https://www.sakli-sifa.com  https://www.sakli-sifa.com                   https://www.saklisifa-piriiworld.com           

Evren dengesini yakalamak hasta olup çare aramak değil.

Hasta olmamak için hastalığa sebepleri yok etmek.

https://Site Menusu
https://Takvim
Yenileniyor
 

MİNERALLER ETKİLERİ ve EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLECEK HASTALIK BELİRTİLERİ

www.sakli-sifacom www.sakli-sifa.com www.sakli-sifa.com 
 

MİNERALLER ETKİLERİ ve EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLECEK HASTALIK                                                   

                                     BELİRTİLERİ  

Mineraller, vücudun sağlıklı kalabilmesi için gerekli olan ve vücudumuzun kendi kendine oluşturamadığı maddelerdir. Sağlıklı ve dengeli beslenmede vitamin ve minerallerin önemi büyüktür. Mineraller, vitaminlerle birlikte çalışarak vitaminlerin ve diğer besin maddelerinin etkin bir şekilde kullanılmasını sağlarlar. 

Sağlıklı diş ve kemik yapısı, kalbin düzenli ve verimli çalışması, kas fonksiyonları, üreme sağlığı, hücre korunması ve gelişimi, sağlıklı dolaşım ve sinir sistemi, vücuttaki su dengesinin korunması gibi pek çok hayati fonksiyonda görev alırlar. 

Mineraller ayrıca kan oluşumunu ve sağlıklı sinir fonksiyonları gelişimini de kontrol ederler. 

Vücudun sağlıklı kalması için ihtiyaç duyduğu mineral çeşitleri on beşten fazladır. Vücut, ihtiyaç duyduğu bu mineralleri yeterli miktarda karşılayamazsa yetersiz beslenme sonucu  mineral eksikliği  aldığı mineralleri fazla miktarda kaybetmesi sonucu  mineral kaybı  oluşur. 

Özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda mineral eksiklikleri oldukça büyük sorunlara neden olabilmektedir. Vücudun kendine oluşturmadığı inorganik maddeler olan minareller vitaminler ile birlikte çalışarak vücutta en fazla ihtiyaç duyulan bölgelere etkin bir şekilde ulaşmalarını sağlarlar.Dolayısıyla insan vücudunun en az vitaminler kadar minarellere de ihtiyaç vardır. 

Kan basıncında kalp ritminde ,kas fonksiyonlarında, vücuttaki sıvı dengesinin devamlılığında ,üremede oldukça önemli rol oynayan minareller kan oluşumunu ve sağlıklı sinir fonksiyonları gelişimini de kontrol eder. Özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda minarel eksiklikleri oldukça büyük sorunlara neden olabilmektedir.  
 KALSİYUM: Özellikle kemik oluşumu ve diş sağlığı açısından önemli bir mineraldir. Kalsiyumun, kas büyümesi ve kasların gerginliği, enerji üretimi, sinir iletimi ve kalbin ve kan damarlarının verimli ve düzenli çalışmasında önemli görevleri vardır. Hamilelik ve doğumdan sonra süt yapımında etkilidir. 

Romatizmayı giderir, kemik erimesini önler, akciğerin normal çalışmasını sağlar, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Hayat boyu her gün düzenli olarak yeterli miktarda kalsiyum alınması kemiklerin çabucak kırılmasına, kamburluğa ve insan boyunun kısalması riskine karşı korur. 

Sırt ağrıları çeken insanlara kemiklerini ve kıkırdaklarını güçlendirmek için kalsiyum ve magnezyum takviyesi kullanmaları önerilmektedir. 

Kolon kanseri riski taşıyan kişilerin kalsiyum bakımından zengin bir beslenme programı uygulamaları ya da kalsiyum takviyesi kullanmaları halinde hastalıklarının önlenebileceğine dair tespitler yapılmıştır.  

Kadınların adet dönemlerinde kalsiyum, magnezyum takviyesi kullanmalarının ağrılarında rahatlama sağlamaya yardımcı olabileceği görülmüştür. 

Kalsiyum ve magnezyumun uzun süre bir arada kullanılması halinde beyin damarlarının da bulunduğu kan damarlarının sağlığı korunacak, migren kaynaklı baş ağrıları hafifleyecektir. Kalsiyum ve magnezyum takviyesi uyku problemlerini çözmede de etkilidir. 

Kalsiyum eksikliğinde raşitizm, kemik erimesi ve diş çürümesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Saç ve tırnaklarda kırılmalar meydana gelebilir. Ayrıca, eklem ağrıları, kas krampları, egzama, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, sinirlilik, uykusuzluk ve depresyona neden olabilir. 

Fazla kalsiyum alınması böbrek taşı ve kireçlenmesi, kas güçsüzlüğü, kemiklerde kireçlenme gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. 

Kalsiyum en fazla süt ve süt ürünleri, yumurta, un, susam, saf bitter çikolata, soya fasulyesi, şalgam, ıspanak, patlıcan, patates, soğan, lahana, pırasa, karnabahar, küçük balıklar, fındık, fıstık, çilek, dut, portakal, limon, ayva, nar, hurma, karpuz, pekmez, pirinç, nohut, mercimek ve zeytinde bulunur. 

SODYUM: Sodyum, vücutta su dengesinin korunmasında ve besinlerin hücre duvarından geçişinde görev alan bir mineraldir. Sinir ve kas fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için de gereklidir. 

Yeterince alınmazsa gelişmede bozukluk, kilo kaybı, mide ekşimesi görülür. Halsizlik ve güçsüzlük, baş dönmesi, çarpıntı, tansiyon düşüklüğü, hafıza bozukluğu ve konsantrasyon zayıflığı, baş ağrısı, depresyon, mide bulantısı ve kas krampları gibi sağlık sorunları oluşur. Yetersiz tuz alımı, tuz alınmadan fazla miktarda su tüketilmesi, böbrek hastalıkları, yanıklar ile ishal, kusma ve terleme yolu ile vücudun tuz kaybetmesi sodyum eksikliği oluşmasının başlıca nedenleridir. 

Normalde, vücuttaki sodyumun fazlası idrar ve terleme yoluyla vücuttan uzaklaştırılır. Buna rağmen vücutta, sodyum fazlalığı olması halinde yüksek tansiyon, potasyum kaybı, vücutta su tutulması ve ödemler görülür  

Sodyum fazlalığının en önemli sebepleri aşırı tuzlu besinler tüketmek ve yetersiz su alımıdır. İshal, terleme ve kusma yoluyla vücudun fazla su kaybetmesi de kandaki sodyum oranının artmasına sebep olabilir. Sodyum fazlalığında potasyum takviyesi yaparak, potasyum eksikliğinden doğabilecek zararlı sonuçlardan korunmaya çalışılmalıdır. 

Başlıca sodyum kaynağı yemeklik sofra tuzudur. Ayrıca, maden suları, başta hamsi olmak üzere deniz ürünleri, peynir, kırmızı ve yeşilbiber, fındık, fıstık, ceviz ,peynir, süt tozu, yumurta ,ıspanak ,ekmek, zeytin, kereviz ve havuç bol miktarda sodyum içeren besin maddeleri arasındadır  

POTASYUM: Potasyum minerali, insan beslenmesinde hayati önem taşıyan bir mineraldir. Potasyum, kalp ve kaslar için oldukça önemli olan, besinlerin hücrelere taşınması ve sinir sistemindeki mesajların ulaştırılması gibi görevleri de yerine getirir. Vücuttaki alkolün, fazla suyun, fazla şekerin ve fazla tuzun atılması, insan vücudundaki su ve mineral dengesinin korunması da potasyum sayesinde gerçekleşir. Vücuttaki potasyumun % 98 hücre duvarlarının içindedir.  

Potasyum, yetersizliğinin en belirgin sebepleri arasında yetersiz beslenme, ishal durumu, kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, kusarak veya terleyerek vücuttan atılan minerallerdir. Kişinin gün içinde çok fazla miktarda kahve tüketmesi ve stresli hayat tarzının olması da potasyum eksikliği sebeplerindendir. 

Potasyum yetersizliğinin ardından da kan dolaşım bozukluğu, kaslarda güçsüzlük yüzünden ortaya çıkan yorgunluk ve halsizlik halleri, iştahsızlık, mide bulantısı ve kusma, kabızlık, zihin bulanıklığı, dalgınlık, konsantrasyon eksikliği, baş ağrısı ve karın ağrısı, kramplar ve kalpte ritim bozuklukları gibi şikayetler ortaya çıkmaya başlar. 

Bunun yanında sporcularda meydana gelen sakatlanmalarının en önemli sebeplerinin magnezyum ve potasyum eksikliğinden meydana geldiği bilinmektedir. 

Potasyumun gün içinde olması gerekenin çok üzerinde bir miktarda tüketilmesi, böbreklerde ve kalpte bazı sağlık sorunlarına sebep olur. Aşırı potasyum tüketimi, kaslarda zayıflamaya, kalp ritim bozukluklarına, böbrek hastalıklarına, idrar azlığına gibi bazı sağlık sorunlarına sebep olabilir. 

Lahana, brokoli, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler, zeytin, balık, sarımsak, portakal suyu, patates, muz, hurma, incir, avokado, kayısı, badem, fındık, ıspanak, pırasa, soğan, armut, karpuz, erik, tahıl kabukları, kepekli ekmek, bulgur ve pekmez ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, bol miktarda potasyum içeren besinler arasındadır.  

DEMİR: İnsan vücudu için önemi ve faydaları açısından vazgeçilmez bir mineraldir. B vitaminlerinin kullanımı, kanda oksijeni taşıyan kırmızı kan hücrelerinin ve çeşitli enzimlerin üretimi için gereklidir. 

Demir minerali, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. Vücut direncini arttıran demir yorgunluğu gidermede faydalıdır.  

Demir minerali vücudun büyümesine de yardım eder. Özellikle gelişme çağındaki çocukların vücut ve beyin gelişimi açısından çok önemlidir. Eksikliğinde kansızlık oluşur. Önemli belirtileri, halsizlik, baş dönmesi gibi şeylerdir. 

Kadınlar erkeklerden daha fazla demir tüketirler. Bu nedenle kadınlarda demir eksikliği daha fazla görülür. Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık yani anemi, yorgunluk ve çalışma kapasitesinde azalma görülür. 

Karaciğer, böbrek, yürek, yumurta sarısı, bazı kuru baklagiller, deniz ürünleri tahıl kabukları, kepekli ekmek, sakatat, yoğur, peynir, tereyağı, kakao, kuru meyveler, kaysı, badem, kuru üzüm, et, tavuk, , sebzeler, enginar, patates, lahana, ıspanak, patlıcan, maydanoz, soğan, pırasa, karnabahar,, çilek, pirinç, bulgur, nohut, mercimek, pekmez, muz, ayva, nar, hurma, karpuz ve susam demir içeren besinler arasındadır. 

FLOR: Kemik ve diş yapısında yer alan, eksikliği veya fazlalığı vücutta zararlı sonuçlar doğuran elementlerden biridir. Diş çürümelerini önler. Kemikleri güçlendirerek kemik erimesi ve kırılmalarını engeller. Yetersizliği, dişleri zayıflatır ve diş çürümesini hızlandırır. 

Kemiklerin zayıflamasına ve kemik erimesine yol açar. İçme suyuna flor katılarak, flor eksikliği önlenmeye çalışılır. Ayrıca, pek çok diş macununa da eklenmektedir. Özellikler bebeklerde ve çocuklarda flor eksikliği önlenmelidir. 

Flor fazlalığı dişlerde sararmaya ve diş minesinin tahrip olmasına neden olur. Ayrıca, kemiklerde ve eklemlerde de normal dışı gelişimler ortaya çıkabilir. 

Patates, soğan ve ıspanakta bulunur. Çay ve deniz balıkları, özellikle de somon balığı da flor ihtiva eden besinlerdendir. 

İYOT: Hayat için oldukça önemli bir element de iyottur. İyot mineralinin büyük bir kısmı Tiroid bezinde bulunur ve Tiroid bezinin fonksiyonlarını düzenler. 

İyot, aynı zamanda kanı temizler, ana damarların sertleşmesini önler, zihinsel fonksiyonları düzenler, kilo almayı sağlar. Normal büyüme ve gelişme, enerji kullanımı ve kilo kontrolü, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışması gibi başlıca fonksiyonlarda önemli görevler alır. 

İyot eksikliği, troid bezinin fonksiyonlarını yerine getirmesine engel olarak başta guatr olmak üzere, zekâ geriliği, gelişim bozukluğu, kısırlık gibi şikâyetlerin oluşmasına neden olur.

  

Deniz ürünleri, süt, başta yeşil yapraklı sebzeler olmak üzere; brokoli, lahana, çilek, ıspanak ve havuçta bulunur. 

MAGNEZYUM: Magnezyum hayati önem taşıyan mineralden belki de en önemlisidir. Vücudun kendisi bu minerali üretmediği için magnezyumun be sinler yoluyla alınması gerekir.   

Vücudumuz için gerekli olan magnezyumu bazı gıdalardan, içtiğimiz sulardan özellikle maden sularıyla alırız. 

Magnezyum toprakta ve deniz suyunda saklıdır. Vücudumuzda da sürekli doldurulması gereken bir magnezyum rezervi vardır. Yanlış beslenme, toprakta bu mineralin giderek azalması magnezyumun vücut tarafından yeteri kadar alınmamasına neden olur. 

 Ayrıca fazla terleyen, müshil veya idrar söktürücü ilaç alan kişilerde vücuttan daha fazla magnezyum gider. 

Stres, hamilelik ve emzirme gibi durumlarda ise vücudun magnezyuma olan ihtiyacı daha da artar. Vücut bu minerali yeteri kadar almadığı zaman kemiklerde depo edilmiş olan magnezyumu kullanır. 

Rezervi bittiği zaman da alarm verir. Mide barsak bölgesindeki, idrar yollarında, baldırlardaki kramplar, kalp ritmindeki bozukluklar, boyunda ve omuzlarda kasılmalar veya sinirlilik, ellerde uyuşukluk ve karıncalanma, migren, dikkat azlığı, gürültüye karşı hassasiyet magnezyum eksikliğinin işaretleridir 

Magnezyum, sinir sisteminin aşırı duyarlılığını azaltarak sakinleşmeye yardımcı olduğu için “Antistres minerali” olarak da bilinir. Astım ve alerjik nezleyi hafifletir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendirir. Kas ve sinir fonksiyonlarının yürütülmesi, kalp ritminin düzeninin sağlanmasında magnezyum büyük önem taşımaktadır. 

Magnezyum, enzimlerin harekete geçirilmesi ve kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol alır. C vitamini, sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor gibi vitamin ve minerallerin daha etkili kullanılması için de gereklidir. Astım ve alerjik nezleyi hafiflemesi de magnezyumun faydaları arasındadır. Adet dönemi öncesi magnezyum takviyesi adet sancılarını azaltır. Hamilelikte görülen kramplara karşı koruyucudur. 

Bilim insanları hastalıkların yüzde 13’ünün magnezyum eksikliğine bağlı olduğunu belirletiyor, Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü olmaz. Magnezyum eksikliği kalp, böbrek, beyin ve karaciğer fonksiyonlarında aksaklıklara yol açarak halsizlik, iştahsızlık, huzursuzluk ve uyku bozukluları, dalgınlık, hafıza zayıflığı, öğrenme güçlüğü, böbrek yetmezliği, kalp çarpıntısı, kramp gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. 

Özellikle alkol bağımlılarında ve sık alkollü içki içenlerde magnezyum eksikliğine bağlı kalp hastalıkları daha sıktır. Ayrıca sigara da aynı etkiyi yaptığı için sigara içenlerde ihtiyaç daha fazladır. Bu da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlamaktadır. 

Hamilelikte magnezyum eksikliği erken doğum riskini arttırır. Yeni doğanda ise magnezyum eksikliği bebeğin ısı kaybetmesine ve ölümüne yol açabilmektedir. Magnezyum fazlalığı bitkinlik, yorgunluk, uyuşukluk, böbrek ve sindirim sistemi hastalıkları, kaslarda istek dışı titremeler, terleme ve depresyon gibi sağlık sorunlarına yol açar 

GIDA ÇEŞİTLERİ 

Kuru sebze ve meyveler, lahana, patates, pırasa, tahıllar, soya, badem, yer fıstığı, fındık, çikolata, muz, çilek, hurma, esmer pirinç, bulgur, kepekli ekmek soya ,semiz otu ,maydanoz ,kuru bezelye ve etler kemik yapımı için gereklidir. 

FOSFOR: Fosfor; insan vücudunda kalsiyumun ardından en çok bulunan mineraldir. En fazla kemiklerde ve dişlerde bulunur. Fosfor, hücrelerin büyümesi için yardımcıdır. Proteinlerin sentezlenmesine, enzimlere ve hücrede enerji üretiminde etkilidir. Kemik yapan, vücuda enerji veren bir maddedir. 

Kalbin dengeli çalışmasını sağlar, böbrek çalışmasını düzenler, sinir sistemi ve tüm organların çalışmasını arttırır. 

Fosfor eksikliğinde iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı, huzursuzluk, gerginlik gibi ruhsal sorunlar yaşanır. Aynı zamanda eklem sertliği, kemik ağrıları, kemiklerin kırılganlığı ve duyu kusurları, büyüme yavaşlaması, kemik ve diş gelişimi geriliği gibi raşitizm benzeri belirtiler görülebilir; diş kayıpları, cilt sorunları ve eklem iltihapları ortaya çıkabilir. 

Fosfor mineralinin fazlalığı da sağlık bakımından zararlıdır. Fosfor fazlalığı, vücuttaki kalsiyum dengesini bozarak kemik yoğunluğunun ve gücünün azalmasına sebep olmaktadır. Bunun sonucunda kemikler direncini kaybederek kolay kırılmaktadır. Fosfor fazlalığı, tansiyonu da yükseltmektedir. Bunların dışında, çeşitli tarım ilaçları gibi aşırı fosfor içeren maddelerin tüketilmesi veya bu maddelerle temas edilmesiyle fosfor zehirlenmesi ortaya çıkabilir. 

Et, balık, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi protein açısından zengin olan besinler bol miktarda fosfor içeren besinlerdir. Bunların yanısıra fındık, çikolata, yumurta, kepek, kepekli ekmek, patlıcan, ıspanak, pırasa, patates, soğan, karnabahar, pirinç, bulgur, nohut, zeytin, portakal, çilek, nar, hurma maden suları, meyveler ve meyve suyu, mısır, pırasa gibi besinler de fosfor minerali bakımından zengin besinler arasındadır.  

ÇİNKO: Büyüme ve bağışıklık sistemini güçlendiren, vücudun hastalıklara karşı direncini artıran bir mineraldir. Vücudun kendi kendini yenilemesi ve çeşitli görevleri için gereklidir. 

Çinko eksikliğinin en önemli belirtisi iştahsızlıktır. Eksikliğinde saçlar dökülür ve vücut kılları kaybeder. Sedef hastalığı ve ciltte akneler sık görülür. Tat ve koku hissi kaybolur. Gözde katarak oluşur. 

Erkeklerde erken prostat büyümesi görülür, yumurtalıkların gelişmesi aksar. Cinsel organ gelişmesi durur. İnsan organizmasının büyüme ve gelişme geriliği oluşabilir 

.Ayrıca ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe ,enfeksiyonlara dayanıksızlık, ,iştahsızlık ve kilo alamama ,öğrenme ve dikkat eksikliği ,tat alma  duyusunda bozukluk siyah noktalar dermatit ,saçlarda incelme ve dökülme gibi cilt sorunları yaşanabilir. 

Tahıl kabukları, kepekli ekmek, karaciğer, süt ürünleri (yoğurt peynir, tereyağı) kuru fasülye, lahana, sarımsak, bulgur, dana eti, kına kına otu, çobançantası, marul, pancar, şalgam, yulaf tuzda tütsülenmiş balık, yumurta, konserve yiyecekler, bisküviler, süt tozu, domates, ıspanak, pırasa, patates, soğan, mercimek, karpuz ve hardal çok miktarda çinko içeren besinlerdir. 

SELENYUM: Güçlü bir antioksidan olan selenyum, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kanser riskini azaltır. Hücreleri korur ve yaşlanmayı geciktirir. Doku esnekliğini arttırarak ve kalp hücrelerini destekleyerek kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. 

Başta sperm üretimi ve canlılığı olmak üzere, üreme sağlığında rol alır. Akyuvarları güçlendirerek kanser ve tümör oluşmasını engeller. Vücuttaki zehirli maddelerin zararlı etkilerini azaltır ve vücuttan atılmalarına yardımcı olur. Karaciğerin faaliyetlerini düzenli olarak sürdürmesine katkıda bulunur. 

Selenyum eksikliğinde, miyokart enfarktüsü ve katarak riski artar. Halsizlik ve yorgunluk yapar çocuklarda da gelişimin yavaşlamasına neden olur. Göz sağlığını olumsuz etkiler. Erken yaşlanma, sinir sistemi hastalıkları ve zekâ geriliğine neden olabilir. Sperm üretimi ve kalitesi azalarak kısırlık oluşabilir. Üreme sağlığı açısından, erkeklerin Selenyum ihtiyacı kadınlara oranla daha fazladır 

Selenyum fazlalığında sindirim sistemi sorunları, saç, tırnak ve diş kaybı, çeşitli deri, omurilik ve kemik iliği hastalıkları, ateş gibi sağlık sorunları görülür. Daha yüksek dozları öldürücü olabilir. 

Selenyum en fazla arpa, buğday gibi tahıllar, deniz ürünleri, et, karaciğer, pekmez, süt ve süt ürünleri, yumurta, tereyağı, mantar, soğan, lahana, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ve tavuk eti Et, yumurta, tahıl, baklagiller, susam, Hindistan cevizi, kuru yemişlerde ve bol miktarda balıklarda bulunur. 

KÜKÜRT: Solunum sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur ve vücudun oksijen dengesini korur. Beyin fonksiyonlarının çalışmasını destekler. Saç, tırnak ve cilt sağlığı için gereklidir. Alerjik rahatsızlıklara karşı koruyucudur. Uyuz ve egzama gibi deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Karaciğerin düzenli çalışmasına yardımcı olur ve safra salgılarını arttırır. 

B Grubu vitaminlerinin kullanılmasına yardımcı olur. Beyin fonksiyonları için gereklidir Oksijen dengesini sağlar .Bazı zararlı bakterileri öldürücü etkisi vardır. Kükürtün faydaları arasında yaşlanmanın belirtilerini azaltması da sayılabilir. 

Kükürt eksikliği saçlarda zayıflık ve deride solgunluk görülebilir .Aşırı kükürt böbreklere zarar verir. İnsan vücudu fazla kükürt alması durumunda baş ağrısı, boğaz ve mide yanması, kusma gibi belirtiler gösterir. Ayrıca, alerjik deri hastalıklarına neden olur. 

Kükürt fazlalığı en çok astım hastalarını olumsuz etkiler. Sağlıklı saç, cilt ve tırnaklar için gereklidir. Oksijen dengesinin muhazafasına yardımcı olur. Bu da beyin fonksiyonları için çok önemlidir.  

GIDA ÇEŞİTLERİ 

Kükürt Kırmızı et, tavuk ve balıketi, yumurta, zeytin, havuç, soğan, sarımsak, kereviz, turp, lahana, ıspanak, çilek, muz, maydanoz, marul, patates, incir, tere, soya, dana yürek ,kuru fasulye, balıklar, yumurta, buğday çimi, karides mercimek ,yulaf ezmesi, maydanoz ve hurma kükürt içeren besinler arasındadır. 

BAKIR: Bakır karaciğerde depolanan; C vitaminini oluşumunda, vücut dokusunun yenilenmesinde ve kemik yapısının sağlamlığı için gerekli olan bir mineraldir. Başta beyin ve sinir sistemi sağlığı üzere er türlü hastalığa karşı koruyucudur 

Protein sentezlenmesinde ve enerji üretiminde görev alır. Alyuvarların oluşumuna katkıda bulunur. Saç ve deri sağlığı için faydalıdır. 

Bakır eksikliği, bakır açısından yetersiz beslenme, bakırın yeterince emilememesi ya da fazla çinko alımı gibi nedenlerden kaynaklanabilmektedir. 

Bakır eksikliği; bağışıklık sistemi zayıflamasına vücut direncinin azalmasına, güçsüzlük, kansızlık, sinir ve asabi bozukluklara, deride yara ve egzama gibi sorunlar ortaya çıkmasına yol açar. 

Kalp hastalıkları ve kalp krizleri meydana gelir. Ayrıca, saç dökülmesi, iştahsızlık, ishal ve çarpıntı meydana gelebilir. Kemikler ve dokuların yapısı olumsuz etkilenir. Bakırın aşırı dozda alınması, kanser riskini büyük oranda arttırmasının yanı sıra depresyon, şizofreni, bunaklık, hipertansiyon gibi ciddi zihinsel ve bedensel rahatsızlıklar meydana gelir. 

 GIDA ÇEŞİTLERİ 

Zeytin, badem, fındık, ceviz, taze ve kuru üzüm, arpa, tam ekmek, bal, kuzu ciğeri, sarımsak, portakal, pancar, pekmez, brokoli, fasulye, sığır karaciğeri, buğday çimi, ceviz ,kayışı, mercimek ,yulaf ezmesi ,badem ,soya ,fındık ,mantarlar, tere ,limon.  ve bezelye bol miktarda bakır içeren besinler arasındadır. 

BOR: Bor sağlık açısından önemli bir mineraldir. Vücudun fosfor dengesini sağlar Kalsiyum, magnezyum ve fosfor mineralleri ile D Vitamininin vücutta korunmasına ve etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olarak diş ve kemik sağlığının korunmasına katkıda bulunur. Beyin fonksiyonlarını geliştirir, östrojen hormonunun çalışmasını destekler. Borun bir diğer özelliği de doğal bir antibiyotik oluşudur. Özellikle, kemik erimesi, migren, sinir hastalıkları, halsizlik, uykusuzluk ve kanser tedavilerinde kullanılmaktadır. 

Bor eksikliği, D vitamini eksikliğine ve buna bağlı olarak da kemik erimesi ve zayıflamasına ve kemiklerin daha kolay kırılmasına neden olur. Eksikliğinde ayrıca, konsantrasyon zorluğu ve hafıza zayıflığı görülebilir. Yüksek dozda alınması zehirleyici etki gösterebilir. 

Badem, fındık, elma, üzüm, çilek, hurma, şeftali, erik, patates, sarımsak, brokoli ve domates bol miktarda bor içeren besinler arasındadır. 

BROM: Uykusuzlukta çok faydası vardır ve sinir sistemini rahatlatır .Bu minarel,çilek,domates,elma,havuç,üzüm,kayısı,kavun,kereviz,lahana,pırasa,sarımsak,soğan ve turpta yeteri kadar bulunur.  

BİZMUT: Özellikle Anjin, bademcik, farenjit larenjit, kulak burun boğaz hastalıklarında çok faydalı bir mineraldir. Nezle damlaları gibi ilaçlara katılarak alınırsa iyileşme etkilerini hızlandırır. 

BROM: Sinir sistemini rahatlatıcı bir mineraldir. Çilek, domates, elma, üzüm, kayısı, havuç, sarımsak, soğan, pırasa, kereviz, lahana ve turpta bulunur. 

KOBALT: Kobalt da vücudumuzda yer alan elementlerden biridir. Bu element kandaki eritrositlerin oluşumunda gerekli B12 vitaminin bir parçasını oluşturur. Bu nedenle vücuttaki kobalt eksikliği, eritrosit oluşumunu engellediğinden, “pernisyöz anemi” adı verilen ağır bir kansızlık durumu oluşur ve hastalarda bitkin düşme ile genel zafiyet kendini gösterir  

Damarları genişletir, yüksek tansiyonu önler ve giderir. Sinir sistemlerini rahatlatır. Migreni geçirmeye faydası vardır. Kansızlığı giderir. Karaciğer ve pankreasın normal çalışmasını sağlar 

Kobalt, B12 vitaminiyle beraber kobalamin bileşiğini meydana getiren bir elementtir. Pankreasta önemli miktarda bulunur. İnsülinin ve bazı enzimlerin sentezlerinde kullanılır. Yeterince B12 vitamini ihtiva eden besinler alındığında kobalt eksikliği görülmez. 

KROM: Kan şekeri ve kolesterol seviyesini kontrol eder ve dengede tutar. Böylece özellikle şeker hastaları için çok faydalıdır, insülin etkisi yapar. Kemik erimesini ve yaşlanmanın etkilerini azaltır. Ayrıca, krom minerali vücuttaki yağı kasa dönüştürerek, kilo vermeye, vücut hatlarının daha düzgün görünmesine ve kas yapmaya yardımcı olur. Erkeklerde cinsel gücün normal olmasını sağlar. Damarların sertleşmesini önler. Kalp ve damar hastalıkları önüne geçer 

Dengesiz beslenme sonucu oluşan krom eksikliği, huzursuzluk, halsizlik ve yorgunluğa neden olur. Kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek damar sertliği ve şeker hastalığı riskini artırır. Krom eksikliği olanlarda sürekli açlık hissi ve yeme isteği, tatlılara düşkünlük görülür. 

Fazlası krom zehirlenmesine neden olacağı için bilinçli ve ölçülü tüketilmelidir. Bazı durumlarda baş dönmesi ve deri döküntüsü görülebilir. Özellikle şeker hastaları doktora danışmadan krom desteği almamalıdır. 

Kara kovan balı peteğinde, Et, pirinç, yer fıstığı, üzüm suyu, peynir, buğday, süt ve süt ürünleri, yumurta, tavuk, mısır, mantar ve patates bol miktarda krom içeren besinler arasındadır. Ayrıca, ısırgan otu, civanperçemi, meyan kökü ve yulaf da krom minerali açısından zengin bitkilerdir. Sebze ve meyve kabuğunda bol miktarda krom vardır. 

LİTYUM: Beyin için çok faydalı etkilere sahip birçok su sisteminde bulunan çok önemli bir mineral kaynağıdır. Lityum, içme suyunun doğal bir bileşenidir ve gözlemlere göre intiharı ve genel kötü davranışları azaltır ve uzun ömür sağlar. 

Mmanik depressif hastalık tedavisinde ilk tercih olarak duygu durum düzenleyicisi olarak lityum karbonat tuzu kullanılır. Türkiye’de yaklaşık 30 bin kişi tarafından lityum kullanılmaktadır. Tekrarlanan hastalıklarda lityum tabletlerinin ömür boyu alınması gerekebilir. 

Lityum eksikliğinde psikolojik bozulmalar, depresyonlar, bunalım ve sinirsel rahatsızlıklar, dikkat dağınıklığı, kişilik değişikliği ortaya çıkabilir .Fazlası zarardır. 

MANGANEZ: Antioksidandır. Sindirimde ve besinlerden enerji üretilme¬sinde yardımcı olur. Kemiklerin gelişmesi ile bağ dokuları için gerekli bir mineraldir. Tüm vücuttaki kırıkların yenilenmesini sağlar Sinir fonksiyonlarında ve Gelişiminde  etkilidir. 

Cinsel gücü arttırır ve kısırlıkta faydalıdır. Kanın normal pıhtılaşması için gereklidir. Romatizmayı geçirir Beyin kaslarının beslenmesine yardımcı olur. Kadın ve erkeklerde üreme sistemine faydalıdır.  

Manganez yetersizliği, sürekli yorgunluk, hafıza problemleri, kısırlık, kilo kaybı, özellikle çocuklarda ve bebeklerde büyüme geriliği ve gelişim bozuklukları, kemik ve kıkırdaklarda anormal oluşumlar, bulantı, kusma, saçlarda beyazlaşma ve saç uzamasında yavaşlamaya neden olabilir. Ayrıca, diyabet ve pankreas bozuklukları görülebilir. Diyabet hastalarında vücutta olması gerekenin yarısı kadar manganez bulunmaktadır. 

.GIDA ÇEŞİTLERİ: 

Yeşil yapraklı sebzeler, meyveler, kepekli tahıllar, fındık, ceviz, badem, avokado ,ince kepek, fındık ,kepekli ekmek ,badem, buğday çimi ,buğday, kuru fasulye ,kestane, kuşkonmaz ve çay manganez içeren besinler arasındadır. 

MOLİBDEN: Molibden insan hayatı için temel elementlerden biridir. Molibden yoğun olarak karaciğer böbrek kemik ve deride bulunur. Yetişkin insan vücutlarında yaklaşık olarak dokuz miligram molibden bulunmaktadır .Karaciğerde üretilen enzimlerin yapısına giderek miktarı yapıyı artırır. Karaciğerde depo edilmesini sağlar 

Baklagillerden fasulye mercimek ve bezelye molibden bakımından en zengin gıda kaynaklarındandır. Tahıl ürünleri ve kabuklu yemişler de molibden içeriği bakımından zengindir. Hayvansal ürünler, meyve ve sebzeler genellikle molibden içeriği açısından oldukça zayıftırlar. Molibdenin emilimi mide ve bağırsakta kolaylıkla meydana gelir ve boşaltı¬mı ilk olarak idrar kanalıyla gerçekleşir. 

Yüksek seviyede molibden alımı yüksek oranda bakır boşaltımına dolaysıyla da bakır eksikliğine neden olabilir. 

NİKEL: Pankreas bezesini çalıştırır. Şeker hastaları için önemli mineraldir .Havuç ,lahana, tere ,mantarlar ,ıspanak ,taze fasulye ,soğan ,incir ,kaysı ve kara kovan balı peteğinde yeterince bulunur. 

SİLİSYUM: Zarları kuvvetlendirerek kanamaları önler. Organların vakitsiz yaşlanmasını, bozulmasını engeller. Beyin yorgunluğunu giderir. Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. 

Bu minarel hücre zarlarını kuvvetlendirerek kanamalarını inceler. Organların vakitsiz yaşlanmasını ve bozulmasını engeller .Beyin yorgunluğunu giderir .Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar .Buğday kepeği sarımsak, kuru fasulye ,enginar ve kırkkilit otu (at kuyruğu) 

BORON 

Vücudumuzdaki ve kemiklerdeki kalsiyum ,magnezyum ve fosforun muhafazası için gerekli olan bir minareldir .Boron bu 3 minarelin vücutta maksimum şekilde kullanılması  ve muhafazasını sağlayan yardımcı minareldir. 

DİĞER MİNARELLER; Stronsiyum ve kromur. 

TOZ  MAYANIN BULUNDUĞU VİTAMİN VE MİNARELLER : 

B 1 vitamini, B 2 vitamini, B 5 vitamini, B 6 vitamini, B 8 vitamini, B 10 vitamini, B 12 vitamini, Potasyum, 

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.

Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır 

Doktor  diyetisyen ve herbalisler tarafından yetkili eczacılar güvenilir,yaninda bitki aromatik okul mezunu veya kimyager çaliştiran, izni alınmiş aktarlar tarafından güvenlı şekilde kullanılmalıdır. 

Sitede yer alan yazıların her türlü kullanımı ve uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki,  mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece  bu eylemi gerçekleştiren kişilerin    sorumluluğundadır. 

Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiçbir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

 

                                                                   saklisifa@gmail.com

                                                                   premix12345678@gmail.com 

                                                                   saklisifapiriiworld@gmail.com 


NOT:KAN BİLGİLERİNİZİ BİLMEDEN BİYOKİMYANIZI TARAMADAN,ARAŞTIRMACI DOKTORUNUZA, AKTARLARA DANIŞMADAN BİTKİ VE BİTKİ TÜRLERİNİ KULLANMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ

  
   

https//Ziyaret istatistiği
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam186
Toplam Ziyaret1044490
https://Döviz Kuru
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617
https://Hava Durumu
Anlık
Yarın
25° 28° 13°