SAKLI-ŞİFA
Global iletişim
Saklı-şifa dergisi kitab gazete gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi ve okuyuculara ulaştırılmasıyla ilgili hizmetler “global iletişim ağları aracılığıyla sağlamaktır” ayrıca filim televizyon ve radyo programlarının yapım hizmetleri de sunulmakta ve bünyesin de sağlık ve kurutulmuş bitkiler üzerine araştırma ve premix liyofilizayon danıtma destilasyon bilgi sunum hizmetleri de bulunmaktadır
İnsanlığa soracak olursak bilsinler ki adalet öncelikle “hanede” sonra ise “kurulan düzende” sağlanır “adaletin ne olduğunu” en iyi adaletin görevi onlara soralım “hadi bakalım adalet nerede diye" bir soralim kendimize dersek “adaleti yönetenlere de bir sormak gerek değil mi bağımsız olan adaleti ”!!!
Evren gizzemi yaratanı allah’ı”idrak kavrayamayan”bireysel olarak içi boş çöküntü kutlanış”pisikolojik ruh” için de ahlak yitirmiş “ihrak”anlamını taşıyan sadece”mankafa yanı kafa derisi yüzülmüş” içi boş sadece komut alan”sinsi kişiye dönüşür”pisikolojik ruhen de yalan iftiralarla karşı insanları korku endişe içinde yaşatır.
Korkanların”korkuları” artık insanoğlunun “özgürlük ve eşitlik” gibi yüksek”idealler”bu yolculuğun”nihai hedefleri”olabilirken bir gün “özgürlüğe ve eşitliğe”ulaşmak insanlık adına en “büyük zafer” olacak işte o zaman “korkanlar” saklanacak yer bulamayacak.
Kazandık diyenler bir gün gerçekler yasasında insanlığını kaybeder kaybettiği gibi de insanoğlunu yok eder.
Geçmiş asrın ve bu asrın insanoğlu insanlığa“zulum”edenler buna da insanlık“karşı duramıyorlarsa”örümcek ağı kapanına bağlanmış kozaya sarılmış”gelecek“nesilleriyle zulum edenlerin”soyu soyları nefsin kötülüğü”ile bu gün zulum edenler zulum edenlerin kozadan ortak çıkmış hali fırsatlar içinde yer alır
”Allah Tanrı de zikret” saklı-şifa Çoban
KURTULUŞ BOŞLUKTA Kİ YILDIZ OLMAK
İnsanlığa verilen mücizevi dünyanın “dünyanın içinde ki akıl üstünlüğü zannedenlerin ” insanlar üzerindeki tiyatro sahnesi.
Bu bir dünyayı yenidil denilen yunan felsefesin den "narsist" anlamı "övgü sırtı sıvazlanan kişiler” ve de kendi ile övünen “psikiyatrik vakalar dan” bir birileri bitti bitiririm bitti bitecek sözlerle bir dünyada “güç gösterisi “içinde olan “biri birileri” varsa o sadece “çıplak kralı oynayan” oynatılan arkasında ki “kullacının iplerinde” asılan “don kişotu” oynatan “kullacılar” böyle başalar “insanlıktaki karanlık yolculuk” önce den yazılan bazı başlıklar “karanlıkta kimlik aramak” tünelin ışığını görmek görebilmek “mağra için de lamiretten” çıkış ve “kurtuluş boşluktaki evren deki yıldız olmak” bu yazıların devamı da sayılır işte böyle başlar yenilenen tıratyo sahnesi.
Böyle başalar böyle devam eder övgüler sarhoş edilenlerin sırtı sıvazlanarak avutulanların kurduğu bir dünya sözde “ güç”le parlayan ama "özde" gölgelerde saklanan bir tiyatro sahnesi.
Eğer gerçekten birileri bir güç gösterisi içindeyse bilin ki onlar sadece "çıplak kral" rölünde yürüyen ve yürütülen alkışlara kanan figüranlar ve o alkışlar sahnenin gerisin de görünmeyen ellerin tuttuğu iplerin "yankısı" gerçekte ise o sahnede yürüyen değil onu yürüten var olması" her yöne oynatan "bu sahnede de "don kişot’un" gölgesini oynatan kuklacının arkasında gizlenen bir akıl ve belki de o kuklacının iplerini tutan daha “büyük sessizlik”.
Bu bir dünya değil bu “aynalarla örülmüş bir yanılsama çukuru” ve o cukurda övgüler birer zehir damlası "o zehiri tatmak" için “tabımcı olarak” sıvazlanan her sırt bir tasmanın hatırlatması “sözlerle kurulmuş kurdurulmuş “sonlar var diyorlar “bitirdim diyorla bitti diyorlar “oysa daha hiç başlamamış olanı da “öldürüyorlar”
Adına da "güç gösterisi mi yer alıyor" yok hayır sadece ipleri görünmeyen bir tiyatronun içindeyiz kim kral sanılıyorsa “çoktan soyulmuş gururunun için de çıplak gezmekte” hep beraber alkışlayın yoksa alkışlayanlar mi onarda kral değil onu oynatan efendiyi selamlıyor selamlıyorlar ama "bilmezler efendi dediğin de" bir kukla daha derinde daha sessiz daha karanlık "bir elin tutsağında" ve "don kişot" artık yeldeğirmenlerine değil gölgelerin kendisine saldırıyor ama her darbede daha çok kendini yaralıyor çünkü bu sahne hakikati yok sadece yönünü şaşırmış bir akıl kendi iplerini bile göremeyen bir kuklacı ve sonsuz bir karanlıkta yankılanan boş sözler var bu yaşamın için de .
Bir dünyada her şeyin ötesinde bir boşluk var gözlerin baktığı her şey bir illüzyon ve sen o illüzyonun içinde kayboşmuş bir yansıma ama yinede ne kadar bakarsan bak hiç bir şey gerçekte var değil "burası siluetin kaybolduğu bir yer"
Yer de ise “işte burda başlar” adım atmak “bir nehir için de yürümek” gibi ağır çekim hali zor yol başlar adımlar gözler her şeyin kaybolduğunu söylesede her kes “bir başka göz her zaman görmekte izlemek te” bilki o bakışlar hep sana doğru yaklaş makta ama “diğer bakanlar da” ne kadar yaklaşsalar da hep bir adım gerisinde kalıyorlar “seni bir kalkan gibi koruyor”
Her kes unutmuş “dünyanın evrenin sahibini” diğerleride gerçek sahibi gibimiş gibi maskelerin ardında ve o maskeler her bir adımda “ihrak dolu bakışlarıyla” her bir adımda seni derinleştiriyor onlar halktan çok uzaktalar “o kadar uzakki “artık halk sadece onlar için “bir piyon” bir hayal olarak var demekle meşgüller
Gerçek “derin bir yorgunluğun altındasın ” yaşamın içindeki gölgelerin ardında ki ve “o sesler seslerin arasında hıçkırıklarına” kaybolmuş haldesin ama bir zamanlar “güç “olarak adlandırdıkları güçler gibi güçlerinde yok olacağını “bilinçindesin” şimdi kafan karmaşık bir kuyunun içinde yankı yapan bir çığlık duymaktasın ve o çığlık sana yönelmiş bir işaret gibi ama ne kadar ilerlesende sadece daha fazla kayboluyorsun kuyunun derinliğin de .
Gözlerini kapatıyor buradaki “gerçek görmen gerekenleri”sana asla göstermeyecek çünkü “korku endişe panik içindesin” bu duruma yer edilirken edelerken “burası fırsatcı çıkarcı yalaka namkörlere zamanın ve mekanın içinde eğildiği” yer ve bir boşluk bir dönemeçtesin ve veya bir çark ve o çarkın içinde dönen fırsat çıkış ruh aramaktasın “o ruhların hepsi aynı maskeyi takıyor” her biri bir başka yüzü oynayan bir kukladan başka bir şey değilli fark ediyorsun.
Artık “nefis çıkar doyumsuzluk kibir kapris “ sonsuz bir dögü için de “bir başlangıç ve bir sonu olmadan” ve de “her bir adımda biraz daha kayboluyorsun” halk tüm insanlık kayboluyor çünkü kaybolmak da onlar “için bir tür var oluş maskelilere” gerçekten de kaybolduğunda “belki o zaman kendi varlığını keşfedeçeksin” ama hale dünyalık için “o keşif senin için bırakmak” kabus olmak ta çığlıklar kulağında içinde “en karanlık yankılar başlıyor” o derinliklerde .
ARTIK EVRENİN YASALARI VE KURTULUŞ ARAYIŞIN BAŞLIYOR
Evrenin yasaları “ona “dair bildiğimiz her şey sadece “bir yansima” bir zamanlar bir adım bu yasaların neler olduğunu insanlık çözmeye çalıştık çalıştılar “ama “her soru yeni kapı açtı “kapılar çoğalarak açıldı ve “her bir kapıda onu başka” bir karanlığa “götürdü götürüldü” işte bu yüzden gerçek her zaman gözler den uzak kaldı ve kendini belli etmeyen “bir sır olarak kaldı” arka arkaya sahneler perdeler açılıyor kapanıyor her yönden sesler “çığlıklar” atılıyor “bağrışmalar” başlıyor o karanlık derinlik kuyuda.
ARTK ZAMANIN YASALAR VE İLKESİ BAŞLIYOR YAZILIYOR YAZDIRILIYOR
Evrenin ilk yasası “zaman “o sadecebir gölge her an kaybolan her an yenisiyle yer değiştiren bir illüzyon bunu anlamak “bir çölün ortasında susuz kalmak” gibi bir adım attıkça daha derimleşen çöl her an geçmişin silik izleriyle örtülü ve her zaman gelece ğin geleçek “kayboluş topraklarla örtülü” bir sahnenin “özeti”
Evrenin ikinci yasası “dönüşüm yasası”her şey değişir ama hiç bir şey kaybolmaz her başlanğıç “bir sonun işarteti ve her son yeni bir başlangıcı” tohumu bir ruh doğuşu bir diğerin ölümüyle beslenir bir evrenin çöküşü başka bir evrenin doğmasına neden olur ve belki de bizler bir evrenin çöküşünün sadece geçici yankılarından başka bir şey değiliz “ikinçi sahnenin özeti “
Evrenin üçüncü yasa “gerçeklik yasası”bu an karanlık yasa olmalı ki gerçek bizim gördüğümüz değil o gördüğümüzün tam tersi her şey biz ona bakarken şekil alır ama her şekil aldıktan sonra biz ona ne kadar dokunursak o kaybolur “gerçekliği arayan” bir ruh aslında aradığına daha da uzaklaşır çünkü gerçeği görmek bir tür körlük hali alır ve kör olan her şeyin yolu nihayet de körleşmeye çıkar” üçüncü sahnenin özeti”
Evrenin “arayış yasası son kurtuluş”kurtuluş o her zaman çok uzakta bir hayalin peşinden koşmak gibi kurtuluş bir zamanlar arzuladığın şeylerin ötesinde bir şey ama aynı zamanda olardan çok daha yakın “son sahnenin özeti” ve “kurtuluş sahnelerin başlanğıcı”artık sahneler tek tek açılıp kapanacak “özetleri okuduktan” sonra gözleri kapalı sahneleri “illüzyon enpati” yapalım “operayı gözler kapalı dinler” gibi “iyi seyirler”
İNSANLIK VE PUSU ZAMAN YASASI
Sahne acılıyor her kes sahnede gene her kes bakıyor körlenmiş halde bu dünya da insanın hayat yolculuğuna çıkar gibi “son arabayı karçırmayım” diye bakmak ta zaman sürekli akan nehirleriyle şekillenen bir dram hali almış.
Her bir bekleyiş adımları geçmişin silik izlerini kapatırçasına silik izler arasında kayboluyor gideçeği ve ya gelecek hayatın topraklarıyla örtülmüş bir bilinmezliğe doğru sürükleyen yaşamındaki gideceği toprakları hatta bir bilinmezliğe doğru sürükleniyor
Sürükleniyor insanlık geçmişiyle yüzleşmeden geleceğeni de umutsuz olarak aramak ta yaşam körlüğüyle de arayış çırpınışın da genede zaman evrenin ilk ve en sarsırmaz yasasında “umut umudi” kör noktasında durmakta duruyor durduruluyor
Zaman için de adım arayışında ama ona her yönüyle bakıldığında bir gölgeden ibaret olduğunu görmekte ve de sürekli değişir halde ve şekli almakta ve kaybolsada yenisiy le değişimde ve her değişim zaman perdesi gibi “bir kutuplar da ki güneşin ışık yansı ma” oyunu gibi yaşamı ve zamanı bir illüzyona dönüşür dünüştürür dönüştürülür.
Tıpki bir çölün ortasında kalmış ve de susuz bir şekilde serap görmeye ve gene her adımı da daha derinleşen çaresizliğe ve her adımı daha da fazla kum ve de ıssızlık için de kaybolur.
İnsanlık ve kendiside “illüzyona illüzyon” için de ki var oluşuna “sıkışmış çırpınırken” gerçeği arar oluyor ama gerçek her zaman “bir adım önde kaybolur” her adım yanlışı her doğruyu ayırt eder şekliyle doğrusa yakınlaşır “yanlış ise uzak durur”çünkü bedenler kendi özünü unutmuş yaratılışın derinliğinden uzaklaşan “bir topluluk bir topluma” dönüşür
Çünkü “kibir övgü kabris kin nefret” yaratılıştan uzaklaştırır özünü unuttuğundan sonrada “bize ne oluyor” der sahnedeki oyuncu gene alkışlar için daha fazlasını ister.
Artık bir noktada etrafında döner dürür bu artık”doyumsuzluğa ve hırsla birleşir” bir çılğına döner insanoğlu ve bir çığlığa dömüşür insanlık artık dönüşleceğini anlayan ve gene fark“etmeden edemeyen” insanlar bir birini ezerek kendi varklıklarını koruma adına bu evrensel yasayı hiçe sayar ancak zamanın hüküm sürdüğü bu evrende her şeyin bir bedeli var olduğunu sonradan anlar anlıyor.
Artık onun için zaman sadece”bir gölge” gibi dir ne kadar tutmaya çalışsa da her an kaybolur tıpkı hayatın her anı gibi geçen her saniye artık “büyük hayallere” girer “ölümsüzlük arzusu” gibi duyar kendinde artık tüm insanlık”geçmişin kırıntılarından beslenerek” bir hayatın peşinde sürüklenir
Gelecek ise her an kaybolan bir hayalden başka bir şey değilliği anlar insanlık kaybolmuş zaman sis için de “bir gelecek” arayan insan olur ve aslında o insan kaybolmuşluğun içinde kendini arar olur.
Başarılıyken zamanın getirdiği “güç ve çekemeyenler” kendilerinden üstün olmayacak güçler insanlığı istemediği gibi her yönü ile “iftiralar yalakalıklar namkörler” dolu zamanın için den "insanlığı başarısızlığa iter" ve insan bu zamanın getirdiği çılgına ve de daha fazla çırpınış için de yer alır
İşte bu da sahne oyuncular “bir felsefi dram oynar” firsatlar için de oynatılır çıkarlar için de oynattırılır insanlıkta bir yandan nefsiyle öteki yanda zamanın durmayan hızlı yaşamı hayatı nehirde mücadesiyle de ve nehirleriyle mücedele eder artık her şeyi unutmuş gibi de bu mücadelenin ortasında gene “yaratılışı yaratanı hiçe sayar “bir kavrayışla insan kendini”unutur unutturulur” ve varlık amacını yitirir.
Oysa tüm bu çırpınışın sonu gerçeğin en derin yerine varış değil tam tersine sadece daha fazla kum daha fazla ıssızlık ve daha derin bir çölle girmekte insanlık bu çöl her adımda bir kayboluşu bir kayıp zamanın bir yitirilmiş benliğin yankısı haline dönüşür
Artık tüm bu karmaşa “tüm çırpınış” insanın kendi yaratılışının ve zamanın hakikatini kavrayabilmesi için “bir sınav olur” ve de “bir sınav” alır zamanın içi “fakat insan” bu evrende yanlızca bir yolcu olarak son durakta otobüs bekler yolcu olarakta sırasının ne zaman geleceğeni bilmediği için “son durağa ertken gider “ve artık bu yolculuğun en büyük gerceği zamanın kendisiyle yaşamın akışıyla var oluşum özüyle bir bütün olmaktırı anlaya bilmesi için “o zamanın kendisine kendiysiyle” yaşamın akışıyla“ varoluş özüyle” bir bütün olmak için insanlığın çırpınışları arasında “dönüşüm yasasına bilet” alır ve bir anlam bulacağını var olacağanı anlamak için de “bu sahneyi bitirir”.
İNSANLIK VE PUSU DÖNÜŞÜM YASASI
OTOBÜSÜ GELMİŞ ORADAKİ UMUT UMUDİYLE YERİNİ ALIR
Kendini yeni çağın bir insanı olmak için otobüsteki yerini alır kendi yarattığı gölgelerin içinde kaybolmuş durumda gene otobüs doyumsuzluk için yeni bir “din” gibi dolaşarak yolda ilerliyor karayolunda şehirler den sokaklardan geçerek her duraga bir yolcu indiriyor her kes biraz daha fazla sahip olmak insan insana değil fırsata bakıyor ve tüm bu karmaşanın ortasında “yaratılışı yaratanı unutan bir kalabalı topluluğundan pencereden gözlüyor herkesin “elleri dolu ruhları boş kalpteki vijdanları olmayan bir kalabalık”
Gene gözleyen gözler her kesin kör noktasını var olduğunu anlıyor ama evren insan dan daha “bilge”olduğunu yola çıktığı gün “bilge anlayışın” için den geliyordu her şeyin değişir ama hiç birşey kaybolmaz olduğunu bilmekteydi artık dönüşüm yasası na doğru otobüs yol alıyo varacağı yer de “ne olursa olsun insanoğlunun” yani varlığın “kalp atışı umut umitle” yerinden çıkacak gibiydi
Her başlanğıçın bir sonun yakısıydı “o kalp sesleri” idi bir ölür bir diğeri onun “geride bıraktığı” ateşi külleriyle doğacağanı “o otobüs pençeresin den” bakarak hayaller dalmış yol alıyordu bir evren çöker bir başka bir evren nefes alır gibi uykuya dalmıştı belki de “uyku ölüm ikiz kardeş” belki o uykuya dalan insan gibi “bizle çoktan sonmüş” bir evrenin yankısıydık belki henüz farkına fark etmediğimiz bir yok oluşun içindeki dönüşüm yasasının var oluşuyduk hiç bir şeyinde geç olmadığını uykuda anlıyorduk
Artık sahne değişir insanlık perdesi kapanmaz sadece sahne için de “kostümler dekorlar şekil değişir değiştirilir “çünkü dönüşüm durmaz “ne iyilik ebediğine de kötülük nihai” her şey geçmişten beri dairenin içinde kendi karşıtına akar durur insanlık o akışın için de “bir oyana bir buyana duvardan kenarlara vurarak ilerler”ikinci sahne başlarken “belki de tek değişmeyen şey değişimin ta” kendisi.
OTOBÜS HIZLA YOL ALIR “GERÇEKLİK YASASINA DOĞRU”
YOLCU İKİZ KARDEŞİN ÖLÜM UYKUSUNDA UYUDUĞU YOLCULUK TA OTOBÜSTEYKEN DÖNÜŞÜM “YASASINDA GÖRDÜĞÜ” RÜYA
Otobüs yola devam ederken bir yaşam hayatı anımsatmak insanlığın bu günkü duru mu çok derin bir şekilde sorgulayan bir yaşamın içindeki çıkmazları ve insanın arayışı dramatik ve felsefi bir şekil ele alarak beden ve beyin yorgunluğundan “uyuyan ve ve ya uyutulan” bir insanoğlunum “yorgun şekilde uyumakta” geçen yolculuğu insanlığın “ne neler yaptığını uyuyarak” hayatın içindeki olayları “görmek istemeyen” uyuyarak görmek istemeyen bir insanoğlunun asıl “gerçeklik yasasında “ve bu yasayı dayalı olarak “insana dair çıkarlar” çıkarımları oldukça”derinleştirerek “zaman ve dönüşüm yasalarından dram felsefi “bir bakışla bir açısıyla “beyin altı” yorgunluğu ile uyumakta ve de bir çevap aramakta o derin bir uykuda.
DRAMATİK VE DE FELSEFİ BİR BAKIŞ ACISIYLA
Bu gün insanlık çoğunlukla tatminsizlik ve de doyumsuzluk için de yaşam hayat varlığını sürdürmekte için de çıkamayan çıkılamayan nefis doyumsuz bir evrimleşme miş bir canlı gibi hep daha fazlasını “aramakta arayarak” kendi rüyasında “her kesi kentaurlar” yunan mitolojisinde yarı insan yarı at görünümlü yaratıklara benzetir derin rüyasında hep daha fazlasını arayarak insan insanlığa yaklaşıyor ve bu arayış ta insan bir yandan dünyayı ezerek “ilerliyor ilerliyorlar” sanki “parsel parsel “oysa bu nefis ile arayış kişinin içsel boşluğuna ve de ruhsal bir çözümsüzlüğe sürüklüyor “hem kendini hemde insanoğlunu” derin “psikolojik ruhsal pisitratik” pısırık bir hastalı ğa götürmekte ve de “övgü ile alkışlar arasında” bir yaşamın içinde yer almakta her ikiside.
Yaratılışın içindeki her şeyin bir anlamı olduğu “gerçegi göz ardı ederek edilerek” insanlar insanları kendi “ego ve hırslarının” peşinden sürüklüyor ve de sürükleniyor sürüklenirken de evrensel düzeni her şeyini “her şeyi dönüşümüyle ve de bir yer ve zaman” için de şekillendiğini düzeni gözden kaçırıyorlar kaçırtıyorlar “yorgun beyinleri silerek” artık “yeni ruh ve de vijdan” olmayan “yarı insan yarı hayvanlar”gibi yunan felsefesi olarak ta mitoloji dilini kullanarak “kentaurlar” insanlığa yer açılıyor.
Rüyada ki adam derin uykuda yolculuğu devam ederken insan olmanın gerçegi gerçekliği gittiği yer de ararken bulmak istediği gerçekleri “derin uykuya yer aralıyor” ama aslında gerçekliğin ta şuan kendisi “kendisini yanlış anlıyor”
Gerçeklik sürekli değişen ve şekil alan bir hal olduğunu “zaman ve dönüşümde oldu ğu gibi “evremnin üçünçü yasası “dediğin her “gerçek” olduğu zamana bir tür karan lık zamanı işaretl ediğini rüyasında anım satıyor şekli alıyor ve işaret ediyor ve de böyle yola devam edenken “insanlığın dünyayı gözleriyle gördüklerinde” her şeyin şekil aldığını sanırlar oysa “her şekil bir müddet sonra kaybolur” aynı otobüste her kesin farklı rüya gördüğü gibi
Çünkü dünyadaki her şeyin özü şekillerin ötesinde yer aldığını “işaretler gerçeklik şekillenen” bir olgu değil daha derin bir düzeyde var olan bir anlayış şekli olduğunu rüyasında anlamay çalışır işaretler.
Bir insan gerçekliği arayarak ona yaklaşmak isterken aslında o gerçeklilten daha da uzaklaşır rüyasında “beyin altı ulaşmak istediği şey uzaklaştığı” gibi iç dünyada bulunması gereken bir anlayış şekli yer alır
Gerçekliğe yaklaşmak körleşmeye yanılsamaların derinliklerine sürükleyen yol açar gerçeklik diyebileceğimiz şey “bir paradoks” gibi yert alır ne kadar ona yaklaşsak o kadar kaybolur
Gerçekliği bugün dünyada olup biteni görmek bir nevi körlük hali gibi çünkü gerçek görünmez yanlızca “hissedilebilir ve de yaşanabilir” o an bir adamı “yarı insan yarı hayvan” bir adamı kentaur görür” karşıdan karşıya geçerken” o dan zamanın teknolojisine bakarken “sağa sola” bakmayan adam hızla gelen araba altında kalır “o an ırkılerek” uyanır “otobüs şöförü “gerçeklik yasasına geldik inecekler hazırlansın diye seslenir.
ARTIK OYUNCU SANEYİ BİTİRİR ÜÇÜNÇÜ SAHNE İÇİN DEKORLER DEĞİŞİR VE ÜÇÜNCÜ SAHNE İÇİN “GERÇEKLİK YASASI” HAZIRLANIR
Gerçekler yasasına inen yolcu “görülen rüyadan etkilenen” ve kendini toplamak için “bir banka oturur” kendine bir yatacak yer arar çünkü her insan gibi “aç açıkta kalma mak” için ve de “heroların yanı sahte kahramanların” bir kurbanı olmamak için ölüm den korkar çasına derin derin düşünerek yaşamını gözden geçirerek ve de kendi durumuna göre yer arar.
İnsan kendi var oluşunun “gerekliği arayışında” ve arayış için de hem “zamanı” hem de “dönüşünü” hem de dönüşümünü hazırlarcasına her bir arayışın içinde kalır “sade ce iki metre kare” için de “dönüp dürdüğü ve de dönüp duruyoru”olması her bir şekil de bireylerin metre kareleri her biri bir hüsrana doğru sürükleniyor
Çünkü ne kadar çabalarsa çabasalarda hırs nefis yalaka namkör gerçekler için de o kadar gerçeklerin için de “kayboluyor kayboluyorlar” ve gerçeklik artık dönüşüm ile şekil değiştiren “donkışot çıplak kral üç koyun güdemeyen aslı yok yayasında sürüsü olan sahte hero lar fırsatlar çıkarlar başlıyor” etrafında şekiller alıyor artık“bir oyun” haline gelip”her zaman da gözleri nin önünde” sahneler alıyor “gözleri kapalı da olsa gözleri” önünde illüzyon olmakta.
Hep “endişe korku”bir nesle gibi onlardan bir de kaçıyor kaçmak geliyor ve sonunda gene “gerçekliği arayan savaşan bir ruh geliyor” ve de gene bazen de hırs nefis körleştiriyor o savaşcıyı “çünkü” o arayış kendisininde “az az” tüketiyor tüketerek ve de tüketiliyoru bilmeden de”insanlık aslında aradığı” şeyi gene bulamıyor “endişesi endişeler” için de yaşayarak “çareler çabalar” için de “çünkü bulmak” için “doğru” yolu “seçmiyor seçtirilmiyor” bir karabasan gibi çöküyor.
Derin derin oflar tüflar çekerek hala o bankta oturmakta hala bir gerçekliği nerden başlayacağanı nerde ne olacağanı “zaman ve dönüşüm yasalarında” etkilenen ve korku bırakan içsel ruh yaşıyor
Korkusu için de savaşıyor “illüzyonlar” etki yaratarak beyinler yıkanıyor siliniyor kalp ler vijdan yerine karanlık kapkara oluyor ve “bu bir iyiniyet felsefi” ruhu bir çıkmaz içten içe ruhuna anlatınlarında gerçekliği arayan “ona ne kadar yaklaşmak istesede o kadar uzaklaşır uzaklaştırılıyor” bireysel beden çökmüş halde ve insan kendi körlüğüy le yüzleşmek zorunda kalıyor bu da insanlık için “bir ders niteline” geliyor
Gerçek dışarıda değil içimizde olduğunu içsel ruh defalarca söylesede “kendi kendine kendi kendine konuşan adam haline geliyor ve belki de bu yüzden” her şeyin ötesin de “beyin altındakilerin” ötesine geçebilmekte geçebilmek için de önce “kendi nefsimi zi anlamalıyızı” diyor içsel ruh ve içten içe kendi ruhu ile yorumluyor
Oturan adam çok derin “iç çekiyor” aslında moderm olmak “bir insanın ruh halini” ve yaşam arayışını ve bu arayışla bağlantılı toplumsal yapıları sorgulayan kendini de sorgulayan bir felsefi halde kendinde de bir bakış açısı ve açısına sahip bir ortam arayışım da sahip olmak istiyor o banttaki oturan adam.
İnsanlık ve de büyük bir hızla ilerleyip farklı değerlerle şekillenmesini ve de düşünçele riyle de “iki metre kare” için de şekillendirirken ve de şekillenirken “hem bireysel hem de toplumsal “bir drama” dönüşüyor “sonra açaba böyle doğruluk yaşam olabilirmi sorusu gene o bantta “gerçekliği gerçek yasası” çok derinlere çekerek oturmaya devam ediyor.
GERÇEKLİK YASASINDA EN ZOR EVRENİN ARAYIŞ YASASI İÇİNE DALIYOR
Bankta oturan adam yatakta döner gibi bir bu yana bir oyana derim düşünçelerine evrenin arayış yasasına doğru derinlere dalmakta belki bir çıkış bulurum der misali belkide insanın her zaman bir şeylere ulaşması gayreti çabası bir anlam bulma uğru na sürekli olarak kendini tükettiği gibi insanlık tüketiyor olması akıl bu sefer bu çaba hiç bir zaman tam anlamıyla insanlık kendini insan olarak bu güne kadar görmeyişin den ve “hırs doyumsuzluk üstünlük arzularıyla” kurtuluşunu sağlayamıyor sağlamıyor
Kurtuluş belki de ulaşması çok zor bir hedfte ve ya bir hedef gibi ançak buda olmakta ki belkide “çok yakının da her şey içinde var” olan bir şey belkide aradığımız kurtuluş ulaşmayı beklediğimiz bir yer değil “mevcut haliyle kabul edebileceğimiz” bir bakış acısı.
Sahne bu sefer kapanır çok geçmeden acılır açılıp kapanmasıyla belki der belkide hayatın geçici doğasınna “her anın gelip geçiciliğine” işaret ediyor olması gözlerimiz kapadığımız da “dış dünyadaki gerçeklik” bir anlam kaybı “yaşıyor yaşatılıyor “bunlar bir illüzyom ve ya bir empati yapmamızla“kalpler vijdana ruhlar değişim rölüne” giriyor bu da moderm zamanların insanının içine düştüğü”boşluk bu boşluğu”ve buna karşı geliştirdiği başa çıkmaz mekanizmalarının da biz insan oğluna anlatıyor olması.
Zihinler dünyadaki zihinler sanki bir opare gibi yer sahneler için de sıralı açılıp kapanı yor biri bitmerden bir açılıp zihinleri sadece müşgül etmeyle de sahte güçlerini güçlen diriyor güçlendiriyorlar.
Dış dünyadaki koparakta içsel bir deneyim “insanlıktan bu güne kadar”insan içsel bir deneyim derinlere dalmakta belkide de gerçegi bir anlamda reddetmekte ona karşı bir direnç göstermekte gösterilmekte.
Yaşama bazen deriz “iyi sehirler” aslın da buradaki“seyir bir yandan hayatın anlamı nı” bulmaya çabası bir yandan da“son sahnelerin sürekli ertelenen” kurulan kurulaçak bir oyun içeriliyor ve bir şekilde gelmesi ve insanlık her bir bireyin yaşamın da bu dramları dıranmayı yaşam yaşamayı yaşattırmayı o “sahnelerinde sahnelerdeki” gibi sadece izlemekle bırakılarak kalıyor bu da “bir şekilde onu hep yaşıyor” hayatı hayat lar boyu hayatları boyunça insanlık yaşıyor bu dramı.
Bu her kesin “bir son ve bir başlanğıc” bunlar iç içe geçmiş “anlar anılar” yer alıyor her biri de özet halinde belki de tüm insanlığın yaşadığı sorunları bir kısa özet halinde yer almakla istedikleri gibi yazılarak yazılmış yazdırılmış ibaret öteye gitmiyor.
İşte “dram ve felsefi “açıdan bakıldığında kurtuluş hem bir içsel hemde bir keşif hemde evrensel bir anlayışa ulaşmakla ilgili der “halimde”bu yaşam yaşayış bir yandan da “kurtuluş” belki de tüm haliyle gerçek kurtuluş belki de tüm bu çırpınmanın doyumsuzluğun ve “yaratanı hiçe sayma hali”yer alır aldırılır ve de aldırılıyor
Soruları “hep zihninde gezer”akılları silmek için ne yaparız sorusunu sürerler ve “yaratanın bildirimlerini”ve de insan oğlunu yazılan bildirimlerini değiştirerek kendi “arzularını arzusunun ötesinde” bir insanın içsel kurtuluşu toplumsal yapıyı ne kadar dönüştürebilir hali bu da insanoğlunda iki şey bir birini etkile yol alıyor aldırılıyor.
EVRENİN ARAYIŞ YASASI VE DE SON KURTULUŞ ARAYIŞI FELSEFENİN EN DİP ONTOLOJİK ÇÖZÜLMELER METAFİZİĞİN EN ALT DALI HER ŞEYİ BARINDIRAN BİR YAPI DÜNYA ÜZERİNDE
Hala o bankta oturmaya devam eden adam düşünçeleri fikirleri çok derin anlam yüklü yer açarken aklında bunları “kendi zihnine devamlı kayır etmek te” buradan ansıl kurtuluşa ulaşabilirim der ama bir den “o zirveye kısa zamanda ulaşılması imkansız der” ve kendi içsel durumda gene savaşmaya başlar
Artık bir hayal gibi görür fakat der başlamak o kadar da “arzuladığım arzuladıklarımız” her zaman elimizde ve elin ucunda der bir şeylerin olabilmesı için yaşamın çelişkileri için de yolculuğun özünü ve özetini” çıkarır
Kendi içsel düşünçelerinde işte burda başlar çelişki öyle ki zaman “doğruyu göstermi yor yanlış ise benim yapıma uygun değil” öylesine uzak olması lazımki bu müsibetler den aynı zamanda “her an her saniye yanında” olan ruhuma ve sahibine nasıl sorula rına nasıl çevap verebilirim der.
Gene içinden bir ses kurtuluşun bir zamanlar arzuladığın şeylerin ötesinde belki de aradığın şeyin ne olduğunu bile bilmediğin bir nokta insan her zaman kurtuluşu bir yere bir zamana bir duruma yerleştirir ama gerçekte gerçekler bu bir içsel dönüşü mün den “bir farkındalık değişiminden ibaret der” bu yüzdenki kurtuluşun dışarıda bir hedef gibi görürken de aslında her zaman içimizde yer alır
Yaşam arzularını ararken yasaların için de doğru yanlışı ayırt etmeden geçer ne ne kadar uzağıya gitsen de veya gitmeye çalışsan da aslında o arzuladığın çok daha yakın der içsel ruh düellosunda savaşmakta.
Şimdi sen bu dünya için de kurtuluşu aramaktasın hem her zaman çok uzak der hemde her zaman çok yakın der “aradığın tek şey arzuların” için de olman işte o an arayışın çelişkili aradığın şey ise “arayışta olan bizler değiliz” için de ki arzularında yer etmiş “nefis” bu hal ise bir süreç ançak “bulduğunuz neyi bulduğumuzu” dahil anlaya bilmemiz de çünkü “her bir kavramın bir süreç” için de “sürekli evrilen “yani benim olmasını ve ya övgü övülmek yeralırken bu da bir “nevi pskolojik ruh haline” gelmesi ve ya bir şey olması bu çelişkili durumdan uzak durmanda “son kurtuluşve arayış yasasının” ana temel üzerinde yer almasıdır.
ARTIK SON SAHNENİN ÖZETİNDEN ÇIKIP KURTULUŞ SAHNENİN BAŞLANGICI SAHNESİNE GEÇMEK GEREKİR
Felsefenin dip notu ontolojik çözümlemeler meta fizik yaşam süreçinde ki bu güne kadar gördüğün ve de önçesi ana temellere tekrar mağralara lamiretlere gir illüzyon empatiyle gene dal karanlık tan daha karanlık görünmezliye ve orda gözleri kapalı gir tekrar bu gerçeklik evrensel yapıya gör.
Oturan adamı içsel ruhu devamlı daha da derinlere çekerek gerçekliği yaşam arzuları nı tek tek anlatarak”yaşam dünyası” dönüşümde durmadan dönen dünya içindeki hızla nehir misali dönen insan insanlık ve her kesin “iki metre kare”bir dal parçası gibi nehrin içinde hızla insanoğlunu nehir girdabına çekmekte şimdi o girdaba girmeden hızla bakalım yaşamınıza
Zamanın nasıl geçtiğini anlamayan o bantta oturan adam artık “yaşamın son sahneyi” her şeyi tamanlayacağını ve evrenin ve insanın en yüksek farkındalığını ulaşacağı noktayı tasarlar ançak “bu son” aslında bir başlanğıç bilemediği ve de “son dediği insanoğlunun” dediğimiz şey bir döngünün sadece bir başka aşaması olduğunu tasarlayamaz aynı zamanda başlaması ve kurtuluş ise bir nevi sona ulaşma arzusu insanlığın “o son ulaşılınca” aslında her şeyin yeni bir seviyeye yeni bir soruya açılacağanı bilemez “yani son sahne bir nevi kapı aralığı” olduğunu da kestiremez bittiğini düşünen düşünülen şey aslında başka bir şeyin başlangıcı olduğunu da hiç bilemez anlar dır.
Zamanın akışında insanlık için yazılan yazdığı her iki metre karede kendi kaderini çizer yanlış doğru hareketleri için de gerçeklerini yaşar bazende insanlık nefis için de başkaları tarafından yazılır o da “bu gün görünen kalpleri olmayan ruhları kopyalan mış akılları silinmiş” zamanın döngü içinde yaşadıkları dan gerçekleri ve de evrensel yasalarını hatta kurtuluş için sahnelerinde yer alamazlar ve de olamazlar onlar sade ce piyondur.
Diğer gerçeklerini yazmak isteyen kurtuluş sahnelerini başladığında artık her şey çözülmüş gibi değil aksine her şeyin daha karmaşık bir hale geldiği insanlın daha derin bir iç yolculuğa girdiğini anlar bilerek ve de zor yaşam yolculuğu başalr ve de başlarız bu şekilde başlamamız bu da gerçek yasanın belirtileri olma anı ile karşılaşır
Her şey özetler zihninde yaşamışlığını sonra bir başka bakış açısıyla da yeni de şekillenir şekillendirir ve en ilğinci ise “gözler kapalı” olan bu yolculuk başlar insanlı ğın gerçekten neyi deneyimlediği neyi hissettiği üzerine bir sorgulama yaparak artık o banktan kalkarak kalacak yeri ve bir gün sonra olacak güne “herkese eşit düşün aydınlık güne yol alır
Yol alırken iyi dinlendik yol yorgunluğunu attık gözleri kapalı yaşam tiyatromuzu senaryosunu “doğru ve de yanlışı” şimdi gerçek yasanın içi de “ders olarak görerek” ve de kendi yorumlarıma göre hayat bir yaşam biçsemde “gerçek ve evrensel kurtu luş yasaları ne neler getireceğeni bilmeden ve zihnimdeki yorumlarımla korku endişe yi bir kenara bırakarak bu yaşamında “bu üç yasayı ve de eş yasaları nelerin getirdiğini” ne getireceğeni bilmeden hayatın anlarına anılarına “doğruya iyiliği” kuçak açarak yol almak.
Der yola koyulur yolda gerçekleri görür zihnince der bankta oturmak “evde telvizyon ve veya dijital dünyanın ve de fesefi ontolojik çözülmeler başlar bir ruh kimliğiden sıyrılmaya başlamış ve de başlamışlığında kendini bulmaya çalışırken kaybolur insanlık çözülmeye mahkum olur oldururlar.
Artık bunlar bir beden bir düşünce hepside birer geçici o gün için maskeleri yer alır artık o maskeler zamanla eriyip kaybolunca “kendi özüne çabası” ise hayatın tadını “nefis boyu” ile alan onu daha da “kaybolmuş “hale getirtir
Artık onu “bir hero” yani sahte yüzlerini sahtelikle insanoğlunu kahraman gösterip insanları yok eden ve de onlara “nefis çıkar firsatlar” için de “kuçak açan insanlık” için de insanları soyup soyan oturdukları“yerde heroluk” yapan iki metre karelik alanları olan “insanrın içine” girmek ve şimdi ayakta yol alırken bile “rant reytin aydın görü nümlü din kılıfına bürünmüş konuşan adamlar da kendilerini çok “iyi bildikleri “halde bildiklerinden de fırsatcı yalaka namkör her yönü ile “deli dumlu” masal hikayeler destanlar yazılan “ortandan aldıkları” doyumsuz halde daha üstü “üstün akıl denilen” güçlüyüz denilen ekonomi çanavarlarıyla kuklacının kuklaları olan “el etek öpen” dolu bir dünyaya ve akılları silinmiş ortama hoş geldin derçesine atılır“gerçekler yasasına der”kırmızı halıda alkışlarla perdeyi kapatarak kendi iki metre kare içinde yaşayacağı “gerçekleri ile karşılaşarak yol alarak yola çıkar.
ÇÖZÜLMELER ÇÖZÜLMEYE MEÇBUR KALANLAR VE BIRAKILANLAR
Zaman dönüşüm gerçekler yasası ve “evrenin yasası değişmeyen” içinde yer alan yasaları kırmak için bu sefer de”insanların kendilerine has yasaları ilkeleri”arasına insanları sanki “bir çittin”içinde toplarcasına da “yasa çıkartılanlar”
Öncelikle bu çittin içindeki insanoğlunu kendilerince “ifade duyarlıklık yasaları” ve de hiç olmayan ve de olmayaçak “özgürlük bahanesi “yer ettirirler
İçinde yer alan “yaratıcılık ve hero cesareti “ile kelimelerin içi boş kemdilerine göre“istikrarlı mekanizmanın” çalışması için de “süreç başlatırlar bu süreçler “ruhsal yasaları süreç yasaları kalıplar yasaları seçimler yasası nefes aldırmak için esneklik yasası soylarını getirmek için tekrar“çıpklak kral donkişot deli dumlu” ve veya her şeyi kapsayan “devreler yasası” getirerek üstüne de “değişmeyen bağımsız gerçek evren yasasına” benzer şeklinde “adına bağımsız denilen” adalet yasalarını sıralarlar.
İşte bankta oturan adam sahneleri bu “iki karelik” yaşam hayatına gerçekler için de hiç değişmeyen “değişmeyen dönüşüm yasasına “ ve de zamanların ne getireceğini bilmeden“doğru şekilde yaşama adım atar atar ama puslu lamiretli karanlık mağrala ra” daha da derinlere dalmamak için dillatını daüıtmaz gene de ister istemez “insanla rın çıkar yasaları na girer
İşte burada çözülmeler başlar bazen de“aç açıkta kalma”ve de üstüne “ölüm korku su” karabasan gibi çökerek çökertilerek çökerler artık çözülmeleri meçbur bırakırlar bıraktırırlar.
Artık gözleri kapalı bir opera gibi dinlemek kalır ve dünyayı içindeki insanlığı algıla mak için de çok farklı bir şekilde “bankta oturmuş” görsel dünyadan uzaklaşıp sadece duyularını kullanarak var olabilmek için belkide aslında gerçekleri gerçekliğine en yakın olduğu o anları yaşamak için gelecek yaşantılarına enpatiler şeklinde yer açmış ve illüzyonlar empatiler içinde “bir tür hayali” dünyada yaşamaya ve ya üstün akıllar buyaşantıyı yaşadığımızı kabul etmemiz isteniyor şekline sokarlar.
Şekiller insanlığın ve de insanların çıkardıkları yasalara gene dış dünyadaki gerçekle ri ve de gercekliği her insanoğluna yansıtarak gösteriler için de illüzyon parçası halin de her bireye kare kare gösterirler ve de gösteriliyor şekli ile adım atarak ilereliyor.
Çünkü hala gözleri kapalı dinliyor “bu kermekeşliği” haksızlığı kendi dünyasında sadece içsel ruhu ile sessizce duygularını duyguları anlamak için her şeyi bir yansıma ile “melenkoli melodik akışlar” içinde yol alıyor
Algıladığı tek şey var hayata “iyi sehirler” demek kalıyor ve de yaşamın “bir oyun içinde kurulan” insanları yasasına kabul ederek ve de anlamına gelerek de ve de getirilerek daha da ötesi kabul ettirerek onlar için kabul etmek ettirmek anlamına da geliyor şekli almakta diyen adam “işte burda içsel bir rehber ortaya çıkıyor” bizi içten yönlendiren “gölgelere pusulara kapılma “diye içimizde ikaz eden bir rehber olduğunu fark ediyor ediyor ve de ediliyor hep birlikte ediyoruz.
Artık bu da içsel rehber keşfederek her şeyin ötesinde bir gerçekliğe bizi götürmeye çalışır hali ve halde bütün dünya belkide görmediğimiz göremedikleri her şeyin gerçek olduğunu “bir yer var olamsını” o yerin kapıları gözlerimizin kapattığımızda açılabiliyor olması sonuç” varıyor ama hayatın bir illüzyon olabileceğeni” kabul etmek ettirmek insanın hem özügürleştirip hemde derin bir sorumlulukla yüzleştirilip hali yer alıyor gene de “bu da iyi sehirler “hayata demek kalıyor ve sadece bir başlangıç insanlık yolunda insanları“sadece ve de sadece”insanların kendi yaşam düzen şekli ne sokmak için bu çıkartılan yasalara çıkardıkları yasalara da adına da özgürlük kurtuluş dedikleri zincirin son halkasına insanları sıralıyorlar şekli yer alıyor bu sıralı yaşama adım adım ilerliyor “gerçekler yasasında” insanların çıkardıkları yasaları için de.
Yaşam hayat her halka başka bir zincir daha eklenerek her kurtuluşun arayışı alırken aslında bir diğerine gağlanmış bir yansıma haline geliyor bu da ruh gerçekten özgür olmayı hayal ederken kendini daha fazla zincire bağlar hali alıyorişte bu yüzden de kurtuluş sadece bir atrayış haline dönüşüyor ve arayış budünyada bir ceza haline dönüşerek cezalar nihayetin de insanların çıkarlarına göre çıkardığı yasalarında kendini hem içine hemde yaşamı için de hapsediyor hapsediliyor
Sonrası tekrar gerçek kurtuluş için yaşamı hayatın kayboluş bir hali ve anı oluyor sonrası bir zamanlar bir yer ve veya bir düşünce belki de tümbu yolculuğu geldiği gerçekler yasası içinde kareler kayboluyor yani tüm insanlık tek tek kayboluyor sonra sı gene içindeki “boşluğu kabullenip” bu sefer o boşluğu kuçaklıyor ve kuçaklayabiliyor
Belki de diyor içinden ki savaşcılar evrenin “son yasası” her şeyin kaybolması bir tür başlangıç olduğunu hatırlatır hali yer alıyor çünkü için den bir ses kaybolmak var olmanın ta kendisi ve veya diğer ses kaybolan her şey yeniden bulunmayı berkler halidir der sonrası beden belki de kaybolan biz değiliz “kare için de” belki de bütün dünyanın sonunu gösteren”sadece yansıtma ile gercekleri göstermekte dir der.
Belki de ondan geri dönüşüm yoktur der içindeki ruhsal “evrenin gizemi”derin düşünçelerinde ve arasında bir kalacak “yer bulur” doğru adımlarla şu ana kadar ekonomik ve kıyı bir köşe de otel odasında tek kişilik bir yer tutar.
VARLIĞIN VAR OLANLARI YÖNELİK VASFİNİ İNCELEMEK İÇİN FELSEFİ DALINA İNER AÇ AÇIKTA ÖLÜM ENDİŞESİ İÇİN DE ÇÖZÜLMELERİN BAŞLANĞICINA
Adam otel odasına yerleşmiş ve biraz kendini porladıktan sonra açıkan karnını doyur mak için lokantaya gider ve “aş erdiği” yemeklerden söyler çünkü lokantanın tezga ğın da “aş erdiği” yemekleri gömüştür siparışını verir bu arada gene dışardaki kerme keşliğe göz ve kulak verir yan masalar dan mırıldamalar diğer tarafta vır vır dır dır seslerinlerine meçburen kulak misafiri olur insan kendini kanıtlamak için neden yük sek sesle konuşurlar der zihninde geçirir ve yemek gelir iştahla yer çok açıkmış haldedir.
Evet evrenin ilk yasası zamanın içinde insanoğlunun ilk ilkesi başalr zamanlar sonra sadece bir iç içe geçen geçmiş lamiretti andırır her bir adım attıkça da daha da derin leşen geçer insanların her biri de bu lamirette kendi karelerini karşıkarenin duyaçagı yüksek seslerle daha da derinleşir hale gelir her kare kendini kanıtlamak için de yük selen sesleri kendileri duymaz yan duyulabilecek masalar duyar hali alır
Her köşe kareler başka bir geçeklerini gerçekleri sunar zaman bir serap gibi de kayar ve her kayışta yeni kareler varlıklar gelir bir önçeki masalarda kalan sesler bu sefer o seleri duyanlar yeni gelen masalar dan diğer çatlak sesler düşer görünmeyen bir yere sürüler halinde giderartık bu dünyada ne zaman durur ne de varlıklar kaybolur her şeykendini unutur ve unutmak evrenin son yasası haline gelir.
İkinçi yasada söylediğimiz gibi dönüşümü bir gerekliliği gerektiği gibi döner var olduğundan beri bu dönüşümü sağlasada içinde bulunan insanoğlu her şey değişir değiştirir bu gün yarını belli olmayan durumlar alır bu na da değişim derler ama aslında hiç bir şey değişmemiştir hiç bir şeyde taam olarak yok olmazlar beden varlıklar bu dönüşümde dünyanın döndüğü yere “akar” ama “her akışta biraz daha eriyip giderler” çözülürler ve bir damlaya dönüşürler ve yaşamlarında kıvılçımlar saçan bu sefer “aktığı”yerde“bir deniz içinde damlalar ve yok olurlar bu sefer denizde kaybolan bir damlalar artık “denizin insanoğlunun” takendisi halinbe gelir.
Her kes artık her kimlik bir başka kimliği doğurur “her kimlik de evrenin parmak işareti içinde yer akır” alırken insanlık içinde evrenin içinde yaşadığı “insanoğlu geçici ve aldatıcı yapısında” yer alırken de aslında hiç bir zaman zamanın içinde yaşamını tamanlayamaz ve “bu yüzden de kurtuluş özgürlük” diye bir şey yok oluşunu hiç bir zamanda tamamlayamayarak yok olur yok olur giderler bu güne kadar üstün akıllar kalmadığı gibi.
Çünkü yaşarken “kurtuluş özgürlük” kendini bulmak değil kendisini kaybetmektir ve kaybolduğunda belki de gerçekten özgür olma yolundasın “ders ve sınav “sonrası tamamen özgürleşirsin.
Kurtuluş ve çözülme kurtuluşun “sonlu” bir anlayışın peşinden gitmektir oysa “kurtuluş sadece kaybolan bir kimliktir” bu kimlik çok iyi kullananlar çözdükce ve de çözüldükce bedenin bedenlerin düşüncenin düşünçelerin zaman ötesi ne geçilir geçirilir ve “o ötesi gerçek denen yalanın yalanların takendisi yer alır” gerçek bir bakış açısının öteside “bir kavrayışın bir düşüncenin” değil” tüm varlıkların” düşüncelerin kayboldu ğu “o anda”ve o anda gerçeklik çözülür.
Artık hesap ödenir gerçekliği yer eder ve tekrar odasına döner bilgisayarını açar yazılarına yazmaya devam eder bu yaşamışlığını yazar yazar yazar
Adam evrenin üçüncü yasası “gerçekliğe gerçeklik yasasına” girmiştir ve gerçeklik aslında bir çözüm süreçi olduğunu gözleri kapalıda olsa zihninde ne nekedar bakarsa baksın gerçek asla gözükmez çünkü görünen her şey bir yanılsama her şey kayolur ve kaybolan her şey bir başka varoluşa akarak parçası olur oradan da başka var oluş lara giderek akar yani “her metrekareye” varoluş parçaları olarak çözüm hesaplarına çözülmelere yol alır.
Bedenler kimlikler zaman içinde “örümcek ağları”örülürken varlığın hepside iplikten örülmüş gölgeler haldeyken bir anda kaybolurlar kaybolur ve “bir an görünür görün mez ama sonrası ipler sonunda çözülür ve gölgeler tekrar kaybolurlar ve o kayboluş belki de varlığın “son değil sonun başlangıcı” olur.
Kurtuluş ise kaybolmuş bir varlık olma haline bir şekil ile var olmaya benzer ve kaybol mak evrende “ilk kez “gercek olabilmektir “çünkü gerçek” en çok kaybolan en çok eriyen ve en çok yok olanla anlaşır
Gene belki de bu “ontolojik çözülmenin ta kendisi yer alır” varlığın kendisi bir zaman lar tüm evreni kapsayan bir düşünçeyken şindi her şeyin bir parçasına dönüşür ve o parça bir anlamdan bir başka anlama akar bu akan insanoğlu o akışta her şey yok olurken bir tek şey kalır.
Derin “bir boşluk bu boşluk” ise bu noktada “ontolojik çözülme” varlığın ve aranan “kimliğin doğasında bulunan” bir kaos’a ve belirsizlik olarak ortaya çıkar ve de bu gün dünyasında kaosların çıkması” insan bir anlığına” gerçek i kavramaya çalışırken aslında ona hiç ulaşamıyor “sadece bir çözülme” bir yok olma süreçi yaşıyor yaşatılıyor
Evrenin ve insanın doğasında var olan “bir çelişki endişe”yer alarak kurtuluş arayışı ne kadar yoğunlaşırsa da o kadar kayboluyor zihinler tüm”insanoğlu kayboluyoruz” o boşlukta.
BOŞLUK VE TİTREŞİM
Artık otel odasındaki adam başka “sahnelere “göz atmak için ve de insanoğlunu “santraçta piyon oyunlarına” sürmek ve de adına üstün akıl dedikleri “çıplak karallar” ve de kişi kişiler “her zaman güçlü kalabilmek” için “strateji geliştirerek “lamiret mağrala ra sığınanları” oradan çıkarmak için dünyayı başı boş zannedenler kişiler”bir boşluk” var zannedenlere “göz atmak için sahnesini “ve de senaryonun devamiyetini daha da yoğunlaştırıp felsefe detaylarla derinleştirerek yazılarını bir kat daha zengin tutmak için zenginleştirmeyi gercekler için de senaryoyu yazmaya devam eder.
Bu dünyada her şeyin geçmişten beri bir yansı ma bir şekil bir çelişki bir endişe ve korku için de varlıkların çözüldüğü çözülmeye uğradığı “bir oyun haline gelerek” felsefeli bir bakış açısıyla insanın varoluşuna dair ve de bu güne kadar belirsizlikler için de “evrenin anlam arayışını ve kurtuluşun”boşlukta bulamayanlar ve geçmişten gelen anlatımlar yazılımlar “insanoğlunu ihraklar korkutucu” hallere sokmak ve için de bulunan “bu günün dünyasına yansıtma” ve de bir yanıl sama olduğunu üzerine kurulu “kaos başlanğıcını” bir anlatım ve yazılım oluşturmak için sahneyi senaryollara göre hazırlar.
Evren bir gövdesiz “düşünçelerin içi gibi yer alır” her şey ne kadar “bir başlanğıçı ne de bir sonu barındırır” sadece bir akış halinde bir tireşim halinde yer alır ve o titreşimde varlıklar doğadaki yankı misali “birer yankı olarak doğar” sonra gene kaybolurlar “kayboldukça daha da yakınlaşırlar” bir birine zamanı “bir dondurulmuş anın gibi esiri haline gelir” bu aslında “zaman değil zamansızlık hükmeder” ve o zamansızlık “her şeyin başlanğıcın özü olur.
Bu güne kadar insanoğlunun bu güne zamanın geçmişten gelen zaman “her şeyin kılıfı” haline gerek ve “bu kılıf içindeki “varlıkları insanlığı sarmalayıp “kendi kimliğini onlara zorla giydirir “bunlar zamanın insan eliyle çıkartılan “zaman ilkesine” yer aldırır lar ançak zaman yok olduğunda “kimlikleri de kaybolur” bu güne kadar olduğu gibi varlık zamanın içindeki “bir ışık gibi parladığında” ve bir sonraki zaman devresin de aslında zamanın yokluğunda ışıkları püf diye söndüğünde “en fazla insanlık” yanılır.
Zaman yok olduğunda “ne varlıkları kalır ne de var oluşları “her şey sürekli bir başlangıç ve bitiş arasında yok olup giderler” evrenin ilk yasasını “bu zamanda zamanı unutmaya unutturmaya çalışanlar “onun varlığını” geçici olduğunu kabul etmeye ettirmeye zorluyor olmaları ve de oluşları zamanın içindeki her şey zamanla çözülelen “bir yankı oluşlarından” bu gün tedirgin yaşayanlar güçlüyüz dedikleri yapılar “en çok korkan” kişiler ve “o günün ve de bu günün zamansızları yer alır”
Bu gün dünya için de “bir yankı halinde titrerler” yankı gerçekliğin insanoğlunda her an değişen maskesi haline gelir.
BOŞLUK VE BOŞLUK TA İPE BAĞLI KUKLALAR
Dönüşüm yasasından etkilenen insanoğlu kendine “dönüşüm ilkesi” adına bir kendile rince insanlık üzerinde “yasa ilan ederler” dönüşüm yasasında her şey kendi döngüsü ne “doğru evrilir” bu evrim bir dönüşüm değil aslında “bir çözülme süreçi” her başlan gıç bir başka sonun içinde yer alır her son da bir başlangıcın “varlık bulduğu delikte” yanı boşlukta yer alır
Burda varlıklar birbirine dönüşürken aslında birer gölge haline gelir ve bu gölgeler gercekte hiç var olmamış gerçekliği ortaya serer fakat “bir anlığına var “olan “bir anlamı taşır” yanı “bir çiçek düşünün” solduğunda belkide ilk defa gerçekten açmış olur aynı “bedenin dönüşüm kimliğin” ve “varlığın çözülmesi” yer alır
Dönüşüm “nihai bir varlık değil” sadece “kaybolan bir düşünceyi “temsil eder her ruh yokluğunda “kaybolan bir anlamın bir çöküşün” bir çözülüşün “ta kendisi” yer alır ve kaybolan her anlam varlıkların derinliklerinde yanlızca başka bir evrenin doğuşunun habercisidir.
Her kimlik “birer iplik” gibi kendi üzerine sarılırken “kendi özünden ayrılır” sonrası her iplik varlığın tam ortasında “bir boşluk taşır” o boşluk “çözülmenin başlangıcı” yer alır “kimlikler yok olduğunda” varlık kaybolmaz sadece “gerçeklik kaybolur” ve kaybolan gerçeklik bir delikte “kendini unutur” her şey birer “belirsizlik parçası “haline gelir
Bedenin sınırları varlığın sınırları bir düşücenin sınırları da öyledir ve bir düşünce çözülmeye başladığında “sınırlar dağılır “her şey sürekli “bir kayma yaşar” gerçek her bir parçaya ayrıldığında “bir bütün olmayı reddeder” ve bütün artık “bir tek delik hali ne” gelir varlıklar “sadece boşlukların yankıları “haline gelir ve varlıklar da zaman la kaybolan bir ses gibi çözülür
Sonrası sesler “kurtuluş titreşimi” ile “nota” haline gelir getirilir “kurtuluş bir arayış değil bir kayboluştu” kurtuluş sadece kaybolan bir kimlik olduğunu kimse farketmez fark edemez “her kesin zihinleri benlik” içinde olması bilselerdi “kaybolmak özgürleş miş ve de özgürleşmek”yaşayarak bilirlerdi kaybolduğunda her şey den arınmış olma sı ve kaybolduğunda “gerçek gerçeklik” işte o zaman insanoğlunu bulur seni buldu ğunda “senin kaybolmuş olduğunu bile anlamaz” kurtuluş bu kaybolmada “saklı” yer alır “aynı otel odasında gerçegi sadece gerçegi yazan saklı şifa” gibi ve kaybolduğun da geriye sadece “derin bir boşluk kalır” yeni bir sayfa gibi.
“BU SAHNELER VE ÖNCEKİ SAHNELER ÇOK ÖNCEDEN SAKLI BABA BÖLÜMLERİNDEN ALINMA”
Yaptığın başarıların üretimlerin başkaları tarafından “ihanet” yapmanı isteniyorsa ve kendi “gerçeğine” sanatına mesleğine “ihanet yaptığını” belirler “artık ordan gitme ve de boşluğa dönme vaktin gelmiş.
Her kurtuluş “bir yanılsama üzerine inşa edilir” kurtuluş aramak “bir çölün ortasında su bulduğunu sanmak”serap gibi ve “bir su damlası gerçekten uzaklaşan bir hayal haline gelir” ve “o hayal kaybolmuş” bir zamanın zamanların tuzlu suyu haline gelir
Gerçek “sadece kaybolan bir varlıkta” açığa çıkar ve kaybolan her şey aslında her zaman var olmuştur kurtuluş bir varlık değili defalarca yazdık bir kaybolan süreç kayboldukça her şeyin içindeki “boşluk büyür” ve boşluk kaybolmuş olanın “en derin gerçeği”yer alır.
Yazar yazdığı gibi yazar “aklı erdiği kadar” hiç bir şey karışık değil karışık olan okurken “akıl zihinler karışık”olmasından kaynaklanır her boşluk tireşim her boşluk seslerin haykırışların farklı fragansta toplanışı yer alır
Bunları toplamak kurtuluş varlığına dönüşmek dönüştürmek sesleri titreşimleri nota halinde dizmek melodiyi kendince uyarlamak “daha derin bir var oluşun çözülme” ve veya “kaybolma ve belirsizlik” üzerine edilir “bazende varlığın arkasından” sadakatsiz olarak kimlikleştirirler ve “zamanın çıkar fırsat varlıkları” kendi dönüşümün içinde çözülürler
Yazar yazarken”belirsizlik üzerine yazdı ki” her metre kare kendisi o melodiyi insanoğ lu felsefeli tekrar “akıl zihinlerinde” yeni den yazması için bir kolaylık sağlar ve bu evrenin” insanın ontolojik doğası sürekli” bir kaybolma dönüşüme ve nihayetinde gerçekliğin kayboluşu etrafın da dönüyor “olması” kurtuluş ise bu kaybolmada bu çözümleşmede bulunuyor bu çözülme varlıkların”gerçekliğe ulaşması değil” aslında gerçekliğin yok olma süreci olduğunu gösteriyor.
MAĞARA DERİN ŞEKİLENEN BİR GÖRÜNTÜSÜ VE LAMİRENT KARANLIĞIN DİĞER YÜZÜ VE DE DAVRANIŞLARI DAHA İYİ TANIMAK
Bazen insanlık hakları ve başarıları başkaların yazı ve düşünçeleri markalarını kopye ederek reytin kazanmak için “reklam alırlar” işte insanlık bu kadar çözümlenmemiş ve de evrim geçirmiş kendi yasalarını uygular reklamı alanlarda aynı katogoride yer alır başarısız sadece zamanın getirdiği zamanın içinde üstün akıl diye adlandırılan dünya da tek biz vartız akıllarıyla orta merkezde etrafında insanların kayan yüzlerini gördük ce başları döner ve “bir den orta merkez çöker” işte sonlarıda “son durakta” dünyanın sonunu gösterir “geriye dönecek dünyaları ve dünyayı bile göremez olurlar” evren için de sadece “kara delikten safra” diye başka bir evren boşluğuna geçer giderler ve yok olurlar.
Çok derin bir soru ve çok ilginç “bir yöne kayar” her zaman “platon ‘un mağara alegori sinde “derin şekilere” daha da öteye geçerler çünkü “burada ki kurtuluş mağaranın dışına çıkmak değil” mağranın kendisini anlamak ve mağradan çıkarken kaybolmak üzere bir yolculuğa sokar “şimdi bu noktaya bakalım” bu noktada varoluşsal bir kurtu luş arayışı “arayışını belirsiz” ve de “çözülme sürecinde” nasıl kaybolduklarına ve veya nasıl kaybolduğumuza bakalım “varsayarak kaybolduğumuzu” nasıl bir lamirette ve sonsuz sonsuzluk içinde olunan andır “anlamlı kaybolmamız başlar”
Her zaman dolaştığımız “yer ve yerleri kişi ve kişileri” keşfetmeye başlamamız ise “gerçek gerçekler için de arayış olur “burada bir yol değil” bir lamirette veya mağralar da “şekiler alarak” kaybolma haline dönüşür
Gerçekten bu sefer çıkmak mı istiyoruz sorusu “zihinlede dolaşır” gene de dışarıya doğru bir yolculuk “başlar” bu da “geçmişin ve geleceğin en büyük yanılsama” hali alır zihnin gene “burası dar burası karanlık” diye bağırdığında “bir dünyada bize dayatı lan baskı zülümler” gene “özgürlüğün” aramakta başka çare kalmaz “ama gene içsel ruh” der “işte gene özğürlüğü dışarlarda değil” olduğunu gene “sesler içinde” ikazlar içinde yanılgıyı yansıtılanı anlarız “sadece dışarısı daha başka bir mağara başka lamirent artık zihin durma hali alır “zihin gerçegin dışarda aradığı aradığın”yol gene “bir yanılgıya bu sefer mağranın ötesinde de” bir yere çıkar ve zaman süre içinde dönüşüme dönüşümler için de şekilenir.
Mağralar lamiretler zihinleri dağılan insanlarla insanların kendi gölgeleriyle gölgelerin de kaybolurlar ve de yok olduğu kaybolduğu yer olur zihin dışarıya çıkma yoluvarmı sorusu içsel ruha söyler diğer içsel ruh yada belki de mağralar lamirentler bizim parça mız der ve endişe çelişkiye dönüşür bu sefer de “şüphe teydah” olur dışarda var olan her şey de” yine bir başka mağraların lamirentlerin”burası gibi bir yansıması nı der artık zihine başka mağra lamirent devreye girer artık yorulur bir boşluktaymış gibi belirsizlik ve bir kaybolmuşluk başlar.
Kısa süre sonra gene arayış başlar bu sefer ne bir başlangıç ne de bir son içerir işte bu da varolmanın çarkı gibi yer alır “bir hiç” gibi içindeki yolculuk başlar zihin der dışa rı çıkmaya çalıştıkça sadece içine çekildiğini anlar ve “her adımda korku başlar” bu sefer daha çok kaybolduğunun “farkına varır” der burası sadece “bir geri dönüş süreci “her çıkış bir başka çıkmazın başlangıcı olduğunu “keşfeder” ve içeri girdiğin de kendi ni kaybettiğin her an bir başka yönün “bir başka boyutun “daha açıldığını yer olduğu nu anlar ve de “her kayboluş” yeni bir “varlık katmanı” eklenir ve “her katman” bir çıkmazın derinleşmesini anlar zihin.
Gene kurtuluş zihinde yer alır gene içsel ruh kurtuluş çıkmak değili defalarca ikaz eder kendi kaybolmuşluğunda kaybolmandır gene ikazlar eder “diğeri içsel ruh” ise kaybolan aslında senin gerçekten var olan bir şeyin der bu sefer zihin varlığını bilme diği anlarda içindeki “boşluğu kabullenmen gerekir der” gene devam eder “belkide bu en büyük özgürlük der”zihin düşünür “özgürlük” bir varlık değil “bir hiçbiriliktir” lamire tin içide içinde dolaşan “her şey belirsizlik” olduğunu anlar
Lamirenttin içinde dolaşan varlıklar sonsuz bir yankı gibi birbirine bağlılığı yer alması nı anlar ve “bu da her yankı” yeni “bir kayboluşu kaybolmuş” gerceğini izini taşır gerçek “kayboluşlar kaybolmuş” bir “sesin kendisi” olduğun anlar ve bu yüzden bu yola yürüyen “hiç bir ruh gerçek kurtuluşa ulaşamaz” çünkü gercek her kaybolduğun da bir sonraki kayboluşun peşinden sürüklenir hali yer alır
Gerçek kurtuluş dediğiniz şey “bir çıkış değil bir kayboluşun hali” ve de kaybolan aslında ise “kendi gerceğini bulur”artık onun gerçekliği “bir başka kayboluşun parçası haline gelir” ve belki de varlık kendi kaybolmuşluğunun içinde “özgür oluşudur” o özgürlük sadece bir yokluktan ibaret.
Gerçek bir kurtuluş kaybolmuşluğunda değil o kaybolan şeyin kendisinde gizli kalır bir yoklukbir belirsizlik bir çözülme alır çözüldükçede her şey yeniden bir bütün haline gelir bu bütünlük hiç bir parçası tam bütünlük olmaz kaybolmuş bir zamanın ve veya o zamanın içinde kaybolan içsel ruhları ve ruhların bir yankısı yer alır.
Artık burda “bir mağaranın içinde şekiller ve de lamirentler “bir olayın bakış açına bağlı “bir içsel bir bakış açısıda yer alır “ne mağra içine ne de mağradan çıkmak” akıllıça değil veya bir yol bulmakta değil “bunlar zihinleri bozan” düzmece santraç oyunu gibi “lamiret içine itilen zihinler” ve de içinde “dolaştırılan dolaşmak” gibi hal alır
Bu tür sonsuz dolaşım da her beden içinde “nefis çıkar fırsat “içinde kurtuluşu aramak olurken “bu da sonsuz kayboluşa yer açar” bu sefer de her çıkış aramak “yalaka nam körlük” oyununa girmeye “zorlar zorlatır” bu da başka başka insanlığa yakışmayan kirli oyunlara” iter itilir” bazende “övünmek sırt sıvazlamak” bu hepten psitratik vaka psikolojik ruh haline dönüşür artık bir hero olur “hero dediğimiz sahte kahramanlığa” girer hali olurken “bu sefer karanlıktan daha karanlık” dehlizlere “kulaç atar” bu da kurtuluş tan çıkmak için bazen “bukalimun” bazende “maskeli balolarda maskelerini” ve veya şaşkınlıklar içinde şaşmış olarak “maraton kaçış” hali yer eder ve “kaybolmuş ların kaybolmuşluğun” içinde bu sefer gerçekleri aramaya başlar “hayırrr hayır hayır ” gene o boşluk ta “yeni kimlik arar ve kaldıkları yerden devam ederler “eskiden beri gelen yansımalar” bu sefer daha çok devam eder ederler ve de ettirir ettirerek gider.
HER ŞEY KAYBOLDUĞUNDA “SADECE VE SADECE” KAYBOLMUŞ BİR BOŞLUK KALIR
Bu boşluklar varlıkların çözülmesiyle daha da büyür buradaki kurtuluş içsel kaybol muşluktur ve de belirsizlik belirsizlikle de uyumsağlamayaçalışır gerçek belki de hiç bir zamankaybolmayan bir hiçlik bu boşluk gizzemli bir sonsuzluk bir kapanma değil bir açılma noktası ne varki açılma aslındaderinleşen bir karanlıkta daha da kaybolmak “ne ne gibi düşünmelerin” de de “bir bakış açısı seni aradığın deliktemi sorusuyla “hep çelişkili yaşanın” içinde yer alır.
Boşlukta dolaşan oteldeki adam çok gizzemli drin düşünçelerine girmemek için bu kefiyli yolculukta kendini biraz olsun bulur bazen evrenin derinlerine dalmak bazen gerçekten kafa karıştırıcı diye kendinçe yorum yapar gene de o adam ve sahnede ki adam kendi senaryosunda ve ya yazarken tatmin edişçi kendine olabiliyor bunu da yazarken ve ya sahnede içsel ruhu ile yapabiliyor bazen de gülmek iyi gelir bir denge kurmak için biraz da gülümsetici “bir şey yazmadan veya oynamadan” geçemiyor bitiremiyor
GÜLMEK GÜLÜMSETMEK
Evrenin derinliklerinde “kaybolduk” bir noktada kendi “yankılarımızı” duyduk sonrada bir bakışla burası gerçekten “ne kadar karanlık” dedik ve belki de kaybolmuşken bir an biraz “ışık bulsak” ne olur diye düşündük ama “işte ışık da kayboldu” ya da belki biz ona “ışık demiştik” kim bilir evrennin “o kadar köşesi” var ki her köşe başka bir “kayboluşun” izlerini taşır halini fark ettik.
Bizde bu sefer bu karanlıkta kaybolan birer yıldız olduk ama yıldız dediğin ne ki her kes kaybolduğunda her kes kaybolmuşken bütün o karanlık aslında bir tür gülümse me haline gelir ne varki gerçekten kaybolmuşuz en azından bu kayboluş biraz da gülümsetti
İşte bu yüzden de “kafayı evrenle buluşturup” bu dünya haline birazda ha gülümse mek gerek değilmi biraz kaybolmaak belki de kaybolan bizlertiz bir şekilde kaybolur ken biraz gülmek gerek değil mi birazolsun sahneyi yazıyı kapatalım derken hem derin hemde hafif bir dokunuşla çok keyifli derinlere dalarak bitirelim.
Bir demir yıgını gemi değiliz dedikya işte tam bu noktada hayatın derinliklerine gitme den önce biraz daha “yüzeyden kalıp” bir kahkaya patlatmak gerek“bu şarlatan çıplak kral herolar donkişotlar maskeler bukalimunlar her yöne dönen sarhoş tekerlekler yalaka nankörler fırastcı nefis doyumsuz evrişmleşmemiş insan olmayan yaratıklara.
Evet bazen denizin üstünde olmalı “gemiyi batırmamalı “bir “mauna ağacından” gemi yapmamak gerçekten “derinlikte kaybolmamak” evet biz sadece “birey insan oğluyuz” her an şaşar beşer derler ya derinliklere yeniden görülecek geriye “bir şeyler bırakıyoruz” gelecek nesillere “ola ki” anlayış “insanlığı idrak etmeye davet ederek” yüzeyin sakinliğinde buluşabiliriz.
Görüşme ve “kaybolma ve buluşma” arasında “hep bir çizgi” vardır her şey yakından yakındır
Saklı baba ve doğuşu bölümünden 1250 sayfa içinden kısa alıntı gerçek yazılan ve de gerçek hayattan sahnelerin
Allah Tanrı de zikret
Çoban