• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  
   https://www.sakli-sifa.com      https://www.sakli-sifa.com    

Evren dengesini yakalamak hasta olup çare aramak değil.

Hasta olmamak için hastalığa sebepleri yok etmek.


Musibet bitmeyecek yaratılıştan beri var olan ama bilin hiçbir virüs yaratanın evrenin yaratmış olduğu bedeni içinde algılama senyörleri bağışıklığı yıkamayacak bu insan elinden çıksa da sen yeter ki bedene bedenine zarar verme ver dir me.. saklı şifa 

 https://www.sakli-sifa.com   sakli-sifa.com     https://www.sakli-sifa.com

               Yeni ürünler bölgesel veri tarama      Yeni ürünler bölgesel tarama  veri toplama      Yeni ürünler bölgesel tarama veri toplama                         
SAKLI ŞİFA TV VİDEOLAR
SÜR KAZAN
https://www.sakli-sifa.com
ENVİDA TOKEN
ENVİDA TOKEN

ARTIK BORSADA 
Envidatoken
 https://www.sakli-sifa.com
Site Menusu
Site Haritası
Takvim

HAYATIN KAYNAĞI SU

 HAYATIN KAYNAĞI SU    
Su, insan hayatı için en önemli nimettir ve beslenmemizin vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsan, besin almadan haftalarca canlılığını sürdürebilir fakat su içmeden yaşayabilme süresi ancak üç-dört gündür.

Günde ortalama %75’i sudan meydana gelmiştir. Beynin %85’i, kanın %90’ı, kasların %75’i, böbreklerin %82’si ve kemiklerin %22’si sudur.

İnsanın hayatiyetini devam ettirebilmesi için en az oksijen kadar önemli olan suyun faydaları saymakla bitmez:

Besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınmasında; hücrelerin, dokuların organ ve sistemlerin düzenli çalışmasında; vücut sıvılarında bulunarak, eklemlerin kayganlaşmasına neden olur. Tükürük ve mide salgısında bulunarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Hücre ve kas dokularını güçlendirir. Karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonları ve oksijeni kaslara taşır. Cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır, cildin nemini düzenler.

Vücut fonksiyonlarının çalışmasında, metabolizmanın dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonunun gerçekleşmesinde su son derece önemli rol oynamaktadır. İçerdiği elementler nedeniyle suyun, vücudumuzun dengesini korumada önemli yeri vardır. Mineraller açısından en zengin ve faydalı içme suyu kristal kaya tuzlu sudur.

Soğuk algınlığı, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde önemli rol oynar. Büyüme ve vücut fonksiyonlarının devamı için yeterli su alımı çok önemlidir. Yapılan çalışmalar her insanın kendini zinde hissetmesi vücutta oluşan zararlı maddelerin idrar ve ter yoluyla vücuttan atılmasını sağlamak ve vücut sıvı dengesini koruyabilmek için günde 2,5 litre su tüketmesi gerektiğini ortaya koymuştur. İnsanlar su ihtiyaçlarını genelde; içecekler, besinler ve metabolizma olmak üzere üç kaynaktan sağlarlar.

Eğer vücutta az su bulunursa, kan yoğunlaşır ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden olur. Fakat içtiğiniz su miktarı çok aşırıya kaçarsa, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmektir. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su almıyorsunuz anlamına gelir.

Sabahları uyandığınızda ilk yapmanız gereken işlerin başında 1 bardak ılık su içmek de olmalıdır. Egzersiz yaparken, sıcak havalarda çalışırken, özellikle hava ve deniz yolculuklarında su tüketimi arttırılmalıdır.

Vücudun su toplamaması için, bol miktarda su içmek gerekir. Su miktarında azalma oldukça, vücutta depolanan yağ miktarı da artmaya başlar. Böbrekler yeterli miktarda su almazlarsa, iyi çalışmazlar. Bu görev de karaciğerin olur. Karaciğer böbreklerin görevini üstlendiğinde ise, daha az yağı enerjiye dönüştürür. Bu da zayıflamayı olumsuz etkiler. Öğlen ve akşam yemeklerinden önce içeceğiniz bir bardak su; iştahı bastırıp, mideyi doldurur ve sindirime iyi gelir. Spor yapmadan önce içilen bir bardak su da yine metabolizmayı çalıştırır.

Su günün tüm yorgunluğundan ve stresinden arınmada da fayda sağlar. Bunun için yapmanız gereken en basit şey ılık suyla bir banyo yapmaktır. Çok sıcak su, kanın yüze doğru hücum etmesine neden olur ve ana merkezler görevini daha zor yaparlar. Sıcak su, bazı dolaşım bozukluklarına da sebep olabilir. Bunun yanı sıra çok soğuk suyun da bazı zararları bulunur. Özellikle yaz aylarında tercih edilen soğuk su, serinletmek yerine aksine terletir ve hastalıklara sebep olur.

Sıcak ve nemli havalarda vücut terleyerek sıvı kaybını artırır. Vücudun normal sıcaklığını korumak için, sıcaklık artışının başladığı günlerde sıvı tüketimi de artırılmalıdır. Suyla ilişkili hastalıklar suyun sağlıklı ve güvenli olmadığı, suyun organik ya da inorganik maddeler, insan ya da hayvan dışkısıyla kirlendiği durumlarda ortaya çıkar.

Antik çağlardan bu yana su ve şifalı özellikleri hakkında hikayeler duydum. Su, dünyadaki en önemli unsurdur, ve onsuz hayat mümkün değildir. Özellikle, günlük uygun yeterli miktarlarda girilecek su tüm organların işleyişini etkiler. İster inanın ister inanmayın, son araştırmalar su olduğunu gösterir "bellek." Bizim verimlilik, ruh ve sağlık suya bilgilerin etkilenebilir.

NEREDE 'CANLI' SU BULABİLİRİM
Bizim sağlık ve ruh olumlu etkisi 'canlı' su tadı daha iyi ve doğru kristal yapıya sahiptir. Özellikle, bu tür su sulanan bu bitkiler daha hızlı büyüdü ve hastalığa karşı daha dirençli ve daha fazla meyve üreten edildi. Ama biz 'canlı' su nerede bulabilirim .
Yaylar doğal ve saf su veya bilgilendirilmiş ve programlanmış ve enerjik su 'canlı' bir su olarak kabul edilir.

Su programlanabilir daha farklı şekillerde  dua, renkler, müzik yardımıyla da dense de asıl su hareket halindeki sıcağa soğuğa göre değişken hal alır doğanın sesine göre de bazen şekil alır bazen fırtınalı bazen meltem estirir.

Bu doğal yapısına döner ,aynı zamanda ağır metaller, klor ve pestisitler tarafından kirliliğini azaltıyor dense de doğa bu nu her zaman yapmakta. 
 
Yazın su  ve yer altı 'maden suyu' için yorgunluktan kurtulun

Yaz aylarında kendilerini yorgun ve güçsüz hissetmek istemeyenlerin, su yerine maden suyu içmesini yaz aylarında kendilerini yorgun ve güçsüz hissetmek istemeyenlerin, su yerine maden suyu içmesini   terle birlikte vücudun kaybettiği mineraller maden suyu ile vücuda alındığı için, kişi kendisini yorgun ve güçsüz hissetmeyecektir.

Çünkü maden suyunun içinde sodyum, potasyum, magnezyum gibi, vücudu dinç tutan ve zindelik veren mineraller mevcuttur. Terlemeyle vücuttan hızla atılan bu mineraller, maden suyu içilmesiyle büyük ölçüde geri kazanılabilir, böylece vücut normale döner.''
Aşırı sıcaklar nedeniyle oluşan su kaybının, kan basıncını azalttığını, azalan kan basıncının ise özellikle çocuklar ve yaşlılarda bilinç kaybına bile neden olabildiğini   bu nedenle yaz aylarında bol sıvı alınması, karpuz gibi bol sulu meyve ve sebzelerin tüketilmesi gerektiğini ifade  edilir.
Terleme ve sonrasında terin buharlaşmasıyla vücudun ısı dengesi de sağlar.

TER BEZLERİ, KANI TEMİZLİYOR VE ISI DENGESİNİ SAĞLIYOR
Sıcak havalarda en çok şikâyet edilen konulardan biri olan terlemenin, normal oranlarda gerçekleşmesinin insan sağlığı açısından oldukça faydalı olduğu ve kanı temizlediği belirtiliyor.

Ter bezlerinin böbrek gibi çalıştığı ifade edilirken, vücuttaki üre, ürik asit, tuz ve diğer zararlı maddelerin terleme yoluyla dışarı atıldığı kaydediliyor.
Uzmanlar, terlemenin engellenmesinden çok, terlemeyle oluşabilecek kötü kokuların önüne geçilmesini öneriyor.
Yetişkin bir insan vücudunda yaklaşık bir milyon ter bezi bulunuyor ve bu bezlerin hepsi de vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atmak için  her gün çaba harcar..
                             
SİLİSYUM:
Zarları kuvvetlendirerek kanamaları önler. Organların vakitsiz yaşlanmasını, bozulmasını engeller. Beyin yorgunluğunu giderir.
Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Bu minareli hücre zarlarını kuvvetlendirerek kanamalarını inceler. Organların vakitsiz yaşlanmasını ve bozulmasını engeller. Beyin yorgunluğunu giderir. Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Buğday kepeği, sarımsak, kuru fasulye ,enginar ve kırk kilit otu (at kuyruğu) 

ÇİNKO:
Büyüme ve bağışıklık sistemini güçlendiren, vücudun hastalıklara karşı direncini artıran bir mineraldir. Vücudun kendi kendini yenilemesi ve çeşitli görevleri için gereklidir.
Çinko eksikliğinin en önemli belirtisi iştahsızlıktır. Eksikliğinde saçlar dökülür ve vücut kılları kaybeder. Sedef hastalığı ve ciltte akneler sık görülür. Tat ve koku hissi kaybolur. Gözde katarak oluşur. Erkeklerde erken prostat büyümesi görülür, yumurtalıkların gelişmesi aksar. Cinsel organ gelişmesi durur. İnsan organizmasının büyüme ve gelişme geriliği oluşabilir .
Ayrıca ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe ,enfeksiyonlara dayanıksızlık, iştahsızlık ve kilo alamama, öğrenme ve dikkat eksikliği ,tat alma  duyusunda bozuklu siyah noktalar dermatit ,saçlarda incelme ve dökülme gibi cilt sorunları yaşanabilir.
Tahıl kabukları, kepekli ekmek, karaciğer, süt ürünleri (yoğurt peynir, tereyağı) kuru fasülye, lahana, sarımsak, bulgur, dana eti, kına kına otu, çobançantası, marul, pancar, şalgam, yulaf tuzda tütsülenmiş balık, yumurta, konserve yiyecekler, bisküviler, süt tozu, domates, ıspanak, pırasa, patates, soğan, mercimek, karpuz ve hardal çok miktarda çinko içeren besinlerdir.

 
SODYUM:
Sodyum, vücutta su dengesinin korunmasında ve besinlerin hücre duvarından geçişinde görev alan bir mineraldir. Sinir ve kas fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için de gereklidir.
Yeterince alınmazsa gelişmede bozukluk, kilo kaybı, mide ekşimesi görülür. Halsizlik ve güçsüzlük, baş dönmesi, çarpıntı, tansiyon düşüklüğü, hafıza bozukluğu ve konsantrasyon zayıflığı, baş ağrısı, depresyon, mide bulantısı ve kas krampları gibi sağlık sorunları oluşur.
Yetersiz tuz alımı, tuz alınmadan fazla miktarda su tüketilmesi, böbrek hastalıkları, yanıklar ile ishal, kusma ve terleme yolu ile vücudun tuz kaybetmesi sodyum eksikliği oluşmasının başlıca nedenleridir.
Normalde, vücuttaki sodyumun fazlası idrar ve terleme yoluyla vücuttan uzaklaştırılır. Buna rağmen vücutta, sodyum fazlalığı olması halinde yüksek tansiyon, potasyum kaybı, vücutta su tutulması ve ödemler görülür.
Sodyum fazlalığının en önemli sebepleri aşırı tuzlu besinler tüketmek ve yetersiz su alımıdır. İshal, terleme ve kusma yoluyla vücudun fazla su kaybetmesi de kandaki sodyum oranının artmasına sebep olabilir. Sodyum fazlalığında potasyum takviyesi yaparak, potasyum eksikliğinden doğabilecek zararlı sonuçlardan korunmaya çalışılmalıdır.
Başlıca sodyum kaynağı yemeklik sofra tuzudur. Ayrıca, maden suları, başta hamsi olmak üzere deniz ürünleri, peynir, kırmızı ve yeşilbiber, fındık, fıstık, ceviz ,peynir, süt tozu, yumurta ,ıspanak, ekmek ,zeytin, kereviz ve havuç bol miktarda sodyum içeren besin maddeleri arasındadır.

 POTASYUM:
Potasyum minerali, insan beslenmesinde hayati önem taşıyan bir mineraldir. Potasyum, kalp ve kaslar için oldukça önemli olan, besinlerin hücrelere taşınması ve sinir sistemindeki mesajların ulaştırılması gibi görevleri de yerine getirir. Vücuttaki alkolün, fazla suyun, fazla şekerin ve fazla tuzun atılması, insan vücudundaki su ve mineral dengesinin korunması da potasyum sayesinde gerçekleşir. Vücuttaki potasyumun %98i hücre duvarlarının içindedir. 
Potasyum, yetersizliğinin en belirgin sebepleri arasında yetersiz beslenme, ishal durumu, kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, kusarak veya terleyerek vücuttan atılan minerallerdir. Kişinin gün içinde çok fazla miktarda kahve tüketmesi ve stresli hayat tarzının olması da potasyum eksikliği sebeplerindendir.
Potasyum yetersizliğinin ardından da kan dolaşım bozukluğu, kaslarda güçsüzlük yüzünden ortaya çıkan yorgunluk ve halsizlik halleri, iştahsızlık, mide bulantısı ve kusma, kabızlık, zihin bulanıklığı, dalgınlık, konsantrasyon eksikliği, baş ağrısı ve karın ağrısı, kramplar ve kalpte ritim bozuklukları gibi şikayetler ortaya çıkmaya başlar.
Bunun yanında sporcularda meydana gelen sakatlanmalarının en önemli sebeplerinin magnezyum ve potasyum eksikliğinden meydana geldiği bilinmektedir.
Potasyumun gün içinde olması gerekenin çok üzerinde bir miktarda tüketilmesi, böbreklerde ve kalpte bazı sağlık sorunlarına sebep olur.
 Aşırı potasyum tüketimi, kaslarda zayıflamaya, kalp ritim bozukluklarına, böbrek hastalıklarına, idrar azlığına gibi bazı sağlık sorunlarına sebep olabilir.
Lahana, brokoli, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler, zeytin, balık, sarımsak, portakal suyu, patates, muz, hurma, incir, avokado, kayısı, badem, fındık, ıspanak, pırasa, soğan, armut, karpuz, erik, tahıl kabukları, kepekli ekmek, bulgur ve pekmez ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, bol miktarda potasyum içeren besinler arasındadır.

MAGNEZYUM:
Magnezyum hayati önem taşıyan mineralden belki de en önemlisidir. Vücudun kendisi bu minerali üretmediği için magnezyumun be sinler yoluyla alınması gerekir.
Vücudumuz için gerekli olan magnezyumu bazı gıdalardan, içtiğimiz sulardan özellikle maden sularıyla alırız. Magnezyum toprakta ve deniz suyunda saklıdır.
Vücudumuzda da sürekli doldurulması gereken bir magnezyum rezervi vardır. Yanlış beslenme, toprakta bu mineralin giderek azalması magnezyumun vücut tarafından yeteri kadar alınmamasına neden olur.
Ayrıca fazla terleyen, müshil veya idrar söktürücü ilaç alan kişilerde vücuttan daha fazla magnezyum gider. Stres, hamilelik ve emzirme gibi durumlarda ise vücudun magnezyuma olan ihtiyacı daha da artar. Vücut bu minerali yeteri kadar almadığı zaman kemiklerde depo edilmiş olan magnezyumu kullanır. Rezervi bittiği zaman da alarm verir.
Mide barsak bölgesindeki, idrar yollarında, baldırlardaki kramplar, kalp ritmindeki bozukluklar, boyunda ve omuzlarda kasılmalar veya sinirlilik, ellerde uyuşukluk ve karıncalanma, migren, dikkat azlığı, gürültüye karşı hassasiyet magnezyum eksikliğinin işaretleridir.
Magnezyum, sinir sisteminin aşırı duyarlılığını azaltarak sakinleşmeye yardımcı olduğu için “Antistres minerali” olarak da bilinir. Astım ve alerjik nezleyi hafifletir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendirir. Kas ve sinir fonksiyonlarının yürütülmesi, kalp ritminin düzeninin sağlanmasında magnezyum büyük önem taşımaktadır.
Magnezyum, enzimlerin harekete geçirilmesi ve kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol alır. C vitamini, sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor gibi vitamin ve minerallerin daha etkili kullanılması için de gereklidir. Astım ve alerjik nezleyi hafiflemesi de magnezyumun faydaları arasındadır. Adet dönemi öncesi magnezyum takviyesi adet sancılarını azaltır. Hamilelikte görülen kramplara karşı koruyucudur.
Bilim insanları hastalıkların yüzde 13’ünün magnezyum eksikliğine bağlı olduğunu belirtertiyor, Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü olmaz. Magnezyum eksikliği kalp, böbrek, beyin ve karaciğer fonksiyonlarında aksaklıklara yol açarak halsizlik, iştahsızlık, huzursuzluk ve uyku bozukluları, dalgınlık, hafıza zayıflığı, öğrenme güçlüğü, böbrek yetmezliği, kalp çarpıntısı, kramp gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Özellikle alkol bağımlılarında ve sık alkollü içki içenlerde magnezyum eksikliğine bağlı kalp hastalıkları daha sıktır.
Ayrıca sigara da aynı etkiyi yaptığı için sigara içenlerde ihtiyaç daha fazladır. Bu da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlamaktadır. Hamilelikte magnezyum eksikliği erken doğum riskini arttırır. Yeni doğanda ise magnezyum eksikliği bebeğin ısı kaybetmesine ve ölümüne yol açabilmektedir. Magnezyum fazlalığı bitkinlik, yorgunluk, uyuşukluk, böbrek ve sindirim sistemi hastalıkları, kaslarda istek dışı titremeler, terleme ve depresyon gibi sağlık sorunlarına yol açar.

SELENYUM:
Güçlü bir antioksidan olan selenyum, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kanser riskini azaltır. Hücreleri korur ve yaşlanmayı geciktirir. Doku esnekliğini arttırarak ve kalp hücrelerini destekleyerek kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Başta sperm üretimi ve canlılığı olmak üzere, üreme sağlığında rol alır.
Akyuvarları güçlendirerek kanser ve tümör oluşmasını engeller. Vücuttaki zehirli maddelerin zararlı etkilerini azaltır ve vücuttan atılmalarına yardımcı olur. Karaciğerin faaliyetlerini düzenli olarak sürdürmesine katkıda bulunur.
Selenyum eksikliğinde, miyokart enfarktüsü ve katarak riski artar. Halsizlik ve yorgunluk yapar çocuklarda da gelişimin yavaşlamasına neden olur. Göz sağlığını olumsuz etkiler. Erken yaşlanma, sinir sistemi hastalıkları ve zekâ geriliğine neden olabilir. Sperm üretimi ve kalitesi azalarak kısırlık oluşabilir. Üreme sağlığı açısından, erkeklerin Selenyum ihtiyacı kadınlara oranla daha fazladır
Selenyum fazlalığında sindirim sistemi sorunları, saç, tırnak ve diş kaybı, çeşitli deri, omurilik ve kemik iliği hastalıkları, ateş gibi sağlık sorunları görülür. Daha yüksek dozları öldürücü olabilir.
Selenyum en fazla arpa, buğday gibi tahıllar, deniz ürünleri, et, karaciğer, pekmez, süt ve süt ürünleri, yumurta, tereyağı, mantar, soğan, lahana, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ve tavuk eti Et, yumurta, tahıl, baklagiller, susam, Hindistan cevizi, kuru yemişlerde ve bol miktarda balıklarda bulunur.

KALSİYUM:
Özellikle kemik oluşumu ve diş sağlığı açısından önemli bir mineraldir. Kalsiyumun, kas büyümesi ve kasların gerginliği, enerji üretimi, sinir iletimi ve kalbin ve kan damarlarının verimli ve düzenli çalışmasında önemli görevleri vardır. Hamilelik ve doğumdan sonra süt yapımında etkilidir.
Romatizmayı giderir, kemik erimesini önler, akciğerin normal çalışmasını sağlar, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Hayat boyu her gün düzenli olarak yeterli miktarda kalsiyum alınması kemiklerin çabucak kırılmasına, kamburluğa ve insan boyunun kısalması riskine karşı korur.
Sırt ağrıları çeken insanlara kemiklerini ve kıkırdaklarını güçlendirmek için kalsiyum ve magnezyum takviyesi kullanmaları önerilmektedir.
Kolon kanseri riski taşıyan kişilerin kalsiyum bakımından zengin bir beslenme programı uygulamaları ya da kalsiyum takviyesi kullanmaları halinde hastalıklarının önlenebileceğine dair tespitler yapılmıştır.
Kadınların adet dönemlerinde kalsiyum, magnezyum takviyesi kullanmalarının ağrılarında rahatlama sağlamaya yardımcı olabileceği görülmüştür.
 Kalsiyum ve magnezyumun uzun süre bir arada kullanılması halinde beyin damarlarının da bulunduğu kan damarlarının sağlığı korunacak, migren kaynaklı baş ağrıları hafifleyecektir. Kalsiyum ve magnezyum takviyesi uyku problemlerini çözmede de etkilidir.
Kalsiyum eksikliğinde raşitizm, kemik erimesi ve diş çürümesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Saç ve tırnaklarda kırılmalar meydana gelebilir. Ayrıca, eklem ağrıları, kas krampları, egzama, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, sinirlilik, uykusuzluk ve depresyona neden olabilir.
Fazla kalsiyum alınması böbrek taşı ve kireçlenmesi, kas güçsüzlüğü, kemiklerde kireçlenme gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.
Kalsiyum en fazla süt ve süt ürünleri, yumurta, un, susam, saf bitter çikolata, soya fasulyesi, şalgam, ıspanak, patlıcan, patates, soğan, lahana, pırasa, karnabahar, küçük balıklar, fındık, fıstık, çilek, dut, portakal, limon, ayva, nar, hurma, karpuz, pekmez, pirinç, nohut, mercimek ve zeytinde bulunur.

Hayatın suyu yaşamı devam edecektir
 
 
 
 
DUYURU MODÜLÜ
ZİYARET İSTATİSLİĞİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret1257431
ALTIN GÜMÜŞ BAKIR DAN ŞAŞMA
AlışSatış
Dolar18.601318.6758
Euro19.523819.6020