, kuru yemiş, bitkisel yağlar, zeytinyağı, et, yeşil sebzeler, soğan ve yumurta sarısında bulunur.

FOLİK ASİT: B vitamini türlerindendir. Eksikliğinde kansızlık ve gastrit olur. Yeni hücre yapımında yaşamsal önemdedir. Ayrıca kan yapar.Yeşil sebzeler, ıspanak, lahana, marul, dereotu, tere, patates, domates, biber, şalgam, karnabahar, fasulye, çilek, Yeşilay ve karaciğerde bulunur.

K VİTAMİNİ: Kanın pıhtılaşmasında ve damar yapısında rol oynar. Trombositi artırır. Yeşil sebzeler, ıspanak, lahana, marul, dereotu, tere, patates, domates, biber, şalgam, karnabahar, fasulye, çilek, yeşil çay ve karaciğerde bulunur.

NİASİN: Enerjinin bütün bedene dağılımı sağlar. Tahıl kabukları, bulgur, fındık, mantar, karnabahar, et ve patates.

P VİTAMİNİ: Biberde bulunur.           

PBVİTAMİNİ: Cilt sinir ve sindirim sistemini korur. Eksikliğinde; “Pellegra” hastalığı, vücutta ve ellerde iyileşmeyen yaralar görülür .Karaciğer, böbrek, kalp, beyin, kuzu eti, kuru baklagiller, ceviz, fındık, fıstık, yağlı tohumlar, balık, süt, süt ürünleri, patates, yeşil sebze ve yapraklar, taze meyve ve turunçgillerde bulunur.       

PP VİTAMİNİ: Lahana ve patateste bulunur.               

PANTOTEKNİK ASİT: B vitaminlerine girer. Besin maddelerinin sindirimi, saç ve deri için önemlidir. Bedenin ve derinin gelişmesinde hastalıklardan korunmasında rol oynar. Eksikliğinde; fiziksel yapıda bozukluklar, kas kasılmaları, el ve ayaklarda karıncalanmalar görülür. Yeşil yapraklı bitkiler bu vitamini üreterek tohumlarında depolarlar. Tahıl kabukları, maya, kavun, brokoli, mantar, bakla, patates, soğan, karaciğer, böbrek, sakatatlar, süt, taze mantar, yumurta sarısı ve tahıllarda bulunur.

                             Selcuk uysal çoban sakli şifa

 

 

 

     

https//Ziyaret istatistiği
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam189
Toplam Ziyaret1044493
https://Döviz Kuru
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617
https://Hava Durumu
Anlık
Yarın
25° 28° 13°